Kolelitiazis ve Kolesistitte POCUS’un Tanısal Doğruluğu
Karın ağrısı, acil servis başvurularının en sık nedenlerinden birisidir. Klinik olarak batın içi patolojilerden şüphelendiğimiz vakalarda, tanıya gidebilmek için görüntüleme tetkiklerinden yararlanıyoruz. Radyasyon içermemesi, düşük maliyeti ve kolay uygulanabilirliği gibi nedenlerle ultrason tercih sebebi oluyor. Özellikle safra kesesi ile ilgili patolojilerde ultrasonun tanısal üstünlüğü genel kabul görmüş durumdadır. Ancak Radyoloji tarafından uygulanan kapsamlı ultrason görüntülemeleri için önümüzde ciddi bir engel var: Zaman. Birçok kurumda mesai saatleri dışında ultrason hizmeti verilemiyor. Mesai saatleri içinde de kurum içinden yüksek talep nedeniyle görüntülemeye ulaşmada gecikmeler yaşanabilmektedir.
Bu ay yer vermek istediğimiz makale, Canadian Journal of Emergency Medicine dergisinde 14 Ocak 2021’de yayınlanan “Evaluating the Diagnostic Accuracy of Point‑Of‑Care Ultrasound for Cholelithiasis and Cholecystitis in a Canadian Emergency Department” başlıklı bir orijinal çalışma, https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34491557/ adresinden ulaşabilirsiniz. Çalışmada, bir Kanada acil servisinde, acil hekimi tarafından uygulanan Point‑Of‑Care Ultrasound (POCUS)’un kolelitiazis ve kolesistit tanısındaki yerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Bir Kanada Acil Departmanında Kolelitiazis ve Kolesistitte POCUS’un Tanısal Doğruluğunun Değerlendirilmesi
Giriş
Kolesistektomi, en sık gerçekleştirilen cerrahi işlemlerden birisidir. Kolesistit tanısında fizik muayene ve laboratuvar testlerinin tek başına tanı koydurucu olmadıklarını biliyoruz. Radyolog tarafından gerçekleştirilen kapsamlı ultrason, safra kesesi patolojilerinin tanınmasında altın standart olarak kabul ediliyor. Ancak birçok hastanede, özellikle de mesai saatleri sonrasında, radyologlar tarafından ultrason uygulanmıyor.
Acil serviste kolelitiazis ve kolesistit tanısında yatak başı hedefe yönelik ultrasonografi (POCUS) kullanılabiliyor. Kapsamlı ultrasona göre POCUS daha kolay ulaşılabilir olmasıyla, ek görüntüleme ihtiyacını, konsültasyon isteme süresini ve sonuç olarak da hastanın acil serviste kalış süresini ve morbiditeyi azaltabiliyor.
Kanada Acil Hekimleri Derneği (CAEP) POCUS uygulamasını teşvik etse de kolesistit POCUS kullanım alanları arasında sayılmamıştır. Konuyla ilgili literatürün küçük tek merkezli çalışmalarla sınırlı kalması, daha geniş bir hasta popülasyonuyla yöntemin değerlendirilmesi ihtiyacını doğurmuştur.
Yöntem
Çalışma, 01 Aralık 2011 – 04 Aralık 2015 tarihleri arasında Kanada’daki bir akademik Acil Tıp Kliniği’ne sağ üst kadran ağrısıyla başvuran bütün 17 yaş üzeri hastalarda, kolelitiazis ve kolesistit tanısı amacıyla uygulanan POCUS çalışmalarına ait kayıtların incelenmesiyle gerçekleştirilmiş. Ultrason uygulayıcılarının tamamının uygun eğitimi almış olduğu vurgulanmış. Hastalık tanısında, varsa patoloji sonucu, bu yoksa sırasıyla laparoskopi, kapsamlı ultrason ve bilgisayarlı tomografi (BT) altın standart olarak kabul edilmiş.
Kolelitiazis, safra kesesi lümeninde posteriorda akustik gölgelenme veren yüksek yansıtıcı bir ekojenik odağın varlığı olarak tanımlanmış. Kolesistit tanısı ise, şunlardan ikisinin varlığında konulmuş: Pozitif sonografik Murphy bulgusu, anterior safra kesesi duvar kalınlığının >3 mm olması ve perikolesistik sıvı varlığı. Koledokolitiyazis, safra kanallarında safra taşı varlığı olarak tanımlanmış. Bütün koledokolitiyazis hastalarında kolelitiazis de olduğu kabul edilmiş. Tanıda kararsız kalındığı durumlarda sonuçlar negatif olarak yorumlanmış. Bunlara ek olarak, hastalar sonraki 30 gün içerisinde yeniden acil servise başvurmuşlarsa, detaylı bir inceleme ile kolelitiazis veya kolesistit tanısı doğrulanmaya çalışılmış.
Çalışmanın primer sonlanımı, kolelitiazis ve kolesistit tanısında POCUS’un tanısal doğruluğu olarak seçilmiş. İki hastalık için de duyarlılık, özgüllük, prediktif değerler ve olabilirlik oranları hesaplanmış. Wilson skoru kullanılarak %95 güven aralıkları da hesaplanmış.
Bulgular
Kayıtlarda 966 hasta bulunsa da bunların 320’si mükerrer kayıt, 69’u ise POCUS’un başka bir nedenle uygulanmış olması nedeniyle çıkartılarak, toplam 577 hasta analize dahil edilmiş.
Kolelitiazis açısından 205 hastanın POCUS (+) olduğu görülmüş. POCUS (+) olan gruptan 27 hastanın yanlış pozitif, 9’unun ise yanlış negatif olduğu saptanmış.
Kolesistit açısından 59 hastanın POCUS (+) olduğu görülmüş. Bunlardan 12’si yanlış pozitifken, 23’ü ise yanlış negatifmiş. Cohen’in kappa ölçüsü 0,93 saptanmış. Cohen’in kappa ölçüsünde değerin 1’e yaklaştıkça daha güçlü bir uyuşma gösterdiğini hatırlayacak olursak, burada mükemmele yakın bir uyuşma mevcut olduğunu söyleyebiliriz.
Kolelitiazis açısından duyarlılık ve özgüllük, sırasıyla, %95,2 (%95 CI %91,1-97,8) ve %93,1 (%95 CI %90,1-95,4) olarak bulunmuş. Pozitif ve negatif olabilirlik oranları 14 ve 0,05 imiş. Yani çalışmaya göre POCUS’un konvansiyonel ultrasona göre kolelitiazis tanısını doğru saptama olasılığı, yanlış saptama olasılığından 14 kat fazla bulunmuş. Negatif prediktif değer ise %97,6 (%95 CI %95,5-98,7) olarak saptanmış.
POCUS’un kolesistit teşhisi için duyarlılığı %67,1 (%95 CI %54,9-77,9) ve özgüllüğü %97,6 (%95 CI %95,9-98,8) olarak bulunmuş. Negatif prediktif değeri ise %95,6 (%95 CI %93,9-96,8) olarak saptanmış. Pozitif ve negatif olabilirlik oranları 28 ve 0,34, yani POCUS’un konvansiyonel ultrasona göre kolesistit tanısını doğru saptama olasılığı, yanlış saptama olasılığından tam 28 kat fazla olarak tespit edilmiş.
Çalışmanın her iki hastalık için pozitif ve negatif olabilirlik oranlarını değerlendirdiğimizde, POCUS’un test sonrası olasılığını ciddi oranda artırdığını ve tanısal yönden çok güçlü bir silah olabileceğini görebiliyoruz.
Tartışma
Sonuçlar, literatürde kolelitazis tanısında kapsamlı ultrasonun test karakteristiklerini sunan çalışmalar ile benzer görünüyor. Kolesistit tanısında POCUS’un özgüllüğü kapsamlı ultrasona göre daha yüksek bulunsa da duyarlılık ciddi oranda düşük (%67,1-94). Bu durumun nedeni olarak, ultrasonun gerçek işlevinin kolelitiazis tanısı olması gösteriliyor.
Çalışmanın retrospektif yapısı, tek merkezli bir çalışma olması ve ilgili tarih aralığındaki tüm hastaları kapsamaması kısıtlılıkları arasında. Bunun seçim yanlılığına yol açmış olma potansiyeli var. Ancak örneklem büyüklüğünün genişliği, kayıtların standart olması ve eğitimli personel tarafından standart formlar kullanılarak değerlendirilmesi, çalışmanın güçlü yönleri olarak sayılıyor.
TATDUS yazarının çalışma için yorumları;
Eğitimli Acil Tıp hekimlerinin elinde, kolelitiazis tanısında ve kolesistitin ayırıcı tanıda öne çıkmasında POCUS yüksek başarıyla kullanılabilir. Çalışmanın da belirttiği gibi, POCUS’un Kolesistiti net olarak gösteremediği, ancak klinik şüphenin yüksek olduğu durumlarda, ileri görüntüleme uygun olacaktır. Zaten günlük pratiğimizde fizik muayene ve laboratuvar testlerini hiç kullanmadan, yalnızca ultrason ile kolesistit tanısı koymadığımızı (veya tanıyı dışlamadığımızı) düşündüğümüzde, bu durum ek bir güçlük doğurmuyor gibi görünüyor. Acil Tıp uzmanlarının klinik becerilerinin POCUS ile bu iki klinik durumu tanıyabilme noktasında geliştirilmesi, ciddi bir yarar sağlama potansiyeli taşıyor.
Temel USG Kursu
Türkiye Acil Tıp Derneği USG Çalışma Grubu (TATDUS) acil serviste 7/24 tanısal çözüm ve hız olanağı yanı sıra girişimlerde işlem güvenilirliğini dolayısı ile hasta bakım kalitesini arttıracak yatak başı ultrasonografi değerlendirmesinin acil hekimlerince kullanım sıklığı ve çeşitliliğini iyileştirmeyi, ülke çapında kullanım standartları sağlamayı hedeflemektedir. Kursun içeriğinde ultrason cihazını ilk defa kullanacaklar için temel cihaz ve ultrasonografik görüntüleme prensiplerinin yanı sıra yatak başı E-FAST, hepatobiliyer, üriner, genital, abdominal aorta ve inferior vena kava ultrasonografik incelemelerinin teorik bilgileri ve modeller üzerinde uygulamaları gösterilecektir. Kurs içeriğindeki bütün prosedürler canlı model üzerinde eğitmen tarafından gösterilecek ve her katılımcı tarafından uygulanacaktır. Ultrason eşliğinde girişimsel işlemler hazırlanan vasküler girişim modelleri üzerinde her katılımcı tarafından yapılacaktır.
Kurs yeri:
Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Mesleksel Beceri Laboratuvarları 1-2, Tıp Fakültesi Dekanlık Binası Kınıklı Kampüsü Pamukkale / Denizli
Kurs Tarihi 27-28 Mayıs 2022
Kurs Planı
Kursun 1. günü 08:30’da başlayıp 17:30’da bitecek, 2. günü ise 09:00’da başlayıp 17:30’da bitecek şekilde planlanmıştır.
Katılımcı sayısı ve Oturma Düzeni
Bu kursun oturma düzeni sınıf düzenidir.
Katılımcı sayısı maksimum 24 kişidir.
Pratikler 4 grup halinde, her grupta maksimum 6-7 kişi olacak şekilde ultrason cihazlarıyla modeller üzerinde yapılacaktır. Gruplar uygulamaları tamamladıktan sonra birbirleriyle yer değiştirecek ve pratik uygulamanın sonunda her katılımcı 4 ayrı ultrasonografik incelemeyi model üzerinde uygulamış olacaktır.
Kurs fiyatı ve dahil olanlar: Kurs ücreti TATD üyesi olanlar için 800 TL üye olmayanlar için 1000 TL’dir.
- Sabah Kahvaltıları
- Gün için sınırsız sıcak içecek ve ikramlar
- Temel Ultrasonografi Kurs Öncesi Eğitim Dokümanı
Temel Ultrason Kursu Konuları ve Programı
- Ultrason Fiziği ve İnceleme Tekniği
- E-FAST
- Hepatobiliyer Ultrasonografi
- Üriner Sistem Ultrasonografisi
- Pelvik Ultrasonografi
- Odaklanmış Temel Ekokardiyografi
- Girişimsel Ultrasonografi
- Alt Ekstremite DVT Ultrasonografisi
- Abdominal Aorta ve İnferior Vena Kava Ultrasonografisi
| Kurs Programı | TARİH: 27.05.2022 | ||
| 08:30- 08:40 | 10dk | Açılış, kurstan beklentiler | Tüm Eğitmenler |
| 08:40- 09:20 | 40dk | Ultrason Fiziği ve İnceleme Tekniği | Uzm. Dr. Süleyman İBZE |
| 09:20- 10:00 | 40dk | E-FAST | Uzm. Dr. Özgür Çevrim |
| 10:00- 10:20 | 20dk | Ara | |
| 10:20-11:00 | 40dk | Hepatobiliyer Ultrasonografi | Uzm. Dr. Süleyman İBZE |
| 11:00-11:30 | 30dk | Üriner Sistem Ultrasonografisi | Dr. Öğr. Üyesi Alten OSKAY |
| 11.30-12.00 | 30 dk | Pelvis Ultrasonografisi | Uzm. Dr. Ramazan SİVİL |
| 12.00- 13:00 | 60dk | Öğle Arası | |
| 13:00- 17:30 | Pratik uygulama | Tüm Eğitmenler | |
| TARİH 28.05.2022 | |||
| 09:00- 10:00 | 60 dk | Odaklanmış Temel Ekokardiyografi | Uzm. Dr. Özgür Çevrim |
| 10:00-10:10 | 10dk | Ara | |
| 10:10- 10:50 | 40dk | Girişimsel Ultrasonografi | Dr. Öğr. Üyesi Alten OSKAY |
| 10:50- 11:30 | 40dk | Alt Ekstremite DVT Ultrasonografisi | Uzm. Dr. Ramazan SİVİL |
| 11:30-12.10 | 40dk | Abdominal Aorta ve İnferior Vena Kava Ultrasonografisi | Dr. Öğr. Üyesi Alten OSKAY |
| 12:10- 13:10 | 60dk | Öğle Arası | |
| 13:10- 17:30 | Pratik uygulama | Tüm Eğitmenler | |
| 17:30-18:00 | Kapanış | ||
Temel USG Kursu
Türkiye Acil Tıp Derneği USG Çalışma Grubu (TATDUS) acil serviste 7/24 tanısal çözüm ve hız olanağı yanı sıra girişimlerde işlem güvenilirliğini dolayısı ile hasta bakım kalitesini arttıracak yatak başı ultrasonografi değerlendirmesinin acil hekimlerince kullanım sıklığı ve çeşitliliğini iyileştirmeyi, ülke çapında kullanım standartları sağlamayı hedeflemektedir. Kursun içeriğinde ultrason cihazını ilk defa kullanacaklar için temel cihaz ve ultrasonografik görüntüleme prensiplerinin yanı sıra yatak başı E-FAST, hepatobiliyer, üriner, genital, abdominal aorta ve inferior vena kava ultrasonografik incelemelerinin teorik bilgileri ve modeller üzerinde uygulamaları gösterilecektir. Kurs içeriğindeki bütün prosedürler canlı model üzerinde eğitmen tarafından gösterilecek ve her katılımcı tarafından uygulanacaktır. Ultrason eşliğinde girişimsel işlemler hazırlanan vasküler girişim modelleri üzerinde her katılımcı tarafından yapılacaktır.
Kurs yeri:
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı İnteraktif Derslikleri / ADANA
Kurs Tarihi 23-24 Mayıs 2022
Kurs Planı
Kursun 1. Günü 08:30’da başlayıp 17:30’da bitecek, 2. Günü ise 09:00’da başlayıp 17:30’da bitecek şekilde planlanmıştır.
Katılımcı sayısı ve Oturma Düzeni
Bu kursun oturma düzeni sınıf düzenidir.
Katılımcı sayısı maksimum 24 kişidir.
Pratikler 4 grup halinde , her grupta maksimum 6-7 kişi olacak şekilde ultrason cihazlarıyla modeller üzerinde yapılacaktır. Gruplar uygulamaları tamamladıktan sonra birbirleriyle yer değiştirecek ve pratik uygulamanın sonunda her katılımcı 4 ayrı ultrasonografik incelemeyi model üzerinde uygulamış olacaktır.
Kurs fiyatı ve dahil olanlar: Kurs ücreti TATD üyesi olanlar için 800 TL üye olmayanlar için 1000 TL’dir.
- Sabah Kahvaltıları
- Gün için sınırsız sıcak içecek ve ikramlar
- Temel Ultrasonografi Kurs Öncesi Eğitim Dokümanı
Temel Ultrason Kursu Konuları ve Programı
- Ultrason Fiziği ve İnceleme Tekniği
- E-FAST
- Hepatobiliyer Ultrasonografi
- Üriner Sistem Ultrasonografisi
- Pelvik Ultrasonografi
- Odaklanmış Temel Ekokardiyografi
- Girişimsel Ultrasonografi
- Alt Ekstremite DVT Ultrasonografisi
- Abdominal Aorta ve İnferior Vena Kava Ultrasonografisi
| Kurs Programı | TARİH: 23.05.2022 | ||
| 08:30- 08:40 | 10dk | Açılış, kurstan beklentiler | Tüm Eğitmenler |
| 08:40- 09:20 | 40dk | Ultrason Fiziği ve İnceleme Tekniği | Doç. Dr. Özlem Dikme |
| 09:20- 10:00 | 40dk | E-FAST | Prof. Dr. Zeynep Kekeç |
| 10:00- 10:20 | 20dk | Ara | |
| 10:20-11:00 | 40dk | Hepatobiliyer Ultrasonografi | Doç. Dr. Onur Karakayalı |
| 11:00-11:30 | 30dk | Üriner Sistem Ultrasonografisi | Uzm. Dr. Emre Şancı |
| 11.30-12.00 | 30 dk | Pelvis Ultrasonografisi | Doç. Dr. Özlem Dikme |
| 12.00- 13:00 | 60dk | Öğle Arası | |
| 13:00- 17:30 | Pratik uygulama | Tüm Eğitmenler | |
| TARİH 24.05.2022 | |||
| 09:00- 10:00 | 60 dk | Odaklanmış Temel Ekokardiyografi | Doç. Dr. Onur Karakayalı |
| 10:00-10:10 | 10dk | Ara | |
| 10:10- 10:50 | 40dk | Girişimsel Ultrasonografi | Prof. Dr. Zeynep Kekeç |
| 10:50- 11:30 | 40dk | Alt Ekstremite DVT Ultrasonografisi | Uzm. Dr. Emre Şancı |
| 11:30-12.10 | 40dk | Abdominal Aorta ve İnferior Vena Kava Ultrasonografisi | Doç. Dr. Özlem Dikme |
| 12:10- 13:10 | 60dk | Öğle Arası | |
| 13:10- 17:30 | Pratik uygulama | Tüm Eğitmenler | |
| 17:30-18:00 | Kapanış | ||
Acil USG Eğitim ve Uygulama Önerileri
Sevgili okurlarımız
Acil Tıp eğitim programlarındaki Acil Ultrasonografi (AUS) eğitimini geliştirmek, kurumlar için AUS eğitiminin yapılandırılmasında güvenilir bir kaynak sunabilmek, motivasyon sağlamak, AUS kullanımı ve değerlendirmelerin kayıt ve takibinin gerek uzmanlık eğitimi içinde gerekse de mezuniyet sonrası çerçevesini belirlemek, standardizasyon için öneriler sunmak ve Acil Tıp eğitim programlarındaki AUS ile ilgili araştırmaları teşvik etmek, desteklemek amacı ile, 2021 yılında Prof. Dr. Aslıhan Yürüktümen Ünal editörlüğünde, TATDUS çalışma grubu üyesi 20 yazarın katkısıyla yayımlanan “Acil USG Eğitim ve Uygulama Önerileri” isimli kaynağımız TATDUS web sitemizde yerini aldı.
Türkiye’de AUS eğitiminin yapılandırılması, desteklenmesi için program yöneticilerine kaynak ve örnek olarak sunulmuş ve başlangıç niteliğinde hazırlanmış bir tavsiye metni şeklinde olan kaynağa https://tatd.org.tr/tatdus/homepage/belgeler/kilavuz-ve-rehberler/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Acil hasta bakımının önemli kazanımlarından biri olan AUS’un zaman içinde ve hızla tüm acil tıp eğitim programlarda yerini alabilmesi için gerekli teknik, idari, operasyonel ve eğitime ilişkin düzenlemelerin yapılması özellikle hasta güvenliği konusu olmak üzere kalite sürecinin önemli bir parçasıdır. Bu asgari düzenlemelerin acil tıp eğitim programlarında sağlanması ile AUS, acil hasta bakımı kalitesini arttırarak acil servislerde kendine yer bulacaktır.
Saygılarımızla.
17. WINFOCUS (World Interactive Network Focused On Critical UltraSound)
Değerli Meslektaşımız,
Türkiye Acil Tıp Derneği yıl boyunca çeşitli eğitim programları ve etkinlikler düzenlemektedir. Her yılın sonunda olduğu gibi derneğimizin klasikleşmiş yıllık kongreleri bu yıl da sizler için titizlikle hazırlanmaktadır. Bu yıl 8. Avrasya Acil Tıp Kongresi ve 18. Türkiye Acil Tıp Kongresi ile 17. WINFOCUS (World Interactive Network Focused On Critical UltraSound) Dünya Kongresi ortak olarak gerçekleştirilecektir.
Yüksek kalitedeki içeriği ile ulusal ve uluslararası düzeyde önde gelen bilimsel kongrelerden biri olan bilimsel etkinliğimiz, bu yıl uluslararası geçerli ultrason eğitimi sertifikasyonları olanağı sunan WINFOCUS Dünya Kongresi ile gerçekleştirilecektir. Bu nedenle çok geniş yelpazede, yurt içi ve yurt dışından katılacak gerek Acil Tıp gerekse diğer uzmanlık dallarından, alanında yetkin konuşmacılar ve katılımcılarımız ile zenginleşecek ve Türkiye Acil Tıp Derneği’nin Ülkemizin Avrupa ve Dünya’da Acil Tıp Alanında en iyi şekilde, gururla temsil etme misyonuna yakışacak, gerçek anlamda bilimsel bir şöleni sizlerle paylaşacağız.
Türkiye Acil Tıp Derneği’nin küresel bilimsel misyonuna uygun şekilde konusunda en deneyimli, dikkat çeken ve popüler yerli ve yabancı konuşmacıların yer aldığı harika bir bilimsel program planlıyoruz. Acil tıp uzmanları ve asistanlarının mesleki uygulamalarına, klinik pratiklerine, akademik yükselmelerine, çalışma şartları ve özlük haklarına olumlu katkılar sunacak konuları ve konularında uzman konuklarımızı titizlikle belirleyecek ve sizlerle buluşturacağız. Acil tıp uzmanları ve asistanları yanı sıra kritik hasta yönetimine görev alan tüm branşlardan gelecek katılımcıların kendisine çok şeyler katabileceği kapsamlı bir bilimsel program için yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Tüm katılımcılarımızın dinlenebilecekleri, eğlenebilecekleri, aileleri ile güzel vakit geçirebilecekleri harika bir otelde, yine sizler için planladığımız harika sosyal etkinlikler ile unutulmayacak kongrelerden birisi olması için elimizden geleni yapmaya söz veriyoruz
Bu sene kongremizin temasını “Önemsiyoruz, Cesaret Ediyoruz ve Paylaşıyoruz’’ olarak belirledik. Acil servisin zor, özveri gereken çalışma ortamında, birçok sıkıntıların üstesinden gelerek çalışan acil tıp çalışanlarının, hastalarımızın ve çalışanlarımızın sağlığını önemsiyoruz, bu nedenle pandemi, afet gibi zor koşullarla mücadeleye cesaret ediyoruz. Tüm bunları sağlamak için çalışanlarımız ve hastalarımızla bilgimizi, sabrımızı ve kalbimizi paylaşıyoruz.
Uluslararası boyutu bu yıl daha da güçlenen kongremiz yine TTB tarafından kredilendirilecektir.
Yoğun çalışma ortamlarımızdan uzaklaşacağımız, bilimsel içeriği ile mesleki bilgilerimizi arttırmanın yanı sıra sosyal içeriği ile eğleneceğimiz kongremizde sizleri de aramızda görmekten memnuniyet duyacağız.
1-4 Aralık 2022’de 8. Avrasya Acil Tıp, 18. Türkiye Acil Tıp ve 17. WINFOCUS Dünya Kongremizde buluşmak dileği ile,
Saygılarımla,

Prof. Dr. Serkan Yılmaz
Türkiye Acil Tıp Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
Acil Servise Kalça Kırığı ile Başvuran Yaşlı Yetişkinler İçin Ultrason Kılavuzluğunda Supra-İnguinal Fasya Iliaka Kompartman Bloğu
Kalça kırığı yetişkin hastalarda gelişen kırıkların %20’sini oluşturmaktadır ve yaşlı nüfusun giderek artmasından dolayı insidansı artmaktadır. Kalça kırıklarından kaynaklanan ağrı oldukça yoğundur ve etkili analjezi sağlanmadığında ağrı, fizik muayeneler, tedaviler veya nakil sırasında pozisyon değişiklikleri ile şiddetlenebilir. Şiddetli ağrı, artan stres yanıtına ve hemodinamik değişikliklere yol açarak serebrovasküler olay ve miyokard enfarktüsü gibi ciddi kardiyovasküler ve serebrovasküler komplikasyonları tetikleyebilir. Yapılmış çalışmalar, sinir bloğunun kalça kırıklarından kaynaklanan ağrıyı etkili bir şekilde azalttığını ve geleneksel analjeziden daha etkili ve hızlı başlangıçlı lokal analjezi sağladığını göstermiştir. Günümüzde fasya iliaka kompartman bloğu (FİKB) kalça kırığı olan hastalarda analjezi için daha sık kullanılmaktadır. Son yıllarda FİKB için yeni bir yöntem olarak ultrasonografi kılavuzluğunda supra-inguinal yaklaşım önerilmektedir.
Sizler için okuyup yorumladığım bu ayki makalemiz BMC Geriatrics dergisinden, orjinal haline https://doi.org/10.1186/s12877-021-02646-4 linkinden ulaşabilirsiniz. Makalede; acil servise kalça kırığı ile başvuran geriyatrik hastalarda ultrasonografi kılavuzluğunda fasya iliaka kompartman bloğunun etkinliği araştırılmış ve sonuçları literatür ile paylaşılmıştır.
Acil Servise Kalça Kırığı ile Başvuran Yaşlı Yetişkinler İçin Ultrason Kılavuzluğunda Supra-İnguinal Fasya Iliaka Kompartman Bloğu: Randomize Kontrollü, Çift Kör Klinik Çalışma
Fasya iliaka kompartmanı, önde fasya iliaka ve arkada iliopsoas tarafından çevrelenen potansiyel bir boşluktur. Femoral siniri, obturator siniri ve lateral femoral kutanöz siniri içerir. Femoral sinirin dalları ve obturator sinir, kalça ekleminden duyuları alır ve lateral femoral kutanöz sinirin dalları, lateral uyluktan duyuları alır. Fasya iliaka kompartman bloğu (FİKB), kalça kırığı olan hastalarda tatmin edici analjezi sağlamak için femoral siniri, obturator siniri ve lateral femoral kutanöz siniri aynı anda bloke edebilir.
Son yıllarda FİKB’yi gerçekleştirmek için yeni bir yöntem olarak ultrasonografi kılavuzluğunda supra-inguinal yaklaşım önerilmektedir. Klasik yaklaşımla karşılaştırıldığında, supra-inguinal yaklaşım, ponksiyon iğnesini başa yönlendirerek, sadece az miktarda ilaçla daha kolay difüzyona ve daha iyi analjezik etkilere izin vermektedir. Bununla birlikte, özellikle yaşlı hastalarda, kırığın erken evrelerinde suprainguinal FİKB’nin analjezik etkileri üzerine sadece sınırlı sayıda çalışma mevcuttur. İnceleyeceğimiz bu çalışmada; acil servise kalça kırığı ile başvuran yaşlı hastalarda ultrasonografi kılavuzluğunda supra-inguinal FİKB’nin erken analjezik etkilerini değerlendirmek için randomize, kontrollü, çift kör bir klinik çalışma gerçekleştirilmiştir.
YÖNTEM:
Çalışma, Nisan-Temmuz 2021 tarihleri arasında Çin’de Shengjing Hastanesinde gerçekleştirilmiş. Acil servise başvuran hastalar üzerinde randomize, kontrollü, çift kör bir klinik çalışma yürütülmüş.
Akut kalça kırığı olan 65 yaş ve üstü hastalar çalışmaya dahil edilmiş. Dışlanan hastalar ise; başka ciddi travması olan hastalar, koagülopatisi olan veya antikoagülan kullanan hastalar, kronik analjezik kullanan hastalar, lokal anesteziklere karşı alerji öyküsü olan hastalar, FİKB’nin uygulanacağı bölgede bir enfeksiyon olması ve önemli görme, işitme veya bilişsel bozukluğa sahip olan hastalar olarak belirlenmiş.
Çalışma Protokolü
Tüm çalışma katılımcıları, supra-inguinal yaklaşım grubuna (grup F) veya klasik yaklaşım grubuna (grup C) rastgele alınmış. Hastalar acil servise başvurduktan sonra monitorize edilmiş, gerekli resüsitatif işlemler uygulandıktan sonra FİKB uygulanmış.
Grup F’deki hastalara (supra-inguinal yaklaşım grubu) aşağıdaki adımlar uygulanmış. 1) Hasta sırtüstü pozisyonda iken kasık bölgesi dezenfekte edilmiş ve uzun ekseni ligamente paralel olacak şekilde inguinal ligamentin yanına steril ultrason probu yerleştirilmiş. Femoral arter ve femoral sinir açıkça belirlenmiş. 2) Daha sonra prob, sartorius kasını lokalize etmek için lateral olarak hareket ettirilmiş. Sartorius kasının görüntüsü ekranın ortasına yerleştirilmiş ve hipoekoik anterior superior iliak çıkıntı kaybolana kadar prob sefale hareket ettirilmiş. Ultrason probu, ekrandaki anterior superior iliak çıkıntı, iliak kası ve karın kaslarını belirlemek için 90° döndürülmüş. Daha sonra iğne kaudad taraftan yerleştirilerek başa yönlendirilmiş ve iğne ucunun fasya iliaka kompartmanına ulaşması için fasya iliakayı delmesine izin verilmiş. 3) 5 mL salin enjekte edilerek iğne ucunun doğru şekilde yerleşiminin onaylanmasından sonra 30 mL %0,2 ropivakain uygulanmış. İlaç yayıldıkça iliyak fasyanın kastan ayrıldığı görülmüş. 4) Son olarak, iğne çıkarılmış ve kanamayı durdurmak için bölgeye 1 dakika kompresyon uygulanmış ve steril bir bandajla pansuman yapılmış.
Grup C’deki hastalara (klasik yaklaşım grubu) yukarıda açıklanan 1., 3. ve 4. adımlar uygulanmış. Ancak 2. adımda femoral sinirin lateralindeki fasya lata, fasya iliaka ve iliopsoas kasının lokalizasyonu yapıldıktan sonra lateral olarak tek kullanımlık steril bir iğne yerleştirilmiş ve iç tarafa doğru yönlendirilmiş. İğnenin ucu fasya iliakayı delerek fasya iliaka kompartımanına ulaşılmış.
İşlemden sonra hastalara her 12 saatte bir 50 mg flurbiprofen enjeksiyonu yapılmış. Hasta şiddetli ağrıdan şikayet ederse oral oksikodon ve asetaminofen tablet verilmiş.
Ölçümler
Prosedür süreleri ve FİKB’nin tamamlanmasından 30 dakika sonra duyusal bloklar değerlendirilmiş. Etkili bir blok femoral, lateral femoral kutanöz ve obturator sinirler tarafından innerve edilen bölgelerde iğne batması hissi kaybı olarak tanımlanmış. Bu amaçla femoral sinir için ön uyluk, lateral femoral kutanöz sinir için yan uyluk ve obturator sinir için iç uyluk değerlendirilmiş.
İşlemden önce ve işlemden sonraki 30. dakika, 6. saat, 12. saat ve 24. saatte kan basıncı, nabız ve VAS skoruna göre ağrı değerlendirilmiş. FİKB sonrası ilk 24 saatte cerrahi uygulanan hastalar çalışmadan çıkarılmış.
Randomizasyon ve Körlük
Araştırmacılar hastaları rastgele alım şeklinde randomize etmişler. Bunun için üzerinde hasta numarasının, içinde ise uygulanacak yöntemin yazılı olduğu zarflar oluşturulmuş. Hasta tedavi odasına girdiğinde, FİKB’yi uygulayacak doktor, hastanın numarasına karşılık gelen zarfı açarak hastanın ilgili gruba atanmasını sağlamış ve ilgili FİKB işlemini uygulamış. Hastaların gruplandırılmasını sadece FİKB’yi uygulayan doktor biliyormuş ve bu doktorlar istatistiksel analiz gibi çalışmanın geri kalanında rol almamışlar. Takip ve veri toplamadan sorumlu doktorlar, hastaların gruplandırılmasını bilmiyorlarmış. Hastalar da kendilerine ne tür FİKB uygulandığını bilmiyorlarmış.
SONUÇLAR
51 hasta değerlendirilmeye alınmış. Dışlama kriterlerini karşılayan 7 hasta ve randomizasyon sonrası dışlanan 6 hasta sonrasında supra-inguinal yaklaşım grubunda (F grubu) 18, klasik yaklaşım grubunda (C grubu) ise 20 hasta olmak üzere toplam 38 hasta analiz edilmiş.
Cinsiyet, yaş, boy ve kilo gibi hasta karakteristikleri açısından her iki grup arasında istatistiksel bir fark saptanmamış.

Şekil 1: Çalışma akış şeması
FİKB bloğun uygulanma süresi supra-inguinal yaklaşım grubunda daha uzun (10.5 ± 1.5 dakika), klasik yaklaşım grubunda ise daha kısa (9.5 ± 1.2 dakika) saptanmış. Her iki grupta da tüm hastalarda femoral sinir bloğu başarılı şekilde gerçekleşirken, lateral femoral kutanöz sinir bloğu ve obturator sinir bloğu supra-inguinal yaklaşım grubunda daha başarılı bulunmuş (sırasıyla 15/18 hasta ve 10/20 hasta). Klasik yaklaşım grubunda ise lateral femoral kutanöz sinir bloğu ve obturator sinir bloğu başarısı daha düşük saptanmış (sırasıyla 10/20 hasta ve 5/20 hasta).
İşlemden sonraki 6. ve 12. saatlerde bakılan VAS skoru supra-inguinal yaklaşım grubunda daha düşük saptanmış. İşlem öncesi, işlemden sonraki 30. dakika ve 24. saattedeki VAS skorları açısından her iki grup arasında istatistiksel fark saptanmamış.
Supra-inguinal yaklaşım grubunda işlemden sonraki 6. saat ve 24. saatte daha düşük nabız değerleri ölçülmüş. Ortalama arteryel basınç değerleri açısından her iki grup arasında istatistiksel fark saptanmamış.
Oksikodon ve asetaminofen kullanımı açısından her iki grup arasında fark saptanmamış. Her iki grupta da işleme bağlı herhangi bir komplikasyon gelişmemiş.
TARTIŞMA
Çalışmanın sonuçlarına bakıldığında kalça kırığı olan yaşlı hastalarda ultrasonografi kılavuzluğunda uygulanan supra-inguinal fasya iliaka kompartman bloğunun etkili analjezi sağladığı ve klasik yaklaşımla karşılaştırıldığında lateral femoral kutanöz siniri ve obturator siniri bloke etmede daha yüksek bir başarı sağladığı görülmektedir.
Yapılan birçok çalışma, incelediğimiz çalışmanın sonuçlarını desteklemekte. Yapılan bir çalışmada supra-inguinal FİKB uygulanan hastalarda sadece pre-operatif dönemde değil, aynı zamanda post-operatif dönemde de daha az ağrı hissettiklerini ortaya koymuştur. Böylece acil serviste uygulanan FİKB sayesinde uzun dönemde de hastaların analjezik ihtiyacı azalmıştır.
Sinir blokları acil servislerde nadiren kullanılmaktadır. Bu durum muhtemelen ilgili teknik ve becerilerin anlaşılmamasından ve hastaların acil serviste kısa süre kalmasından kaynaklanmaktadır. Fakat ultrasonografi kılavuzluğunda uygulanan supra-inguinal fasya iliaka kompartman bloğunun yaşlı hastalarda erken ve efektif analjezi sağladığı unutulmamalıdır.
KISITLILIKLAR
Hastalar kırık gelişen kalçayı hareket ettiremedikleri için çalışmada FİKB’den sonra kas gücü değerlendirilmemiş. Bu nedenle, yalnızca FİKB işlemi sonrası 24 saat içinde ameliyat olmayan hastalar çalışmaya dahil edilmiş. Yazarlar, bu seçimin yanlılığına neden olmuş olabileceğini belirtmişler.
TATDUS yazarının çalışma için yorumları;
Kalça kırığı olan yaşlı hastalarda ağrı kontolü için non-steroid antiiflmatuar ilaç (NSAİİ) ve opioid kullanımı yaygın bir yaklaşım. Fakat NSAİİ’lerin yeterli analjezi sağlamaması, peptik ülser ve akut böbrek yetmezliği açısından risk taşımaları; opioidlerin de bulantı, kusma, kabızlık, idrar retansiyonu, hipotansiyon ve solunum depresyonu açısından risk taşımaları birer dezavantaj. Ultrasonografi kılavuzluğunda uygulanacak sinir blokları bu riskleri azaltmak açısından önem taşımakta.
Bu çalışma özelinde yorumlayacak olur isek; çalışmada işlemi kimin veya kimlerin yaptığı belirtilmemiş. Ayrıca deneyim düzeyinden de bahsedilmemiş. Dolayısıyla çalışmada verilen sonuçların deneyim düzeyinden bağımsız işlemi yapan kişinin başarısı mı yoksa işlemin başarısı mı olduğundan kesin olarak bahsedemeyiz. Bu durum çalışmada bir limitasyon oluşturmakta. Deneyim düzeyini kapsayacak şekilde daha iyi planlanmış çalışmalar yapılabilir. Fakat hem bu çalışma hem de literatür ultrasonografi kılavuzluğunda uygulanan FİKB’nin başarısının oldukça yüksek olduğunu göstermekte. Acil tıp uzmanları olarak bu konudaki deneyimimizi arttırmamız gerektiğini düşünmekteyim.