
Yazar: Uzm. Dr. Hasan Pakır
Editör: Dr. Öğr. Üyesi Ömer Yusuf Erdurmuş
Spor, sağlıklı yaşamın temel taşı olarak kabul edilse de, nadir durumlarda trajik olaylara sahne olabilmektedir. Genç ve sağlıklı görünen bir sporcunun antrenman veya müsabaka sırasında aniden yere yığılması, toplumda derin bir şok etkisi yaratır. Sporda ani kardiyak ölüm (AKÖ), travma dışı nedenlerle gelişen, beklenmeyen kardiyak kökenli ölüm olarak tanımlanır. Günümüzde birçok çalışmada ölüm yerine “ani kardiyak arrest” (AKA) kavramı tercih edilmektedir; çünkü erken müdahale ile bazı olgular hayatta kalabilmektedir.
Epidemiyoloji ve Görülme Sıklığı
Sporcularda AKÖ insidansı, araştırmadan araştırmaya farklılık gösterse de genel olarak düşük kabul edilir. İstatistikler, her yıl 100.000 sporcuda 1-5 arasında vaka yaşandığını göstermektedir1. Erkek sporcularda riskin kadınlara oranla yaklaşık 9 kat daha fazla olduğu saptanmıştır. Ayrıca siyahi sporcularda, özellikle basketbol oyuncularında riskin daha yüksek olduğu gözlemlenmektedir.
Bu vakaların büyük çoğunluğu rekabetçi sporlar sırasında, kalbin elektriksel sistemindeki bozukluk nedeniyle meydana gelir. Kalbin pompalama işlevini yitirdiği bu duruma genellikle VF (Ventriküler Fibrilasyon) eşlik eder. Sporun kendisi, doğrudan bir ölüm nedeni değil, altta yatan gizli bir kalp hastalığını tetikleyen unsurdur. Egzersiz sırasında artan adrenalin ve elektrolit değişimleri, var olan patolojiyi ölümcül bir ritim bozukluğuna dönüştürebilir.
Temel Nedenler: Yaş Gruplarına Göre Farklılıklar
Sporcularda ani ölüm nedenleri yaşa bağlı olarak iki ana gruba ayrılır. 35 yaş altındaki genç sporcularda nedenler genellikle genetiktir veya doğuştan gelen yapısal anomalilere dayanır. Bu grupta en sık karşılaşılan neden Hipertrofik Kardiyomiyopati (HKM) olarak bilinen kalp kası kalınlaşmasıdır2. HKM, dünya genelinde genç sporcu ölümlerinin yaklaşık %30’undan sorumludur. Ancak güncel literatürde nedenlerin ülkeler ve popülasyonlar arasında değişiklik gösterebildiğini ortaya koymaktadır. Özellikle otopsi negatif ölümler, koroner anomaliler, miyokardit ve aritmojenik kardiyomyopati diğer sık görülen nedenler arasındadır.
Diğer önemli nedenler arasında koroner arter anomalileri ve Aritmojenik Sağ Ventrikül Kardiyomiyopatisi (ASVK) yer alır. İyon kanalı hastalıkları (Ritim bozuklukları) da yapısal bir bozukluk olmasa bile kalbin durmasına yol açabilir. 35 yaş üstü “veteran” sporcularda ise durum tamamen değişir. Bu yaş grubundaki AKÖ vakalarının %80’inden fazlası Koroner Arter Hastalığı (KAH) nedeniyle gerçekleşmektedir3.
Tanı ve Tarama Yöntemleri
Sporcuların sahaya çıkmadan önce değerlendirilmesi, riskli bireylerin saptanması açısından hayati önem taşır. Avrupa Kardiyoloji Topluluğu (ESC), tüm sporcular için detaylı bir anamnez ve fizik muayene önermektedir. Bunun yanında 12 derivasyonlu Elektrokardiyogram (EKG) çekilmesi, gizli ritim bozukluklarının saptanmasında kritik rol oynar. İtalya’da yapılan bir çalışmada EKG çekilmesinin, sporcu ölümlerini %90 oranında azalttığını ve önceden tanı ile ani kardiyak ölümün önüne geçildiğini göstermiştir4. İtalya’da gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir tarama programında ani kardiyak ölüm oranlarında belirgin azalma gösterilmiş olsa da, EKG taramasının tüm popülasyonlarda aynı faydayı sağlayıp sağlamadığı halen tartışılmaktadır.
Tarama sürecinde sporcunun ailesinde erken yaşta ani ölüm öyküsü olup olmadığı titizlikle sorgulanmalıdır. Göğüs ağrısı, egzersizle gelen bayılma (senkop) veya çarpıntı gibi belirtiler “kırmızı bayrak” olarak kabul edilir. Eğer EKG veya muayenede şüpheli bir durum saptanırsa, daha ileri tetkikler olan Ekokardiyografi veya Kardiyak MR yöntemlerine başvurulur. Ancak her tarama testi %100 sonuç vermez; bazı patolojiler maalesef ilk belirtisini AKÖ ile verebilir.
Commotio Cordis: Darbeye Bağlı Durmalar
Yapısal bir kalp hastalığı olmayan sporcularda da ani ölüm görülebilir. Commotio Cordis, göğüs duvarına gelen sert ve küt bir darbe sonucu kalbin durması olayıdır. Genellikle beyzbol, hokey veya karate gibi sporlarda, topun veya darbenin kalbin tam üzerine isabet etmesiyle oluşur. Darbenin, kalp döngüsünün (T dalgasının başlangıcı) çok dar bir zaman dilimine denk gelmesi gerekir5.
Bu durum, kalbin normal ritmini bozarak ventriküler fibrilasyona girmesine neden olur. Commotio cordis vakalarında koruyucu ekipman kullanımı önemli olsa da, tam koruma sağlamayabilir. Bu nedenle, spor sahalarında acil müdahale ekipmanlarının hazır bulunması tek kurtuluş yoludur. Genç sporcuların göğüs duvarı daha esnek olduğu için bu riske karşı daha savunmasızdırlar.
Sahada Acil Müdahale ve AED Kullanımı
Erken defibrilasyon uygulanmayan ventriküler fibrilasyon olgularında hayatta kalma olasılığı her geçen dakika belirgin şekilde azalır ve yaklaşık %7-10 oranında düşebilir. Otomatik Eksternal Defibrilatör (AED) cihazlarının önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır. AED, kalbin ritmini analiz eden ve gerekliyse şok veren, tıp eğitimi almamış kişilerin bile kullanabileceği bir cihazdır. Erken defibrilasyon, hayatta kalma oranlarını %70’lerin üzerine çıkarabilmektedir6.
Spor tesislerinde acil eylem planlarının (EAP) önceden hazırlanmış olması gerekir. Antrenörlerin, hakemlerin ve sporcuların temel yaşam desteği (CPR) eğitimi alması hayati önem taşır. Kalp durması gerçekleştiğinde “agonal solunum” denilen iç çekmeler, genellikle yanlışlıkla nefes alıyor gibi algılanabilir. Bu durum müdahalede gecikmeye yol açmamalı; bilinci kapalı ve normal nefes almayan her sporcuya CPR başlanmalıdır.
Etik Tartışmalar ve Spor Yasakları
Riskli bir durum saptanan sporcuya sporu yasaklamak, tıp dünyasında ciddi bir etik tartışma konusudur. Bir yandan sporcunun hayatını korumak, diğer yandan kariyerini ve hayallerini sonlandırmak arasında ince bir çizgi vardır. Modern yaklaşım, artık her kalp hastalığında sporu tamamen yasaklamak yerine “ortak karar verme” modelini benimsemektedir. Bu modelde riskler sporcuya net şekilde anlatılır ve belirli güvenlik sınırları içinde spora devam edip edemeyeceği tartışılır.
Özellikle ICD (İmplante Edilebilir Kardiyoverter Defibrilatör) taşıyan sporcular için eski katı kurallar esnemeye başlamıştır. Bazı çalışmalar, düşük riskli hastalarda ICD ile profesyonel spora devam etmenin sanıldığı kadar tehlikeli olmayabileceğini göstermektedir. Ancak bu kararlar her vaka için bireysel olarak, uzman ekip tarafından verilmelidir. Genetik testlerin gelişmesi, bu süreçte daha isabetli risk analizi yapılmasını sağlamaktadır.
Sonuç
Sporcularda ani kardiyak ölüm, düşük olasılıklı ancak yüksek etkili bir olaydır. Bilimsel veriler, düzenli taramaların ve sahalarda AED bulundurulmasının hayat kurtardığını açıkça ortaya koymaktadır. Spor camiası, antrenörler ve aileler, egzersiz sırasında oluşan bayılmaları asla “yorgunluk” olarak geçiştirmemelidir. Unutulmamalıdır ki; doğru teşhis ve hızlı müdahale, sahadaki trajedileri birer başarı hikayesine dönüştürebilir.
Acil Tıp Hekimleri için Mesaj
Egzersiz sırasında gelişen senkop, açıklanamayan göğüs ağrısı, eforla ortaya çıkan nefes darlığı veya çarpıntı yakınmaları olan sporcular ayrıntılı kardiyovasküler değerlendirmeye yönlendirilmelidir. Özellikle egzersiz sırasında gelişen senkop, aksi ispat edilene kadar kardiyak kökenli kabul edilmelidir.
Kaynakça
1.Maron, B. J., et al. (2015). “Eligibility and Disqualification Recommendations for Competitive Athletes With Cardiovascular Abnormalities.” Journal of the American College of Cardiology, 66(21), 2343-2349.
2.Harmon, K. G., et al. (2011). “Incidence of sudden cardiac death in National Collegiate Athletic Association athletes.” Circulation, 123(15), 1594-1600.
3.Marijon, E., et al. (2011). Sports-related sudden death in the general population. Circulation, 124(6), 672–681.
4.Corrado, D., et al. (2006). “Trends in sudden cardiovascular death in young competitive athletes after implementation of a national screening program.” JAMA, 296(13), 1593-1601
5.Maron, B. J., & Estes, N. M. (2010). “Commotio cordis.” The New England Journal of Medicine, 362(10), 917-927.
6.Drezner, J. A., et al. (2013). Outcomes from sudden cardiac arrest in US high schools: a 2-year prospective study from the National Registry for AED Use in Sports. British journal of sports medicine, 47(18), 1179–1183