Genel Bakış

Ünlü fantastik eser yazarı Terry Pratchett’i anmadan olmazdı mantar zehirlenmedi konusu. Kendisi mantar yemekten zevk alan ve mantarlarla ilgili bu efsane sözü ile bu onuru hak etmiştir. Dünyada 5 ila 10 bin arasında mantar türü bulunmaktadır ve 100 kadar çeşidinin zehirli olduğu bilinmektedir. Ülkemiz ve diğer bazı ülkelerde bilinçli mantar tüketiminden kaynaklı zehirlenmeler ön plandayken diğer ülkelerde çocukların bilinçsiz tüketimi nedeniyle zehirlenmeler görülmektedir. Tüketilebilir mantarlar ile zehirli mantarların görsel olarak birbirine benzemesi ve yanlış tanınması sonucu yüksek miktarda tüketimi görülebilir. Mantar tüketimi sonrası hekimlere mantarın bir fotoğrafının gösterilmesi ya da özelliklerinin anlatılması önemlidir. Normalde mikolojistlerden yardım alınması önerilmesine rağmen ülkemizde bu tür bir veri tabanı bulunmamaktadır. Fakat bazı sorular bize yol gösterici olmaktadır.

Bu sorular arasında;

  • Mantarı ne zaman tükettiniz?
  • Mantar yedikten ne kadar süre sonra şikayetleriniz başladı? Bir defa mı yoksa ardışık öğünlerde tükettiniz mi? Ardışık tüketim varsa tekrar ısıttınız mı?
  • Birden fazla mantar türü tükettiniz mi?
  • Sizinle birlikte mantar tüketen kişilerde benzer şikâyetler başladı mı?
  • Mantarı bütün halinde mi yoksa küçük parçalar halinde mi tükettiniz?
  • Mantarı pişirdiniz mi? Nasıl pişirdiniz?
  • Mantar ile alkol aldınız mı?
  • Topladıktan ne kadar süre sonra tükettiniz? Plastik torba içine koydunuz mu? Saklama süresince üzerinde yapışkan bir tabaka oluştu mu? Topladıktan sonra yıkadınız mı?
  • Topraktan mı yoksa ağaç üzerinden mi topladınız?

Bu soruların her birisi hastanın durumunu ve zehirlenmenin ayırıcı tanısını-şiddetini belirlememizi sağlar. Yağışlı geçen ilkbahar ve sonbaharda mantar zehirlenmelerinin artması normaldir. Aynı zamanda yenen mantarın miktarı, mantarın olgunluğu, mevsim, bölge ve hazırlanış şeklinin zehirlenmede etkisi olduğu bilinmektedir.

Gastrointestinal bulgularla ilerleyen mantarlar

Mantar tüketimine bağlı en sık görülen bulgular gastrointestinal sistem ile ilgilidir. Diğer sistemleri hedef alan mantar türlerinin birçoğu gastrointestinal sistem toksisitesi de göstermektedir. Bu nedenle başvuru anındaki kliniği ve biyokimyasal değerlerin takibi süresince gastrointestinal sistem takibi de unutulmamalıdır.  Agaricus placomyces,A. semaotus, A.xanthodermus, Boletus ailesi, Hygrophoropsis aurantiaca (Coprinus türleri), Entoloma sinuatum, Mycena pura, Omphalatus illudens, Russula emetica, Scleroderma citrinum Tricholoma sulphureum ve T.saponaceum en sık gastrointestinal bulgulara neden olan türlerdir.

Klinik

Genellikle erken başlangıçlı (ilk üç saat) bulantı, kusma, ishal ve karın ağrısı ile kendini gösterir. Kendiliğinden 24 saat içinde geriler. Coprinus atramentarius (gri mürekkep mantarı) ise koprin isimli toksin (ya da metaboliti) nedeniyle alkol metabolizmasındaki aldehit basamağını inhibe eder. Bu nedenle alkol ile alımlarında disülfiram benzeri etkiye neden olur. Etkisi beş gün kadar sürebilmektedir. Ampulloslitocybe clavipes koprin içermemesine rağmen benzer bir etkiye neden olur.

Tedavi

Semptomatik destek tedavisi önerilmektedir. Sıvı-elektrolit dengesine dikkat edilmeli ve mümkünse mantarın türü belirlenmelidir.

Hepatotoksik etkilere neden olan mantarlar

Siklopeptid isimli potansiyel hepato-toksinleri içeren mantar türleri yağlı dejenerasyona ve sentrolobüler nekroza neden olur. En bilinen toksinler ise amatoksin, fallotoksin ve virotoksindir. Amatoksinler en tehlikeli toksin gurubudur, fallotoksinin absorbsiyonu çok iyi olmadığından genellikle sadece gastrointestinal semptomlara neden olurlar. Virotoksinlerin ise insanlarda zehirlenmeye neden olmadığı öne sürülmektedir. Amanita phalloides (köy göçüren, evcik kıran), Amanita virosa (ölüm meleği) , Amanita bisporigera, Amanita ocreata, Amanita verna (aptal mantarı), Galerina autumnalis, Galerina Marginata (kukuletalı mantar) ve Lepiota (yalancı dede mantarı) ve Conocybe’nin bazı türleri bu tür hepatotoksinleri içerir. Bu guruptaki mantarların dünyada meydana gelen mantarlara bağlı ölüm vakalarının %90’ından sorumlu olduğu unutulmamalıdır.

Klinik

Amatoksinler oldukça stabildirler ve ısı ile yok edilmezler. DNA-bağımlı RNA polimeraz II’ye bağlanırlar ve bu nedenle transkripsiyon için gerekli olan uzamayı inhibe ederler. Traskripsiyonu engellediği için protein sentezi durur ve hücreyi ölüme götürür. GİS kanal hücreleri, hepatositler ve böbrek tübül hücreleri gibi yüksek protein sentezi ihtiyacı olan hücreler bu inhibisyondan daha fazla etkilenirler. GİS’ten kolayca emilen amatoksinler  %60 oranında enterohepatik siklusa girer ve 90-120 dakika sonra idrarda saptanabilir. Toksik doz ise amatoksin için 0,1-0,2 mg/kg’dır ve bir amanita phalloides 10-15 mg amatoksin içermektedir.

Alımdan 5-24 saatlik bir latent periyoddan sonra bulantı, kusma, karın ağrısı, sulu ishal, hipotansiyon, taşikardi, elektrolit imbalansı ve laktik-metabolik asidoz gibi gastrointestinal toksisite bulguları ortaya çıkar. Latent evre ne kadar kısa ise toksiste o kadar ciddidir. Bu ilk dönemde ölümler elektrolit imbalansı nedeniyle olmaktadır. İkinci dönem ise 18-36 saat sonra görülmektedir. Karaciğer enzimleri yükselmesine rağmen görece klinik bir iyileşme izlenir. Bu dönemde taburcu edilen hastalar birkaç gün sonra hepatik ve renal yetmezlik ile tekrar başvururlar. Üçüncü dönemde ise hepatik sentrolobuler nekroz sonucunda sarılık ve hepatik yetmezlik görülür. Alımdan genellikle 2-6 gün sonra karşımıza çıkan bu dönemde koma, hipoglisemi, DİC tablosu ve kanamalar görülebilir. Asetotübüler nekroz sonucu böbrek yetmezliği izlenebilir. Ölüm genelde 6-16 gün sonra görülür. Ensefalopati, metabolik asidoz, ciddi koagülopati ve hipoglisemi önemli prognostik bulgulardır.

Tanıda öykü, mantarın türünün anlaşılması ve fizik muayene önemlidir. Her ne kadar HPLC ve radyoimmunassay çalışmaları ile amatoksin varlığı vücut sıvılarında gösterilebilse de rutin kullanıma geçmemiştir. Meixner (Weiland testi de deniliyor, Oxford Reference Toxicology ve birçok kitapta Meixner testi olarak isimlendiriliyor) testinde gazete kağıdına mantarın suyu damlatılarak kurutulması beklenir sonrasında konsantre hidroklorik asid damlatılır. Mavi renk amatoksin varlığını düşündürür. Fakat Meixner testinin özgüllüğü ve duyarlılığı bilinmemektedir ve diğer toksinlerle çapraz reaksiyon verebilmektedir.

Tedavi

Semptomatik sıvı replasmanı ve asidozun düzeltilmesi önemlidir. Amanita phalloides alımından şüphe edilen vakalar asemptomatik olsalar bile 24 saat gözetim altında tutulmalıdır. Mantarın türünün belirlenmesi çok önemlidir.

Oral aktif kömür tekrarlayan dozlarda uygulanabilir. Amatoksinin enterohepatik siklusa girdiği ve aktif kömür uygulamasının bu döngüyü bozduğu bilinmektedir. Fakat kontrollü çalışmalar bulunmamaktadır. Uygulama öncesi hastanın kusmasının engellenmesi ve solunum yolunun güven altına alınması gereklidir.

Üre, kreatinin, tam kan sayımı, karaciğer fonksiyon testleri ve elektrolitler temel laboratuvar verileridir. Semptomatik hastalarda kan gazı değerlendirmesi de yol gösterici olabilmektedir. İdrar çıkımı ve buna göre hidrasyonun düzenlenmesi gereklidir. Karaciğer fonksiyon testlerinde bozukluk varsa karaciğer yetmezliğinin en kullanışlı prognostik testi olan protrombin zamanına bakılmalıdır. Hipoglisemi açısından hasta takip edilmelidir. Hipoglisemi nedeniyle konvülsiyon ve koma gelişebileceği unutulmamalıdır. Tek ve kısa konvülsiyonlara müdahale edilmesine gerek yoktur fakat diğer konvülsiyonlar algoritmaya uygun şekilde tedavi edilir.

Değişik tedavi yöntemleri yıllardan bu yana denenmesine rağmen mantar zehirlenmelerine özgün bir antidot bulunmamaktadır. Deneysel modellerde penisilinin amatoksinin karaciğere alınmasını engellediği yönünde veriler bulunmaktadır. Bu nedenle benzilpenisilin 0,5 milyon ünite/kg/gün (300,000-1,000,000 ünite/kg/gün) olacak şekilde 2-3 günlük infüzyon verilebilir. Bu tedavi yönteminde böbrek fonksiyonları sıkı takip edilmelidir. Benzilpenisilinin çok hızlı verilmesi konvülsiyonlara neden olabilir ve penisilin alerjisi dışlanmış olmalıdır. Deve dikeninden elde edilen silibinin de ABD’de preparatı olmamasına rağmen Avrupa’da kullanılmaktadır. 20-50 mg/kg/gün dozu ile verilmektedir. Karaciğer ve böbrek yetmezliği klasik yollar ile tedavi edilir fakat karaciğer nakline sıklıkla gerek duyulmaktadır. Bunun dışında duedonal aspirasyon ile amatoksinlerin enterohepatik siklusunu kırma, NAC, erken plazmaferez, hemodiyaliz ve hemoperfüzyon, steroid, simetidin (4-10 g/gün)  ve thioctic asid kullanımı diğer tedavi yöntemleridir. Fakat bu tedavi yöntemlerinin hiçbirinin kesin yararlı olduğuna dair veri bulunmamaktadır. Protrombin zamanı uzamış hastalarda taze donmuş plazma ve vitamin K verilmiş olmasına rağmen çoğu vakada yanıt alınamamıştır.

Hematolojik etkilere sahip olan mantarlar

Ağaç gövdesinde yaşayan Paxillus involutus isimli mantar hematolojik etkileri ile ün salmıştır. Bu mantar tüketildiğinde IgG’yi de içeren bir mekanizma ile hemolitik anemi görülebilmektedir. Ağır hemoliz durumunda ve şok geliştiğinde akut böbrek yetmezliği gelişebilir. Hastalara semptomatik destek tedavi verilir. Renal yetmezlik durumunda diyaliz göz önünde bulundurulmalıdır, aynı zamanda plazma değişimi de muhtemel immün komplekslerin temizlenmesi için kullanılabilir. Gastrointestinal sistem etkilerinden sonra immün hemolitik anemi,hemoglobinüri, oligüri ve renal yetmezliğin görüldüğü ve Tricholoma, Paxillus ve Lyophyllum türlerinin neden olduğu duruma Paxillus sendromu adı verilmiştir. Armilla Mellea ise çiğ yenildikten sonra hemolitik etki gösteren bir diğer mantar türüdür.

Nefrotoksik etkilere neden olan mantarlar

Orellanin ve orellin gibi bir dizi nefrotoksinin bulunduğu mantar türlerinin tüketilmesi ile böbrek yetmezliği görülebilir. Cortinarius rebellus (örümcek mantarı), C.orellanus (aptal mantarı) ve bazı diğer Cortinarius türleri orellanin içermektedir. Orellanin alımından uzun bir süre sonra interstisyel nefrite ve akut tübüler nekroza neden olmaktadır. Bu süre 7 günden 21 güne kadar uzayabilmektedir. 2-amino-4,5 hexadienoik asit içeren Amanita smithana, Amanita abrupta, Amanita proxima ve Amanita pseudoporphyria ise tüketimden 6-24 saat sonra akut tübülopati nedeniyle böbrek yetmezliği yapmaktadır. Bu mantar türlerinde 2-amino-4,5 hexadienoik asit etken olarak gösterilse de kesin veri bulunmamaktadır.

Klinik

Cortinarius zehirlenmesi de Amanita zehirlenmesi gibi 3 evre halinde ilerlemektedir. Birinci evre latent evredir. Bu evre alımdan sonra en az 36 saat sürmektedir nadiren 17 güne kadar uzayabilir. Latent evre ne kadar kısa sürerse toksisitenin o kadar ağır olduğu bilinmelidir. 6 günden fazla süren latent fazda uzun dönem etkiler beklenmezken 2-4 gün süren bir latent evre görülmesi halinde renal yetmezliğin geri dönüşümsüz olduğu düşünülmektedir. İkinci evre ise prerenal evredir. Bu evrede bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı,  baş ağrısı ve gastrointestinal sistem bulguları ön plandadır. Güçsüzlük, kas ağrıları, tinnitus ve nöbet eşlik edebilmektedir. Üçüncü evre renal evredir. Hastaların 50-70%’sinde renal etkiler görülür ve 10-15%’inde kronik renal yetmezlik ortaya çıkmaktadır. Lökositüri, proteinüri, hematüri ile kendini gösteren intersitisyel nefrit oligüri ve son olarak anüriye ilerler.

Tedavi

Semptomatik destek tedavi uygulanır. Diyaliz ihtiyacının erken dönemde fark edilmesi gereklidir ve Cortinarius zehirlenmesi sonrası bazı hastalarda renal transplantasyon uygulanmıştır.

ÖZET- SONUÇ

Mantar zehirlenmesi fazlası ile geniş bir konudur. Dünyada var olan zehirli 100 kadar mantar türünün her birisini ayrı ayrı incelenmesi mümkün değildir. Bu yüzden bu yazıda Oxford Desk Reference Toxicology kitabının sınıflandırması temel alınmıştır. Ülkemizde görülen mantar türleri ve zehirlenmeleri, tedavi yöntemleri ve sonuçları toksikoloji ile ilgilenen hekimler sayesinde ortaya çıkacaktır. Bunun dışında mantar.pro internet sitesi ülkemizdeki mantarların görselleri için gayet iyi bir internet sitesidir.

Referanslar

  1. Berger KJ, Guss DA. Mycotoxins revisited: Part II. J Emerg Med 2005;28(2):175-83.
  2. Diaz JH (2005). Syndromic diagnosis and management of confirmed mushroom poisonings. Crit. Care Med, 33;427-36.
  3. Kibby G (1997). An illustirated guide to mushrooms and other fungi of Britain and Northern Europe. London;Parkgate Books Ltd.
  4. Levine M, Ruha A-M, Graeme K, et al (2011). Toxicology in the ICU Part 3; natural toxins. Chest;140; 1357-70.
  5. Fungi of Europe; http://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Category:fungi_of_europe&pageuntil=Dacryonaema#mw-pages
  6. Brayer AF, Schneider SM. Mushroom poisoning. In: Tintinalli JE, Kelen GD, Strapczynski JS. (ed.s) Emergency Medicine ‘AComprehensive Study Guide’, FACEP. Sixth edition; Mc-Graw- Hill. 2004; p.1242-46.
  7. Yilmaz A, Gursoy S, Varol O, Nur N, Ozyilkan E. Emergency room cases of mushroom poisonings. Saudi Med J. 2006;27(6):858-61.
  8. Durukan P, Yildiz M, Cevik Y et al. Poisoning from wild mushrooms in Eastern Anatolia Region: Analyses of 5 years. Hum Exp Toxicol. 2007; 26 (7):579-82.
  9. Nick Bateman, Robert Jefferson, Simon Thomas, John Paul Thompson, and Allister Vale, Oxford Desk Reference,2014 ,Oxford University Press.
  10. Bonacini, Maurizio, et al. “Features of patients with severe hepatitis due to mushroom poisoning and factors associated with outcome.” Clinical gastroenterology and hepatology 15.5 (2017): 776-779.
  11. Schmutz, Maxime, et al. “Mushroom poisoning: a retrospective study concerning 11-years of admissions in a Swiss Emergency Department.” Internal and emergency medicine (2016): 1-9.
  12. Karahan, Samet, et al. “Acute Pancreatitis Caused By Mushroom Poisoning: A Report of Two Cases.” Journal of investigative medicine high impact case reports 4.1 (2016): 2324709615627474.
  13. Diaz, James H. “Mistaken mushroom poisonings.” Wilderness & environmental medicine 27.2 (2016): 330-335.
0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta

Değerli Toksikoloji takipçileri;

olarak Temel ve İleri Toksikoloji kursumuzu Ankara Üniversite Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'ında 17 farklı şehirden, Acil Tıp dışında pediatri uzmanları'da olmak üzere 34 katılımcı ile başarıyla tamamladık.

Toksikoloji konularında otör eğitmenlerimiz ve güçlü kadromuz (http://tatdtoksikoloji.org/etkinlik/toksikoloji-kursu-ankara) ve katılımcılarımız başta olmak üzere;

Kurs koordinatörümüz Prof.Dr.Arzu Denizbaşı’na, Lokal koordinatörümüz Uzm.Dr.Bulut Demirel’e, Kursumuzun sıcak bir ortamda geçmesi ve bizlere ev sahipliği yapan Doç.Dr.Müge Günalp Eneyli’e teşekkür ederiz.

TATD Toksikoloji çalışma grubu için; bizi twitter'da takip edebilir (@tatdtoksikoloji) ve görüşlerinizi bizimle (www.tatdtoksikoloji.org ve [email protected]) paylaşabilirsiniz.

Saygılarımızla

Türkiye Acil Tıp Derneği

Toksikoloji Çalışma Grubu adına

 

 

0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta

Değerli Acil Tıp Uzmanları;

Üzerinde çalıştığımız projemiz “TOXIPAPER” hayata geçiyor.

Editörlerimiz ve çalışma grubu üyelerimiz her ay güncel, merak edilen ve günlük hayatımızda etkileri olacak makaleleri sizler için derleyip aylık yazılara haline getirecek ve bu yazılar sizlerin takibine sunulacak.

Umarım bu projede her zaman ki enerjinizle bizimle beraber yol almaya,tartışmalara aktif katılmaya ve günlük hayatımızda toksikoloji literatürünü takip devam etmeye hazırsınızdır.

Hazırsanız 15 Aralık 2017 tarihinde bu uzun ömürlü maratona başlıyoruz.

Her birinize şimdiden ilginiz için teşekkür ediyoruz.

Saygılarımızla

Türkiye Acil Tıp Derneği
Toksikoloji Çalışma Grubu adına

0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta

Değerli Arkadaşlar,

Bildiğiniz üzere Toksikoloji’nin Acil Tıp Anabilim Dalına Yan Dal olma süreci başladı.

Öncelikle bu eğitimi vermeyi hedefleyen üniversitelerde akademik teşkilat yönetmeliği doğrultusunda Toksikoloji bilim dalı kurulıuş aşamasında Acil Tıp AD başkanları tarafından Toksikoloji bilim dalının açılmasının gerekçelerini içeren bir gerekçe metni hazırlanmalıdır.

Bu gerekçe metninde, Toksikoloji Yan Dal eğitiminin bahsi geçecek klinikte; neden başlaması gerektiği, bu klinikteki toksikoloji hasta potansiyeli, bu eğitimin kliniğe ve topluma olacak olan potansyel faydalarının neler olduğunun detaylı bir şekilde yazılması beklenmektedir. Verilen verilerin istatistiki verilerle desteklenmesi iyi olacaktır.

Gerekçe metni; bölüm başkanı ve dekanın ortak görüşü alınarak Üniversite Senatosunda görüşülmek üzere Rektörlüğe gönderilecektir. Sonrasında Üniversite Senatosunun uygun görüşü ile Yüksek Öğretim Kurumu’nun onayına sunulacaktır. Program kabulunden sonra TUK Yan dal asistan kadrolarını belirleyecektir.

Bilim dalı kurulduktan sonraki süreçte Toksikoloji Bilim dalı başkanı, bilim dalında varsa profesörleri, bulunmadığı takdirde doçentleri, bulunmadığı takdirde yardımcı doçentleri, yardımcı doçent de bulunmadığı taktirde öğretim görevlileri arasından, bilim dalında görevli öğretim üyeleri ve öğretim görevlilerince seçilir ve bir hafta içinde dekan tarafından atanır.

Toksikoloji Yan Dalı kurulması için aday olan klinikler bünyesindeki eğitici adayı olan kişilerin özgeçmişlerinin, toksikoloji alanındaki tecrübelerinin, toksikoloji eğitici belgeleri ve sertifikalarının ibraz edilmesi önemlidir.

Bilim dalı kurulu, o bilimdalında görevli profesör, doçent, yardımcı doçent ile öğretim görevlilerinden oluşur. Bilim dalı kurulu, ders programlarının, araştırmaların hazırlanma ve uygulamaları ile ilgili önerilerini bilim dalı başkanına sunar.

Eğer bahsi geçen anabilim dallarında yeterli sayıda eğitici yok ise, Farmakoloji veya Adli Tıp anabilim dallarından öğretim üyesi desteği istenebilir.

Konu ile ilgili daha detaylı bilgiye ve mevzuata, tıpta uzmanlık kurulunun (TUK) internet sitesinden ulaşabilirsiniz.

Bu sürecin acil tıbba, toksikolojiye ve dolayısıyla toplum sağlığına katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.

Prof. Dr. Arzu Denizbaşı
Toksikoloji Çalışma Grubu Başkanı

0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta

64 yaşında erkek hasta, inşaatta çalışırken kazara, yapıştırıcı olarak kullanılan bir materyalden az miktarda içme sebebiyle 112 ile kliniğimize getirildi. Geldiğinde bilinci açık, koopere, vital bulguları stabil idi. İçtikten hemen sonra başlayan boğazda ve sternum arkasında yanma, bulantı-kusma şikayeti mevcuttu. Fizik muayenesinde orofarinks hiperemik ve epigastrik bölgede hassasiyeti vardı. Acil servise ilk gelişi anında alınan tetkiklerinde herhangi bir patoloji saptanmadı.

Koroziv madde alımı öntanısıyla acil serviste tetkik ve tedavi altına alınan hastanın içtiği sıvının Metil Etil Keton Peroksit olduğu öğrenildi.

1. Metil Etil Keton Peroksit nedir?

Metil etil keton peroksit(MEKP), solvent olarak kullanılan oldukça toksik bir maddedir. Berrak renksiz bir sıvıdır. Bu nedenle su ile karıştırılıp kazara alımlarına rastlanılabilmektedir. Güçlü bir oksitleyici ajan ve aşındırıcıdır (koroziv). MEKP, reçineler sentetik kauçuk ve diğer petrokimyasal plastik üretiminde sertleştirici olarak kullanılır.

2. Nasıl bir zehirlenme tablosuna yol açar?

MEKP diğer koroziv maddelerden farklı olarak, koroziv özefajit bulgularına ek olarak çoklu organ yetmezliği sonucunda ölüme sebebiyet verebilen bir maddedir. MEKP maruziyeti, serbest radikal oluşumuna yol açar ve bu durum lipit peroksidasyonuyla sonuçlanır. Lipit peroksidasyonu ise hücre düzeyinde fonksiyon bozukluğuna, özellikle karaciğer yetmezliği ve çoklu organ yetmezliğine neden olabilmektedir.

MEKP başlıca akut dönemde hepatosit nekrozuna bağlı karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, ciddi metabolik asidoz, koroziv etkisine sekonder ise orofarinks, havayolu  ve larinkste ödem, inhalasyon pnömonisi, gastrointestinal sistemde (GİS) koroziv özefajit, GİS kanaması, perforasyona neden olarak morbidite ve mortaliteye yol açmaktadır. Kronik dönemde ise koroziv etkisine bağlı olarak gastrointestinal sistemin çeşitli bölümlerinde çok ağır striktürler gelişebilmektedir. MEKP insanda küçük miktarda alımlarda bile toksiktir, ancak ölümcül limitin  50-100 ml olduğu varsayılmaktadır.

3. MEKP maruziyeti sonrası neden Bilgisayarlı Tomoğrafi (BT) görüntüleme yapılmalıdır?

Genel olarak en sık rastlanılan klinik koroziv özefajit, gastrit ve hepatik nekrozdur. Klasik olarak koroziv özefajitin geleneksel tanı yöntemi endoskopidir.  Fakat bu hastalarda BT transmural hasar konusunda endoskopiden daha çok bilgi verici olmaktadır. BT görüntüleme tüm gastrointestinal sistem hakkında bilgi verdiği gibi, perforasyonun ekarte edilmesinde oldukça faydalıdır.

Bizim vakamızın BT görüntülemesinde: Özefagus duvarlarında tüm düzeylerde mevcut diffüz kalın heterojen görünüm ve duvar içi hava dansitelerinde belirginleşme, duvar kalınlığında artış izlenmektedir. Ayrıca mevcut tetkikte hiatus düzeyinde hemen duvar lateralinde noktasal hava dansiteleri ve paraözefageal sıvı dansiteleri mevcuttur. İntrahepatik safra yollarında multpl sayıda yaygın hava dansiteleri (pnömobilia) izlenmektedir. Şekil 1 de MEKP maruziyeti sonrası BT görüntüleme de tespit edilen pnomobilia bulgusu gösterilmiştir.

Şekil 1: MEKP kazara oral alımı sonrası 1. günde BT görüntüsü

Literatürdeki vakalarda da benzer BT bulguları mevcuttur. MEKP maruziyeti sonrası gastrointestinal sistemde organ duvarlarında, safra yollarında amfizematöz yaygın gaz oluşumunun görüldüğü bildirilmiştir.

MEKP maruziyetinde, BT Özellikle GİS’te, KC’de ve safra yollarında amfizematöz gaz oluşumunun değerlendirilmesinde, perforasyon varlığının saptanmasında cerrahi endikasyon için oldukça faydalıdır. Ayrıca özefajit için evrelendirme yapılmasını sağlayacaktır. MEKP içen hastalarda BT görüntülemenin tanısal çalışmalara eklenmesi önerilmektedir. BT ile perforasyonun ekarte edilemediği vakalarda ise, çekilebiliyorsa özefogografi (gastrografin gibi suda eriyen maddeler tercih edilmeli, baryumlu kesin kontrendike) bilgi verici olacaktır.

4. Kostik madde alımlarında Bilgisayarlı  Tomografi Evrelemesi nedir?

BT Evrelemesi:

Evre1: Özefagus duvarı normal, ödem yok

Evre 2: Periözefajial dokuda tutulum olmaksızın ödematöz duvar kalınlığı

Evre 3: Periözefajial yumuşak dokulara ödematöz yayılımın vardır, fakat diğer dokulardan ayrımı yapılabilmektedir

Evre 4: Periözefajial yumuşak dokulara infiltrasyonun olduğu, diğer dokulardan ayrımın tam olmadığı, inen aorta ve özefagus  çevresinde lokalize sıvı koleksiyonları tespit edilmesi

5. Tedavi nasıl olmalıdır?

Bu hastalarda klasik koroziv madde alımlarında olduğu gibi gastrik dekontaminasyon kontrendikedir. Koroziv madde alımlarında ki geleneksel tedavi metotları uygulanmaktadır. Akut hepatik yetmezlik bulgusu olan hastalara N-Asetil-Sistein, ciddi metabolik asidoz, böbrek yetersizliği gelişen hastalara ise hemodializ önerilmektedir.  Literatürde MEKP alımı bildirilen yaklaşık 30 hasta mevcuttur. İncelendiğinde bu hastaların yaklaşık 10’nun(%30) mortalite ile sonuçlandığı görülmektedir. 50-100 ml nin üstü alımlar mortaldir.

Bizim hastamızda alım yaklaşık 10 ml civarında idi. Hastamızda akut dönemde ciddi  özefajit saptandı. Tetkiklerinde akut organ yetmezliği kliniği gelişmedi. 3. Gün çekilen kontrol BT’sinde görüntüleme bulguları gerilemişti. Şekil 2’de kontrol BT görülmektedir. Hasta yatışının 8. günü kendi isteğiyle taburcu oldu.


Şekil 2: Yatışının 3. Günü kontrol BT görüntüleme

Hastanın yatışında çoklu organ yetmezliği gelişmemesinin, mevcut tedavinin yanında, alım miktarının az olmasına (yaklaşık 10 ml) bağlandı.

Sonuç olarak metil etil keton peroksit koroziv özefajit kliniğinin yanında çoklu organ yetmezliğine neden olarak ölüme sebebiyet verebilen bir ajandır. Bu hastalarda BT görüntüleme geleneksel yöntemlerden daha fazla  bilgi verici olacaktır.

Kaynaklar

  1. Chang OJ, Choi JW, Hwang Y. A case of severe corrosive esophajitis, gastrits, and liver necrosis caused by ingestion of methyl ethyl ketone peroxide. Cin Exp Emerg Med 2016; 3(4):256-261
  2. Subbalaxmi MV, Abkari S, Srinivasan VR, Krishnaprasad A. Methyl ethyl ketone peroxide ingestion: A rare cause of cor­rosive chemical poisoning. Natl Med J India 2010;23:150-1.
  3. Bates N, Driver CP, Bianchi A. Methyl ethyl ketone peroxide ingestion: toxicity and outcome in a 6-year-old child. Pediat­rics 2001;108:473-6.
  4. Van Enckevort CC, Touw DJ, Vleming LJ. N-acetylcysteine and hemodialysis treatment of a severe case of methyl ethyl ke­tone peroxide intoxication. Clin Toxicol (Phila) 2008;46:74-8.
0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
2019
Mart
Arsenik Zehirlenmesi ve Acil Tıp Yaklaşımı

arsenik zehirlenmesi, zararlı kimyasallar, civa, kurşun, kadmium
Editör: Prof. Dr. Zeynep Kekeç
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Prof. Dr. Özgür Karcıoğlu

2019
Şubat
Alkol Ve Diğer Madde Alımlarının Akut Yönetimi

alkol, alkol zehirlenmesi, bağımlılık
Editör: Doç. Dr. Özlem Köksal
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Uzm. Dr. Aslıhan Durak

2018
Aralık
Çocuklarda Akut Tiner Zehirlenmelerinin Karakteristik Bulguları

tiner, çocuk, tiner zehirlenmesi
Editör: Doç. Dr. Serkan Eroğlu
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Uzm. Dr. Gökhan İşat

2018
Ekim
Kitlesel Metanol Zehirlenmelerinin Sonuçlarını İyileştirmede Hastane Dışı Etanol Kullanımı

metanol, etanol, kitlesel zehirlenme
Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Prof. Dr. Arzu Denizbaşı

2018
Eylül
Piretroid Grubu İnsektisidler

Zehir kontrol, tarım ilacı, piretrinler
Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Doç. Dr. Ataman Köse

2018
Ağustos
Parasetamol Zehirlenmesinde Hepatotoksisite Risk Tahmini

parasetamol, asetaminofen, asetilsistein
Editör: Uzm. Dr. Erkman Sanrı
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Uzm. Dr. Demet Devrimsel Doğan

2018
Temmuz
Zehirlenmenin Metabolik Etkileri

zehirlenme, metabolik bozukluk, biyokimyasal bozukluk, asidoz
Editör: Prof. Dr. Özlem Güneysel
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Uzm. Dr. Murat Carus

2018
Haziran
Zehirlenme Verileri, Önlemler ve Ölüm Oranları

zehirlenme, bölgeler
Editör: Prof. Dr. Zeynep Kekeç
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Dr. Seyran Bozkurt Babuş

2018
Mayıs
Kimyasal Silah Saldırılarında Toksidromların Tanınması

silah, kiyasal, zehirlenme
Editör: Doç. Dr. Serkan Emre Eroğlu
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Dr. Öğr. Gör. Volkan Ülker

2018
Nisan
Okul Öncesi Çocuklarda Zehirlenmede Yenilikler

okul, çocuk, zehirlenme
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut
Editör: Doç. Dr. Özlem Köksal

Uzm. Dr. Deniz Özçelik

2018
Mart
Kasıtlı Olarak Kendini Zehirleyen Hastaların Psikiyatrik Değerlendirilmesi ve Yönetimi

Zehir kontrol, psikiyatri, risk değerlendirmesi
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Doç. Dr. Ataman Köse
Dr. Giray Altınok

2018
Şubat
Parasetamol zehirlenmesi: Nomogramın ötesi

Parasetamol, N- asetilsistein, Rumack-Matthew nomogramı, miR-122
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Prof. Dr. Arzu Denizbaşı

2018
Ocak
Absorbsiyonu Azaltmak ve Eliminasyonu Artırmak

aktif kömür, gastrik lavaj, ipeka şurubu, katartik, bağırsak
Editör: Prof. Dr. Okhan AKDUR
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Yrd. Doç. Dr. Canan AKMAN

2017
Aralık
Asetaminofen Doz Aşımından Sonra Aspartat ve Alanin Aminotransferaz Yükseliş ve Düşüşlerinin Tanımlayıcı Analizi

Asetaminofen, N-asetil sistein, hepatoksisite
Editör: Uzm. Dr. Murat Çetin
Teknik Editör: Prof. Dr. Mehtap Bulut

Uzm. Dr. Ferhat İçme

0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta