Acil Tıp Bülteni
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
      • Önsöz
      • Yayın İlkeleri
    • Künye
      • Dergi Ekibi
    • İletişim
  • Gündem
  • Hobi
  • Röportaj
  • Seyahat
  • Sizden Gelenler
  • Sayılar
  • İletişim
Aidat Ödemesi Bağış
Acil Tıp Bülteni
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
      • Önsöz
      • Yayın İlkeleri
    • Künye
      • Dergi Ekibi
    • İletişim
  • Gündem
  • Hobi
  • Röportaj
  • Seyahat
  • Sizden Gelenler
  • Sayılar
  • İletişim
  • Üye Girişi
Cuma, 8 Mayıs, 2026
Son Yazılar
Sağlıkta Şiddet Yasası
Güzel Şehir Van
Ocak 2025 sayımız çıktı. İyi okumalar.
Bol Sosyal Programlı Özlenen Kongre
’Bilimin Işığında’ Projesi Devam Ediyor
Nisan 2026 sayımız çıktı. İyi okumalar.
Acil Tıp Bülteni
Acil Tıp Bülteni
Aidat Ödemesi
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
      • Önsöz
      • Yayın İlkeleri
    • Künye
      • Dergi Ekibi
    • İletişim
  • Gündem
  • Hobi
  • Röportaj
  • Seyahat
  • Sizden Gelenler
  • Sayılar
  • İletişim
Copyright 2024 - All Right Reserved
RöportajTATDsosyal

Gül Pamukçu Günaydın ile COVID 19 Gölgesinde Eğitim ve Öğretim

tarafından Ebru Ünal Akoğlu 3 Ocak 2022
yazan Ebru Ünal Akoğlu

Bugün, hem bir doktor hem de bir anne olan Gül Pamukçu Günaydın ile COVİD-19 pandemisinin eğitim ve öğretim faaliyetlerine olan etkisinden bahsedeceğiz.

Soru: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

2002 yılında Hacettepe Üniversitesinden mezun oldum, Gazi Üniversitesinde Acil Tıp ihtisasımı 2008’de tamamladım. Şırnak’ta 2 yıl mecburi hizmet yaptım. 2010’dan beri  Ankara’da önce Etlik sonra da Atatürk Eğitim Araştırma hastanelerinde başasistan olarak çalıştım. Son 2 yıldır Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Acil Tıp AD’da Dr Öğretim Üyesiyim.

“Pandemi sürecinde başarılı olduğumuz konular da var başarısız olduklarımız da”

Soru: Kaç yıldır hekimlik mesleğini yapıyorsunuz? Tecrübelerinize göre bu Pandemi sürecinde başarılı olabildik mi?

2003 yılından beri acil serviste çalışıyorum. 2008’den beri de Acil Tıp Uzmanı olarak çalışıyorum.

Baştan itibaren çeşitli branşlardan değerli isimlerin olduğu bir bilim kurulu oluşturulması çok isabetli bir karardı. Ama bir eğitim bilim kurulu da oluşturulabilirdi. Aynı şekilde HES uygulaması da yerinde bir karardı. Ama mesela bu uygulamanın daha yaygın kullanımını, restorandan otele heryere girişte sorulmasını sağlayabilirdik, uygulamadan yeterince faydalanamadık.

Biz bölüm olarak başından itibaren bilimsel ve kanıta dayalı bir şekilde uygulamaları yürütmeye çalıştık ve Ankara’da pandemi ile mücadelede çok önemli bir görev üstlendik. Acil Tıp eğitimimiz kriz yönetme konusunda Acil Tıpçılara avantaj sağladı. Sağlık sisteminin deliklerini dünyada genelde acil tıpçılar kapatır, pandemide de öyle oldu. Türkiye’de hastanelerimiz ve doktorlarımız aşırı yüklenmeye alışık olduğundan hastanelerde çok sorun olmadı, ama 1. basamak biraz  geç devreye alındı.

“Pandeminin Türkiye’ye diğer ülkelerden daha geç gelmesi hazırlık yapmaya imkan verdi”

Pandeminin ülkemize geç gelmesi hazırlık yapmamiza imkan verdi ancak yöneticilerin bu süreyi iyi kullanmadığını gördük, eksikleri son dakikada tamamladığını gördük. Ülkemizde başka ülkelerde görülen malzeme sıkıntısı pek çekilmedi ama ağır koşullarda çalışmak sağlık çalışanlarını yordu.

Birçok doktorun bilimsel makaleleri kılavuzları takip etmek yerine halktan kişiler gibi  davranıp sosyal medyayı kutsal bilgi kaynağı gibi takip ettiklerini gözledik, birçok büyük hocanın da sosyal medyada fenomen olmak uğruna bilimsel olmayan paylaşımlar yaptığına tanık olduk. Bilim kurulu tanı tedavi algoritmalarını hızlı bir şekilde kullanıma soktu ve hekimlere yönelik rehberler hazırladı ama ülke olarak tecrübelerimizi yazılı hale getirmede biraz geride kaldık.

“Okullar konusunda tüm hazırlıkları en sona bıraktık”

Okullar ile ilgili düşünceler üretmeye çok geç başladık. Pek çok ülke yeni normale geçme sürecine okullar ile başladı. Biz okulları en sona bıraktık, sadece bir tarih verip onu birkaç kez erteleyerek çok önceden yapabileceğimiz hazırlıkları da son dakikaya bırakmış olduk.  Çoğu eğitimci, sağlıkçı ve veli okulun yüz yüze güvenli açılamayacağına inandı. Bu konuda fikir üretmeye çalışanlar azınlıkta kaldı.

“Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’nin iyi bir sınav verdiğini düşünüyorum”

Soru: Sizce kişiler pandemiden dolayı oluşan gündelik hayatlarındaki değişimleri nasıl karşıladı? Yeterli hassasiyeti gösterebiliyor muyuz?

Bir dönem çok sıkı kısıtlamalar uygulandı ama sonrasında normalleşme sürecinde iş bireylere bırakıldı. İlk başlarda insanlara verilen en önemli mesaj “evde kal” idi. Biz pek bireysel sorumluluk almayı seven bir ülke değiliz. “Kurallara uyarsak kendimizi, ailemizi, sağlık çalışanlarını, herkesi koruyabiliriz” denildi ama bu mesajlar tam etkili olamadı. Kurallara uymayanlar için yaptırımlar devreye girdiğinde kurallar daha iyi uygulanmaya başladı. Başlangıçta neyin yapılması gerektiğine dair belirsizlik de insanların kafasını karıştırdı.

“İnsanlara evde kalmak dışında neler yaparak korunacakları konusunda çok net mesajlar verilemedi”

Bazı kişilerin virüsü engellemek için aşırı tedbirler almaya çalıştığını ve artık yorulduğunu, bazı insanların ise “ne yaparsak yapalım korunamayacağız, zaten bu virüs de abartılıyor” diye düşünerek ipin ucunu tamamen bıraktığını görüyoruz. Ama bu ikisinin arasını bulmalıyız. Yani eskisi gibi serbest olamayız ama bazı kurallara uyarak yine de hayatımızı devam ettirmeye çalışmalıyız. Aslında bugün çok basit 3 kuralı uyguladığımızda riski kabul edilebilir bir düzeye indirdiğimizi biliyoruz.

“Maske, Mesafe, El temizliği”

Bir de bunlara kapalı alanlardaki kalabalıklardan uzak durmayı da ekleyebiliriz.

Soru: Siz aynı zamanda bir anne ve aynı zamanda bir eğitimcisiniz. Çocuğunuz okul çağında ise geçtiğimiz aylar boyunca uzaktan eğitim faaliyetlerini siz de deneyimlediniz. Uzaktan eğitimin artıları ve eksilerini bir de sizin perspektifinizden öğrenebilir miyiz?

Eğitim alan tarafında kızımla uzaktan anasınıfı yapmaya çalıştık. Okulun çok iyi rehberlik etmesine ve evdeki teknolojik imkanların yeterli olmasına rağmen çok zor oldu. Özellikle küçük çocuklar için uzaktan eğitim pek faydalı olmuyor diye düşünüyorum. Ayrıca eğitimi sadece matematiğe, okuma yazmaya indirmek demek oluyor uzaktan eğitim küçük sınıflarda. Yani ortada başka çocuklar yokken bir çocuğa oyunda sırasını beklemesi gerektiğini nasıl öğretebilirsiniz ki. Öğretmenin rolünün sadece bilgi aktaran bir kişiye indirilmesini kabul etmiyorum. Öğretmen öğrenci tarafından örnek alınandır, sevilendir. Bu ilişkileri uzaktan kurmak küçük çocuklar için çok zor.

“Uzaktan eğitim sürecinde davranış, tutum kazandırma eksik kalıyor”

Eğitimci olarak da üniversite öğrencileri ve asistanlarımızla uzaktan ders yaptık ve meslektaşlarımızla uzaktan çeşitli toplantılar düzenlendi. İlk başlarda hiç kimse evden çıkmıyorken bunlar daha çok heyecan veriyordu. Ancak uzaktan eğitimde vücut dilinizi kullanmanız zor, izleyicilerle göz teması kurmak zor, izleyicilerin nabzını tutmak zor. Aslında yeni nesil üniversite öğrencileri bu tip uzaktan dijital bir iletişime daha alışık, yaşları itibarı ile kendi kendilerine çalışma disiplini de kazanmış durumdalar. Böyle düşündüğünüzde üniversite dersleri belki uzaktan verilebilecek olsa bile üniversite yaşantısının olmayacağı bir üniversite eğitimini ben düşünmek istemiyorum. O deneyim de üniversite eğitiminin bir parçası ve çok önemli. O yüzden güvenli oldukça yüz yüze eğitime dönüş mutlaka önceliğimiz olmalıdır.

“Uzaktan eğitimde etkili bir öğretmen olmanın yollarını bulmanız gerekiyor”

Uzaktan eğitimin iyi yanları da var. Bana göre en iyi yanı çok farklı ülkelerdeki alanının en iyisi kişileri kolayca dinleme fırsatı yaratmasıdır. Örneğin yüz yüze olarak yılda 1 kez belki bir kongrede dinleyebileceğiniz bir hocayı uzaktan dersine kayıt yapıp bütün yıl dinleyebilirsiniz evinizden çıkmadan. Ya da yine evinizden çıkmadan ABD’deki bir konferansa konuşmacı ya da dinleyici olarak katılabilirsiniz. Bu da uçak, otel gibi masraflarınız olmayacağından uluslararası etkinliklere katılmayı kolaylaştırır. Bundan sonraki kongrelerde hep bu şekilde uzaktan konuşmacı ve katılımcıların da olacağını düşünüyorum.

Soru: Pandemi sürecinin en önemli problemlerinden birisi de eğitim ve öğretim faaliyetlerinin nasıl sürdürüleceği konusuydu. Bilim kurulu dahil pek çok farklı görüş ortaya atıldı. Öğrenci ve öğretmenlerin enfekte olma riskini en aza indirmek için uzaktan eğitim planlamaları önerildi ve tartışıldı. Sonuçta bazı sınıflar yüz yüze eğitime başlarken, bazı sınıfların uzaktan eğitime devam etmesi kararı alındı. Bu süreci bir anne ve bir eğitimci olarak değerlendirdiğinizde çocukların ruhsal ve beden sağlığının yanı sıra eğitim kalitesini nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?

İlk başlarda elde olan kısıtlı bilgi ile okulların kapatılması belki gerekli idi. Ancak bugün geldiğimiz noktada artık COVID-19’un çocuklar için yaşamsal risklerinin yetişkinlere göre çok düşük olduğunu biliyoruz. Kendileri için kötü sonuçlanma tehlikesi çok az (influenza ile karşılaştırabilecek düzeyde) olan bir hastalığın toplumda yayılmasını engellemek için çocukların çok ağır bir bedel ödediğini görüyoruz. Çok uzun bir süre evden çıkmaları bile yasaktı ve şimdi de okula gidemiyorlar.

“Çocukların tam bir iyilik halinde olması için okul çok önemlidir”

İşler öyle bir noktaya geldi ki okullar açılsın diyen anne babalar çocuğundan bıkmış ya da çocuğunun sağlığını önemsemiyormuş gibi gösteriliyor. Halbuki bir çocuğun sağlığı sadece onun fiziksel sağlığından ibaret değildir. Okullar kapalı olduğunda sağlık için bir takım faydalar bekleniyorsa (COVİD-19 toplumsal yayılımın azalması gibi) bunu çocuklarda meydana gelecek potansiyel zararla karşılaştırarak bir karar vermemiz gerekiyor.

“Bazı çocuklar böyle devam ederse öğrenim hayatından  tamamen kopacak”

Eğitimle ve çocuklarla ilgilenen pek çok ulusal ve uluslararası kuruluşun raporlarına baktığınızda (örneğin WHO, UNICEF, TEDMEM, CDC, EDCD), dünyada milyonlarca çocuğun uzaktan eğitime erişemediğini görüyorsunuz. Ayrıca eğitime erişimle ilgili eşitsizliklerin iyice çoğaldığını, dezavantajlı grupların daha da aşağı itildiğini yazıyorlar. Okulun faydaları sadece matematik öğrenmek değildir, pek çok çocuk okul sayesinde aile içinde fiziksel istismardan korunuyor, bir öğün yemek yiyebiliyor, çocuk işçi olmaktan korunuyor. Fakir çocukların potansiyellerine ulaşmak için tek şansları okula gitmek. Bazılarının çocukları evde özel öğretmenler, açık olmasına izin verilen kurslar, uzaktan özel derslerle öğrenimine devam ederken, bazı çocuklar için evde internet yok, bilgisayar yok, olsa bile kardeş sayısı çok, başına hangisi oturacak, anne babanın eğitimi çocuğa yardımcı olabilecek düzeyde değil (örneğin onlar da okuma yazma bilmiyor). Bu riskleri düşündüğümüzde yüz yüze güvenli bir şekilde okulları açmak için gereken çabayı göstermek ve salgının kontrolü için okul kapama dışındaki diğer araçları kullanmak daha doğru gibi gözüküyor. Zaten diğer ülkeler de bu mantıkla okulları açmak ve açık tutabilmek için azami çaba gösteriyorlar.

Soru: Bu süreçte çocuklarını okula göndermek zorunda olan ailelere önerileriniz neler olur?

Öncelikle şimdilik çocuğu okula göndermek zorunda değiller. İçleri rahat değilse uzaktan eğitimi seçebilirler. Bilim kurulu önerisi ile küçük sınıflardan başlayarak okullar açıldı ki bu COVİD-19 ile ilgili risklerin yaş küçüldükçe azalması ve yine yaş küçüldükçe uzaktan eğitimin zor olması nedeni ile doğru bir karar. Bu kararların alınmasında çok büyük özen dikkat ve temkin var.

“Kendi aileleri için uygun olanı düşünüp seçmeliler”

Çocuklarını okula göndermeyi seçecek olanlar Sağlık Bakanlığı ve MEB’in okullarla ilgili internette yayınlamış oldukları kılavuzları okusunlar. Sorun tespit eden oldukları kadar sorun çözen olmaya çalışsınlar. Okullarının güvenle açılması için bir katkıları olacaksa esirgemesinler. En önemlisi  de okulun içinde yaşadıkları mahallenin ve toplumun bir parçası olduğunu, kendilerini, mahallelerini, toplumu COVİD-19’dan korumak için yaptıkları her şeyini aslında okullarını ve çocuklarını da koruyacağını unutmasınlar.

“Okullarındaki öğretmenler ve yöneticiler ile işbirliği yapmaya çalışın”

Soru: Okul yönetimleri bu süreçte ne gibi önlemler almalı, nelere dikkat edilmeli? Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve Sağlık Bakanlığı’nın sunmuş olduğu tedbirler ve önerileri yeterli mi?

Sağlık Bakanlığı ve MEB’in kılavuzlarına yayınlanan tedbir ve öneriler yeterli. Ancak uygulamada bazı sorunlar yaşanabilir. Bunun için de diğer okullardaki yöneticiler, öğretmenler ve velilerle işbirliği yapmalarını öneririm. Aynı sorunlarla karşılaşan ve çok basit ucuz, uygulanabilir bir çözümü zaten bulmuş meslektaşları yan okulda olabilir.

“En çok dikkat etmeleri gereken yerlerden birisi öğretmenler odası, bir diğeri yemek yenilen diğer alanlar”

Çünkü maalesef sağlıkçılar olarak biz de bazen bu hataya düştük. Hastaların yanında aldığımız önlemleri çalışma arkadaşlarımızın yanında çok sıkı uygulamadık ve virüsü dinlenme odalarında bir başka sağlık çalışanı arkadaşımızdan aldık. Öğretmenler de virüsü çocuklardan alacaklarını sanıyorlar ama daha büyük olasılıkla tehdit olarak görmedikleri öğretmen arkadaşlarından alacaklar. Maskelerini çıkarıp dinlendikleri, yemek yedikleri, çay içtikleri zamanlarda daha riskli olacaklar.

“Çocuğumun hasta olması ya da ailemizdeki büyüklere hastalık getirmesinden elbetteki endişeleniyorum”

Soru: Hekim olmanın dışında bir anne olarak sizi bu süreçte en çok endişelendiren ne oldu?

İstatistikler ve bilimsel gerçekler riskin çocuklar için düşük olduğunu söylüyor ancak o düşük ihtimal sizin çocuğunuza denk geldiğinde istatistiklerin hiçbirinin bir anlamı kalmaz, ciğeriniz yanar, bunu biliyorum. Amacım hastalığı ya da hastalıktan zarar görme olasılığını küçümsemek değil. Ancak salgının başından beri bilim kurulu üyesi Doç Dr Afşin Emre Kayıpmaz hoca ile birlikte bu konuda yüzlerce yazı ve araştırma okuduk ve okumaya devam ediyoruz. Sürekli olarak başka ülkelerdeki örnekleri takip ediyoruz. Şu andaki bilgilerimizle riskin kabul edilebilir sınırda olduğunu düşünüyorum.

“İntörnlerin uzaktan eğitime geçmesi kullanılan kişisel koruyucu ekipman sayısının azaltırken bir yandan da bizlerin sürece uyum sağlamamızda kolaylaştırıcı oldu”

Soru: Sizin aynı zamanda anabilim dalınızdaki intörnlerden sorumlu öğretim üyesi olduğunuzu biliyoruz. Biraz da tıp öğrencileri ve onların bu süreçteki durumu hakkında görüşlerinizi almak isteriz. Pandemi sürecinin en başından itibaren intörnlerin (6. Sınıf öğrencileri) eğitimlerine uzaktan devam etmeleri kararı alındı. Sizce bu karar ne kadar doğruydu?

O dönem korunma önlemleri ile ilgili çok az bilgi vardı ve kişisel koruyucuların temini ile ilgili de sıkıntılar yaşanabileceği düşünülüyordu. O ortamda kısa bir süre onlar da sadece sıradan birer öğrenci gibi düşünüldü ve uzaktan eğitim kararı alındı. Bu hem eğitim aldıkları hastanelerde kullanılacak kişisel koruyucu malzeme sayısını azalttı, hem de pandemi ortamında artan iş yükü sırasında onların olmaması eğiticiler açısından hem hastalarla ilgilenmek için hem de yeniliklere uyum sağlamak için bir kolaylık sağladı. Geçen yılın önemli bir kısmı zaten bitmişti. Bu nedenle çok önemli bir zarara uğramadılar diye düşünüyorum.

“Bugün intörnleri uygulamalı olarak çalıştırmayarak koruduğumuzu zannedebiliriz, ama tek başlarına çalışmaya başladıklarında nasıl olacak?”

Ama uzaktan eğitimin tıp fakültesinin uygulamalı yıllarında sürekli olması doğru değil. Bugün biz onları uygulamalı staj yaptırmayarak koruduğumuzu sanabiliriz, ama 3 gün sonra tek başlarına hasta görmeye başladıklarında bu işin yanlışlığı ortaya çıkar. Hekimlik hastalarla karşılaşmadan öğrenilecek bir meslek değildir. Fakültemizde şu anda intörn doktorlar stajlarını hastanede yapıyorlar. Onları en yüksek riskli alanlarda çalıştırmıyoruz, derslerinde, nöbet saatlerinde bazı düzenlemeler yaptık. Kendimizi ne kadar koruyorsak onları da aynı şekilde koruyoruz, kendilerini nasıl koruyacaklarını düşük riskli alanlarda öğretmeye çalışıyoruz. Öğrencilerin de özellikle acil tıp stajını yüz yüze yapmak konusunda hiçbir problemleri yok. Endişelerini ifade etmelerine uygun ortam sağlıyoruz ve sorunlarını hızlıca çözmeye çalışıyoruz.

“İntörnler ile sürekli iletişim halindeyiz”

Soru: Peki intörnlerden aldığınız yorumlar, onların bu sürece yaklaşımı nasıldı? Uzaktan eğitim ile okuldan mezun olan hekim arkadaşlarımız kendilerini güvende hissediyor mu?

Geçtiğimiz dönem intörn arkadaşlarımız yılın büyük kısmını tamamlamışlardı. Bu nedenle gittikleri yerlerde eğer tecrübeli hekimlerden de biraz destek alabilirlerse çok önemli bir sorun olacağını düşünmüyorum. Tabi yine intörnlük içindeki Acil Tıp stajını tamamlamış olanlar daha şanslıydı.

Tıp fakültesinin özellikle de hasta başı pratiklerin başladığı 4-5-6. sınıfların sadece uzaktan olamayacağını düşünüyorum. Bu uygulamalı eğitim yapılan bütün fakülteler için geçerlidir. Bir hekim adayına dikiş pratiği yaptırmadan nasıl iyi dikiş atmayı öğretebilirsiniz? Bazı hekim adayı öğrenci arkadaşlarımızın “Zaten bunları yapamıyorduk gitmediğimiz iyi oldu, angarya işler yapıyorduk sadece” diye uzaktan eğitimi tercih ettiğini ve övdüğünü sosyal medyada görüyorum. Orada çözüm stajın amacına ulaşması için düzenlemeler yapmak, öğrencileri angarya işlerde kullanılacak bedava işgücü gibi görmemektir. Yoksa olması gereken iyi bir şekilde yapılamıyor diye stajların uzaktan olmasını savunmak doğru değil.

Soru: Enfeksiyon riskinin çok yüksek olduğu bölümlerin başında acil servis geliyor. Birçok sağlıkçı arkadaşımız, hemşiremiz, paramedik, acil tıp teknisyeni arkadaşımız enfekte oldu. Bir kısmı hastalık sürecini hafif bir şekilde atlatırken; bir kısmı maalesef ki COVID-19 nedeni ile hayatını kaybetti. Haliyle hepimizde hafif bir endişe ve korku duygusu hakim. Sahada çalışmaya başlayacak genç meslektaşlarımıza bu süreçle ilgili olarak ne gibi önerileriniz olur?

Önerim bilimsel olmayı hiçbir zaman bırakmasınlar, en çok korktukları zamanda bile sürekli okusunlar. Bu dönemde hekimlerden bile mantık dışı, bilimsel temeli olmayan bilgileri kesin doğru gibi yayan kişiler var. En güvenilir gördükleri kişiler bile söylese kafalarına yatmıyorsa o bilgiyi sorgulasınlar.

“Kimi takip ettiklerine, hangi bilgiyi doğru kabul ettiklerine dikkat etsinler”

Korkunun birazı insanı korur, fazlası ise kişinin işlerini yapmasını engeller. Ben Pandemi başından beri tedirginliğe kapıldığımda bilimsel makale okuyorum. Bu benim durum kontrol altında gibi hissetmeme yardımcı oluyor. Bulaşıcı hastalıklar bizim işimizin bir parçası. Bilgimiz ve becerimiz ne kadar yüksek olursa, kurallara ne kadar iyi uyarsak tedirginliğimiz o kadar azalır. Bütün bunlara rağmen tükenmişlik de işimizin bir parçası. Eğer böyle hissediyorlarsa yardım almaktan çekinmesinler.

“Maalesef virüs bir anlık dikkatsizliği kolluyor”

Soru: Son olarak eklemek istediğiniz bir konu veya kulağımızda küpe olması gerekli bir öneriniz?

Bu hastalık kalabalığı, kapalı ortamı ve insanlar arası yakın temasları seviyor. Biz kendimizi yabancılardan ya da hastalardan korumak konusunda iyiyiz ancak yakınlarımız söz konusu olunca mesela işyerinde ara verdiğimizde meslektaşımızla çay içerken, ya da dışarda sevdiklerimizle zaman geçirirken hemen korunma düzeyimiz düşüyor, maskeler iniyor, mesafeler azalıyor. Yakınlarımızın, tanıdığımız insanların yanında daha dikkatli olmamız, bütün hayatımızı yeniden düzenlememiz gerekiyor. Sabırlı olmalı ve tedbiri bırakmamalıyız.

3 Ocak 2022 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
MercekTATDsosyal

Aşılama Tarihçesi

tarafından İbrahim ALTUNOK 30 Aralık 2021
yazan İbrahim ALTUNOK

COVID-19 pandemisinde bir yılı geride bıraktık. Bu süreçte gündemdeki önemli ve çok tartışılan konulardan biri hiç şüphesiz aşı oldu. Sağlık çalışanları olarak ilk doz COVID-19 aşısını olduğumuz bu günlerde, bilimin ve geliştiricilerinin insanlığa en büyük armağanlarından olan aşıların tarihteki yerine bakmak istedim.

Modern anlamda bildiğimiz aşıların geçmişi 18. yüzyıla dayansa da içlerinde tarihçi Joseph Meedham tarafından düzenlenen Science and Civilisation in China adlı serinin bulunduğu bazı kaynaklar, aşıya dair ilk uygulamaların 1500’lü yıllarda görülen çiçek salgını sonucu Çin ve Hindistan’da başlatıldığını söyler. Hatta Ian ve Jennifer Glynn, The Life and Death of Smallpox adlı kitaplarında, 1600 sonlarında İmparator K’ang Hsi’nin çiçek hastalığından çocukken kurtulduğunu ve kendi çocuklarına aşı yaptırdığından bahsetmektedir. İlk yöntemlerin, çiçek hastalığı nedeniyle oluşan yara kabuklarının öğütülmesi ve burundan üflenmesi ya da çiçek hastalarının yaralarından alınan içeriğin sağlıklı kişinin cildine inoküle edilmesi olduğu düşünülmektedir.

1500’lü yıllarda salgınların farkında olanlar sadece Asyalılar değildi …

Modern epidemiyolojinin kurucusu sayılan Fransız doktor Guillaume De Baillou, Paris’te görülen salgınlar hakkında araştırmalar yapmakta idi. Epidemiorum Et Ephemeridum Libri Duo adlı kitabında veba, difteri ve kızamıktan bahsediyordu, 1578’de ise boğmaca hastalığını tanımlayan ilk kişi oldu. 1613 yılı Doktor Agustino tarafından El Año de los Garrotillos (difteri yılı) ilan edilirken İspanya’da neredeyse bir yüzyıl boyunca sürecek difteri salgını devam etmekteydi. O dönemde de hastalığın bulaşıcı olduğu biliniyordu ancak sahip olunan imkanlar ne hastalığın bulaşmasının ne de ölümlerin önüne geçemiyordu. Eski Dünya kıtaları arasında sürekli olarak hastalıklar taşınıyordu ama 15. ve 17. yüzyıllar arasında devam eden Coğrafi Keşifler, Avrupa’ya ait salgınları her iki Amerika kıtasına da götürdü ve yerel halklar çiçek, kızamık, sarı humma ve veba benzeri hastalıklar nedeniyle oldukça büyük kayıplar yaşadı.

Mart 1718’e gelindiğinde İstanbul’da tarihe geçen bir olay yaşanmaktaydı. İngiliz Büyükelçisi’nin eşi Lady Mary Wortley Montagu, büyükelçilik hekimi Charles Maitland’ın gözetiminde 5 yaşındaki oğlu Edward’ı çiçek hastalığına karşı aşılattı. İstanbullu yaşlı bir Rum kadın tarafından yapılan işlemi İngiltere’deki arkadaşına anlattığı mektubunda “… burada bir dizi yaşlı kadın var, bu operasyonu gerçekleştirmeyi kendi işleri haline getirmişler … her sonbaharda binlerce kişiye bunu yapıyorlar … (ve orada) ölen hiç kimse yok.” diye yazmıştı. Lady Montagu, Londra’ya döndüğünde aşı prosedürünü coşkuyla destekledi ancak Doğu halklarına ait bu tedavi süreci başlangıçta büyük bir dirençle karşılaştı. Her şeye rağmen kendi kızına da Doktor Maitland tarafından bu aşıyı uygulattı ve takma isimle de olsa aşıyı destekleyen makaleler yazmaya devam etti.

“1751 yılında Londra’da çiçek nedeniyle 3538 kişinin kaybedilmesi Lady Montagu’yu destekliyordu.”

Neyse ki iki yıl önce immünolojinin babası Edward Jenner doğmuştu, büyüyüp 21 yaşına geldiğinde St. George’s Hospital’da cerrahi ve anatomi eğitimini tamamlayacak ve çiçek aşısına farklı bir soluk getirmek için çalışmalar yapacaktı. Jenner sütçülerin çiçeği hafif geçirdiklerini, hatta hastalıktan korunduğunu fark etmişti, büyükbaş hayvanlarda görülen inek çiçeği nedeniyle hayvanlardaki lezyonlardan bulaşan irin onları bir şekilde bağışıklıyordu. 14 Mayıs 1796’da Jenner, ineklerdeki lezyonlardan elde ettiği aşıyı ilk olarak bahçıvanının 8 yaşındaki oğlu James Phipps’e yaptı. 11 aylık oğlu Robert da dahil olmak üzere 23 vakaya bu aşıyı uyguladı ve bulgularını yayınladı. Latince’de inek anlamına gelen vacca kelimesinin aşı (vaccine) ve aşılama (vaccination) kelimelerine temel oluşturmaktadır.

1800’lerin başında Jenner’in yöntemiyle aşı Avrupa, Rusya ve Amerika’da uygulanır olmuştu. 1836’da Doktor Edward Ballard aşının etkisini arttırmaya çalışırken meslektaşı William Farr, The Lancet dergisindeki yazısında salgınların ileride kendi adıyla anılacak çan eğrisi şeklindeki seyrinden ve aşıya ulaşamadığı için halen Londra’da her gün beş çocuğun öldüğünden bahsediyordu. Bunun üzerine 1840’ta İngiliz hükümeti ücretsiz olarak çiçek aşısının uygulanmasına, 1853’te ise doğan her çocuğa ilk üç ay içinde aşının yapılmasına karar verdi. 

Çiçekle mücadele devam ederken diğer bulaşıcı hastalıklar da hız kesmedi tabi. Asya’da özellikle Hindistan’da bir dizi ölümcül kolera salgını patlak vermiş, İngiliz Doktor John Snow, Londra’daki gözlemlerine dayandığı On the Mode of Cholera adlı yayınında koleranın kirli suyla yayıldığını, ince bağırsakların mukozasına yapışan bir malzeme içerdiğini öne sürmüştü. Snow’un yayınından 5 yıl sonra İtalyan Doktor Filippo Pacini, kolera bakterisini hastaların bağırsaklarından mikroskobik olarak gözlemledi ve hastalığın nedeni olarak ileri sürdü hatta bakterinin virgül şekline oluşuna bile dikkat çekti. Hastalarda büyük sıvı ve elektrolit kaybının olduğunu, onların tuz eklenmiş intravenöz su enjeksiyonları ile tedavi edilmesi gerektiğini söyledi. Söyledi söylemesine ancak o dönemde yeterince dikkate alınmadı.

1850’li yıllarda yıldızı parlayan ancak o dönemki kariyerinde daha çok kimya üzerine ilerleyen Louis Pasteur, 1877 yılında hayvancılığı sarsan şarbon hastalığını ve Bacillus anthracis’i tanımlayarak rotasını Tıp bilimine çevirdi. İki yıl içinde Pasteurella multocida için aşı geliştirdi, bu atenüasyon yöntemi ile laboratuvar koşullarında üretilen ilk aşıydı. Tavuklara canlı bakteri enjekte eden ve hastalığın seyrini inceleyen Pasteur, tatile çıkmadan önce asistanına kültürdeki taze bakterileri enjekte etmesini söyledi ancak asistanı unuttu, aradan geçen zaman sayesinde bakteriler zayıfladı, enjeksiyon yapılan tavuklarda hastalığın hafif seyrettiğini gözlediler. Tavuklar iyileştikten sonra canlı bakteri verdiklerinde ise hiçbirinin hastalanmadığını gözlemlediler. 1880’de ise kuduz üzerine çalışmaya başladı, hatta kuduzun değişen inkübasyon süresini kısaltmak için en virülan suşlarla çalıştı ve enfekte materyalleri doğrudan tavşanların beynine enjekte etti. 1885’te aşıyı başarılı bir şekilde kullanana kadar kuduz hakkında çalışmaya devam edecekti.

Tabi ki her şey güllük gülistanlık gitmiyordu. Tarihin ilk aşı karşıtı hareketi olan The Anti-Vaccination Society of America, hastalıkların mikroorganizmalar yoluyla yayılmadığını öne sürdü – ne kadar tanıdık!

19. yüzyıl hekimlerinin de aşı konusunda günümüzle benzer sorunlarla mücadele ettiğini söylemek mümkün.

1890 yılına gelindiğinde ise Shibasaburo Kitasato ve Emil von Behring, kobayları ısıl işlem görmüş difteri toksini ile aşıladılar. Onlardan aldıkları serumlarda difteri toksininin zararlı etkilerini önleyen bir madde olduğunu fark edip, maddeye antitoksin, tedavilerine de serum adını verdiler. Bu sayede 1901’de Tıpta ilk Nobel Ödülü’nü kazandılar.

19. yüzyıldan sonraki tarihsel seyir güncel aşıların bulunması ile devam ettiği için, yazımı aşıların bulunuş yıllarını paylaşarak bitirmek istiyorum. 1896-tifo, 1900’ler-kolera, 1942-difteri, 1950-BCG ve boğmaca, 1955-inaktive polio, 1961-tetanoz, 1962-canlı oral polio ve influenza, 1968-kızamık, 1970-kızamıkçık, 1970’ler-polisakkarid meningokok aşıları, 1982-hepatit B, 1988-KKK, 1992-konjuge Hib ve hepatit A, 2001-DaBT ve pnömokok aşısı, 2008-HPV, 2013- rotavirus ve zona, 2015- meningokok B ve ACWY.

Son söz olarak

Bakteriyolojihane Osmanlı Devleti’nde 1892 yılında kuruldu. Aynı yıl ilk çiçek aşısı üretim evinin hizmet verdiğini biliyoruz. Cumhuriyet yıllarında kuduz, kolera, dizanteri, veba, tifüs, difteri, tetanoz ve influenza aşıları ve tetanoz, gazlı gangren, difteri, kuduz, şarbon akrep serumları ülkemizde üretilmektedir. Ancak ülkemizde -maalesef- 1997’de BCG aşı üretiminin kesilmesi ile aşı üretimi tamamen durdu. Aşı üretimine devam edebilmemiz öncelikli temennilerimden biridir.

“Çiçek hastalığının eradike edilmesi elde ettiğimiz en önemli küresel başarıydı”

Diğer bir nokta da Dünya’da ilk yok edilmiş hastalık olan çiçek hastalığı… Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın eradike edildiğini 8 Mayıs 1980’de 33. Genel Kurulu’nda resmi olarak duyurdu, onayladı. Bir de çocuk felci aşısının mucidi Jonas Salk’tan bahsetmek istiyorum. 1955’te kullanıma giren inaktive edilmiş aşının patenti üzerine kendisine yöneltilen soruya ‘Patent yok. Güneşin patentini alabilir misiniz?’ yanıtını öğrencilik yıllarında duymayan kaldığını sanmıyorum. Modern Tıp ve aşılar konusunda bugüne gelmemizi sağlayan bütün bilim insanlarına şükranla, eradike edilecek nice hastalıklar dileğiyle.

30 Aralık 2021 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
E-Dergi

25. Yıl Özel Sayımız

tarafından Haldun Akoğlu 30 Kasım 2021
yazan Haldun Akoğlu

Değerli Acil Tıp gönüllüleri,

Ülkemiz Acil Tıp tarihinin nerede ise her aşamasına tanıklık eden; hatta bizzat ona yön veren Türkiye Acil Tıp Derneği’nin (TATD) medyadaki gücü Bülten’in, bu çok özel sayısı ile karşınızda olmaktan gurur duyduğumu belirtmek isterim.

Temasını “Dünden bugüne TATD ve Acil Tıp” olarak belirlediğimiz sayının sayfaları arasında gezinirken, kimimiz Acil Tıp serüvenine ait anılarını tazeleyecek, kimimiz tarihimizi bizzat onu yaşayanlardan öğrenecek ve en önemlisi de; gelecek nesillere, bu çok özel ve fedakarlıklarla geçen yıllara ait ayrıntılar aktarılmış olacak.

Kuşkusuz, kendisini Acil sağlık hizmetlerine adamış ve adamaya da devam eden “değerlerimiz”, bu sayıya emek veren değerli arkadaşlarımız/yazarlarımızdan ibaret değil. 1995 yılında kurulan Türkiye Acil Tıp Derneği’ nin Acil Tıbba önderlik etmesinde başrol oynayan “Acil Tıp Uzmanı” olsun olmasın tüm arkadaşlarımız, yönetim kurulları, komisyon-çalışma grupları-bilimsel kurul üyeleri, koşulsuz desteğini her fırsatta sunan değerli üyelerimiz de bu hikayenin bir parçası olarak anılmayı hak ediyorlar. Kendilerinden ve yine geçmişimizden aldığımız güç ile; Ekim ayı başı itibariyle 1.418 uzmanlık öğrencisini, 2.492 Acil Tıp uzmanını, 104 profesör doktoru, 144 doçent doktoru ve 173 doktor öğretim üyesini barındıran Acil Tıbbın, önümüzdeki yıllarda da geleceğe damga vuracağına yürekten inanıyorum.

Geçmiş ile bugünü birleştiren bu sayının oluşumuna emek veren tüm yazar ve editörlerimize teşekkür ederken, tüm yazılarımızı zevkle okuyacağınızı umuyorum.

Gelecek günlerin bugünden daha güzel olması dileği ile,

Doç. Dr. Serkan Emre Eroğlu

Genel Yayın Direktörü

Acil-Tip-Bülteni-Sayi-10-25.yil-Özel-Sayisi-Kasim-2021-MQİndir
30 Kasım 2021 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
Sports

Browns release Odell Beckham Jr. years after blockbuster trade

tarafından tahsinkandamar 5 Kasım 2021
yazan tahsinkandamar

A wonderful world with with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine. I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me.

DEVELOP THE ECONOMY 

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

[blockquote align=”left” author=”Penci Design” style=”font-size: 30px”]To take a trivial example, which of us ever undertakes laborious physical exercise, except to obtain some advantage from it?[/blockquote]

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words.

MODERN NEWS & MAGAZINE

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

 

To an English person, it will seem like simplified English, as a skeptical Cambridge friend of mine told me what Occidental is.The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words. Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators.


How To Achieve Zero Carbon Emission

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth.

5 Kasım 2021 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
Sports

Russia and US set up Billie Jean King Cup semifinal clash new season

tarafından tahsinkandamar 5 Kasım 2021
yazan tahsinkandamar

A wonderful world with with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine. I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me.

DEVELOP THE ECONOMY 

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

[blockquote align=”left” author=”Penci Design” style=”font-size: 30px”]To take a trivial example, which of us ever undertakes laborious physical exercise, except to obtain some advantage from it?[/blockquote]

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words.

MODERN NEWS & MAGAZINE

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

 

To an English person, it will seem like simplified English, as a skeptical Cambridge friend of mine told me what Occidental is.The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words. Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators.


How To Achieve Zero Carbon Emission

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth.

5 Kasım 2021 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
Sports

Real Madrid becomes first team to score 1,000 Champions League goals

tarafından tahsinkandamar 5 Kasım 2021
yazan tahsinkandamar

A wonderful world with with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine. I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me.

DEVELOP THE ECONOMY 

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

[blockquote align=”left” author=”Penci Design” style=”font-size: 30px”]To take a trivial example, which of us ever undertakes laborious physical exercise, except to obtain some advantage from it?[/blockquote]

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words.

MODERN NEWS & MAGAZINE

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

 

To an English person, it will seem like simplified English, as a skeptical Cambridge friend of mine told me what Occidental is.The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words. Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators.


How To Achieve Zero Carbon Emission

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth.

5 Kasım 2021 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
Sports

Fan who gave 600th touchdown ball to Tom Brady asks for a round of golf

tarafından tahsinkandamar 5 Kasım 2021
yazan tahsinkandamar

A wonderful world with with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine. I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me.

DEVELOP THE ECONOMY 

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

[blockquote align=”left” author=”Penci Design” style=”font-size: 30px”]To take a trivial example, which of us ever undertakes laborious physical exercise, except to obtain some advantage from it?[/blockquote]

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words.

MODERN NEWS & MAGAZINE

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

 

To an English person, it will seem like simplified English, as a skeptical Cambridge friend of mine told me what Occidental is.The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words. Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators.


How To Achieve Zero Carbon Emission

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth.

5 Kasım 2021 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
Sports

No unvaccinated players at Australian Open, says Victoria state Premier

tarafından tahsinkandamar 5 Kasım 2021
yazan tahsinkandamar

A wonderful world with with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine. I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me.

DEVELOP THE ECONOMY 

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

[blockquote align=”left” author=”Penci Design” style=”font-size: 30px”]To take a trivial example, which of us ever undertakes laborious physical exercise, except to obtain some advantage from it?[/blockquote]

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words.

MODERN NEWS & MAGAZINE

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

 

To an English person, it will seem like simplified English, as a skeptical Cambridge friend of mine told me what Occidental is.The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words. Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators.


How To Achieve Zero Carbon Emission

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth.

5 Kasım 2021 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
Sports

Essential Quality crossed the finish line first at the Belmont Stakes 2021

tarafından tahsinkandamar 5 Kasım 2021
yazan tahsinkandamar

A wonderful world with with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine. I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me.

DEVELOP THE ECONOMY 

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

[blockquote align=”left” author=”Penci Design” style=”font-size: 30px”]To take a trivial example, which of us ever undertakes laborious physical exercise, except to obtain some advantage from it?[/blockquote]

When I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel.

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words.

MODERN NEWS & MAGAZINE

Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators. To achieve this, it would be necessary to have uniform grammar, pronunciation and more common words. If several languages coalesce, the grammar of the resulting language is more simple and regular than that of the individual languages. The new common language will be more simple and regular than the existing European languages. It will be as simple as Occidental; in fact, it will be Occidental.

 

To an English person, it will seem like simplified English, as a skeptical Cambridge friend of mine told me what Occidental is.The European languages are members of the same family. Their separate existence is a myth. For science, music, sport, etc, Europe uses the same vocabulary. The languages only differ in their grammar, their pronunciation and their most common words. Everyone realizes why a new common language would be desirable: one could refuse to pay expensive translators.


How To Achieve Zero Carbon Emission

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth.

5 Kasım 2021 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
E-Dergi

Ekim Sayımız Çıktı… Keyifli Okumalar

tarafından Ebru Ünal Akoğlu 29 Eylül 2021
yazan Ebru Ünal Akoğlu

Acil Tıp Bülteni – Sayı 9 – Eylül 2021 LQ (2,85 MB)

Türkiye Acil Tıp Derneğinin magazin kültür ve haber dergisi BÜLTEN’in 9. sayısı okuyucularının beğenisine sunuldu.

Keyifli okumalar…

[true} –>
E-Dergi BÜLTEN için lütfen tıklayınız İndir

Türkiye Acil Tıp Derneğinin magazin kültür ve haber dergisi BÜLTEN’in 9. sayısı okuyucularının beğenisine sunuldu.

Keyifli okumalar…

29 Eylül 2021 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
Yeni Yazılar
Eski Yazılar

Hakkımızda

  • Üyelik Başvuru Formu
  • Kurumsal Kimliğimiz
  • Gizlilik Politikası

Bize Ulaşın

  • Mustafa Kemal Mahallesi Dumlupınar Blv. No:274 Mahall E Blok Daire:18 Ankara
  • Telefon: (0312) 438 12 66
  • Email: [email protected]
@2024 – All Right Reserved. Designed and Developed by Themis
Facebook Twitter Instagram Linkedin Youtube Email
Acil Tıp Bülteni
  • Home
Giriş Yap

Çıkış yapana kadar oturumu açık tut

Şifremi Unuttum

Şifre Sıfırlama

Yeni bir şifre size e-posta ile gönderilecek.

Yeni şifrenizi aldınız mı? Giriş yap