{"id":3457,"date":"2022-03-15T10:00:39","date_gmt":"2022-03-15T07:00:39","guid":{"rendered":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/?p=3457"},"modified":"2022-03-04T22:04:25","modified_gmt":"2022-03-04T19:04:25","slug":"nsaiilerin-renal-ve-kardiyak-etkileri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/2022\/03\/15\/nsaiilerin-renal-ve-kardiyak-etkileri\/","title":{"rendered":"NSA\u0130\u0130\u2019lerin Renal ve Kardiyak Etkileri"},"content":{"rendered":"<p>Bu yaz\u0131m\u0131zda <em><a href=\"https:\/\/journals.sagepub.com\/home\/cpr\">European Journal of Preventive Cardiology<\/a>\u2019de<\/em> yay\u0131nlanan Cabassi ve arkada\u015flar\u0131 taraf\u0131ndan haz\u0131rlanan makaleyi dikkate alarak hekimlerin \u00e7ok\u00e7a re\u00e7ete etti\u011fi steroid olmayan antiinflamatuar ila\u00e7lardan (NSA\u0130\u0130) bahsedece\u011fiz (1). \u00a0Masum g\u00f6r\u00fcnen ancak toksikolojik a\u00e7\u0131dan san\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131n aksine etkileri olan NSA\u0130\u0130\u2019leri; etki mekanizmas\u0131ndan klinik uygulamas\u0131na kadar inceleyece\u011fiz.<\/p>\n<p>\u00dclkemizde ve d\u00fcnyada a\u011fr\u0131 palyasyonu i\u00e7in \u00e7e\u015fitli endikasyonlarda en s\u0131k re\u00e7ete edilen ila\u00e7 grubu NSA\u0130\u0130\u2019lerdir. Genelikle kronik hastal\u0131klar\u0131n eklenmesiyle beraber ya\u015fla birlikte NSA\u0130\u0130 kullan\u0131m s\u0131kl\u0131\u011f\u0131 artmaktad\u0131r. 65 ya\u015f \u00fcst\u00fc ki\u015filerin yakla\u015f\u0131k %10-40\u2019\u0131 re\u00e7eteli ya da re\u00e7etesiz olarak NSA\u0130\u0130 kullanmaktad\u0131r. ABD\u2019de 2012 y\u0131l\u0131nda 98 milyon NSA\u0130\u0130 re\u00e7ete edildi\u011fi ve yakla\u015f\u0131k 29 milyon insan\u0131n bu ila\u00e7lar\u0131 d\u00fczenli olarak kulland\u0131\u011f\u0131 bildirilmi\u015ftir. \u00d6te yandan \u0130sve\u00e7\u2019te kas iskelet hastal\u0131klar\u0131 i\u00e7in en s\u0131k re\u00e7ete edilen oral analjezikler NSA\u0130\u0130\u2019lerdir.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130\u2019lerin doktor kontrol\u00fc d\u0131\u015f\u0131nda ve uygunsuz kullan\u0131mlar\u0131 potansiyel toksisitelerini k\u00f6t\u00fcle\u015ftirir. Bu ila\u00e7lar\u0131n etkinli\u011fi ve bulunabilirli\u011fi nedeniyle hastalar ila\u00e7 kullan\u0131m s\u00fcrelerini uzatabilir ve doz artt\u0131rabilir. \u00d6zellikle baz\u0131 \u00fclkelerde reklamc\u0131l\u0131\u011f\u0131n da etkisiyle NSA\u0130\u0130 kullan\u0131m\u0131 k\u00f6r\u00fcklenmektedir.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;e ba\u011fl\u0131 yan etkiler, \u00f6zellikle ya\u015fl\u0131larda hastaneye ba\u015fvurunun \u00f6nde gelen nedenleri aras\u0131nda yer almaktad\u0131r. NSA\u0130\u0130\u2019ler yan etkilere neden olan ila\u00e7lar aras\u0131nda ilk s\u0131ralarda yer almaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130talya&#8217;n\u0131n kuzeyinde bir b\u00f6lge olan Emilia Romagna&#8217;da geni\u015f ya\u015fl\u0131 hasta pop\u00fclasyonunda (n = 80,229) y\u00fcr\u00fct\u00fclen bir \u00e7al\u0131\u015fmada, uzam\u0131\u015f kullan\u0131m s\u00fcreleriyle uygun olmayan \u015fekilde re\u00e7ete edilen en yayg\u0131n ila\u00e7 s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n NSA\u0130\u0130\u2019ler oldu\u011fu bildirilmi\u015ftir (2). Kuzey \u0130talya&#8217;da ikamet eden ya\u015fl\u0131 hastalardan olu\u015fan 2003-2013 y\u0131llar\u0131n\u0131 kapsayan bir kohort \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda, siklooksijenaz-1-selektif olan ketorolak etken maddeli ilac\u0131n uygun olmayan \u015fekilde re\u00e7ete edilen ila\u00e7lar aras\u0131nda hastaneye yat\u0131\u015f riski en y\u00fcksek ila\u00e7 oldu\u011fu bildirilmi\u015ftir (3).<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;lerin a\u015f\u0131r\u0131 veya uygunsuz kullan\u0131m\u0131, prostanoid sentezi \u00fczerindeki spesifik etkilerinden dolay\u0131 kardiyovask\u00fcler ve b\u00f6brek fonksiyonlar\u0131n\u0131 etkileyebilir. Bu nedenle kardiyovask\u00fcler, renal ve gastrointestinal g\u00fcvenlik klinisyenler i\u00e7in kritik \u00f6neme sahip olmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Sonu\u00e7 olarak, NSA\u0130\u0130&#8217;lerin etkilerini ve potansiyel zararl\u0131 mekanizmalar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in \u00f6nce vask\u00fcler, kardiyak ve renal sistemlerin prostanoid fizyolojisini g\u00f6zden ge\u00e7irmek gerekmektedir.<\/p>\n<p><strong>Prostanoidlerin fizyolojisi: Prostanoidler kardiyovask\u00fcler ve renal fonksiyonlar\u0131 nas\u0131l etkiler?<\/strong><\/p>\n<p>Prostaglandinler (PG&#8217;ler) ve tromboksanlar (TX&#8217;ler) dahil olmak \u00fczere prostanoidler, esas olarak ara\u015fidonik asit olmak \u00fczere doymam\u0131\u015f ya\u011f asitleri metabolizmas\u0131n\u0131n t\u00fcrev \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Ara\u015fidonik asit, fosfolipaz A2 ailesinin enzimleri taraf\u0131ndan ester ba\u011f\u0131 ayr\u0131lmas\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirildikten sonra h\u00fccre zar\u0131 fosfolipidlerinden sal\u0131n\u0131r. Ara\u015fidonik asit ve zar aras\u0131ndaki ester ba\u011f\u0131 hidrolize edildikten sonra ara\u015fidonik asit, PG ve TX sentezinde yer alan ve COX olarak bilinen anahtar enzim olan prostaglandin G\/H sentaz (PGHS) taraf\u0131ndan metabolize edilir. COX, reaksiyon son \u00fcr\u00fcn\u00fc olarak PGH2 ile hem siklooksijenaz hem de hidroperoksidaz aktivitesine sahiptir.<\/p>\n<p>PGH2 spesifik PG sentazlar\u0131 taraf\u0131ndan spesifik ve biyolojik olarak aktif PG&#8217;lere veya TXA2 yoluyla TX sentaz\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcl\u00fcr. Pek \u00e7ok prostanoid (PGI2 -prostasiklin-, PGH2 ve TXA2) kimyasal olarak karars\u0131z molek\u00fcllerdir ve birka\u00e7 dakika i\u00e7inde inaktif \u00fcr\u00fcnlere indirgenince parakrin bir rol oynamalar\u0131 beklenir.<\/p>\n<p>Prostanoidler etkilerini be\u015f ana resept\u00f6r alt tipi arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla g\u00f6sterirler: PGE2 i\u00e7in EP1, EP2, EP3 ve EP4; PGD2 i\u00e7in DP1 ve DP2; ve s\u0131ras\u0131yla PGF2\u03b1, PGI2 ve TXA2 i\u00e7in FP, IP ve TP resept\u00f6rleri (\u015eekil 1).<\/p>\n<div id=\"attachment_3458\" style=\"width: 717px\" class=\"wp-caption aligncenter\"><img fetchpriority=\"high\" decoding=\"async\" aria-describedby=\"caption-attachment-3458\" class=\"wp-image-3458 size-full\" src=\"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-content\/uploads\/sites\/6\/2022\/03\/87a87c32dec3d6a3e5130831de5f1049.png\" alt=\"\" width=\"707\" height=\"437\" srcset=\"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-content\/uploads\/sites\/6\/2022\/03\/87a87c32dec3d6a3e5130831de5f1049.png 707w, https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-content\/uploads\/sites\/6\/2022\/03\/87a87c32dec3d6a3e5130831de5f1049-300x185.png 300w\" sizes=\"(max-width: 707px) 100vw, 707px\" \/><p id=\"caption-attachment-3458\" class=\"wp-caption-text\">\u015eekil 1: Ara\u015fidonik asitten prostaglandinlere (PG) ve tromboksan (TX) \u00fcretimine ve resept\u00f6r sinyallemesine prostanoidlerin biyosentezindeki yollar<\/p><\/div>\n<p>\u0130nsanlarda, sekiz adet EP3 resept\u00f6r izoformu, iki adet TP izoformu (TP\u03b1, TP\u03b2) ve di\u011fer baz\u0131 FP izoformlar\u0131 bulunmaktad\u0131r. \u0130nsanlarda PG resept\u00f6rleri, G-protein aktivasyonuna ba\u011fl\u0131d\u0131r ve G proteinine ba\u011f\u0131ml\u0131 cAMP ve\/veya kalsiyum sinyal resept\u00f6rlerinde grupland\u0131r\u0131l\u0131r. Asl\u0131nda insanlarda PG resept\u00f6rleri; ya h\u00fccre i\u00e7i cAMP d\u00fczeylerini y\u00fckselten Gas (EP2, EP4, IP ve DP1) ya da h\u00fccre i\u00e7i kalsiyum d\u00fczeylerini art\u0131ran Gaq (EP1, EP3 ve FP) ya da cAMP ve kalsiyum seviyelerini hem art\u0131rabilen hem de azaltabilen Gas proteinleri (EP3, DP2 ve TP) olarak birle\u015ftirilebilirler.<\/p>\n<p>PG resept\u00f6r\u00fc sinyali, hem cAMP-protein kinaz A ba\u011f\u0131ml\u0131 mekanizmay\u0131 hem de ba\u011f\u0131ms\u0131z mekanizmalar\u0131 i\u00e7erir; ba\u011f\u0131ms\u0131z mekanizmalar, kardiyovask\u00fcler fonksiyonlara kat\u0131lan, kalsiyum kullan\u0131m\u0131n\u0131 ve vask\u00fcler tonusu d\u00fczenleyen cAMP taraf\u0131ndan do\u011frudan aktive edilen de\u011fi\u015fim proteinleri (Epac1 ve 2) ile ger\u00e7ekle\u015fir.<\/p>\n<p>PG ve TX biyosentetik kaskad\u0131nda, insanlarda amino asit dizisinde %60 homoloji ile iki COX izoformu tan\u0131mlanm\u0131\u015ft\u0131r; COX-1 (PGHS-1) tipik olarak, \u00e7o\u011fu dokuda prostanoid \u00fcretiminden sorumlu ve hemen hemen her yerde eksprese edilen ana izoform olarak kabul edilir. COX-1, hem endotelyal hem de aktive trombositlerde TXA2&#8217;nin ana kayna\u011f\u0131d\u0131r ve d\u00fc\u015f\u00fck doz asetilsalisilat\u0131n, asetilasyon ve inhibisyon i\u00e7in bir hedefidir. COX-2&#8217;nin (PGHS-2) uzun s\u00fcredir inflamasyon, enfeksiyon veya kanser b\u00f6lgesinde eksprese edilen ind\u00fcklenebilir izoform oldu\u011funa inan\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Son zamanlarda farelerde yap\u0131lan gen ekspresyon \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131nda; beyin, ba\u011f\u0131rsak, timus ve b\u00f6brek gibi dokularda COX-2 ekspresyonun ana bile\u015fen oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. COX-2&#8217;nin b\u00f6breklerdeki ana ekspresyonu, inflamasyonla ilgili olmayan transkripsiyonel fakt\u00f6rler taraf\u0131ndan d\u00fczenlenir. Arteriyel hipertansiyon, diyabet veya kalp yetmezli\u011fi gibi durumlarda hem renal kortekste hem de medullada COX-2 ekspresyonu artar. COX-2, insanlarda PGI2 olu\u015fumundan sorumludur. Yine de, imm\u00fcnohistokimya ve biyol\u00fcminesan g\u00f6r\u00fcnt\u00fclemeye dayal\u0131 di\u011fer raporlar, insan aort endotel h\u00fccrelerinde fizyolojik ko\u015fullarda PGI2&#8217;nin ana kayna\u011f\u0131 olarak COX-1&#8217;e i\u015faret etmektedir. PGI2 olu\u015fumundaki spesifik fizyolojik rolleri netle\u015ftirmek i\u00e7in daha fazla \u00e7al\u0131\u015fmaya ihtiya\u00e7 vard\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Vask\u00fcler sistem<\/strong><\/p>\n<p>Prostanoid ara\u015ft\u0131rmalar\u0131nda en \u00e7ok ara\u015ft\u0131r\u0131lan konu muhtemelen PG&#8217;lerin ve TX&#8217;lerin trombosit aktivasyonu ve agregasyonu dahil olmak \u00fczere vask\u00fcler tonus ve fonksiyon \u00fczerindeki etkileridir.<\/p>\n<p>Prostanoidlerin kardiyovask\u00fcler ve renal etkilerine ili\u015fkin ufuk a\u00e7\u0131c\u0131 bilgilerin ve bilimsel ilerlemelerin \u00e7o\u011fu fare deneylerinden elde edilmi\u015f olmas\u0131na ra\u011fmen insanlarda ve farelerde protein kodlayan gen b\u00f6lgeleri %85 (60-99) homoloji ile \u00f6zde\u015ftir (4).<\/p>\n<p>PGI2 ve TXA2, hem trombositler hem de kan damarlar\u0131 \u00fczerinde z\u0131t etkilere sahiptir; PGI2, endojen bir antikoag\u00fclan ajand\u0131r. TXA2\u2019nin vazokonstriktif ve protrombotik etkileri vard\u0131r. PGI2 antikoag\u00fclan etkisinin endotel h\u00fccrelerde trombomod\u00fclinin uyar\u0131lmas\u0131 ve C-protein aktivasyonuyla oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. PGI2, esas olarak TXA2&#8217;nin protrombotik ve vazokonstriktif etkisinin bir mod\u00fclat\u00f6r\u00fc olarak g\u00f6rev yapar.<\/p>\n<p>PGE2 trombosit agregasyonunda da rol oynar, EP3 resept\u00f6r\u00fc arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla aktivasyonu kolayla\u015ft\u0131r\u0131r. Trombosit aktivitesi \u00fczerindeki mod\u00fclat\u00f6r etkisinin yan\u0131 s\u0131ra, prostanoidler ateroskleroz geli\u015fiminde de rol oynar.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;ler COX izoformlar\u0131n\u0131 farkl\u0131 \u015fekilde inhibe eder ve PG ve TX sentezini azalt\u0131r. NSA\u0130\u0130&#8217;lerle ili\u015fkili artm\u0131\u015f kardiyovask\u00fcler risk, hem antitrombotik PGI2&#8217;yi hem de proagregator ve vazokonstriktif TXA2&#8217;yi farkl\u0131 \u015fekilde azaltan COX-1 ve COX-2 inhibisyonunun derecesi ile ili\u015fkilidir. TXA2 ve PGI2 seviyeleri aras\u0131ndaki dengenin bozulmas\u0131 ateroskleroz, tromboz ve di\u011fer kardiyovask\u00fcler komplikasyonlara neden olabilir.<\/p>\n<p>Hem nonselektif hem de COX-2 selektif NSA\u0130\u0130&#8217;ler, h\u00fccre apoptozunu ind\u00fckleyebilir ve spesifik h\u00fccre sinyal yollar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirerek reaktif oksijen t\u00fcrlerinin olu\u015fumunu artt\u0131rabilir. B\u00f6ylece farkl\u0131 mekanizmalar yoluyla tromboz, miyokard enfarkt\u00fcs\u00fc, kalp yetmezli\u011fi ve aritmi gibi kardiyovask\u00fcler komplikasyonlar olu\u015fabilir (5).<\/p>\n<p>\u0130nsanlarda en \u00e7ok bulunan prostaglandin olan PGE2, vask\u00fcler tonus \u00fczerinde farkl\u0131 bir etki g\u00f6sterir. Bu etki, farkl\u0131 sinyal yollar\u0131na ba\u011fl\u0131 olan EP1, EP2, EP3 ve EP4 membran resept\u00f6rlerine ba\u011flanmaya ili\u015fkilidir. PGE2 ili\u015fkili vazodilatasyon ve hipotansiyon adenilil siklaz aktivasyonuna ba\u011fl\u0131 EP2\/EP4 resept\u00f6rleri arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile olu\u015furken; serebral dola\u015f\u0131mdaki vazokonstriksiyon Gaq proteinlerine ba\u011flanan EP1 resept\u00f6rlerinin uyar\u0131lmas\u0131yla ilgili olup fosfatidilinositol hidrolizinin artmas\u0131 ve h\u00fccre i\u00e7i kalsiyum seviyelerinin y\u00fckselmesi ile sonu\u00e7lan\u0131r.<\/p>\n<p>EP2 ve EP4, esas olarak vask\u00fcler d\u00fcz kas h\u00fccreleri \u00fczerindeki etkilerinden dolay\u0131 genellikle relaksasyon yapan resept\u00f6rler olarak kabul edilir. \u00d6te yandan EP4 resept\u00f6r\u00fcn\u00fcn vask\u00fcler tonusun kontrol\u00fcnde ve arteriyel hipertansiyon patogenezinde karma\u015f\u0131k bir rol\u00fc oldu\u011fu \u00f6ne s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p><strong>Kalp<\/strong><\/p>\n<p>Prostanoidlerin kardiyak fibroz, iskemi ve aritmiler \u00fczerindeki etkilerini de\u011ferlendiren transgenik hayvan modellerinde yap\u0131lan \u00e7al\u0131\u015fmalardan elde edilen veriler; PG&#8217;lerin kalp dokusu \u00fczerinde do\u011frudan ve spesifik bir etkisi oldu\u011funu g\u00f6stermektedir. PGE2, EP4 resept\u00f6rleri arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla etki ederek kardiyak miyosit hipertrofisini uyar\u0131r. PGE2\u2019nin iskemi\/reperf\u00fczyon hasar\u0131ndan sonra koruyucu etkisi oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. Farelerde yap\u0131lan bir \u00e7al\u0131\u015fmada; PGI2\u2019nin de iskemi\/reperf\u00fczyon hasar\u0131ndan sonra kardiyomiyosit \u00fczerinde koruyucu benzer bir etkisi oldu\u011fu rapor edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p><strong>B\u00f6brek<\/strong><\/p>\n<p>COX-1 b\u00f6brekte eksprese edilir ve fizyolojik renal vask\u00fcler ve t\u00fcb\u00fcler fonksiyonlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra hormonal sekresyonu d\u00fczenler; COX-2, b\u00f6brekte yap\u0131sal olarak eksprese edilir. Her ikisi de endotelyal ve t\u00fcb\u00fcler seviyelerde yerle\u015fiktir ve ayr\u0131ca interstisyel med\u00fcller h\u00fccrelerde eksprese edilir. Med\u00fcller prostaglandin sentezi kortekstekinden fazlad\u0131r. Renal medullada PG sentezinin \u00e7o\u011fu interstisyel med\u00fcller h\u00fccrelerde ve toplay\u0131c\u0131 t\u00fcb\u00fcllerde olurken kortekste interlob\u00fcler arterler, afferent arteriyoller ve glomer\u00fcller ba\u015fl\u0131ca biyosentez b\u00f6lgeleridir. Proksimal t\u00fcb\u00fcllerde ve Henle kulpunda COX aktivitesi azal\u0131r. PGE2, t\u00fcb\u00fcller taraf\u0131ndan salg\u0131lanan ba\u015fl\u0131ca prostanoid iken glomer\u00fcler seviyelerde hem PGE2 hem de PGI2 benzer miktarda bulunur. Di\u011fer ara\u015fidonik asit metabolitlerinin do\u011frudan renin sal\u0131n\u0131m d\u00fczenlemesine kat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00f6ne s\u00fcr\u00fclse bile renal PGE2 ve PGI2, mak\u00fcla densadan renin salg\u0131lanmas\u0131ndan sorumludur. Renin sal\u0131n\u0131m\u0131n\u0131n akut ve kronik d\u00fczenlenmesinde makula densada COX-2 taraf\u0131ndan \u00fcretilen PG&#8217;lerin \u00f6zel bir rol\u00fc oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Farelerde renin ekspresyon ve aktivite seviyelerinin COX-2&#8217;ye \u00f6zg\u00fc antagonizma veya COX-2 eksikli\u011fi olanlarda azald\u0131\u011f\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir. Tersine, artan COX-2 ekspresyonu uzun s\u00fcreli furosemid ile tedavi edilen hacim deplesyonu olan s\u0131\u00e7anlarda ve Bartter sendomromlu hastalarda y\u00fcksek renin seviyesi ile ili\u015fkilendirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>PG&#8217;ler ayr\u0131ca vazopressinin antidi\u00fcretik etkisini antagonize edebilir; dopamin ve natri\u00fcretik peptitlerin natri\u00fcretik etkisine yol a\u00e7arlar. Normal ko\u015fullarda; vask\u00fcler perf\u00fczyon ve diren\u00e7, glomer\u00fcler filtrasyon ve sodyum at\u0131l\u0131m\u0131 dahil b\u00f6brek fonksiyonu marjinal olarak PG sekresyonuna ba\u011fl\u0131d\u0131r. Asl\u0131nda adrenerjik tonus, renin-anjiyotensin aldosteron sistemi, endotelin sistemi veya adenozin ve dopamin sistemleri gibi di\u011fer d\u00fczenleyici mekanizmalar aktive edilmedi\u011finde NSA\u0130\u0130 uygulamas\u0131 b\u00f6brek fonksiyonunu etkilemez.<\/p>\n<p>Hipoperf\u00fczyon veya hipovolemik bir ortam olu\u015ftu\u011funda ve e\u015fzamanl\u0131 olarak dola\u015f\u0131mdaki vazokonstrikt\u00f6r sal\u0131n\u0131m\u0131 (anjiyotensin II, norepinefrin, vazopressin ve endotelin) y\u00fckseldi\u011finde PG \u00fcretimi, renal perf\u00fczyonu s\u00fcrd\u00fcrme ve iskemiyi s\u0131n\u0131rlamada temel rol oynar.<\/p>\n<p>Norepinefrin, anjiyotensin ve vazopressin; glomer\u00fcler mezangial, epitelyal ve renal med\u00fcller interstisyel h\u00fccrelerden PGE2 ve PGI2 sal\u0131n\u0131m\u0131n\u0131 uyar\u0131r. COX-1 ve COX-2 inhibisyonu ile arteriolar vazokonstr\u00fcksiyonda art\u0131\u015fa yol a\u00e7ar (\u015eekil 2(a) ve (b)). Bu nedenle, gastrointestinal veya renal kay\u0131plara (di\u00fcretik tedavisi ile oldu\u011fu gibi) ba\u011fl\u0131 ger\u00e7ek hipovolemi veya kalp yetmezli\u011fi veya siroz veya nefrotik sendroma ba\u011fl\u0131 etkili bir hacim azalmas\u0131 meydana geldi\u011finde; PG olu\u015fumu, vazokonstr\u00fckt\u00f6rlerin renal etkilerini ve renal kan ak\u0131\u015f\u0131ndaki ve glomer\u00fcler filtrasyon h\u0131z\u0131ndaki azalmay\u0131 antagonize etmek i\u00e7in klinik olarak anlaml\u0131 hale gelir. \u00a0Bu nedenle PG ile ili\u015fkili afferent arteriyol vazodilatasyonu NSA\u0130\u0130 ile inhibisyona maruz kald\u0131ktan sonra perit\u00fcb\u00fcler ak\u0131\u015fta bir azalma oldu\u011funda iskemiye ba\u011fl\u0131 akut t\u00fcb\u00fcler nekroz riskinde art\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>Nefrotoksik ila\u00e7lara veya kontrasta ba\u011fl\u0131 t\u00fcb\u00fcler hasar riski, e\u015fzamanl\u0131 NSA\u0130\u0130 al\u0131m\u0131 ile kolayla\u015ft\u0131r\u0131labilir. Ek olarak, insanlarda ve deneysel glomer\u00fclonefritte, glomer\u00fcller taraf\u0131ndan artan PG&#8217;ler ve TXA2 \u00fcretimi, renal kan ak\u0131\u015f\u0131n\u0131n r\u00f6latif korunmas\u0131yla glomer\u00fcler filtrasyon h\u0131z\u0131n\u0131n ciddi \u015fekilde azalmas\u0131nda rol oynar.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;ler yaln\u0131zca afferent arteriolar ve glomer\u00fcler hemodinamikleri de\u011fil, ayn\u0131 zamanda glomer\u00fcler kapiller ultrafiltrasyon fakt\u00f6rlerini de farkl\u0131 \u015fekilde etkileyebilir. Bu nedenle, NSA\u0130\u0130&#8217;ler b\u00f6brek fonksiyon bozuklu\u011fundan ve de\u011fi\u015fen elektrolit ve su dengesinden sorumlu olabilir.<\/p>\n<div id=\"attachment_3459\" style=\"width: 816px\" class=\"wp-caption aligncenter\"><img decoding=\"async\" aria-describedby=\"caption-attachment-3459\" class=\"size-full wp-image-3459\" src=\"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-content\/uploads\/sites\/6\/2022\/03\/e66ffbdd0f55b22d891262363709306d.png\" alt=\"\" width=\"806\" height=\"443\" srcset=\"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-content\/uploads\/sites\/6\/2022\/03\/e66ffbdd0f55b22d891262363709306d.png 806w, https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-content\/uploads\/sites\/6\/2022\/03\/e66ffbdd0f55b22d891262363709306d-300x165.png 300w, https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-content\/uploads\/sites\/6\/2022\/03\/e66ffbdd0f55b22d891262363709306d-768x422.png 768w\" sizes=\"(max-width: 806px) 100vw, 806px\" \/><p id=\"caption-attachment-3459\" class=\"wp-caption-text\">\u015eekil 2: (a) Afferent arteriyollerin prostaglandin (PG) arac\u0131l\u0131 vazodilatasyonu, renal vazokonstriksiyonu ve kalp yetmezli\u011fi gibi d\u00fc\u015f\u00fck etkili hacim ile karakterize klinik durumlarda glomer\u00fcler filtrasyon h\u0131z\u0131n\u0131n (GFR) azalmas\u0131n\u0131 \u00f6nler. (b) NSA\u0130D\u2019ler, renal hipoperf\u00fczyona (b\u00f6brek kan ak\u0131\u015f\u0131 (RBF)) ve GFR&#8217;nin azalmas\u0131na yol a\u00e7an afferent arteriyol vazodilatasyonunu bozar. ANG II: anjiyotensin II; COX: sikloksijenaz.<\/p><\/div>\n<p><strong>NSA\u0130\u0130\u2019lerin farmakolojisi<\/strong><\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;ler farkl\u0131 kimyasal yap\u0131lardan elde edilir ve yar\u0131 \u00f6m\u00fcrlerine g\u00f6re k\u0131sa ve uzun etkili ila\u00e7lar olarak s\u0131n\u0131fland\u0131r\u0131l\u0131r (Tablo 1). Bu, ele al\u0131nmas\u0131 gereken \u00f6nemli bir konudur, \u00e7\u00fcnk\u00fc etkinlik ve toksisite de\u011ferlendirmesi, bir NSA\u0130\u0130&#8217;nin yar\u0131 \u00f6mr\u00fcn\u00fcn yakla\u015f\u0131k 3-5 kat\u0131 olan plazma kararl\u0131 durum d\u00fczeyine ula\u015fmas\u0131 i\u00e7in ge\u00e7en s\u00fcreyi i\u00e7ermelidir.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;lerin \u00e7o\u011fu, oral uygulamadan sonra iyi emilir, minimal hepatik ilk ge\u00e7i\u015f metabolizmas\u0131na u\u011frar ve serum proteinlerine s\u0131k\u0131ca ba\u011flan\u0131r. Plazma alb\u00fcmin konsantrasyonu d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcnde (sirozda ya da inflamatuar hastal\u0131klar\u0131n aktif faz\u0131 s\u0131ras\u0131nda hepatik sentezin azalmas\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak veya nefrotik sendromda oldu\u011fu gibi idrarla alb\u00fcmin kayb\u0131 nedeniyle) serbest proteine ba\u011fl\u0131 olmayan aktif NSA\u0130\u0130&#8217;ler daha y\u00fcksek oranda dola\u015f\u0131mdad\u0131r. Risk klinik duruma, ilaca ve doza ba\u011fl\u0131 olarak de\u011fi\u015fir.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;ler (asetilsalisilat hari\u00e7) proteine s\u0131k\u0131 bir \u015fekilde ba\u011fland\u0131klar\u0131ndan K vitamini antagonistleri ile tedavi edilen hastalarda plazma proteinlerinin varfarinden ayr\u0131larak NSA\u0130\u0130\u2019ye ba\u011flanmas\u0131 nedeniyle kanama riskini artt\u0131rabilirler.<\/p>\n<p>COX izoform inhibisyonu seviyesi, NSA\u0130\u0130&#8217;lerin etkinli\u011finden ve toksisitesinden sorumludur. COX hem siklooksijenaz hem de hidroperoksidaz kataliz \u00f6zelli\u011fine sahiptir. NSA\u0130\u0130&#8217;ler ve asetilsalisilat, her iki reaksiyonu da inhibe edebilirken asetaminofen sadece hidroperoksidaz katalizini bloke ederek etki eder. B\u00f6yle spesifik bir etki, asetaminofenin neden NSA\u0130\u0130&#8217;lerin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi anti-inflamatuar veya antitrombotik etkiler g\u00f6stermedi\u011fini, daha ziyade antipiretik ve analjezik \u00f6zellikler g\u00f6sterdi\u011fini a\u00e7\u0131klar.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;lerin etkinli\u011fi ve toksisitesi ayr\u0131ca, n\u00fckleer fakt\u00f6r kappa B gibi spesifik transkripsiyon fakt\u00f6rleri ve n\u00f6trofil-endotelyal yap\u0131\u015fma molek\u00fclleri ve nitrik oksit sentaz enzimleri \u00fczerindeki aktivat\u00f6r proteinler \u00fczerinde mod\u00fclat\u00f6r bir etki i\u00e7eren PG arac\u0131l\u0131 olmayan NSA\u0130\u0130 etkilerine de ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<div id=\"attachment_3460\" style=\"width: 599px\" class=\"wp-caption aligncenter\"><img decoding=\"async\" aria-describedby=\"caption-attachment-3460\" class=\"wp-image-3460 size-full\" src=\"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-content\/uploads\/sites\/6\/2022\/03\/cf137e2e64769ab856d5f54d9229b675.png\" alt=\"\" width=\"589\" height=\"684\" srcset=\"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-content\/uploads\/sites\/6\/2022\/03\/cf137e2e64769ab856d5f54d9229b675.png 589w, https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-content\/uploads\/sites\/6\/2022\/03\/cf137e2e64769ab856d5f54d9229b675-258x300.png 258w, https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-content\/uploads\/sites\/6\/2022\/03\/cf137e2e64769ab856d5f54d9229b675-543x630.png 543w\" sizes=\"(max-width: 589px) 100vw, 589px\" \/><p id=\"caption-attachment-3460\" class=\"wp-caption-text\">Tablo 1: Etki s\u00fcresi, kimyasal yap\u0131 ve siklooksijenaz (COX) izoform se\u00e7icili\u011fine dayal\u0131 steroid olmayan antiinflamatuar ila\u00e7 (NSA\u0130\u0130) s\u0131n\u0131fland\u0131rmas\u0131<\/p><\/div>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;ler ve di\u011fer ila\u00e7lar aras\u0131ndaki etkile\u015fimler, hem renal (hemodinamik) hem de kardiyovask\u00fcler (hemorajik risk) advers etkilerle birlikte toksisite riskini \u015f\u00fcphesiz artt\u0131r\u0131r. Baz\u0131 NSA\u0130\u0130\u2019ler, CYP-2C9&#8217;u (indometasin, ibuprofen ve diklofenak) veya CYP-2C8\/2D6&#8217;y\u0131 (selekoksib) k\u0131smen inhibe ederek ila\u00e7lar\u0131n plazma d\u00fczeylerini art\u0131rabilir.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130 tedavisinde klinik ve farmakolojik anamnezin dikkatlice al\u0131nmas\u0131 olduk\u00e7a m\u00fchimdir. Gastrointestinal komplikasyon riskinin daha y\u00fcksek olmas\u0131 ve kombinasyonlar\u0131n\u0131n daha fazla etkili olmamas\u0131 nedeniyle, \u00e7oklu NSA\u0130\u0130 kombinasyonlar\u0131n\u0131n yan\u0131 s\u0131ra y\u00fcksek dozlarda asetaminofen ile e\u015fzamanl\u0131 NSA\u0130\u0130 kullan\u0131m\u0131ndan ka\u00e7\u0131n\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Nonselektif ve COX-2 selektif NSA\u0130D\u2019lerin akut ve kronik b\u00f6brek hasar\u0131<\/strong><\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130 kullananlar\u0131n yakla\u015f\u0131k %3\u2019\u00fc renal yan etkiler ya\u015fayabilir. Bu durum y\u0131lda bir veya daha fazla nefrotoksik olay ya\u015fayan 2,5 milyondan fazla hastaya tekab\u00fcl etmektedir.<\/p>\n<p>Hem nonselektif hem de COX-2 selektif NSA\u0130\u0130\u2019ler akut b\u00f6brek hasar\u0131na (ABH) neden olabilir. NSA\u0130\u0130&#8217;ler; nefrotik sendrom ve papiller nekrozun e\u015flik edebilece\u011fi hemodinamik arac\u0131l\u0131 ABH, \u00f6dem, elektrolit ve asit-baz bozukluklar\u0131, akut t\u00fcb\u00fcler nekroz ve akut interstisyel nefrit (A\u0130N) dahil olmak \u00fczere \u00e7e\u015fitli b\u00f6brek hasar\u0131 formlar\u0131n\u0131 ind\u00fckleyebilir.<\/p>\n<p>Mutlak hacim azalmas\u0131 ve dehidratasyon, azalm\u0131\u015f efektif arter hacmi veya \u015fiddetli hiperkalsemi risk fakt\u00f6rlerinden sadece birinin varl\u0131\u011f\u0131 bile NSA\u0130\u0130 nedenli akut b\u00f6brek hasar\u0131n\u0131n olu\u015fumuyla ili\u015fkilidir. Kronik b\u00f6brek hastal\u0131\u011f\u0131 ve ya\u015fl\u0131l\u0131k da NSA\u0130\u0130&#8217;nin neden oldu\u011fu ABH&#8217;a yol a\u00e7an ba\u015fl\u0131ca risk fakt\u00f6rleridir. Di\u00fcretikler, anjiyotensin d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcc\u00fc enzim inhibit\u00f6rleri (ACEinh), anjiyotensin II resept\u00f6r 1 blokerleri de ABH riskini art\u0131r\u0131r.<\/p>\n<p>Kalp yetersizli\u011fi olan ve efektif arter hacmi azalm\u0131\u015f hastalar, COX-2 selektif ve nonselektif NSA\u0130\u0130&#8217;lerle tedavi edildi\u011finde; afferent arteriyollerin PG arac\u0131l\u0131 vazodilatasyonu bozulacak, renal hipoperf\u00fczyon artacak ve GFR\u2019de azalma meydana gelecektir (\u015eekil 2(a) ve (b)). Bu nedenle NSA\u0130\u0130 tedavisi ba\u015flan\u0131rken dikkat edilmelidir.<\/p>\n<p>Artan plazma kreatinin d\u00fczeyleri, \u00f6nemli protein\u00fcri olmamas\u0131 (24 saatte 1 gramdan az protein\u00fcri), hemat\u00fcri ve hafif idrar sedimenti son zamanlarda NSA\u0130\u0130 kullanan hastalarda geli\u015fen hemodinami ili\u015fkili ABH\u2019\u0131n laboratuvar bulgular\u0131 olabilir. Daha y\u00fcksek seviyelerde protein\u00fcri (24 saatte 1 gramdan fazla) varl\u0131\u011f\u0131, s\u0131kl\u0131kla NSA\u0130\u0130&#8217;nin neden oldu\u011fu bir glomer\u00fcler lezyonu (minimal change hastal\u0131\u011f\u0131 veya membran\u00f6z nefropati) d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrebilir.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130 ile ili\u015fkili ABH ayr\u0131ca akut t\u00fcb\u00fcler nekroza ba\u011fl\u0131 olabilir. Bu durumda idrar sedimentinde; renal t\u00fcb\u00fcler epitel h\u00fccre silendirleri, renal t\u00fcb\u00fcler epitel h\u00fccreleri veya gran\u00fcler silendirler izlenir. Ayr\u0131ca, NSA\u0130\u0130&#8217;ler, bu durumda idrar sedimentinde l\u00f6kosit ve l\u00f6kosit silendirlerinde art\u0131\u015f izlenen A\u0130N&#8217;e yol a\u00e7abilir. COX-2 selektif ila\u00e7lar da dahil olmak \u00fczere bir s\u0131n\u0131f olarak NSA\u0130\u0130&#8217;ler (\u00f6zellikle fenoprofen gibi propiyonik asit t\u00fcrevleri) (Tablo 1), hem A\u0130N&#8217;i hem de minimal change hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131 veya membran\u00f6z nefropati ile ili\u015fkili nefrotik sendromu ind\u00fckleyebilir.<\/p>\n<p>\u00d6zellikle ya\u015fl\u0131larda esas olarak polifarmasi nedeniyle NSA\u0130\u0130 arac\u0131l\u0131 A\u0130N vakalar\u0131nda, %30&#8217;luk bir art\u0131\u015f bildirilmektedir. NSA\u0130\u0130 arac\u0131l\u0131 A\u0130N&#8217;de nefrotik sendrom ortaya \u00e7\u0131kabilir, ancak nadirdir (%1&#8217;den az).<\/p>\n<p>A\u0130N olu\u015fumu doza ba\u011f\u0131ml\u0131 de\u011fildir ve ayn\u0131 ila\u00e7 yeniden verilirse tekrarlayabilir. NSA\u0130\u0130 tedavisinin ba\u015flang\u0131c\u0131 ile A\u0130N&#8217;nin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 aras\u0131ndaki s\u00fcre de\u011fi\u015fkendir ve birka\u00e7 g\u00fcnden birka\u00e7 aya kadar olabilir. A\u0130N\u2019li hastalardaki kreatinin y\u00fcksekli\u011fi hem olig\u00fcri ili\u015fkili hem de nonolig\u00fcrik durumlarda ortaya \u00e7\u0131kabilir. A\u0130N klinik paternine ate\u015f, d\u00f6k\u00fcnt\u00fc veya kanda eozinofili ve idrar eozinofilleri e\u015flik edebilir.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;lerin kesilmesi, birka\u00e7 hafta ile birka\u00e7 ay i\u00e7inde tablonun d\u00fczelmesini sa\u011flar. NSA\u0130\u0130 arac\u0131l\u0131 A\u0130N&#8217;in kesin mekanizmas\u0131 net de\u011fildir. L\u00f6kotrien ili\u015fkili T-helper lenfosit aktivasyonunun patofizyolojide rol oynad\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. Hem d\u00fc\u015f\u00fck PG \u00fcretimi hem de glutatyon deplesyonu, NSA\u0130\u0130&#8217;lerin med\u00fcller toksik etkisine katk\u0131da bulunur. Analjezik ili\u015fkili nefropatinin laboratuvar paterni spesifik de\u011fildir ve normal idrar sedimenti veya sadece hafif protein\u00fcri ile ili\u015fkili plazma kreatinin d\u00fczeylerinde yava\u015f bir art\u0131\u015f trendi izlenir.<\/p>\n<p>Analjezik kullan\u0131m\u0131 kesilirse, kronik b\u00f6brek hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n ilerlemesi durdurulabilir ve daha \u00f6nce y\u00fcksek doz maruziyeti sonras\u0131 b\u00f6brek fonksiyonunda ciddi d\u00fc\u015f\u00fc\u015f olanlar d\u0131\u015f\u0131nda glomer\u00fcler filtrasyon d\u00fczelebilir.<\/p>\n<p>Fenasetinin ana metaboliti ve yayg\u0131n olarak re\u00e7ete edilen bir ate\u015f d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcc\u00fc ve analjezik ila\u00e7 olan asetaminofen (parasetamol) bile ilerlemi\u015f b\u00f6brek yetmezli\u011fi olan hastalarda k\u00fcm\u00fclatif doz nedeniyle ilerleyici b\u00f6brek fonksiyonu kayb\u0131 ile ili\u015fkili olabilir. Hafif derece renal fonksiyon bozuklu\u011fu olan hastalarda, ila\u00e7 t\u00fcketim s\u0131kl\u0131\u011f\u0131 azald\u0131\u011f\u0131nda progresyon riski g\u00f6zlemlenmemi\u015ftir. Yine de, yak\u0131n zamanda bildirildi\u011fi gibi, d\u00fc\u015f\u00fck-orta alkol t\u00fcketimi ile birlikte asetaminofen terap\u00f6tik dozlarda kullan\u0131lsa bile progresif renal fonksiyon kayb\u0131 olu\u015fan hasta say\u0131s\u0131 y\u00fckselmi\u015ftir.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fck dozlarda asetilsalisilat\u0131n kronik terap\u00f6tik kullan\u0131m\u0131, \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n \u00e7o\u011funda ilerleyici b\u00f6brek yetmezli\u011fi riski ile ili\u015fkili g\u00f6r\u00fcnmemektedir, ancak asetaminofen ve di\u011fer NSA\u0130\u0130&#8217;ler ile birlikte kullan\u0131m\u0131 riski art\u0131rmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Kronik b\u00f6brek yetmezli\u011fi olan hastalarda hem COX-2 selektif hem de nonselektif NSA\u0130\u0130&#8217;lerin y\u00fcksek dozlar\u0131ndan ka\u00e7\u0131n\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fine dair \u00f6nemli kan\u0131tlar vard\u0131r.<\/p>\n<p>PRECISION (Prospective Randomized Evaluation of Celecoxib Integrated Safety Versus Ibuprofen or Naproxen) \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda; en az bir kardiyovask\u00fcler risk fakt\u00f6r\u00fc olan osteoartrit ve romatoid artrit hastalar\u0131nda, COX-2 selektif ila\u00e7 selekoksibin orta dozlarda uyguland\u0131\u011f\u0131nda ibuprofenden daha az renal olay ile ili\u015fkili olabilece\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir (-%39). Benzer bir e\u011filim selekoksib ile naproksen kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda da izlenmi\u015ftir (6).<\/p>\n<p><strong>NSA\u0130\u0130&#8217;lerin kan bas\u0131nc\u0131, elektrolitler ve s\u0131v\u0131 dengesi \u00fczerindeki etkileri<\/strong><\/p>\n<p>COX-2 selektif ve nonselektif NSA\u0130\u0130&#8217;ler hem normotansif hem de hipertansif hastalarda kan bas\u0131nc\u0131n\u0131n y\u00fckselmesine neden olabilir. NSA\u0130\u0130 ile ili\u015fkili kan bas\u0131nc\u0131 art\u0131\u015f\u0131 normotansif ki\u015filerde tahmini 1-2 mm Hg civar\u0131ndad\u0131r ve art\u0131\u015f hipertansiyonu olan hastalarda 14 mm Hg&#8217;ya kadar ula\u015fabilir (7). Bu ila\u00e7lar, tedavi alt\u0131ndaki hipertansif hastalarda antihipertansif ila\u00e7lar\u0131n etkinli\u011fini bozabilir. NSA\u0130\u0130&#8217;lerin (COX-2 selektif dahil) kan bas\u0131nc\u0131 kontrol\u00fc \u00fczerindeki olumsuz etkisi, kalsiyum kanal blokerleri kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda g\u00f6zlenmez ve beta adrenerjik blokerler i\u00e7in minimumdur (8).<\/p>\n<p>Renal COX-2 inhibisyonu; daha az natri\u00fcrez ve artan intravask\u00fcler hacim ard\u0131ndan kan bas\u0131nc\u0131nda \u00f6nemli bir art\u0131\u015fa yol a\u00e7ar. Osteoartrit ve romatoid artritten etkilenen hastalarda yap\u0131lan orta dozda bir COX-2 se\u00e7ici inhibit\u00f6r\u00fc ile iki nonselektif NSA\u0130\u0130&#8217;nin kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131, 24 saatlik ayaktan kan bas\u0131nc\u0131 takibi yap\u0131lan PRECISION-ABPM \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda; selekoksibin ortalama sistolik kan bas\u0131nc\u0131 \u00fczerinde n\u00f6tr bir etkiye, ibuprofenin ise ortalama sistolik kan bas\u0131nc\u0131 \u00fczerinde \u00f6nemli bir art\u0131\u015f etkisine sahip oldu\u011fu tespit edilmi\u015ftir (9).<\/p>\n<p>Y\u00fcksek dozlarda asetilsalisilat kan bas\u0131nc\u0131n\u0131 etkileyebilirken, d\u00fc\u015f\u00fck dozlarda (75 mg\/g\u00fcn) kan bas\u0131nc\u0131n\u0131 etkilemez. Asetaminofenin uzun s\u00fcreli oral uygulamas\u0131 -birka\u00e7 \u00e7al\u0131\u015fmada hipertansif hastalarda n\u00f6tr bir etki g\u00f6sterse bile- hem sistolik hem de diyastolik kan bas\u0131nc\u0131 seviyelerini art\u0131rabilir. Aksine, akut intraven\u00f6z asetaminofen uygulamas\u0131 kan bas\u0131nc\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr. Bu nedenle, <strong>NSA\u0130\u0130&#8217;ler etkilerini doza ba\u011f\u0131ml\u0131 bir \u015fekilde g\u00f6sterdikleri i\u00e7in hipertansif hastalarda en d\u00fc\u015f\u00fck etkili dozda ve en k\u0131sa s\u00fcrede kullan\u0131lmal\u0131d\u0131rlar. <\/strong><\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130 kullan\u0131m\u0131n\u0131n elektrolit ve s\u0131v\u0131 dengesinde de\u011fi\u015fikliklere neden olabilece\u011fi de bilinmektedir. Bu de\u011fi\u015fiklikler <strong>hiperkalemi, hiponatremi<\/strong> ve <strong>\u00f6demi<\/strong> i\u00e7erir.<\/p>\n<p>Hiperkalemi makula densada PG olu\u015fumunu ve adrenal kortekste anjiyotensin II duyarl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 azaltarak renin ve aldosteron salg\u0131s\u0131n\u0131 azalt\u0131r. Hiperkalemi ayr\u0131ca NSA\u0130\u0130 ili\u015fkili b\u00f6brek hasar\u0131n\u0131n ve potasyum plazma d\u00fczeylerini y\u00fckseltebilen ila\u00e7lar\u0131n (ACEinh, anjiyotensin II resept\u00f6r blokerleri, direkt renin inhibit\u00f6rleri ve potasyum tutucu di\u00fcretikler) e\u015f zamanl\u0131 kullan\u0131lmas\u0131n\u0131n sonucu olabilir.<\/p>\n<p>Ya\u015fl\u0131 insanlarda plazma potasyumundaki art\u0131\u015f; litre ba\u015f\u0131na 0,5-1 mmol olacak \u015fekilde de\u011fi\u015febilir (10). Sa\u011fl\u0131kl\u0131 ki\u015filerde art\u0131\u015f ya minimal olur ya da izlenmez. NSA\u0130\u0130 kaynakl\u0131 hipokalemi daha nadirdir. Y\u00fcksek dozlarda ibuprofenin \u015fiddetli hipokalemi ile renal t\u00fcb\u00fcler asidoz ile ili\u015fkili oldu\u011funu ve ila\u00e7 kesildikten sonra hipokalemi ve hiperkloremik asidozun h\u0131zl\u0131ca iyile\u015fti\u011fini g\u00f6steren olgu sunumlar\u0131 mevcuttur.<\/p>\n<p>Hem nonselektif hem de COX-2 selektif NSA\u0130\u0130\u2019ler antidi\u00fcretik hormon (ADH) aktivitesini kolayla\u015ft\u0131rarak serbest su at\u0131l\u0131m\u0131 ile hiponatremiye yol a\u00e7abilir. \u015eiddetli kalp yetmezli\u011fi hastalar\u0131nda oldu\u011fu gibi etkili arteriyel hacim azald\u0131\u011f\u0131nda, ADH seviyeleri y\u00fckselir. NSA\u0130\u0130&#8217;ler, ADH sekresyonunu ve aktivitesini daha da art\u0131rabilir ve bu hastalarda hiponatremiye neden olabilir veya hiponatremiyi derinle\u015ftirebilir. Hiponatremi, siroz ve nefrotik sendromlu hastalarda veya uygunsuz ADH sendromundan etkilenen hastalarda da ind\u00fcklenebilir.<\/p>\n<p>Hiponatremi, tiyazid di\u00fcretik tedavisinin iyi bilinen bir komplikasyonudur ve NSA\u0130\u0130\u2019lerle kombine tedavi olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 art\u0131r\u0131r. Hem nonselektif hem de COX-2 selektif NSA\u0130\u0130\u2019ler kalp yetmezli\u011fi hastalar\u0131nda \u00f6dem olu\u015fumuna ve di\u00fcretik direncine yol a\u00e7an sodyum retansiyonunu ind\u00fckleyebilir. Ayr\u0131ca di\u00fcretik etkinli\u011fini azaltarak, sodyum ve su tutulmas\u0131n\u0131 ind\u00fckleyerek kronik kalp yetmezli\u011fi hastalar\u0131n\u0131 dekompanse edebilirler. Bu durum kilo al\u0131m\u0131na ve vask\u00fcler direncin artmas\u0131na neden olur.<\/p>\n<p><strong>Nonselektif ve COX-2 selektif NSA\u0130D&#8217;lerin kardiyak fonksiyon \u00fczerindeki etkileri<\/strong><\/p>\n<p><strong>Atriyal fibrilasyon ve kardiyak arrest<\/strong><\/p>\n<p>Vaka-kontrol, randomize ve g\u00f6zlemsel kohort \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 ve bir meta-analiz ile COX-1 ve COX-2 inhibisyonunun atriyal fibrilasyon (AF) geli\u015fimi ve n\u00fcks\u00fc \u00fczerindeki etkisi incelenmi\u015ftir. Birle\u015fik Krall\u0131k&#8217;ta yap\u0131lan bir vaka-kontrol \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda, NSA\u0130\u0130 alan hastalarda kronik ancak paroksismal olmayan AF riskinde \u00f6nemli bir art\u0131\u015f bildirilmi\u015ftir. Bu risk, tedavi s\u00fcresi bir y\u0131ldan uzun olan kullan\u0131c\u0131larda daha fazlad\u0131r (11).<\/p>\n<p>Danimarka&#8217;da yap\u0131lan bir ara\u015ft\u0131rmada, hem nonselektif NSA\u0130\u0130 hem de COX-2 selektif inhibit\u00f6r kullananlarda, kullanmayanlara k\u0131yasla s\u0131ras\u0131yla %33 ve %50 daha y\u00fcksek AF veya atriyal flutter ata\u011f\u0131 riski oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. \u00d6zellikle COX-2 inhibit\u00f6rleri ile tedaviye ba\u015flanan kronik b\u00f6brek hastal\u0131\u011f\u0131 veya romatoid artriti olan hastalarda ve ya\u015fl\u0131larda riskin daha y\u00fcksek oldu\u011fu bildirilmi\u015ftir (12). Ba\u015fka bir \u00e7al\u0131\u015fmada, nonselektif NSA\u0130\u0130 tedavisine yeni ba\u015flayanlar\u0131n artm\u0131\u015f AF riski alt\u0131nda oldu\u011fu, \u00f6zellikle kalp yetmezli\u011fi hastalar\u0131nda riskin iki kat\u0131na \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 belirtilmi\u015ftir. Bununla beraber ilgili \u00e7al\u0131\u015fmada, kronik b\u00f6brek ve akci\u011fer hastal\u0131\u011f\u0131 olanlar d\u0131\u015f\u0131nda COX-2 selektif NSA\u0130\u0130 kullananlarda y\u00fcksek risk g\u00f6sterilmemi\u015ftir(13). Bunun aksine ise \u0130sve\u00e7&#8217;te yap\u0131lan geni\u015f bir kohort \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda COX-2 selektif inhibit\u00f6r kullan\u0131m\u0131 ile AF insidans\u0131 aras\u0131nda daha g\u00fc\u00e7l\u00fc bir ili\u015fki oldu\u011funu g\u00f6sterilmi\u015ftir (14).<\/p>\n<p>400.000 AF vakas\u0131 i\u00e7eren be\u015f g\u00f6zlemsel \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n bir meta-analizinde; NSA\u0130\u0130 kullananlar\u0131n %12 daha y\u00fcksek AF riskine sahip oldu\u011fu, yeni kullanc\u0131lar i\u00e7in bu oran\u0131n %53\u2019e y\u00fckseldi\u011fi bildirilmi\u015ftir (15).<\/p>\n<p>Diklofenak dahil olmak \u00fczere COX-2 inhibit\u00f6rleri, nonselektif NSA\u0130\u0130&#8217;lere k\u0131yasla maj\u00f6r risk ile ili\u015fkilendirilmi\u015ftir. AF geli\u015fimi ve NSA\u0130\u0130 kullan\u0131m\u0131 aras\u0131ndaki mekanizma belirsizdir. Renal COX-2 inhibisyonunun s\u0131v\u0131 retansiyonu, artm\u0131\u015f kan bas\u0131nc\u0131, artm\u0131\u015f diyastol sonu bas\u0131nc\u0131 dahil AF&#8217;ye yol a\u00e7an bir dizi olay\u0131 tetikleyebilece\u011fi varsay\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Atriyal fibrozisin rol\u00fc olabilece\u011fi ileri s\u00fcr\u00fclmektedir ancak halen ara\u015ft\u0131r\u0131lmaktad\u0131r. Serum potasyum d\u00fczeyindeki de\u011fi\u015fikliklerin yan\u0131 s\u0131ra polifarmasi nedeniyle e\u015fzamanl\u0131 ila\u00e7 kullan\u0131mlar\u0131n\u0131n proaritmik etkileri olabilece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130 t\u00fcketimi ve kardiyak arrest aras\u0131nda ba\u011f\u0131nt\u0131 kuran bir rapor bildirilmi\u015ftir. Danimarka Kardiyak Arrest Kay\u0131tlar\u0131\u2019na dayal\u0131 bir \u00e7al\u0131\u015fmada; ibuprofen ve diklofenak kullan\u0131m\u0131 ile kardiyak arrest riski aras\u0131nda do\u011frudan bir ili\u015fki g\u00f6zlemlenmi\u015ftir. Hastane d\u0131\u015f\u0131nda kardiyak arrest ge\u00e7iren hastalarda, kardiyak arrestten 30 g\u00fcn \u00f6ncesine kadar NSA\u0130\u0130 maruziyeti maj\u00f6r bir risk fakt\u00f6r\u00fc olarak tan\u0131mlanm\u0131\u015f; ibuprofenin kardiyak arrest riskini %31, diklofenak kullan\u0131m\u0131n\u0131n %50 artt\u0131rd\u0131\u011f\u0131 belirtilmi\u015f, COX-2 selektif inhibit\u00f6rler veya naproksen ile anlaml\u0131 ili\u015fki bulunmam\u0131\u015ft\u0131r (16).<\/p>\n<p>Bu bulgular, <strong>hem nonselektif hem de COX-2 selektif NSA\u0130\u0130 re\u00e7etesinin AF olu\u015fumu i\u00e7in potansiyel bir risk fakt\u00f6r\u00fcn\u00fc temsil edebilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmektedir<\/strong>.<\/p>\n<p><strong>Miyokardiyal enfarkt\u00fcs<\/strong><\/p>\n<p>COX-2 selektif inhibit\u00f6rlerin geli\u015ftirilmesini takiben kardiyovask\u00fcler g\u00fcvenlik, \u00f6zellikle aterotrombotik vask\u00fcler olaylar ile ilgili \u00e7e\u015fitli endi\u015feler ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Rofecoxib alan romatoid artrit hastalar\u0131n\u0131n, daha az \u00fcst gastrointestinal kanama g\u00f6stermesine ra\u011fmen, naproksen ile tedavi edilen hasta grubuna k\u0131yasla fazla vask\u00fcler olay ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 VIGOR \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 ilk g\u00f6zlem niteli\u011findedir. Bu g\u00f6zlemden sonra, COX-2 selektif ve COX-1, COX-2 nonselektif NSA\u0130\u0130 ila\u00e7lar\u0131n\u0131n kardiyovask\u00fcler g\u00fcvenli\u011fiyle ilgili \u00e7e\u015fitli randomize kontroll\u00fc \u00e7al\u0131\u015fmalar ve g\u00f6zlemsel \u00e7al\u0131\u015fmalar yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>2004 y\u0131l\u0131nda rofecoxib, myokardiyal enfarkt\u00fcs (MI) ve fel\u00e7 riskinde art\u0131\u015f olu\u015fturmas\u0131 endi\u015fesiyle piyasadan \u00e7ekildi. \u0130lgin\u00e7 bir \u015fekilde, MI riskinin yaln\u0131zca tedavi s\u0131ras\u0131nda mevcut oldu\u011fu di\u011fer NSA\u0130\u0130&#8217;lerin aksine; rofecoxib ile ili\u015fkili MI riskinin ilac\u0131n kesilmesinden sonra belirsiz bir s\u00fcre boyunca devam etmi\u015f olabilece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>RK\u00c7&#8217;lerden elde edilen verilerin ilk meta-analizinde, plaseboya k\u0131yasla \u201ccoxib\u201dler i\u00e7in vask\u00fcler olaylar\u0131n insidans\u0131nda esas olarak MI olu\u015fumu nedenli art\u0131\u015f oldu\u011fu bildirilmi\u015ftir (%42 risk art\u0131\u015f\u0131) (17). Coxibler ile NSA\u0130\u0130&#8217;ler (y\u00fcksek doz ibuprofen veya diklofenak) aras\u0131nda hi\u00e7bir fark ortaya \u00e7\u0131kmam\u0131\u015f, ancak y\u00fcksek dozlarda naproksenin daha g\u00fcvenli bir profili oldu\u011fu kan\u0131tlanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Coxibler ve diklofenak veya y\u00fcksek doz ibuprofen ile kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131labilir vask\u00fcler olay riskine i\u015faret eden RK\u00c7&#8217;lerin ba\u015fka bir metaanalizi sonu\u00e7lar\u0131 do\u011frulam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;ler aras\u0131ndaki MI riskindeki farkl\u0131l\u0131klar genellikle farmakodinamiklerine, \u00f6zellikle spesifik COX-2 inhibisyon potansiyeline ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Yap\u0131lan bir \u00e7al\u0131\u015fmada, NSA\u0130\u0130 kullan\u0131c\u0131lar\u0131nda tam kanda COX-2 aktivite inhibisyonu ile nispi MI riski aras\u0131nda s\u0131k\u0131 bir ili\u015fki bulunmu\u015ftur. Kullan\u0131lan ila\u00e7lar y\u00fcksek COX-2 inhibisyonu (en az %90 \u2013 rofekoksib, diklofenak, indometasin ve piroksikam) ve d\u00fc\u015f\u00fck COX-2 inhibisyonu (&lt;%90 \u2013 ibuprofen, meloksikam, selekoksib ve etoricoxib) \u015feklinde grupland\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda MI riskinde anlaml\u0131 fark bulunmu\u015ftur (ilkinde %60, ikincisinde %18 art\u0131\u015f).<\/p>\n<p>Benzer \u015fekilde, ibuprofen i\u00e7in MI riski doza ba\u011f\u0131ml\u0131 ve COX-2 inhibisyonunun derecesi ile ili\u015fkili oldu\u011fu tespit edilmi\u015ftir. Bu \u00e7al\u0131\u015fma, naproksenin risk alt\u0131nda olmayan genel pop\u00fclasyonla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda hi\u00e7bir farkl\u0131l\u0131k g\u00f6stermeyen daha g\u00fcvenli bir profille ili\u015fkili oldu\u011funu do\u011frulam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Genel olarak, <strong>COX-2 selektif ve nonselektif NSA\u0130\u0130 kullan\u0131c\u0131lar\u0131 aras\u0131nda, %30-40 aras\u0131nda de\u011fi\u015fen g\u00f6receli bir MI riski dikkate al\u0131nmal\u0131d\u0131r<\/strong>. \u00d6zellikle \u00f6nceden var olan vask\u00fcler veya kalp hastal\u0131\u011f\u0131 olan hastalarda doz ne kadar y\u00fcksek olursa risk o kadar y\u00fcksek olacakt\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fck kardiyovask\u00fcler riski olan hastalarda, d\u00fc\u015f\u00fck doz NSA\u0130\u0130&#8217;lerin kullan\u0131mlar\u0131 nispeten daha g\u00fcvenlidir.<\/p>\n<p><strong>Kalp yetmezli\u011fi<\/strong><\/p>\n<p>Nonselektif ve COX-2 selektif NSA\u0130\u0130&#8217;ler, bozulmu\u015f sodyum ve su at\u0131l\u0131m\u0131na ve vask\u00fcler tonus art\u0131\u015f\u0131na yol a\u00e7arak kalp yetmezli\u011fi riskinde art\u0131\u015fa neden olur. NSA\u0130\u0130&#8217;lerin ve coxiblerin hemodinamik ve renal etkileri yeni vakalar\u0131n geli\u015fmesine neden olabilir, konjesyonu k\u00f6t\u00fcle\u015ftirerek kalp yetmezli\u011fi tan\u0131s\u0131 olan hastalar\u0131 dekompanse hale getirebilir. S\u00fcrekli kullan\u0131mlar\u0131 \u00f6l\u00fcm riskini de art\u0131rabilir. NSA\u0130\u0130&#8217;lerle bir hafta tedavi, \u00f6zellikle ya\u015fl\u0131larda hastaneye yatma olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 iki kat\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131r. Daha \u00f6nce kalp yetmezli\u011fi tan\u0131s\u0131 olan hastalarda ise bu risk daha fazlad\u0131r. Artan dozlarda NSA\u0130\u0130&#8217;lerin kullan\u0131m\u0131 ile risk daha da artar.<\/p>\n<p>Romatizmal hastal\u0131ktan etkilenmeyenleri i\u00e7eren randomize kontroll\u00fc \u00e7al\u0131\u015fma verilerinin bir meta-analizinde, nonselektif ve COX-2 selektif ila\u00e7lar aras\u0131nda fark olmaks\u0131z\u0131n NSA\u0130\u0130 kullan\u0131m\u0131 ile kalp yetmezli\u011fi aras\u0131nda bir ili\u015fki bulunmu\u015ftur (18).<\/p>\n<p>D\u00f6rt Avrupa \u00fclkesindeki (Almanya, \u0130talya, Hollanda ve Birle\u015fik Krall\u0131k) sa\u011fl\u0131k hizmeti veri tabanlar\u0131ndan haz\u0131rlanan bir vaka kontrol \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda; NSA\u0130\u0130 kullananlarda (\u00f6nceki 14 g\u00fcn i\u00e7inde), ge\u00e7mi\u015f kullan\u0131c\u0131lara k\u0131yasla kalp yetmezli\u011fi ile ilgili hastaneye ilk defa yat\u0131\u015f i\u00e7in g\u00f6receli riskin %19 oran\u0131nda artt\u0131\u011f\u0131 ve bu riskin NSA\u0130\u0130 dozuyla do\u011fru orant\u0131l\u0131 oldu\u011fu do\u011frulanm\u0131\u015ft\u0131r. Ayn\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmada, daha \u00f6nce kalp hastal\u0131\u011f\u0131 \u00f6yk\u00fcs\u00fc olan veya olmayan hastalarda, ya\u015f art\u0131\u015f\u0131yla beraber benzer kalp yetmezli\u011fi geli\u015fim riski g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr (19).<\/p>\n<p>Patofizyolojik a\u00e7\u0131dan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, NSA\u0130\u0130 kullan\u0131m\u0131, renin-anjiyotensin blokaj\u0131n\u0131n vask\u00fcler tonus \u00fczerindeki olumlu etkilerini antagonize edebilir (ACE-I, anjiyotensin II resept\u00f6r 1 antagonistleri). Kalp yetmezli\u011fi hastalar\u0131nda di\u00fcretiklerin hacim konjesyonu \u00fczerindeki etkilerini en aza indirebilir. \u00d6zellikle renal COX-2 inhibisyonu, hem kalp yetmezli\u011fi hayvan modellerinde hem de insanlarda vazokonstriksiyon, antidi\u00fcrez ve antinatri\u00fcrezi ind\u00fcklemede b\u00fcy\u00fck \u00f6nem ta\u015f\u0131yor gibi g\u00f6r\u00fcnmektedir.<\/p>\n<p>Kalp yetmezli\u011fi tan\u0131s\u0131 olan hastalar ile ilgili b\u00fcy\u00fck bir g\u00f6zlemsel \u00e7al\u0131\u015fmada, COX-2 selektif ila\u00e7lar (selekoksib, rofekoksib ve diklofenak gibi) i\u00e7in \u00f6l\u00fcm oran\u0131nda (tedavi edilmeyen hastalara k\u0131yasla %70 ila %108 aras\u0131nda de\u011fi\u015fen) doza ba\u011fl\u0131 bir art\u0131\u015f; naproksen ve ibuprofen&#8217;in yaln\u0131zca y\u00fcksek dozlar\u0131nda \u00f6l\u00fcm riskinde art\u0131\u015f bildirilmi\u015ftir (20).<\/p>\n<p>Bununla birlikte, PRECISION \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda, selekoksibin orta dozlarda (g\u00fcnde 200 mg), nonselektif NSA\u0130\u0130&#8217;ler naproksen ve ibuprofen ile kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda daha y\u00fcksek kardiyovask\u00fcler risk (kalp yetmezli\u011fi nedeniyle hastaneye yat\u0131\u015f dahil) ile ili\u015fkili olmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir (6).<\/p>\n<p>\u00d6nceden kalp hastal\u0131\u011f\u0131 olan d\u00fc\u015f\u00fck doz asetilsalisilat ile tedavi edilen subgrupta; orta doz selekoksib ve nonselektif NSA\u0130\u0130&#8217;ler aras\u0131nda istatistiksel olarak anlaml\u0131 bir fark saptanmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Genel olarak, mevcut kan\u0131tlar <strong>y\u00fcksek kardiyovask\u00fcler hastal\u0131k riski olanlarda ve kardiyovask\u00fcler hastal\u0131\u011f\u0131 olanlarda COX-2 selektif ve nonselektif NSA\u0130\u0130&#8217;lerden ka\u00e7\u0131n\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fini g\u00f6stermektedir<\/strong>. Her durumda, k\u0131sa tedavi s\u00fcreleri ve d\u00fc\u015f\u00fck dozlar kullan\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p><strong>NSA\u0130\u0130\u2019lere alternatif farmakolojik ve nonfarmakolojik tedaviler<\/strong><\/p>\n<p>Zay\u0131f COX-2 inhibit\u00f6r\u00fc olan asetaminofen, osteoartritik a\u011fr\u0131da ba\u015flang\u0131\u00e7 ve etkin tedavi olarak y\u00fcksek dozlarla (genel pop\u00fclasyonda 4 g&#8217;a kadar veya ya\u015fl\u0131 hastalarda 3 g&#8217;a kadar) uzun s\u00fcreli tedavi hepatik toksisiteye yol a\u00e7abilse de \u00f6nerilir. Ayr\u0131ca, y\u00fcksek doz asetaminofen, asetilsalisilat ile kombinasyon halinde kullan\u0131lmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Baz\u0131 hastalar, glukozamin\/kondroitin gibi diyet takviyeleri ile a\u011fr\u0131da iyile\u015fme oldu\u011funu iddia etmi\u015f; ancak kontroll\u00fc \u00e7al\u0131\u015fmalarda glukozamin tedavisinin, a\u011fr\u0131 veya fonksiyonda \u00f6nemli bir iyile\u015fmeyi sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 do\u011frulanmam\u0131\u015ft\u0131r. Diz osteoartritinde intraartik\u00fcler kortikosteroid ve hyaluronik asit tedavisinin NSA\u0130\u0130 tedavisine \u00fcst\u00fcn oldu\u011fu kan\u0131tlanm\u0131\u015ft\u0131r. Akupunktur, terap\u00f6tik ultrason ve manuel manip\u00fclasyon, \u00f6zellikle osteoartritte orta derecede a\u011fr\u0131 azalmas\u0131 sa\u011fl\u0131yor gibi g\u00f6r\u00fcnmektedir. Topikal diklofenak veya ketoprofen jel ve kapsaisin (merkezi sinir sistemine nosiseptif a\u011fr\u0131 sinyallerini azaltarak) birka\u00e7 plasebo kontroll\u00fc \u00e7al\u0131\u015fmada g\u00f6receli etkinlik g\u00f6stermi\u015ftir.<\/p>\n<p><em>Arnica montana<\/em>, <em>Boswella serrata<\/em>, <em>Curcuma longa<\/em> ve <em>Harpagophytum procumbens<\/em> gibi bir dizi medikal bitkinin, diz ve kal\u00e7a osteoartriti olan hastalarda a\u011fr\u0131y\u0131 ve i\u015flevselli\u011fi \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde iyile\u015ftirdi\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Tek ba\u015f\u0131na veya asetaminofen ile kombinasyon halinde zay\u0131f opioidler (tramadol ve kodein) veya fentanil veya hidrokodon gibi daha g\u00fc\u00e7l\u00fc opioidler ile tedavi etkili bir se\u00e7enek olabilir; ancak ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131k riski bat\u0131 \u00fclkelerinde ve d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda bir sorun haline gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Metamizol\/dipiron (Almanya, \u0130talya, Portekiz, \u0130spanya ve Macaristan&#8217;da mevcuttur) NSA\u0130\u0130&#8217;lerden daha az toksik g\u00f6r\u00fcnmektedir; ancak baz\u0131 \u00fclkelerde agran\u00fclositoz riski nedeniyle ila\u00e7 yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Sonu\u00e7<\/strong><\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130&#8217;lerin re\u00e7eteli ya da re\u00e7etesiz olarak yayg\u0131n kullan\u0131m\u0131, zararl\u0131 renal ve kardiyovask\u00fcler etkilere yol a\u00e7abilir. NSA\u0130\u0130\u2019ler, PG inhibisyonu \u00fczerinden bir\u00e7ok mekanizma ile tansiyonu y\u00fckseltebilir, ACE inhibit\u00f6r\u00fc, anjiotensin resept\u00f6r blok\u00f6r\u00fc ve tiyazid gibi antihipertansif ila\u00e7lar\u0131n etkilerini bask\u0131layabilir. Potansiyel kardiyovask\u00fcler toksisiteleri nedeniyle, \u00f6nceden vask\u00fcler veya kalp hastal\u0131\u011f\u0131 olan hastalar, \u00f6zellikle akut bir olaydan 3-6 ay ge\u00e7ene kadar NSA\u0130\u0130 kullan\u0131m\u0131ndan ka\u00e7\u0131nmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ya\u015fl\u0131 hastalarda s\u0131kl\u0131kla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lan karaci\u011fer ve b\u00f6brek hastal\u0131klar\u0131, NSA\u0130\u0130 farmakokineti\u011fini ve farmakodinami\u011fini de\u011fi\u015ftirebilir ve b\u00f6ylece toksik etki riskinde art\u0131\u015f meydana gelir. \u00d6zellikle daha \u00f6nce bilinen b\u00f6brek fonksiyon bozuklu\u011fu olan ya\u015fl\u0131 hastalar, geni\u015f bir b\u00f6brek fonksiyon bozuklu\u011fu spektrumu geli\u015ftirme riski alt\u0131ndad\u0131r. Genel olarak, bu \u00f6nceki ko\u015fullar, ya\u015fl\u0131larda \u00f6n planda olmak \u00fczere, NSA\u0130\u0130&#8217;lerin \u00f6nde gelen hastaneye yat\u0131\u015f nedeni oldu\u011funa i\u015faret etmektedir (3).<\/p>\n<p>Osteoartrit ve romatizmal hastal\u0131ktan etkilenen hastalarda kardiyovask\u00fcler sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 korumak ve kardiyovask\u00fcler riski azaltmak i\u00e7in ya\u015fam tarz\u0131 de\u011fi\u015fiklikleri \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir \u00f6neme sahiptir. Bu de\u011fi\u015fiklikler sadece NSA\u0130\u0130 kullan\u0131m\u0131n\u0131 s\u0131n\u0131rlamakla kalmaz, ayn\u0131 zamanda hastalar\u0131n k\u0131k\u0131rdak dejenerasyonu a\u011fr\u0131s\u0131n\u0131 y\u00f6netmesine, inflamasyonun azalt\u0131lmas\u0131na ve \u00f6nlenmesine olanak tan\u0131yan b\u00fct\u00fcnsel bir yakla\u015f\u0131m sa\u011flar.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130 kullan\u0131m\u0131n\u0131 artt\u0131ran reklamlar yerine bu hasta gruplar\u0131 i\u00e7in geni\u015fletilmi\u015f ayd\u0131nlanma seferberlikleri kamu eliyle haz\u0131rlanmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bununla birlikte, NSA\u0130\u0130&#8217;leri kullanmak zorunda kald\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, tedavi i\u00e7in en az toksik ila\u00e7lar (<strong>mide-duodenal toksisite endi\u015fesi olmad\u0131\u011f\u0131nda naproksen, orta dozda selekoksib veya alternatif olarak g\u00fcnde 3 g&#8217;a kadar asetaminofen veya d\u00fc\u015f\u00fck doz ibuprofen<\/strong>) se\u00e7ilmelidir.<\/p>\n<p>NSA\u0130\u0130 deyip ge\u00e7meyiniz, re\u00e7etenizi g\u00f6zden ge\u00e7iriniz.<\/p>\n<p>&nbsp;<\/p>\n<p>&nbsp;<\/p>\n<p><strong>REFERANSLAR<\/strong><\/p>\n<ol>\n<li>Cabassi A, Tedeschi S, Perlini S, Verzicco I, Volpi R, Gonzi G, et al. Non-steroidal anti-inflammatory drug effects on renal and cardiovascular function: from physiology to clinical practice. European journal of preventive cardiology. 2020;27(8):850-67.<\/li>\n<li>Keith SW, Maio V, Dudash K, Templin M, Del Canale S. A physician-focused intervention to reduce potentially inappropriate medication prescribing in older people. Drugs Aging. 2013;30(2):119-27.<\/li>\n<li>Varga S, Alcusky M, Keith SW, Hegarty SE, Del Canale S, Lombardi M, et al. Hospitalization rates during potentially inappropriate medication use in a large population\u2010based cohort of older adults. Br J Clin Pharmacol. 2017;83(11):2572-80.<\/li>\n<li>Woodward D, Jones R, Narumiya S. International Union of Basic and Clinical Pharmacology. LXXXIII: classification of prostanoid receptors, updating 15 years of progress. Pharmacol Rev. 2011;63(3):471-538.<\/li>\n<li>Ghosh R, Alajbegovic A, Gomes AV. NSAIDs and cardiovascular diseases: role of reactive oxygen species. Oxid Med Cell Longev. 2015;2015.<\/li>\n<li>Nissen SE, Yeomans ND, Solomon DH, L\u00fcscher TF, Libby P, Husni ME, et al. Cardiovascular safety of celecoxib, naproxen, or ibuprofen for arthritis. N Engl J Med. 2016;375:2519-29.<\/li>\n<li>Walker C, Biasucci LM. Cardiovascular safety of non-steroidal anti-inflammatory drugs revisited. Postgrad Med. 2018;130(1):55-71.<\/li>\n<li>Ishiguro C, Fujita T, Omori T, Fujii Y, Mayama T, Sato T. Assessing the effects of non-steroidal anti-inflammatory drugs on antihypertensive drug therapy using post-marketing surveillance database. J Epidemiol. 2008:0805080012-.<\/li>\n<li>Ruschitzka F, Borer JS, Krum H, Flammer AJ, Yeomans ND, Libby P, et al. Differential blood pressure effects of ibuprofen, naproxen, and celecoxib in patients with arthritis: the PRECISION-ABPM (Prospective Randomized Evaluation of Celecoxib Integrated Safety Versus Ibuprofen or Naproxen Ambulatory Blood Pressure Measurement) Trial. Eur Heart J. 2017;38(44):3282-92.<\/li>\n<li>Lafrance J-P, Miller DR. Dispensed selective and nonselective nonsteroidal anti-inflammatory drugs and the risk of moderate to severe hyperkalemia: a nested case-control study. Am J Kidney Dis. 2012;60(1):82-9.<\/li>\n<li>De Caterina R, Ruig\u00f3mez A, Rodr\u00edguez LAG. Long-term use of anti-inflammatory drugs and risk of atrial fibrillation. Arch Intern Med. 2010;170(16):1450-5.<\/li>\n<li>Schmidt M, Christiansen CF, Mehnert F, Rothman KJ, S\u00f8rensen HT. Non-steroidal anti-inflammatory drug use and risk of atrial fibrillation or flutter: population based case-control study. BMJ. 2011;343:d3450.<\/li>\n<li>Chao T-F, Liu C-J, Chen S-J, Wang K-L, Lin Y-J, Chang S-L, et al. The association between the use of non-steroidal anti-inflammatory drugs and atrial fibrillation: a nationwide case\u2013control study. Int J Cardiol. 2013;168(1):312-6.<\/li>\n<li>B\u00e4ck M, Yin L, Ingelsson E. Cyclooxygenase-2 inhibitors and cardiovascular risk in a nation-wide cohort study after the withdrawal of rofecoxib. Eur Heart J. 2012;33(15):1928-33.<\/li>\n<li>Liu G, Yan Y-P, Zheng X-X, Xu Y-L, Lu J, Hui R-T, et al. Meta-analysis of nonsteroidal anti-inflammatory drug use and risk of atrial fibrillation. The American journal of cardiology. 2014;114(10):1523-9.<\/li>\n<li>Sondergaard KB, Gislason G. NSAIDs and cardiac arrest: Non-steroidal anti-inflammatory drug use is associated with increased risk of Out-of-hospital Cardiac Arrest: A nationwide Case-Time-Control study. Eur Heart J. 2017;38(23):1788-9.<\/li>\n<li>Kearney PM, Baigent C, Godwin J, Halls H, Emberson JR, Patrono C. Do selective cyclo-oxygenase-2 inhibitors and traditional non-steroidal anti-inflammatory drugs increase the risk of atherothrombosis? Meta-analysis of randomised trials. BMJ. 2006;332(7553):1302-8.<\/li>\n<li>Scott PA, Kingsley GH, Scott DL. Non\u2010steroidal anti\u2010inflammatory drugs and cardiac failure: meta\u2010analyses of observational studies and randomised controlled trials. Eur J Heart Fail. 2008;10(11):1102-7.<\/li>\n<li>Arf\u00e8 A, Scotti L, Varas-Lorenzo C, Nicotra F, Zambon A, Kollhorst B, et al. Non-steroidal anti-inflammatory drugs and risk of heart failure in four European countries: nested case-control study. BMJ. 2016;354.<\/li>\n<li>Gislason GH, Rasmussen JN, Abildstrom SZ, Schramm TK, Hansen ML, Fosb\u00f8l EL, et al. Increased mortality and cardiovascular morbidity associated with use of nonsteroidal anti-inflammatory drugs in chronic heart failure. Arch Intern Med. 2009;169(2):141-9.<\/li>\n<\/ol>\n<p>&nbsp;<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Bu yaz\u0131m\u0131zda European Journal of Preventive Cardiology\u2019de yay\u0131nlanan Cabassi ve arkada\u015flar\u0131 taraf\u0131ndan haz\u0131rlanan makaleyi dikkate alarak hekimlerin \u00e7ok\u00e7a re\u00e7ete etti\u011fi steroid olmayan&hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":603,"featured_media":3461,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"inline_featured_image":false,"_lmt_disableupdate":"","_lmt_disable":"","footnotes":""},"categories":[10014,10019],"tags":[10028,10027,328],"class_list":["post-3457","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-akademik-blog-yazisi","category-tft","tag-aspirin","tag-nsaid","tag-parasetamol"],"acf":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/3457","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/users\/603"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=3457"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/3457\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/media\/3461"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=3457"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=3457"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/tatd.org.tr\/toksikoloji\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=3457"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}