{"id":3520,"date":"2022-09-15T10:00:18","date_gmt":"2022-09-15T07:00:18","guid":{"rendered":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/?p=3520"},"modified":"2022-09-02T16:52:08","modified_gmt":"2022-09-02T13:52:08","slug":"metal-hipertansiyon-iliskisi","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/2022\/09\/15\/metal-hipertansiyon-iliskisi\/","title":{"rendered":"Arsenik, Kadmiyum ve C\u0131va \u0130li\u015fkili Hipertansiyon Mekanizmalar\u0131 ve Epidemiyolojik Bulgular: Bir Derleme \u0130ncelemesi"},"content":{"rendered":"<p>Hipertansiyonun global prevalans\u0131 olduk\u00e7a y\u00fcksek olup, Amerika Birle\u015fik Devletleri\u2019nde (ABD) gebe olmayan yeti\u015fkinlerin en s\u0131k poliklinik ba\u015fvurular\u0131n\u0131n ve kronik re\u00e7etelerinin sebebi olan bir hastal\u0131kt\u0131r. \u00c7ok b\u00fcy\u00fck bir k\u0131sm\u0131 birincil hipertansiyon olan hastalar\u0131n ya\u015f, obezite, aile \u00f6yk\u00fcs\u00fc, \u00e7evresel fakt\u00f6rler gibi bir\u00e7ok risk fakt\u00f6r\u00fc olup sebeplerinin anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in bir\u00e7ok ara\u015ft\u0131rma yap\u0131lmakta. Bu inceleme, \u201c<em>Arsenic, cadmium, and mercury-induced hypertension: mechanisms and epidemiological findings<\/em>\u201d<sup>1<\/sup> isimli derleme \u00fczerinden bir inceleme yaz\u0131s\u0131 olarak devam edecektir.<\/p>\n<h2>Giri\u015f<\/h2>\n<p>Hipertansiyon, d\u00fcnyada yakla\u015f\u0131k 1 milyar insan\u0131 etkileyen ve y\u0131lda 9,4 milyon \u00f6l\u00fcme sebep olan bir hastal\u0131kt\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla bu kadar yayg\u0131n ve sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 olumsuz etkileyen hastal\u0131kla ilgili ara\u015ft\u0131rmalar daima pop\u00fclerli\u011fini korumaktad\u0131r. Risk fakt\u00f6rleri tan\u0131mlamak, hastal\u0131\u011f\u0131 \u00f6nlemek a\u00e7\u0131s\u0131ndan olduk\u00e7a \u00f6nemlidir. Yaz\u0131m\u0131zda tart\u0131\u015faca\u011f\u0131m\u0131z gibi arsenik (As), kadmiyum (Cd) ve c\u0131va (Hg) gibi toksik elementlerin kan bas\u0131nc\u0131n\u0131n artmas\u0131na sebep oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. Bu y\u00f6nde ara\u015ft\u0131rmalar say\u0131s\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131rken altta yatan mekanizmalara ili\u015fkin veriler hala yetersiz kalmaktad\u0131r. As, Cd ve Hg\u2019ya maruz kalman\u0131n iki ana yolu oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir:<\/p>\n<ul>\n<li>Akut oral al\u0131m ya da end\u00fcstriyel bir kazada a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kan havadaki partik\u00fcllere\/gazl\u0131 bile\u015fiklere akut olarak y\u00fcksek seviyelerde maruz kal\u0131nabilmektedir.<\/li>\n<li>Sigara i\u00e7mek veya g\u0131da al\u0131m\u0131 yoluyla oldu\u011fu gibi, kronik olarak d\u00fc\u015f\u00fck seviyelerde de maruz kal\u0131nabilmektedir.<\/li>\n<\/ul>\n<h2>Toksikokinetik ve sa\u011fl\u0131\u011fa olumsuz etkileri<\/h2>\n<p>C\u0131va farkl\u0131 kimyasal formlarda meydana gelen tehlikeli bir kirletici olup: temel Hg (Hg\u00b0), inorganik Hg bile\u015fikleri (Hg<sup>+2<\/sup>) ve metil c\u0131va (MeHg) gibi organik Hg bile\u015fikleri olabilir. \u0130nhalasyon yolu g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, Hg\u00b0&#8217;nin akci\u011ferde emilimi yakla\u015f\u0131k %80&#8217;dir. Hg\u00b0 kanda \u00e7\u00f6z\u00fcn\u00fcr ve etkin olarak akci\u011ferlerden, Hg<sup>+2<\/sup> ise a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 olarak idrar ile at\u0131l\u0131r. \u0130norganik c\u0131va maruz kal\u0131m\u0131n\u0131n tespitinde idrarda c\u0131va d\u00fczeyi bakmak bu sebeple g\u00fcvenilir bir y\u00f6ntemdir. Kan dola\u015f\u0131m\u0131ndan, MeHg t\u00fcm dokulara da\u011f\u0131t\u0131l\u0131r ve metal eliminasyonu, GS-HgCH3 kompleksleri olu\u015fturan do\u011frudan bir kimyasal etkile\u015fimle MeHg&#8217;ye ba\u011flanan indirgenmi\u015f glutatyon (GSH) ve k\u00fc\u00e7\u00fck molek\u00fcler a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 tiyol gruplar\u0131na ba\u011fl\u0131 bir s\u00fcre\u00e7 olan safra ile at\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Yan etkilerinin yan\u0131 s\u0131ra, c\u0131vaya akut maruz kal\u0131m; dispne, \u00f6ks\u00fcr\u00fck, g\u00f6\u011f\u00fcs a\u011fr\u0131s\u0131, pulmoner infiltrasyon, bulant\u0131 ve kusma ile giden ciddi semptomlara sebep olur. Kronik maruz kal\u0131mda \u00a0ise pek \u00e7ok sistem tutulur ve maruz kal\u0131nan madde ve s\u00fcreye g\u00f6re etkilenimler de\u011fi\u015fkenlik g\u00f6sterir. Hg<sup>0 <\/sup>ve inorganik Hg renal disfonksiyona sebep olur. MeHg\u2019ya ba\u011fl\u0131 olarak ciddi santral sinir sistemi (SSS) etkilenimi g\u00f6r\u00fclebilir. Bu etkilenim sonras\u0131 konu\u015fma, y\u00fcr\u00fcme, i\u015fitme, g\u00f6rme bozukluklar\u0131, periferik n\u00f6ropati, parestezi ve ataksi g\u00f6r\u00fclebilir.<\/p>\n<p>Bir\u00e7ok \u00e7al\u0131\u015fma C\u0131va ili\u015fkili kardiyovask\u00fcler sistem etkilenmesi ve hipertansiyon ili\u015fkisini \u00f6nerme olarak sunmu\u015ftur ancak mekanizmas\u0131 konusunda bir fikir birli\u011fi hen\u00fcz sa\u011flanmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Kadmiyum; inhalasyon, a\u011f\u0131z veya cilt yoluyla s\u0131ras\u0131yla yakla\u015f\u0131k %25, %1-10 ve &lt;%1 oranlar\u0131nda emilir. En yayg\u0131n olarak sigara i\u00e7me ve kontamine olmu\u015f yiyecek ve i\u00e7eceklerin t\u00fcketilmesiyle al\u0131n\u0131r. Emilim sonras\u0131nda v\u00fccutta da\u011f\u0131l\u0131r, en y\u00fcksek konsantrasyonlar karaci\u011fer ve b\u00f6brekte tespit edilmi\u015ftir. Kadmiyum emildikten sonra idrar ve gayta yoluyla \u00e7ok yava\u015f itrah edilir. \u00d6nemli biyobirikim potansiyeli ve Cd&#8217;un uzun biyolojik yar\u0131 \u00f6mr\u00fc nedeniyle, maruz kal\u0131mdan y\u0131llar sonra olumsuz etkiler ortaya \u00e7\u0131kabilir. Kronik Cd maruz kal\u0131m\u0131 sonucu, b\u00f6brek ve karaci\u011fer fonksiyon bozukluklar\u0131, osteoporoz ve baz\u0131 kanser tipleri ortaya \u00e7\u0131kabilir. Kadmiyumun hipertansiyon ile ilgili mekanizmalar\u0131 hala ayd\u0131nlat\u0131lamam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Arsenik \u00e7evrede hem inorganik hem de organik formlarda bulunur ve her form farkl\u0131 de\u011ferlik durumlar\u0131 g\u00f6sterebilir. Form ve de\u011ferlik durumu, bu metaloidin toksisitesinden do\u011frudan sorumludur. \u0130norganik formlar organik olanlardan daha zehirlidir: As<sup>+3<\/sup>, As<sup>+5<\/sup>&#8216;ten daha zehirlidir, bunu monometilarsonik asit (MMA) ve dimetilarsinik asit (DMA) takip eder. Arsenobetain ve arsenokolin gibi baz\u0131 organik As formlar\u0131 deniz \u00fcr\u00fcnlerinde bulunurlar ve toksik olmad\u0131klar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. Solunan havadaki As tozlar\u0131n\u0131n ve dumanlar\u0131n\u0131n %30-34&#8217;\u00fc civar\u0131 akci\u011ferlerde emilerek inorganik arseni\u011fe maruz kal\u0131nabilir. Ayr\u0131ca oral al\u0131m\u0131 takiben yakla\u015f\u0131k %95 oran\u0131nda inorganik arsenik emilimi oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Benzer \u015fekilde organik As formlar\u0131 (MMA, DMA) da %75-85 oran\u0131nda gastrointestinal yoldan emilir. Emildikten sonra As t\u00fcm v\u00fccuda da\u011f\u0131l\u0131r \u00f6zellikle t\u0131rnakl\u0131 ve sa\u00e7l\u0131 deride \u00e7ok\u00e7a bulunur. Arsenik maruziyetine ba\u011fl\u0131 cilt, kardiyovask\u00fcler ve solunumsal semptomlar g\u00f6r\u00fclebilir. Bulant\u0131, kusma, ishal oral maruziyetler sonras\u0131 s\u0131k g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Zehirlenme sonras\u0131nda ensefalopati, n\u00f6rodavran\u0131\u015fsal de\u011fi\u015fiklikler, a\u015f\u0131r\u0131 d\u00fc\u015f\u00fck do\u011fum a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131, \u00f6l\u00fc do\u011fum ve erken do\u011fum olgular\u0131 da bildirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>C\u0131va ve kadmiyuma g\u00f6re arsenik ili\u015fkili hipertansiyon literat\u00fcrde daha yeni bir konudur. Altta yatan mekanizmalar hen\u00fcz yeterli olarak ayd\u0131nlat\u0131lamam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<h2>Hipertansiyon ili\u015fkili mekanizmalar<\/h2>\n<h3>Oksidatif Stres<\/h3>\n<p>Reaktif oksijen radikalleri s\u00fcrekli \u00fcretilmektedir fakat organizman\u0131n normal reg\u00fclat\u00fcer aktiviteleri sonucu intra ve ekstrasel\u00fcler mekanizmalar ile efektif bir \u015fekilde eliminasyonu sa\u011flan\u0131r. Oksidatif stres ise, reaktif oksijen \u00fcr\u00fcnleri \u00fcretimi ve antioksidan savunma aras\u0131ndaki dengesizlik nedeniyle olu\u015fur. Bu karars\u0131z molek\u00fcller, lipidler, proteinler ve DNA gibi biyolojik makromolek\u00fcllerle etkile\u015ferek yap\u0131sal de\u011fi\u015fikliklerin yan\u0131 s\u0131ra fonksiyonel anormalliklere yol a\u00e7ar. Oksidatif stresin Hg-, Cd- ve As arac\u0131l\u0131 kardiyovask\u00fcler toksisite ile ili\u015fkili kritik bir mekanizma olmas\u0131 ve ayr\u0131ca hipertansiyon geli\u015fimine katk\u0131da bulunmas\u0131 dikkat \u00e7ekicidir. Hg&#8217;n\u0131n oksidatif stresi a\u015fa\u011f\u0131daki mekanizmalar ile ind\u00fckledi\u011fi varsay\u0131lmaktad\u0131r:<\/p>\n<ul>\n<li>Hg, hidrojen peroksit (H<sub>2<\/sub>O<sub>2<\/sub>), s\u00fcperoksit anyonu (O<sub>2<\/sub><sup>\u2212<\/sup>), hidroksil radikali (OH) gibi reaktif oksijen \u00fcr\u00fcnleri \u00fcretimini artt\u0131rmaktad\u0131r.<\/li>\n<li>Hg, tiol i\u00e7eren molek\u00fcllere (sistein ve indirgenmi\u015f glutatyon) y\u00fcksek afiniteyle ba\u011flan\u0131r. Bu bile\u015fikler reaktif oksijen radikallerinin esas temizleyicilerindendir. C\u0131va ve GSH\u2019\u0131n sulfidril gruplar\u0131 aras\u0131ndaki etkile\u015fimler antioksidan miktar\u0131nda azalmaya sebep olur.<\/li>\n<li>Selenyum (Se), daha az toksik olan Hg-selenid adl\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcnmeyen bir kompleks \u00fcreterek Hg&#8217;n\u0131n baz\u0131 olumsuz etkilerini antagonize eder. Fakat bu kompleks olu\u015fumu s\u0131ras\u0131nda, selenyum t\u00fcketildi\u011fi i\u00e7in glutatyon peroksidaz enzimi i\u00e7in kofakt\u00f6r olan, kullan\u0131labilir Se miktar\u0131nda azalmaya neden olur. Dolay\u0131s\u0131yla hidrojen peroksit ve lipit peroksit i\u00e7in \u00f6nemli bir temizleyici kofakt\u00f6r olan glutatyon peroksitin i\u015flevselli\u011finin azalmas\u0131na ve reaktif oksijen radikallerinin artmas\u0131na neden olur.<\/li>\n<\/ul>\n<p>MeHg\u2019n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fck dozlar\u0131 bile, malondialdehit seviyelerini artt\u0131rd\u0131\u011f\u0131, glutatyonu t\u00fcketti\u011fi ve katalaz aktivitesini azaltt\u0131\u011f\u0131 ve bunlara ba\u011fl\u0131 hipertansiyon e\u015flik etti\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir. MeHg&#8217;n\u0131n, s\u0131\u00e7anlarda ve d\u00fc\u015f\u00fck selenyum ve E vitamini takviyesi uygulanan kemirgenlerde idrar F2-izoprostan d\u00fczeylerini \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde artt\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ve bu hayvanlarda ateroskleroz riskini artt\u0131rd\u0131\u011f\u0131 bulunmu\u015ftur. Ayr\u0131ca, MeHg, t\u00fcm diyet gruplar\u0131nda paroksonaz-1 aktivitesini (\u00f6nemli bir antiaterosklerotik fakt\u00f6r) azalt\u0131r ve serum oksitlenmi\u015f LDL seviyelerini artt\u0131r\u0131r. Bu nedenle kan\u0131tlar, MeHg maruz kal\u0131m\u0131 ile artm\u0131\u015f kardiyovask\u00fcler hastal\u0131k olu\u015fum riski aras\u0131ndaki ili\u015fki i\u00e7in mekanik bir a\u00e7\u0131klama olarak g\u00f6sterilmektedir.<\/p>\n<p>Oksidatif stres ayr\u0131ca Cd&#8217;un neden oldu\u011fu hipertansiyon ile ilgili bir mekanizmad\u0131r. Cd, serbest oksijen \u00fcr\u00fcnleri olu\u015fumunu \u015fu \u015fekilde ind\u00fckleyebilir:<\/p>\n<ul>\n<li>O2<sup>&#8211;<\/sup> \u00fcretimini artt\u0131rmak,<\/li>\n<li>Antioksidan savunma sistemlerinin azalt\u0131lmas\u0131 (SH gruplar\u0131yla etkile\u015fime girerek ve dolay\u0131s\u0131yla GSH d\u00fczeylerini azaltarak veya antioksidan enzim aktiviteleri i\u00e7in gerekli olan baz\u0131 temel metallere m\u00fcdahale ederek),<\/li>\n<li>Membran b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ve ya\u011f asidi kompozisyon de\u011fi\u015fiklikleri nedeniyle h\u00fccrelerin oksidatif sald\u0131r\u0131ya duyarl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n artt\u0131r\u0131lmas\u0131.<\/li>\n<\/ul>\n<p>&nbsp;<\/p>\n<p>Pro-oksidanlardaki dengesizlik, sitokinlerin ve adezyon molek\u00fcllerinin salg\u0131lanmas\u0131n\u0131 artt\u0131r\u0131r, b\u00f6ylece monositlerin endotel y\u00fczeyine al\u0131nmas\u0131n\u0131 ve yap\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 kolayla\u015ft\u0131r\u0131r. Ger\u00e7ekten de, l\u00f6kositlerin intimal tabakaya yap\u0131\u015fmas\u0131 ve g\u00f6\u00e7\u00fc, aterojenezin ba\u015flamas\u0131n\u0131 tetikleyen bir mekanizmad\u0131r.<\/p>\n<p>Oksidatif stres, c\u0131va ve kadmiyum da oldu\u011fu gibi As\u2019e ba\u011fl\u0131 hipertansiyonun da mekanizmalar\u0131ndan biridir. Yang ve arkada\u015flar\u0131,<sup>2<\/sup> i\u00e7me suyunda 50 mg\/L sodyum arsenit veya arsenat ile tedavi edilen erkek s\u0131\u00e7anlarla bir \u00e7al\u0131\u015fma y\u00fcr\u00fctm\u00fc\u015f ve arsenit veya arsenat alan s\u0131\u00e7anlarda kan bas\u0131nc\u0131nda bir y\u00fckselmenin yan\u0131 s\u0131ra karaci\u011fer oksidatif stres biyobelirte\u00e7lerinde \u00f6nemli de\u011fi\u015fiklikler bulmu\u015ftur. S\u00fcperoksit dismutaz\u0131n (SOD) aktivitesi, kontrol veya arsenat alan hayvanlara k\u0131yasla arsenit ile muamele edilenlerde daha d\u00fc\u015f\u00fck saptanm\u0131\u015f. \u00d6te yandan, kontrollere k\u0131yasla arsenat veya arsenite maruz kalan s\u0131\u00e7anlarda glutatyon peroksidaz ve katalaz aktivitelerinde art\u0131\u015f ve malondialdehit seviyelerinde art\u0131\u015f g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<h3>Endotelyal disfonksiyon<\/h3>\n<h4>Nitrik oksit<\/h4>\n<p>Nitrik oksit (NO) endotel taraf\u0131ndan \u00fcretilen, gaz formunda, k\u00fc\u00e7\u00fck, lipofilik bir vask\u00fcler medyat\u00f6rd\u00fcr. NO g\u00fc\u00e7l\u00fc bir vazodilat\u00f6r olup, vask\u00fcler bazal tonusun sa\u011flanmas\u0131nda, platelet agregasyonunda, l\u00f6kosit adezyonunda ve d\u00fcz kas proliferasyonunda rol oynar. Normal kan bas\u0131nc\u0131n\u0131n sa\u011flanmas\u0131nda endojen NO \u00f6nemli rol oynamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Toksik element maruz kal\u0131m\u0131 sonras\u0131 oksidatif stres ile ortaya \u00e7\u0131kan serbest radikaller NO miktar\u0131n\u0131 ve NO sentetaz\u0131 bask\u0131lar ve endotel vazodilatasyon cevab\u0131n\u0131 bask\u0131layarak vazokonstr\u00fcksiyona neden olur. Grotto ve arkada\u015flar\u0131<sup>3<\/sup>, MeHg&#8217;n\u0131n NO seviyeleri \u00fczerindeki olumsuz etkilerini tan\u0131mlam\u0131\u015ft\u0131r. MeHg&#8217;ya maruz kalan grupta NO d\u00fczeylerinin kontrol grubuna g\u00f6re anlaml\u0131 derecede d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir. Ek olarak, sistolik kan bas\u0131nc\u0131 ile NO seviyeleri aras\u0131nda negatif bir korelasyon g\u00f6zlemlenmi\u015f olup, sistolik kan bas\u0131nc\u0131 ve lipid peroksidasyonu aras\u0131nda pozitif korelasyon bulunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Endotelyal NOS (eNOS) ekspresyonu, ACh ile ind\u00fcklenen gev\u015femedeki bozulman\u0131n da eNOS&#8217;un arac\u0131l\u0131k edip etmedi\u011fini do\u011frulamak i\u00e7in incelenmi\u015f ve Cd&#8217;a maruz kalan s\u0131\u00e7anlarda eNOS protein ekspresyonunun azald\u0131\u011f\u0131 bulunmu\u015f ve kontrol grubuna g\u00f6re daha d\u00fc\u015f\u00fck NO seviyeleri tespit edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu mekanizmalara ek olarak; aortta bulunan cGMP seviyelerinin As ile ciddi anlamda azald\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ayr\u0131ca As<sup>+3<\/sup>, s\u0131\u00e7anlarda bazal kan bas\u0131nc\u0131 \u00fczerinde belirgin bir etki g\u00f6stermedi\u011fi izlenmi\u015ftir. Tersine, farelere As<sup>+3 <\/sup>tedavisinden 2 saat sonra ACh inf\u00fcze edildi\u011finde, ACh&#8217;e kar\u015f\u0131 hipotansif tepkiler bozuldu\u011fu bulunmu\u015ftur.<\/p>\n<h3>Katekolaminler ve \u0130yon Kanallar\u0131<\/h3>\n<p>Katekolaminler; noradrenalin ve adrenalin n\u00f6rotransmitter ve hormon olarak vasokonstr\u00fcksiyonu sa\u011flay\u0131p hipertansiyon patofizyolojisinde kritik role sahiptirler. Ayr\u0131ca adrenerjik resept\u00f6rlere ba\u011flanarak damar ve kalp h\u00fccrelerindeki h\u00fccre i\u00e7i kalsiyum art\u0131\u015f\u0131nda rol oynarlar.<\/p>\n<p>As ve Cd\u2019un s\u0131\u00e7anlarda kalp, b\u00f6brek, aort, karaci\u011fer ve akci\u011ferdeki katekolaminlerin metabolizmas\u0131n\u0131 in vitro ve in vivo olarak de\u011fi\u015ftirdi\u011fini g\u00f6sterilmi\u015ftir. Ayr\u0131ca monoamin oksidaz (MAO) ve katekol-o-metiltransferaz (COMT) enzimlerinin inhibisyonuna neden olarak bunun da vask\u00fcler d\u00fcz kas dokusunda katekolaminlerin yar\u0131 \u00f6mr\u00fcn\u00fc artt\u0131r\u0131p, y\u00fcksek vazokonstr\u00fcksiyona katk\u0131 sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 ifade edilmi\u015ftir.<\/p>\n<h3>Renin Anjiyotensin Sistemi (RAS)<\/h3>\n<p>Renin anjiyotensin sistemi kan bas\u0131nc\u0131 d\u00fczenlenmesinde \u00f6nemli rol oynamaktad\u0131r. Toksik elementlerin ACE aktivitesini artt\u0131rarak arteryel kan bas\u0131nc\u0131n\u0131 artt\u0131rabilece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. \u00d6yle ki; Hg, ACE enzimi \u00fczerindeki s\u00fclfidril grubuyla etkile\u015fime ge\u00e7erek enzim aktivitesini artt\u0131r\u0131p kan bas\u0131nc\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r. C\u0131va ile RAS sistemindeki bozukluk vask\u00fcler etkilenimin yan\u0131ndan direkt olarak b\u00f6brek etkilenimine de sebep olur. Carmignani ve ark.<sup>4<\/sup> 180 g\u00fcn boyunca HgCl<sub>2<\/sub>\u2019e maruz kalan s\u0131\u00e7anlarda sistolik ve diyastolik kan bas\u0131nc\u0131nda artma ile birlikte renal toksisite de sergiledi\u011fini bildirmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>C\u0131vaya benzer \u015fekilde akut Cd\u2019a maruz kal\u0131m durumunda da endotel disfonksiyonu geli\u015ferek periferik diren\u00e7 art\u0131rmakta ve hipertansiyonla sonu\u00e7lanmaktad\u0131r. Bu duruma renin anjiyotensin sisteminin aktifle\u015fmesi de e\u015flik etmesi olas\u0131d\u0131r. Ancak 1997 y\u0131l\u0131nda Nath ve Vivek\u2019in<sup>5<\/sup> yapt\u0131\u011f\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmada erkek s\u0131\u00e7anlarda kadmiyum asetat maruz kal\u0131m\u0131n\u0131n plazma renin seviyesinde art\u0131\u015fa sebep olmadan hipertansiyona sebep oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. Arsenik ile ilgili \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n baz\u0131lar\u0131nda renin anjiyotensin sistemine etki etti\u011fi, baz\u0131lar\u0131nda ise herhangi bir etkisinin olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcrm\u00fc\u015fler, net bir konsensus sa\u011flanamam\u0131\u015f.<\/p>\n<h2>Epidemiyolojik \u00c7al\u0131\u015fmalar<\/h2>\n<p>Ulusal Sa\u011fl\u0131k ve Beslenme \u0130nceleme Anketi&#8217;nde (1999\u20132000) do\u011furganl\u0131k \u00e7a\u011f\u0131ndaki toplam 1240 kad\u0131n, toplam kan Hg ve kan bas\u0131nc\u0131 d\u00fczeyleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan incelenmi\u015ftir. Bu \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n verileri, ortalama Hg seviyelerinin sistolik ve diyastolik kan bas\u0131nc\u0131 de\u011ferlerindeki de\u011fi\u015fikliklerle ili\u015fkili olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. Bununla birlikte, ya\u015f, \u0131rk, gelir, v\u00fccut k\u00fctle indeksine g\u00f6re sodyum, potasyum, toplam enerji ve bal\u0131k t\u00fcketimi hesab\u0131 i\u00e7in \u00e7ok de\u011fi\u015fkenli modeller kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bal\u0131k t\u00fcketmeyen ki\u015filerde c\u0131vadaki her 1.3 mikrogram\/Litre art\u0131\u015f i\u00e7in sistolik kan bas\u0131nc\u0131nda 1,83 mmHg\u2019l\u0131k (%95 GA: 0,36-3,3) art\u0131\u015f saptanm\u0131\u015ft\u0131r. Bal\u0131k t\u00fcketen ki\u015filer aras\u0131nda kan Hg d\u00fczeylerinin anlaml\u0131 bir etkisi bulunmam\u0131\u015ft\u0131r. Bu bulgular, bal\u0131k al\u0131m\u0131n\u0131n, Hg&#8217;n\u0131n kan bas\u0131nc\u0131 \u00fczerindeki olumsuz etkilerini geri \u00e7evirdi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrtmektedir.<sup>6<\/sup><\/p>\n<p>Kore Ulusal Sa\u011fl\u0131k ve Beslenme \u0130nceleme Anketi&#8217;nden (KNHANES) 2005 y\u0131l\u0131nda yap\u0131lan bir \u00e7al\u0131\u015fmada, Cd maruziyeti y\u00fcksek sistolik, diyastolik ve ortalama kan bas\u0131n\u00e7lar\u0131 ile pozitif olarak ili\u015fkilendirilmi\u015ftir. Kan bas\u0131nc\u0131 y\u00fcksek olan hastalarda kan Cd seviyeleri y\u00fcksek bulunmu\u015ftur.<sup>7<\/sup><\/p>\n<h2>Son S\u00f6z<\/h2>\n<p>Bu derlemede \u00f6zetlenen deneysel \u00e7al\u0131\u015fmalarda, toksik elementler olan As, Cd ve Hg&#8217;n\u0131n hipertansiyonu ind\u00fckleyebilece\u011fi ana mekanizmalar\u0131 g\u00f6sterilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Sonu\u00e7 olarak; Hg, Cd ve As maruz kal\u0131m\u0131 ve hipertansiyon geli\u015fimi ile ilgili epidemiyolojik \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n bulgular\u0131yla ilgili \u00e7eli\u015fkili sonu\u00e7lar oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bunun olas\u0131 bir a\u00e7\u0131klamas\u0131, se\u00e7ilen maruz kalma biyobelirte\u00e7leriyle ilgili olabilir, baz\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmalarda kan veya idrar Hg seviyeleri kullan\u0131l\u0131rken, di\u011fer ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar, hipertansiyon ile olas\u0131 ili\u015fkiyi g\u00f6stermek amac\u0131yla sa\u00e7 veya ayak t\u0131rnaklar\u0131nda Hg seviyeleri kullan\u0131m\u0131n\u0131 \u00f6nermi\u015ftir. Bununla birlikte, sa\u00e7 ve t\u0131rnak verilerinin yorumlanmas\u0131n\u0131n \u00e7e\u015fitli s\u0131n\u0131rlamalar\u0131 oldu\u011fu ve hala metal maruz kal\u0131m\u0131nda biyoizlemede uygun matrisler olarak kabul edilecek referans de\u011ferlerinden yoksun oldu\u011fu iyi bilinmektedir. Epidemiyolojik \u00e7al\u0131\u015fmalar aras\u0131ndaki \u00e7eli\u015fkili verilerin bir ba\u015fka nedeni ise sigara i\u00e7me al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131, obezite, alkol, sosyoekonomik durum, ya\u015f ve cinsiyet gibi potansiyel kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 fakt\u00f6rlerin etkisinin dikkate al\u0131nmamas\u0131 olabilir. Kesitsel epidemiyolojik \u00e7al\u0131\u015fmalar aras\u0131ndaki di\u011fer yayg\u0131n s\u0131n\u0131rlama, maruz kal\u0131m zaman i\u00e7inde belirli bir noktada \u00f6l\u00e7\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnden, tespit edilemeyen olaylar\u0131n zamansal s\u0131ras\u0131 ile ilgilidir. Ayr\u0131ca, insanlar\u0131n \u00e7evresel veya mesleki ortamlarda toksik maddelere maruz kalmas\u0131 karma\u015f\u0131kt\u0131r ve genellikle birden fazla toksik madde ve birden \u00e7ok fakt\u00f6r i\u00e7ermektedir.<\/p>\n<h1>Kaynaklar<\/h1>\n<ol>\n<li>A. da Cunha Martins, M.F.H. Carneiro, D. Grotto, J.A. Adeyemi, F. Barbosa, Arsenic, cadmium, and mercury-induced hypertension: mechanisms and epidemiological findings, J Toxicol Environ Health B Crit Rev. 21 (2018) 61\u201382. https:\/\/doi.org\/10.1080\/10937404.2018.1432025.<\/li>\n<li>H.T. Yang, H.J. Chou, B.C. Han, S.Y. Huang, Lifelong inorganic arsenic compounds consumption affected blood pressure in rats, Food Chem Toxicol. 45 (2007) 2479\u20132487. https:\/\/doi.org\/10.1016\/J.FCT.2007.05.024.<\/li>\n<li>D. Grotto, M.M. de Castro, G.R.M. Barcelos, S.C. Garcia, F. Barbosa, Low level and sub-chronic exposure to methylmercury induces hypertension in rats: nitric oxide depletion and oxidative damage as possible mechanisms, Arch Toxicol. 83 (2009) 653\u2013662. https:\/\/doi.org\/10.1007\/S00204-009-0437-8.<\/li>\n<li>M. Carmignani, P. Boscolo, L. Artese, G. del Rosso, G. Porcelli, M. Felaco, A.R. Volpe, G. Giuliano, Renal mechanisms in the cardiovascular effects of chronic exposure to inorganic mercury in rats., British Journal of Industrial Medicine. 49 (1992) 226. https:\/\/doi.org\/10.1136\/OEM.49.4.226.<\/li>\n<li>P.V. Nath, T. Vivek, Effect of repeated administration of cadmium, captopril and its combination on plasma renin activity in rats, Pharmacol Res. 36 (1997) 411\u2013414. https:\/\/doi.org\/10.1006\/PHRS.1997.0248.<\/li>\n<li>S. Vupputuri, M.P. Longnecker, J.L. Daniels, X. Guo, D.P. Sandler, Blood mercury level and blood pressure among US women: results from the National Health and Nutrition Examination Survey 1999-2000, Environ Res. 97 (2005) 195\u2013200. https:\/\/doi.org\/10.1016\/J.ENVRES.2004.05.001.<\/li>\n<li>M.S. Lee, S.K. Park, H. Hu, S. Lee, Cadmium exposure and cardiovascular disease in the 2005 Korea National Health and Nutrition Examination Survey, Environ Res. 111 (2011) 171\u2013176. https:\/\/doi.org\/10.1016\/J.ENVRES.2010.10.006.<\/li>\n<\/ol>\n<p>&nbsp;<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Hipertansiyonun global prevalans\u0131 olduk\u00e7a y\u00fcksek olup, Amerika Birle\u015fik Devletleri\u2019nde (ABD) gebe olmayan yeti\u015fkinlerin en s\u0131k poliklinik ba\u015fvurular\u0131n\u0131n ve kronik re\u00e7etelerinin sebebi olan&hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":4274,"featured_media":3521,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"inline_featured_image":false,"_lmt_disableupdate":"","_lmt_disable":"","footnotes":""},"categories":[10014,10019],"tags":[10038,10022,406],"class_list":["post-3520","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-akademik-blog-yazisi","category-tft","tag-hipertansiyon","tag-tft","tag-toksikoloji"],"acf":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/3520","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/users\/4274"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=3520"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/3520\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/media\/3521"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=3520"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=3520"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=3520"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}