Giriş
Savaş, tarih boyunca ekonomik, dini, siyasi çıkarlar gibi nedenlerden dolayı başlayan ve sonuçlarını ise çoğunlukla sivillerin yaşadığı insan eliyle ortaya çıkarılmış bir afettir(1). Tüm afet durumlarında olduğu gibi savaş ve silahlı çatışma ortamında da sağlık çalışanları insan yaşamını korumaya ve sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürmeyi amaçlamaktadır. Bu durum özellikle sağlık hizmetlerinin sürekliliği, sağlık personelinin ve hastaların korunması açısından etik ve hukuki sorunları beraberinde getirmektedir (2). Savaş ve çatışma ortamında sağlık hizmetlerinin sürekliliği birçok şekilde kesintiye uğrayabilir: Hastanelerin veya nakil araçlarının bombalanması; sağlık personelinin kaçırılması, öldürülmesi, tutuklanması; ilaç, kan ürünlerinin stoklarının tükenmesi… gibi nedenler sayılabilir (3). Afetlerde yaralanma sonrasında yaralıların tedavisi öncelik olmasına rağmen, doğum, kronik hastalıkların alevlenmesi, aşılama programları, hasta takipleri bir yandan devam etmektedir (4). Bu yüzden afetler öncesindeki hazırlık planları ortaya çıkan afetin sağlık hizmetlerinin kesintiye uğratmaması temelleri ve hedefleri ile oluşturulur (5). Birçok afette uluslararası bileşenler bir araya gelerek afetin etkilediği toplum üzerindeki etkisini azaltmaya çalışırken; savaşlar ve çatışmalarda bu durum biraz daha farklı olabilmektedir.
Günümüzde yürürlükte olan Cenevre Sözleşmeleri ve bunlara ek protokoller kapsamında, savaş ve silahlı çatışma ortamlarında sağlık hizmeti sunan kişi ve kuruluşların korunması uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerinden biri olarak kabul edilmektedir (6). Bu çerçevede; sivil hekimler, askerî tabipler, sağlık personeli, insani yardım faaliyetlerinde bulunan sivil toplum kuruluşları ile yaralı ve hastalara yardım ulaştıran sağlık birimleri özel olarak korunmaktadır. Söz konusu düzenlemelere göre, bu kişi ve kuruluşlar çatışmanın tarafı olarak kabul edilmez; görevlerini yerine getirirken hedef alınmamaları, engellenmemeleri ve zarar görmemeleri uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınmıştır. Ayrıca sağlık personelinin yaralı ve hastalara taraf gözetmeksizin tıbbi yardım sunabilmesi, tıbbi tesislerin ve ambulansların korunması ve sağlık hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması da bu sözleşmelerin temel hükümleri arasında yer almaktadır. Fakat bu sözleşmelere uyumu, korumayı ve hesap verebilirliği artırmaya yönelik stratejiler eksiktir ve ihlallerin düzenli olarak raporlanması söz konusu değildir (7).
Silahlı çatışmalarda sağlık hizmetlerine yönelik saldırılar, insan haklarının ve Uluslararası İnsani Hukukun temel ilkelerini ihlal etmektedir (8).Fakat yakın tarihli savaşlarda tanık olunduğu gibi, özellikle coğrafyamıza yakın bölgelerde gerçekleşenler olmak üzere dünya genelindeki savaşlarda, hastanelerin bombalandığı, insani yardımların engellendiği, sağlık çalışanlarının hayatını kaybettiği yönündeki olayların uluslararası raporlar ve medya aracılığıyla sıklıkla gündeme geldiği görülmektedir (9). Çatışma Ortamında Sağlığı Koruma Koalisyonu tarafından oluşturulan Şiddet Salgını: Çatışmalarda Sağlık Personeline Yönelik Şiddet | 2024 raporuna göre: 2024 yılında sağlık hizmetlerine yönelik şiddet ve sağlık hizmetlerini engelleme amaçlı 3623 olay tespit edilmiştir; Sağlık tesislerine yönelik hasar verici ya da yıkıcı olay sayısı 1100 olarak bildirilmiştir ve çoğunlukla Lübnan, Myanmar, Filistin, Sudan, Suriye ve Ukrayna’da gerçekleşmiştir (10). Bu rapora göre: 2024 yılı kayıtlı olarak sağlık çalışanlarının en fazla öldüğü yıl olmuş, En çok ölüm vakası 642 sağlık çalışanı ile Filistin’de gerçekleş; Nijerya ve Myanmar ağırlıklı olmak üzere toplam 140 sağlık çalışanının kaçırıldığı rapor edilmiş; 470’ten fazla sağlık çalışanının tutuklandığı bildirilmektedir ve çoğunluğu Filistin’de yaşanmıştır. İngiliz Tıp Birliği’nin, Tıbbın Hedef Alınması: Çatışma bölgelerinde sağlık hizmetlerine yönelik artan saldırılar raporu da bu verileri destekler niteliktedir (11). Lancet’te 2010 yılında yapılan bir derlemede (7): Çatışmalarda sağlık sistemine yapılan saldırılarda üç ana eğilim tespit etmiştir: 1) Tıbbi işlevlere yönelik saldırılar, sivillere yönelik geniş bir saldırının parçası gibi görünmektedir; 2)Tıbbi işlevlere yönelik saldırılar askeri avantaj elde etmek için kullanılıyor; 3)Savaşçılar, sağlık çalışanlarının mensubiyetlerine bakılmaksızın hastalara bakım sağlama yönündeki etik görevine saygı göstermemektedir. Derleme bu sonuçları ile DSÖ’nü bu ihlallerin sağlam ve sistematik bir şekilde belgelenmesine öncülük etmeye ve ülkelerin ve tıp camiasının uyumluluk, koruma ve hesap verebilirliği geliştirmek için adımlar atmasını önermektedir.
Silahlı Çatışmaların Sağlık Sistemine Olan Etkisi
Sağlık hizmetlerinin kesintisiz biçimde sürdürülebilmesi, güvenli sağlık tesislerinin varlığı kadar bu tesislerde güvenli koşullar altında görev yapabilen nitelikli sağlık personelinin bulunmasına da bağlıdır. Uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde sağlık tesisleri; hastaneler, klinikler, laboratuvarlar, acil servisler, kan transfüzyon merkezleri ile tıbbi ve farmasötik malzemelerin depolandığı lojistik birimleri kapsamaktadır (12). Bunun yanı sıra, uluslararası insancıl hukuk kapsamında koruma işareti olarak kabul edilen ve sağlık hizmetleri ile insani yardım faaliyetlerini tanımlamak amacıyla kullanılan bazı amblemler bulunmaktadır. Bu bağlamda Red Cross emblem, Red Crescent emblem ve Red Crystal emblem amblemlerini taşıyan ve insani yardım faaliyetleri kapsamında görev yapan tıbbi birimler de sağlık tesisleri kapsamında değerlendirilmektedir. Beyaz zemin üzerine kırmızı haçtan oluşan Kızılhaç amblemi, çatışma ortamlarında tıbbi hizmetlerin, yaralı ve hastaların bakımını üstlenen sağlık personelinin ve tarafsız insani yardım faaliyetlerinin ayırt edilmesini sağlayan ve uluslararası düzeyde tanınan bir koruma sembolüdür (13). Benzer şekilde Kızıl Hilal amblemi de uluslararası insancıl hukuk tarafından korunan bir işaret olup özellikle Müslüman ülkelerde Kızılhaç ambleminin kültürel olarak kabul edilebilir eşdeğeri olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, 2005 yılında kabul edilen Üçüncü Ek Protokol ile uluslararası insancıl hukuka dâhil edilen Kızıl Kristal amblemi ise dinî veya kültürel çağrışımlardan arındırılmış, tarafsız bir alternatif koruma sembolü olarak kabul edilmiştir (14). Bu amblemler, silahlı çatışma ve afet durumlarında sağlık hizmeti sunan birimlerin tarafsızlığını ve korunmasını göstermek amacıyla kullanılmakta olup, bu işaretleri taşıyan tıbbi tesisler ve sağlık hizmeti sağlayıcıları uluslararası hukuk çerçevesinde özel koruma statüsüne sahiptir. Bu yapıların temel amacı, silahlı çatışma veya olağanüstü durumlar sırasında yaralı ve hastalara ayrım gözetmeksizin tıbbi bakım sağlanmasını mümkün kılmak ve sağlık hizmetlerinin sürekliliğini güvence altına almaktır.
Bu konuda yayınlanmış en güncel ve kapsamlı raporlardan birisi Uluslararası Kızılhaç Komitesi (International Committee of the Red Cross) tarafından yayımlanan, sağlık hizmetlerine yönelik şiddet ve saldırılar silahlı çatışma ve diğer acil durumlarda ciddi bir sorun olarak öne çıkaran Health Care in Danger’dır (15). Tehlike Altındaki Sağlık Hizmetleri, 2012 yılında başlatılan Kızılhaç ve Kızılay Hareketi’nin Uluslararası Kızılhaç Komitesi liderliğindeki bir projesidir. Silahlı çatışma ve diğer acil durumlarda etkili ve tarafsız sağlık hizmetlerinin verimliliğini ve sunumunu geliştirmeyi amaçlamaktadır (16). Bu raporlar detaylı olarak incelendiğinde aşağıdaki tanım ve olgular öne çıkmaktadır:
- Raporlarda sağlık personeli kavramı; doktorlar, hemşireler, paramedikler, fizyoterapistler, eczacılar, ambulans sürücüleri, silahlı kuvvetlere bağlı sağlık personeli ile sağlık hizmeti sunan uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütlerinde görev yapan sağlık çalışanlarını kapsamaktadır. Bunun yanında hastanelerde görev yapan idari ve destek personeli de sağlık hizmetlerinin sürekliliğinde kritik rol oynayan sağlık personeli kapsamında değerlendirilmektedir.
- Tıbbi ulaşım araçları ise sivil ya da askerî nitelikte olmasına bakılmaksızın yaralı ve hastaların taşınması amacıyla kullanılan ambulanslar, hastane gemileri ve tıbbi amaçlı uçakları içermektedir. Ayrıca hasta, sağlık personeli, tıbbi malzeme veya ekipman taşınması amacıyla kullanılan özel ulaşım araçları da uluslararası insancıl hukuk kapsamında tıbbi ulaşım aracı olarak tanımlanmaktadır.
- Sağlık hizmetlerine yönelik saldırılarda, Ocak 2012 ile Aralık 2014 tarihleri arasında toplam 2398 şiddet olayı rapor edilmiştir. Bu olayların 728’i tıbbi ulaşım araçlarını etkilemiş, 1222’si ise doğrudan sağlık tesislerini veya çevresini hedef almıştır
- Bu saldırıların sonuçları yalnızca sağlık altyapısına verilen fiziksel zararlarla sınırlı kalmamış; hasta ve hasta yakınlarının yaralanması, darp edilmesi veya hayatını kaybetmesi gibi ciddi insani sonuçlara da yol açmıştır. Sağlık personeli tehdit edilmiş, tıbbi etik ilkelerine aykırı davranmaya zorlanmış ve bazı durumlarda hastalara ücretsiz tedavi uygulamaları için baskı görmüşlerdir. Ayrıca sağlık çalışanlarının hasta veya hasta yakınları tarafından fiziksel saldırıya uğradığı vakalar da rapor edilmiştir.
- Sağlık tesisleri bazı durumlarda doğrudan hedef alınarak kurşunlanmış, bombalanmış veya yakılmış; bazı durumlarda ise devam eden çatışmalar nedeniyle dolaylı olarak zarar görmüştür. Bunun yanında sağlık tesislerine silah kullanılarak zorla girilmesi, hastanelerin askeri amaçlarla işgal edilmesi, silah depolama alanı veya barınak olarak kullanılması gibi vakalar da bildirilmiştir. Bu süreçte birçok sağlık tesisinde tıbbi malzeme ve ekipmanların yağmalandığı, bunun sonucunda sağlık hizmetlerinin ciddi biçimde aksadığı rapor edilmiştir.
- Ambulans ekiplerinin sağlık tesislerine ulaşımının engellenmesi veya geciktirilmesi, yaralı ve hastaların zamanında sağlık hizmetine erişimini zorlaştıran önemli bir diğer sorun olarak öne çıkmaktadır. Bazı olaylarda ise sağlık tesislerine yönelik saldırıların ardından yardım amacıyla olay yerine gelen ekiplerin hedef alındığı ikincil saldırılar da gözlemlenmiştir.
Saldırılarda sağlık tesislerinin doğrudan veya dolaylı olarak zarar görmesi, sağlık sisteminin işleyişini ciddi şekilde sekteye uğratmaktadır. Bu tür durumlarda öncelikle sağlık tesislerinin fiziksel altyapısı zarar görmekte; telekomünikasyon, ulaşım yolları, su, elektrik ve gaz gibi temel hizmetlerin kesintiye uğraması sağlık hizmetlerinin sunumunu güçleştirmektedir. Bunun yanı sıra sağlık çalışanlarının yaşam güvenliğinin tehdit altında olması, yoğun stres ve tükenmişlik ile mücadele etmek zorunda kalmaları ve sterilizasyon koşullarının bozulması gibi faktörler bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini artırarak sağlık hizmetlerinin sürekliliğini olumsuz etkilemektedir. Bu durum aynı zamanda hastaların tedavilerinin eksik veya yetersiz kalmasına, hayatta kalan sağlık çalışanlarının personel yetersizliği nedeniyle birden fazla rol üstlenmek zorunda kalmasına ve bazı hastaların güvenlik kaygıları nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurmaktan kaçınmasına neden olmaktadır.
Sağlık Tesisleri ve Sağlık Çalışanlarının Hedef Alınması ve Nedenleri
Cenevre Sözleşmesi 3 Numara Madde 19’da ‘’Sağlık servisine bağlı sabit müesseseler ve seyyar sıhhiye birlikleri hiçbir suretle tecavüze maruz bırakılmayarak muharipler tarafından hürmet görecek ve himaye olunacaklardır. Bu müessese ve birlikler muhasım tarafın eline düşerlerse hasta ve yaralıları için gereken ihtimam ve tedavi esir eden devlet tarafından sağlanmadıkça işlerine devam edeceklerdir. Yetkili makamlar; yukarıda mezkûr sıhhi birlik ve müesseselerinin, mümkün mertebe, askeri hedeflere yapılması muhtemel taarruzlardan tehlikeye düşmeyecek yerlerde bulundurulmalarına dikkat edeceklerdir.’’ şeklinde sağlık tesislerinin korunduğu açıkça belirtilmiştir (17,18). Yine 4 Numara Madde 24’te ‘’Münhasıran hasta ve yaralıların araştırılması, kaldırılması, nakli, tedavisi veya hastalıkların önlenmesi ile vazifelendirilen personel, sıhhiye birlik ve müesseseleri idaresi, personeli, silahlı kuvvetlere bağlı imam ve rahipler her zaman ve yerde himaye edilecek ve saygı göreceklerdir.’’ şeklindedir (5). Sağlık personelinin de savaş esnasında korunduğu net bir şekilde anlaşılmaktadır. Buna rağmen sağlık tesisleri doğrudan ya da dolaylı bir şekilde saldırılara hedef olmaktadır. Geçmiş savaşlar incelendiğinde sağlık tesislerinin yanlışlıkla hedef alındığı, tarafsızlık ihlaline karşı tepki olarak misilleme yapıldığı, düşmanın moralini bozmak için hastane gibi savunmasız yerlerin hedef gösterilmesi, kültürel küçümseme, ırksal şartlanma sonucunda saldırı yapılması, farklı ülkelerin hükümet çıkarları doğrultusunda medyada hastane saldırılarını haber yapma özgürlüklerinin derecesine göre kamuoyu tepkilerinin de farklı olması, uluslararası hukukun galip gelen devlete farklı davranması gibi nedenler sağlık tesisi ve sağlık çalışanlarını hedef haline getirme sebepleri olarak belirtilmiştir (19).
Sağlık tesislerine ilişkin korumanın sona ermesi Cenevre Sözleşmesi Numara 1 Madde 21’de “Sağlık hizmetlerine bağlı seyyar sağlık birlikleri ve sağlık kuruluşları, insani görevleri dışında düşmana zarar vermek amacıyla kullanılmadıkları sürece uluslararası insancıl hukuk kapsamında korunmaktadır. Bununla birlikte, bu birimlerin insani görevleri dışında askeri amaçlarla kullanıldığının tespit edilmesi durumunda, öncelikle makul bir süre tanıyan bir uyarı yapılması gerekmektedir. Yapılan uyarıya rağmen söz konusu faaliyetlerin devam etmesi halinde, bu koruma statüsü kaldırılabilmektedir.’’ Belirtilmiştir (18,20).
Etik Kurallar
Savaşın yıkımlarının aşırıya kaçmaması savaşın da sınırları olması gerekliliği savaş hukukuna dair ilk yazılı belge, M.Ö 1740 Hammurabi Kanunlarıdır (20,21). Günümüzde Cenevre Sözleşmesi ile sağlık çalışanları, hastaneler ve siviller koruma altına alınmıştır (22). Ayrıca 2016 yılında 2286 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararında Cenevre Sözleşmesi ve 2005 ek protokollerinin maddeleri vurgulanmıştır (23).
Bu maddeler incelendiğinde: Hastalar, yaralılar, tıbbi bakım veren personeller, insani yardım kuruluşları, tıbbi birimler ve tıbbi nakil araçlarına olan saldırıları kınama ve koruma ile ilgili maddeler belirtilmiştir. Cenevre Sözleşmesi dünya çapında kurallar belirtmiş olsa da uygulamasında birtakım sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunlarda ilki özellikle ABD, Rusya, Çin gibi güçlü devletler iş birliği yapmamaları durumunda bu devletleri yargılayabilecek bir üst kurul/güç bulunmamaktadır.
Her zaman ülkeler veya devletler çatışmamaktadır. Uluslararası statüsü olmayan devlet dışı silahlı gruplar da bu çatışmaya katılmaktadır. Bu silahlı gruplar da savaş hukukuna uymak zorundadır (3). Cenevre Sözleşmesi Numara 1 Madde 3’te belirtilmiştir (20).
Sonuç
İngiliz tıp cemiyeti tarafından 2025 yılında uluslararası hukukun açık bir ihlali olmasına rağmen, sağlık hizmetlerine çatışma bölgelerinde giderek daha fazla saldırılar nedeniyle hazırladığı Tıp Hedef Tahtında: Çatışma bölgelerinde sağlık hizmetlerine yönelik artan saldırılar raporunda, sağlık çalışanları bu zorlu savaş ve çatışma koşullarında sağlık hizmetlerini sürdürürken (11):
- En başta karşısındaki yaralının veya hastanın insan olmasından dolayı saygıyı hakkettiği bilincinde olması
- Milliyet, din, cinsiyet ya da sınıf ayırımı yapmadan tıbbi ihtiyaç doğrultusunda hastaya yaklaşması,
- Özellikle insani yardım kuruluşları yansızlık ilkesi ile hareket etmesi,
- Sağlık çalışanları her türlü tehdit, siyasi, ekonomik güçten bağımsız hareket etmesi
- Hasta mahremiyetine savaş ve silahlı çatışma durumlarında da dikkat etmesi önerilmiştir.
Kaynaklar
1. War | History, Causes, Types, Meaning, Examples, & Facts | Britannica [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.britannica.com/topic/war
2. Respecting and Protecting Health Care in Armed Conflicts and in Situations Not Covered by International Humanitarian Law.
3. MARTINI M, VALCHI L, MASSARO E, PARRELLA R, ORSINI D. War and Health: the devastating impact of conflict on Wellbeing and Humanitarian Crises. J Prev Med Hyg. 31 Ekim 2024;65(3):E464-8. doi:10.15167/2421-4248/jpmh2024.65.3.3412 PubMed PMID: 39758762; PubMed Central PMCID: PMC11698113.
4. Aydin ÖF, Yilmaz S, Ulusoy M, Polat M. Analyzing emergency department presentations linked to secondary earthquake effects. The American Journal of Emergency Medicine. 01 Mart 2025;89:61-6. doi:10.1016/j.ajem.2024.12.037
5. Khirekar J, Badge A, Bandre GR, Shahu S. Disaster Preparedness in Hospitals. Cureus. 15(12):e50073. doi:10.7759/cureus.50073 PubMed PMID: 38192940; PubMed Central PMCID: PMC10771935.
6. Protocol Additional to the Geneva Conventions of 12 August 1949, and relating to the Protection of Victims of International Armed Conflicts (Protocol 1) | OHCHR [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.ohchr.org/en/instruments-mechanisms/instruments/protocol-additional-geneva-conventions-12-august-1949-and
7. Rubenstein LS, Bittle MD. Responsibility for protection of medical workers and facilities in armed conflict. The Lancet. 23 Ocak 2010;375(9711):329-40. doi:10.1016/S0140-6736(09)61926-7 PubMed PMID: 20109960.
8. Yayin 1949 Tarihli Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokoller [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://insanhaklariizleme.org/vt/yayin_view.php?editid1=485.
9. Haar RJ, Read R, Fast L, Blanchet K, Rinaldi S, Taithe B, vd. Violence against healthcare in conflict: a systematic review of the literature and agenda for future research. Confl Health. 07 Mayıs 2021;15:37. doi:10.1186/s13031-021-00372-7 PubMed PMID: 33962623; PubMed Central PMCID: PMC8103060.
10. Epidemic of violence: Violence against health care in conflict 2024 – World | ReliefWeb [Internet]. 2025 [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://reliefweb.int/report/world/epidemic-violence-violence-against-health-care-conflict-2024
11. The British Medical Association is the trade union and professional body for doctors in the UK. [Internet]. 2025 [a.yer 14 Mart 2026]. Medicine under attack: the increasing assault on healthcare in conflict zones. Erişim adresi: https://www.bma.org.uk/what-we-do/working-internationally/our-international-work/medicine-under-attack-the-increasing-assault-on-healthcare-in-conflict-zones
12. Stopping attacks on health care [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.who.int/activities/stopping-attacks-on-health-care
13. Our emblems | ICRC [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.icrc.org/en/our-emblems
14. IFRC Branding | cadrim [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.cadrim.org/ifrcbranding
15. WMA – The World Medical Association-Health Care in Danger [Internet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.wma.net/what-we-do/campaigns/health-care-in-danger/
16. ICN – International Council of Nurses [Internet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Health Care in Danger. Erişim adresi: https://www.icn.ch/how-we-do-it/campaigns/health-care-danger
17. Çamyamaç DA. ULUSLARARASI HUKUKTA BARAJLAR VE SİLÂHLI ÇATIŞMALAR HUKUKU. C. 6. 2024;6.
18. Ayrıntılar: 12 Ağustos 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokolleri / › AVUKAT YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN KÜTÜPHANESİ katalog [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: http://kutuphane.ankarabarosu.org.tr/cgi-bin/koha/opac-detail.pl?biblionumber=5688
19. Crowley J, Wells JSG. Assaulting Medical Neutrality: Reflections on Attacks on Healthcare and Clinicians in the Two World Wars and Implications for Contemporary Conflicts. Nurs Inq. Ekim 2025;32(4):e70052. doi:10.1111/nin.70052 PubMed PMID: 40917073; PubMed Central PMCID: PMC12415934.
20. Işık A. Uluslararası Silahlı Çatışmalar Hukukunda Hastanelerin, Tıbbi Personelin ve Tedavi Görenlerin Korunması. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi [Internet]. 15 Mayıs 2017 [a.yer 14 Mart 2026];23(1):159-93. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/tr/pub/maruhad/article/332719
21. ogmmateryal.eba.gov.tr/panel/panel/ZamanCizelgesiOnizle.aspx?alistirmaId=15142 [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://ogmmateryal.eba.gov.tr/panel/panel/ZamanCizelgesiOnizle.aspx?alistirmaId=15142
22. Convention (IV) relative to the Protection of Civilian Persons in Time of War. Geneva, 12 August 1949. [Internet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://ihl-databases.icrc.org/en/ihl-treaties/gciv-1949/article-18/commentary/2025
23. Security Council Adopts Resolution 2286 (2016), Strongly Condemning Attacks against Medical Facilities, Personnel in Conflict Situations | UN Meetings Coverage and Press Releases [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://press.un.org/en/2016/sc12347.doc.htm


























































































