<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>deprem &#8211; Afet Komisyonu</title>
	<atom:link href="https://tatd.org.tr/afet/tag/deprem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tatd.org.tr/afet</link>
	<description>TATD</description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Oct 2024 06:10:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>
	<item>
		<title>Deprem Bölgesinde Hasar Görmüş Acillerde Deprem Dışı Hastaların Yönetimi</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/deprem-bolgesinde-hasar-gormus-acillerde-deprem-disi-hastalarin-yonetimi/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/deprem-bolgesinde-hasar-gormus-acillerde-deprem-disi-hastalarin-yonetimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Dursun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2024 06:04:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[deprem dışı hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1593</guid>

					<description><![CDATA[Bölüm 1: Giriş Ve Temel Yaklaşımlar Deprem felaketleri, acil sağlık hizmetlerini ciddi şekilde etkileyen doğal afetlerdir. Acil servisler, deprem yaralılarının yanı sıra&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bölüm 1: Giriş Ve Temel Yaklaşımlar</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem felaketleri, acil sağlık hizmetlerini ciddi şekilde etkileyen doğal afetlerdir. Acil servisler, deprem yaralılarının yanı sıra deprem dışı hastaların da başvurduğu kritik sağlık merkezleridir. Ancak, hasar görmüş acil servislerde sağlık hizmetlerinin sunumu oldukça karmaşık hale gelir. Başta Acil Uzmanlarını ilgilendiren bu konu yönetimsel bazda ele alınmalı Hastane Afet ve Acil Durum Planları( HAP ) ona göre düzenlenmelidir. Bu yazı dizisinde, deprem bölgesinde acil servislerin yeniden yapılandırılması ve deprem dışı hastaların etkili bir şekilde yönetimi için uygulanabilecek stratejilere odaklanacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konuya geçmeden önce Van depremi ile ilgili bazı tecrübeleri ve yaşanmışlıkları anlatarak giriş yapmak istiyorum. Afet yaşayan Acil Tıp Uzmanları (ATU) uzun dönem askerlik yapanlar gibi hatıralarını hep anlatırlar. Bence her afet yaşamış ATU bir diğerine aktararak afeti yaşamadan deneyimleri ve tecrübeleri ile farkındalık oluşturabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzmanlık sonrası mecburi hizmetimde Van Devlet Hastanesine atanmıştım. Başladığım hastanede 4 acil uzmanı olmuştuk, beraber çalıştığımız pratisyen hekim arkadaşlarımız da vardı.&nbsp; acilden sorumlu çok değerli naif göğüs bir cerrahisi uzmanı vardı. İlk hafta çalışma programı hazırlanırken arkadaşlarla toplandık ve acilden sorumlu hekimin acil uzmanı olması gerektiğini bu şartlarda gerekirse başhekimlikle görüşeceğimi bildirdim. Nitekim gittik konuştuk ve sorumluluğu aldık. Etik olarak en kıdemlimiz sorumlu olmasını istedim ancak fikir senden çıktı sen ol dediler. Mecburen kabul ettim. Tam da bu dönemde Yeni yapılan Eğitim ve Araştırma Hastanesine geçiş sürecinde idik. Cumhurbaşkanımızın açılış programına yetiştirilmesi için yönetim çok hızlı çalışıyor ve bir an önce taşınmamız isteniyordu. Önce acil taşınsın sonra diğer bölümler taşınır dediler. Yaptığım kontrollerde henüz radyoloji tam oturmamış, labaratuvar eksik idi. Bir de acil yanısıra acil cerrahi gereken durumlarda ilgili bölümlerin taşınması gerektiğini vurguladım ve bunlar olmadan asla taşınmayacağım noktasında direttim. Bizim bu duruş ve kesin kararlılığımızı gören yönetim eksiklikleri hızla tamamladı. Cuma günü taşındık Pazar günü öğle saatlerinde merkezi Erciş ilçesi olan ilk depreme yakalandık. İlin tek çalışan ve hasar görmemiş acili idik ve tüm isteklerimiz yerine gelmiş ve eksiğimiz yoktu. Hasar görmemiş bir acilin vermiş olduğu güven ile iyi bir hizmet verildi. Daha sonra deprem dışı hastaların gidecek başka hastane olmadığı için acile başvuruların arttığını gördük. Sağlık Bakanlığı ve UMKE desteği ile hastane bahçesinde kadın doğum çadırı, ayaktan başvuran yeşil hastalar ve sarı hastalar için çadırlar kurduk. Kırmızı hastalar sağlam olan acile aldık. Aradan 2 hafta geçmişti bu sefer merkezi Edremit olan hastaneye 1km mesafede bir yer olunca hastanemiz kısmi hasar aldı. Dökülen sıvalar ve çatlayan duvarlar olunca sağlam raporu çıkana kadar mevcut çadırların yanına ek mobil alanlar oluşturduk. Burada önemli olan diğer husus deprem hastası ve deprem dışı hastaların veri girişleri karışmaması gerekmektedir. Bunun önüne geçmek için triaj alanı oluşturmak ve iyi kayıt tutmak gerekir. Bilgisayar sistemleri bir süre çalışmadığı için kayıtlar manüel olarak defterlere yazıldı sonra sisteme aktarıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her afette yaşanan sorunlar aslında benzer 6 Şubat Maraş Depreminde de benzer sorunlar yaşandı. Sorunların önüne geçmek için temel yaklaşımları ve planlamaları yapmak gerekir. Şimdi bu temel yaklaşımları maddeler halinde vurgulayalım.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Triyaj</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem sonrası kaotik ortamda, hem depremden etkilenen yaralılar hem de deprem dışı hastalar acil servislere başvurur. Bu nedenle, etkili bir triyaj sistemi hayati önem taşır. Triyajın amacı, sınırlı kaynakların en verimli şekilde kullanılması ve hastaların öncelik sırasına göre sınıflandırılmasıdır. Deprem yaralıları öncelikli olmakla birlikte, deprem dışı hastalar da dikkate alınarak uygun müdahalelerin planlanması gerekir. Örneğin, akut kronik hastalıkları olan bireyler acil tedaviye ihtiyaç duyabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem bölgesinde deprem dışı acil vakalar, normal şartlarda görülen acil durumların büyük bir kısmını içerir. Bu tür vakalar, mevcut hastane kapasitesini zorlayabilir ve uygun bir triaj sürecinin yürütülmesini zorunlu kılar. Deprem bölgelerinde bu tür acil vakaların yönetimi, deprem sonrası yetersiz kaynaklar ve tıbbi ekipmanla daha da karmaşık hale gelir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Deprem Dışı Acil Vaka Türleri</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem bölgesinde karşılaşılabilecek deprem dışı acil vakalar şunlar olabilir:</p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Kardiyak Aciller</strong>: Kalp krizi, anjina, kalp yetmezliği gibi durumlar.</li>



<li><strong>Solunum Problemleri</strong>: Astım krizi, KOAH atakları, akciğer embolisi gibi solunum yetmezliği vakaları.</li>



<li><strong>Nörolojik Aciller</strong>: İnme (felç), epileptik nöbetler, akut bilinç kaybı gibi vakalar.</li>



<li><strong>Gastrointestinal Aciller</strong>: Şiddetli karın ağrısı, apandisit, safra kesesi krizi, bağırsak tıkanıklığı.</li>



<li><strong>Travmatik Yaralanmalar</strong>: Trafik kazaları, düşmeler, endüstriyel kazalar.</li>



<li><strong>Zehirlenmeler</strong>: Kimyasal maddeler, gıda zehirlenmeleri, ilaç aşırı dozları.</li>



<li><strong>Enfeksiyonlar</strong>: Sepsis, menenjit, akut enfeksiyon atakları.</li>



<li><strong>Psikiyatrik Aciller</strong>: Akut psikoz, intihar girişimleri, şiddetli anksiyete ve panik ataklar.</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Triaj Süreci</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem bölgesindeki triaj süreci, sınırlı kaynaklar ve depremzedelerin yoğunluğu nedeniyle daha dikkatli ve sistematik yapılmalıdır. Deprem dışı acil vakaların önceliklendirilmesi, kaynakların en etkin şekilde kullanılması için kritik öneme sahiptir. Triajda şu adımlar izlenmelidir:</p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Hasta Stabilizasyonu</strong>: İlk aşamada, hastanın genel durumu ve hayati bulguları hızlı bir şekilde değerlendirilmeli (ABC: Airway, Breathing, Circulation), kritik durumda olan hastalar hemen stabilize edilmelidir.</li>



<li><strong>Hızlı Klinik Değerlendirme</strong>: Hastaların şikayetlerine göre hızlı bir şekilde değerlendirilmesi yapılmalıdır. Özellikle kardiyak ve nörolojik aciller gibi hayatı tehdit eden durumlar en üst öncelikte ele alınmalıdır.</li>



<li><strong>Renk Kodlu Triaj Sistemi</strong>:
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kırmızı (Acil)</strong>: Hayati tehlikesi olan ve hemen müdahale gerektiren vakalar (örneğin kalp krizi, inme).</li>



<li><strong>Sarı (Öncelikli)</strong>: Durumu ciddi olan, ancak acil müdahale gerektirmeyen vakalar (örneğin apandisit, enfeksiyonlar).</li>



<li><strong>Yeşil (Daha Az Acil)</strong>: Hayati tehlikesi olmayan, gecikmeli müdahale yapılabilecek vakalar (örneğin küçük yaralanmalar, hafif solunum sıkıntıları).</li>



<li><strong>Siyah (Kurtarılamaz)</strong>: Tıbbi açıdan müdahale edilmesi zor olan ve hayatta kalma şansı düşük olan vakalar.</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Kaynak Yönetimi</strong>: Mevcut kaynaklar (ilaç, personel, tıbbi ekipman) depremzedeler ve acil vakalar arasında dikkatli bir şekilde paylaştırılmalıdır. Deprem dışı vakalar, depremzedelere müdahale sürecini aksatmadan, gerekli görüldüğünde sevk edilerek yönetilmelidir.</li>



<li><strong>İkincil Triaj ve Sevk</strong>: İlk triaj sonrası, bazı vakalar ileri tetkik ve tedavi için sevk edilebilir. Özellikle uzmanlık gerektiren vakalarda (örneğin kompleks cerrahi müdahaleler), hastaların daha donanımlı merkezlere nakli organize edilmelidir.</li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem bölgesinde deprem dışı acil vakaların yönetimi, sınırlı kaynaklar ve yoğun hasta başvurusu nedeniyle daha sistematik bir triaj gerektirir. Depremle ilgili yaralanmaların yanı sıra, kardiyak, solunum ve nörolojik aciller başta olmak üzere geniş bir spektrumda hastalar değerlendirilmeli, kaynaklar verimli bir şekilde kullanılmalı ve triajda hızla karar verilmelidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-1595" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1024x576.jpg 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-300x169.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-768x432.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-100x56.jpg 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1536x864.jpg 1536w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1170x658.jpg 1170w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-585x329.jpg 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bölüm 2: Alternatif Tedavi Alanlarının Oluşturulması</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Hasar görmüş hastanelerde acil servislerin etkin bir şekilde çalışamaması durumunda, alternatif tedavi alanlarının oluşturulması hayati önem taşır. Bu tedavi alanları, acil sağlık hizmetlerinin sürekliliğini sağlamak için geçici çözümler sunar. Alternatif tedavi alanlarının planlanmasında izlenecek bazı stratejiler şunlardır:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. Geçici Çadır Hastaneler</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Çadır hastaneler hızlıca kurulabilen ve sahra hastanesi işlevi görebilen birimlerdir. Genellikle deprem bölgelerinde ilk etapta tercih edilen çözüm yöntemidir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Deprem bölgesindeki büyük açık alanlarda (örneğin spor sahaları, parklar, okul bahçeleri) hızlı şekilde kurularak, temel acil hizmetler burada sunulabilir. Kardiyak, solunum ve travmatik yaralanmalar gibi acil vakalar bu alanlarda stabilize edildikten sonra sevk edilebilir.</li>



<li><strong>Ekipman ve Personel</strong>: Temel sağlık ekipmanları ve ilaçlar bulunmalı; yeterli sayıda sağlık personeli bu alanlarda görev almalıdır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. Mobil Sağlık Üniteleri</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Mobil sağlık araçları, kısa süreli müdahale için özellikle acil durumlarda yararlı olan bir alternatiftir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Bu üniteler, acil tıbbi müdahaleleri gerçekleştirebilecek şekilde donatılmıştır. Kardiyak aciller, travmalar, solunum problemleri gibi durumlara yönelik temel müdahaleler yapılabilir.</li>



<li><strong>Avantajı</strong>: Bölgeden bölgeye hareket edebilmeleri, geniş bir hasta kitlesine ulaşılmasını sağlar. Özellikle ulaşılamayan ya da ulaşımı zor olan bölgelerde kritik önem taşır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. Yerel Sağlık Merkezlerinin Dönüştürülmesi</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Deprem nedeniyle hasar görmemiş, mevcut küçük sağlık merkezleri veya aile sağlığı merkezleri hızlıca acil müdahale merkezlerine dönüştürülebilir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Bu merkezlerde kardiyak ve solunum acilleri, küçük yaralanmalar ve enfeksiyonlar gibi daha hafif acil durumlar tedavi edilebilir. Daha karmaşık vakalar ise stabilize edildikten sonra sevk edilebilir.</li>



<li><strong>Personel ve Ekipman</strong>: Ek sağlık personeli ve ekipman takviyesi ile bu merkezlerin kapasitesi artırılabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4. Sahra Hastaneleri</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Sahra hastaneleri, büyük bir hasta kapasitesine hizmet verebilecek geçici sağlık tesisleridir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Bölgeye taşınabilir yapıdaki sahra hastaneleri, tıbbi cerrahi müdahaleler ve ileri düzeyde acil bakım için donatılabilir. Bu hastaneler, deprem dışı vakaların yönetiminde kritik rol oynar ve multidisipliner ekiplerle çalışabilir.</li>



<li><strong>Avantajı</strong>: Sahra hastaneleri, yüksek teknoloji ve tıbbi cihazlarla donatılabildiği için kapsamlı tedaviler sunabilir. Deprem sonrası uzun vadeli tedavi ve bakım için ideal çözümlerden biridir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5. Geçici Rehabilitasyon Merkezleri</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Acil servis dışı hastaların tedavi sürecinin yönetilebilmesi için orta ve hafif şiddetteki acil vakalar bu merkezlerde takip edilebilir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Özellikle psikiyatrik aciller ve kronik hastalık yönetimi için daha düşük yoğunluklu tedavi alanları olarak işlev görebilirler.</li>



<li><strong>Personel ve Ekipman</strong>: Psikologlar, fizyoterapistler ve hemşireler bu merkezlerde destek sunabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>6. Uygun Sevk ve Koordinasyon</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Sevk Ağının Kurulması</strong>: Hastaneler arası sevk ve koordinasyon sistemi, hastaların uygun merkezlere en hızlı şekilde transfer edilmesi için etkin bir şekilde çalışmalıdır. Sağlık Bakanlığı veya yerel yetkililer tarafından koordine edilen bir sevk ağı, hastaların duruma uygun tedavi merkezlerine yönlendirilmesini sağlar.</li>



<li><strong>Helikopter veya Ambulans Desteği</strong>: Özellikle ağır travmalar ve kardiyak vakalar için hava ambulansları veya kara ambulansları aktif olarak kullanılmalıdır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem bölgesinde hasar görmüş acil servislerde deprem dışı acil vakaların yönetimi için alternatif tedavi alanlarının oluşturulması ve etkin bir triaj sistemi uygulanması, sağlık hizmetlerinin devamlılığı açısından kritik öneme sahiptir. Geçici çadır hastaneler, mobil sağlık üniteleri ve yerel sağlık merkezlerinin dönüştürülmesi gibi stratejiler, bu süreçte hem kısa hem de uzun vadeli çözümler sunabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Sağlık Personeli ve Kaynak Yönetimi</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem bölgesinde sağlık personeli ve tıbbi malzeme kısıtlı olabilir. Bu nedenle, kaynakların dikkatli bir şekilde yönetilmesi gerekir. Sağlık personelinin görevlendirilmesinde, deprem dışı hastaların bakımını üstlenecek bir ekibin oluşturulması önemlidir. İlaç ve tıbbi malzeme dağıtımı da dengeli bir şekilde yapılmalı, her iki hasta grubu için yeterli kaynak ayrılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Personel Yönetimi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem bölgesinde sağlık personelinin en etkin şekilde kullanılması için bir dizi strateji uygulanmalıdır. Bu stratejiler, personelin yeteneklerine göre en uygun şekilde yönlendirilmesini sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>a. Görev Dağılımı ve Uzmanlaşma</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Uzmanlık Alanlarına Göre Personel Dağılımı</strong>: Kardiyologlar, nörologlar, travma cerrahları ve genel pratisyenler gibi sağlık personeli, vakaların önceliklendirilmesine göre farklı görevlerde yer almalıdır. Örneğin, kalp krizi gibi kardiyovasküler acil vakalar, mümkünse kardiyologlar tarafından yönetilmelidir.</li>



<li><strong>Triage Yetkisi Olan Personel</strong>: Triaj sürecinde görev alacak personelin bu konuda eğitimli olması gerekir. Acil tıbbi müdahale gereken vakaların hızlıca tespit edilip müdahale edilmesi, triaj ekiplerinin işlevselliği ile yakından ilişkilidir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>b. Personel Takviyesi ve Dönüşümlü Çalışma</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yerel ve Ulusal Takviyeler</strong>: Deprem bölgesinde yerel sağlık personeli yetersiz kalıyorsa, diğer illerden veya ülkelerden uzman sağlık ekipleri gönderilmelidir. Sağlık Bakanlığı ve ilgili acil durum ekipleri, bölgede görev yapan personelin takviyesini koordine etmelidir.</li>



<li><strong>Vardiya Sistemi</strong>: Personelin aşırı yorulmasını önlemek ve sürekli hizmet sunmak için vardiyalı çalışma sistemi uygulanmalıdır. Dönüşümlü çalışma, sağlık personelinin fiziksel ve psikolojik dayanıklılığını artırır.</li>



<li><strong>Psikolojik Destek</strong>: Sağlık personeli, büyük stres altında çalıştığı için, psikolojik destek hizmetleri sağlanarak moral ve motivasyonlarının korunması önemlidir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;Kaynak Yönetimi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem sonrası tıbbi kaynaklar genellikle sınırlıdır. Bu yüzden kaynakların yönetimi, hastaların öncelik sırasına göre yapılmalı ve her hasta için gerekli olan minimum kaynak kullanılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>a. İlaç ve Ekipman Yönetimi</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Önceliklendirme</strong>: Kardiyovasküler ve nörolojik aciller gibi hayatı tehdit eden vakalar öncelikli olarak ele alınmalı ve bu hastalar için gerekli ilaç ve ekipman ayrılmalıdır. Örneğin, oksijen tedavisi, kardiyak monitörler ve defibrilatör gibi kritik ekipmanlar öncelikle hayati tehlike taşıyan vakalar için kullanılmalıdır.</li>



<li><strong>Sınırlı Kaynakların Kullanımı</strong>: Deprem sonrasında tıbbi malzeme ve ilaçlar sınırlı olabilir. Bu nedenle, her bir vaka için minimum gerekli malzeme kullanılmalı ve gereksiz tüketimden kaçınılmalıdır. Alternatif tedavi yöntemleri (örneğin, fiziksel müdahale veya basit tıbbi cihazlar) kullanılabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>b. Malzeme Temini ve Sevkiyat</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yerel ve Ulusal Destek</strong>: Deprem sonrası ihtiyaç duyulan tıbbi malzeme ve ilaçlar, hızlı bir şekilde deprem bölgesine ulaştırılmalıdır. Ulusal sağlık kuruluşları ve sivil toplum örgütleri, bu sevkiyatın planlanmasında ve organizasyonunda yer almalıdır.</li>



<li><strong>İkmal ve Depolama</strong>: Kritik ilaçlar (örneğin, kardiyak ilaçlar, antibiyotikler, analjezikler) ve tıbbi malzemeler (örneğin, IV sıvıları, dikiş malzemeleri, ventilatörler) deprem bölgesine sürekli olarak sağlanmalı ve güvenli bir şekilde depolanmalıdır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>c. Hasta Sevki ve Tedavi Planlaması</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Hasta Sevk Ağı</strong>: Durumu ağır olan hastalar, en uygun tedavi merkezine sevk edilmelidir. Örneğin, kalp krizi geçiren bir hasta, sahra hastanesi veya mobil sağlık ünitelerinde stabilize edildikten sonra kardiyolojik müdahale yapabilecek bir merkeze gönderilmelidir.</li>



<li><strong>Tele-Tıp ve Uzaktan Destek</strong>: Uzman sağlık personelinin eksik olduğu durumlarda, tele-tıp yoluyla uzman desteği sağlanabilir. Bu sayede, kritik vakalar uzaktan destek alarak yönetilebilir.</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="1024" height="768" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2.jpg" alt="" class="wp-image-1596" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2.jpg 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-300x225.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-768x576.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-100x75.jpg 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-585x439.jpg 585w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bölüm 3: Halk Sağlığı Ve Psikososyal Destek</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem sonrasında halk sağlığı riskleri artar. Enfeksiyon hastalıklarının yayılma riski, özellikle hijyen koşullarının bozulduğu alanlarda ciddi bir sorun olabilir. Deprem dışı hastaların yönetiminde bu risklerin önlenmesi için enfeksiyon kontrol önlemleri alınmalı, halk bu konuda bilgilendirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, deprem gibi travmatik olaylar sonrasında psikososyal desteğin önemi de artar. Deprem dışı hastaların psikolojik durumu göz önünde bulundurularak stres ve kaygı azaltıcı yaklaşımlar uygulanmalıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-1597" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-768x1024.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-225x300.jpg 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-75x100.jpg 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-1152x1536.jpg 1152w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-1170x1560.jpg 1170w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-585x780.jpg 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-rotated.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç: Afetlere Hazırlıklı Olmak</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem gibi büyük afetler sonrası, acil servislerde sadece deprem yaralıları değil, deprem dışı hastalar da göz ardı edilmemelidir. Bu yazı dizisinde ele alınan stratejiler, kriz durumlarında etkin bir sağlık hizmeti sunumu için rehber niteliğindedir. İyi planlanmış triyaj, alternatif tedavi alanlarının oluşturulması, personel ve kaynak yönetimi ile uzaktan tıp hizmetleri, deprem dışı hastaların yönetiminde başarılı sonuçlar alınmasını sağlayabilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="480" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti.jpg" alt="" class="wp-image-1598" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti.jpg 640w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti-300x225.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti-100x75.jpg 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti-585x439.jpg 585w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/deprem-bolgesinde-hasar-gormus-acillerde-deprem-disi-hastalarin-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağustos Güzeldir 17’si Olmasa</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/genel/agustos-guzeldir-17si-olmasa/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/genel/agustos-guzeldir-17si-olmasa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur KARAKAYALI]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Aug 2022 00:02:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlama ve Anmalar]]></category>
		<category><![CDATA[17 agustos]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[marmara depremi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=567</guid>

					<description><![CDATA[Takvim 17 Ağustos 1999; sıradan bir gün olarak başlayan gece saat 03.02’yi gösterdiğinde kara bir gün olarak tarihte yerini aldı. Kocaeli halkı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Takvim <strong>17 Ağustos 1999</strong>; sıradan bir gün olarak başlayan gece saat <strong>03.02</strong>’yi gösterdiğinde kara bir gün olarak tarihte yerini aldı. Kocaeli halkı sıradan bir günün sonunda uykuya daldıklarında bambaşka bir hayata gözlerini açtı. Uykularında büyük bir gürültü ile gözlerini açtıklarında kör bir karanlığın kucağında inleyen son umut çağrıları ile buldular kendilerini. Körfezin mavi yeşil rengi ile doğan güneş bu sabah kendini simsiyah bir güne hazırlıyordu. Yıkıntıların arasında son umut sözleri artık tüm körfezde kulaklarda çınlıyordu; <strong><em>‘’Sesimi duyan var mı?’’</em></strong>. Hem şiddetle unutmak, hem de unutmamak istiyor insan bu sözleri. Hala bazı yüreklerde bu sesler çınlıyor, bazı kabusların bir parçası oluyordu. Yeniden duymak istemediğimiz bu sözler yeniden söylenmesin, boğazlara düğümlenmesin diye Coğrafyamızın kaderi ‘’<strong>DEPREM</strong>’’ bu yazı dizimizin konusu oldu.</p>
<p>Hemen her coğrafya kendine özgü doğal tehditler barındırmaktadır. Deprem, yaşandığı bölge- de çok yönlü etki meydana getirmektedir. Bu çok yönlü etki; can kaybı ve yaralanmaların doğurduğu fiziksel ve psikolojik etkileri içermenin yanı sıra mal kaybının yaşanmasıyla ekonomik etkileri, tarihsel yapılarda oluşan tahribat ile kültürel etkileri ve uzun dönemde ortaya çıkan toplum davranışları değişikliğine neden olan sosyolojik etkileri olarak görülebilmektedir. Bu nedenle depremi tanımak öncesi ve sonrası için alınabilecek önlemleri uygulamak büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Deprem ve Türkiye </strong></p>
<p>Türkiye’de en sık gerçekleşen doğal afet heyelandır (%45), ikinci sıklıkta yer alan depremler (%18) ise can ve mal kaybı açısından en yıkıcı hasarı oluşturmakta iken AFAD 2020 Doğa kaynaklı olay istatistiklerinde deprem ilk sıraya yerleşmiştir (Şekil 1).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-568" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e.jpg" alt="" width="950" height="558" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e.jpg 1386w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e-300x176.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e-1024x602.jpg 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e-768x452.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e-1071x630.jpg 1071w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Şekil 1. AFAD 2020 Yılı Doğa Kaynaklı Olay İstatistikleri (Veriler AYDES-Afet Yönetim ve Karar Destek Sistemi’nden derlenmiştir.)</strong></p>
<p>Ülkemiz yaşadığı depremler ile toplam etkilenen insan sayısı açısından beşinci sırada yer alırken, insan kaybı açısından ise dokuzuncu sırada yer almaktadır. Yurdumuz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmiş tarihimize baktığımızda ülke olarak birçok yıkıcı deprem deneyimlerimiz mevcuttur. Ve bu da maalesef bize ilerde yaşayacağımız deprem gerçeğini hatırlatmaktadır. 1996 yılında yayınlanan Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası’na göre, yurdumuzun toprak bakımından %92’sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu ve nüfusumuzun %95’inin deprem tehlikesi altında yaşadığı,  büyük sanayi merkezlerinin %98’i ve barajlarımızın da %93’ünün deprem bölgesinde bulunduğu ayrıca bilinmektedir. Her yıl yurdumuzda ortalama olarak büyüklüğü 5 ila 6 arasında olan bir deprem yaşanmaktadır.</p>
<p>Yurdumuzda yaşanan son 58 yıl içerisinde meydana gelen depremlerden, 58.202 can kaybı yaşanmış, 122.096 kişi yaralanmış ve yaklaşık olarak 411.465 konut ve işyeri yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Bu da demektir ki depremlerde her yıl ortalama 1.003 can kaybı yaşanmakta ve 7.094 konut ve işyeri yıkılmaktadır.</p>
<p>En son ‘’2018 Türkiye Deprem Tehlike Haritası’’ AFAD Ulusal Deprem Araştırma Programı tarafından desteklenen ‘’Türkiye Sismik Tehlike Haritasının Güncellenmesi’’ başlıklı proje kapsamında hazırlanmıştır. Daha önce yayınlanan haritalar ‘’ Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası’’ olarak yayınlanırken son harita ‘’2018 Türkiye Deprem Tehlike Haritası’’ olarak yayınlanmıştır. Yeni haritada, önceki haritalardan farklı olarak deprem bölgeleri yerine en büyük yer ivmesi değerleri gösterilmiş ve “deprem bölgesi” kavramı ortadan kaldırılmıştır. Deprem tehlike haritası bir RİSK haritası değildir. Tehlike haritası üzerindeki yapıları, yaşayan nüfusun deprem anında etkilenme durumunu, ekonomik kayıpları ve depremin çevreye vereceği zarar sonuçlarını göstermekle ancak bir risk haritası olabilir (Şekil 2)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-569" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa.png" alt="" width="918" height="529" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa.png 1387w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa-300x173.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa-1024x590.png 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa-768x442.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa-1094x630.png 1094w" sizes="(max-width: 918px) 100vw, 918px" /></p>
<p><strong>Şekil 2. Türkiye Deprem Tehlike Haritası (AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı)</strong></p>
<p><strong>Deprem Öncesi, Anı ve Sonrası Alabileceğiniz Önlemleri Biliyor Musunuz? </strong></p>
<p>Günümüzde afet müdahalesinde en önemli kavramlardan biri komuta ve kontroldür. Afet müdahalesini denetleyen ve genel operasyonları, iletişimi, lojistiği, kaynak taleplerini ve dağıtımını, bilgi dağıtımını, arama ve kurtarma ekiplerinin tahsisini kontrol eden merkezi bir otorite olmalıdır. Ülkemizde bu otorite görevi AFAD tarafından yürütülmektedir.</p>
<p><strong>Deprem Öncesı̇ Alınacak Önlemler </strong></p>
<p>Afetlerde yıkımları, hasarı azaltacak en önemli unsur afet öncesi alınacak önlemlerdir. Bu doğrultuda alınacak önlemler;</p>
<ul>
<li>Depremin oluşumunu önleyemeyiz ancak yaşadığımız bölgeyi seçmek, depremde hasarı en aza indirmek elimizde. Bu nedenle yaşayacağımız bölgeyi titizlikle belirlemeliyiz. Kaygan ve ovalık bölgeler iskana açılmamalıdır. Konutlar gevşek toprağa sahip meyilli arazilere yapılmamalıdır.</li>
<li>Yapılar deprem etkilerine karşı dayanıklı inşa edilmelidir. Her birey kendi oturduğu binanın depreme karşı dayanıklılığını öngörememekle birlikte, daha önce yüksek ölçekli depreme maruz kalınma öyküsü, taşıyıcı kolonlarda çatlaklar, binanın zemini gibi unsurları göz önünde tutmalıdır. Özellikle 1.kuşak deprem bölgelerinde tercih imkanınız varsa dikey binalardan daha çok az katlı yatay ve kayalık zeminde yapılmış binalar tercih edilmelidir.</li>
<li>Dik yarların yakınına, dik boğaz ve vadilerin içine bina yapılmamalıdır. Çok kar yağan ve çığ gelen yamaçlarda bina yapılmamalıdır.</li>
<li>Mevcut binaların dayanıklılıkları artırılmalıdır.</li>
<li>Konutlara deprem sigortası yaptırılmalıdır.</li>
</ul>
<p>Bu önlemlerin yanı sıra, yapısal olamayan, yani binadan değil de eşyalardan kaynaklanacak hasarlardan korunmak için günlük kullandığımız eşyalarımızın ev içerisine yerleştirilmesinde aşağıda sayılan önlemleri almalıyız:</p>
<p>Dolap üzerine konulan eşya ve büro malzemeleri kayarak düşmelerini önlemek için plastik tutucu malzeme veya yapıştırıcılarla sabitlenmelidir. Dolaplar ve devrilebilecek benzeri eşyalar birbirine ve duvara sabitlenmelidir. Eğer sabitlenen eşya ve duvar arasında boşluk kalıyorsa, çarpma etkisini düşürmek için araya bir dolgu malzemesi konulmalıdır. Rafların önüne elastik bant ya da tel eklenebilir. Küçük nesneler ve şişeler, birbirlerine çarpmayacak ve devrilmeyecek şekilde, kutuların içine yerleştirilmelidir.</p>
<p>Gaz kaçağı ve yangına karşı, gaz vanası ve elektrik sigortaları otomatik hale getirilmelidir.<br />
Binadan acilen çıkmak için kullanılacak yollardaki tehlikeler ortadan kaldırılmalı, bu yollar işaretlenmeli, çıkışı engelleyebilecek eşyalar çıkış yolu üzerinden kaldırılmalıdır.<br />
Geniş çıkış yolları oluşturulmalıdır. Dışa doğru açılan kapılar kullanılmalı, acil çıkış kapıları kilitli olmamalıdır. Acil çıkışlar aydınlatılmalıdır. Karyolalar pencerenin ve üzerine devrilebilecek ağır dolapların yanına konulmamalı, karyolanın üzerinde ağır eşya olan raf bulundurulmamalıdır. Tüm bireylerin katılımı ile (evde, iş yerinde, apartmanda, okulda) “Afete hazırlık planları” yapılmalı, her altı ayda bir bu plan gözden geçirilmelidir. Zaman zaman bu plana göre nasıl davranılması gerektiğinin tatbikatları yapılmalıdır. Bir afet ve acil durumda eve ulaşılamayacak durumlar için aile bireyleri ile iletişimin nasıl sağlanacağı, alternatif buluşma yerleri ve bireylerin ulaşabileceği bölge dışı bağlantı kişisi (ev, işyeri, okul içinde, dışında veya mahalle dışında) belirlenmelidir.</p>
<p>Bireysel olarak alınacak önlemler;</p>
<p>Deprem anında kaosu azaltmanın en önemli unsuru deprem öncesinde bireylerinde deprem anında kendi yaklaşımlarını oluşturmalarıdır. Bulundukları evin konumuna göre kendi afet hazırlık senaryolarını oluşturulmalıdır. Depremin yıkıcı özelliği ortalama 15-20 saniye kadar sürmektedir. Bu doğrultuda deprem öncesi oturdukları binadan dışarı çıkma sürelerini hesaplamaları en önemli unsurdur. Özellikle zemin katta oturanlar depremin yıkıcı etkisi henüz başlamadan binayı boşaltma imkanı varsa tüm önlemler bu doğrultuda alınmalıdır. Yüksek binada oturanlar deprem anında kendileri için yıkılsa da ezilmeyecek olan kolonları belirleyerek kendi hazırlık senaryolarını oluşturmalıdır. Bu doğrultuda tüm aile bireyleri hazırlanmalıdır. Son dönemlerde popüler olan deprem çantaları birçok otorite tarafından önerilmektedir. Büyük anlamda gerekliliği kabul edilmekle birlikte deprem sonrası enkaz altında Robinson Crusoe hayatı yaşanmayacağı da göz önünde bulundurularak ortalama 10-15 kilo olan bu çantaların pratik olmadığı da unutulmamalıdır. Bu doğrultuda daha sadeleştirilmiş az yer kaplayan, pratik kendi çantalarınızın oluşturulması daha uygun olacaktır. Bu doğrultuda yanı başınızda radyo, konserve, ışık kaynakları gibi unsurlar yerine <strong>telefon, su ve harici şarj aleti</strong> bulundurmak daha etkin olabilecektir.</p>
<p><strong>DEPREM ANINDA YAPILMASI GEREKENLER </strong></p>
<p><strong>DEPREM ANINDA BİNA İÇERİSİNDEYSENİZ; </strong></p>
<ul>
<li>Kesinlikle panik yapılmamalıdır. Sabitlenmemiş dolap, raf, pencere vb. eşyalardan uzak durulmalıdır. Daha önce planladığınız senaryo doğrultusunda yaklaşım gösterilmelidir.</li>
<li>Baş iki el arasına alınarak veya bir koruyucu (yastık, kitap vb) malzeme ile korunmalıdır. Sarsıntı geçene kadar bu pozisyonda beklenmelidir. Güvenli bir yer bulup, diz üstü <strong>ÇÖK, </strong>Başını ve enseni koruyacak şekilde <strong>KAPAN, </strong>Düşmemek için sabit bir yere <strong>TUTUN </strong>pozisyonu alınmalıdır.</li>
<li>Merdivenlere ya da çıkışlara doğru koşulmamalıdır. Balkona çıkılmamalıdır.</li>
<li>Balkonlardan ya da pencerelerden aşağıya atlanmamalıdır. Kesinlikle asansör kullanılmamalıdır.</li>
<li>Telefonlar acil durum ve yangınları bildirmek dışında kullanılmamalıdır.</li>
<li>Kibrit, çakmak yakılmamalı, elektrik düğmelerine dokunulmamalıdır. Tekerlekli sandalyede isek tekerlekler kilitlenerek baş ve boyun korumaya alınmalıdır.</li>
<li>Mutfak, imalathane, laboratuvar gibi iş aletlerinin bulunduğu yerlerde; ocak, fırın ve bu gibi cihazlar kapatılmalı, dökülebilecek malzeme ve maddelerden uzaklaşılmalıdır.</li>
<li>Sarsıntı geçtikten sonra elektrik, gaz ve su vanalarını kapatılmalı, soba ve ısıtıcılar söndürülmelidir.</li>
<li>Diğer güvenlik önlemleri alınarak gerekli olan eşya ve malzemeler alınarak bina daha önce tespit edilen yoldan derhal terk edilip toplanma bölgesine gidilmelidir.</li>
<li>Okulda sınıfta ya da büroda ise sağlam sıra, masa altlarında veya yanında; koridorda ise duvarın yanına hayat üçgeni oluşturacak şekilde <strong>ÇÖK- KAPAN-TUTUN </strong>hareketi ile baş ve boyun korunmalıdır.</li>
<li>Pencerelerden ve camdan yapılmış eşyalardan uzak durulmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>DEPREM ANINDA AÇIK ALANDAYSANIZ; </strong></p>
<ul>
<li>Enerji hatları ve direklerinden, ağaçlardan, diğer binalardan ve duvar diplerinden uzaklaşılmalıdır. Açık arazide çömelerek etraftan gelen tehlikelere karşı hazırlıklı olunmalıdır.</li>
<li>Toprak kayması olabilecek, taş veya kaya düşebilecek yamaç altlarında bulunulmamalıdır. Böyle bir ortamda bulunuluyorsa seri şekilde güvenli bir ortama geçilmelidir.</li>
<li>Binalardan düşebilecek baca, cam kırıkları ve sıvalara karşı tedbirli olunmalıdır.</li>
<li>Toprak altındaki kanalizasyon, elektrik ve gaz hatlarından gelecek tehlikelere karşı dikkatli olunmalıdır. Deniz kıyısından uzaklaşılmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>DEPREM ANINDA ARAÇ KULLANIYORSANIZ; </strong></p>
<ul>
<li>Sarsıntı sırasında karayolunda seyir halindeyseniz;
<ul>
<li>Bulunduğunuz yer güvenli ise; yolu kapatmadan sağa yanaşıp durulmalıdır. Kontak anahtarı yerinde bırakılıp, pencereler kapalı olarak araç içerisinde beklenmelidir. Sarsıntı durduktan sonra açık alanlara gidilmelidir.</li>
<li>Araç meskun mahallerde ya da güvenli bir yerde değilse (ağaç ya da enerji hatları veya direklerinin yanında, köprü üstünde vb.); durdurulmalı, kontak anahtarı üzerinde bırakılarak terk edilmeli ve trafikten uzak açık alanlara gidilmelidir.</li>
</ul>
</li>
<li>Sarsıntı sırasında bir tünelin içindeyseniz ve çıkışa yakın değilseniz; araç durdurulup aşağıya inilmeli ve yanına yan yatarak ayaklar karına çekilip, ellerle baş ve boyun korunmalıdır. <strong>(ÇÖK-KAPAN-TUTUN)</strong></li>
<li>Kapalı bir otoparkta iseniz; araç dışına çıkılıp, yanına yan yatarak, ellerle baş ve boyun korunmalıdır. Yukarıdan düşebilecek tavan, tünel gibi büyük kitleler aracı belki ezecek ama yok etmeyecektir. Araç içinde olduğunuz takdirde, aracın üzerine düşen bir parça ile aracın içinde ezilebilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong>METRODA VEYA DİĞER TOPLU TAŞIMA ARAÇLARINDAYSANIZ: </strong></p>
<ul>
<li>Gerekmedikçe, kesinlikle metro ve trenden inilmemelidir. Elektriğe kapılabilirsiniz veya diğer hattan gelen başka bir metro yada tren size çarpabilir. Sarsıntı bitinceye kadar metro ya da trenin içinde, sıkıca tutturulmuş askı, korkuluk veya herhangi bir yere tutunmalı, metro veya tren personeli tarafından verilen talimatlara uyulmalıdır.</li>
</ul>
<h2><strong>YARALILARIN TIBBİ TEDAVİSİ</strong></h2>
<p>Bir depremin hemen ardından yaralıların bakımı,tipik olarak ortopedik ve yumuşak doku travmalarına odaklanır, buna kırık tedavisi de dahildir. Kafa travmalarının yaygınlığı nedeniyle cerrahi prosedürler, cerrahlar ve anestezistler, erken tıbbi müdahalenin önemli bileşenleridir. Ayrıca derin sedasyon ve narkotik ilaçlarla ağrı tedavisi tedavide önemlidir.</p>
<p>Kurtarılsalar bile, genellikle ezilme sendromu ve akut böbrek yetmezliği travma sonrasında görülen en önemli mortalite sebeplerindendir. Geniş vücut yanıklarına veya dumana maruz kalınması ciddi morbidite ve mortaliteye yol açar. Üçüncü bir grup akut ve kronik solunum yolu hastalığına yakalanan hastaların aerosol haline getirilmiş büyük miktarda partikül maddenin solunması da mortaliteyi arttırmaktadır.İklime bağlı olarak koşullar, hipotermi de dikkate alınabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>ÖNEMLİ HUSUSLAR</strong></h2>
<ol>
<li>Küçük ama kurtarılabilir sayıda insan genellikle bir depremde bina enkazında düşerek mahsur kalır. Köpekler ve yüksek teknoloji ile uygun şekilde eğitilmiş arama ve kurtarma ekiplerinin hızlı bir şekilde konuşlandırılması, bu kişileri bulmak ve kurtarmak için dinleme cihazları gereklidir.</li>
<li>Bir depremde en sık görülen yaralanmalar travmatik yaralanmalardır. Kapalı kafa yaralanması ve ortopedik yaralanmalar dahil olmak üzere baş ve vücut yaralanmaları sık görülmektedir. Afet tıbbi müdahale ekipleri müdahale bu yaralanmalara müdahale etmeye hazır olmalıdır. Ezilme sendromu daha çok</li>
</ol>
<p>depremlerde diğer afetlerden daha yaygındır. Ekip uygun intravenöz solüsyonlara ve doku kompartman sendromlarını değerlendirebilecek donanıma ve becerilere sahip olmalıdır. Böbrek fonksiyonunu izlemek ve gerekirse diyaliz sağlamak için laboratuvar kapasitesi gereklidir.</p>
<p>3-Depremlerde, özellikle kentsel alanlarda yaygın olarak görülen diğer yaralanmalar, yanıklar, dumandan kaynaklanan solunum  yaralanmaları  ve toz, duman ve döküntülerin solunmasından kaynaklanan astım da dahil olmak üzere kronik veya subakut solunum yolu hastalıklarının alevlenmesidir</p>
<p>4- Depremler altyapıyı büyük ölçüde tahrip ederek hastaneleri ve tıbbi klinikleri çalışmaz ve kullanılamaz hale getirir. Gaz hatları, su şebekeleri, kanalizasyon tesisleri ve elektrik santralleri de dahil olmak üzere temel hizmetler de genellikle harap olur. Afet müdahale ekibi, su, barınma ve enerji gibi bu temel hizmetleri ve ayrıca geçici donanımlı tıbbi tesisleri sağlamaya hazır olmalıdır. Hastaneler ve klinikler depremden sonra ayakta kalsalar bile yapısal olarak kullanılamaz ve girilmesi son derece tehlikeli olabilir.</p>
<p>5-Deprem bölgesi kurtarma görevlileri için oldukça tehlikelidir. Bina enkazı, gevşek teller ve sızıntı yapan gaz, su ve kanalizasyon yaygındır.Arama ve kurtarma operasyonlarını gerçekleştirmek veya gömülü yaralıları ortaya çıkarmak için binalara giren kurtarma görevlileri, binaların yapısal olarak dengesiz olması durumunda genellikle kendilerini riske atmaktadır. Bir depremin ilk etkisinden sonra artçı şoklar yaygındır ve ayakta kalan yapıların çökmesini tetikleyebilir.</p>
<p>6-Barınma sisteminin, etkilenen nüfusun sağlık sonuçları üzerinde de etkisi vardır. Geçici barınaklarda yaşayan insanların bakım arama olasılığı, kalıcı barınaklarda yaşayanlara göre neredeyse 1,7 kat daha fazlaydı. 2010&#8217;daki Haiti Depremi, daha kalıcı barınma seçeneklerine duyulan ihtiyacın bir başlıca örneğidir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ANAHTAR NOKTALAR</strong></p>
<p>Arama kurtarma operasyonlarını erken uygulamamak, afet öncesinde gerekli hazırlıkları yapmamak deprem sonrasında müdahalenin en önemli kısıtlayıcısıdır. Ağır hafriyat ekipmanına sahip arama ve kurtarma personeli, zamanında harekete geçirilirse ve depremin etkisine yakın bir yerde hazır bulunursa çok etkili olabilir. Bu operasyonlar, molozda mahsur kalan hayatta kalanları keşfetti ve ortaya çıkardı; ancak, afet müdahalesinin bu kısmı çok maliyetlidir ve genellikle kurtarılan kurbanların sayısı, yoğun kısa ve uzun süreli tıbbi bakım gerektiren toplam yaralı sayısına göre küçüktür.</p>
<p>Ezilme sendromu, küçük veya büyük miktarlarda enkaz altında ve uzun süreler boyunca sıkışıp kalan ve sabitlenmiş ekstremitelerin nekrozuna  yol açan hastalarda yaygındır. Kurtarma görevlileri tam olarak eğitilmeli ve potansiyel olarak ezilme sendromu ve yeni başlayan böbrek yetmezliği olan hastalara nasıl düzgün yanıt verileceği konusunda protokoller taşımalıdır. Müdahale ekibinin diyaliz ve nefroloji konsültasyonuna erişimi olmalıdır. Büyük ortopedik yaralanmalar, ezilme sendromu, hemodiyaliz ve diğer önemli tıbbi alt uzmanlık müdahaleleri ilgi çekici ve çoğu zaman medyanın ilgisini çekse de, depremlere tıbbi müdahalenin en önemli kısmı halk sağlığı ve birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamındadır. Bir depremden kurtulanların çoğunun karşılaştığı en önemli sorun, su, barınak, gıda, sanitasyon ve temel sağlık tesisleri ile temel sağlık hizmetleri dahil olmak üzere altyapının restorasyonudur. Bu sorunları göz ardı eden herhangi bir yardım çabası, etkilenen nüfusun kısa, orta veya uzun vadeli sağlığı üzerinde herhangi bir kalıcı etki olmaksızın, az sayıda hasta için yalnızca kısa ve pahalı bir etkiye sahip olacaktır. Erken dikkat afetin dayattığı kaygı ve psikolojik stres, TSSB, kronik kaygı ve nüfus üzerindeki depresyon ile ilişkili uzun vadeli engelliliği ve işlevsel kapasitedeki bozulmayı iyileştirebilir. Afet tıbbi müdahale ekipleri, yanıtın en başından itibaren aktif olarak katılmaları için psikologları ve psikiyatristleri görevlendirmek önemlidir.</p>
<p>İnsan doğasının acil bir aktif müdahale gerektirmesine rağmen, bir depreme  karşı en iyi afet tıbbi müdahalesi, bilgi iletişimi ile hızlı ve acil bir değerlendirme gerektirir. Sonuç olarak yaşadığımız Coğrafyada Deprem bir gerçektir ve önlenemez, ancak deprem sonrasında riskleri en aza indirmek gerekli ön hazırlık ile mümkündür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KAYNAKLAR</strong></p>
<p>1-Afet Yönetimi ve Tıbbi Uygulamalar. Serkan Emre Eroğlu; EMA Tıp Yayınevi; Ankara; 2019; 445-459</p>
<p>2-https://www.afad.gov.tr/kurumlar/afad.gov.tr/e_Kutuphane/Istatistikler/ 2020yilidogakaynakliolayistatistikleri.pdf (Erişim Tarihi:01.08.2022)</p>
<p>3-https://www.afad.gov.tr/deprem-oncesi-ani-ve-sonrasi-alabileceginiz-onlemleri-biliyor-musunuz (Erişim Tarihi:01.08.2022)</p>
<p>4-Ciottone&#8217;s Disaster Medicine; Gregory R Ciottone; 2015; 572-574</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/genel/agustos-guzeldir-17si-olmasa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
