Spor Tıbbı Çalışma Grubu
  • Spor Tıbbı ÇG
    • Hakkımızda
      • Tarihçe
      • Vizyon, Misyon ve Tanımlar
      • Amaç ve Hedefler
      • Görevler
    • Kurullar
      • Yürütme Kurulu
      • Üyeler
    • Belgeler
      • Yönerge ve Diğer Belgeler
      • Faaliyet Raporları
      • Kılavuz ve Rehberler
      • Raporlar
  • Yazılarımız
  • Etkinliklerimiz
    • Kurslar
      • Kurs Koordinatörleri
    • Sempozyum ve Kongreler
    • Sosyal Etkinlikler
  • Etkinlik Takvimi
  • İletişim
Aidat Ödemesi Bağış
Spor Tıbbı Çalışma Grubu
  • Spor Tıbbı ÇG
    • Hakkımızda
      • Tarihçe
      • Vizyon, Misyon ve Tanımlar
      • Amaç ve Hedefler
      • Görevler
    • Kurullar
      • Yürütme Kurulu
      • Üyeler
    • Belgeler
      • Yönerge ve Diğer Belgeler
      • Faaliyet Raporları
      • Kılavuz ve Rehberler
      • Raporlar
  • Yazılarımız
  • Etkinliklerimiz
    • Kurslar
      • Kurs Koordinatörleri
    • Sempozyum ve Kongreler
    • Sosyal Etkinlikler
  • Etkinlik Takvimi
  • İletişim
  • Üye Girişi
Salı, 15 Eylül, 2026
Son Yazılar
Saha İçi Kafa Travması ve Konküzyon
Spor Acillerinde Paradigma Değişimi
Acil Serviste Sık Kullandığımız İlaçlar ve Sporcularda Doping Riski
Sporcularda Ani Kardiyak Ölüm: Sahadaki Görünmez Tehdit
Aşırı Kullanım Yaralanması (Overuse Injury)
Spor Tıbbı Çalışma Grubu
Spor Tıbbı Çalışma Grubu
Aidat Ödemesi
  • Spor Tıbbı ÇG
    • Hakkımızda
      • Tarihçe
      • Vizyon, Misyon ve Tanımlar
      • Amaç ve Hedefler
      • Görevler
    • Kurullar
      • Yürütme Kurulu
      • Üyeler
    • Belgeler
      • Yönerge ve Diğer Belgeler
      • Faaliyet Raporları
      • Kılavuz ve Rehberler
      • Raporlar
  • Yazılarımız
  • Etkinliklerimiz
    • Kurslar
      • Kurs Koordinatörleri
    • Sempozyum ve Kongreler
    • Sosyal Etkinlikler
  • Etkinlik Takvimi
  • İletişim
© 2021 – 2026 All Rights Reserved. Designed and Developed by DNS Tech Company
GenelTATDakademikTATDsosyal

Aşırı Kullanım Yaralanması (Overuse Injury)

tarafından Ömer Yusuf Erdurmuş 24 Ağustos 2026
yazan Ömer Yusuf Erdurmuş

Yazar: Uzm. Dr. Muhammed Ali Üçeş

Editör: Dr. Öğr. Üyesi Ömer Yusuf Erdurmuş

Giriş

En basit tanımıyla overuse yaralanması; kas ve iskelet sistemini etkileyen tekrarlayan, küçük yüklenmelerin birikerek kronik bir hasara dönüşmesi olarak tanımlanmaktadır. Vücudumuz muazzam bir adaptasyon yeteneğine sahiptir: spor yaptıkça kemikler, kaslar, tendonlar ve bağ dokuları bu yüke uyum sağlamak için kendini yenilemektedir. Ancak bu yenilenmenin işleyebilmesinin tek şartı, dokuların yeterince dinlenebilmesidir. Gerekli süre tanınmadığında mikro düzeydeki hasarlar birikir ve kronik bir sakatlık tablosu ortaya çıkar. Yani aslında önemli olan sadece “çok çalışmak” değil, “yeterince dinlenmemektir” [1]. Overuse yaralanmalarını diğer sakatlıklardan ayıran en kritik özellik ise belirgin ve ani bir travmanın olmamasıdır: tekrarlayan mekanik stres, dokuların kapasitesini aşan bir hızda mikrotravma birikimine yol açarak inflamasyon, ağrı ve sonunda fonksiyon kaybıyla sonuçlanmaktadır.

Çocuk ve Ergenlerde Overuse Yaralanmaları: Erişkinden Farklı Neden Bu Kadar Önemli?

Çocuk ve ergen sporcularda overuse yaralanmaları, erişkin hastalarda görülenlerden hem patofizyolojik mekanizma hem de klinik seyir açısından belirgin biçimde ayrışmaktadır. Hızlı büyüme döneminde henüz tam olgunlaşmamış büyüme kıkırdakları (fizis) ve apofizler, tekrarlayan çekme ve kompresyon streslerine karşı çok daha savunmasızdır. Bu nedenle erişkinde kas-tendon birleşkesinde görülen yaralanmalar, pediatrik grupta bütünlüğü daha zayıf olan bu yapılarda kendini göstermektedir [2]. Epidemiyolojik veriler konunun boyutunu açıkça ortaya koymaktadır: ABD’de 6-18 yaş arasındaki yaklaşık 60 milyon çocuğun organize sporlara katıldığı bilinmektedir. Üstelik overuse yaralanmaları bu gruptaki tüm spor yaralanmalarının %45,9 ile %54’ünü yani neredeyse yarısını oluşturmaktadır [2, 3]. Acil servisler ve spor hekimliği poliklinikleri ise son yıllarda bu yaralanmaların hem sıklığında hem ciddiyetinde belirgin bir artışa tanıklık etmektedir [4]. Bu artışın özünde, çocukların anatomik ve fizyolojik kapasitelerinin çok ötesinde “küçük erişkin” gibi yetiştirilmesi yatmaktadır. Rekabetçi baskı ortamı fizyolojik hazırlıkları tamamlanmadan yüksek yoğunluklu antrenman programlarına çekerek dokuların iyileşme kapasitesini aşan kronik bir yüklenme zemini hazırlamaktadır [1, 4].

Overuse yaralanmalarının arkasındaki en güçlü zorlayıcılardan biri erken spesiyalizasyondur. Güncel veriler, genç sporcuların %17 ila %41’inin çoğu zaman antrenör, aile ve rekabet ortamının baskısıyla tek bir branşta yıl boyu yoğunlaşan bir antrenman modeline yönlendirildiğini göstermektedir [5]. Üstelik yaralanma insidansının zirve yaptığı nokta ortalama 14,1 yaş, yani büyüme atağının tam ortasına denk gelmektedir; haftalık aktivite saati, spesifik antrenmanın serbest oyuna oranı ve tek branşa erken yönelim bu dönemde bağımsız ve istatistiksel olarak anlamlı risk faktörleri olarak öne çıkmaktadır [5].

Klinik İlerleme: Dört Evreli Bir Tablo

Aşırı kullanım yaralanmaları sinsi bir başlangıçla seyreder ve belirgin bir evre sırasını takip eder. Evre 1’de ağrı yalnızca aktivite sonrasında ortaya çıkar; sporcunun performansı etkilenmez. Evre 2’de ağrı aktivite sırasında da başlar ancak henüz kısıtlayıcı değildir. Evre 3’te ağrı hem performansı hem hareket açıklığını kısıtlar düzeye ulaşır. Evre 4’te yani en ileri evrede ise istirahat ağrısı günlük yaşam aktivitelerini de etkileyecek boyuta ulaşır. Rehabilitasyon süreci evre ne kadar ilerlemiş olursa o kadar uzadığından erken dönem tanı kritik önem taşır [1]. Risk faktörleri ise intrinsik ve ekstrinsik olmak üzere ikiye ayrılır: antrenman hacminin ani artırılması, yetersiz dinlenme ve yanlış teknik kullanımı başlıca ekstrinsik nedenlerdir; kas zayıflığı, anatomik dengesizlikler ve erken spesiyalizasyon yani sezon dışı dinlenme periyodu tanınmaksızın yıl boyunca tek bir branşa odaklanma ise intrinsik zemini oluşturmaktadır [1, 3].

Aşırı kullanım yaralanmaları evreleri

Bu risk faktörlerinin klinik ağırlığı literatürde güncel çalışmalarda giderek daha net ortaya konmaktadır. Genç futbolcularda yürütülen prospektif bir çalışmada yüksek haftalık yük, yük monotonluğu ve ani yük değişimleri yaralanma için anlamlı belirleyiciler olarak saptanmıştır [5]. Benzer şekilde tek branşa yoğunlaşan sporcularda patellofemoral ağrı görülme sıklığı 1,5 kat, ekstansör mekanizma yaralanmaları (Sinding-Larsen-Johansson sendromu, patellar tendinopati, Osgood-Schlatter hastalığı) ise 4 kat daha yüksek bulunmuştur [5]. Bununla birlikte bazı çalışmalar erken spesiyalizasyon ile yaralanma arasında anlamlı ilişki gösterememiştir; bu tutarsızlık, riskin tek bir nedene indirgenemeyeceğini; denetim düzeyi, biyolojik olgunlaşma ve toparlanma pratikleri gibi çok sayıda değişkenin devreye girdiğini hatırlatmaktadır [5].

Anatomik Dağılım ve Sık Görülen Klinik Tablolar

Overuse yaralanmaları büyüme plaklarının ve apofizlerin anatomik lokalizasyonuna, uygulanan biyomekanik strese ve yaş grubuna göre spesifik bölgelerde yoğunlaşır [6]. Bu topografik örüntüyü tanımak, semptomdan tanıya giden süreci belirgin biçimde kısaltmaktadır.

Diz Bölgesi: Pediatrik overuse yaralanmalarında en sık etkilenen eklemdir. 

Diz aşırı kullanım yaralanmaları

Ayak ve Ayak Bileği: Sever Hastalığı (Kalkaneal Apofizit), tüm pediatrik overuse yaralanmalarının yaklaşık %8’ini oluşturan ve genç sporcularda topuk ağrısının en sık nedenidir. Aşil tendonunun kalkaneal apofize uyguladığı tekrarlayan traksiyon mekanizmasıyla açıklanmaktadır [4]. Iselin Hastalığı ise peroneus brevis tendonunun 5. metatars tabanına tekrarlayan inversiyon stresleri sonucu uyguladığı çekme kuvvetiyle oluşan apofizit tablosudur [6].

Üst Ekstremite: Little League Elbow (Medial Epikondil Apofiziti), 9-14 yaş arasında özellikle beyzbolda tekrarlayan valgus stresiyle gelişir; dirsek medialinde ağrı ve fırlatma hızında progresif düşüş en belirgin semptomlardır [7]. Little League Shoulder, omuz büyüme plağına binen rotasyonel stresle ortaya çıkar; radyolojik değerlendirmede fizeal genişleme tanıyı destekler [6]. Gymnast’s Wrist (Distal Radius Epifiziti), jimnastikçilerin %80’ine varan kısmında karşılaşılabilir ve klinik şüphe eşiğini yüksek tutmayı zorunlu kılmaktadır [6].

Omurga ve Alt Bacak: Spondilolizis, pars interartikularisin tekrarlayan hiperekstansiyon ve rotasyon yüklenmesiyle gelişen stres kırığıdır. Jimnastik, dans ve futbol ile ilişkilendirilmekte olup çocuk sporcularda mekanik bel ağrısının önde gelen nedenlerinden biridir [6]. Medial Tibial Stres Sendromu ise tibianın posteromedial korteksindeki periostu etkileyen inflamatuvar bir tablodur; ağrı istirahatte de süryorsa ya da odak palpasyon hassasiyeti belirginse stres kırığı dışlanmalıdır [4].

Acil Tıp Hekiminin Rolü: Tanıdan Ötesi

Acil servis, spor yaralanması geçiren genç sporcular için çoğunlukla ilk tıbbi temas noktasıdır. Bu noktada acil tıp hekiminin görevi yalnızca hayatı tehdit eden durumları dışlamakla sınırlı kalmamalı; altta yatan overuse sendromunun doğru biçimde tanımlanması, gereksiz ileri tetkiklerin önüne geçilmesi ve uygun başlangıç yönetimi ile takip planının kurgulanması da bu rolün ayrılmaz parçasını oluşturmalıdır. Günlük pratikte dikkat edilmesi gereken altı kritik nokta şöyle özetlenebilir:

1. Normal röntgene aldanmayın. Erken evre stres kırıklarında ve apofizitlerde direkt grafiler sıklıkla tamamen normaldir. Röntgenin bu aşamadaki rolü tümör, enfeksiyon ve akut kırık gibi alternatifleri dışlamaktır; klinik tablo her zaman yol gösterici olmalıdır [7].

2. Yüksek riskli stres kırıklarını tanıyın. Her stres kırığı eşit riskli değildir. Femur boynu tansiyon tarafı, anterior tibia korteksi, tarsal naviküler, 5. metatars diyafiz-metafiz bileşkesi (Jones kırığı) ve sesamoidler; kaynamama ve erken dejeneratif eklem hastalığı açısından yüksek riskli lokalizasyonlardır. Şüphe varsa hasta yük verilmeksizin taburcu edilmeli ve acil ortopedi kontrolü planlanmalıdır [7].

3. “Büyüme ağrısı” tuzağına düşmeyin. Antrenmanla artan, kemik çıkıntılara (apofizlere) lokalize olan ve istirahatle hafifleyen her ağrı, aksi kanıtlanana kadar overuse yaralanması ya da apofizit olarak değerlendirilmelidir. “Büyüme ağrısı” açıklaması kolaydır, ancak altta yatan patolojiyi gizleyebilir.

4. Gece ağrısı asla masum değildir. Overuse yaralanmalarında ağrı aktiviteyle artar, istirahatle azalır. Bu örüntüden sapma uykudan uyandıran ya da istirahatte de geçmeyen şiddetli ağrı enfeksiyon ve malignitenin kırmızı bayrağıdır. Bu bulgu karşısında MRG, sintigrafi ve laboratuvar ile ileri tetkik zorunludur; bekleme lüksü yoktur [7].

5. Pediatrik kas-iskelet yapısının özelliklerini mutlaka akılda tutulmalıdır. Çocuklarda bağlar ve tendonlar büyüme kıkırdaklarından 2-5 kat daha dirençlidir. Erişkinde bağ kopmasına yol açan aynı mekanizma, çocukta büyüme kıkırdağı ayrılması veya avülsiyon kırığıyla sonuçlanır. Palpasyonunuzu bağ yapılarından önce fisis hatları ve apofizler üzerine kurun; hassasiyet lokalizasyonu tanıyı değiştirebilir [4].

6. “Oynayabilirsin” demeden önce durun. Akut travması olmaksızın fonksiyonu kısıtlanmış bir çocuğa erken yeşil ışık yakmak kronik hasarın kapısını aralayabilir. Acil serviste konservatif kalın: aktiviteyi durdurun, kriyoterapi ve analjezi başlayın, ilgili uzmana yönlendirin. Doğru tanı konulmadan spora erken dönüş; büyüme kusurlarına, kalıcı eklem patolojilerine ve uzun vadede sportif performansın geri dönüşsüz kaybına zemin hazırlayabilir [7].

Görüntülemede USG’nin Yeri

Pediatrik overuse yaralanmalarının değerlendirilmesinde ultrasonografi (USG), giderek daha fazla öne çıkan bir “sorun çözücü” görüntüleme aracı olmaktadır. Çocuk kas-iskelet sisteminde henüz kemikleşmemiş kıkırdak yapıların ve yüzeyel yumuşak dokuların oranı yüksektir; yüksek frekanslı problar tendonları, apofizleri, bursaları ve büyüme kıkırdağını üstün bir yumuşak doku çözünürlüğüyle görüntüleyebilir [8]. USG’nin çocuk hasta için en belirleyici üstünlüğü radyasyon içermemesi ve sedasyon gerektirmemesidir; bu sayede tekrarlayan takip görüntülemelerine olanak tanımaktadır. Gerçek zamanlı ve dinamik değerlendirmeye izin vermesi (hareket sırasında görüntüleme), sağlam tarafla anlık karşılaştırma yapılabilmesi ve renkli Doppler ile tendinopati ya da apofizitlerdeki neovaskülarizasyon/hipereminin gösterilebilmesi diğer önemli avantajlarıdır [8]. Klinik pratikte USG, patellar ve Aşil tendinopatisi gibi tendon patolojilerinde tendon kalınlaşmasını ve yapısal dejenerasyonu; Osgood-Schlatter, Sinding-Larsen-Johansson ve Sever gibi apofizitlerde ise yumuşak doku ödemini, apofiz fragmantasyonunu ve eşlik eden bursit/efüzyonu ortaya koyabilmektedir [4, 8]. Bununla birlikte USG’nin sınırları da net biçimde tanınmalıdır. Yöntem belirgin ölçüde uygulayıcıya bağımlıdır ve erken evre stres kırıkları, derin kemik patolojileri ile spondilolizis gibi tablolarda tanısal üstünlük MRG ve BT’de ön plana çıkmaktadır. USG bu durumlarda en fazla kortikal düzensizlik ya da periostal reaksiyon gibi dolaylı bulgular verebilmektedir [6, 8]. Dolayısıyla USG, direkt grafi ve MRG’nin yerini alan değil, doğru endikasyonda onları tamamlayan; özellikle yüzeyel tendon ve apofiz patolojilerinde radyasyonsuz, hızlı ve dinamik bir ilk basamak görüntüleme seçeneği olarak konumlandırılmalıdır [8].

Aşırı Kullanım Yaralanmalarında USG’nin yeri

Sporcular Ne Zaman Doktora Başvurmalı?

Overuse yaralanmaları sinsi başladığından, aileler ve sporcular çoğu zaman ağrıyı “büyüme ağrısı” sanıp ertelemektedir.. 

Altın kural: Akut bir travma olmaksızın ortaya çıkan, dinlenmeyle geçmeyen ve giderek kötüleşen her ağrı, aksi kanıtlanana kadar overuse yaralanması olarak kabul edilmeli ve spora erken dönüş için “iyiyim” hissine güvenilmemelidir [1, 9].

Aşırı kullanım yaralanmalarında kırmızı bayraklar

Aşırı Kullanım Yaralanmaların Önlenmesi

Overuse yaralanmalarının önlenmesi, sahadaki uygulamalarla klinik farkındalığın birleştiği çok bileşenli bir süreçtir. Kanıta dayalı başlıca öneriler şöyle özetlenebilir:

  1. Antrenman yükü bireyselleştirilmelidir. Her çocuğun toparlanma kapasitesi farklıdır; yük kademeli arttırılmalı, ani hacim sıçramalarından kaçınılmalıdır. Yüksek haftalık yük, yük monotonluğu ve ani yük değişimleri yaralanma için bağımsız belirleyicilerdir .
  2. İstirahat. Haftalık en az bir tam dinlenme günü ve yıl içinde sezon dışı ara verilmelidir. Sorunun özünde çoğu zaman “çok çalışmak” değil “yeterince dinlenmemek” yatmaktadır.
  3. Erken spesiyalizasyondan kaçınılmalıdır. Tek branşta yıl boyu (yılda 8 aydan fazla) yoğunlaşma geciktirilmelidir. Çok yönlü/farklı spor katılımını teşvik edilmelidir. Tek branşa yönelen sporcularda diz ekstansör mekanizma yaralanmaları 4 kata kadar artmaktadır [5].
  4. Antrenman öncesi yapılandırılmış nöromusküler ısınma uygulanmalıdır. FIFA 11+ Kids gibi programlar, haftada en az bir kez yaklaşık 20 dakika uygulandığında alt ekstremite yaralanmalarını belirgin biçimde azalttığını göstermektedir [10].
  5. Denge ve bacak kas kuvveti hedeflenmelidir. Bu programlar statik/dinamik dengeyi ve bacak kuvvetini anlamlı ölçüde artırarak çocuğu overuse’a yatkın kılan nöromusküler kontrol açığını doğrudan kapatır.
  6. Antrenör ve aile eğitilmelidir. Yorgunluk ve aşırı yüklenme işaretlerini erken tanıma, çocuk sporcuyu korumanın ilk basamağıdır; bu amaçla geliştirilen tarama araçları (ör. Youth Overuse Injury Questionnaire) erken risk tespitini kolaylaştırmaktadır [5].
  7. Erken belirtiler ciddiye alınmalıdır. Yalnızca aktivite sonrası ortaya çıkan Evre 1 ağrıs görmezden gelinmemelidir. Rehabilitasyon süresi evre ilerledikçe uzadığından en etkili müdahale erken dönemdedir.

Spora Dönüş

Overuse yaralanmalarında spora dönüş, ağrının geçmesiyle değil, dokunun yüklenmeye yeniden hazır hâle gelmesiyle belirlenen kademeli bir süreçtir. Akut travmalardan farklı olarak burada acele bir “yeşil ışık”, altta yatan patolojiyi derinleştirerek büyüme kusurlarına ve kalıcı eklem hasarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle dönüş kararı; semptomların seyrine, altta yatan risk faktörlerinin düzeltilmiş olmasına ve fonksiyonel kapasitenin geri kazanılmasına dayanmalıdır.

Kaynakça

1.Brenner, J.S. and A. Watson, Overuse Injuries, Overtraining, and Burnout in Young Athletes. Pediatrics, 2024. 153(2).

2.DiFiori, J.P., et al., Overuse injuries and burnout in youth sports: a position statement from the American Medical Society for Sports Medicine. Br J Sports Med, 2014. 48(4): p. 287–8.

3. Valovich McLeod, T.C., et al., National Athletic Trainers’ Association position statement: prevention of pediatric overuse injuries. J Athl Train, 2011. 46(2): p. 206–20.

4.Chang, G.H., et al., Lower extremity overuse injuries in pediatric athletes: clinical presentation, imaging findings, and treatment. Clin Imaging, 2013. 37(5): p. 836–46.

5.Borkowski, R., et al., The Impact of Overtraining on Injury Rates in School-Age Athletes—A Scoping Review.Journal of Clinical Medicine, 2025. 14.

6.Hoang, Q.B. and M. Mortazavi, Pediatric overuse injuries in sports. Adv Pediatr, 2012. 59(1): p. 359–83.

7.Paz, D.A., et al., Upper extremity overuse injuries in pediatric athletes: clinical presentation, imaging findings, and treatment. Clin Imaging, 2015. 39(6): p. 954–64.

8.Chambers, G., J. Kraft, and K. Kingston, The role of ultrasound as a problem-solving tool in the assessment of paediatric musculoskeletal injuries. Ultrasound, 2019. 27(1): p. 6–19.

9.Christopher, N.C. and J. Congeni, Overuse injuries in the pediatric athlete: Evaluation, initial management, and strategies for prevention. Clinical Pediatric Emergency Medicine, 2002. 3(2): p. 118–128.

10.Kambitta Valappil, I.N., et al., Effects of the FIFA 11 + Program on Physical Fitness in Youth and Adult Soccer Players: A Systematic Review and Meta-analysis. Sports Med, 2026. 56(2): p. 521–541.

24 Ağustos 2026 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
GenelTATDakademikTATDsosyal

Acil Serviste Sık Kullandığımız İlaçlar ve Sporcularda Doping Riski

tarafından Ömer Yusuf Erdurmuş 13 Temmuz 2026
yazan Ömer Yusuf Erdurmuş

Yazar: Uzm. Dr. Sena Özge Aslan

Editör: Dr. Öğr. Üyesi Ömer Yusuf Erdurmuş

Travma, akut ağrılar veya kronik hastalık alevlenmeleri nedeniyle sporcular da sıkça acil servise başvurur. Ancak sporcu hastalarda tedavi planlarken göz önünde bulundurulması gereken ek bir konu vardır: Doping kuralları. Acil serviste rutin olarak kullandığımız bazı ilaçlar, yakın zamanda müsabakaya çıkacak sporcularda doping testlerinin pozitif sonuçlanmasına neden olabilir. Peki bu ilaçlar neler? Nelere dikkat etmeliyiz? Gelin birlikte inceleyelim.

Ağrı Kesiciler: Narkotikler 

Travmalarda, şiddetli karın ağrılarında ağrının hızlı ve etkili kesilmesi için sıklıkla uyguladığımız ilaç grubu olan narkotikler müsabaka döneminde yasaklıdır. Tramadol, morfin, fentanil bu ilaç grubunda acil servislerde sıklıkla tercih edilen narkotiklerdir. İyi haber şu ki bu ilaçlar yalnızca müsabaka döneminde yasak ancak eliminasyon süreleri değişken olduğundan müsabakaya yakın dönemde kullanımları pozitif test riskini artırabilir1. 

Önemli not: Kodein içerikli ve parasetamol gibi yaygın ağrı kesiciler listede yok. Bu ilaçlar mevcut WADA yasaklılar listesinde yer almamaktadır.

En Kritik Grup: Glukokortikoidler 

Acil serviste en sık kullanılan ve en büyük riski taşıyan ilaç grubu bu. Anafilaksi, ciddi alerjik reaksiyon, astım atağında ve KOAH alevlenmesi gibi onlarca durumda rutin olarak veriliyor.

Örnek senaryo: Sporcu astım atağı ile acile geliyor, 1 mg/kg metilprednizolon IV yapılıyor, 5 günlük oral prednizon yazılıyor. Sporcu kısa süre sonra müsabakaya katılırsa, kullanılan preparata ve eliminasyon süresine bağlı olarak doping testi pozitif sonuçlanabilir.

Riskli olanlar:

  • Metilprednizolon (Prednol) — enjeksiyon/oral
  • Deksametazon — enjeksiyon/oral
  • Prednizolon/Prednizon — oral
  • Hidrokortizon — enjeksiyon
  • Betametazon — enjeksiyon

Kritik nokta: WADA’ya göre bu ilaçlar enjeksiyon, oral veya rektal yolla verildiğinde müsabaka döneminde yasak. Ama inhaler, nazal sprey, cilt kremi, göz damlası gibi topikal formlar lisanslı dozda kullanıldığında serbest. Yani aynı ilacın formu her şeyi değiştiriyor2,3.

 

Beta-2 Agonistler 

Astım ve bronkospazm için kullanılan Beta-2 Agonistler de bu listede yerini almakta: Salbutamol, formoterol, salmeterol belirli inhalasyon dozları içinde istisna kapsamındadır. Bu dozların aşılması veya farklı uygulama yollarının kullanılması doping ihlaline neden olabilir1.

Önemli: Salbutamol idrarda 1000 ng/mL’nin üzerinde tespit edilirse doping kabul ediliyor. Bunu aşmamak izin verilen maksimum inhalasyon dozu 24 saatte 1600 mcg’dir.

Stimülanlar (S6): 

Doping riski denildiğinde akla genellikle steroidler gelir; ancak günlük pratikte sık kullandığımız bazı “masum görünen” ilaçlar da pozitif test sonucuna yol açabilir1.

  • Psödoefedrin — soğuk algınlığında sıklıkla tercih edilir.. İdrarda 150 mcg/mL üzerinde yasak. Önemsiz gibi görünen soğuk algınlığı tedavisi, müsabakada teste takılabiliyor.
  • Efedrin — bazı bronkodilatörlerde, eşik: 10 mcg/mL
  • Metilefedrin — öksürük şurubunda
  • Epinefrin (adrenalin) —  lokal uygulamalarda muafiyet bulunmaktadır. Anafilaksi gibi hayatı tehdit eden durumlarda gerekli tedavi geciktirilmemelidir.
  • Kokain — Kokain halen bazı KBB uygulamalarında lokal anestezik ve vazokonstriktör olarak kullanılabilmektedir.

Diüretikler (S5)

Listeyi incelerken en çok şaşırdığım ilaç grubu diüretikler çünkü maskeleme maddesi olarak da değerlendiriliyor. Bu ilaç grubu diğer doping maddelerinin idrardaki konsantrasyonunu düşürebiliyorlar. Bu yüzden WADA bunları özellikle sıkı tutuyor. Furosemid kadar mannitol de WADA tarafından maskeleyici ajan olarak değerlendirilmektedir1.

Yasaklılar:

  • Furosemid (Lasix), mannitol, hidroklorotiazid, spironolakton

IV Sıvı tedavisi

WADA, hastane tedavileri, cerrahi işlemler ve tanısal girişimler dışında 12 saat içinde 100 mL’nin üzerindeki intravenöz infüzyon veya enjeksiyonları yasak yöntem olarak kabul etmektedir. Özellikle son yıllarda popülerleşen “vitamin serumu” veya “enerji serumu” uygulamaları bu kural kapsamında ciddi risk taşımaktadır. Acil serviste uygulanan tedaviler bu kuralın istisnasıdır; ancak sporcuya uygulanan tedavinin ayrıntılı şekilde belgelenmesi önemlidir çünkü sporcu gerekirse Tedavi Amaçlı Kullanım İstisnası (TAKİ)  başvurusu yapabilir1.

 

Beta-Blokerler (P1)

Bu grup tüm sporcular için değil, belirli sporlar için yasaklı: Okçuluk, otomobil sporları, bilardo, dart, golf, mini golf, atıcılık, sualtı sporları.

  • Metoprolol, propranolol, esmolol, labetalol, bisoprolol. Golf veya okçuluk yapan bir sporcu için ciddi risk.

Beta-Blokerler Neden Sadece Bazı Sporlarda Yasak?

Beta-blokerler adrenalin etkisini bloke eder: kalp yavaşlar, eller titremez, yarışma baskısı hissedilmez. Okçuluk, atıcılık ve golfte başarı titremesiz ele ve sakin kalp atışına bağlıdır. 70 metre mesafedeki hedefi vurmak için 1-2 milimetrelik el titremesi bile fark yaratır. Beta-bloker bunu ortadan kaldırır, yani yapay avantaj sağlar. Ama bir koşucu veya futbolcu aynı ilacı alırsa kalp yeterince hızlanamaz, kaslar oksijensiz kalır, performans düşer. Dayanıklılık sporcusu için doping değil, handikaptır. Bu nedenle beta-blokerler yalnızca hassas nişan alma ve ince motor kontrol gerektiren sporlarda yasaklanmıştır1.

WADA 2026 Yasaklı Maddeler Listesi

Acil Hekimi İçin Akılda Kalacak 5 Nokta

  • Oral ve enjeksiyon glukokortikoidler sporcularda risklidir.
  • Salbutamol tamamen serbest değildir; doz sınırları vardır.
  • Psödoefedrin içeren soğuk algınlığı ilaçları pozitif teste neden olabilir.
  • Furosemid ve mannitol maskeleyici ajan kabul edilir.
  • Hayatı tehdit eden durumlarda tedavi ertelenmez; ancak uygulanan tedavi mutlaka belgelenmelidir.

Özet

Acil servise başvuran ve hayati riski olan sporcularda örneğin astım atağı, anafilaksi, ağır travma gibi klinik durumlarda tedaviden kaçınmak söz konusu olamaz. Öncelik her zaman hastanın sağlığıdır. Ancak karşısındaki hastanın sporcu olduğunu bilen bir hekim için birkaç ek adım büyük fark yaratır: 

  • Uygulanan tedaviyi net biçimde belgeleyen bir epikriz düzenlemek
  • Yakın zamanda müsabakası varsa doping testi riskini hastaya açıkça bildirmek 
  • Gerektiğinde TAKİ başvurusuna yönlendirmek.

Sporcular ve ekipleri ise ilaç kontrolü için WADA’nın ücretsiz aracı Global DRO’yu kullanabilir. İlaç adını girerek o ilacın yasaklı olup olmadığını anında öğrenmek mümkün: globaldro.com

Kısacası, sporcu hastalarda doğru tedaviyi vermek kadar verilen tedavinin antidoping kuralları açısından sonuçlarını bilmek de modern acil tıp pratiğinin bir parçası haline gelmiştir.


Kaynakça

  1. World Anti-Doping Agency. The 2026 Prohibited List: International Standard. Montreal (QC): World Anti-Doping Agency; 2026. Available from: https://www.wada-ama.org/en/resources/world-anti-doping-program/prohibited-list
  1. World Anti-Doping Agency. Glucocorticoids and Therapeutic Use Exemptions Guidelines. Montreal (QC): World Anti-Doping Agency; 2025. Available from: https://www.wada-ama.org/en/resources/world-anti-doping-program/prohibited-list
  1. Ventura R, Daley-Yates P, Mazzoni I, Collomp K, Saugy M, Buttgereit F, et al. A novel approach to improve detection of glucocorticoid doping in sport with new guidance for physicians prescribing for athletes. Br J Sports Med. 2021;55:e1. doi:10.1136/bjsports-2020-103512

13 Temmuz 2026 0 yorumlar
1 FacebookTwitterPinterestE-posta
GenelTATDakademikTATDsosyal

Sporcularda Ani Kardiyak Ölüm: Sahadaki Görünmez Tehdit

tarafından Ömer Yusuf Erdurmuş 13 Haziran 2026
yazan Ömer Yusuf Erdurmuş

Yazar: Uzm. Dr. Hasan Pakır

Editör: Dr. Öğr. Üyesi Ömer Yusuf Erdurmuş

Spor, sağlıklı yaşamın temel taşı olarak kabul edilse de, nadir durumlarda trajik olaylara sahne olabilmektedir. Genç ve sağlıklı görünen bir sporcunun antrenman veya müsabaka sırasında aniden yere yığılması, toplumda derin bir şok etkisi yaratır. Sporda ani kardiyak ölüm (AKÖ), travma dışı nedenlerle gelişen, beklenmeyen kardiyak kökenli ölüm olarak tanımlanır. Günümüzde birçok çalışmada ölüm yerine “ani kardiyak arrest” (AKA) kavramı tercih edilmektedir; çünkü erken müdahale ile bazı olgular hayatta kalabilmektedir.

Epidemiyoloji ve Görülme Sıklığı

Sporcularda AKÖ insidansı, araştırmadan araştırmaya farklılık gösterse de genel olarak düşük kabul edilir. İstatistikler, her yıl 100.000 sporcuda 1-5 arasında vaka yaşandığını göstermektedir1. Erkek sporcularda riskin kadınlara oranla yaklaşık 9 kat daha fazla olduğu saptanmıştır. Ayrıca siyahi sporcularda, özellikle basketbol oyuncularında riskin daha yüksek olduğu gözlemlenmektedir.

Bu vakaların büyük çoğunluğu rekabetçi sporlar sırasında, kalbin elektriksel sistemindeki bozukluk nedeniyle meydana gelir. Kalbin pompalama işlevini yitirdiği bu duruma genellikle VF (Ventriküler Fibrilasyon) eşlik eder. Sporun kendisi, doğrudan bir ölüm nedeni değil, altta yatan gizli bir kalp hastalığını tetikleyen unsurdur. Egzersiz sırasında artan adrenalin ve elektrolit değişimleri, var olan patolojiyi ölümcül bir ritim bozukluğuna dönüştürebilir.

Temel Nedenler: Yaş Gruplarına Göre Farklılıklar

Sporcularda ani ölüm nedenleri yaşa bağlı olarak iki ana gruba ayrılır. 35 yaş altındaki genç sporcularda nedenler genellikle genetiktir veya doğuştan gelen yapısal anomalilere dayanır. Bu grupta en sık karşılaşılan neden Hipertrofik Kardiyomiyopati (HKM) olarak bilinen kalp kası kalınlaşmasıdır2. HKM, dünya genelinde genç sporcu ölümlerinin yaklaşık %30’undan sorumludur. Ancak güncel literatürde nedenlerin ülkeler ve popülasyonlar arasında değişiklik gösterebildiğini ortaya koymaktadır. Özellikle otopsi negatif ölümler, koroner anomaliler, miyokardit ve aritmojenik kardiyomyopati diğer sık görülen nedenler arasındadır.

Diğer önemli nedenler arasında koroner arter anomalileri ve Aritmojenik Sağ Ventrikül Kardiyomiyopatisi (ASVK) yer alır. İyon kanalı hastalıkları (Ritim bozuklukları) da yapısal bir bozukluk olmasa bile kalbin durmasına yol açabilir. 35 yaş üstü “veteran” sporcularda ise durum tamamen değişir. Bu yaş grubundaki AKÖ vakalarının %80’inden fazlası Koroner Arter Hastalığı (KAH) nedeniyle gerçekleşmektedir3.

Tanı ve Tarama Yöntemleri

Sporcuların sahaya çıkmadan önce değerlendirilmesi, riskli bireylerin saptanması açısından hayati önem taşır. Avrupa Kardiyoloji Topluluğu (ESC), tüm sporcular için detaylı bir anamnez ve fizik muayene önermektedir. Bunun yanında 12 derivasyonlu Elektrokardiyogram (EKG) çekilmesi, gizli ritim bozukluklarının saptanmasında kritik rol oynar. İtalya’da yapılan bir çalışmada EKG çekilmesinin, sporcu ölümlerini %90 oranında azalttığını ve önceden tanı ile ani kardiyak ölümün önüne geçildiğini göstermiştir4. İtalya’da gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir tarama programında ani kardiyak ölüm oranlarında belirgin azalma gösterilmiş olsa da, EKG taramasının tüm popülasyonlarda aynı faydayı sağlayıp sağlamadığı halen tartışılmaktadır.

Tarama sürecinde sporcunun ailesinde erken yaşta ani ölüm öyküsü olup olmadığı titizlikle sorgulanmalıdır. Göğüs ağrısı, egzersizle gelen bayılma (senkop) veya çarpıntı gibi belirtiler “kırmızı bayrak” olarak kabul edilir. Eğer EKG veya muayenede şüpheli bir durum saptanırsa, daha ileri tetkikler olan Ekokardiyografi veya Kardiyak MR yöntemlerine başvurulur. Ancak her tarama testi %100 sonuç vermez; bazı patolojiler maalesef ilk belirtisini AKÖ ile verebilir.

Commotio Cordis: Darbeye Bağlı Durmalar

Yapısal bir kalp hastalığı olmayan sporcularda da ani ölüm görülebilir. Commotio Cordis, göğüs duvarına gelen sert ve küt bir darbe sonucu kalbin durması olayıdır. Genellikle beyzbol, hokey veya karate gibi sporlarda, topun veya darbenin kalbin tam üzerine isabet etmesiyle oluşur. Darbenin, kalp döngüsünün (T dalgasının başlangıcı) çok dar bir zaman dilimine denk gelmesi gerekir5.

Bu durum, kalbin normal ritmini bozarak ventriküler fibrilasyona girmesine neden olur. Commotio cordis vakalarında koruyucu ekipman kullanımı önemli olsa da, tam koruma sağlamayabilir. Bu nedenle, spor sahalarında acil müdahale ekipmanlarının hazır bulunması tek kurtuluş yoludur. Genç sporcuların göğüs duvarı daha esnek olduğu için bu riske karşı daha savunmasızdırlar.

Sahada Acil Müdahale ve AED Kullanımı

Erken defibrilasyon uygulanmayan ventriküler fibrilasyon olgularında hayatta kalma olasılığı her geçen dakika belirgin şekilde azalır ve yaklaşık %7-10 oranında düşebilir.  Otomatik Eksternal Defibrilatör (AED) cihazlarının önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır. AED, kalbin ritmini analiz eden ve gerekliyse şok veren, tıp eğitimi almamış kişilerin bile kullanabileceği bir cihazdır. Erken defibrilasyon, hayatta kalma oranlarını %70’lerin üzerine çıkarabilmektedir6.

Spor tesislerinde acil eylem planlarının (EAP) önceden hazırlanmış olması gerekir. Antrenörlerin, hakemlerin ve sporcuların temel yaşam desteği (CPR) eğitimi alması hayati önem taşır. Kalp durması gerçekleştiğinde “agonal solunum” denilen iç çekmeler, genellikle yanlışlıkla nefes alıyor gibi algılanabilir. Bu durum müdahalede gecikmeye yol açmamalı; bilinci kapalı ve normal nefes almayan her sporcuya CPR başlanmalıdır.

Etik Tartışmalar ve Spor Yasakları

Riskli bir durum saptanan sporcuya sporu yasaklamak, tıp dünyasında ciddi bir etik tartışma konusudur. Bir yandan sporcunun hayatını korumak, diğer yandan kariyerini ve hayallerini sonlandırmak arasında ince bir çizgi vardır. Modern yaklaşım, artık her kalp hastalığında sporu tamamen yasaklamak yerine “ortak karar verme” modelini benimsemektedir. Bu modelde riskler sporcuya net şekilde anlatılır ve belirli güvenlik sınırları içinde spora devam edip edemeyeceği tartışılır.

Özellikle ICD (İmplante Edilebilir Kardiyoverter Defibrilatör) taşıyan sporcular için eski katı kurallar esnemeye başlamıştır. Bazı çalışmalar, düşük riskli hastalarda ICD ile profesyonel spora devam etmenin sanıldığı kadar tehlikeli olmayabileceğini göstermektedir. Ancak bu kararlar her vaka için bireysel olarak, uzman ekip tarafından verilmelidir. Genetik testlerin gelişmesi, bu süreçte daha isabetli risk analizi yapılmasını sağlamaktadır.

Sonuç

Sporcularda ani kardiyak ölüm, düşük olasılıklı ancak yüksek etkili bir olaydır. Bilimsel veriler, düzenli taramaların ve sahalarda AED bulundurulmasının hayat kurtardığını açıkça ortaya koymaktadır. Spor camiası, antrenörler ve aileler, egzersiz sırasında oluşan bayılmaları asla “yorgunluk” olarak geçiştirmemelidir. Unutulmamalıdır ki; doğru teşhis ve hızlı müdahale, sahadaki trajedileri birer başarı hikayesine dönüştürebilir.

Acil Tıp Hekimleri için Mesaj

Egzersiz sırasında gelişen senkop, açıklanamayan göğüs ağrısı, eforla ortaya çıkan nefes darlığı veya çarpıntı yakınmaları olan sporcular ayrıntılı kardiyovasküler değerlendirmeye yönlendirilmelidir. Özellikle egzersiz sırasında gelişen senkop, aksi ispat edilene kadar kardiyak kökenli kabul edilmelidir.


Kaynakça

1.Maron, B. J., et al. (2015). “Eligibility and Disqualification Recommendations for Competitive Athletes With Cardiovascular Abnormalities.” Journal of the American College of Cardiology, 66(21), 2343-2349.

2.Harmon, K. G., et al. (2011). “Incidence of sudden cardiac death in National Collegiate Athletic Association athletes.” Circulation, 123(15), 1594-1600.

3.Marijon, E., et al. (2011). Sports-related sudden death in the general population. Circulation, 124(6), 672–681.

4.Corrado, D., et al. (2006). “Trends in sudden cardiovascular death in young competitive athletes after implementation of a national screening program.” JAMA, 296(13), 1593-1601

5.Maron, B. J., & Estes, N. M. (2010). “Commotio cordis.” The New England Journal of Medicine, 362(10), 917-927.

6.Drezner, J. A., et al. (2013). Outcomes from sudden cardiac arrest in US high schools: a 2-year prospective study from the National Registry for AED Use in Sports. British journal of sports medicine, 47(18), 1179–1183

13 Haziran 2026 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
GenelTATDakademikTATDsosyal

Saha İçi Kafa Travması ve Konküzyon

tarafından Mustafa Altun 20 Mayıs 2026
yazan Mustafa Altun

Özet

Spor sırasında gelişen kafa travmaları çoğu zaman “hafif” görünse de, beyin sarsıntısı ve ciddi intrakraniyal yaralanmalar açısından dikkatle değerlendirilmelidir. Beyin sarsıntısı, bilgisayarlı tomografi ile kanıtlanan yapısal bir hasardan çok, travma sonrası gelişen klinik belirti ve bulgularla tanınan fonksiyonel bir beyin hasarıdır. Acil hekiminin temel görevi; sahada kırmızı bayrakları tanımak, sporcuyu gerektiğinde derhal oyundan çıkarmak, servikal omurga yaralanması ve intrakraniyal kanama gibi zaman duyarlı patolojileri dışlamak, uygun hastada bilgisayarlı tomografi kararını vermek ve güvenli taburculuk/izlem planını oluşturmaktır. Şüpheli beyin sarsıntısında aynı gün oyuna dönüşe izin verilmemeli; spora dönüş kademeli olarak ve tıbbi gözetim altında planlanmalıdır.

Giriş

Sporla ilişkili kafa travmaları, temas sporlarında görülen yaralanmaların görece küçük bir bölümünü oluştursa da, kısa ve uzun vadeli nörolojik sonuçları nedeniyle acil tıp pratiğinde özel önem taşır. Futbol, rugby, Amerikan futbolu, buz hokeyi ve dövüş sporları gibi temas veya çarpışma içeren branşlarda başa doğrudan darbe, vücuda gelen darbenin başa iletilmesi veya ani akselerasyon-deselerasyon mekanizmaları sonucunda beyin sarsıntısı gelişebilir. Bu yaralanmalar çoğu zaman “hafif” olarak tanımlansa da, klinik etkileri her zaman hafif olmayabilir1

Sporla ilişkili beyin sarsıntısı, hafif travmatik beyin hasarının özel bir formudur ve çoğu hastada standart yapısal görüntüleme yöntemlerinde patoloji saptanmaz. Bu nedenle tanı esas olarak klinik değerlendirmeye dayanır. Bilinç kaybının olmaması, kraniyal bilgisayarlı tomografinin normal olması veya semptomların travma anında belirgin olmaması beyin sarsıntısını dışlamaz1,2.

Temas sporlarında yalnızca klinik olarak belirgin beyin sarsıntıları değil, belirgin semptom oluşturmayan tekrarlayan kafa darbeleri de önemlidir. Özellikle futbolda kafa topu, Amerikan futbolu ve rugbyde tekrarlayan çarpışmalar, buz hokeyi ve dövüş sporlarında ise sık ve yüksek enerjili kafa darbeleri uzun dönem beyin sağlığı açısından tartışılan başlıca risk alanlarıdır. Bununla birlikte acil yaklaşımın odağı, uzun dönem tartışmalardan önce, akut ciddi yaralanmayı dışlamak ve sporcunun güvenli yönetimini sağlamaktır.

Bu yazıda saha içi kafa travması ve beyin sarsıntısı, acil tıp bakış açısıyla ele alınacak; sahada ilk değerlendirme, kırmızı bayraklar, acil serviste bilgisayarlı tomografi kararı, taburculuk önerileri ve spora güvenli dönüş ilkeleri pratik bir çerçevede özetlenecektir.

Saha İçinde Kafa Travmasına Yaklaşım

Spor sırasında gelişen kafa ve boyun yaralanmalarında temel amaç, yaşamı tehdit eden durumları hızla tanımak, sporcuyu güvenli bir şekilde stabilize etmek ve gerektiğinde gecikmeden acil servise naklini sağlamaktır. Saha içi değerlendirme yalnızca beyin sarsıntısını tanımaya yönelik olmamalı; servikal omurga yaralanması, intrakraniyal kanama, nöbet, bilinç bozukluğu ve çoklu travma açısından sistematik bir ilk değerlendirme içermelidir1,3.

İlk değerlendirme her zaman havayolu, solunum, dolaşım, nörolojik durum ve maruziyet/ek yaralanma değerlendirmesini içeren xABCDE yaklaşımıyla başlamalıdır. Bilinci kapalı, yanıt vermeyen, yerde hareketsiz yatan veya hareket ettirildiğinde nörolojik yakınması olan her sporcuda aksi kanıtlanana kadar ciddi kafa travması ve servikal omurga yaralanması olduğu kabul edilmelidir. Bu hastalarda manuel in-line stabilizasyon sağlanmalı, gereksiz boyun hareketinden kaçınılmalı ve 112/acil sağlık ekibi ile uygun immobilizasyon eşliğinde hastaneye nakli planlanmalıdır3.

Saha içinde en kritik kararlardan biri, sporcunun oyundan çıkarılmasıdır. Kafa travması sonrası beyin sarsıntısı şüphesi bulunan sporcu, bulguları hafif görünse veya kısa sürede düzelmiş olsa bile aynı gün oyuna döndürülmemelidir. Bilinç kaybı, konfüzyon, boş bakma, yavaş kalkma, dengesizlik, koordinasyon bozukluğu, amnezi, davranış değişikliği, baş ağrısı veya baş dönmesi gibi bulgulardan herhangi birinin varlığında sporcu oyundan çıkarılmalı ve saha kenarında seri değerlendirmeye alınmalıdır1,4.

Servikal omurga yaralanması açısından özellikle dikkatli olunmalıdır. Boyun ağrısı veya hassasiyeti, ekstremitelerde uyuşma, karıncalanma ya da güçsüzlük, hareket kısıtlılığı, belirgin deformite, bilinç durumunda bozulma veya yüksek enerjili çarpışma mekanizması varlığında servikal omurga yaralanmış kabul edilmelidir. Bu durumda sporcu sahada oturtulmaya veya ayağa kaldırılmaya çalışılmamalı; boyun nötral pozisyonda korunmalı ve acil sağlık ekibi gelene kadar stabilizasyon sürdürülmelidir3.

Saha içinde acil transfer gerektiren kırmızı bayraklar; bilinç kaybı veya bilinçte kötüleşme, Glasgow Koma Skalası’nın (GKS) 15’in altında olması, nöbet, tekrarlayan kusma, şiddetlenen baş ağrısı, fokal nörolojik defisit, dengesizlik veya ataksi, boyun ağrısı, parestezi/güçsüzlük, kafatası kırığı şüphesi, ciddi yüz-kafa travması ve belirgin davranış değişikliğidir. Bu bulgulardan biri varsa sporcu oyundan çıkarılmalı, ABCDE yaklaşımıyla değerlendirilmeli ve acil servise transfer edilmelidir1,3.

Saha kenarında beyin sarsıntısı değerlendirmesi; semptom sorgulaması, kısa bilişsel değerlendirme, denge ve koordinasyon muayenesi, kraniyal sinir muayenesi ve servikal omurga değerlendirmesini içermelidir. Bu amaçla Concussion Recognition Tool-6 (CRT6) ve Sport Concussion Assessment Tool-6 (SCAT6) gibi standartlaştırılmış araçlardan yararlanılabilir. Ancak bu araçlar klinik kararın yerine geçmez; kırmızı bayrak bulguları olan hastalarda zaman kaybetmeden acil servise nakil önceliklidir4,5.

Beyin Sarsıntısı Nasıl Tanınır?

Beyin sarsıntısı, başa, boyna veya gövdeye gelen darbenin oluşturduğu impulsif kuvvetin beyne iletilmesi sonucunda gelişen, çoğunlukla geçici nörolojik işlev bozukluğu ile seyreden bir hafif travmatik beyin hasarıdır. Sporla ilişkili beyin sarsıntısında yapısal görüntüleme yöntemleri çoğu zaman normaldir; bu nedenle tanı bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile değil, travma mekanizması ve klinik bulguların birlikte değerlendirilmesiyle konur1,2.

Tanıda tek bir semptom, muayene bulgusu veya test yeterli değildir. Kafa, boyun ya da gövdeye darbe sonrası ortaya çıkan yeni nörolojik, bilişsel, duygusal veya denge ile ilişkili yakınmalar başka bir klinik durumla açıklanamıyorsa, beyin sarsıntısı lehine değerlendirilmelidir. Bu nedenle değerlendirme; ayrıntılı semptom sorgulaması, kısa nörolojik muayene, bilişsel durumun gözden geçirilmesi, denge-koordinasyon değerlendirmesi ve servikal omurga muayenesini içeren bütüncül bir yaklaşımla yapılmalıdır1,5.

Bilinç kaybı, beyin sarsıntısının dikkat çekici bulgularından biri olsa da tanı için zorunlu değildir. Olguların önemli bir bölümünde bilinç kaybı olmadan baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, dengesizlik, bulanık veya çift görme, ışık-ses hassasiyeti, konfüzyon, amnezi, yavaş cevap verme ya da “sisli hissetme” gibi yakınmalar görülebilir. Bu nedenle saha içi değerlendirmede yalnızca bilinç kaybına odaklanmak, klinik olarak önemli sarsıntıların gözden kaçmasına neden olabilir1,2.

Beyin sarsıntısında semptomlar genel olarak somatik, bilişsel, duygusal ve uyku ile ilişkili belirtiler şeklinde gruplandırılabilir. Somatik belirtiler arasında baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma, görme bulanıklığı, ışık veya ses hassasiyeti ve denge bozukluğu yer alır. Bilişsel belirtiler; konfüzyon, dezoryantasyon, olay öncesini veya sonrasını hatırlayamama, dikkat güçlüğü ve sorulara gecikmiş yanıt verme şeklinde ortaya çıkabilir. Duygusal dalgalanma, irritabilite, kaygı, kendini iyi hissetmeme, uykuya eğilim, çabuk yorulma ve uykuya dalmada güçlük de klinik tabloya eşlik edebilir1,2.

Saha içinde gözlenen bazı davranışsal ve motor bulgular da tanı açısından önemlidir. Sporcunun yerde hareketsiz kalması, dengesiz veya ataksik yürümesi, boş bakması, basit sorulara yanlış yanıt vermesi, pozisyonuna dönmekte zorlanması, koordinasyonunun bozulması veya davranışının olağandan farklı olması beyin sarsıntısı açısından uyarıcı kabul edilmelidir. Semptomların travma anında başlamayabileceği, dakikalar veya saatler içinde belirginleşebileceği unutulmamalıdır1,4.

Sonuç olarak, beyin sarsıntısını tanımada temel yaklaşım, bilinç kaybını beklemek değil; darbe sonrası gelişen yeni semptomları, davranış değişikliklerini, bilişsel yavaşlamayı, amneziyi, denge bozukluğunu ve görsel yakınmaları birlikte değerlendirmektir. Kafa travması sonrası bu bulgulardan biri bile mevcutsa sporcu “şüphe varsa saha dışı” ilkesiyle yönetilmeli ve aynı gün oyuna döndürülmemelidir1.

Acil Serviste Değerlendirme ve Bilgisayarlı Tomografi Kararı

Acil serviste spor ilişkili kafa travması ile başvuran hastanın değerlendirilmesinde temel amaç, klinik olarak önemli intrakraniyal yaralanmaları erken tanımak ve aynı zamanda gereksiz BT kullanımını azaltmaktır. Bu nedenle yaklaşım yalnızca “BT çekelim mi?” sorusuna indirgenmemeli; travmanın mekanizması, semptomların seyri, nörolojik muayene bulguları, eşlik eden servikal omurga yaralanması riski ve hastanın bireysel kanama riski birlikte değerlendirilmelidir3,6.

İlk değerlendirme genel travma yaklaşımıyla başlamalıdır. Havayolu, solunum ve dolaşım güvence altına alındıktan sonra bilinç durumu, pupil yanıtları, ekstremite motor-duyu muayenesi, konuşma, koordinasyon ve yürüme değerlendirilmelidir. GKS kafa travmasının şiddetini sınıflamada temel araçlardan biridir. GKS 13–15 arası olgular hafif travmatik beyin hasarı grubunda değerlendirilse de, GKS’nin 15’in altında olması, bilinç durumunda kötüleşme veya nörolojik muayenede yeni patoloji saptanması daha dikkatli izlem ve görüntüleme gerektirir3.

Nörolojik muayenede fokal defisit, pupiller asimetri, posttravmatik nöbet, bilinç düzeyinde azalma, giderek artan uyku hali veya davranış değişikliği varlığı ciddi intrakraniyal yaralanma açısından uyarıcıdır. Benzer şekilde açık veya çökme kafatası kırığı şüphesi, bazal kafatası kırığı bulguları, ciddi yüz-kafa travması veya yüksek enerjili yaralanma mekanizması BT endikasyonunu güçlendirir. Bu hastalarda öncelik, beyin sarsıntısını kanıtlamak değil, kanama, kontüzyon, ödem veya kırık gibi zaman duyarlı patolojileri dışlamaktır3,6.

Travma mekanizması karar sürecinde önemlidir. Yüksek enerjili çarpışmalar, yüksekten düşme, hızlı akselerasyon-deselerasyon mekanizmaları veya baş-boyun bölgesine doğrudan ve şiddetli darbe ciddi yaralanma riskini artırır. Spor sahasında bu durum kafa kafaya çarpışma, yere kontrolsüz düşme, yüksek hızda temas, sert zeminle temas veya eşlik eden boyun yaralanması şüphesi şeklinde karşımıza çıkabilir. Mekanizma tek başına karar verici olmasa da, semptomlar ve muayene bulguları ile birlikte değerlendirilmelidir3.

Kusma, amnezi, şiddetli veya giderek kötüleşen baş ağrısı, kalıcı baş dönmesi, dengesizlik ve belirgin konfüzyon gibi bulgular da BT kararında dikkate alınmalıdır. Antikoagülan veya antiagregan ilaç kullanımı, koagülopati, ileri yaş, önceki nörolojik hastalıklar ve alkol/madde etkisi altında olma gibi durumlar değerlendirmeyi güçleştirebilir. Bu hasta grubunda semptomlar hafif görünse bile intrakraniyal kanama riski daha yüksek olabilir veya klinik muayenenin güvenilirliği azalabilir; bu nedenle BT eşiği daha düşük tutulmalıdır3,6.

BT’nin beyin sarsıntısı tanısını koymak için kullanılan bir test olmadığı özellikle vurgulanmalıdır. Beyin sarsıntısı çoğu zaman fonksiyonel bir bozuklukla seyreder ve standart BT’de yapısal patoloji saptanmaz. Normal BT sonucu, hastada beyin sarsıntısı olmadığı anlamına gelmez. BT’nin acil servisteki temel rolü epidural hematom, subdural hematom, intraparenkimal kanama, kontüzyon, beyin ödemi veya kafatası kırığı gibi klinik olarak önemli yaralanmaları dışlamaktır2,6.

Gereksiz BT kullanımını azaltmak ve yüksek riskli hastaları daha tutarlı belirlemek için klinik karar kurallarından yararlanılabilir. Erişkin hafif kafa travmasında Canadian CT Head Rule ve New Orleans Criteria, pediatrik hastalarda ise PECARN bu amaçla en sık kullanılan araçlardandır. Bununla birlikte bu karar kuralları klinik değerlendirmenin yerine geçmez; özellikle antikoagülan kullanan, nörolojik muayenesi güvenilir olmayan veya semptomları ilerleyen hastalarda tek başına yeterli kabul edilmemelidir3,6.

Taburculuk, İzlem ve Spora Dönüş

Sahada beyin sarsıntısı şüphesi veya tanısı bulunan sporcu derhal oyundan çıkarılmalı ve aynı gün spora dönüşüne izin verilmemelidir. Acil serviste ciddi intrakraniyal yaralanma dışlandıktan sonra taburculuk kararı, yalnızca görüntüleme sonucuna göre değil; klinik stabilite, güvenilir gözlemci varlığı, hastanın anlayabileceği yazılı uyarıların verilmesi ve tekrar başvuru koşullarının net anlatılmasıyla birlikte verilmelidir1,3.

Taburculuk sırasında hastaya ve yakınlarına yazılı bilgilendirme yapılmalıdır. İlk 24 saat boyunca erişkin bir gözetici bulunması, bilinç değişikliği, şiddetlenen baş ağrısı, tekrarlayan kusma, nöbet, uyandırılamama, fokal güçsüzlük, konuşma bozukluğu veya davranış değişikliği gelişirse acil servise başvurulması gerektiği açıkça belirtilmelidir. Alkol kullanımı, sedatif ilaçlar, riskli fiziksel aktivite ve araç kullanımı konusunda dikkatli olunmalıdır2,3.

İlk 24–48 saatte mutlak yatak istirahatı yerine göreceli fiziksel ve bilişsel istirahat önerilir. Bu dönemde günlük aktiviteler semptomları artırmayacak düzeyde tutulmalı; ekran kullanımı, yoğun zihinsel çalışma ve ağır egzersiz semptomlara göre sınırlandırılmalıdır. Semptomları provoke etmeyen hafif günlük aktivitelere ve kontrollü aerobik egzersize erken dönemde kademeli geçiş, güncel yaklaşımlarda desteklenmektedir1,7.

Spora dönüş bireyselleştirilmiş ve kademeli bir protokolle yapılmalıdır. Genel yaklaşım; düzenli günlük aktivitelere dönüş, hafif aerobik egzersiz, orta yoğunluklu aktivite, temas içermeyen spora özgü egzersiz, kontrollü tam temaslı antrenman ve yarışmaya dönüş basamaklarından oluşur. Her basamak genellikle en az 24 saat sürmeli, semptomlar tekrarlarsa bir önceki basamağa dönülmeli ve tam spora dönüş için sağlık profesyonelinin onayı alınmalıdır7.

Sonuç: Acilci İçin 5 Mesaj

  1. Spor sahasında kafa travması geçiren sporcuda ilk hedef beyin sarsıntısını adlandırmak değil, yaşamı tehdit eden kafa-boyun yaralanmasını dışlamaktır.
  2. Bilinç kaybı olmaması, beyin sarsıntısını dışlamaz. Baş ağrısı, baş dönmesi, konfüzyon, amnezi, dengesizlik veya davranış değişikliği varlığında sarsıntıdan şüphelenilmelidir.
  3. Şüpheli beyin sarsıntısında sporcu aynı gün oyuna döndürülmemelidir.
  4. BT, beyin sarsıntısını göstermek için değil; intrakraniyal kanama, kontüzyon ve kafatası kırığı gibi ciddi yaralanmaları dışlamak için kullanılır.
  5. Güvenli taburculuk; yazılı uyarı bulguları, güvenilir gözlemci, tekrar başvuru kriterleri ve kademeli spora dönüş planı olmadan tamamlanmış sayılmaz.

Kaynaklar

1. Patricios JS, Schneider KJ, Dvorak J, et al. Consensus statement on concussion in sport: the 6th International Conference on Concussion in Sport-Amsterdam, October 2022. Br J Sports Med. 2023;57(11):695-711. doi:10.1136/bjsports-2023-106898 

2. CDC. Mild TBI Management Guideline. Traumatic Brain Injury & Concussion. July 29, 2025. Accessed May 16, 2026. https://www.cdc.gov/traumatic-brain-injury/hcp/data-research/index.html 

3. National Institute for Health and Care Excellence. Head Injury: Assessment and Early Management. NICE Guideline NG232. 2023. 

4. Echemendia RJ, Ahmed OH, Bailey CM, et al. The Concussion Recognition Tool 6 (CRT6). Br J Sports Med. 2023;57(11):692-694. doi:10.1136/bjsports-2023-107021 

5. Echemendia RJ, Brett BL, Broglio S, et al. Sport concussion assessment toolTM – 6 (SCAT6). Br J Sports Med. 2023;57(11):622-631. doi:10.1136/bjsports-2023-107036 

6. American College of Emergency Physicians Clinical Policies Subcommittee (Writing Committee) on Mild Traumatic Brain Injury, Valente JH, Anderson JD, et al. Clinical Policy: Critical Issues in the Management of Adult Patients Presenting to the Emergency Department With Mild Traumatic Brain Injury: Approved by ACEP Board of Directors, February 1, 2023 Clinical Policy Endorsed by the Emergency Nurses Association (April 5, 2023). Ann Emerg Med. 2023;81(5):e63-e105. doi:10.1016/j.annemergmed.2023.01.014 7.CDC.

7. Returning to Sports. HEADS UP. September 15, 2025. Accessed May 16, 2026. https://www.cdc.gov/heads-up/guidelines/returning-to-sports.html 

20 Mayıs 2026 0 yorumlar
0 FacebookTwitterPinterestE-posta
GenelTATDakademikTATDsosyal

Spor Acillerinde Paradigma Değişimi

tarafından Ömer Yusuf Erdurmuş 18 Nisan 2026
yazan Ömer Yusuf Erdurmuş

TATDSpor çalışma grubu olarak web sitemizde sizlere spor tıbbı, spor yaralanmaları ve spor acilleri üzerine başlattığımız aylık yazı serimizin ilkini sizlerle buluşturuyoruz. Bu projede merak edilenleri, güncel literatürün nelerden bahsettiği, gündemde olan konular ve spor acilleri üzerine yazılarımız her ay devam edecek. Hepinize keyifli okumalar dileriz.

Giriş

Spor acilleri, son yıllarda yalnızca saha kenarında karşılaşılan basit travmaların ötesine geçerek, hayatı tehdit eden ve zaman kritik müdahale gerektiren klinik tabloların önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Artan sporcu sayısı, yüksek performans beklentileri ve ekstrem çevresel koşullar; acil servislerde sporla ilişkili başvuruların hem sıklığını hem de karmaşıklığını artırmaktadır. Bu değişimle birlikte, spor acillerine yaklaşımda uzun yıllardır kabul edilen birçok geleneksel uygulama yerini kanıta dayalı yeni paradigmalara bırakmaktadır. Artık “istirahat et ve bekle”, “önce hastaneye ulaştır” ya da “genç ve sağlıklı bireyde ciddi patoloji nadirdir” gibi kabuller, güncel literatür ışığında yeniden sorgulanmaktadır.

Güncel literatür, sporla ilişkili konküzyon, ani kardiyak ölüm ve egzersiz ilişkili sıcak çarpması yönetiminde önemli paradigma değişiklikleri ortaya koymaktadır. Bu yazıda, bu üç kritik başlık altında güncel ve etkili çalışmalar özetlenmiş, acil tıp pratiğine yansımaları ele alınmıştır. Amaç, saha ve acil servis yönetiminde daha doğru ve hızlı karar verilmesine katkı sağlamaktır. Türkiye Acil Tıp Derneği Spor Tıbbı Çalışma grubu olarak web sitemizdeki ilk yazı olmasına karar verdiğimiz bu yazımızda güncel literatür ışığında spor tıbbı ve acilleri üzerine etkili ve yankı bulan çalışmları inceledik. Hepinize keyifli okumalar dileriz. 

Amsterdam 2022 Uluslararası Sporla İlişkili Konküzyon Konsensüs Bildirisi

Sporla ilişkili konküzyon, özellikle temas sporlarının yaygınlaşmasıyla birlikte acil servislerde giderek daha sık karşılaşılan bir klinik durumdur. Spor konküzyonlarının tanı, tedavi ve spora dönüş süreci uzun yıllar boyunca “istirahat ve semptomların düzelmesini bekleme” yaklaşımı ile yönetilmiştir. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, bu yaklaşımın optimal olmadığını ve daha aktif bir tedavi modelinin gerekli olduğunu göstermiştir. Amsterdam’da 2022 yılında gerçekleştirilen 6. Uluslararası Spor Konküzyon Konsensüs Konferansı sonucunda oluşturulan bu bildiri, sporla ilişkili konküzyon yönetiminde günümüzde kabul edilen en güncel ve en kapsamlı rehberdir. 2023 yılında British Journal of Sports Medicine’da yayınlanan bu konsensüs, bir önceki Berlin 2016 konsensüsünün yerini almış ve konküzyon yönetiminde birçok kritik değişiklik getirmiştir1.

Bu çalışma nedir ve neyi kapsamaktadır?

Çalışma randomize kontrollü çalışmalar, kohort çalışmaları ve sistematik derlemeler dahil olmak üzere mevcut literatürün kapsamlı analizi sonucunda oluşturulmuş uluslararası bir konsensüs bildirisidir1. Konsensüs paneli; spor hekimliği, acil tıp, nöroloji, fizyoterapi ve nöropsikoloji uzmanlarının olduğu uluslararası bir ekipten oluşmaktadır.

Bu bildirinin temel amacı:

            •          Sporla ilişkili konküzyonun tanı yöntemlerini güncellemek

            •          Tedavi yaklaşımındaki değişiklikleri tanımlamak

            •          Spora ve okula dönüş süreçlerini standardize etmek

            •          Uzun dönem komplikasyonları azaltmaya yönelik öneriler sunmaktır

Önemli yenilikler ve çarpıcı bulgular

1. Katı istirahat artık önerilmemektedir

Önceki rehberlerde önerilen uzun süreli fiziksel ve bilişsel istirahatın ve karanlık oda istirahatinin iyileşmeyi hızlandırmadığı, aksine semptomların uzamasına katkıda bulunabileceği gösterilmiştir1.

Bu nedenle:

Önerilen yaklaşım:

            •          ilk 24–48 saat relatif istirahat

            •          ardından erken dönemde hafif aerobik egzersiz

Bu değişiklik, konküzyon tedavisindeki en önemli paradigma değişimlerinden biridir.

2. Erken kontrollü egzersiz iyileşmeyi hızlandırmaktadır

Yeni rehber, semptomları belirgin şekilde artırmayan aerobik egzersizin güvenli olduğunu ve iyileşme süresini kısaltabileceğini göstermektedir.

Önerilen aktiviteler:

            •          Yürüyüş

            •          Sabit bisiklet

            •          Hafif aerobik egzersiz

Bu yaklaşım, konküzyon sonrası gelişen serebral kan akımı ve otonom disfonksiyonun düzelmesine katkıda bulunmaktadır1.

3. Okula dönüş, spora dönüşten önce gelmelidir 

Konsensüs bildirisi, konküzyon sonrası iyileşme sürecinde okul çağındaki sporcularda okul aktivitelerine dönüşün spor aktivitelerine dönüşten önce olması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu yaklaşımın temel amacı bilişsel iyileşmenin tamamlanmasını sağlamak ve erken dönemde ikinci travma riskini azaltmaktır. Tam spor katılımı için ise hastanın akademik aktiviteleri semptomsuz tolere edebilmesi gerekmektedir1.

4. Tanı ve izlem için yeni değerlendirme araçları: SCAT6 ve SCOAT6

Amsterdam konsensüsü, konküzyon değerlendirmesi için yeni araçlar tanımlamıştır: 

  • SCAT6 (Sport Concussion Assessment Tool)
  • SCOAT6 (Sport Concussion Office Assessment Tool)

Bu araçlar;

            •          Semptom değerlendirmesi

            •          Bilişsel değerlendirme

            •          Denge değerlendirmesi

için standardize bir yaklaşım sağlamaktadır.

5. Konküzon, heterojen bir klinik sendromdur

Yeni konsensüs, konküzyonun tek tip bir hastalık olmadığını ve farklı klinik profiller içerebileceğini vurgulamaktadır.

Bu profiller:

            •          Vestibüler

            •          Okülomotor

            •          Servikal

            •          Migren benzeri baş ağrısı

            •          Psikolojik komponent

Bu yaklaşım, tedavinin kişiselleştirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Acil tıp pratiğine etkisi

Bu konsensüs bildirisi, acil servis taburculuk önerilerini doğrudan değiştirmektedir. Önceki yaklaşım “Tam istirahat et, egzersiz yapma” iken yeni yaklaşım “İlk 24–48 saat relatif istirahat sonrası hafif fiziksel aktiviteye başlanabilir” olarak belirlenmiştir.

Acil servis hekimi artık hastalara:

•          Uzun süreli katı istirahat önermemelidir

•          Kontrollü aktivite önerilmelidir

•          Return-to-learn sürecini vurgulamalıdır

•          Erken spora dönüşün riskleri anlatılmalıdır

Bu yaklaşım, iyileşme süresini kısaltmakta ve komplikasyon riskini azaltmaktadır1.

Makalenin Değerlendirilmesi 

Amsterdam 2022 konsensüsü, konküzyon yönetiminde önemli bir paradigma değişimi sunmasına rağmen, bazı sınırlılıklar içermektedir. Öncelikle önerilerin önemli bir kısmı yüksek düzey randomize kontrollü çalışmalardan ziyade uzman görüşü ve heterojen veri kaynaklarına dayanmaktadır. Bu durum, özellikle farklı spor branşları ve yaş gruplarına genellenebilirlik açısından dikkatli olunması gerektiğini göstermektedir. Sonuç olarak bu konsensüs, önemli bir yön değişikliği sunmakla birlikte, bireyselleştirilmiş yaklaşımın gerekliliğini daha da ön plana çıkarmaktadır.

Eve Götürülecek Mesajlar

• Konküzon tedavisinde katı istirahat artık önerilmemektedir

• İlk 24–48 saat sonrası kontrollü fiziksel aktivite güvenlidir

• Okula dönüş, spora dönüşten önce gerçekleşmelidir

• SCAT6 ve SCOAT6 değerlendirme için önerilen araçlardır

• Konküzon heterojen bir klinik durumdur ve bireyselleştirilmiş yaklaşım gerektirir

Ulusal Üniversite Atletizm Birliği (NCAA) Sporcularında Ani Kardiyak Ölüm: 20 Yıllık İnceleme

Sporcularda ani kardiyak ölüm (Sudden Cardiac Death, SCD), nadir görülmesine rağmen hem toplumda hem de sağlık profesyonelleri arasında büyük yankı uyandıran en dramatik klinik durumlardan biridir. Özellikle genç, sağlıklı ve aktif bireylerde gelişmesi, bu durumun önlenmesine yönelik stratejilerin önemini artırmaktadır.

Petek ve arkadaşları tarafından Circulation dergisinde yayımlanan bu çalışma, NCAA sporcularında 20 yıllık süreçte ani kardiyak ölüm insidansını, nedenlerini ve zaman içindeki değişimini inceleyen en kapsamlı çalışmalardan biridir. Bu çalışma, spor sahasında ani kollaps ile başvuran hastaların değerlendirilmesi ve riskli grupların belirlenmesi açısından acil servis hekimleri için kritik bilgiler sunmaktadır2.

Bu çalışma nedir ve neyi kapsamaktadır?

Bu makale, NCAA sporcularında 2002–2022 yılları arasında gerçekleşen ölümlerin analiz edildiği geniş ölçekli bir kohort çalışmasıdır. Veriler; medya kayıtları, resmi spor organizasyonu verileri, otopsi raporları ve uzman panel değerlendirmeleri kullanılarak doğrulanmıştır. Çalışmanın temel amacı sporcularda ani kardiyak ölüm sıklığını belirlemek, zaman içindeki değişimi ortaya koymak, yüksek riskli sporcu gruplarını tanımlamak ve altta yatan nedenleri analiz etmektir 2.

Makalenin temel mesajı

Ani kardiyak ölüm insidansı zaman içinde azalmaktadır. Ancak bu azalma tüm gruplar için eşit değildir. Özellikle erkek sporcular, siyahi sporcular ve basketbolcular halen yüksek risk altındadır. Araştırmanın temel sonuçları şu şekildedir:

  • Ani kardiyak ölüm insidansı zaman içinde azalmıştır Bu durum; AED kullanımının yaygınlaşması, CPR eğitiminin artması ve saha acil eylem planlarının gelişmesiyle ilişkilendirilmektedir.
  • Ani kardiyak ölüm riski en yüksek olan grup: erkek, siyahi ve basketbol sporcularıdır.
  • En sık nedenler kardiyomiyopatiler ve açıklanamayan ölümlerdir. 
  • Olguların yaklaşık yarısı egzersiz sırasında gelişmiştir. Ancak önemli bir kısmının egzersiz dışı dönemde olması dikkat çekicidir.
  • Miyokardit nadir bir nedendir. COVID-19 ile ilişkili ani ölüm bildirilmemiştir.

Acil Tıp Pratiğine Etkisi

• Genç sporcu + ani kollaps → kardiyak arrest olarak değerlendirilmelidir

• Riskli gruplar daha dikkatli değerlendirilmelidir

• Semptomsuz olmak güven verici değildir

• Kanalopatiler ve elektriksel hastalıklar akılda tutulmalıdır

• Erken CPR ve defibrilasyon hayat kurtarıcıdır

• Saha organizasyonu ve AED erişimi mortaliteyi doğrudan etkilemektedir.

Makalenin Değerlendirilmesi

Petek ve arkadaşlarının çalışması geniş veri seti ve uzun takip süresi ile oldukça değerli olmakla birlikte, bazı metodolojik sınırlılıklar barındırmaktadır. Verilerin önemli bir kısmının medya kayıtları ve dolaylı kaynaklardan elde edilmesi, olası olgu kaçırma veya yanlış sınıflandırma riskini beraberinde getirmektedir. Çalışmada ani kardiyak ölüm insidansında azalma gösterilmiş olsa da, bu azalmanın doğrudan hangi müdahalelere bağlı olduğu net olarak ortaya konulamamaktadır. AED kullanımının artışı, CPR eğitimi veya tarama programlarının etkisi ayrı ayrı değerlendirilememiştir. 

Ayrıca çalışmanın NCAA sporcuları ile sınırlı olması, sonuçların farklı ülkeler, amatör sporcular veya daha düşük kaynaklı ortamlar için genellenebilirliğini kısıtlamaktadır. Bununla birlikte çalışmanın en güçlü yönü, riskli grupların net bir şekilde tanımlanmasıdır. Ancak bu risk gruplarına yönelik tarama ve önleme stratejilerinin nasıl optimize edilmesi gerektiği halen tartışmalıdır.

Eve Götürülecek Mesajlar

• Sporcularda ani kardiyak ölüm insidansı azalmaktadır

• Ancak erkek basketbolcular halen en yüksek risk grubudur

• Ani kardiyak ölüm egzersiz dışı dönemde de gelişebilir

• En sık nedenler kardiyomiyopatiler ve açıklanamayan ölümlerdir

• Elektriksel kalp hastalıkları önemli rol oynar

• Erken CPR ve defibrilasyon sağkalımı belirler

• Genç sporcu + kollaps = kardiyak arrest kabul edilmelidir

Egzersiz İlişkili Sıcak Çarpması Yönetimi: “Önce Soğut, Sonra Naklet” Paradigması

Egzersiz ilişkili sıcak çarpması (Exertional Heat Stroke, EHS), özellikle sıcak ve nemli ortamlarda yoğun fiziksel aktivite sırasında gelişen ve mortalite riski yüksek olan bir acil durumdur. Bu tablo, genç ve sağlıklı sporcularda dahi hızla multiorgan yetmezliği ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Casa ve arkadaşları tarafından 2021 yılında British Journal of Sports Medicine’da yayınlanan bu uluslararası konsensüs bildirisi, egzersiz ilişkili sıcak çarpmasının tanı ve tedavisinde güncel ve kanıta dayalı önerileri ortaya koymaktadır. Bu konsensüsün en önemli katkısı, sıcak çarpması yönetiminde uzun yıllar uygulanan geleneksel yaklaşımın yerine, “cool first, transport second” (önce soğut, sonra naklet) yaklaşımını net bir şekilde önermesidir3. Bu yaklaşım, özellikle saha ve acil servis öncesi yönetimde mortaliteyi azaltan en önemli strateji olarak kabul edilmektedir.

Bu çalışma nedir ve neyi kapsamaktadır?

Bu yayın, egzersiz ilişkili sıcak çarpmasının tanı ve tedavisine yönelik mevcut literatürün kapsamlı analizine dayanan uluslararası bir konsensüs bildirisidir.

Konsensüs paneli;

            •          Spor hekimliği

            •          Acil tıp

            •          Fizyoloji

            •          Atletik eğitim

alanlarında uzman uluslararası bir ekipten oluşmaktadır.

Çalışmanın temel amacı:

            •          Egzersiz ilişkili sıcak çarpmasının erken tanısını sağlamak

            •          En etkili tedavi yöntemlerini belirlemek

            •          Mortaliteyi azaltmaya yönelik öneriler sunmaktır

Makalenin temel mesajı

Bu konsensüsün en önemli mesajı, egzersiz ilişkili sıcak çarpmasının tedavisinde en kritik faktörün hızlı ve etkin soğutma olduğudur. Sıcak çarpmasında mortaliteyi belirleyen en önemli faktör hiperterminin süresi ve şiddetidir. Bu nedenle vücut sıcaklığının mümkün olan en kısa sürede düşürülmesi gerekmektedir.

Önemli bulgular ve çarpıcı sonuçlar

1. En etkili tedavi yöntemi soğuk suya daldırmadır (Cold Water Immersion)

Soğuk suya daldırma, egzersiz ilişkili sıcak çarpmasının tedavisinde en etkili yöntem olarak belirlenmiştir. Bu yöntemen hızlı soğutmayı sağlar ve mortaliteyi belirgin şekilde azaltır Alternatif yöntemler olan buz paketleri ve evaporatif soğutmadaha az etkilidir.

2. “Cool first, transport second” yaklaşımı mortaliteyi azaltmaktadır

Geleneksel yaklaşım: önce hastaneye nakil, sonra soğutma iken yeni yaklaşım önce soğutma, sonra nakil olarak belirlenmiştir. Bu değişiklik, mortaliteyi belirgin şekilde azaltmaktadır. Bu nedenle saha ortamında soğutma geciktirilmemelidir.

3. Tanıda en güvenilir yöntem rektal sıcaklık ölçümüdür

Egzersiz ilişkili sıcak çarpmasının tanısında en güvenilir yöntem rektal sıcaklık ölçümüdür. Timpanik veya aksiller ölçümler güvenilir değildir. Bu durum, tanı gecikmesine neden olabilir.

4. Erken tedavi prognozu belirleyen en önemli faktördür

Hiperterminin erken dönemde düzeltilmesi mortaliteyi azaltır ve organ hasarını önler. Gecikmiş tedavi multiorgan yetmezliği ve ölüm riskini artırmaktadır.

5. Egzersiz ilişkili sıcak çarpması genç ve sağlıklı bireylerde de görülebilir

Bu durum sadece yaşlı veya kronik hastalığı olan bireylerde değil, genç ve sağlıklı sporcularda da görülebilir. Bu nedenle erken tanı kritik öneme sahiptir.

Acil Tıp Pratiğine Etkisi

Bu konsensüs bildirisi, egzersiz ilişkili sıcak çarpmasının saha ve acil servis yönetimini doğrudan değiştirmiştir.

Acil servis açısından kritik çıkarımlar:

• Egzersiz sonrası bilinç değişikliği olan hastalarda sıcak çarpması düşünülmelidir

• Tanıda rektal sıcaklık ölçümü tercih edilmelidir

• Tedavide en önemli adım hızlı soğutmadır

• Soğutma işlemi hastane öncesi dönemde başlatılmalıdır

• Soğutma işlemi geciktirilmemelidir

Makalenin Değerlendirilmesi

“Cool first, transport second” yaklaşımı güçlü fizyolojik temellere dayansa da, bu önerinin tüm klinik ortamlar için uygulanabilirliği tartışmalıdır. Özellikle saha koşullarında soğuk su immersiyonu için gerekli ekipman ve organizasyonun her zaman mevcut olmaması önemli bir kısıtlılıktır.

Rektal sıcaklık ölçümünün altın standart olarak önerilmesi, pratikte hasta mahremiyeti, uygulama zorluğu ve saha koşulları nedeniyle her zaman mümkün olmayabilir. Bu durum, alternatif ölçüm yöntemlerinin geliştirilmesi ihtiyacını ortaya koymaktadır. Ayrıca konsensüs önerileri büyük ölçüde atletik organizasyonlar ve planlı spor etkinlikleri üzerinden şekillendirilmiştir. Oysa acil servis başvurularının önemli bir kısmı plansız ve kontrolsüz ortamlarda gelişmektedir. Bu nedenle önerilerin gerçek yaşam koşullarına adaptasyonu her zaman kolay olmayabilir. Bununla birlikte, erken ve agresif soğutmanın mortalite üzerindeki etkisi güçlü şekilde desteklenmektedir ve bu yaklaşımın özellikle iyi organize edilmiş spor etkinliklerinde standart hale getirilmesi gerektiği açıktır.

Eve Götürülecek Mesajlar

• Egzersiz ilişkili sıcak çarpması hayatı tehdit eden bir acil durumdur

• En etkili tedavi yöntemi soğuk suya daldırmadır

• “Cool first, transport second” yaklaşımı mortaliteyi azaltır

• Rektal sıcaklık ölçümü tanıda en güvenilir yöntemdir

• Erken soğutma mortaliteyi azaltan en önemli faktördür

Sonuç

Spor acillerinde değişen bu yeni yaklaşımlar, yalnızca teorik bilgi düzeyinde kalmamalı; saha uygulamalarına ve günlük acil servis pratiğine entegre edilmelidir. Her geçen gün gelişen literatür, bizlere daha hızlı, daha doğru ve daha etkili müdahale etme fırsatı sunmaktadır.

Referanslar

  1. Patricios J, Schneider GM, van Ierssel J, et al. Sport Concussion Office Assessment Tool – 6. Br J Sports Med. 2023;57(11):651-667. doi:10.1136/bjsports-2023-106859
  2. Petek BJ, Churchill TW, Moulson N, et al. Sudden Cardiac Death in National Collegiate Athletic Association Athletes: A 20-Year Study. Circulation. 2024;149(2):80-90. doi:10.1161/CIRCULATIONAHA.123.065908
  3. Hosokawa Y, Racinais S, Akama T, et al. Prehospital management of exertional heat stroke at sports competitions: International Olympic Committee Adverse Weather Impact Expert Working Group for the Olympic Games Tokyo 2020. Br J Sports Med. 2021;55(24):1405-1410. doi:10.1136/bjsports-2020-103854
18 Nisan 2026 0 yorumlar
1 FacebookTwitterPinterestE-posta

Son Yazılar

  • Aşırı Kullanım Yaralanması (Overuse Injury)
  • Acil Serviste Sık Kullandığımız İlaçlar ve Sporcularda Doping Riski
  • Sporcularda Ani Kardiyak Ölüm: Sahadaki Görünmez Tehdit
  • Saha İçi Kafa Travması ve Konküzyon
  • Spor Acillerinde Paradigma Değişimi

Son Yorumlar

Görüntülenecek bir yorum yok.

Hakkımızda

  • Üyelik Başvuru Formu
  • Kurumsal Kimliğimiz
  • Gizlilik Politikası

Bize Ulaşın

  • Mustafa Kemal Mahallesi Dumlupınar Blv. No:274 Mahall E Blok Daire:18 Ankara
  • Telefon: (0312) 438 12 66
  • Email: [email protected]
Spor Tıbbı Çalışma Grubu
  • Home
Giriş Yap

Çıkış yapana kadar oturumu açık tut

Şifremi Unuttum

Şifre Sıfırlama

Yeni bir şifre size e-posta ile gönderilecek.

Yeni şifrenizi aldınız mı? Giriş yap