<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>afet yönetimi &#8211; Afet Komisyonu</title>
	<atom:link href="https://tatd.org.tr/afet/tag/afet-yonetimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tatd.org.tr/afet</link>
	<description>TATD</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 08:05:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Savaş ve Silahlı Çatışma Ortamlarında Sivil Sağlık Hizmetlerinin Sürekliliği ve Etik</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/savas-ve-silahli-catisma-ortamlarinda-sivil-saglik-hizmetlerinin-surekliligi-ve-etik/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/savas-ve-silahli-catisma-ortamlarinda-sivil-saglik-hizmetlerinin-surekliligi-ve-etik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MERVE TÜRKER KÖŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 05:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[silahlı atışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[sivil]]></category>
		<category><![CDATA[sivil sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1734</guid>

					<description><![CDATA[Giriş Savaş, tarih boyunca ekonomik, dini, siyasi çıkarlar gibi nedenlerden dolayı başlayan ve sonuçlarını ise çoğunlukla sivillerin yaşadığı insan eliyle ortaya çıkarılmış&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Giriş</strong></h2>



<p>Savaş, tarih boyunca ekonomik, dini, siyasi çıkarlar gibi nedenlerden dolayı başlayan ve sonuçlarını ise çoğunlukla sivillerin yaşadığı insan eliyle ortaya çıkarılmış bir afettir(1). Tüm afet durumlarında olduğu gibi savaş ve silahlı çatışma ortamında da sağlık çalışanları insan yaşamını korumaya ve sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürmeyi amaçlamaktadır. Bu durum özellikle sağlık hizmetlerinin sürekliliği, sağlık personelinin ve hastaların korunması açısından etik ve hukuki sorunları beraberinde getirmektedir (2). Savaş ve çatışma ortamında sağlık hizmetlerinin sürekliliği birçok şekilde kesintiye uğrayabilir: Hastanelerin veya nakil araçlarının bombalanması; sağlık personelinin kaçırılması, öldürülmesi, tutuklanması; ilaç, kan ürünlerinin stoklarının tükenmesi… gibi nedenler sayılabilir (3). Afetlerde yaralanma sonrasında yaralıların tedavisi öncelik olmasına rağmen, doğum, kronik hastalıkların alevlenmesi, aşılama programları, hasta takipleri bir yandan devam etmektedir (4). Bu yüzden afetler öncesindeki hazırlık planları ortaya çıkan afetin sağlık hizmetlerinin kesintiye uğratmaması temelleri ve hedefleri ile oluşturulur (5). Birçok afette uluslararası bileşenler bir araya gelerek afetin etkilediği toplum üzerindeki etkisini azaltmaya çalışırken; savaşlar ve çatışmalarda bu durum biraz daha farklı olabilmektedir.</p>



<p>Günümüzde yürürlükte olan Cenevre Sözleşmeleri ve bunlara ek protokoller kapsamında, savaş ve silahlı çatışma ortamlarında sağlık hizmeti sunan kişi ve kuruluşların korunması uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerinden biri olarak kabul edilmektedir (6). Bu çerçevede; <strong><em>sivil hekimler, askerî tabipler, sağlık personeli, insani yardım faaliyetlerinde bulunan sivil toplum kuruluşları ile yaralı ve hastalara yardım ulaştıran sağlık birimleri</em></strong> özel olarak korunmaktadır. Söz konusu düzenlemelere göre, <strong><em>bu kişi ve kuruluşlar çatışmanın tarafı olarak kabul edilmez; görevlerini yerine getirirken hedef alınmamaları, engellenmemeleri ve zarar görmemeleri</em></strong> uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınmıştır. Ayrıca sağlık personelinin yaralı ve hastalara taraf gözetmeksizin tıbbi yardım sunabilmesi, tıbbi tesislerin ve ambulansların korunması ve sağlık hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması da bu sözleşmelerin temel hükümleri arasında yer almaktadır. Fakat bu sözleşmelere uyumu, korumayı ve hesap verebilirliği artırmaya yönelik stratejiler eksiktir ve ihlallerin düzenli olarak raporlanması söz konusu değildir (7).</p>



<p>Silahlı çatışmalarda sağlık hizmetlerine yönelik saldırılar, insan haklarının ve Uluslararası İnsani Hukukun temel ilkelerini ihlal etmektedir (8).Fakat yakın tarihli savaşlarda tanık olunduğu gibi, özellikle coğrafyamıza yakın bölgelerde gerçekleşenler olmak üzere dünya genelindeki savaşlarda, hastanelerin bombalandığı, insani yardımların engellendiği, sağlık çalışanlarının hayatını kaybettiği yönündeki olayların uluslararası raporlar ve medya aracılığıyla sıklıkla gündeme geldiği görülmektedir (9). Çatışma Ortamında Sağlığı Koruma Koalisyonu tarafından oluşturulan <strong><em>Şiddet Salgını: Çatışmalarda Sağlık Personeline Yönelik Şiddet | 2024 raporuna göre:</em></strong> 2024 yılında sağlık hizmetlerine yönelik şiddet ve sağlık hizmetlerini engelleme amaçlı 3623 olay tespit edilmiştir; Sağlık tesislerine yönelik hasar verici ya da yıkıcı olay sayısı 1100 olarak bildirilmiştir ve çoğunlukla Lübnan, Myanmar, Filistin, Sudan, Suriye ve Ukrayna’da gerçekleşmiştir (10). Bu rapora göre: 2024 yılı kayıtlı olarak sağlık çalışanlarının en fazla öldüğü yıl olmuş, En çok ölüm vakası 642 sağlık çalışanı ile Filistin’de gerçekleş; Nijerya ve Myanmar ağırlıklı olmak üzere toplam 140 sağlık çalışanının kaçırıldığı rapor edilmiş; 470’ten fazla sağlık çalışanının tutuklandığı bildirilmektedir ve çoğunluğu Filistin’de yaşanmıştır. İngiliz Tıp Birliği’nin, <strong><em>Tıbbın Hedef Alınması: Çatışma bölgelerinde sağlık hizmetlerine yönelik artan saldırılar </em></strong>raporu da bu verileri destekler niteliktedir (11). Lancet’te 2010 yılında yapılan bir derlemede (7): Çatışmalarda sağlık sistemine yapılan saldırılarda üç ana eğilim tespit etmiştir: 1) Tıbbi işlevlere yönelik saldırılar, sivillere yönelik geniş bir saldırının parçası gibi görünmektedir; 2)Tıbbi işlevlere yönelik saldırılar askeri avantaj elde etmek için kullanılıyor; 3)Savaşçılar, sağlık çalışanlarının mensubiyetlerine bakılmaksızın hastalara bakım sağlama yönündeki etik görevine saygı göstermemektedir. Derleme bu sonuçları ile DSÖ’nü bu ihlallerin sağlam ve sistematik bir şekilde belgelenmesine öncülük etmeye ve ülkelerin ve tıp camiasının uyumluluk, koruma ve hesap verebilirliği geliştirmek için adımlar atmasını önermektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Silahlı Çatışmaların Sağlık Sistemine Olan Etkisi</strong></h2>



<ol class="wp-block-list">
<li></li>
</ol>



<p>Sağlık hizmetlerinin kesintisiz biçimde sürdürülebilmesi, güvenli sağlık tesislerinin varlığı kadar bu tesislerde güvenli koşullar altında görev yapabilen nitelikli sağlık personelinin bulunmasına da bağlıdır. Uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde sağlık tesisleri; hastaneler, klinikler, laboratuvarlar, acil servisler, kan transfüzyon merkezleri ile tıbbi ve farmasötik malzemelerin depolandığı lojistik birimleri kapsamaktadır (12). Bunun yanı sıra, uluslararası insancıl hukuk kapsamında koruma işareti olarak kabul edilen ve sağlık hizmetleri ile insani yardım faaliyetlerini tanımlamak amacıyla kullanılan bazı amblemler bulunmaktadır. Bu bağlamda <strong><em>Red Cross emblem, Red Crescent emblem ve Red Crystal emblem</em></strong> amblemlerini taşıyan ve insani yardım faaliyetleri kapsamında görev yapan tıbbi birimler de sağlık tesisleri kapsamında değerlendirilmektedir. Beyaz zemin üzerine kırmızı haçtan oluşan Kızılhaç amblemi, çatışma ortamlarında tıbbi hizmetlerin, yaralı ve hastaların bakımını üstlenen sağlık personelinin ve tarafsız insani yardım faaliyetlerinin ayırt edilmesini sağlayan ve uluslararası düzeyde tanınan bir koruma sembolüdür (13). Benzer şekilde Kızıl Hilal amblemi de uluslararası insancıl hukuk tarafından korunan bir işaret olup özellikle Müslüman ülkelerde Kızılhaç ambleminin kültürel olarak kabul edilebilir eşdeğeri olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, 2005 yılında kabul edilen Üçüncü Ek Protokol ile uluslararası insancıl hukuka dâhil edilen Kızıl Kristal amblemi ise dinî veya kültürel çağrışımlardan arındırılmış, tarafsız bir alternatif koruma sembolü olarak kabul edilmiştir (14). Bu amblemler, silahlı çatışma ve afet durumlarında sağlık hizmeti sunan birimlerin tarafsızlığını ve korunmasını göstermek amacıyla kullanılmakta olup, bu işaretleri taşıyan tıbbi tesisler ve sağlık hizmeti sağlayıcıları uluslararası hukuk çerçevesinde özel koruma statüsüne sahiptir. Bu yapıların temel amacı<strong><em>, silahlı çatışma veya olağanüstü durumlar sırasında yaralı ve hastalara ayrım gözetmeksizin tıbbi bakım sağlanmasını mümkün kılmak ve sağlık hizmetlerinin sürekliliğini güvence altına almaktır</em></strong>.</p>



<p>Bu konuda yayınlanmış en güncel ve kapsamlı raporlardan birisi Uluslararası Kızılhaç Komitesi (International Committee of the Red Cross) tarafından yayımlanan, sağlık hizmetlerine yönelik şiddet ve saldırılar silahlı çatışma ve diğer acil durumlarda ciddi bir sorun olarak öne çıkaran <strong><em>Health Care in Danger</em></strong>’dır (15). Tehlike Altındaki Sağlık Hizmetleri, 2012 yılında başlatılan Kızılhaç ve Kızılay Hareketi&#8217;nin Uluslararası Kızılhaç Komitesi liderliğindeki bir projesidir. Silahlı çatışma ve diğer acil durumlarda etkili ve tarafsız sağlık hizmetlerinin verimliliğini ve sunumunu geliştirmeyi amaçlamaktadır (16). Bu raporlar detaylı olarak incelendiğinde aşağıdaki tanım ve olgular öne çıkmaktadır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Raporlarda sağlık personeli kavramı;</strong> doktorlar, hemşireler, paramedikler, fizyoterapistler, eczacılar, ambulans sürücüleri, silahlı kuvvetlere bağlı sağlık personeli ile sağlık hizmeti sunan uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütlerinde görev yapan sağlık çalışanlarını kapsamaktadır. Bunun yanında hastanelerde görev yapan idari ve destek personeli de sağlık hizmetlerinin sürekliliğinde kritik rol oynayan sağlık personeli kapsamında değerlendirilmektedir.</li>



<li><strong>Tıbbi ulaşım araçları</strong> ise sivil ya da askerî nitelikte olmasına bakılmaksızın yaralı ve hastaların taşınması amacıyla kullanılan ambulanslar, hastane gemileri ve tıbbi amaçlı uçakları içermektedir. Ayrıca hasta, sağlık personeli, tıbbi malzeme veya ekipman taşınması amacıyla kullanılan özel ulaşım araçları da uluslararası insancıl hukuk kapsamında tıbbi ulaşım aracı olarak tanımlanmaktadır.</li>



<li><strong>Sağlık hizmetlerine yönelik saldırılarda,</strong> Ocak 2012 ile Aralık 2014 tarihleri arasında toplam 2398 şiddet olayı rapor edilmiştir. Bu olayların 728’i tıbbi ulaşım araçlarını etkilemiş, 1222’si ise doğrudan sağlık tesislerini veya çevresini hedef almıştır</li>



<li>Bu saldırıların sonuçları yalnızca sağlık altyapısına verilen fiziksel zararlarla sınırlı kalmamış; hasta ve hasta yakınlarının yaralanması, darp edilmesi veya hayatını kaybetmesi gibi ciddi insani sonuçlara da yol açmıştır. Sağlık personeli tehdit edilmiş, tıbbi etik ilkelerine aykırı davranmaya zorlanmış ve bazı durumlarda hastalara ücretsiz tedavi uygulamaları için baskı görmüşlerdir. Ayrıca sağlık çalışanlarının hasta veya hasta yakınları tarafından fiziksel saldırıya uğradığı vakalar da rapor edilmiştir.</li>



<li><strong>Sağlık tesisleri</strong> bazı durumlarda doğrudan hedef alınarak kurşunlanmış, bombalanmış veya yakılmış; bazı durumlarda ise devam eden çatışmalar nedeniyle dolaylı olarak zarar görmüştür. Bunun yanında sağlık tesislerine silah kullanılarak zorla girilmesi, hastanelerin askeri amaçlarla işgal edilmesi, silah depolama alanı veya barınak olarak kullanılması gibi vakalar da bildirilmiştir. Bu süreçte birçok sağlık tesisinde tıbbi malzeme ve ekipmanların yağmalandığı, bunun sonucunda sağlık hizmetlerinin ciddi biçimde aksadığı rapor edilmiştir.</li>



<li><strong>Ambulans ekiplerinin</strong> sağlık tesislerine ulaşımının engellenmesi veya geciktirilmesi, yaralı ve hastaların zamanında sağlık hizmetine erişimini zorlaştıran önemli bir diğer sorun olarak öne çıkmaktadır. Bazı olaylarda ise sağlık tesislerine yönelik saldırıların ardından yardım amacıyla olay yerine gelen ekiplerin hedef alındığı <strong>ikincil saldırılar</strong> da gözlemlenmiştir.</li>
</ul>



<p>Saldırılarda sağlık tesislerinin doğrudan veya dolaylı olarak zarar görmesi, sağlık sisteminin işleyişini ciddi şekilde sekteye uğratmaktadır. Bu tür durumlarda öncelikle sağlık tesislerinin fiziksel altyapısı zarar görmekte; telekomünikasyon, ulaşım yolları, su, elektrik ve gaz gibi temel hizmetlerin kesintiye uğraması sağlık hizmetlerinin sunumunu güçleştirmektedir. Bunun yanı sıra sağlık çalışanlarının yaşam güvenliğinin tehdit altında olması, yoğun stres ve tükenmişlik ile mücadele etmek zorunda kalmaları ve sterilizasyon koşullarının bozulması gibi faktörler bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini artırarak sağlık hizmetlerinin sürekliliğini olumsuz etkilemektedir. Bu durum aynı zamanda hastaların tedavilerinin eksik veya yetersiz kalmasına, hayatta kalan sağlık çalışanlarının personel yetersizliği nedeniyle birden fazla rol üstlenmek zorunda kalmasına ve bazı hastaların güvenlik kaygıları nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurmaktan kaçınmasına neden olmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sağlık Tesisleri ve Sağlık Çalışanlarının Hedef Alınması ve Nedenleri</strong></h2>



<p>Cenevre Sözleşmesi 3 Numara Madde 19’da ‘<strong><em>’Sağlık servisine bağlı sabit müesseseler ve seyyar sıhhiye birlikleri hiçbir suretle tecavüze maruz bırakılmayarak muharipler tarafından hürmet görecek ve himaye olunacaklardır. Bu müessese ve birlikler muhasım tarafın eline düşerlerse hasta ve yaralıları için gereken ihtimam ve tedavi esir eden devlet tarafından sağlanmadıkça işlerine devam edeceklerdir. Yetkili makamlar; yukarıda mezkûr sıhhi birlik ve müesseselerinin, mümkün mertebe, askeri hedeflere yapılması muhtemel taarruzlardan tehlikeye düşmeyecek yerlerde bulundurulmalarına dikkat edeceklerdir.</em></strong>’’ şeklinde sağlık tesislerinin korunduğu açıkça belirtilmiştir (17,18). Yine 4 Numara Madde 24’te ‘’Münhasıran hasta ve yaralıların araştırılması, kaldırılması, nakli, tedavisi veya hastalıkların önlenmesi ile vazifelendirilen personel, sıhhiye birlik ve müesseseleri idaresi, personeli, silahlı kuvvetlere bağlı imam ve rahipler her zaman ve yerde himaye edilecek ve saygı göreceklerdir.’’ şeklindedir (5). Sağlık personelinin de savaş esnasında korunduğu net bir şekilde anlaşılmaktadır. Buna rağmen sağlık tesisleri doğrudan ya da dolaylı bir şekilde saldırılara hedef olmaktadır.&nbsp; Geçmiş savaşlar incelendiğinde sağlık tesislerinin yanlışlıkla hedef alındığı, tarafsızlık ihlaline karşı tepki olarak misilleme yapıldığı, düşmanın moralini bozmak için hastane gibi savunmasız yerlerin hedef gösterilmesi, kültürel küçümseme, ırksal şartlanma sonucunda saldırı yapılması, farklı ülkelerin hükümet çıkarları doğrultusunda medyada hastane saldırılarını haber yapma özgürlüklerinin derecesine göre kamuoyu tepkilerinin de farklı olması, uluslararası hukukun galip gelen devlete farklı davranması gibi nedenler sağlık tesisi ve sağlık çalışanlarını hedef haline getirme sebepleri olarak belirtilmiştir (19).</p>



<p>Sağlık tesislerine ilişkin korumanın sona ermesi Cenevre Sözleşmesi Numara 1 Madde 21’de “<strong><em>Sağlık hizmetlerine bağlı seyyar sağlık birlikleri ve sağlık kuruluşları, insani görevleri dışında düşmana zarar vermek amacıyla kullanılmadıkları sürece uluslararası insancıl hukuk kapsamında korunmaktadır. Bununla birlikte, bu birimlerin insani görevleri dışında askeri amaçlarla kullanıldığının tespit edilmesi durumunda, öncelikle makul bir süre tanıyan bir uyarı yapılması gerekmektedir. Yapılan uyarıya rağmen söz konusu faaliyetlerin devam etmesi halinde, bu koruma statüsü kaldırılabilmektedir.</em></strong><em>’’</em> Belirtilmiştir (18,20).</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Etik Kurallar</strong></h2>



<p>Savaşın yıkımlarının aşırıya kaçmaması savaşın da sınırları olması gerekliliği savaş hukukuna dair ilk yazılı belge, M.Ö 1740 Hammurabi Kanunlarıdır (20,21). Günümüzde Cenevre Sözleşmesi ile sağlık çalışanları, hastaneler ve siviller koruma altına alınmıştır (22). Ayrıca 2016 yılında 2286 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararında Cenevre Sözleşmesi ve 2005 ek protokollerinin maddeleri vurgulanmıştır (23).</p>



<p>Bu maddeler incelendiğinde: Hastalar, yaralılar, tıbbi bakım veren personeller, insani yardım kuruluşları, tıbbi birimler ve tıbbi nakil araçlarına olan saldırıları kınama ve koruma ile ilgili maddeler belirtilmiştir. Cenevre Sözleşmesi dünya çapında kurallar belirtmiş olsa da uygulamasında birtakım sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunlarda ilki özellikle ABD, Rusya, Çin gibi güçlü devletler iş birliği yapmamaları durumunda bu devletleri yargılayabilecek bir üst kurul/güç bulunmamaktadır.</p>



<p>Her zaman ülkeler veya devletler çatışmamaktadır. Uluslararası statüsü olmayan devlet dışı silahlı gruplar da bu çatışmaya katılmaktadır. Bu silahlı gruplar da savaş hukukuna uymak zorundadır (3). Cenevre Sözleşmesi Numara 1 Madde 3’te belirtilmiştir (20).</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç</strong></h2>



<p>İngiliz tıp cemiyeti tarafından 2025 yılında uluslararası hukukun açık bir ihlali olmasına rağmen, sağlık hizmetlerine çatışma bölgelerinde giderek daha fazla saldırılar nedeniyle hazırladığı <strong><em>Tıp Hedef Tahtında: Çatışma bölgelerinde sağlık hizmetlerine yönelik artan saldırılar</em></strong> raporunda, sağlık çalışanları bu zorlu savaş ve çatışma koşullarında sağlık hizmetlerini sürdürürken (11):</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>En başta karşısındaki yaralının veya hastanın insan olmasından dolayı saygıyı hakkettiği bilincinde olması</li>



<li>Milliyet, din, cinsiyet ya da sınıf ayırımı yapmadan tıbbi ihtiyaç doğrultusunda hastaya yaklaşması,</li>



<li>Özellikle insani yardım kuruluşları yansızlık ilkesi ile hareket etmesi,</li>



<li>Sağlık çalışanları her türlü tehdit, siyasi, ekonomik güçten bağımsız hareket etmesi</li>



<li>Hasta mahremiyetine savaş ve silahlı çatışma durumlarında da dikkat etmesi önerilmiştir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynaklar</h2>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p><em>1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; War | History, Causes, Types, Meaning, Examples, &amp; Facts | Britannica [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.britannica.com/topic/war</em></p>



<p><em>2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Respecting and Protecting Health Care in Armed Conflicts and in Situations Not Covered by International Humanitarian Law.</em></p>



<p><em>3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; MARTINI M, VALCHI L, MASSARO E, PARRELLA R, ORSINI D. War and Health: the devastating impact of conflict on Wellbeing and Humanitarian Crises. J Prev Med Hyg. 31 Ekim 2024;65(3):E464-8. doi:10.15167/2421-4248/jpmh2024.65.3.3412 PubMed PMID: 39758762; PubMed Central PMCID: PMC11698113.</em></p>



<p><em>4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aydin ÖF, Yilmaz S, Ulusoy M, Polat M. Analyzing emergency department presentations linked to secondary earthquake effects. The American Journal of Emergency Medicine. 01 Mart 2025;89:61-6. doi:10.1016/j.ajem.2024.12.037</em></p>



<p><em>5.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Khirekar J, Badge A, Bandre GR, Shahu S. Disaster Preparedness in Hospitals. Cureus. 15(12):e50073. doi:10.7759/cureus.50073 PubMed PMID: 38192940; PubMed Central PMCID: PMC10771935.</em></p>



<p><em>6.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Protocol Additional to the Geneva Conventions of 12 August 1949, and relating to the Protection of Victims of International Armed Conflicts (Protocol 1) | OHCHR [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.ohchr.org/en/instruments-mechanisms/instruments/protocol-additional-geneva-conventions-12-august-1949-and</em></p>



<p><em>7.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rubenstein LS, Bittle MD. Responsibility for protection of medical workers and facilities in armed conflict. The Lancet. 23 Ocak 2010;375(9711):329-40. doi:10.1016/S0140-6736(09)61926-7 PubMed PMID: 20109960.</em></p>



<p><em>8.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yayin 1949 Tarihli Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokoller [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://insanhaklariizleme.org/vt/yayin_view.php?editid1=485.</em></p>



<p><em>9.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Haar RJ, Read R, Fast L, Blanchet K, Rinaldi S, Taithe B, vd. Violence against healthcare in conflict: a systematic review of the literature and agenda for future research. Confl Health. 07 Mayıs 2021;15:37. doi:10.1186/s13031-021-00372-7 PubMed PMID: 33962623; PubMed Central PMCID: PMC8103060.</em></p>



<p><em>10.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Epidemic of violence: Violence against health care in conflict 2024 &#8211; World | ReliefWeb [Internet]. 2025 [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://reliefweb.int/report/world/epidemic-violence-violence-against-health-care-conflict-2024</em></p>



<p><em>11.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; The British Medical Association is the trade union and professional body for doctors in the UK. [Internet]. 2025 [a.yer 14 Mart 2026]. Medicine under attack: the increasing assault on healthcare in conflict zones. Erişim adresi: https://www.bma.org.uk/what-we-do/working-internationally/our-international-work/medicine-under-attack-the-increasing-assault-on-healthcare-in-conflict-zones</em></p>



<p><em>12.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Stopping attacks on health care [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.who.int/activities/stopping-attacks-on-health-care</em></p>



<p><em>13.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Our emblems | ICRC [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.icrc.org/en/our-emblems</em></p>



<p><em>14.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; IFRC Branding | cadrim [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.cadrim.org/ifrcbranding</em></p>



<p><em>15.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; WMA &#8211; The World Medical Association-Health Care in Danger [Internet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.wma.net/what-we-do/campaigns/health-care-in-danger/</em></p>



<p><em>16.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ICN &#8211; International Council of Nurses [Internet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Health Care in Danger. Erişim adresi: https://www.icn.ch/how-we-do-it/campaigns/health-care-danger</em></p>



<p><em>17.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çamyamaç DA. ULUSLARARASI HUKUKTA BARAJLAR VE SİLÂHLI ÇATIŞMALAR HUKUKU. C. 6. 2024;6.</em></p>



<p><em>18.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayrıntılar: 12 Ağustos 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokolleri / › AVUKAT YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN KÜTÜPHANESİ katalog [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: http://kutuphane.ankarabarosu.org.tr/cgi-bin/koha/opac-detail.pl?biblionumber=5688</em></p>



<p><em>19.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Crowley J, Wells JSG. Assaulting Medical Neutrality: Reflections on Attacks on Healthcare and Clinicians in the Two World Wars and Implications for Contemporary Conflicts. Nurs Inq. Ekim 2025;32(4):e70052. doi:10.1111/nin.70052 PubMed PMID: 40917073; PubMed Central PMCID: PMC12415934.</em></p>



<p><em>20.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Işık A. Uluslararası Silahlı Çatışmalar Hukukunda Hastanelerin, Tıbbi Personelin ve Tedavi Görenlerin Korunması. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi [Internet]. 15 Mayıs 2017 [a.yer 14 Mart 2026];23(1):159-93. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/tr/pub/maruhad/article/332719</em></p>



<p><em>21.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ogmmateryal.eba.gov.tr/panel/panel/ZamanCizelgesiOnizle.aspx?alistirmaId=15142 [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://ogmmateryal.eba.gov.tr/panel/panel/ZamanCizelgesiOnizle.aspx?alistirmaId=15142</em></p>



<p><em>22.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Convention (IV) relative to the Protection of Civilian Persons in Time of War. Geneva, 12 August 1949. [Internet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://ihl-databases.icrc.org/en/ihl-treaties/gciv-1949/article-18/commentary/2025</em></p>



<p><em>23.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Security Council Adopts Resolution 2286 (2016), Strongly Condemning Attacks against Medical Facilities, Personnel in Conflict Situations | UN Meetings Coverage and Press Releases [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://press.un.org/en/2016/sc12347.doc.htm</em></p>
</div>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/savas-ve-silahli-catisma-ortamlarinda-sivil-saglik-hizmetlerinin-surekliligi-ve-etik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahra Hastanesi Tecrübesi</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/sahra-hastanesi-tecrubesi/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/sahra-hastanesi-tecrubesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa POLAT]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Feb 2025 06:30:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[sahra hastanesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1661</guid>

					<description><![CDATA[Asrın felaketi olarak değerlendirilen 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi bahçesinde kurulup hizmet veren sahra hastanesi ile&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Asrın felaketi olarak değerlendirilen 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi bahçesinde kurulup hizmet veren sahra hastanesi ile ilgili tecrübeler bu yazı ile aktarılmaya çalışılmıştır.</p>



<p>6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan deprem sonrasında hastanede bir yıkım meydana gelmemişti ancak binanın sağlamlığı ile ilgili bir rapor olmadığı için hastane boşaltılmış, hastalar sevk edilmişti. Giriş katta bulunan acil serviste ise hasta karşılama ve tedavileri devam etmekteydi. Hem şehrin diğer hastanelerinde ciddi yıkımlar olduğu için hem de acil servisin çalışmaya devam edebilmesi için üniversite hastanesi hızlı bir tadilat sürecine girmiş ve 18 Şubat tarihinde poliklinik binası, zemin katta bulunan iki servis koridoru, 1 ameliyathane, 1 anjiyo masası ve 3 yoğun bakım salonu hizmete hazır hâle getirilmişti. Bu süreçte UMKE ve gönüllü ekiplerin desteği ile sürdürülen sağlık hizmetleri kapsamında hastalara hizmet verilmişti. Ancak 20 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ikinci depremle birlikte hastane binası tamamen boşaltıldı ve sağlık hizmeti verilmemeye başlandı. Acil servis otoparkında bulunan 3 şişme UMKE çadırı ile acil müdahale gerektiren hastaların müdahalesi ve triyajı yapılmaktaydı.</p>



<p>1 Mart tarihinde Amerika Birleşik Devletleri ordusuna ait çadır hastanenin kurulmasına karar verildi. 1 koridor ve bu koridora bağlı 14 çadırdan oluşan bir ana yapı ve bu ana yapının arkasında bulunan iki sıra halindeki 13 tane destek çadırdan oluşan sahra hastanesi; Birleşik Devletlere ait askeri personel tarafından 1 günde kuruldu ve Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi personeli tarafından çalıştırılmak üzere sağlık bakanlığına teslim edildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="945" height="727" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image.png" alt="" class="wp-image-1662" style="width:709px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-300x231.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-768x591.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-100x77.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-585x450.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Tarih sahnesinde sahra hastaneleri askeri amaçlarla kurulmuş ve o ülkenin taktik ve muharebe anlayışına göre farklılıklar göstermiştir. Her ne kadar başlangıç amacı savaş alanlarındaki yaralılara yardım etmek olsa da modern dünyada afetlerde de kullanılan bir sağlık tesisi olarak kabul edilmiştir. &nbsp;Savaş alanında hızlı müdahale triyaj ve hastaların sevki amacıyla kullanıma başlanmıştır. Hastaların triyajı sevki ve basit müdahaleler sonrası tekrar cepheye dönmesini sağlayacak kapasitede olan rol 1 sahra hastaneleri ile başlayan bu süreç özellikle Vietnam savaşında Amerika Birleşik Devletleri tarafından kullanılan rol 3 hastanelerle birlikte çeşitli tıbbi operasyonlar yürütülebilir kapsamlı ameliyatlar yapılabilir hâle gelmiştir. Böylelikle cerrahi operasyonları destekleyen ameliyathane odası, yanıklar, uzuv kurtarma ve beyin ameliyatı gibi işlemlerin yapıldığı sahra hastaneleri anlayışı başlamıştır.&nbsp;</p>



<p>6 Şubat Depremi sonrası Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi bahçesine kurulan sahra hastanesi de bu rol 3 hastanelerden biriydi.</p>



<p>Kurulduğu 12.03.2023 tarihinden Nisan ayı sonuna kadar sadece çadırlarda hizmete devam edilirken mayıs ayından itibaren hasta yatışlarını yapabilmek için hastane binasının acil servis katı ve görüntüleme imkanları da kullanılmaya başlandı. Bu sürede acil serviste karşılanan hasta sayısı 47.159 iken diğer bölümlerin de açılması ile poliklinik hizmeti verilen hasta sayısı 81.486 oldu. Sadece çadırların kullanıldığı Mart ve Nisan aylarında yatarak tedavi gören hasta sayısı sırasıyla 39 ve 36 iken yoğun bakım yatışı hiç yapılmadı. Yatarak tedavi alan hastaların yatış günleri de ortalama 2,25 ve 2,58 gündür. Bu aylarda toplam 77 E grubu ameliyat için ameliyathane kullanıldı, diğer grup ameliyatlar yapılmadı.</p>



<p>12 Şubat 2023 tarihinde Fransa’dan yola çıkan ve 36 saatlik bir çalışmanın ardından kurulabilen, başka bir EMT-2 (Emergency Medical Team Level 2) tipi hastane, 14.02.2024 tarihinde ilk hastasını kabul etmiştir. Fransız sivil koruma ekibinin personeli ile çalışan sahra hastanesinin verilerine bakıldığında hizmet verdiği 19 günde 2014 acil servis başvurusu karşılanmış 2si majör olmak üzere toplam 23 cerrahi işlem yapılmıştır. Cerrahi müdahalelerden biri esnasında meydana gelen elektrik kesintisi ve buna bağlı teknik aksaklıklar sonrasında cerrahi işlemler hasta stabilizasyonu olacak şekilde sınırlandırılmış ve hastaların yakın şehir hastanelerine sevki şeklinde hizmete devam edilmiştir.(1)</p>



<p>Sahra hastanelerinin afet bölgelerindeki etkinliği ile ilgili yapılan bir çalışmada Haiti depreminde kullanılan bir sahra hastanesinin 10 gün boyunca hizmet etkinliği değerlendirilmiş ve 1111 hastayı tedavi ettiği 737 hastaya yatarak tedavi hizmeti verdiği ve 244 ameliyat yapıldığı saptanmıştır. Bununla birlikte hastanenin bölgedeki en geniş hizmet kapasiteli bir sevk merkezi haline geldiği vurgulanmaktadır.(2)</p>



<p>Afet sonrasında sahra hastaneleri deneyimini paylaşan bir yayında; hastanelerin depremlerden 89 ila 262 saat sonra faaliyete başladığı, boyutlarının 25 – 72 yatak arasında değiştiği ve personelinin 34 – 100 arasında olduğu, tedavi edilen hasta sayısının 1111 – 2400 arasında değiştiği bildirilmiştir. Depremle ilgili tanıların oranı %28 ile %67 (P &lt; .001) arasında, hastaneye yatış oranları %3 ile %66 arasında (P &lt; .001) ve cerrahi oranlar %1 ile %24 arasında değişmektedir (P &lt; .001).(3)</p>



<p>Sahra hastanelerinin kullanımında ve hizmet ettiği hasta gruplarında bu denli farklılıklar olmasının sebebi neydi acaba? Sahra hastanelerinin etkin kullanılmasını etkileyen faktörleri, kendi tecrübemizi ve yaşadığımız problemleri aktararak cevap bulmaya çalışacağız.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>1 Mart 2023:&nbsp; </strong>USAID (United States Agency For International Devolopment) yetkilileri tarafından sağlık bakanlığı yetkilileri ile iletişime geçildiği ve Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi bahçesine sahra hastanesi kurulacağı bilgisi geldi.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>4 Mart 2023:&nbsp; </strong>USAIDtarafındangörevlendirilmiş 3 kişilik bir ekip hastanenin kurulacağı yeri görmek için geldi. Ekip yeri belirledi ve kendi merkezleri ile iletişime geçti.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>7- 8 Mart 2023: </strong>Taşıma konteynerleri içinde paketlenmiş halde sahra hastanesi kamyonlarla geldi, kurulacağı yere taşındı. USAID tarafından görevlendirilmiş askeri personeller kurulum işlemlerine başladı. 2 gün içerisinde hastanenin kurulumu tamamlandı. Taşıma konteynerlerinden teknik ekipmanları içerenler açıldı. Kurulum ekibi biyomedikal teknisyenleri askerler ve iki hekimden oluşuyordu.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>9 Mart 2023</strong>: Kurulum işlemi tamamlandı ve biyomedikal teknisyenleri tarafından çalışacak ekibe ve hastane teknik ekibine bilgi verilmeye başlandı. 2 günlük bir oryantasyon sonrasında sahra hastanesi teslim edildi.</li>
</ul>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-ad2f72ca wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1.png" alt="" class="wp-image-1663" style="width:559px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2.png" alt="" class="wp-image-1664" style="width:561px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Sahra hastanesi ve teknik ekipman konteynerleri.</p>
</div>
</div>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3.png" alt="" class="wp-image-1665" style="width:562px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Tedavi çadırları</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4.png" alt="" class="wp-image-1666" style="width:565px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Çadır içindeki aydınlatma ve oksijen sistemi.</p>
</div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sahra Hastanesinin Tesliminden Hemen Sonra Yaşananlar</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Başlangıç</strong></h3>



<p>Sahra hastanesinin yeri<strong>, </strong>gelen yabancı yetkililer tarafından seçilmişti. Kurulacak olan hastanenin büyüklüğü ve imkanları ile ilgili yeterli bir bilgiye sahip olmadığımız için hazırlıklar yetersiz kalmıştı. Hastanenin kapasitesi hakkında kesin veriler hastane kurulumu ile elimize ulaştı. Hastanede çalışacak olan personelin kalacağı yerler hızla hastanenin kurulumundan sonra oluşturuldu. Hastane askeri disiplinle kullanılmak için planlandığından personel için kalacak yerler planlanmamıştı.</p>



<p>Hastaların ve personelin kullanabileceği bir tuvalet olmadığından seyyar tuvaletler oluşturuldu. Sonrasında da barınma alanlarına ve sahra hastanesine kullanabilecek kadar yakın ancak kanalizasyon giderine ulaşılabilecek yerler seçildi. Seyyar tuvaletler yaşlı ve engelli hastalar için uygun değildi.</p>



<p>Çadırlar içerisinde el yıkamak için küçük lavabolar vardı ancak su akış hızı ve gider tahliyeleri oldukça yavaştı. Zorunlu kalınmadıkça kullanılamadı.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-ad2f72ca wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5.png" alt="" class="wp-image-1667" style="width:436px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6.png" alt="" class="wp-image-1668" style="width:440px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>
</div>



<p>Çadırların kullanım suyunu sağlayan sistem. Temiz suyun lavaboya gelişi ve lavabolardan kullanılan suların dönüşü bu pompalar aracılığı ile oluyordu. Ancak şebekedeki borular elastik hortum şeklinde olduğu için basınç sağlanamıyordu. Düşük bir debi ile akıyordu.</p>
</div>



<p>Çadırların zemininde sedyelerin hareketi çok zordu ve sedyelerin tekerlekleri ezerek zarar veriyordu. Hastaların bir çadırdan diğerine transportu mevcut sedyelerimizle ve 112 ekiplerinin sedyeleri ile sağlanamadı. Sahra hastanelerinin sedyeleri bu iş için kullanılabilirdi ancak o sedyeler de tek tekerli olduğu için en az iki kişi tarafından kontrol edilebiliyordu ve hastaların yatarak takip edilmesi için uygun değildi.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1670" style="width:434px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Sahra hastanesi zemini</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="694" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9.png" alt="" class="wp-image-1671" style="width:444px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9-300x220.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9-768x564.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9-100x73.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9-585x430.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Sahra hastanesinde kullanılan tek destek noktalı sedye</p>
</div>



<p>Sahra hastanesinin bir otomasyon sistemi yoktu. Veri girişi için hastanenin mevcut sistemi kullanılacaktı ancak bunun için de internet bağlantısı gerekiyordu. Kullanılan çadırlara internet bağlantıları çekilmek zorunda kalındı. Sahra hastanesinin internet için de bir alt yapısı yoktu, hastanenin interneti o bölgeye taşındı.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Zamanlama</strong></h3>



<p>Sahra hastanesi yaşanan büyük felaketten yaklaşık 1 ay sonra kurulmuştu. Sahra hastanesine başvuran hasta profili değişmiş afetin ilk günlerindeki travma hastalarının çoğu sevk olmuştu. Artık hastaneye o bölgede yaşamak zorunda kalan hastalar geliyordu. Ameliyathane afetin ilk dönemlerinde hayat kurtarıcı müdahaleler için kullanılabilirdi belki ancak kurulduğu günlerde gelen hastalar için sevk edilerek çevre hastanelerde bu tip operasyonların yapılması hastalar için daha uygun olacağından ameliyathane çadırı kullanılmadı. Lokal müdahaleler için ortopedi, kalp &#8211; damar cerrahi ve plastik cerrahi ekipleri sınırlı vakalarda kullandı.</p>



<p>Benzer şekilde direkt grafi cihazı sahra hastanesinde bulunuyordu ancak röntgen çadırının özel bir izolasyonu yoktu. Sadece röntgen teknisyenini koruyabilecek 150 cm x 150 cm boyutlarında kurşun perde vardı. Çekilen görüntüler sisteme atılamıyordu. Akut dönemde kullanılabilirdi ama rutinde kullanılmadı.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10.png" alt="" class="wp-image-1672" style="width:554px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Sahra hastanesi röntgen çadırı ve kurşun perde</p>
</div>



<p>Sahra hastanesinde çalışılabilen laboratuvar tetkikleri oldukça sınırlıydı ve gelen hastalar için yetersiz kalıyordu. Hastane laboratuvar cihazları ihtiyaç olan tetkikleri yapmak için sahra hastanesine taşındı. Ancak çadırlarda cihazların sağlıklı çalışmasını etkileyen uygun zemin ve düşük oda sıcaklığı sağlanamadığı için acil çadırına yakın bir yerde laboratuvar konteyneri kuruldu.&nbsp; Laboratuvar cihazları için uygun elektrik ve çalışma ortamının sağlanması çok zor oldu. Sarsıntı, hava sıcaklığı, voltaj değişikliği ve topraklama hataları yağmur yağdığı anlarda su sızıntıları gibi planlanması zor problemler yüzünden ilk günlerde laboratuvar hizmetleri sık sık aksadı. &nbsp;</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-ad2f72ca wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11.png" alt="" class="wp-image-1673" style="width:469px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12.png" alt="" class="wp-image-1674" style="width:470px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>
</div>



<p>Kurulan geçici laboratuvar.</p>
</div>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Teknik problemler</strong></h3>



<p>Sahra hastanesi içinde kullanılan tüm cihazlar 110 volta uygun yapılmıştı. Uygun voltaj elektrik hatları ile sağlanamadığı için sahra hastanesinin jeneratörleri kullanılmak zorunda kalındı. Ancak bilgisayarlar ve laboratuvar gibi hastaneye ait cihazlar için de 220 volt ihtiyacından dolayı ikinci bir hat çekilmek zorunda kalındı.</p>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-ad2f72ca wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13.png" alt="" class="wp-image-1675" style="width:484px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1676" style="width:273px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</div>



<p>Sadece jeneratörler ile beslenen cihazlar için günlük akaryakıt tüketimi 750 litre kadardı. Buna dış ortamların aydınlatılması ve çekilen ek hat da eklendiğinde enerji ihtiyacı çok pahalı bir hâl alıyordu. Elektrik kesintisi olduğu durumlarda hem 110 volt için hem de 220 volt için iki farklı jeneratör çalışıyordu. Çok fazla ikmal gerektiren akaryakıt için ek bir depo alındı.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1677" style="width:439px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Jeneratörler ve ek yakıt deposu</p>
</div>



<p>Oksijen akımının sağlanması sahra hastanesinin hatları ile olurken cihaz uyum problemleri nedeniyle oksijen girişlerinin bazıları değiştirildi. Çadırlarda bulunan oksijen kaynakları kontrol etmek zor olduğundan sık sık basınç düşüyor ve acil ihtiyaç duyulduğu anlarda cihazlara ulaşması sorun oluyordu. Bu nedenle acil çadırında oksijen tüpleri ile bu akım sağlandı.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1679" style="width:438px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Oksijen çıkışlarını ventilatörlere uygun hale getirmek için yapılan eklemeler</p>
</div>



<p>Havalandırma ve aydınlatma ile ilgili çadırlar yeterli aydınlığı ve havalandırmayı sağlıyordu. Ancak kontrol panelleri farklı olduğundan kullanımda zorluk çekiliyordu. Kullanılan kablo ve sigorta gibi bileşenlerin farklı olması nedeniyle çoğu zaman meydana gelen arızaları gidermek teknik personeli zorluyordu.&nbsp;</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1681" style="width:469px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Aydınlatma tesisatı kontrol paneli.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1683" style="width:467px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Klima sistemi kontrol paneli</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1685" style="width:470px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Klima üniteleri</p>
</div>



<p>Klima dış üniteleri için özel bir yer olmadığı ve bağlantı boruları kısa olduğu için her çadırın önüne bu cihazlar yerleştirildi. Çıkarttıkları gürültü ve dönen pervaneleri nedeni ile uzun dönemde hasta güvenliği için bir risk teşkil ediyordu.</p>



<p>Öncesinde yoğun yağış, sonrasında da sıcaklık ve güçlü rüzgarlar nedeni ile çadırların bakımı her gün teknik personel tarafından yapılmak zorundaydı. Gevşeyen bağlama aparatları, yağmur suyu nedeniyle biriken sular, güçlü rüzgarlar nedeniyle bozulan üst koruma tentesi gibi sık sık müdahale gerektiren durumlar ortaya çıkmaktaydı.&nbsp; Toplam 12 kişiden oluşan bir teknik ekip 24 saat görevlendirildi ve bu süre içerisindeki tek sorumlulukları çadırların bakımı oldu.</p>



<p>Artan hasta başvurusu nedeniyle yatarak tedavi gerektiren hastaların sevki mümkün olamamaya başlamıştı. Ana binanın acil servisi yaklaşık 30 yataklı bir ortak servis haline dönüştürüldü.&nbsp; Yaz mevsimi ve yüksek hava sıcaklığı nedeni ile çadırlarda hasta yatışı mümkün olmuyordu.&nbsp; Kısa süreli yatarak tedavi gerektiren hastaların tedavisi burada yürütülmeye çalışıldı. Tomografi ihtiyacı olan hastaların görüntülemesi acil servis radyoloji alanında yapılıyordu. Sahra hastanesi ile acil servis arasındaki mesafede hastalar hastanenin hasta nakil ambulansı ile transfer ediliyordu. Çekilen tomografilerin sisteme düşmesi için sahra hastanesi ile ana bina arasına veri kablosu çekildi. Bu kablonun rüzgâr gibi dış etkilerden zarar görmemesi için uğraşıldı ancak buna rağmen birkaç defa bu veri kablolarının yenilenmesi gerekti.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sahra Hastanesinin İşleyişi</strong></h2>



<p>İşleyişin acil servis üzerinden yürütülmesi gibi bir fikir var olsa da pratikte bu pek de mümkün olmamıştı. Çevrede tıbbi hizmet alınacak bir merkez olmaması, afet alanında ulaşımın ciddi bir problem olması nedeniyle kısa bir süre sonra sahra hastanesi acil durumlar haricinde de birçok tıbbi bakımı vermek zorunda kalmıştı.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kronik hastalıkları olan hastaların ilaç temini ve takibi</li>



<li>Çocuk ve gebe takibi ve aşıları</li>



<li>Ölüm raporları adli vakaların raporları</li>



<li>Afet öncesinde yapılmış olan biyopsi, görüntüleme, laboratuvar sonuçları gibi işlemlerin takibi.</li>



<li>Afet döneminde çevre hastanelere sevk edilerek yapılmış olan tıbbi müdahalelerin kontrolleri</li>



<li>Değişen çevre şartlarına bağlı olarak ortaya çıkan halk sağlığını ilgilendiren risklerin analizi sağlık müdürlüğü ile olan koordinasyonu</li>



<li>Çevrede yeteri kadar eczane olmaması nedeni ile yazılan reçetelerin temini</li>



<li>Gelmeye devam eden tıbbi yardımların başvuru merkezi olarak sahra hastanesinden koordinasyonu</li>
</ul>



<p>Kısa bir sürede benzer sorunların çözüm merkezi sahra hastanesi oldu. Bu nedenle sadece acil servis tarafından yürütülemeyecek bir yerleşik hastane konumuna geldi. Ancak personelin gözünde hala sahra hastanesi eşittir acil servis anlayışı devam etmekteydi. Bu tip bir durumda önceden belirlenen iş akış planlarının olmaması nedeniyle ihtiyaç duydukça yeni birimler açılmaya çalışıldı. Cerrahi ve dahili bölümler için poliklinik çadırları açıldı. Hekim ve sağlık personelleri bu çadırlara görevlendirilmeye başlandı. Bu durum daha fazla personel ihtiyacı doğurdu. Ancak barınma problemi nedeni ile personele dönüşümlü bir iş dağılımı yapıldı. Mesai saatleri dışında da hizmet vermek gerektiği için personel vardiyalı çalıştırıldı. Sahra hastanesi olmasına rağmen yerleşik bir hastaneden beklenen hizmetler karşılanmaya çalışıldı. Bu çalışma temposu birçok personelin sözleşmesine aykırıydı. Mesai dışı çalışma saatleri bu personellerin mesai dışı ücretlerinin karşılanması, yasal bir zemine dayandırılmaya uğraşıldı.&nbsp; Destek için farklı hastanelerden gelen personelin özlük hakları sahra hastanesinin çalışma şekline uydurulmaya çalışılsa da mağduriyetler yaşandı. Uzun çalışma saatleri, dinlenme alanlarının ve zamanlarının ayarlanmasını gerektirdi. Bir haftalık görevlendirmelerle gelen destek sağlık ekipleri döndüklerinde kendi hastanelerinin yoğun çalışma programlarına dahil edildi. Ortaya çıkan fazla mesai ücretleri için sonradan düzenlemeler yapılsa da mağduriyetler tam anlamıyla giderilemedi.</p>



<p>Her anabilim dalı için yeterli personel sayısı sağlanamadı. İş yükü artan bölümler olduğu gibi iş yükü hafifleyen bölümler de oldu ancak bu bölümlerin birbirine destek olma prosedürü önceden belirlenmediği için her bölüm kendi çalışma planını yaptı. Sonuç olarak da bazı bölümler iş yükünü kaldıramayacak hâle geldi. Yeterli personeli olmayan bazı bölümlerin bu problemlerinin büyük kısmı destek ekiplerle çözüldü ancak bu durum geçici gelen sağlık personelinin kullanılan hastane bilgi sistemine kaydı olmaması nedeniyle veri girişi problemlerine yol açtı. Standart bir veri giriş ve saklama prosedürü uygulanana kadar geçen dönemde yapılan işlemler kayda geçemedi. Adli makamlar tarafından o döneme ait istenen bazı verilere ulaşılamadı.</p>



<p>Mutfak olmadığı için personelin yemek ihtiyacı dışardan sağlandı, ancak afet bölgesinde bunu karşılayabilecek tek kurum Kızılaydı . Kızılay yemek ihtiyacını karşılamak için hastane çevresine ayrı bir mutfak kurmak zorunda kaldı çünkü hastalar ve personel için günlük tüketim 500 kişiyi bulmuştu.&nbsp;</p>



<p>Çok sayıda tıbbi cihaz ve ilaçların bulunduğu sahra hastanesi alanının güvenliğinin sağlanması kolay olmadı. Sınırlarını çevreleyen bir bariyer olmaması sebebi ile farklı noktalardan hastane alanına girişler oldu. Gece ve gündüz güvenlik personeli sayısı arttırıldı. Giriş ve çıkışların tek noktadan olması için yönlendirmeler yapıldı. Bazı alanlar bariyerlerle kapatılmaya çalışıldı.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç</strong></h2>



<p>Sahra hastanesi mevcut şartlarda hedeflenen sağlık hizmetine göre daha sınırlı bir hizmet verebildi. Personel işleyişi ve teknik konularda ortaya çıkan bu sınırlılıklarla ilgili önceden yapılacak bazı planlamalar olumlu sonuçlar verebilirdi.</p>



<p>&nbsp;Özellikle sahra hastanelerinin afet bölgesine kurulum <strong>zamanlaması</strong> sağlık hizmetleri üzerinde en önemli etkiye sahiptir. Afetin erken döneminde acil müdahalelerin daha önemli olduğu anlarda kurulan bir sahra hastanesi daha fazla yarar sağlayabilirdi. Afetin ilerleyen dönemlerinde gelen hastalar daha yerleşik imkanları olan sağlık tesislerine ihtiyaç duyarken, özellikle cerrahi hekimler yapacakları işlemler için afetin erken döneminde göstermiş oldukları becerilerini daha elektif vakalarda gerçekleştirmek istemediler. Hayati tehlike arz eden müdahaleler haricindeki işlemler için şartların daha uygun olduğu hastanelere sevk etmeyi tercih ettiler. Kurulum zamanı kadar hizmet süresi de önemliydi. Genelde çadır ve portatif yapılardan oluşan sahra hastaneleri kolay deforme olmakta, bu yüzden hizmet vereceği süre önceden planlanmalı ve bu süre içerisinde yapılacak bakım ve onarımlar için hazırlıklar yapılmalı.</p>



<p>Tüm sağlık kuruluşları tarafından, ihtiyaç anında kullanılabilecek sahra hastanesi için önceden bir alan ve bu alanların ihtiyaçları belirlenmeli.</p>



<p>Başta iklim ve coğrafya şartları olmak üzere yatarak tedavinin sahra hastanelerinde yürütülmesi çeşitli faktörlere bağlıydı. Hava sıcaklığı, rüzgâr, yağış… gibi etkenler nedeniyle hastalar kendilerini daha güvende hissedecekleri yerlere gitmek istiyordu.</p>



<p>Farklı ülkelerden gelen sahra hastaneleri için oluşturulacak teknik destek ekipleri kurulacak sahra hastanesini önceden tanıyor olmalı. Ülkelere ve disiplinlere göre farklılık gösteren teknik alt yapıların önceden tanınıyor olması sahra hastanelerinde mutlak bir ihtiyaç. Teknik cihazlar gibi biyomedikal cihazlarda da farklılıklar bulunabileceği için sağlık ekibinin de önceden bilgilendirilmesi gerekmekte. En azından daha uzun bir oryantasyon eğitimi verilmeli.</p>



<p>Askeri amaçla tasarlanmış sahra hastanelerinin yaşlı ve kırılgan bir hasta kitlesi tarafından da kullanılabileceği göz ardı edilmemeli. Sağlık hizmeti verilen alanlar dışındaki kısımlar için de bu hasta grubuna yönelik düzenlemeler yapılmalı.</p>



<p>Giriş ve çıkışların kontrollü yapılacağı belirli noktalar önceden belirlenip etrafı tel çitlerle çevrilmeli. Hatta hastane çevresine kameralı güvenlik sistemleri yerleştirilmeli. Hastaların ve personelin özellikle afet anında ortaya çıkabilecek güvensiz ortamdan korunması gerekir.</p>



<p>Sahra hastanelerinin enerji ihtiyacı için genelde fosil yakıtlı jeneratörler kullanılmaktadır. Uzun süre görev yapacak sahra hastaneleri için alternatif bir enerji kaynağı düşünülmelidir. Uzun süre jeneratörlerle sağlanan enerji çok maliyetli ve sürdürülmesi zor olmakta ve sık sık kesintilere uğramaktadır.</p>



<p>Sahra hastanelerinin işleyişinde sadece sağlık problemleri değil özellikle teknik olmak üzere farklı birçok sıkıntı da ortaya çıkmaktadır. Bu problemlerin önceden kestirilip, kurulum aşamasındayken çözüm çalışmaları başlatılmalı. Afet döneminde hayati önem taşıyan ve büyük maliyetlerle üretilen ve afet alanlarına taşınan, afet bölgesindeki sağlık hizmetleri için hayati önem arz eden sahra hastanelerinin daha verimli kullanabilmesi için dikkatli bir planlamaya ihtiyaç vardır. Bu planlama sağlık hizmetleri, kurulum alanı, personel yönetimi, enerji sağlanması, teknik alt yapı, hasta profili… gibi birçok değişkene bağlıdır ve hepsinin göz önünde bulundurulması gerekir.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kaynak:</strong></h2>



<p>1. Kedzierewicz R, Couret A, Cazes N, Süsler A, Arvieux C, Arnaud I, Agopian P, Boutillier-du-Retail C, Travers S, Aydin ME, Pourret D, Bancarel J. Deployment of the French Civil Protection Field Hospital (ESCRIM) in Gölbaşi, Turkey after the February 2023 Earthquake: Lessons Learned. Prehosp Disaster Med. 2023 Aug;38(4):522-528. doi: 10.1017/S1049023X23005873. Epub 2023 Jun 15. PMID: 37317865.</p>



<p>2. Kreiss Y, Merin O, Peleg K, Levy G, Vinker S, Sagi R, Abargel A, Bartal C, Lin G, Bar A, Bar-On E, Schwaber MJ, Ash N. Early disaster response in Haiti: the Israeli field hospital experience. Ann Intern Med. 2010 Jul 6;153(1):45-8. doi: 10.7326/0003-4819-153-1-201007060-00253. Epub 2010 May 4. PMID: 20442270.</p>



<p>3. Bar-On E, Abargel A, Peleg K, Kreiss Y. Erken afet müdahalesinin zorluklarıyla başa çıkmak: Depremlerden sonra 24 yıllık sahra hastanesi deneyimi. Afet Tıp Halk Sağlığı Hazırlığı. 2013 Ekim;7(5):491-8. doi: 10.1017/dmp.2013.94. Epub 2013 18 Ekim. PMID: 24135315.</p>
</div>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/sahra-hastanesi-tecrubesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>21. Yüzyılda Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer (KBRN) Olaylarına Yaklaşım</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/21-yuzyilda-kimyasal-biyolojik-radyolojik-nukleer-kbrn-olaylarina-yaklasim/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/21-yuzyilda-kimyasal-biyolojik-radyolojik-nukleer-kbrn-olaylarina-yaklasim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esra ERSÖZ GENÇ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jan 2025 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[21.yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[kbrn]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[radyolojik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1656</guid>

					<description><![CDATA[GİRİŞ 21. yüzyıl, insanlığın karşı karşıya kaldığı güvenlik tehditlerinin çeşitlilik ve karmaşıklık bakımından önemli dönüşümlere uğradığı bir dönemdir. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>GİRİŞ</strong></h2>



<p>21. yüzyıl, insanlığın karşı karşıya kaldığı güvenlik tehditlerinin çeşitlilik ve karmaşıklık bakımından önemli dönüşümlere uğradığı bir dönemdir. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve uluslararası politik çatışmalar, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) olayları gibi çok boyutlu tehditleri dünya gündeminde daha merkezi bir konuma taşımıştır. Bu olaylar, sadece askeri alanlarda değil, endüstriyel kazalar, biyoterörizm, nükleer enerji kazaları ve halk sağlığı krizleri gibi birçok farklı bağlamda da karşımıza çıkmaktadır (1,2).</p>



<p>KBRN olaylarının etkileri, yalnızca bu olaylara maruz kalan bireylerin fiziksel sağlığını değil, aynı zamanda toplumsal güvenliği, ekonomik yapıyı ve çevresel dengeleri de derinden etkilemektedir (3). Örneğin, 1986 Çernobil ve 2011 Fukuşima nükleer santral kazaları, yalnızca yerel halkı değil, uluslararası toplumu da uzun vadeli etkileriyle sarsmıştır (4,5). Benzer şekilde, COVID-19 pandemisi gibi biyolojik tehditler, halk sağlığı açısından büyük krizler yaratmış ve küresel dayanışma ihtiyacını artırmıştır (6).</p>



<p>Bu tür olaylara yönelik etkili müdahale stratejileri geliştirmek için, yalnızca teknik bilgi ve altyapının güçlendirilmesi yeterli değildir. Aynı zamanda, bireylerin ve toplumların bu tür olaylara hazırlık düzeylerini artırmak ve doğru bilgiye erişimini sağlamak da kritik öneme sahiptir. Sağlık okuryazarlığı, burada belirleyici bir unsur olarak öne çıkmakta ve bireylerin riskleri anlaması, değerlendirmesi ve doğru kararlar alabilmesi için gerekli temeli oluşturmaktadır (7,8). Araştırmalar, düşük sağlık okuryazarlığı düzeyine sahip bireylerin KBRN olaylarına ilişkin bilinç eksikliğinden kaynaklanan hatalı davranışlar sergileme olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir (9).</p>



<p>Bu makalede, KBRN olaylarının tarihsel arka planı, bu olayların sağlık üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri ile modern teknolojiler ve politika çerçeveleri kullanılarak geliştirilen müdahale yaklaşımları ele alınacaktır. Ayrıca, sağlık okuryazarlığının önemi ve bu kavramın toplum düzeyinde güçlendirilmesi için alınması gereken tedbirler incelenecektir. Bu bağlamda, KBRN olaylarının yönetimine dair kapsamlı bir değerlendirme sunulması hedeflenmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>KBRN OLAYLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ VE TANIMI</strong></h2>



<p>KBRN olaylarının kökeni, insanlık tarihindeki bilimsel ilerlemeler ve savaş stratejilerindeki dönüşümlerle yakından ilişkilidir. Özellikle 20. yüzyılda, kimyasal ve biyolojik silahların yanı sıra radyolojik ve nükleer teknolojilerin askeri ve endüstriyel amaçlarla kullanımı artmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında kullanılan hardal gazı gibi kimyasal silahlar, yalnızca savaş alanlarında değil, siviller üzerinde de yıkıcı etkiler bırakmıştır(2). Bu süreç, KBRN tehditlerinin hem savaş hukukunu hem de insan haklarını tartışmaya açmasına neden olmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombaları ise nükleer teknolojilerin insanlık üzerindeki etkisini dramatik bir şekilde göstermiştir (10).</p>



<p>20. yüzyılın ikinci yarısında, Soğuk Savaş döneminde yaşanan teknolojik gelişmeler ve silahlanma yarışı, KBRN tehditlerinin kapsamını daha da genişletmiştir. Bu dönemde birçok ülke, kimyasal, biyolojik ve nükleer silahların üretimine ve stoklanmasına ağırlık vermiştir (11). Ancak bu durum, yalnızca ulusal güvenlik değil, aynı zamanda çevresel ve halk sağlığı tehditlerini de beraberinde getirmiştir. Örneğin, Sovyetler Birliği tarafından geliştirilen Noviçok gibi sinir ajanları hem askeri hem de siyasi krizlerin odağında yer almıştır (12).</p>



<p>Sivil alanda ise KBRN tehditlerinin boyutları, endüstriyel kazalar ve çevresel felaketlerle daha belirgin hale gelmiştir. Çernobil (1986) ve Fukuşima (2011) nükleer kazaları, nükleer teknolojilerin enerji üretiminde kullanımı sırasında yeterli güvenlik önlemlerinin alınmamasının sonuçlarını ortaya koymuştur. Bu olaylar, yalnızca yerel halk üzerinde sağlık etkileri yaratmakla kalmamış, aynı zamanda uluslararası kamuoyunda radyasyon güvenliği konusundaki endişeleri artırmıştır (4,5).</p>



<p>Biyolojik tehditler açısından değerlendirildiğinde, 2001 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleşen şarbon saldırıları, biyoterörizmin gerçek bir tehdit olduğunu gözler önüne sermiştir. Bu olay, biyolojik ajanların terörist gruplar tarafından kullanılma potansiyelini ortaya koyarak, küresel güvenlik ve halk sağlığına yönelik yeni bir tehdit türünü işaret etmiştir (3). Daha yakın tarihte ise COVID-19 pandemisi, biyolojik ajanların yalnızca kasıtlı saldırılarla değil, doğal yollarla da küresel sağlık krizlerine yol açabileceğini göstermiştir (6).</p>



<p>Radyolojik tehditler, nükleer silahların yanı sıra tıbbi ve endüstriyel kullanım alanlarındaki kazalarla da ilişkilendirilmiştir. Üç Mil Adası (1979) ve Tokaimura (1999) gibi kazalar, radyasyonun çevresel ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini daha geniş bir şekilde ele almayı gerektirmiştir (10). Bu olaylar, radyasyon güvenliği ve halkın bilinçlendirilmesi konusundaki açıkları da ortaya koymuştur.</p>



<p>Modern çağda KBRN tehditleri, doğası gereği küresel bir nitelik kazanmıştır. Gelişen teknoloji ve artan uluslararası bağlantılar, bu tehditlerin sınır tanımayan etkiler yaratmasına neden olmuştur. Buna karşın, uluslararası hukuk, halk sağlığı politikaları ve teknolojik yenilikler, KBRN olaylarının önlenmesi ve etkilerinin azaltılması için önemli araçlar sunmaktadır. Bununla birlikte, KBRN tehditlerinin kapsamı ve karmaşıklığı, bu alanlarda daha bütüncül ve disiplinler arası yaklaşımlara olan ihtiyacı artırmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>KBRN OLAYLARININ SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u>Kimyasal Maddelerin Sağlık Üzerindeki Etkileri</u></strong></h3>



<p>Kimyasal maddeler, maruz kalındığında ciddi akut toksisiteye neden olabilir. Özellikle sinir ajanları, organofosfatlar ve hardal gazı gibi kimyasal savaş maddeleri hem askeri hem de sivil alanlarda büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Sinir ajanları, asetilkolin esteraz enzimini inhibe ederek merkezi sinir sisteminde ciddi hasara yol açar ve ani ölümlere neden olabilir (11). Hardal gazı gibi kimyasal maddeler ise ciltte yanıklar, solunum yollarında hasar ve kansere yol açabilecek uzun vadeli etkilerle ilişkilidir (13). 1988 yılında Halepçe’de gerçekleşen kimyasal saldırılar, bu tür maddelerin siviller üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyi gözler önüne sermiştir (14).</p>



<p>Kimyasal maddelere maruziyet sonrası, hızlı ve etkili tıbbi müdahale, ölüm oranlarını azaltmak ve uzun vadeli sağlık sorunlarını önlemek için kritik öneme sahiptir. Bununla birlikte, kimyasal maddelere yönelik halk eğitimi ve farkındalık programları, bu tür olayların etkisini en aza indirmek için bir önlem olarak değerlendirilmelidir.</p>



<p><strong>Kimyasal Maddelerin Sınıflandırılması ve Maruziyet Türleri</strong><br>Kimyasal ajanlar genellikle sinir ajanları (ör. sarin, soman), deri tahriş ediciler (ör. hardal gazı), pulmoner ajanlar (ör. fosgen) ve kan ajanları (ör. hidrojen siyanür) olarak sınıflandırılır. Maruziyet türleri solunum, cilt teması veya yutma yoluyla olabilir. Özellikle sinir ajanları, asetilkolinesteraz inhibitörleri olarak merkezi sinir sistemi üzerinde ciddi etkiler yaratır ve hızlı müdahale gerektirir.</p>



<p><strong>Acil Müdahale Algoritması</strong></p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Olay Yerinde Dekontaminasyon:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Maruziyetin ciddiyetine bağlı olarak dekontaminasyon, kimyasal etkilerin azaltılmasında kritik bir adımdır. Cilt ve giysilerin temizlenmesi önceliklidir.</li>



<li><strong>Dekontaminasyon Solüsyonları:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Sabun ve su.</li>



<li>%0.5 hipoklorit solüsyonu (hassas cilt bölgelerine dikkat edilmelidir) (15).</li>
</ul>
</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Havayolu Güvenliği ve Destek Tedavisi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Solunum sıkıntısı olan hastalarda oksijen tedavisi.</li>



<li>Bronkospazm varlığında bronkodilatörler (ör. salbutamol).</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Antidot Tedavisi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Sinir Ajanları:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Atropin: 2-6 mg IV, belirtiler düzelene kadar tekrar edilebilir.</li>



<li>Pralidoksim: 30 mg/kg IV bolus, ardından 8-10 mg/kg/saat infüzyon (16).</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Hardal Gazı:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Spesifik antidotu bulunmamakla birlikte semptomatik tedavi önemlidir. Yanıklar için lokal antiseptik solüsyonlar kullanılabilir.</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Hidrojen Siyanür:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Hidroksikobalamin: 5 g IV yavaş infüzyon (17).</li>
</ul>
</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Göz ve Solunum Yolları Temizliği:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Göz yıkama için steril su veya salin solüsyonu önerilir.</li>



<li>Solunum yolu maruziyetinde bronkodilatörler ve mekanik ventilasyon gerekebilir.</li>
</ul>
</li>
</ol>



<p><strong>Hastane Öncesi ve Hastane İçi Yönetim</strong><br>Hastane öncesinde hızlı triyaj yapılmalı, kimyasal ajana maruz kalan hastalar için uygun koruyucu ekipman kullanılmalıdır. Hastanede ise dekontaminasyon sonrası yoğun bakım gerektiren hastalar izole edilerek multidisipliner bir yaklaşım sağlanmalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u>Biyolojik Tehditlerin Sağlık Üzerindeki Etkileri</u></strong></h3>



<p>Biyolojik tehditler, enfeksiyon hastalıklarının yayılmasını hızlandırarak halk sağlığı sistemlerini ciddi şekilde zorlayabilir. Biyolojik ajanlar, bakteri, virüs veya toksin gibi patojenlerden oluşur ve geniş kitlelere yayılabilir. 2001 şarbon saldırıları ve 2020 yılında başlayan COVID-19 pandemisi, biyolojik tehditlerin doğrudan etkileri hakkında önemli örnekler sunmaktadır (1,3).</p>



<p>COVID-19 pandemisi, biyolojik tehditlerin küresel ölçekteki etkilerini en çarpıcı şekilde ortaya koymuştur. Bu durum yalnızca enfekte bireyler üzerinde akut solunum yolu semptomları gibi sağlık sorunlarına yol açmakla kalmamış, aynı zamanda sağlık sistemlerini, ekonomik yapıları ve sosyal yaşamı derinden etkilemiştir (6). Biyolojik tehditlerin yönetiminde sağlık sistemlerinin dayanıklılığı, hızlı teşhis yöntemleri ve etkili aşılama programları gibi stratejiler hayati öneme sahiptir.</p>



<p><strong>Biyolojik Ajanlar ve Etki Mekanizmaları</strong></p>



<p>Biyolojik ajanlar genellikle bakteriler (ör. şarbon), virüsler (ör. Ebola, COVID-19) ve toksinler (ör. botulinum toksini) olarak sınıflandırılır. Bu ajanlar, insanlarda ciddi enfeksiyonlara ve toksik etkilere yol açar. Özellikle biyoterörizm senaryolarında kullanılan ajanlar, geniş kitleler üzerinde yıkıcı etkilere sahip olabilir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Şarbon:</strong> Bacillus anthracis’in sporları, solunum yoluyla alındığında ölümcül bir akciğer enfeksiyonuna yol açabilir.</li>



<li><strong>Botulizm:</strong> Clostridium botulinum toksini, nöromüsküler iletiyi bloke ederek paraliziye neden olur.</li>



<li><strong>COVID-19:</strong> SARS-CoV-2, hem solunum yolu hem de sistemik komplikasyonlara yol açan bir pandemiye neden olmuştur.</li>
</ul>



<p><strong>Acil Müdahale Algoritması</strong></p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Triyaj ve İzolasyon:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Hastalar hızlı şekilde enfeksiyon kontrol önlemlerine göre sınıflandırılmalı.</li>



<li>Solunum yoluyla bulaşan hastalıklar için negatif basınçlı odalar kullanılmalı (18).</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Erken Tanı:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Hızlı tanı testleri (ör. PCR) enfeksiyonun kaynağını belirlemek için kritik öneme sahiptir.</li>



<li>Klinik şüphe durumunda kan kültürleri, biyolojik numuneler ve toksin analizleri yapılmalıdır.</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Spesifik Tedavi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Şarbon:</strong> Erken dönemde siprofloksasin veya doksisiklin önerilir (10-14 gün)(19).</li>



<li><strong>Botulizm:</strong> Antitoksin uygulanmalı; solunum yetmezliğinde mekanik ventilasyon sağlanmalı (20).</li>



<li><strong>Viral Enfeksiyonlar (ör. COVID-19):</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Antiviral tedavi (remdesivir gibi) ve destekleyici bakım.</li>
</ul>
</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Koruyucu Önlemler:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Temas eden sağlık personelinin kişisel koruyucu ekipman (maske, eldiven, koruyucu gözlük) kullanması zorunludur.</li>



<li>Aşı ile koruma, biyolojik tehditlere karşı en etkili yöntemlerden biridir. (21).</li>
</ul>
</li>
</ol>



<p><strong>Hastane Öncesi ve İçi Yönetim</strong></p>



<p>Hastane öncesinde, bulaşıcı biyolojik ajanların yayılmasını engellemek için hızlı izolasyon sağlanmalıdır. Hastanede ise multidisipliner bir yaklaşımla enfeksiyon kontrol önlemleri ve destek tedaviler uygulanmalıdır.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Epidemiyolojik İzleme:</strong> Potansiyel biyoterörizm olaylarında vaka takip ve raporlama sistemleri hızlıca devreye alınmalıdır.</li>
</ul>



<p><strong>Psikososyal Etkiler ve Halk Sağlığı Yönetimi</strong></p>



<p>Biyolojik tehditler yalnızca fiziksel sağlığı değil, toplumun ruh sağlığını da etkiler. Pandemi dönemlerinde kaygı, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik sorunlar yaygın olarak gözlemlenmiştir. (22) Halk sağlığı eğitimi ve doğru bilgilendirme stratejileri bu etkilerin azaltılmasında önemlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u>Radyolojik ve Nükleer Tehditlerin Etkileri</u></strong></h3>



<p>Radyolojik ve nükleer tehditler, kısa ve uzun vadeli sağlık riskleri taşır. Akut dönemde radyasyon maruziyeti, radyasyon hastalığına (akut radyasyon sendromu) yol açabilir. Belirtiler arasında mide bulantısı, kusma, deri lezyonları ve bağışıklık sisteminde ciddi hasar yer alır (23). Çernobil (1986) ve Fukuşima (2011) nükleer santral kazaları, radyasyonun çevresel ve insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini göstermiştir. Çernobil kazasından sonra tiroid kanseri vakalarındaki artış, nükleer tehditlerin uzun vadeli sağlık etkilerine dikkat çekmiştir (4,5).</p>



<p>Düşük doz radyasyonun sağlık üzerindeki etkileri ise hala tartışılmakta olan bir konudur. Araştırmalar, düşük doz radyasyona maruziyetin uzun vadede kansere yol açabileceğini, ancak bu riskin kesin mekanizmalarının daha fazla araştırılması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, radyasyon kaynaklı kaygı ve psikolojik etkiler, radyolojik tehditlerin toplum üzerindeki geniş kapsamlı etkilerine işaret etmektedir (23). Bu bağlamda, halkın radyasyon konusunda bilinçlendirilmesi ve sağlık okuryazarlığının artırılması kritik öneme sahiptir.</p>



<p><strong>Radyasyonun İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkileri</strong></p>



<p>Radyasyon maruziyetinin etkileri, maruz kalınan radyasyon türüne, dozuna ve süresine bağlıdır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Akut Radyasyon Sendromu (ARS):</strong> 1 Gy üzerinde radyasyon dozu alındığında görülür ve hematopoetik, gastrointestinal ve kardiyovasküler sistemleri etkiler. Belirtiler arasında bulantı, kusma, cilt lezyonları ve bağışıklık sistemi hasarı bulunur.</li>



<li><strong>Kronik Etkiler:</strong> Uzun süreli maruziyetler, kanser riski (özellikle tiroid kanseri) ve genetik mutasyonlara neden olabilir. (24)</li>
</ul>



<p><strong>Acil Müdahale Algoritması</strong></p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Dekontaminasyon ve İzolasyon:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Maruziyet sonrası kıyafetlerin çıkarılması ve cildin temizlenmesi radyasyon dozunu %90&#8217;a kadar azaltabilir.</li>



<li>Dekontaminasyon sırasında sabun ve su kullanımı önerilir. (25)</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Havayolu Yönetimi ve Destekleyici Tedavi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Solunum sıkıntısı olan hastalara oksijen tedavisi uygulanır.</li>



<li>ARS’li hastalarda hematopoetik büyüme faktörleri (ör. filgrastim) önerilir. (26)</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Spesifik Tedaviler:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>İyot-131 Maruziyeti:</strong> Tiroid koruması için potasyum iyodür (KI) kullanılmalı. Önerilen doz: Yetişkinlerde 130 mg/gün.(27).</li>



<li><strong>Plütonyum ve Uranyum Maruziyeti:</strong> DTPA (diethylenetriamine pentaacetate) ajanı ile şelasyon tedavisi uygulanabilir.</li>



<li><strong>Sezyum-137 ve Talyum:</strong> Prusya mavisi oral olarak uygulanır (doz: 1 gram x 3/gün).</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Radyasyon Dozunun Ölçülmesi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Geiger-Müller sayacı gibi cihazlarla bireysel radyasyon ölçümü yapılmalıdır.</li>



<li>Radyasyon maruziyetine göre triyaj:
<ul class="wp-block-list">
<li>Hafif maruziyet: &lt;1 Gy.</li>



<li>Orta: 1-2 Gy.</li>



<li>Şiddetli: &gt;4 Gy (Yüksek mortalite riski). (28)</li>
</ul>
</li>
</ul>
</li>
</ol>



<p><strong>Hastane Öncesi ve Hastane İçi Yönetim</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Hastane Öncesi:</strong> Radyasyon alanından hızlı tahliye, uygun kişisel koruyucu ekipman (KKE) kullanımı.</li>



<li><strong>Hastane İçi:</strong> ARS&#8217;li hastaların yoğun bakım ünitelerine alınması. Multidisipliner ekiplerle destek tedaviler (ör. sıvı resüsitasyonu, kan transfüzyonu).</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u>Psikolojik ve Sosyal Etkiler</u></strong></h3>



<p><strong>Psikolojik Etkiler</strong></p>



<p>KBRN olaylarının ardından bireylerde yaygın olarak gözlemlenen psikolojik etkiler şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB):</strong> KBRN olaylarına maruz kalan bireylerde sıklıkla ortaya çıkar. Belirtiler arasında uyku bozuklukları, flashbackler ve kaçınma davranışları yer alır. (28)</li>



<li><strong>Anksiyete ve Panik Bozuklukları:</strong> Özellikle radyolojik ve biyolojik tehditlerde, halk arasında yanlış bilgi nedeniyle gereksiz panik yaygın bir sorun haline gelir. (22)</li>



<li><strong>Depresyon:</strong> Kayıplar, ekonomik zorluklar ve izolasyon nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu, COVID-19 pandemisi sırasında yaygın olarak gözlemlenmiştir. (29)</li>
</ul>



<p><strong>Sosyal Etkiler</strong></p>



<p>KBRN olayları toplumsal düzeyde çeşitli sosyal sorunlara neden olabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Toplumsal Güvensizlik:</strong> Halk arasında bilgi eksikliği ve iletişim yetersizlikleri nedeniyle oluşan güvensizlik, olay yönetimini zorlaştırır.</li>



<li><strong>Stigmatizasyon:</strong> Biyolojik tehditlere maruz kalan bireyler, bulaş riski nedeniyle damgalanabilir. Bu durum, özellikle enfeksiyon hastalıkları sırasında sık görülür.</li>



<li><strong>Toplumda Ayrışma:</strong> Karantina veya izolasyon önlemleri, toplumun sosyal bağlarını zayıflatabilir.</li>
</ul>



<p><strong>Acil Müdahalede Psikososyal Yaklaşım</strong></p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Psikolojik İlk Yardım:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Olay yerinde acil müdahale sırasında bireylerin güvenliğinin sağlanması.</li>



<li>Temel ihtiyaçların (su, gıda, barınma) karşılanması.</li>



<li>Empati ve destekleyici iletişimle bireylerin sakinleştirilmesi. (30)</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Bilgilendirme ve Risk İletişimi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Halkın doğru bilgilendirilmesi ve paniğin önlenmesi için şeffaf ve güvenilir iletişim stratejileri geliştirilmelidir.</li>



<li>Yanlış bilgilerin yayılmasını engellemek için sağlık yetkilileri tarafından düzenli basın toplantıları yapılmalıdır.</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Uzun Vadeli Psikososyal Destek:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>TSSB ve depresyon belirtileri gösteren bireyler için psikiyatri ve psikoloji hizmetlerine erişim kolaylaştırılmalıdır.</li>



<li>Toplum tabanlı ruh sağlığı programları başlatılmalıdır. (31)</li>
</ul>
</li>
</ol>



<p><strong>Halk Sağlığı Perspektifi</strong></p>



<p>Psikolojik ve sosyal etkilerin yönetiminde halk sağlığı stratejileri büyük önem taşır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Eğitim Kampanyaları:</strong> Halkın KBRN tehditleri ve etkileri hakkında bilinçlendirilmesi.</li>



<li><strong>Toplum Temelli Müdahaleler:</strong> Yerel liderler ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle toplumun dayanıklılığının artırılması.</li>



<li><strong>Ruh Sağlığı Hizmetlerinin Güçlendirilmesi:</strong> Özellikle afet sonrası bölgelerde psikiyatri uzmanlarının görevlendirilmesi.</li>
</ul>



<p><strong>Özel Gruplar ve Hassasiyetler</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Çocuklar:</strong> KBRN olayları sırasında çocuklar psikolojik olarak daha hassas bir gruptur. Çocuklar için özel psikolojik destek programları geliştirilmelidir.</li>



<li><strong>Yaşlılar ve Engelliler:</strong> Bu gruplar sosyal izolasyona daha yatkındır ve müdahale ekiplerinin öncelikli olarak ele alması gereken gruplardır.</li>



<li><strong>Sağlık Çalışanları:</strong> KBRN olayları sırasında sağlık çalışanlarında tükenmişlik ve ikincil travma riski yüksektir. Bu nedenle, destek programları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi gereklidir. (32)</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>KBRN TEHDİTLERİNİN SAĞLIK SİSTEMİNE YÜKÜ</strong></h2>



<p><strong>Acil Servis ve Yoğun Bakım Kapasiteleri</strong></p>



<p>KBRN olayları, sağlık sistemlerinde ani bir hasta yüküne yol açarak acil servislerin ve yoğun bakım ünitelerinin kapasitesini hızla aşabilir. Özellikle biyolojik ve radyolojik tehditler, geniş ölçekli bulaşıcı hastalıkların yayılmasına ve kritik hasta yönetim ihtiyacına neden olabilir. (33)</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Ani Hasta Artışı:</strong> Örneğin, COVID-19 pandemisi sırasında birçok ülkede yoğun bakım yataklarının tükenmesi, sağlık sisteminin dayanıklılığını sınamıştır.</li>



<li><strong>Ekipman ve Malzeme Eksikliği:</strong> Kişisel koruyucu ekipman (KKE), ventilatör ve ilaç tedariğindeki eksiklikler, sağlık hizmetlerini aksatmıştır.</li>
</ul>



<p><strong>Sağlık Çalışanlarının Yükü</strong></p>



<p>KBRN olayları sırasında sağlık çalışanlarının yükü, fiziksel ve psikolojik olarak artar:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tükenmişlik Sendromu:</strong> Uzun çalışma saatleri, yüksek bulaş riski ve vaka yükü nedeniyle sağlık çalışanları arasında tükenmişlik yaygın bir sorun haline gelir. (34)</li>



<li><strong>Eğitim Eksikliği:</strong> Sağlık çalışanlarının, KBRN olaylarına özgü tedavi protokolleri ve koruyucu önlemler konusunda yeterince eğitilmemiş olması, müdahale etkinliğini azaltır.</li>
</ul>



<p><strong>Triyaj ve Yönetim Zorlukları</strong></p>



<p>KBRN olaylarında triyaj, sınırlı kaynakların en etkin şekilde kullanılmasını sağlamak için kritik öneme sahiptir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Triyaj Kriterleri:</strong> Hastalar, maruz kaldıkları ajanlara göre (ör. radyasyon dozu, kimyasal maddenin türü) sınıflandırılmalıdır.</li>



<li><strong>Hastane Kapasitesinin Yönetimi:</strong> Ani hasta akışını yönetmek için kriz müdahale ekipleri ve geçici triyaj alanları kurulmalıdır.(35)</li>
</ul>



<p><strong>Uzun Vadeli Etkiler</strong></p>



<p>KBRN olaylarının sağlık sistemi üzerindeki etkileri sadece akut dönemle sınırlı değildir. Uzun vadeli etkiler arasında şunlar yer alır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kronik Hastalık Yükü:</strong> Radyasyon maruziyeti sonrası artan kanser vakaları ve biyolojik tehditlerin neden olduğu enfeksiyonlar, sağlık sisteminde uzun vadeli bir yük oluşturur.</li>



<li><strong>Psikososyal Etkiler:</strong> Sağlık çalışanları ve toplum üzerindeki psikolojik etkiler, sağlık sistemine olan güveni zayıflatabilir. (23)</li>
</ul>



<p><strong>Koruyucu Önlemler ve Hazırlık Stratejileri</strong></p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Kişisel Koruyucu Ekipman (KKE):</strong> Sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak için yüksek kaliteli KKE temin edilmelidir.</li>



<li><strong>Eğitim ve Tatbikatlar:</strong> Sağlık personelinin KBRN tehditlerine yönelik müdahalelerde bilgi ve becerilerini artırmak için düzenli eğitim programları ve tatbikatlar yapılmalıdır.</li>



<li><strong>Ulusal ve Uluslararası İş birliği:</strong> KBRN olaylarına hazırlık, sağlık sistemleri arasında koordinasyonu gerektirir. Özellikle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi kuruluşlarla iş birliği, sağlık sisteminin dayanıklılığını artırabilir. (36)</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>SAĞLIK OKURYAZARLIĞI VE KBRN OLAYLARI</strong></h2>



<p>Sağlık okuryazarlığı, bireylerin sağlık bilgilerini anlama, değerlendirme ve bu bilgileri günlük yaşamlarında kullanma yeteneğidir (39). KBRN olaylarında bu kavram, bireylerin doğru bilgiye ulaşmasını ve bu bilgiyi kriz anında etkili bir şekilde uygulamasını sağlamak açısından kritik bir öneme sahiptir. Özellikle kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditlerin genellikle karmaşık bilimsel içeriklere sahip olması, halkın bu tehditlere karşı bilinç düzeyini artırmayı zorunlu kılmaktadır (40).</p>



<p>Düşük sağlık okuryazarlığı düzeyine sahip bireylerin, özellikle biyolojik ve radyolojik olaylar gibi karmaşık tehditlerde, yanlış bilgiye dayalı davranışlar sergileme ve gereksiz paniğe kapılma riski oldukça yüksektir. Örneğin, radyasyon kazaları sırasında, halk arasında bilgi eksikliği nedeniyle yersiz kaygılar ortaya çıkabilir ve bu durum acil durum yönetimini olumsuz etkileyebilir (9).</p>



<p>Araştırmalar, sağlık okuryazarlığının bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini, bu hizmetleri kullanma biçimlerini ve acil durumlara yönelik tepkilerini doğrudan etkilediğini göstermektedir (8). Türkiye’de yapılan bir çalışma, sağlık okuryazarlığı düzeyi yüksek bireylerin, sağlık sistemini daha etkili kullandığını ve KBRN gibi olaylarda daha bilinçli davrandığını ortaya koymuştur. Benzer şekilde, İran’da yapılan bir araştırmada, sağlık okuryazarlığının radyasyon kaygısını azalttığı ve bireylerin daha rasyonel kararlar almasını sağladığı saptanmıştır. (41)</p>



<p>Halkın sağlık okuryazarlığını artırmak için yürütülen programlar, KBRN tehditleriyle başa çıkma kapasitesini güçlendirmek adına önemli bir araçtır. Özellikle KBRN’ye özgü bilgiler içeren farkındalık kampanyaları ve eğitim programları, halkın tehditleri daha iyi anlamasını ve doğru tepkiler geliştirmesini sağlayabilir. Bu süreçte sade ve anlaşılır bir dil kullanılarak hazırlanan eğitim materyalleri, toplumun genelinde daha etkili bir bilgilendirme yapılmasını sağlar (42).</p>



<p><strong>Modern Yaklaşımlar ve Teknolojik İlerlemeler</strong></p>



<p>KBRN olaylarının yönetiminde, modern teknolojilerin kullanımı risklerin azaltılması ve krizlerin etkin bir şekilde yönetilmesi açısından büyük bir avantaj sunmaktadır. Günümüzde kimyasal ve biyolojik tehditlerin tespiti için kullanılan ileri teknoloji sensörler, tehdit maddelerini erken evrede tespit ederek müdahale süreçlerini hızlandırmaktadır (43). Benzer şekilde, radyolojik ve nükleer olaylara karşı kullanılan radyasyon izleme sistemleri hem bireysel hem de çevresel güvenliği artırmaktadır.</p>



<p>Yapay zekâ (YZ) ve büyük veri analitiği, KBRN olaylarına yönelik risk analizi ve karar destek sistemleri geliştirme süreçlerinde kullanılmaktadır. YZ tabanlı simülasyon sistemleri, kimyasal ve biyolojik maddelerin yayılma hızını ve etkilerini modelleyerek olayların boyutunu önceden tahmin etme imkânı sağlamaktadır (5). Örneğin, bir biyolojik ajanın salgın yaratma potansiyeli, YZ destekli algoritmalarla değerlendirilerek olası senaryolara karşı hazırlık yapılabilir.</p>



<p>Bununla birlikte, bu teknolojilerin uygulanabilirliği her zaman eşit dağılım göstermez. Gelişmekte olan ülkelerde teknolojiye erişimdeki eşitsizlikler, bu yeniliklerin evrensel düzeyde kullanımını sınırlamaktadır. Ayrıca, bu sistemlerin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için insan kaynakları kapasitesinin artırılması, teknoloji altyapısının güçlendirilmesi ve kullanıcıların yeterli düzeyde eğitilmesi gereklidir (38).</p>



<p>KBRN olaylarında kullanılan mobil laboratuvarlar, sahada hızlı analiz yaparak tehditlerin kaynağını ve etkisini belirleme sürecini hızlandırmaktadır. Bu tür yenilikler, özellikle biyolojik ajanların neden olduğu tehditlerin kontrol altına alınmasında kritik bir rol oynar. Ayrıca, dron teknolojisi, yüksek riskli bölgelerde uzaktan analiz ve izleme için kullanılmaktadır (10).</p>



<p><strong>Eğitim ve Farkındalık</strong></p>



<p>KBRN olaylarına yönelik eğitim ve farkındalık programları, toplumun direnç kapasitesini artırmanın temel yollarından biridir. Sağlık personeli ve acil durum çalışanlarına yönelik düzenlenen özel eğitimler, bu bireylerin olaylara müdahale becerilerini geliştirmektedir. Özellikle KBRN tehditlerine yönelik koruyucu ekipman kullanımı, dekontaminasyon prosedürleri ve olay yerinde risk analizi gibi pratik becerilerin kazandırılması, müdahale süreçlerinin başarısı için kritik öneme sahiptir (1).</p>



<p>Toplum düzeyinde ise, sağlık okuryazarlığı kampanyaları ve kamu hizmeti duyuruları bireylerin KBRN olaylarına hazırlıklı olmalarını sağlar. Fukuşima nükleer kazasının ardından Japonya’da uygulanan halk sağlığı programları, düşük doz radyasyonun etkileri hakkında halkın bilinç düzeyini artırmış ve gereksiz panik ortamının önlenmesine yardımcı olmuştur (4).</p>



<p>Eğitim ve farkındalık programlarının başarısını artırmak için dijital teknolojilerden yararlanmak etkili bir yöntemdir. Sanal gerçeklik (VR) simülasyonları ve çevrimiçi eğitim platformları, bireylerin olayları uygulamalı olarak deneyimlemesini sağlayarak öğrenme sürecini destekler. Ayrıca, sosyal medya ve mobil uygulamalar, geniş kitlelere ulaşarak KBRN tehditleriyle ilgili doğru bilgiye hızlı erişim sağlar (7).</p>



<p>Eğitim programları hazırlanırken, farklı grupların ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi savunmasız gruplara yönelik özel bilgilendirme ve hazırlık programları geliştirilmelidir. Örneğin, çocuklar için çizgi filmler veya interaktif oyunlar, KBRN olaylarına karşı bilinç kazanmalarını eğlenceli bir şekilde sağlayabilir (6).</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>YASAL VE POLİTİK ÇERÇEVE</strong></h2>



<p>KBRN olaylarına karşı etkili bir yaklaşım, sağlam bir yasal ve politik çerçeve gerektirir. Türkiye’de KBRN tehditleriyle ilgili çeşitli yönetmelikler ve rehberler bulunmaktadır. Özellikle Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer Tehdit ve Tehlikelere Dair Görev Yönetmeliği, ulusal düzeyde bir çerçeve sunmaktadır (43). Ancak bu düzenlemelerin uygulanabilirliği ve denetimi, güçlendirilmesi gereken alanlardır.</p>



<p>Uluslararası düzeyde ise, Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlar, KBRN tehditlerine yönelik uluslararası iş birliği ve kapasite geliştirme faaliyetlerini desteklemektedir. Biyolojik Silahlar Sözleşmesi ve Nükleer Güvenlik Konvansiyonu gibi uluslararası anlaşmalar, bu tehditlerin kontrol altına alınmasında önemli bir zemin oluşturmaktadır (3). Ancak politik çıkarların çatışması ve ülkeler arasındaki ekonomik farklılıklar, bu iş birliğini sınırlayabilir.</p>



<p>Yerel düzeydeki yasal düzenlemeler, KBRN olaylarının yönetiminde daha hızlı ve etkili çözümler sunabilir. Bu nedenle, yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının da bu sürece dahil edilmesi gereklidir. Yasal çerçevenin yanı sıra, toplum düzeyindeki uygulamaların etkin bir şekilde denetlenmesi ve raporlanması, politikaların başarıya ulaşmasında kritik bir rol oynar.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>SONUÇ</strong></h2>



<p>KBRN olayları, 21. yüzyılda küresel güvenlik ve halk sağlığı için giderek artan bir tehdit oluşturmaktadır. Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehlikeler, yalnızca belirli bölgeleri değil, dünya genelini etkileyen krizlere yol açabilir. Bu nedenle, bu olaylara yönelik bütüncül yaklaşımlar benimsenmesi hem bireylerin hem de toplumların bu tehditlere karşı daha dirençli hale getirilmesi açısından zorunludur.</p>



<p>Sağlık okuryazarlığı, bireylerin doğru bilgiye erişim sağlayarak kriz anlarında etkin kararlar almasına olanak tanıyan önemli bir araçtır. Toplumun sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik kampanyalar, yalnızca bireysel farkındalığı güçlendirmekle kalmayıp, halk sağlığı sistemlerinin yükünü de hafifletebilir. Sağlık okuryazarlığının yanında, modern teknolojilerin kullanımı ve yenilikçi çözümler, KBRN olaylarının etkilerinin azaltılmasında kilit rol oynamaktadır. Yapay zekâ, büyük veri analitiği ve simülasyon teknolojileri, olayların daha etkili bir şekilde yönetilmesine imkân tanımaktadır.</p>



<p>Eğitim ve farkındalık çalışmaları, KBRN olaylarına karşı toplumların dayanıklılığını artıran temel yapı taşlarından biridir. Sağlık personeli ve acil durum çalışanlarının uzmanlaşmış eğitimlerle donatılması, olası olaylarda müdahale süreçlerini güçlendirmektedir. Aynı zamanda, toplum düzeyindeki eğitim kampanyaları ve bilgilendirme faaliyetleri, bireylerin bu tür tehditlere karşı daha hazırlıklı olmasını sağlamaktadır.</p>



<p>KBRN tehditlerine karşı etkili bir yanıtın sürdürülebilir olması, sağlam bir yasal ve politik çerçeveye dayanmalıdır. Ulusal düzeydeki düzenlemeler, yerel yönetimlerin kapasitesini artırırken, uluslararası iş birliği bu tür olaylara küresel bir perspektifle yaklaşılmasını sağlar. Ancak, politik irade ve ekonomik kaynakların bu alanda daha etkin bir şekilde kullanılması gerekmektedir.</p>



<p>Gelecekte KBRN tehditlerine karşı daha dirençli bir toplum oluşturmak için, eğitim, sağlık okuryazarlığı, teknoloji entegrasyonu ve yasal düzenlemelerin bir arada ele alındığı kapsamlı stratejiler benimsenmelidir. Bu sayede, bireylerin ve toplumların KBRN olaylarına karşı bilinçlenmesi ve dayanıklılığı artırılabilir. Uluslararası iş birliği ve kolektif çabalar ise, bu süreçte temel bir yapı taşı olmaya devam edecektir.</p>



<p>KBRN olaylarına karşı hazırlanmış, bilinçli ve dayanıklı bir toplum oluşturmak, yalnızca güvenlik açısından değil, aynı zamanda insanlık onurunu koruma ve sürdürülebilir bir geleceği garanti altına alma yolunda atılmış önemli bir adım olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKLAR</strong></h2>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li>Dökmeci AH, Çavlan B. Biyolojik Silah; Biyolojik Savaşlar, Pandemiler ve COVID-19. EJONS Int J Math Eng Nat Sci. 2020;16:841-59.</li>



<li>Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda zehirli gaz mücadelesi. Tarih Haber. 4 Mayıs 2015. [Erişim tarihi: 5 Aralık 2024]. Erişim linki: <a href="http://www.tarihhaber.net/birinci-dunya-savasinda-zehirli-gaz-mucadelesi/">http://www.tarihhaber.net/birinci-dunya-savasinda-zehirli-gaz-mucadelesi/</a></li>



<li>Yüksel O, Erdem R. Biyoterörizm ve Sağlık. Hacettepe Sağlık İdaresi Dergisi. 2016;19(2):203-22.</li>



<li>Pflugbeil S, et al. Çernobil’in İnsan Sağlığına Etkileri. Gesellschaft für Strahlenschutz; 2011.</li>



<li>Moriyama N, et al. Associated Factors Related to Low-Dose Radiation Exposure on Health. Prevent Med Reports. 2019;20:1-7.</li>



<li>Tercan B. Biyolojik Afetler ve COVID-19. Paramedik ve Acil Sağlık Hizmetleri Dergisi. 2020;1(1):41-50.</li>



<li>Sezgin D. Sağlık Okuryazarlığını Anlamak. İletişim Dergisi. 2014;3(Özel Sayı):71-91.</li>



<li>Özkan S, et al. Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörleri. Özyurt Matbaacılık; 2018.</li>



<li>Gözlü K. Sağlığın Sosyal Bir Belirleyicisi: Sağlık Okuryazarlığı. Süleyman Demirel Tıp Dergisi. 2020;27(1):137-44.</li>



<li>Three Mile Island kazası. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD). [Erişim tarihi: 5 Aralık 2024]. Erişim linki: https://www.afad.gov.tr/kbrn/three-mile-island-kazasi</li>



<li>Yaren H, Kenar L, Karayılanoğlu T. Önemli Bir Kimyasal Silah Grubu: Sinir Ajanları. TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni. 2007;6(6):491-500.</li>



<li>Sovyetler Birliği&#8217;nin geliştirdiği Noviçok zehirli gazı nedir? Euronews Türkçe. 3 Eylül 2020. [Erişim tarihi: 5 Aralık 2024]. Erişim linki: <a href="https://tr.euronews.com/2020/09/03/sovyetler-birligi-nin-gelistirdigi-novicok-zehirli-gaz-nedir-">https://tr.euronews.com/2020/09/03/sovyetler-birligi-nin-gelistirdigi-novicok-zehirli-gaz-nedir-</a></li>



<li>Sezigen S, Kenar L. Hardal Gazına Maruz Kalmış Kimyasal Yaralıların Tıbbi Yönetimi. Osmangazi Tıp Dergisi. 2020;42(1):93-102.</li>



<li>Bozarslan M. Halepçe&#8217;nin bitmeyen acısı. Al Jazeera Türk. 15 Mart 2014. [Erişim tarihi: 5 Aralık 2024]. Erişim linki: <a href="https://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/halepcenin-bitmeyen-acisi">https://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/halepcenin-bitmeyen-acisi</a></li>



<li>Sidell FR, Takafuji ET, Franz DR, editors. <em>Medical aspects of chemical and biological warfare</em>. Office of the Surgeon General; 1997.</li>



<li>Marrs TC, Maynard RL, Sidell FR. <em>Chemical warfare agents: toxicology and treatment</em>. John Wiley &amp; Sons; 2007.</li>



<li>Hall AH, Dart RC, Bogdan GM. Sodium thiosulfate or hydroxocobalamin for the empiric treatment of cyanide poisoning? <em>Ann Emerg Med</em>. 2007;49(6):806–13.</li>



<li>Rotz LD, Khan AS, Lillibridge SR, Ostroff SM, Hughes JM. Public health assessment of potential biological terrorism agents. <em>Emerg Infect Dis</em>. 2002;8(2):225–30.</li>



<li>Inglesby TV, Henderson DA, Bartlett JG, et al. Anthrax as a biological weapon, 2002: updated recommendations for management. <em>JAMA</em>. 2002;287(17):2236–52.</li>



<li>Shapiro RL, Hatheway C, Swerdlow DL. Botulism in the United States: a clinical and epidemiologic review. <em>Ann Intern Med</em>. 1998;129(3):221–8.</li>



<li>Brachman PS, Friedlander AM. Anthrax. In: Zajtchuk R, Bellamy RF, editors. <em>Medical Aspects of Chemical and Biological Warfare</em>. Office of the Surgeon General; 1997. p. 467–78.</li>



<li>Pfefferbaum B, North CS. Mental health and the COVID-19 pandemic. <em>N Engl J Med</em>. 2020;383(6):510–2.</li>



<li>Hall EJ, Giaccia AJ. <em>Radiobiology for the Radiologist</em>. 7th ed. Philadelphia: Wolters Kluwer; 2011.</li>



<li>United Nations Scientific Committee on the Effects of Atomic Radiation (UNSCEAR). Sources and effects of ionizing radiation. <em>UNSCEAR 2008 Report</em>.</li>



<li>Waselenko JK, MacVittie TJ, Blakely WF, et al. Medical management of the acute radiation syndrome: recommendations of the Strategic National Stockpile Radiation Working Group. <em>Ann Intern Med</em>. 2004;140(12):1037–51.</li>



<li>Wolff J. Perchlorate and the thyroid gland. <em>Pharmacol Rev</em>. 1998;50(1):89–105.</li>



<li>Dainiak N, Ricks RC. The evolving role of haematopoietic stem cell transplantation in radiation injury: potentials and limitations. <em>BJR Suppl</em>. 2005;27:169–74.</li>



<li> Bisson JI, Cosgrove S, Lewis C, Roberts NP. Post-traumatic stress disorder. <em>BMJ</em>. 2015;351:h6161.</li>



<li>Brooks SK, Webster RK, Smith LE, et al. The psychological impact of quarantine and how to reduce it: rapid review of the evidence. <em>Lancet</em>. 2020;395(10227):912–20.</li>



<li>Everly GS, Lating JM. <em>The Johns Hopkins guide to psychological first aid</em>. 2nd ed. Baltimore: Johns Hopkins University Press; 2017.</li>



<li>North CS, Pfefferbaum B. Mental health response to community disasters: a systematic review. <em>JAMA</em>. 2013;310(5):507–18.</li>



<li>Shanafelt TD, Ripp J, Trockel M. Understanding and addressing sources of anxiety among health care professionals during the COVID-19 pandemic. <em>JAMA</em>. 2020;323(21):2133–4.</li>



<li>Burkle FM. Population-based triage management in response to surge-capacity requirements during a large-scale bioevent disaster. Acad Emerg Med. 2017;24(11):1235–43.</li>



<li>Shanafelt TD, Ripp J, Trockel M. Understanding and addressing sources of anxiety among health care professionals during the COVID-19 pandemic. JAMA. 2020;323(21):2133–4.</li>



<li>Koenig KL, Schultz CH, editors. Koenig and Schultz&#8217;s disaster medicine: comprehensive principles and practices. Cambridge University Press; 2016.</li>



<li>World Health Organization. Hospital preparedness for epidemics: focus on COVID-19. WHO; 2020.</li>



<li>Kuroda Y, et al. Association between Health Literacy and Radiation Anxiety after a Nuclear Accident. Int J Environ Res Public Health. 2018;15:1-12.</li>



<li>Simonds SK. Health education as social policy. Health Educ Monogr. 1974;2:1–25.</li>



<li>Can B. COVID-19 Salgını ve Sağlık Okuryazarlığının Önemi. Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Dergisi. 2020;1(2):31-7.</li>



<li>Hagdoost AE, et al. İran Sağlık Okuryazarlığı Anketi (IHLQ). Iran Red Crescent Med J. 2015;17(6).</li>



<li>Yoshida Y, et al. Limited Functional Health Literacy and Behavior. Hindawi Publ Corp. 2014;6:1-6.</li>



<li>Okan O, et al. International Handbook of Health Literacy. Policy Press, Bristol; 2019.</li>



<li>Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı. Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer Tehdit ve Tehlikelere Dair Görev Yönetmeliği. Resmî Gazete. 1 Ekim 2020; Sayı: 31261. [Erişim tarihi: 5 Aralık 2024]. Erişim linki: https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/21.5.3033.pdf</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/21-yuzyilda-kimyasal-biyolojik-radyolojik-nukleer-kbrn-olaylarina-yaklasim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Değişikliğinin Acil Servis Üzerine Etkileri</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/iklim-degisikliginin-acil-servis-uzerine-etkileri/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/iklim-degisikliginin-acil-servis-uzerine-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Cankut Tatlıparmak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Nov 2024 05:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[acil servis]]></category>
		<category><![CDATA[acil tıp]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[İklim değişiklikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1628</guid>

					<description><![CDATA[Jonathan, sabah gözlerini açar açmaz yüzünü yakan kavurucu güneş ışığını hissetti. Güneşin altında bir sabaha uyanmayalı uzun zaman olmuştu ve doğrusu, bunu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<blockquote class="wp-block-quote has-text-align-center is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Jonathan, sabah gözlerini açar açmaz yüzünü yakan kavurucu güneş ışığını hissetti. Güneşin altında bir sabaha uyanmayalı uzun zaman olmuştu ve doğrusu, bunu özlediği de pek söylenemezdi. Artık geceleri -60°C’ye kadar düşen soğuklardan koruyan yüksek izolasyonlu kıyafetleri ve hidrojen enerjili ısıtıcıları vardı. Ancak önünde uzanan 6 aylık 70°C’yi bulacak kavurucu sıcaklarda, ultraviyole koruyucular içinde terlememeyi başaramayacaktı. Su kıtlığı nedeniyle duş yasağı vardı ve günlük 700 ml içme suyu sınırını düşündükçe moralini toparlamakta zorlanıyordu. Çay ve kahve? Onları en son ne zaman içtiğini bile unutmuştu, su içeren tüm içeceklerin yasaklanmasının üzerinden tam 12 yıl geçmişti. Uyku pod’unun kapağını kapatırken içini bir sıkıntı kapladı: &#8220;Dehidratasyon salgını kapıda&#8221; diye düşündü. &#8220;Acildeki son rahat nöbetlerimiz olabilir.&#8221; Tercüman ekibinin bugün en azından zamanında işbaşı yapmasını diledi; çünkü onlarca farklı dilin yankılanacağı bir acil serviste zorlu bir nöbet onu bekliyordu.</em></p>
</blockquote>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="275" height="275" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/11/image.png" alt="" class="wp-image-1629" style="width:365px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/11/image.png 275w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/11/image-150x150.png 150w" sizes="(max-width: 275px) 100vw, 275px" /></figure>
</div>


<p>Birçoğumuz için iklim değişikliğinin acil servisler üzerindeki etkileri, yukarıdaki kısa hikayede anlatılan senaryo kadar uzak görünebilir. Peki gerçekten bu etkiler o kadar da uzak mı, yoksa yakında günlük hayatımızın bir parçası haline mi gelecek? Gelin, bu sorunun cevabını birlikte inceleyelim.</p>



<p>Öncelikle konuyu anlamak için terminolojiye ve tarihsel gelişimine kısaca göz atalım. “<em>Küresel ısınma</em>” terimi, ilk kez 1975 yılında Columbia Üniversitesi’nde Amerikalı jeokimyacı Wallace Smith Broecker tarafından ortaya atılmış<sup>1</sup>. Bu kavram, “insan faaliyetleri sonucu atmosfere yayılan gazların sera etkisi yaratarak dünya yüzeyindeki sıcaklıkları artırması” anlamına geliyor.<sup>2</sup>&nbsp;“<em>İklim değişikliği</em>” ise 1980’lerde giderek daha sık kullanılmaya başlanmış. Bu terim, yalnızca sıcaklık değişikliklerini değil, deniz seviyesindeki artış gibi insan yaşamını doğrudan etkileyen diğer çevresel değişiklikleri de kapsadığı için özellikle tercih ediliyor. “<em>İklim krizi</em>” ifadesi ise 2009’dan itibaren bilimsel makalelerde yer almaya başladı. Son yıllarda ise özellikle Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar tarafından, acil çözüm ve eylem gerektiren bir durumun önemini vurgulamak amacıyla sıklıkla kullanılmakta.<sup>3</sup></p>



<p>Kağıt üzerinde 50 yıllık bir kavram gibi görünse de, iklim değişikliğine dair ilk bilimsel kanıt 1938&#8217;de Guy Callendar tarafından sunulmuştur.<sup>4</sup> Callendar, son 50 yılda yeryüzü sıcaklığının 0.3°C arttığını dolaylı yöntemlerle ispatlamıştır. 1967&#8217;de ise Syukuro Manabe ve Richard Wetherald, dünyanın ilk iklim modellemesini gerçekleştirmiştir; bu çalışma, 2021&#8217;de Syukuro Manabe&#8217;ye Nobel Fizik Ödülü&#8217;nü kazandırmıştır.<sup>5</sup> Hatta 1896’da İsveçli bilim insanı Svante Arrhenius&#8217;un atmosferdeki karbon dioksitin yeryüzü sıcaklığını etkileyebileceğine dair öngörüsünü düşündüğümüzde, iklim değişikliği konusunun köklü bir akademik ve sosyal geçmişe sahip olduğu daha net ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde ise bu konuya olan ilgi giderek artmaktadır. 2021 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın adı “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı” olarak değiştirilmiş, aynı yıl Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İklim Değişikliği Başkanlığı kurulmuştur.<sup>6,7</sup>&nbsp;Daha önce farklı kurumlar altında yürütülen iklim değişikliği çalışmalarını tek çatı altında birleştiren başkanlık, ülkemizin bu alandaki çabalarını koordine etmektedir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’na bağlı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bünyesindeki Çevre Sağlığı Dairesi Başkanlığı, İklim Değişikliği ve Çevresel Etkileri İzleme Birimi ile bu sürece katkı sağlamaya devam etmektedir.<sup>8</sup>&nbsp;</p>



<p>Günümüzde, iklim değişikliğine dair artan kanıtlara rağmen, iklim krizini inkâr edenlerin sayısının hâlâ artmakta olduğunu gözlemliyoruz. Bu tavır; 1970&#8217;lerde büyük petrol şirketlerinin, tıpkı tütün firmalarının sigaranın zararlarını ortaya koyan bilimsel makalelere karşı çıkışı gibi, iklim değişikliğini küçümseyen çalışmalar yayımlamasıyla başladı ve hâlâ devam ediyor. Ancak bu inkârcılık; 1990&#8217;larda “şüphecilik” olarak anılan küçük bir azınlıktan, 2014 yılında Amerikan sivil toplum örgütü “Şüpheci Soruşturma Komitesi”nin bu görüşlerin “şüphecilik” değil, “inkârcılık” olarak adlandırılmasını talep etmesiyle daha belirgin bir kimlik kazandı.<sup>9</sup></p>



<p>“Peki bunları neden okuduk?” diye soranlar için kısa bir açıklama yapayım. Karşı karşıya olduğumuz tehdit yalnızca yaptığımız işi değil, aynı zamanda bizi de etkileyecek; işimizi zorlaştıracak ve konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan, internetten okuduklarıyla “bu konuda çok araştırma yaptığını” iddia eden kişiler tarafından eleştirileceğiz. (<em>Pandemiden tanıdık geldi mi?</em>) Peki, bu iklim krizinin etkileri neler olacak? Gerçekten merak ediyor musunuz? İklim krizi etkilerini görmek için hemen tıklayın. <em><u><em>İklim krizi</em></u></em>&nbsp;….</p>



<p><em>(İklim değişikliği inkârcılarını da bu yöntemle geride bıraktığımıza göre, yazımıza kaldığımız yerden devam edelim.)</em><em></em></p>



<p>İklim değişikliği; insanlığın daha önce karşılaşmadığı, küresel boyutta bir fenomen olarak neredeyse tüm sektörlerde henüz tam olarak kestirilemeyen etkiler yaratacak gibi görünüyor. Bu sektörlerin başında ise sağlık sektörü geliyor. Acil servislerde geçirdiğim 11 yıl boyunca öğrendiğim tek bir şey varsa, o da Afrika&#8217;da kanat çırpan bir kelebeğin bile bizim acil servis başvurularımızı etkileyebileceğidir. Yine de, bilim ışığında acil servis projeksiyonlarını değerlendirelim.</p>



<p>Dünya Sağlık Örgütü, 2030 ve 2050 yılları arasında her yıl ısı stresi, malnütrisyon, sıtma ve ishal kaynaklı 250.000 ek ölüm beklediğini öngörüyor. Bu sayı abartılı görünebilir; ancak yalnızca 2022 yılında İngiltere&#8217;de sıcaklık kaynaklı 2.985 ek ölüm bildirildiği akılda tutulmalı.<sup>10</sup></p>



<p>İklim değişikliğinin; kardiyovasküler (<em>batı dünyasında en sık ölüm nedeni ve önemli bir acil başvuru sebebi</em>), solunum (<em>hava kirliliğinde artış, hava durumu değişiklikleri ve sıcaklık artışları</em>), gastrointestinal (<em>su kalitesi ve gıda güvenliği sorunlarıyla ilişkili ishal hastalıkları</em>) ve vektör kaynaklı (<em>artan sıcaklıklarla birlikte kene ve sivrisinek sayısında artış</em>) etkileri, sağlıkla ilgili bilgilerimizi, epidemiyolojik verilerimizi ve alışkanlıklarımızı yeniden şekillendirecek.<sup>11</sup>&nbsp;Sağlık sisteminin hem bel kemiği hem de en hassas noktası olan acil servisler, bu değişimlerden en yoğun etkilenecek alanların başında geliyor.</p>



<p>Bunların dışında artan sıcaklıkların ve ekstrem hava koşullarının travma kaynaklı acil başvurularda artışa yol açması, iklim krizinin mental etkileri (<em>güneşe ateş eden Adanalı örneğinde olduğu gibi</em>) ile nörolojik, endokrin, dermatolojik, renal ve ürogenital sağlık üzerindeki etkileri de acil servis başvuru sayısında ve epidemiyolojisinde değişiklikler yaratacaktır.</p>



<p>Prof. Dr. Neşe Çolak Oray ve arkadaşlarının sıcak dalgaları sırasında acil servislerde mortalitenin arttığını gösteren çalışmaları bulunsa da, bilim bize “korelasyon nedensellik göstermez” der.<sup>12,13</sup>&nbsp;Nasıl ki “Covid aşılarından sonra gençlerde kalp krizi arttı” iddiasına korelasyon üzerinden cevap vermek yanıltıcıysa, ilerleyen yıllarda da “acilde ölümler arttı, küresel ısınmaya önlem alınmalı” demenin aynı zorlukla karşılanacağını öngörebiliriz.</p>



<p>Evet, acil servislerin giderek daha yoğun hale geleceğini tahmin etmek zor değil (<em>zaten kıdemlilerimizin “biz eskiden 23:30’da yeşil alanı kapatırdık” anılarını, sabaha karşı 04:00’te sırada bekleyen yeşil hastalarını bitirmeye çalışırken dinleyen bir nesiliz</em>). Peki, afetler söz konusu olduğunda durum nasıl?</p>



<p>İklim değişikliğinin sıcak dalgaları, orman yangınları, seller, tropik fırtınalar ve hortumlar gibi doğal olayları daha sık insani krizlere dönüştürmesi bekleniyor. Şimdi bu olayları biraz detaylandıralım ve son yıllarda neler yaşandığına bir göz atalım.<sup>14</sup></p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Orman Yangınları</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p>İklim değişikliğinin sıcak ve kurak hava koşullarını daha da ağırlaştırarak yangınların hem başlamasını hem de yayılmasını kolaylaştırması bekleniyor. Önümüzdeki yıllarda orman yangınlarının boyutunun, sıklığının ve ciddiyetinin artacağı öngörülüyor. Nitekim, dünyanın bazı bölgelerinde bu artışlar şimdiden gözlemlenmeye başladı. 2020, 2021 ve 2023 yılları, sırasıyla en fazla küresel orman yangını yaşanan 4., 3. ve 1. yıllar olarak kayıtlara geçti. 2023 yılında yaklaşık 12 milyon hektar ormanlık alanın (Nikaragua büyüklüğünde bir alan) yandığı tespit edildi; bu, daha önceki rekordan yaklaşık %24 daha fazla bir alan anlamına geliyor.<sup>15</sup></p>



<p>Türkiye’de de durum farklı değil. 1997-2011 yılları arasında yılda ortalama 2000 orman yangını görülürken, 2012-2022 yılları arasında bu sayı ortalama 2600&#8217;e yükseldi. Ancak daha çarpıcı olan, yanan alanın büyüklüğü: 1997-2011 yılları arasında yılda ortalama 9000 hektar ormanlık alan yanarken, 2012-2022 yılları arasında bu ortalama 21700 hektara çıktı.<sup>16</sup>&nbsp;2023 yılında ise 15520 hektar alan yandı; bu düşüş belki de bu yazının en önemli noktasıdır çünkü iklim değişikliği tamamen ortadan kaldırılamasa da, insanlara olan etkilerini azaltmak için alınabilecek kısa ve uzun vadeli önlemler bulunmakta.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Seller</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p>Sellerden en çok etkilenen ülkeler arasında Somali, Çin, Filipinler, Pakistan, Kenya, Etiyopya, Hindistan, Brezilya, Bangladeş ve Malezya öne çıkmaktadır.<sup>17</sup>&nbsp;Küresel İç Göç Veritabanı&#8217;na (Global Internal Displacement Database &#8211; IDMC) göre; seller nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kalan kişi sayısı 2013 yılında 3.5 milyon iken, 2023 yılında bu sayı 7.9 milyona yükselmiştir.<sup>18</sup>&nbsp;2013 yılında sellerden en çok etkilenen ülkelerde yaşanan sel sayısı 24 iken, 2023&#8217;te bu sayı 656’ya çıkmıştır.</p>



<p>Türkiye’de ise bugüne kadar durum nispeten daha kontrollü görünmekteydi. 2019 yılında yayımlanan bir habere göre, Türkiye’de son 39 yılda 1242 kişi sel nedeniyle yaşamını yitirmiştir.<sup>19</sup>&nbsp;AFAD verilerine göre 2020 yılında doğa kaynaklı 905 olayın 177’si, 2022 yılında yaşanan 22982 olayın 450’si, ve 2023 yılında yaşanan 5233 olayın 2028&#8217;i sel veya su baskını olarak kaydedilmiştir.<sup>20</sup>&nbsp;Türkiye’de son yıllarda sel felaketleri basında daha sık yer almaya başlamıştır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne göre 2010 yılından sonra haziran aylarında yağış %65 artış göstermiştir.<sup>21</sup>&nbsp;Bu durumda, ülkemizin “sel tehdidi altında” olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.</p>



<p><em>Evet, gülerken bir anda yazının tonu ciddileşti. Hani iklim değişikliğinin etkilerini torunlarımızın torunları kapsül gıdalarla beslenirken konuşmaya başlayacaktık? Konu ne ara 2023 Adıyaman – Şanlıurfa sel felaketine geldi? Neyse, bizden uzak afetlerden bahsedelim de rahatlayalım; nasıl olsa bir süre sonra unutup yokmuş gibi davranacağız.</em><em></em></p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Hortumlar</strong></u></strong><strong>&nbsp;</strong><strong><u><strong>(Tornado)</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p>Kasırgalar, ılık okyanus suları etrafında oluşan büyük ve yoğun fırtınalardır; bu yüzden ülkemizde görülme ihtimali terminolojik olarak oldukça düşüktür. Batı Pasifik Okyanusu&#8217;nda meydana gelenler “tayfun,” Güney Pasifik ve Hint Okyanusu&#8217;nda olanlar ise “siklon” olarak adlandırılır. ABD&#8217;de iklim değişikliği nedeniyle okyanus ve atmosfer sıcaklıklarının artışıyla birlikte deniz seviyeleri yükselmekte. Bu durum ise ilerleyen yıllarda daha sık, yoğun ve uzun süren kasırgalar yaşanmasına neden olabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Kasırgalar</strong></u></strong><strong>&nbsp;</strong><strong><u><strong>(Hurricane)</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p>Kasırgalar, bir fırtınadan Dünya yüzeyine doğru hızla dönen bir hava sütunu olarak meydana gelir ve sıklıkla Amerika kıtasında gözlemlenir. Genellikle sıcak okyanus suları kaynaklı olduğundan, Avrupa&#8217;da nadiren görülür. İklim değişikliği ile Avrupa’da kasırga sıklığının artabileceği öne sürülse de, mevcut koşullar nedeniyle bu bölgenin odak noktası olmaktan uzak gibi görünüyor. (<em>Genel öneriler, kasırga bölgelerinde bina yapılarının güçlendirilmesi ve sığınaklarda bulunulması yönünde olsa da; Türkiye’de deprem gerçeği varken kasırgadan korkup binasını güçlendirecek birilerinin olacağını sanmıyorum</em>).</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong><u>NE YAPABİLİRİZ?</u></strong><strong><u></u></strong></h2>



<p>Her ne kadar başlık, bir bağış çağrısı yapacakmışım gibi görünse de, maalesef bu sorunun net bir cevabı bende de yok. Elbette kıdem sınavında takılan heyecanlı bir asistan gibi &#8220;güvenlik çemberine alırım&#8221; demek istiyorum; &#8220;hazırlıklı olmalıyız&#8221; diyorum ama &#8220;nasıl&#8221; diye sorulmasından da çekiniyorum. Belki de iklim değişikliği kampanyalarının siyasi düzeyde yeterince destek bulamamasının nedenlerinden biri bu belirsizlik. Şu anda, &#8220;İklim Krizi&#8221; diyenlerin karşısında tüm liderler bütçeler açarak bir çözüm arayışında, fakat yapılan kampanyaların çoğu hâlâ sadece “farkındalık artırma” seviyesinde kalıyor.</p>



<p>Benim görüşüme göre, acil tıp hekimleri olarak iklim değişikliğinin etkilerini toplumun diğer kesimlerinden daha yoğun göreceğiz; ancak bu etkileri azaltma sorumluluğumuz diğer meslek gruplarından fazla olmayacak. Bu konuda American College of Emergency Medicine (ACEM) ile fikir ayrılığı yaşıyorum. ACEM, Acil Tıp Kliniklerinin kültürel değişim yaratmada ve sağlık sistemi içindeki çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarını teşvik etmede önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyor. Örnek teşkil ederek meslektaşlarımızı sürdürülebilir bir düşünce yapısını benimsemeye teşvik edebileceğimizi, karar mekanizmalarında sürdürülebilirlik kültürünü destekleyebileceğimizi savunuyorlar.<sup>22</sup></p>



<p>Yarın, daha kötü sonuçlanma ihtimali olan hastalıklarla daha sık karşılaşacağız ve afetlerle daha yoğun bir etkileşim içinde olacağız. Eğer hazırlanabileceğimiz bir şey varsa, öncelikle bu fikre zihinsel olarak hazırlanmamız gerekiyor. </p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKÇA</strong><strong></strong></h2>



<p><em>Not: Kaynakça için akademik kurallara dikkat edilmemiş, konu başlığı ve yazının ulaşılabilir linki paylaşılmıştır.</em><em></em></p>
</div>



<ol class="wp-block-list">
<li>Wallace Broecker, Prophet of Climate Change &#8211; <a href="https://news.climate.columbia.edu/2019/02/19/wallace-broecker-early-prophet-of-climate-change/"><u>https://news.climate.columbia.edu/2019/02/19/wallace-broecker-early-prophet-of-climate-change/</u></a></li>



<li>What is Global Warming &#8211; <a href="https://science.nasa.gov/climate-change/what-is-climate-change/"><u>https://science.nasa.gov/climate-change/what-is-climate-change/</u></a></li>



<li>The Climate Dictionary: An everyday guide to climate change &#8211; <a href="https://climatepromise.undp.org/news-and-stories/climate-dictionary-everyday-guide-climate-change"><u>https://climatepromise.undp.org/news-and-stories/climate-dictionary-everyday-guide-climate-change</u></a></li>



<li>A brief history of climate change &#8211; <a href="https://www.bbc.com/news/science-environment-15874560"><u>https://www.bbc.com/news/science-environment-15874560</u></a></li>



<li>The most influential climate change papers of all times &#8211; <a href="https://www.carbonbrief.org/the-most-influential-climate-change-papers-of-all-time/"><u>https://www.carbonbrief.org/the-most-influential-climate-change-papers-of-all-time/</u></a></li>



<li>ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK ve İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI &#8216; NIN TARİHÇESİ &#8211; <a href="https://csb.gov.tr/tarihcemiz-i-7012"><u>https://csb.gov.tr/tarihcemiz-i-7012</u></a></li>



<li>İklim Değişikliği Başkanlığı &#8211; <a href="https://iklim.gov.tr/hakkimizda-i-4"><u>https://iklim.gov.tr/hakkimizda-i-4</u></a></li>



<li>İklim Değişikliği ve Çevresel Etkileri İzleme Birimi &#8211; https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/birimler-cevresagligi/iklim-degisikligi-cevresel-etkileri-izleme-birimi.html</li>



<li>Deniers are not Skeptics &#8211; https://centerforinquiry.org/news/deniers_are_not_skeptics/</li>



<li>World Health Organization. World Health Organization. Available online: <a href="#tab=tab_1"><u>https://www.who.int/health-topics/climate-change#tab=tab_1</u></a></li>



<li>Impact of climate change in emergency medicine: a narrative review &#8211; https://jphe.amegroups.org/article/view/10131/html</li>



<li>The impact of a heat wave on mortality in the emergency department &#8211; https://journals.lww.com/md-journal/fulltext/2018/12280/the_impact_of_a_heat_wave_on_mortality_in_the.50.aspx</li>



<li>Causal implicatures from correlational statements &#8211; <a href="https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0286067"><u>https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0286067</u></a></li>



<li>The implications of climate change for emergency planning &#8211; https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2212420922006446</li>



<li>The Latest Data Confirms: Forest Fires Are Getting Worse &#8211; https://www.wri.org/insights/global-trends-forest-fires#:~:text=Record%2Dsetting%20forest%20fires%20are,previous%20record%20by%20about%2024%25.</li>



<li>İnsan Faktörü ve İklim Krizi Bir Araya Gelince: Orman Yangınları &#8211; <a href="https://ipa.istanbul/wp-content/uploads/2024/03/KENT-GUNDEMI-ORMAN-YANGINLARI-1.pdf"><u>https://ipa.istanbul/wp-content/uploads/2024/03/KENT-GUNDEMI-ORMAN-YANGINLARI-1.pdf</u></a></li>



<li>In ten worst-hit countries, increasing floods and drought have forced people to flee 8 million times last year – over twice that of a decade ago &#8211; <a href="text=Climate%20change%20has%20increased%20the,2013%2C%20to%20656%20last%20year"><u>https://www.oxfam.org/en/press-releases/ten-worst-hit-countries-increasing-floods-and-drought-have-forced-people-flee-8#:~:text=Climate%20change%20has%20increased%20the,2013%2C%20to%20656%20last%20year</u></a>.</li>



<li>2023 Global Report on Internal Displacement &#8211; <a href="https://www.internal-displacement.org/global-report/grid2023/"><u>https://www.internal-displacement.org/global-report/grid2023/</u></a></li>



<li>Türkiye&#8217;de 39 yılda bin 242 kişi sele kurban gitti &#8211; https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/turkiyede-39-yilda-bin-242-kisi-sele-kurban-gitti/1561215</li>



<li>Afet İstatistikleri &#8211; <a href="https://www.afad.gov.tr/afet-istatistikleri"><u>https://www.afad.gov.tr/afet-istatistikleri</u></a></li>



<li>Türkiye&#8217;de seller neden en çok Haziran ayında görülüyor? &#8211; <a href="text=%22Ani%20sellerse%20havalar%C4%B1n%20%C4%B1s%C4%B1nd%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20ilkbahar%C4%B1n,y%C3%BCzeylerin%20oldu%C4%9Fu%20yerler%20yani%20kentler"><u>https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-65854046#:~:text=%22Ani%20sellerse%20havalar%C4%B1n%20%C4%B1s%C4%B1nd%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20ilkbahar%C4%B1n,y%C3%BCzeylerin%20oldu%C4%9Fu%20yerler%20yani%20kentler</u></a>.</li>



<li>Climate Change and Emergency Medicine &#8211; https://acem.org.au/Content-Sources/Advancing-Emergency-Medicine/Better-Outcomes-for-Patients/Climate-Change-and-Emergency-Medicine</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/iklim-degisikliginin-acil-servis-uzerine-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelecekte Beklenen Afetler</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/gelecekte-beklenen-afetler/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/gelecekte-beklenen-afetler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Orak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[küresel yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[siber afet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1605</guid>

					<description><![CDATA[Çok eski zamanlardan beri insanlar afetleri, gezegenlerin, yıldızların hareketleri ile ilişkilendirerek yıldızların kötü bir pozisyonda ise çok kötü bir şey; afet olacağı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çok eski zamanlardan beri insanlar afetleri, gezegenlerin, yıldızların hareketleri ile ilişkilendirerek yıldızların kötü bir pozisyonda ise çok kötü bir şey; <em>afet</em> olacağı anlamını çıkarmaktaydılar. Daha sonraları afetleri, toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olaylar olarak tariflemişlerdir. Son zamanlarda ise aslında doğal afetler yerine <em>doğal tehlike</em> teriminin kullanılmasının daha uygun olacağı, bu doğal tehlikenin afete dönüşmesinin nedeni ise önlemlerini almayan veya alamayan insan nedenli olduğu düşünülmektedir. Bu durumda afetlerin sebebinin insan kaynaklı olduğundan söz edebiliriz.</p>



<p>Küresel felaket riski, küresel ölçekte insan refahına zarar verebilecek, hatta modern uygarlığı tehlikeye atabilecek veya insan neslinin yok olmasına neden olabilecek veya insanlığın potansiyelini kalıcı ve büyük ölçüde azaltabilecek -yok edebilecek olaylardır. Olası küresel felaket riskleri, insanların neden olduğu teknolojik riskler, yıkıcı yapay zeka, biyoteknoloji veya nanoteknolojinin yaratılması, nükleer soykırım, genetiği değiştirilmiş organizmalarının kullanımı ile yapılan biyoterörizm, elektrik şebekesi gibi kritik altyapıyı tahrip eden siber terörizm, doğal bir pandemiyi yönetememe, küresel ısınma, türlerin neslinin tükenmesi de dâhil çevresel bozulma, eşit olmayan kaynak dağılımının bir sonucu olarak kıtlık, aşırı insan nüfusu, mahsul kıtlığı ve sürdürülebilir olmayan tarım sayılabilir. 2008 yılında, İnsanlığın Geleceği Enstitüsü&#8217;nün ev sahipliğinde düzenlenen bir konferansta uzmanlarla yapılan resmî olmayan bir ankette, 2100 yılına kadar insanlığın yok olma riskinin %19 olduğu tahmin edilmektedir. Nedenler arasında ise en sık sebep olarak teknolojik nedenler gösterilmiştir.</p>



<p>Bugün milyarlarca kişinin kullandığı internet 1960 yılında bilgi paylaşmak amacı ile kurulmuştur. İlerleyen zamanlarda internetin bu denli yaygınlaşacağı beklenmediğinden ve insanların sisteme zarar verebilecekleri düşünülmediğinden güvenlik geri planda bırakılmıştır. Teknolojik gelişmeye paralel olarak küreselleşme ve getirdiği iş kolaylığı gibi nedenlerden ötürü bu geçiş hızlanarak internet dünyası dediğimiz yeni görünmeyen sanal bir kıta keşfedilmiştir. Böylece küreselleşme hız kazanmış, ülke sınırları küçülmüş, rekabet ortamı şiddetlenmiş, bölgesel gruplaşmalar başlamış ve bugün için ülkelerin fiziksel alan dâhil tüm etki alanları siber alandaki yetkinliklerine göre sınırlanmıştır. Bilgi toplumuna hızlı geçiş süreci ile birlikte, zararlı yazılımların oranında büyük artış meydana gelmiş; ülkelerin kurum ve kuruluşları siber saldırıların hedefi olmuştur. Düşük giriş maliyeti, anonimlik ve tehdit eden coğrafi alanın belirsizliği siber uzayın hükümetler için yeni güvenlik sorunu olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kamunun siber uzayda etkinliğinin fazla olamaması siber afet tehdidini artıran nedenlerdir. Siber saldırılar; fiziksel savaşın başlamasını kolaylaştırmaya, uluslararası düzeyde ülkenin imajına yönelik yıkıcı hasara, ülkenin siyasi ve ekonomik ilişkilerinde hasara, kapsamlı insan kayıpları veya halk sağlığı ve güvenliğine yönelik tehlikeye, iç kaosa, kamu güvenini veya dini, ulusal ve etnik inançları yok etmeye, ulusal ekonomiye ciddi zararlara, ulusal siber varlıkların performansının kapsamlı şekilde yok edilmesi veya bozulmasına neden olur.</p>



<p>Siber saldırıların kullanıldığı alanlardan biri de savaşlardır. 18 Mayıs 2007 Rusya’nın Estonya’ya tarihin ilk siber saldırısını düzenleyerek haberleşme, bankacılık ve bürokrasisini 13 gün süreyle kullanılamaz hâle getirmesidir. Şu an devam etmekte olan Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta da Rusya, Ukrayna topraklarına hareketi başlatmadan önce siber saldırı düzenleyerek savunma sistemlerinin geçici olarak etkisiz hale gelmesini sağlamıştır. Üçüncü dünya savaşına doğru gidişin olduğu düşünüldüğü bugünlerde, İsrail’in yeni istihbarat operasyonu: Pager ve Walkie-Talkie saldırıları bir siber savaş örneğidir. Lübnan’da Hizbullah üyelerinin kullandığı pager’ların 17 Eylül günü, walkie-talkie cihazlarının ise 18 Eylül’de patlamasının bilançosu 37 ölü ve 3000’e yakın yaralı idi.</p>



<p>Microsoft&#8217;a siber güvenlik yazılımı sağlayan CrowdStrike&#8217;in sistemlerine 19.07.2024’de yapılan siber saldırı nedeni ile dünya genelinde ABD merkezli hava yolu şirketleri başta olmak üzere şirketler, havalimanları, bankalar, bazı medya kuruluşları ve Londra Borsası&#8217;nda sistemlerindeki sorun nedeniyle teknik aksaklıkların yaşanmasına neden oldu. CrowdStrike yazılımına olan siber saldırı sonrası dünya genelinde hava, kara ve demiryolu ulaşımında aksaklıklar yaşandı. İngiltere&#8217;deki sağlık ocağı randevu sistemleri Ulusal Sağlık Sistemi&#8217;nden (NHS) yapılan açıklamada, randevu ve hasta kayıt sistemlerinin etkilendiği, işlemlerin elle yapıldığını, Hollanda&#8217;nın Achterhoek bölgesindeki Slingeland Hastanesinin internet sayfasında yayımlanan mesajda, küresel yazılım sorunu nedeniyle yerel saatle 11.30&#8217;a kadar, çok acil hastalar dışında, hizmet verilmeyeceği, ayakta tedavi hizmetlerinin iptal edildiği ve yeni hasta kabul edilmeyeceği belirtildiği örneklerde olduğu gibi sağlık erişimleri ile ilgili sorunların oluşmasına neden oldu. Bankacılık ve basın sektörü de olumsuz etkilendi. Buradaki örneklemelerden de anlaşılacağı gibi yapılan siber saldırı nedeni ile hayatın her aşamasının etkilenerek kriz ve kaosun oluşmasına neden olabilmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="584" height="349" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image.png" alt="" class="wp-image-1606" style="width:780px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image.png 584w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-300x179.png 300w" sizes="(max-width: 584px) 100vw, 584px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="559" height="355" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-1.png" alt="" class="wp-image-1607" style="width:779px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-1.png 559w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-1-300x191.png 300w" sizes="(max-width: 559px) 100vw, 559px" /></figure>



<p>Dünyanın var oluşundan bu yana iklimin değişiyor olmasına rağmen, iklim değişikliği günümüzde insan faaliyetleri dolayısıyla oldukça hızlı gerçekleşmektedir. Hükûmetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 5. Değerlendirme Raporu da küresel ortalama sıcaklıklardaki artışın endüstri öncesi dönemden itibaren fosil yakıtların kullanılması, sanayileşme, nüfus artışı, kentleşme, arazilerin amaçları dışında kullanılması, tarım ve hayvancılık faaliyetleri, ormansızlaşma, çimento üretimi ve atıklar nedeniyle karbondioksit (CO<sub>2</sub>), metan (CH<sub>4</sub>), diazot monoksit (N<sub>2</sub>O) gibi insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının atmosferdeki yoğunlukları büyük ölçüde artması nedenleri ile olmaktadır. Küresel çapta bir sıcaklık artışı, buzulların erimesine neden olarak okyanuslara büyük oranda tatlı su karışması ile tatlı ve tuzlu su dengesinin bozulması sonucu okyanus akıntılarını etkileyerek ciddi düzeyde iklim değişimlerine, birçok canlı türünün yok olmasına, denizlerin taşmasına ve birçok ada devletinin su altında kalmasına neden olacaktır. Sıcaklık artışını daha da tetikleyerek küresel çapta bir kuraklığa neden olacaktır. Dünyadaki insanlar, evrendeki bütün canlıların yalnız %0.01’ini oluşturmasına karşın medeniyetlerin varoluşundan bu yana insanların vahşi memeli hayvanların %83’ünün, deniz memelilerinin %80’inin, bitkilerin %50’sinin, balıkların %15’inin yok olmasına neden olduğu bilinmektedir.&nbsp;&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796.webp" alt="" class="wp-image-1614" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796.webp 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796-300x300.webp 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796-150x150.webp 150w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796-768x768.webp 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796-585x585.webp 585w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>IPCC (Intergovernmental Panel on Climate Change) 2007 araştırma sonucuna göre; dünya sıcaklığını gelecek 50 yılda 1,5<sup>o</sup>C ile 4<sup>o</sup>C aralığında arttıracaktır. Bu değer, gözümüze çok yüksek görünmüyor olabilir. Ancak 1500’lü yıllarda başlayıp 1800’lü yıllara kadar devam eden ve Avrupa’da Küçük Buz Çağı olarak anılan soğuk dönemde, ortalama küresel sıcaklık, bugünkü değerinin yalnızca 1<sup>o</sup>C altında olması, aynı şekilde 12.000 yıl kadar önce sona eren son buzul çağında ise, dünyanın ortalama sıcaklığı bugünkü düzeyinden yalnızca 5<sup>o</sup>C daha düşük olması sayısal olarak küçük olan sıcaklık değişimleri, iklim kuşakları ve canlıların doğal yaşam alanları üzerinde gerçekte çok büyük etkilere sahip olacağı aşikardır.</p>



<p>National Aeronautics and Space Administration (NASA)’a göre, deniz seviyeleri son 25 yılda 83,5 mm yükselmiştir. Küresel ısınma bu şekilde devam edecek olur ise 2050 yılı itibarı ile düşük rakımlı yerleşim alanları ile birçok adanın sular altında kalacağı tahmin edilmektedir. 2100 yılı itibarı ile yüksek deniz seviyesi ile birçok kara parçasının sular altında kalacaktır. Hükümetler arası iklim değişikliği panelinin (Intergovernmental Panel On Climate Change/IPCC) raporuna göre sıcaklık ortalamasının yükselmesi ekstrem sıcak günlerin sıklığının artması ile kış gece sıcaklıklarının yükselmesi ve yağışların şiddetinin artışı arasında doğrudan bir ilişki bulunduğu atmosfer sıcaklığının 1°C artmasıyla ekstrem yağış toplamlarında %7’lik bir artış meydana geleceği beklenmektedir. Küresel ısınma nedeni ile ortaya çıkan sıcak hava dalgaları, sel, kuraklık, tayfunlar ve orman yangınları gibi doğal tehlikelerin artmasına neden olacaktır. Bu durumda, ekosistem bozulmasına, gıda ve temiz suya erişimde problemler, hastalık ve ölümlerde artış, mecburi göç gibi sebepler ile insanların yaşam kalitesinin azalmasına neden olacaktır. Dünya’da yaşanan göçlerin %61’inin iklim kaynaklı olup, Dünya Göç Raporu 2020&#8217;ye göre, Haziran 2019 itibarıyla uluslararası göçmenlerin sayısının 272 milyon olduğu bu sayının da 2010 yılına göre 51 milyon daha fazla olduğu bildirilmiştir.</p>



<p>Yaşanan büyük depremler, tektonik hareketler ve küresel ısınma nedeni ile meydana gelen heyelanlar volkanların tekrar aktif hâle gelmesine neden olabilecektir. Dünya, çekirdek, manto ve kabuk katmanlarından oluşur. Çekirdek, bu yapının en iç kısmında yer alır ve sıcaklığı yaklaşık 4000 °C ila 5500 °C arasındadır. Çekirdeğin etrafında ise yaklaşık 2900 kilometre kalınlığa sahip sıcaklık ve yoğunluk farkları dolayısıyla sürekli hareket hâlinde olan manto yer alır.&nbsp; Mantonun üzerinde manto ile yapışık olan ve ortalama 40-50 kilometre kalınlığa sahip yer kabuğu yer alır. Mantonun içerisinde sıcak-eriyik hâldeki magma yer alır. Magma, tektonik hareketlerle kırılan yer kabuğundaki boşluklardan yüzeye çıkar ve kabuğu delerek yeryüzünde akmaya başlatarak volkanik faaliyetleri aktifleştirir.</p>



<p>Volkanlar, durumlarına göre aktif, uykuda veya sönmüş olarak üçe ayrılır. Bir volkan son 10.000 yıl içinde faaliyet göstermişse aktif volkan, günümüzde aktif olmayan fakat gelecekte aktif olması muhtemel volkanlara uykuda volkan, gelecekte tekrar aktif hâle gelmesi beklenmeyen volkanlar sönmüş volkan olarak adlandırılır. Ülkemizde jeolojik olarak 10 civarı aktif volkan bulunmaktadır. Bu aktif volkanik alanlar Acıgöl (Nevşehir), Ağrı Dağı (Ağrı), Erciyes Dağı (Kayseri), Göllü Dağı (Niğde), Hasan Dağı (Aksaray-Niğde), Karaca Dağ (Diyarbakır), Karapınar volkanik alanı (Konya-Aksaray), Kula (Manisa), Nemrut Dağı (Bitlis), Tendürek Dağı (Van-Ağrı) şeklinde sıralanabilir. 6000 yıl önce Hasan Dağı, 47000 yıl önce Kula, 1840 ve 1855’te Ağrı ve Tendürek dağlarının volkanik patlaması gerçekleşmiştir. Ağrı Dağı volkanik patlaması nedeni ile eteklerindeki Ahura Köyü yok olmuş, bin 900 kişi hayatını kaybetmişti. Bu afetin üzerinden çok zaman geçmeden Ahura Köyü’nün eski yerine ‘Yenidoğan Köyü’ kurulmasının meydana gelecek olan afetlerin sorumlusunun doğadan ziyade insan kaynaklı olduğunun ispatlarından biridir. Ülkemizde Süphan Dağı ve Gölcük volkanları uykuda olan volkanlara, Kapadokya’daki volkanik bölge, sönmüş volkanlara örnek olarak gösterilebilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="530" height="293" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-2.png" alt="" class="wp-image-1608" style="width:780px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-2.png 530w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-2-300x166.png 300w" sizes="(max-width: 530px) 100vw, 530px" /></figure>



<p>Gelecekte beklenen afetler içinde siber saldırılar, mega depremler, volkanik patlamalar ve küresel ısınma nedeni ile sel, kasırga, tsunami, kuraklık, göç, kıtaların sular altında kalması gibi afetler ile karşılaşacağımızı beklediğimiz gibi dev solar patlama, dünyamızın manyetik alanında yer değişikliği ve göktaşı yağmuru gibi durumlar ile de karşılaşabileceğimizi unutmamalıyız.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynaklar:</h2>



<ol class="wp-block-list">
<li>Afet Yönetimi ve Tıbbi uygulamalar. Temel Başvuru Kitabı. Editörler: SE Eroğlu, S Yılmaz, R Dursun, O Karakayalı.</li>



<li>AU Öktem. “Küresel Bir Risk: İklim Değişikliği”. Akademik İncelemeler.Cilt:3 Sayı:1 Yıl:2008</li>



<li>Dameff C,&nbsp; Farah J,&nbsp; Killeen J, Chan T. “Cyber Disaster Medicine: A New Frontier for Emergency Medicine”. Ann Emerg Med. 2020;75:642-647.</li>



<li>Dedeoğlu HN. “21. Yüzyılda Afetler”. Piyal B,editör. 21. Yüzyılda Halk Sağlığı: Değişen Dünya, Değişen Sorunlar. 1. Baskı. Ankara:Türkiye Klinikleri; 2019. p.61-70.</li>



<li>G Göçmengil. “Uyuyan Volkanlar Neden Aktifleşir?”. https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/uyuyan-volkanlar-neden-aktiflesir</li>



<li>H Yiğitbaşoğlu. “Süper Volkanlar ve Küresel Etkileri”. Jeomorfolojik Dergiler Araştırması. 2018(1):80-86.</li>



<li>“İsrail’in yeni istihbarat operasyonu: Pager ve Walkie-Talkie saldırıları”.&nbsp;&nbsp; https://fikirturu.com/jeo-politika/israilin-yeni-istihbarat-operasyonu/ “Küresel &#8216;restart&#8217;: Dünya çapında işletmeleri etkileyen büyük bir yazılım sorunu yaşanıyor.”https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kuresel-restart-dunya-capinda-isletmeleri-etkileyen-buyuk-bir-yazilim-sorunu-yasaniyor/3279453#</li>



<li>Marşap, G.(2023 )Afet Yönetimi ve Kentlerde Afetler Açısından Geliştirilen Gelecek Odaklı Dinamik Yönetim Anlayışları, Journal of Environmental and Natural Studies, 5 (3), 235-246. DOI: https://doi.org/10.53472/jenas.1389621</li>



<li>M. Demirbaş, R. Aydın. “21. Yüzyılın En Büyük Tehdidi: Küresel İklim Değişikliği”. Ecological Life Sciences (NWSAELS), 5A0143, 2020; 15(4):163-179.</li>



<li>Ökten Sipahioğlu, B. (2024). Göç ve doğal afet ilişkisi: Deprem göçü. Akademik Yaklaşımlar Dergisi, 15(1)- Deprem Özel Sayısı-, 292-313.</li>



<li>Strupczewski G.” Defining cyber risk”. Safety Science 135 (2021) 105143. https://doi.org/10.1016/j.ssci.2020.105143.</li>



<li>Türk M. “Acil Tıp İçin Yeni Bir Kabus: Siber Afet”. https://acilci.net/acil-tip-icin-yeni-bir-kabus-siber-afet/.</li>



<li>ZD Akyürek. “Kula ve Hasan Dağı gerçeği! Patlarsa peşinden gelen deprem yıkacak: &#8216;Tek çözümü var”. <a href="https://www.milliyet.com.tr/gundem/kula-ve-hasan-dagi-gercegi-patlarsa-pesinden-gelen-deprem-yikacak-tek-cozumu-var-7207053">https://www.milliyet.com.tr/gundem/kula-ve-hasan-dagi-gercegi-patlarsa-pesinden-gelen-deprem-yikacak-tek-cozumu-var-7207053</a></li>
</ol>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/gelecekte-beklenen-afetler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Bölgesinde Hasar Görmüş Acillerde Deprem Dışı Hastaların Yönetimi</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/deprem-bolgesinde-hasar-gormus-acillerde-deprem-disi-hastalarin-yonetimi/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/deprem-bolgesinde-hasar-gormus-acillerde-deprem-disi-hastalarin-yonetimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Dursun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2024 06:04:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[deprem dışı hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1593</guid>

					<description><![CDATA[Bölüm 1: Giriş Ve Temel Yaklaşımlar Deprem felaketleri, acil sağlık hizmetlerini ciddi şekilde etkileyen doğal afetlerdir. Acil servisler, deprem yaralılarının yanı sıra&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bölüm 1: Giriş Ve Temel Yaklaşımlar</strong></h2>



<p>Deprem felaketleri, acil sağlık hizmetlerini ciddi şekilde etkileyen doğal afetlerdir. Acil servisler, deprem yaralılarının yanı sıra deprem dışı hastaların da başvurduğu kritik sağlık merkezleridir. Ancak, hasar görmüş acil servislerde sağlık hizmetlerinin sunumu oldukça karmaşık hale gelir. Başta Acil Uzmanlarını ilgilendiren bu konu yönetimsel bazda ele alınmalı Hastane Afet ve Acil Durum Planları( HAP ) ona göre düzenlenmelidir. Bu yazı dizisinde, deprem bölgesinde acil servislerin yeniden yapılandırılması ve deprem dışı hastaların etkili bir şekilde yönetimi için uygulanabilecek stratejilere odaklanacağız.</p>



<p>Konuya geçmeden önce Van depremi ile ilgili bazı tecrübeleri ve yaşanmışlıkları anlatarak giriş yapmak istiyorum. Afet yaşayan Acil Tıp Uzmanları (ATU) uzun dönem askerlik yapanlar gibi hatıralarını hep anlatırlar. Bence her afet yaşamış ATU bir diğerine aktararak afeti yaşamadan deneyimleri ve tecrübeleri ile farkındalık oluşturabilir.</p>



<p>Uzmanlık sonrası mecburi hizmetimde Van Devlet Hastanesine atanmıştım. Başladığım hastanede 4 acil uzmanı olmuştuk, beraber çalıştığımız pratisyen hekim arkadaşlarımız da vardı.&nbsp; acilden sorumlu çok değerli naif göğüs bir cerrahisi uzmanı vardı. İlk hafta çalışma programı hazırlanırken arkadaşlarla toplandık ve acilden sorumlu hekimin acil uzmanı olması gerektiğini bu şartlarda gerekirse başhekimlikle görüşeceğimi bildirdim. Nitekim gittik konuştuk ve sorumluluğu aldık. Etik olarak en kıdemlimiz sorumlu olmasını istedim ancak fikir senden çıktı sen ol dediler. Mecburen kabul ettim. Tam da bu dönemde Yeni yapılan Eğitim ve Araştırma Hastanesine geçiş sürecinde idik. Cumhurbaşkanımızın açılış programına yetiştirilmesi için yönetim çok hızlı çalışıyor ve bir an önce taşınmamız isteniyordu. Önce acil taşınsın sonra diğer bölümler taşınır dediler. Yaptığım kontrollerde henüz radyoloji tam oturmamış, labaratuvar eksik idi. Bir de acil yanısıra acil cerrahi gereken durumlarda ilgili bölümlerin taşınması gerektiğini vurguladım ve bunlar olmadan asla taşınmayacağım noktasında direttim. Bizim bu duruş ve kesin kararlılığımızı gören yönetim eksiklikleri hızla tamamladı. Cuma günü taşındık Pazar günü öğle saatlerinde merkezi Erciş ilçesi olan ilk depreme yakalandık. İlin tek çalışan ve hasar görmemiş acili idik ve tüm isteklerimiz yerine gelmiş ve eksiğimiz yoktu. Hasar görmemiş bir acilin vermiş olduğu güven ile iyi bir hizmet verildi. Daha sonra deprem dışı hastaların gidecek başka hastane olmadığı için acile başvuruların arttığını gördük. Sağlık Bakanlığı ve UMKE desteği ile hastane bahçesinde kadın doğum çadırı, ayaktan başvuran yeşil hastalar ve sarı hastalar için çadırlar kurduk. Kırmızı hastalar sağlam olan acile aldık. Aradan 2 hafta geçmişti bu sefer merkezi Edremit olan hastaneye 1km mesafede bir yer olunca hastanemiz kısmi hasar aldı. Dökülen sıvalar ve çatlayan duvarlar olunca sağlam raporu çıkana kadar mevcut çadırların yanına ek mobil alanlar oluşturduk. Burada önemli olan diğer husus deprem hastası ve deprem dışı hastaların veri girişleri karışmaması gerekmektedir. Bunun önüne geçmek için triaj alanı oluşturmak ve iyi kayıt tutmak gerekir. Bilgisayar sistemleri bir süre çalışmadığı için kayıtlar manüel olarak defterlere yazıldı sonra sisteme aktarıldı.</p>



<p>Her afette yaşanan sorunlar aslında benzer 6 Şubat Maraş Depreminde de benzer sorunlar yaşandı. Sorunların önüne geçmek için temel yaklaşımları ve planlamaları yapmak gerekir. Şimdi bu temel yaklaşımları maddeler halinde vurgulayalım.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Triyaj</h3>



<p>Deprem sonrası kaotik ortamda, hem depremden etkilenen yaralılar hem de deprem dışı hastalar acil servislere başvurur. Bu nedenle, etkili bir triyaj sistemi hayati önem taşır. Triyajın amacı, sınırlı kaynakların en verimli şekilde kullanılması ve hastaların öncelik sırasına göre sınıflandırılmasıdır. Deprem yaralıları öncelikli olmakla birlikte, deprem dışı hastalar da dikkate alınarak uygun müdahalelerin planlanması gerekir. Örneğin, akut kronik hastalıkları olan bireyler acil tedaviye ihtiyaç duyabilir.</p>



<p>Deprem bölgesinde deprem dışı acil vakalar, normal şartlarda görülen acil durumların büyük bir kısmını içerir. Bu tür vakalar, mevcut hastane kapasitesini zorlayabilir ve uygun bir triaj sürecinin yürütülmesini zorunlu kılar. Deprem bölgelerinde bu tür acil vakaların yönetimi, deprem sonrası yetersiz kaynaklar ve tıbbi ekipmanla daha da karmaşık hale gelir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Deprem Dışı Acil Vaka Türleri</strong></h4>



<p>Deprem bölgesinde karşılaşılabilecek deprem dışı acil vakalar şunlar olabilir:</p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Kardiyak Aciller</strong>: Kalp krizi, anjina, kalp yetmezliği gibi durumlar.</li>



<li><strong>Solunum Problemleri</strong>: Astım krizi, KOAH atakları, akciğer embolisi gibi solunum yetmezliği vakaları.</li>



<li><strong>Nörolojik Aciller</strong>: İnme (felç), epileptik nöbetler, akut bilinç kaybı gibi vakalar.</li>



<li><strong>Gastrointestinal Aciller</strong>: Şiddetli karın ağrısı, apandisit, safra kesesi krizi, bağırsak tıkanıklığı.</li>



<li><strong>Travmatik Yaralanmalar</strong>: Trafik kazaları, düşmeler, endüstriyel kazalar.</li>



<li><strong>Zehirlenmeler</strong>: Kimyasal maddeler, gıda zehirlenmeleri, ilaç aşırı dozları.</li>



<li><strong>Enfeksiyonlar</strong>: Sepsis, menenjit, akut enfeksiyon atakları.</li>



<li><strong>Psikiyatrik Aciller</strong>: Akut psikoz, intihar girişimleri, şiddetli anksiyete ve panik ataklar.</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Triaj Süreci</strong></h3>



<p>Deprem bölgesindeki triaj süreci, sınırlı kaynaklar ve depremzedelerin yoğunluğu nedeniyle daha dikkatli ve sistematik yapılmalıdır. Deprem dışı acil vakaların önceliklendirilmesi, kaynakların en etkin şekilde kullanılması için kritik öneme sahiptir. Triajda şu adımlar izlenmelidir:</p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Hasta Stabilizasyonu</strong>: İlk aşamada, hastanın genel durumu ve hayati bulguları hızlı bir şekilde değerlendirilmeli (ABC: Airway, Breathing, Circulation), kritik durumda olan hastalar hemen stabilize edilmelidir.</li>



<li><strong>Hızlı Klinik Değerlendirme</strong>: Hastaların şikayetlerine göre hızlı bir şekilde değerlendirilmesi yapılmalıdır. Özellikle kardiyak ve nörolojik aciller gibi hayatı tehdit eden durumlar en üst öncelikte ele alınmalıdır.</li>



<li><strong>Renk Kodlu Triaj Sistemi</strong>:
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kırmızı (Acil)</strong>: Hayati tehlikesi olan ve hemen müdahale gerektiren vakalar (örneğin kalp krizi, inme).</li>



<li><strong>Sarı (Öncelikli)</strong>: Durumu ciddi olan, ancak acil müdahale gerektirmeyen vakalar (örneğin apandisit, enfeksiyonlar).</li>



<li><strong>Yeşil (Daha Az Acil)</strong>: Hayati tehlikesi olmayan, gecikmeli müdahale yapılabilecek vakalar (örneğin küçük yaralanmalar, hafif solunum sıkıntıları).</li>



<li><strong>Siyah (Kurtarılamaz)</strong>: Tıbbi açıdan müdahale edilmesi zor olan ve hayatta kalma şansı düşük olan vakalar.</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Kaynak Yönetimi</strong>: Mevcut kaynaklar (ilaç, personel, tıbbi ekipman) depremzedeler ve acil vakalar arasında dikkatli bir şekilde paylaştırılmalıdır. Deprem dışı vakalar, depremzedelere müdahale sürecini aksatmadan, gerekli görüldüğünde sevk edilerek yönetilmelidir.</li>



<li><strong>İkincil Triaj ve Sevk</strong>: İlk triaj sonrası, bazı vakalar ileri tetkik ve tedavi için sevk edilebilir. Özellikle uzmanlık gerektiren vakalarda (örneğin kompleks cerrahi müdahaleler), hastaların daha donanımlı merkezlere nakli organize edilmelidir.</li>
</ol>



<p>Deprem bölgesinde deprem dışı acil vakaların yönetimi, sınırlı kaynaklar ve yoğun hasta başvurusu nedeniyle daha sistematik bir triaj gerektirir. Depremle ilgili yaralanmaların yanı sıra, kardiyak, solunum ve nörolojik aciller başta olmak üzere geniş bir spektrumda hastalar değerlendirilmeli, kaynaklar verimli bir şekilde kullanılmalı ve triajda hızla karar verilmelidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-1595" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1024x576.jpg 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-300x169.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-768x432.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-100x56.jpg 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1536x864.jpg 1536w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1170x658.jpg 1170w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-585x329.jpg 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bölüm 2: Alternatif Tedavi Alanlarının Oluşturulması</strong></h2>



<p>Hasar görmüş hastanelerde acil servislerin etkin bir şekilde çalışamaması durumunda, alternatif tedavi alanlarının oluşturulması hayati önem taşır. Bu tedavi alanları, acil sağlık hizmetlerinin sürekliliğini sağlamak için geçici çözümler sunar. Alternatif tedavi alanlarının planlanmasında izlenecek bazı stratejiler şunlardır:</p>



<p><strong>1. Geçici Çadır Hastaneler</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Çadır hastaneler hızlıca kurulabilen ve sahra hastanesi işlevi görebilen birimlerdir. Genellikle deprem bölgelerinde ilk etapta tercih edilen çözüm yöntemidir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Deprem bölgesindeki büyük açık alanlarda (örneğin spor sahaları, parklar, okul bahçeleri) hızlı şekilde kurularak, temel acil hizmetler burada sunulabilir. Kardiyak, solunum ve travmatik yaralanmalar gibi acil vakalar bu alanlarda stabilize edildikten sonra sevk edilebilir.</li>



<li><strong>Ekipman ve Personel</strong>: Temel sağlık ekipmanları ve ilaçlar bulunmalı; yeterli sayıda sağlık personeli bu alanlarda görev almalıdır.</li>
</ul>



<p><strong>2. Mobil Sağlık Üniteleri</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Mobil sağlık araçları, kısa süreli müdahale için özellikle acil durumlarda yararlı olan bir alternatiftir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Bu üniteler, acil tıbbi müdahaleleri gerçekleştirebilecek şekilde donatılmıştır. Kardiyak aciller, travmalar, solunum problemleri gibi durumlara yönelik temel müdahaleler yapılabilir.</li>



<li><strong>Avantajı</strong>: Bölgeden bölgeye hareket edebilmeleri, geniş bir hasta kitlesine ulaşılmasını sağlar. Özellikle ulaşılamayan ya da ulaşımı zor olan bölgelerde kritik önem taşır.</li>
</ul>



<p><strong>3. Yerel Sağlık Merkezlerinin Dönüştürülmesi</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Deprem nedeniyle hasar görmemiş, mevcut küçük sağlık merkezleri veya aile sağlığı merkezleri hızlıca acil müdahale merkezlerine dönüştürülebilir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Bu merkezlerde kardiyak ve solunum acilleri, küçük yaralanmalar ve enfeksiyonlar gibi daha hafif acil durumlar tedavi edilebilir. Daha karmaşık vakalar ise stabilize edildikten sonra sevk edilebilir.</li>



<li><strong>Personel ve Ekipman</strong>: Ek sağlık personeli ve ekipman takviyesi ile bu merkezlerin kapasitesi artırılabilir.</li>
</ul>



<p><strong>4. Sahra Hastaneleri</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Sahra hastaneleri, büyük bir hasta kapasitesine hizmet verebilecek geçici sağlık tesisleridir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Bölgeye taşınabilir yapıdaki sahra hastaneleri, tıbbi cerrahi müdahaleler ve ileri düzeyde acil bakım için donatılabilir. Bu hastaneler, deprem dışı vakaların yönetiminde kritik rol oynar ve multidisipliner ekiplerle çalışabilir.</li>



<li><strong>Avantajı</strong>: Sahra hastaneleri, yüksek teknoloji ve tıbbi cihazlarla donatılabildiği için kapsamlı tedaviler sunabilir. Deprem sonrası uzun vadeli tedavi ve bakım için ideal çözümlerden biridir.</li>
</ul>



<p><strong>5. Geçici Rehabilitasyon Merkezleri</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Acil servis dışı hastaların tedavi sürecinin yönetilebilmesi için orta ve hafif şiddetteki acil vakalar bu merkezlerde takip edilebilir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Özellikle psikiyatrik aciller ve kronik hastalık yönetimi için daha düşük yoğunluklu tedavi alanları olarak işlev görebilirler.</li>



<li><strong>Personel ve Ekipman</strong>: Psikologlar, fizyoterapistler ve hemşireler bu merkezlerde destek sunabilir.</li>
</ul>



<p><strong>6. Uygun Sevk ve Koordinasyon</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Sevk Ağının Kurulması</strong>: Hastaneler arası sevk ve koordinasyon sistemi, hastaların uygun merkezlere en hızlı şekilde transfer edilmesi için etkin bir şekilde çalışmalıdır. Sağlık Bakanlığı veya yerel yetkililer tarafından koordine edilen bir sevk ağı, hastaların duruma uygun tedavi merkezlerine yönlendirilmesini sağlar.</li>



<li><strong>Helikopter veya Ambulans Desteği</strong>: Özellikle ağır travmalar ve kardiyak vakalar için hava ambulansları veya kara ambulansları aktif olarak kullanılmalıdır.</li>
</ul>



<p>Deprem bölgesinde hasar görmüş acil servislerde deprem dışı acil vakaların yönetimi için alternatif tedavi alanlarının oluşturulması ve etkin bir triaj sistemi uygulanması, sağlık hizmetlerinin devamlılığı açısından kritik öneme sahiptir. Geçici çadır hastaneler, mobil sağlık üniteleri ve yerel sağlık merkezlerinin dönüştürülmesi gibi stratejiler, bu süreçte hem kısa hem de uzun vadeli çözümler sunabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Sağlık Personeli ve Kaynak Yönetimi</strong></h3>



<p>Deprem bölgesinde sağlık personeli ve tıbbi malzeme kısıtlı olabilir. Bu nedenle, kaynakların dikkatli bir şekilde yönetilmesi gerekir. Sağlık personelinin görevlendirilmesinde, deprem dışı hastaların bakımını üstlenecek bir ekibin oluşturulması önemlidir. İlaç ve tıbbi malzeme dağıtımı da dengeli bir şekilde yapılmalı, her iki hasta grubu için yeterli kaynak ayrılmalıdır.</p>



<p><strong>Personel Yönetimi</strong></p>



<p>Deprem bölgesinde sağlık personelinin en etkin şekilde kullanılması için bir dizi strateji uygulanmalıdır. Bu stratejiler, personelin yeteneklerine göre en uygun şekilde yönlendirilmesini sağlar.</p>



<p><strong>a. Görev Dağılımı ve Uzmanlaşma</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Uzmanlık Alanlarına Göre Personel Dağılımı</strong>: Kardiyologlar, nörologlar, travma cerrahları ve genel pratisyenler gibi sağlık personeli, vakaların önceliklendirilmesine göre farklı görevlerde yer almalıdır. Örneğin, kalp krizi gibi kardiyovasküler acil vakalar, mümkünse kardiyologlar tarafından yönetilmelidir.</li>



<li><strong>Triage Yetkisi Olan Personel</strong>: Triaj sürecinde görev alacak personelin bu konuda eğitimli olması gerekir. Acil tıbbi müdahale gereken vakaların hızlıca tespit edilip müdahale edilmesi, triaj ekiplerinin işlevselliği ile yakından ilişkilidir.</li>
</ul>



<p><strong>b. Personel Takviyesi ve Dönüşümlü Çalışma</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yerel ve Ulusal Takviyeler</strong>: Deprem bölgesinde yerel sağlık personeli yetersiz kalıyorsa, diğer illerden veya ülkelerden uzman sağlık ekipleri gönderilmelidir. Sağlık Bakanlığı ve ilgili acil durum ekipleri, bölgede görev yapan personelin takviyesini koordine etmelidir.</li>



<li><strong>Vardiya Sistemi</strong>: Personelin aşırı yorulmasını önlemek ve sürekli hizmet sunmak için vardiyalı çalışma sistemi uygulanmalıdır. Dönüşümlü çalışma, sağlık personelinin fiziksel ve psikolojik dayanıklılığını artırır.</li>



<li><strong>Psikolojik Destek</strong>: Sağlık personeli, büyük stres altında çalıştığı için, psikolojik destek hizmetleri sağlanarak moral ve motivasyonlarının korunması önemlidir.</li>
</ul>



<p><strong>&nbsp;Kaynak Yönetimi</strong></p>



<p>Deprem sonrası tıbbi kaynaklar genellikle sınırlıdır. Bu yüzden kaynakların yönetimi, hastaların öncelik sırasına göre yapılmalı ve her hasta için gerekli olan minimum kaynak kullanılmalıdır.</p>



<p><strong>a. İlaç ve Ekipman Yönetimi</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Önceliklendirme</strong>: Kardiyovasküler ve nörolojik aciller gibi hayatı tehdit eden vakalar öncelikli olarak ele alınmalı ve bu hastalar için gerekli ilaç ve ekipman ayrılmalıdır. Örneğin, oksijen tedavisi, kardiyak monitörler ve defibrilatör gibi kritik ekipmanlar öncelikle hayati tehlike taşıyan vakalar için kullanılmalıdır.</li>



<li><strong>Sınırlı Kaynakların Kullanımı</strong>: Deprem sonrasında tıbbi malzeme ve ilaçlar sınırlı olabilir. Bu nedenle, her bir vaka için minimum gerekli malzeme kullanılmalı ve gereksiz tüketimden kaçınılmalıdır. Alternatif tedavi yöntemleri (örneğin, fiziksel müdahale veya basit tıbbi cihazlar) kullanılabilir.</li>
</ul>



<p><strong>b. Malzeme Temini ve Sevkiyat</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yerel ve Ulusal Destek</strong>: Deprem sonrası ihtiyaç duyulan tıbbi malzeme ve ilaçlar, hızlı bir şekilde deprem bölgesine ulaştırılmalıdır. Ulusal sağlık kuruluşları ve sivil toplum örgütleri, bu sevkiyatın planlanmasında ve organizasyonunda yer almalıdır.</li>



<li><strong>İkmal ve Depolama</strong>: Kritik ilaçlar (örneğin, kardiyak ilaçlar, antibiyotikler, analjezikler) ve tıbbi malzemeler (örneğin, IV sıvıları, dikiş malzemeleri, ventilatörler) deprem bölgesine sürekli olarak sağlanmalı ve güvenli bir şekilde depolanmalıdır.</li>
</ul>



<p><strong>c. Hasta Sevki ve Tedavi Planlaması</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Hasta Sevk Ağı</strong>: Durumu ağır olan hastalar, en uygun tedavi merkezine sevk edilmelidir. Örneğin, kalp krizi geçiren bir hasta, sahra hastanesi veya mobil sağlık ünitelerinde stabilize edildikten sonra kardiyolojik müdahale yapabilecek bir merkeze gönderilmelidir.</li>



<li><strong>Tele-Tıp ve Uzaktan Destek</strong>: Uzman sağlık personelinin eksik olduğu durumlarda, tele-tıp yoluyla uzman desteği sağlanabilir. Bu sayede, kritik vakalar uzaktan destek alarak yönetilebilir.</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2.jpg" alt="" class="wp-image-1596" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2.jpg 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-300x225.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-768x576.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-100x75.jpg 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-585x439.jpg 585w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bölüm 3: Halk Sağlığı Ve Psikososyal Destek</strong></h2>



<p>Deprem sonrasında halk sağlığı riskleri artar. Enfeksiyon hastalıklarının yayılma riski, özellikle hijyen koşullarının bozulduğu alanlarda ciddi bir sorun olabilir. Deprem dışı hastaların yönetiminde bu risklerin önlenmesi için enfeksiyon kontrol önlemleri alınmalı, halk bu konuda bilgilendirilmelidir.</p>



<p>Ayrıca, deprem gibi travmatik olaylar sonrasında psikososyal desteğin önemi de artar. Deprem dışı hastaların psikolojik durumu göz önünde bulundurularak stres ve kaygı azaltıcı yaklaşımlar uygulanmalıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-1597" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-768x1024.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-225x300.jpg 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-75x100.jpg 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-1152x1536.jpg 1152w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-1170x1560.jpg 1170w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-585x780.jpg 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-rotated.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç: Afetlere Hazırlıklı Olmak</strong></h2>



<p>Deprem gibi büyük afetler sonrası, acil servislerde sadece deprem yaralıları değil, deprem dışı hastalar da göz ardı edilmemelidir. Bu yazı dizisinde ele alınan stratejiler, kriz durumlarında etkin bir sağlık hizmeti sunumu için rehber niteliğindedir. İyi planlanmış triyaj, alternatif tedavi alanlarının oluşturulması, personel ve kaynak yönetimi ile uzaktan tıp hizmetleri, deprem dışı hastaların yönetiminde başarılı sonuçlar alınmasını sağlayabilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="480" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti.jpg" alt="" class="wp-image-1598" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti.jpg 640w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti-300x225.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti-100x75.jpg 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti-585x439.jpg 585w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/deprem-bolgesinde-hasar-gormus-acillerde-deprem-disi-hastalarin-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saha Raporlarının Afetlerdeki Önemi</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/saha-raporlarinin-afetlerdeki-onemi/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/saha-raporlarinin-afetlerdeki-onemi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sarper Yilmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 05:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[saha raporları]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1581</guid>

					<description><![CDATA[Yazar Prof. Dr. Figen Ünal ÇolakAnadolu Üniversitesi Giriş Sağlık araştırmaları, tıp ve sağlık alanındaki önemli konular hakkında sağlam kanıtlar üretmeyi amaçlayan sistematik&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading">Yazar</h2>



<p><strong>Prof. Dr. Figen Ünal Çolak</strong><br><strong>Anadolu Üniversitesi</strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote has-text-align-center is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p></p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading">Giriş</h2>



<p>Sağlık araştırmaları, tıp ve sağlık alanındaki önemli konular hakkında sağlam kanıtlar üretmeyi amaçlayan sistematik bir soruşturmadır. Nitel araştırma, sağlık araştırmaları alanında geniş olanaklara sahiptir. Nicel yaklaşım kullanılarak açıklanamayan çok çeşitli olgular nitel bir yöntem kullanılarak araştırılabilir ve iletilebilir. Nitel araştırma tasarımlarının başlıca türleri durum çalışması, olgubilim araştırması, gömülü kuram, etnografik araştırma, tarihsel araştırma ve eylem araştırmasıdır. Nitel araştırma yaklaşımının en büyük gücü, verilerinin zenginliğinde ve derinliğinde yatmaktadır. Nitel yöntemler insanların düşüncelerini ve eylemlerini keşfetmenin ve açığa çıkarmanın en hümanist ve kişi merkezli yolu olarak kabul edilir [1]</p>



<p>Sağlık araştırmalarında üç temel yaklaşım; nicel, nitel ve karma yöntem yaklaşımıdır. Nicel araştırma yöntemi, değerlerin ve sayıların ölçüleri olan ve genellikle araştırmacının çıkarımlar yapmasına yardımcı olan istatistiksel yöntemler kullanılarak açıklanan verileri kullanır. Nitel araştırma, insan deneyimlerinin ve davranışlarının daha derin anlamlarını ortaya çıkarma girişimiyle sayısal olmayan verilerin kaydedilmesini, yorumlanmasını ve analiz edilmesini içerir. Karma yöntem araştırması, üçüncü metodolojik yaklaşım, farklı ancak ilişkili soruları veya bazen aynı soruları çözme amacıyla hem nitel hem de nicel bilgilerin toplanmasını ve analiz edilmesini içerir [2, 3, 4].</p>



<p>Her türlü sağlık hizmetlerinde nitel araştırmalar; sağlık davranışları modellerini anlamak, yaşanmış deneyimleri tanımlamak, davranış teorileri geliştirmek, sağlık hizmetleri ihtiyaçlarını keşfetmek ve müdahaleler tasarlamak için yaygın olarak kullanılabilir. Sağlık hizmetlerindeki geniş uygulamaları nedeniyle, nitel yöntem kullanılarak gerçekleştirilen sağlık araştırma çalışmalarının sayısı giderek artmaktadır.</p>



<p>Sağlık alanında nitel araştırma verilerini kullanmanın çeşitli boyutlarda yararı olacaktır. Nitel verilerin rehberlik edebileceği çeşitli boyutlardan bahsetmek gerekirse [5, 6];</p>



<p><strong><em>Hasta Deneyimlerini Anlamak</em></strong>: Hasta deneyimlerinin, algılarının ve duygularının derinlemesine incelenmesine olanak tanır ve bu durumlarla nasıl başa çıktıklarına dair içgörüler sunar.</p>



<p><strong><em>İletişimi Geliştirmek</em></strong>: Nitel araştırmalar, hastalar ve sağlık hizmeti sağlayıcıları arasındaki etkili iletişimin önündeki engelleri belirlemeye yardımcı olur. Hastaların bilgileri nasıl algıladıklarını anlamak, daha iyi iletişim stratejileri ve müdahalelerin yolunu açabilir.</p>



<p><strong><em>Hizmet Sürecindeki Zorlukları Belirlemek</em></strong>: Araştırmacılar, nitel yöntemler kullanarak, zaman kısıtlamaları, kaynak kısıtlamaları ve ekip çalışması dinamikleriyle ilgili sorunlar da dahil olmak üzere, sağlık hizmeti sağlayıcılarının karşılaştığı karmaşıklıkları ve zorlukları ortaya çıkarabilir.</p>



<p><strong><em>Bakım Uygulamalarını Geliştirmek</em></strong>: Nitel araştırma, iyileştirme alanlarını vurgulayarak uygulamaların ve protokollerin geliştirilmesine veri sağlayabilir ve hasta bakımı ve tedavisine ilişkin ışık tutabilir.</p>



<p><strong><em>Kültürel ve Sosyal Bağlamları Keşfetmek</em></strong>: Nitel araştırmalar; kültürel, sosyal ve çevresel faktörlerin hastaların kendi durumlarına ve tedaviye verdiği tepkileri nasıl etkilediğini inceleyebilir.</p>



<p><strong><em>Politika Geliştirmek</em></strong>: Nitel çalışmalardan elde edilen içgörüler, politika yapıcılara hastaların ve klinisyenlerin ihtiyaçları ve öncelikleri hakkında bilgi verebilir ve daha etkili sağlık politikalarına rehberlik edebilir.</p>



<p>Genel olarak nitel araştırmalar, sağlık alanında insan deneyimlerine ilişkin daha zengin ve daha ayrıntılı bir anlayış sağlayarak nicel yaklaşımları tamamlar. Nicel ve nitel araştırmalar birbirine zıt değildir, gerçekliğe farklı bakarlar. Farklı yöntemler araştırmacının değişik bilgi türlerine erişmesini sağlar. Nicel ve nitel araştırmalar gerçeği anlamaya dair daha iyi bir resim sağlamak için birbirini tamamlayıcı olarak düşünülmeli ve zengin bir anlayış ve yorumlama üretmek için kullanılmalıdır.</p>



<p>Bu makale, nitel araştırmaların doğasını ve önemini vurgulamak, acil tıp ve sağlık alanında afet sonrası kullanılabilirliğine ilişkin farkındalık oluşturmak ve uygulamaya dönük pratik öneriler vermeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırmaların bazı temel özellikleri, nitel saha çalışması, gözlem tekniği ve afetler bağlamında kullanılabilirliğine yönelik başlıklar aşağıda yer almaktadır.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Nitel Araştırmaların Temel Özellikleri</strong></h2>



<p>Çeşitli akademik ve akademik olmayan disiplinler, insan davranışlarını ve deneyimlerini anlamak için bir sorgulama yöntemi olarak nitel araştırmayı kullanır. Munhall&#8217;a göre, &#8220;Nitel araştırma, insan deneyimleri ve gerçeklikleri hakkında geniş bir şekilde ifade edilmiş soruları içerir, bireyle doğal ortamlarında sürekli temas yoluyla incelenir ve bu bireylerin deneyimlerini anlamamıza yardımcı olacak zengin, tanımlayıcı veriler üretir.&#8221;[7]</p>



<p>Nitel sorgulama yöntemi, &#8216;ne zaman&#8217;, &#8216;ne&#8217; ve &#8216;nerede&#8217; yerine karar almanın &#8216;nasıl&#8217; ve &#8216;neden&#8217;ini inceler. Nicel yöntemlerin aksine, nitel sorgulamanın amacı olguları keşfetmek, anlatmak ve açıklamak ve karmaşık gerçekliği anlamlandırmaktır [8, 9]. Nitel araştırmanın bir sonucu olarak sağlık müdahaleleri, açıklayıcı sağlık modelleri ve tıbbi-sosyal teoriler geliştirilebilir. İnsan davranışının zenginliğini ve karmaşıklığını anlamak nitel araştırmanın özüdür.</p>



<p>Nicel ve nitel sorgulama biçimleri, altta yatan hedeflerine göre değişir. Hiçbir şekilde birbirlerine zıt değillerdir; bunun yerine, bu iki yöntem bir madalyonun iki yüzü gibidir. Nicel ve nitel paradigmalar çeşitli boyutlarda nasıl farklı bakar? sorusuna karşılaştırmalı bir cevap için aşağıdaki tablo yardımcı olacaktır [2, 3, 9, 10]</p>



<figure class="wp-block-table"><div class="pcrstb-wrap"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>&nbsp;</strong></td><td><strong>Nicel</strong></td><td><strong>Nitel</strong></td></tr><tr><td><strong>Gerçekliğin doğası</strong></td><td>Tek bir gerçeklik olduğunu varsayar.</td><td>Dinamik ve çoklu gerçekliklerin varlığını varsayar.</td></tr><tr><td><strong>Amaç</strong> <strong>&nbsp;</strong></td><td>Hipotezleri test etme ve sınama</td><td>Olayları keşfetme ve anlama</td></tr><tr><td><strong>Veri toplama yöntemleri</strong></td><td>Anketler, envanterler ve ölçekler gibi oldukça yapılandırılmış yöntemler.</td><td>Derinlemesine görüşmeler, gözlemler ve odak grup tartışmaları gibi yarı yapılandırılmış.</td></tr><tr><td><strong>Tasarım</strong></td><td>Önceden belirlenmiş ve katı tasarım.</td><td>Esnek ve ortaya çıkan tasarım.</td></tr><tr><td><strong>Yaklaşım</strong></td><td>Hipotezi test etmek için tümdengelim yaklaşımı</td><td>Teoriyi veya hipotezi geliştirmek için tümevarım</td></tr><tr><td><strong>Odak</strong></td><td>Nedensel ilişkilerin sonuçları ve tahmini ile ilgili</td><td>Sonuçlar veya ürünlerden ziyade öncelikle süreç ile ilgili</td></tr><tr><td><strong>Örnekleme</strong></td><td>Büyük ölçüde temsili örnekleme yöntemleri</td><td>Amaçlı örnekleme yöntemleri</td></tr><tr><td><strong>Örneklem büyüklüğü belirleme</strong></td><td>A-priori örneklem büyüklüğü hesaplaması</td><td>Veri doygunluğuna ulaşılana kadar veri toplama</td></tr><tr><td><strong>Örneklem büyüklüğü</strong></td><td>Nispeten büyük</td><td>Derinlemesine incelenen küçük örneklem büyüklüğü</td></tr><tr><td><strong>Veri analizi</strong></td><td>Değişken tabanlı ve istatistiksel veya matematiksel yöntemlerin kullanımı.</td><td>Vaka tabanlı ve istatistiksel olmayan tanımlayıcı veya yorumlayıcı yöntemlerin kullanımı.</td></tr></tbody></table></div></figure>
</div>



<p>Nitel araştırma, araştırma sorusunun toplumsal ve kültürel durum bağlamında süreçleri, olayları ve ilişkileri anlamayı gerektirdiği durumlarda tercih edilen yöntemdir. Kesin hipotezleri destekleyen veya çürüten sayısal veriler üretmek yerine nitel araştırma, bireylerin ve toplumsal grupların doğal ortamlarında yüz yüze bilgisine dayalı olgusal açıklamalar üretmeyi amaçlar. Nitel araştırma, kişinin çok az bilgi sahibi olabileceği durumlar ve sorunlar hakkında içgörü elde etmek için yararlıdır. Bu yöntem, sağlık sorunlarıyla ilgili prosedürlerin, inançların ve bilginin derinlemesine açıklamasını sağlamak veya katılımcıların belirli konular hakkındaki görüşleri de dahil olmak üzere belirli davranışların nedenlerini araştırmak için yaygın olarak kullanılır [2, 9, 10, 11]</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="997" height="501" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1.jpg" alt="" class="wp-image-1587" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1.jpg 997w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1-300x151.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1-768x386.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1-100x50.jpg 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1-585x294.jpg 585w" sizes="(max-width: 997px) 100vw, 997px" /></figure>



<p>Nitel veriler, metinler ve davranış ve eylem veya uygulamaların açıklamaları biçimindedir. Olguların sözlü ifadeleri ve davranışları yorumlamak için analiz edilmektedir. Veri toplama, kişilerin çevrelerindeki ifadelerinin, faaliyetlerinin ve görünümlerinin nesnel ve doğru bir şekilde raporlanmasını içerir. Araştırmacı, belirli bir ortamda durumlarıyla başa çıkan bireylerin düşüncelerini, duygularını ve deneyimlerini anlamaya çalışır. Gözlemcinin rolü çok önemlidir. Genellikle sosyal ve fiziksel yakınlık yoluyla çalışılan olguyla ilişki kurmayı içerir.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Gözlem</strong></h2>



<p>Nitel araştırmaların temel veri toplama tekniklerinden biri gözlemdir. Saha gözlemi, topluluk ve ortam hakkında içeriden bir görüş edinmeye yardımcı olan nitel bir araştırma yöntemidir. İlgi duyulan olgu ya da sorunlu konu hakkında kişileri gözlemleyerek ve onlarla konuşarak, sorunların (yerel) bağlamlarında daha derin bir anlayış sağlar [8, 12].</p>



<p>Gözlem, nitel araştırmacılar için çoğu zaman birincil veri toplama biçimi olmuştur. Sahadaki bir olgunun gözlemcinin beş duyusu aracılığıyla çoğu zaman bir aletle not edilmesi ve bilimsel amaçlarla kaydedilmesi eylemidir. Gözlemler, temel olgunuz hakkında bilgi edinebileceğiniz bir yer bulmaya dayanır. Gözlem sırasında kendi davranışlarınızın yanı sıra fiziksel ortamı, katılımcıları, etkinlikleri, etkileşimleri ve konuşmaları gözlemleyebilir ve not edebilirsiniz. İyi gözlemciler görme, duyma, dokunma, koklama ve tatma dahil olmak üzere tüm duyularını kullanırlar. Gözlemlediğinizde gördüğünüz her şeyi yazmak zordur. Nitel gözlemciler genellikle geniş gözlemlerle başlarlar ve daha sonra görüşlerini yanıtlayacak bilgilere daraltırlar [2, 8, 13].</p>



<p>Gözlemin amacı, incelenen kültürü, ortamı veya sosyal olguyu katılımcıların bakış açılarından anlamaktır. Gözlem, bir yer bulmayı, bilgiyi kaydetmek için bir protokol geliştirmeyi, olaylara odaklanmayı, temel olguyu açıklamaya yardımcı olacak etkinlikleri aramayı, bir gözlemci olarak uygun rolü belirlemeyi, gözlem protokolüne “tanımlayıcı” ve “yansıtıcı” alan notlarını kaydetmeyi içerir [2, 8, 13] &#8220;Açıklayıcı&#8221; notlar; olayın ne olduğuna dair, bağlam bilgilerini de içeren betimsel somut notlardır. &#8220;Yansıtıcı&#8221; notlar ise gözlemcinin deneyimlerini, önsezilerini ve süreçte öğrendiklerine ilişkin notlardır. Yansıtma, kişinin kendi önyargıları, değerleri, tercihleri ve araştırılan olgu hakkındaki ön yargıları hakkında öz değerlendirmesini ifade eder. Creswell&#8217;e göre, &#8220;Yansıtma, daha tarafsız yorumları geliştirerek çalışmanın güvenilirliğini artırır.&#8221; [13]. Aşağıda açıklayıcı ve yansıtıcı notlara ilişkin yazılabilecek öneriler yer almaktadır [13]. Bunlar elbette öneri niteliğindedir. Gözlemci başlangıçta bu önerileri temel alabilir ve gözlem süreci içinde kendisine yeni stratejiler geliştirebilir.</p>



<figure class="wp-block-table"><div class="pcrstb-wrap"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>Açıklayıcı Not</strong></td><td><strong>Yansıtıcı Not</strong> <strong>&nbsp;</strong></td></tr><tr><td>Ne gördüğünüzü yazın. Etrafınızda olup biten hareketi kaydedebilirsiniz.</td><td>Olguya dair kendinize notlarınız gibi düşünün. Ne hissettiğinizi de yazabilirsiniz.</td></tr><tr><td>Beş duyunuzu kullanarak betimlemeler yapın. Gördükleriniz, duyduklarınız, dokunduğunuz (tam anlamıyla), tattığınız, kokladığınız şeyler. &nbsp;</td><td>Olguya ilişkin önceki deneyimlerinizi kendinize not düşebilirsiniz</td></tr><tr><td>Fiziksel çevreye ve kişilere ilişkin bilgileri yazın. Fiziksel veriler için gerektiğinde çizimlerden ya da fotoğraflardan yararlanabilirsiniz.</td><td>Gördüğünüz sorunları ya da vurgulamak istediklerinizi yazın</td></tr><tr><td>Zamana ilişkin bilgileri yazın</td><td>Gözlemci olarak gözlemlediklerinizden öğrendiğiniz “yeni” bilgiyi yazın</td></tr><tr><td>Kronolojik akışı yazın. Olayların oluş sırası akışa ilişkin açıklayıcı veriler elde etmenize yardımcı olur.</td><td>Sonraki durumlar için dikkat çekmek istediğiniz kendinize notları yazabilirsiniz. Yeni karşılaştığınız durumlar, hep gözlemlediğiniz durumlar, etik açıdan düşünceleriniz vb</td></tr></tbody></table></div></figure>



<p>Buraya kadar nitel araştırmaların doğasından ve gözlem tekniğinden bahsedildi. Bu genel bakış, çeşitli sahalarda nitel yaklaşımın ve gözlemin uygulanmasına ilişkin başlangıç noktası olarak düşünülebilir. Bir afet sonrasında örneğin erken dönem koşullar düşünüldüğünde, nitel verilerin toplanması araştırmacılar ve uygulamacılar için zengin veri sağlayacak ve sonraki süreçlerin iyileştirilmesi için yaşamsal veriler sunacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Nitel Saha Araştırmaları ve Afetler</strong></h2>



<p>Afetler; bireyleri ve toplulukları derinden etkiler ve nitel araştırma verileri, etkilenenlerin yaşanmış deneyimlerine dair derin içgörüler sağlar. Nicel yöntemlerin gözden kaçırabileceği duygusal, psikolojik ve sosyal tepkileri yakalayabilir. Afetler farklı insan gruplarını çeşitli şekillerde etkiler. Nitel araştırma, afetler sırasında ve sonrasında farklı zorluklarla karşılaşabilecek kırılgan gruplar (örneğin çocuklar, yaşlılar, engelli bireyler) dahil olmak üzere çeşitli gruplar arasında benzersiz deneyimlerin keşfedilmesine olanak tanır. Nitel veriler, afet sonrası iyileşme dönemlerinde bireylerin ve toplulukların kaynaklara, desteğe ve sağlık hizmetlerine erişimde karşılaştıkları engelleri ortaya çıkarabilir. Nitel verilerden elde edilen içgörüler, acil durum hazırlığı ve müdahale stratejilerinin afetlerden etkilenen grupların ihtiyaçlarına uygun olmasını ve toplum ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacak şekilde uyarlanmasını sağlayabilir. Bireylerin ve toplulukların afet sonrası süreci nasıl yönettiğine yönelik karşılaştıkları zorluklar ve kullandıkları stratejiler dahil olmak üzere içgörüler sağlayabilir. Nitel veriler, toplulukların bir afetin ardından nasıl harekete geçtiğini ve birbirlerini nasıl desteklediğini anlamaya yardımcı olur. Topluluk dayanıklılığını artıran mevcut sosyal ağları, kaynakları ve güçlü yönleri belirleyebilir. Afetler genellikle bir topluluktaki mevcut kültürel ve sosyal dinamiklerle etkileşime girer. Nitel araştırma, kültürel inançların, değerlerin ve sosyal normların her türlü müdahalelerin kabulünü nasıl etkilediğini ortaya çıkarabilir. Nitel veriler, toplulukların riski nasıl algıladığını, bilgiye nasıl eriştiğini ve afetler sırasında nasıl iletişim kurduğunu inceleyerek hedef kitleyle yönelik etkili iletişim stratejilerinin geliştirilmesine yardımcı olabilir. Nitel bulgular, politika yapıcıları ve planlamacıları sahadaki gerçekler hakkında bilgilendirebilir ve afetlerden etkilenen toplulukların özel ihtiyaçlarını ele alan daha etkili politikalar ve programların geliştirilmesini sağlayabilir. Afet gibi değişken ve dinamik bir süreçte nitel yöntemler nicel yöntemlere göre esnektir ve nitel veri toplama sürecinde uyarlamalar mümkün olabilir. Bunların yanı sıra nitel veriler, afetler bağlamında olguları keşfetmek ve içgörü sağlamak amacıyla kullanılarak sonraki olası nicel yöntemlere temel oluşturabilir.</p>



<p>Saha araştırmaları, bireylerin deneyim ve eylemlerinin kişisel anlamlarını, içinde bulundukları toplumsal ve kültürel çevre bağlamında inceleyen disiplinli bir sorgulamadır. Burada kişisel anlam kavramı; bireylerin deneyimlerini, eylemlerini ve sosyal çevrelerini öznel olarak algılama ve açıklama biçimini ifade eder. Tüm bu kavramları bir araya getiren nitel saha araştırması, kişilerin dünyaya bakış açılarına ilişkin sistematik kanıtlar sağlamayı amaçlamaktadır.</p>



<p>Saha araştırması, kontrollü laboratuvar ortamları yerine, olgunun meydana geldiği olağan ortamda yapılan bir araştırmadır. Toplanan verilerin niteliği gereği niteldir; genellikle araştırmacı tarafından kaydedilen ayrıntılı açıklamalardır. Saha araştırması, kontrollü laboratuvar ortamları yerine, olgunun meydana geldiği olağan ortamda yapılan bir araştırmadır. Disiplinlidir çünkü araştırma, sorunları tanımlama, kanıtları toplama ve analiz etme, teoriler oluşturma konusunda açık metodolojik ilkeler tarafından yönlendirilir.</p>



<p>Nitel araştırmada, &#8220;saha” ya da “alan” araştırmanın yürütüldüğü doğal ortamı veya bağlamı ifade eder. Araştırmacıların incelenen bireylerin veya grupların deneyimleri, davranışları ve etkileşimleri hakkında veri topladığı ortamdır. &#8220;Saha&#8221; kavramı, araştırmanın odak noktasına ve konuya bağlı olarak büyük ölçüde değişebilir ve tek başına nicel bakış açısıyla elde edilemeyecek verilerdir. Gözlem çalışmalarında saha kavramına afetler bağlamında bakacak olursak [2, 11, 12, 14]</p>



<p><em><strong>Fiziksel Konum</strong></em>: Saha olgusuna öncelikle fiziksel konum açısından bakılabilir. Saha, öncelikle verinin toplandığı ya da araştırmanın gerçekleştiği belirli yer veya konum anlamına gelir. Bu, çalışma için anlamlı bir bağlam sağlayan bir topluluk, kuruluş, ev, hastane, bekleme salonu, park, okul, pazar yeri veya başka herhangi bir ilgili ortam olabilir. Afetler açısından düşündüğümüzde gözlemci deprem, sel, yangın, kaza, salgın gibi bir afet durumunun gerçekleştiği fiziksel ortamda veri topluyor olabilir. Bu fiziksel ortam bir hastane binası, afet koordinasyon merkezi, çadırkent, sahra hastanesi ya da bir ambulans olabilir. Örneğin; bir acil tıp uzmanının sahası afet sonrası hizmet verdiği fiziksel koşullar olabileceği gibi, kendi çalışmakta olduğu acil servis de olabilir.</p>



<p><strong><em>Doğal Çevre</em>:</strong> Nitel araştırma, bireyleri yapay veya kontrollü ortamlarda incelemekten daha çok günlük yaşamlarında ve doğal akışlarında incelemenin önemini vurgular. Amaç, gerçek davranışları ve deneyimleri yakalamaktır. Bir olgunun kendiliğinden akışını detaylı anlamak değerlidir. Afetler bağlamında düşünüldüğünde doğal çevre aslında olayların gerçekleştiği tüm doğal ortamlardır. Bir kaza sonrası toplu yaralanmaların olduğu bir ortam ya da bir deprem sonrası ilk yardım ve kurtarma çalışmaları birer örnektir. Afetler, doğa kaynaklı da olsa insan kaynaklı olsa da, bireylerin kişisel yaşamlarında deneyimledikleri kötü olaylar olarak günlük akışlarını bozan gerçekliklerdir.&nbsp;</p>



<p><em><strong>Sosyal Bağlam</strong></em>: Bir ortamdaki sosyal dinamikler ve ilişkiler de “saha”nın konusu olabilir. Bu bakış,&nbsp; katılımcılar (sosyal ortamdaki aktörler de diyebiliriz) arasındaki etkileşimleri, normları, değerleri ve davranışları etkileyen kültürel geçmişi anlamayı işaret eder. Dolayısıyla; etkileşimler, normlar, değerler fiziksel çevreden etkilenebileceği gibi aynı zamanda bağımsızdır da. Etkileşim ve normlar, sözlü, sözsüz ya da yazılı tüm iletişim biçimlerini kapsar. Saha olarak bireylerin davranış, norm ve değerlerine odaklanmak ve herhangi bir afet durumundaki davranış ve değerlerini anlamak yaşamsal bilgileri ortaya çıkaracaktır. Yakın geçmişte yaşadığımız COVID-19 pandemisi sürecinde vatandaşların, sağlık görevlilerinin, yöneticilerin ve geleneksel/sosyal medya içeriklerinin ortaklaştığı ya da ortaklaşamadığı norm ve değerlere hep birlikte tanık olduk.</p>



<p><em><strong>Zamansal Bağlam</strong></em>: Bir saha çalışmasının zamanlaması gözlemleri etkileyebilir. Bu, araştırma konusuyla ilgili belirli olayları ya da evreleri içerebilir. Bir deprem sonrası kritik saatlerde sahanın durumuyla sonraki günlerdeki durumu mutlaka farklı olacaktır. Bir pandeminin başlangıcı dönemindeki “saha” olgusu ilerleyen zamanda ve evrelerde mutlaka değişecektir.</p>



<p><em><strong>Katılım ve Erişim</strong></em>: &#8220;Saha&#8221; araştırmacının aktif katılımını ve gözlemini içerir; araştırmacı katılımcı gözlem, görüşmeler, odak grupları gibi çeşitli teknikleri kullanarak ortamdaki bireyleri daha iyi anlayabilir.&nbsp; Araştırmacılar, bazen resmi olmayan ağlar ya da yerleşik topluluk yapıları aracılığıyla ilişki kurarak alana erişim sağlayabilir. Katılımcılarla kendi ortamlarında etkileşim kurmak doğru veri toplama için çok önemlidir. Özellikle afet durumları gibi beklenmedik ve henüz yapılanmış bilgilerin elde edilemediği durumlarda toplanan saha verileri çok değerlidir.</p>



<p><em><strong>Çoklu Perspektifler</strong></em>: Farklı paydaşların aynı alandaki farklı deneyimleri ve bakış açıları olabilir. Bu bakış açılarını kabul etmek, incelenen olguların anlaşılmasını zenginleştirebilir. Afetler söz konusu olduğunda, ilgili tüm paydaşların deneyim ve bakış açılarını öğrenmek önleyici tedbirler almak ya da çözüm önerilerine ulaşmak konusunda yararlı olacaktır.</p>



<p>Özetle, gözlem çalışmalarındaki &#8220;saha&#8221;, araştırmacıların doğal ortamlardaki insan deneyimlerini ve etkileşimlerini anlamaya ve yorumlamaya çalıştıkları fiziksel, sosyal ve zamansal bağlamları kapsayan çok yönlü bir kavramdır. Afetler söz konusu olduğunda; araştırmanın ve veri toplamanın amacına göre çeşitli bakış açılarıyla fiziksel koşullar, sosyal koşullar, zamansal koşullar gibi çok farklı sahalar ortaya çıkabilir. Herhangi bir afet olgusu ele alındığında farklı disiplinler, farklı paydaşlar, farklı saha bakışlarıyla binlerce saha verisi toplayabilir. Afet sonrası dönemde sahada hizmet veren sağlık görevlilerinin afetzedelerle birebir deneyimleri, afet sahasındaki diğer paydaşlarla iletişimleri, yaşadıkları sorunlar gibi konular birer saha araştırmasının konusu olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Afetlerde Saha Gözlem Raporlarının Önemi</strong></h2>



<p>Bir afet sonrasında acil tıp uzmanlarının sahadaki içgörüleri ve uzmanlığı, afetlerin etkilenen nüfus üzerindeki acil ve uzun vadeli sağlık etkilerinin azaltılmasında yaşamsal bir rol oynamaktadır. Acil tıp uzmanlarının afet sonrası yaşanan çalkantılı ortamdaki saha gözlemleri ve deneyimleri, afetten etkilenen topluluklar için iyileştirme çabalarının kolaylaştırılması açısından çok önemlidir. Saha gözlem raporlarının önemine ilişkin dikkat çekilebilecek bazı boyutlar aşağıda yer almaktadır [3, 4, 5].</p>



<p><strong><em>Uzman Tıbbi Değerlendirmesi</em></strong><strong>:</strong> Acil tıp uzmanları, afet sonrası yaralanmalar ve sağlık durumları hakkında üst düzeyde eğitimli ve yerinde değerlendirmeler sağlar. Uzmanlıkları, afetin tıbbi yönlerinin iyice anlaşılmasını ve belgelenmesini sağlar.</p>



<p><strong><em>Anında Değerlendirme ve Yanıt</em></strong>: Sahada gerçek zamanlı veriler sağlayarak afetin boyutları hakkında anında doğru ve hızlı bilgi sağlar. Bu, hızlı ve uygun bir acil müdahaleye olanak sağlar.</p>



<p><strong><em>Doğru Triyaj</em></strong>: Doğru triyajın yapılması afet sonrası sınırlı kaynakların onlara en acil ihtiyaç duyanlara etkili bir şekilde tahsis edilmesini sağlar.</p>



<p><strong><em>Halk Sağlığı Tehditlerinin Belirlenmesi</em></strong>: Uzmanlar, salgın hastalıklar gibi potansiyel halk sağlığı acil durumlarının belirtilerini tespit edebilir. Raporlara dayalı erken uyarılar, zamanında müdahaleyi sağlayabilir.</p>



<p><strong><em>Kırılgan Grupların Belirlenmesi</em></strong>: Saha gözlem raporları, çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler gibi hassas grupların özel ihtiyaçlarını vurgulayarak onların uygun bakım ve yardım almalarını sağlayabilir.</p>



<p><strong><em>Kaynak Tahsisine İlişkin Rehber</em></strong>: Ayrıntılı raporlar, gereken belirli tıbbi malzeme, ilaç ve ekipmanın anlaşılmasına yardımcı olur. Uzmanlardan alınan doğru veriler, doğru türde desteğin talep edilmesini ve dağıtılmasını sağlar.</p>



<p><strong><em>Diğer Tıbbi Ekiplerle Geliştirilmiş Koordinasyon</em></strong>: Acil tıp uzmanlarından gelen raporlar, çeşitli tıbbi ekipler ve kurumlar arasındaki koordinasyonu geliştirebilir. Uzmanlıkları, çabaların uyumlu hale getirilmesine, tutarlı ve etkili tıbbi müdahalelerin sağlanmasına yardımcı olur.</p>



<p><strong><em>Eğitim ve Mentorluk</em></strong>: Uzmanların gözlemleri daha az deneyimli tıbbi personel ve gönüllüler için eğitici olabilir. Gerçek zamanlı içgörülerin paylaşılması, tıbbi müdahale ekibinin genel etkinliğini artırır.</p>



<p><strong><em>Hazır Bulunuşluk için Belgeler</em></strong>: Ayrıntılı raporlar, gelecekteki afetlere yönelik eğitim ve hazırlık için kullanılan bilgi birikimine katkıda bulunur. Anlayışı ve hazırlık düzeyini geliştirebilecek vaka çalışmaları ve referans materyalleri sağlarlar.</p>



<p><strong><em>Uzun Vadeli Sağlık İhtiyaçlarının Belirlenmesi</em></strong>: Acil tıp uzmanları, afetin daha da kötüleştirmiş olabileceği kronik durumları tespit edebilir. Raporları uzun vadeli tıbbi bakım ve takibin planlanmasına yardımcı olur.</p>



<p><strong><em>Yetkililerle Etkili İletişim</em></strong>: Açık ve tıbbi açıdan doğru iletişim, yerel ve ulusal yetkililerin sağlık hizmeti ihtiyaçlarını anlamalarına, politika kararlarını etkilemelerine ve kaynakların harekete geçirilmesine yardımcı olur.</p>



<p><strong><em>Psikolojik Yardım</em></strong>: Uzmanların afetzedelerin psikolojik travma belirtilerine ilişkin gözlemleri ruh sağlığı destek hizmetlerinin sağlanmasını teşvik edebilir.</p>



<p><strong><em>Toplum Sağlığı Eğitimi</em></strong>: Raporları, daha fazla sağlık komplikasyonunu önlemek için toplum sağlığı eğitiminin ve önleyici tedbirlerin gerekli olduğu alanları vurgulayabilir.</p>



<p><strong><em>Kalite Güvencesi</em></strong>: Uzmanların ayrıntılı gözlemlerine sahip olmak, değerlendirmeleri derinlemesine tıbbi bilgiye dayandığından, genel afet müdahalesinde belirli bir düzeyde kalite ve doğruluk sağlar.</p>



<p><strong><em>Sağlık Altyapısı</em></strong>: Yerel sağlık tesislerinin durumunun değerlendirilerek bakıma uygun olup olmadığının belirlenmesine ve alternatif bakım bölgelerinin belirlenmesine yarar.</p>



<p><strong><em>Sahra Hastaneleri ve Kliniklere Destek</em></strong>: Acil uzmanları, sahra hastanelerinin ve geçici kliniklerin uğraştığı hasta yükü, yaralanma türleri ve sağlık koşulları hakkında kritik bilgiler sağlayabilir. Bu, operasyonlarda düzenlemeler yapılmasına ve bu ortamlarda hasta bakımının iyileştirilmesine yardımcı olur.</p>



<p><strong><em>Etik Gözetim</em></strong>: Belirli notlar ve raporlar, zorlu koşullarda bile afet müdahalesi sırasında hasta gizliliği ve bilgilendirilmiş onam gibi tıbbi etiğin korunmasını sağlayabilir.</p>



<p><strong><em>Kanıta Dayalı Müdahaleler:</em></strong> Uzmanların saha raporları, bir afet senaryosunda sonuçları önemli ölçüde iyileştirebilecek kanıta dayalı tıbbi müdahalelerin uygulanmasını destekleyecektir.</p>



<p><strong><em>Multidisipliner Koordinasyon</em></strong>: Acil tıp uzmanlarının afet sonrası süreçte genellikle tedarikçiler, mühendisler, lojistik uzmanları, halk sağlığı uzmanları gibi diğer alanlarla yakın işbirliği içinde çalışmaları gerekebilir. Raporları, tıbbi perspektiflerin daha geniş afet yönetimi çabalarına entegre edilmesine yardımcı olarak müdahale ve iyileştirme konusunda bütünsel bir yaklaşım sağlar.</p>



<p><strong><em>Lojistik ve Erişilebilirlik</em></strong>: Afet bölgesine erişim ve yaralıların ulaşımı gibi lojistik zorlukları değerlendirme olanağı sağlar. Zamanında tıbbi bakımın sağlanmasına yönelik engelleri belirlemeye yarar.</p>



<p><strong><em>Karşılaştırma ve Sorumluluk</em></strong>: Ayrıntılı uzman gözlemleri, tıbbi müdahalenin etkinliğini değerlendirmek için kriterler sağlar. Ayrıca ekipleri yüksek kalitede sağlık hizmeti verme ve sürekli iyileştirme konusunda sorumlu tutar.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Saha Gözlemi İçin Protokol Geliştirme</strong></h2>



<p>Acil tıp uzmanlarının afet sonrası saha gözlem raporları, acil bakımı ve uzun vadeli iyileşme çabalarını geliştiren paha biçilmez bilgiler sağlayacaktır. Afet sonrası karmaşık ve hekimin kendisinden de hizmet beklenen ortamda saha raporu tutmak kolay değildir. Ancak başlangıç için bu konuda dikkat edilmesi gereken bazı noktalara değinmekte yarar vardır [4, 13].</p>



<p><em><strong>Sistematik ve Yapılandırılmış Olun</strong></em>: Tutarlılığı sağlamak için notlar tutarken standartlaştırılmış bir format kullanın. Uzmanların karmaşık ortamda öncelikle yapılandırılmış gözlem yaklaşımıyla veri toplaması durumun güçlüğünü biraz azaltabilir. Bu nedenle yapılandırılmış/standartlaştırılmış bir format belirlemek daha yararlı olacaktır. Aşağıda tabloda bir format önerisi bulunmaktadır. Bu tablo elbette geliştirilebilir ancak başlangıç noktası kabul edilebilir.&nbsp; Standart format, ekipler ve kurumlar arasında daha kolay iletişim ve veri paylaşımını kolaylaştırabilir.</p>



<p><em><strong>Ayrıntılı ve Spesifik Olun</strong></em>: Tarihler, saatler, konumlar ve belirli gözlemler dahil olmak üzere kesin ayrıntıları kaydedin. Tıbbi durumlar için semptomları, teşhisleri, uygulanan tedavileri ve sonuçlarını not edin.</p>



<p><strong><em>Temel Bilgilere Öncelik Verin</em>:</strong> Öncelikle acil bakımı ve kaynak tahsisini etkileyen en kritik gözlemlere odaklanın. Acil ihtiyaçlar ile daha az kritik konular arasında net bir ayrım yapın.</p>



<p><em><strong>Açık ve Kısa Bir Dil Kullanın</strong></em>: Jargondan veya belirsiz terminolojiden kaçının. Afet sürecinde&nbsp; gerektiğinde notları okuyan herkesin anlayabileceğinden emin olmak için açık ve kısa olun. Kağıt formları kullanıyorsanız okunaklı bir şekilde yazın. Mümkünse elektronik yöntemleri kullanmayı düşünün.</p>



<p><strong><em>Zamana İlişkin Bilgileri Kaydedin</em>:</strong> Doğruluk ve eksiksizliği sağlamak için gözlem zamanına mümkün olduğunca yakın notlar alın. Güncel bilgileri korumak için notları düzenli olarak güncelleyin ve inceleyin.</p>



<p><strong><em>Objektif ve Subjektif Verileri Dahil Edin</em>:</strong> Hem nesnel bulguları (örneğin , yaşam belirtileri, görünür yaralanmalar) hem de öznel verileri (örneğin, hasta tarafından bildirilen semptomlar, gözlemlenen sıkıntı) belgeleyin. Gözlemlenen gerçekler ile kişisel yorum veya izlenimler arasında ayrım yapın. Bu, yukarıda bahsettiğimiz açıklayıcı ve yansıtıcı veriler ayrımını yapmak demektir. Aşağıdaki öneri tabloda da her bir gözlem boyutu için açıklayıcı ve yansıtıcı notlar bölümü yer almaktadır.</p>



<p><em><strong>Gizlilik ve Etik</strong></em>: Notlarda hasta mahremiyetini sağlayın. Gerekirse tam adlar yerine kodları veya tanımlayıcıları kullanın. Hassas bilgilerin işlenmesiyle ilgili mesleki ve alana ilişkin düzenlemeler ve yönergelere uyun.</p>



<p><em><strong>Devredilebilirlik</strong></em>:&nbsp; Diğer sağlık hizmeti sağlayıcılarının bunları kullanması gerekebileceğini bilerek notlar yazın. Başka bir doktora devretmeniz gerekirse, bakımın sürekliliğini sağlamak için gerekli tüm ayrıntıları ekleyin.</p>



<p><em><strong>Sürekli İyileştirme ve Ekip Desteği</strong>: </em>Not alma sürecinizi düzenli olarak gözden geçirin ve iyileştirin. Niteliği artırmak için meslektaşlarınızdan gelen geri bildirimleri alın. Bir afet sonrası ortamda hizmet vermek zorundayken ayrıca ayrıntılı notlar tutmanın zihinsel ve fiziksel olarak güç olduğunu kabul etmek gerekir. Gerektiğinde ara verin ve ekip desteğini teşvik edin. Tükenmişliği önlemek ve yüksek kaliteli gözlemleri sürdürmek için mümkünse not alma sorumluluklarını dönüşümlü olarak kullanın.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p>Gözlemcinin sahada belirli rolleri olabilir. Bir afet sahasında hangi gözlemci rolünü üstlenebileceğinizi belirleyin. Bu rol, tam bir katılımcı rolünden (yerli ve sahanın içinde olma) tam bir gözlemcinin rolüne kadar değişebilir. Gözlem sırasında süreç içinde rolünüz değişebilir. Örneğin, sahada başlangıçta “dışarıdan biri” iken süreç içinde&nbsp; “içeriden biri” yani tam katılımcı olabilirsiniz. Afet sonrası karmaşık süreçler düşünüldüğünde nitel veri toplamada esnekliğin olması araştırmacının işini nispeten kolaylaştırabilir. Tabi sürecin esnek olması disiplinsiz ya da sistematik olmayan veriler toplanabileceği anlamına gelmemelidir. Gözlemcinin üstlenebileceği rollerden bahsetmek gerekirse çeşitli gözlemci rolleri vardır ve farklı sahalarda değişebilir [3, 4, 11, 13, 14]:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p>• Tam katılımcı: Araştırmacı gözlemlediği insanlarla tamamen meşguldür.</p>



<p>• Tam gözlemci: Araştırmacı dikkat çekmeden sadece gözlem yapar. Bir odanın arka tarafında ya da kolayca fark edilemeyecek bir yerde oturmayı gerektirebilir. Araştırmacı, incelenen grubun dışındandır, uzaktan izler ve alan notları alır. Faaliyetle veya insanlarla doğrudan etkileşime girmeden verileri kaydedebilir. Araştırmacı hiçbir şey söylemez, sadece saha notlarını kaydeder.</p>



<p>• Gözlemci olarak katılımcı: Araştırmacı alanda etkinliğe katılmaktadır. Katılımcı rolü araştırmacı rolünden daha belirgindir. Bu, araştırmacının içeriden görüş ve öznel veriler elde etmesine yardımcı olabilir.</p>
</div>
</blockquote>
</div>



<p>Sahada gözlem yoluyla veri toplama sürecinde yapılandırılmış ya da yapılandırılmamış gözlemler gerçekleştirilebilir. Yapılandırılmış gözlem önceden tanımlanmış bir plan ve amaçlar doğrultusunda gerçekleşir. Yapılandırılmamış gözlemde ise gözlem, önceden tanımlanmış bir plan ve spesifik amaç ya da araştırma soruları olmadan gerçekleşir. Yapılandırılmış gözlemde gözlemci; bir yapı, bir protokol hazırlayarak gözlem verisini toplayabilir [3, 4, 11, 13]. Süreç içinde bu yapıyı da geliştirebilir. Saha çalışmasında başlangıçta gözlemci yapılandırılmamış gözlem ile başlayarak süreç içinde yapılandırarak da gözlemini sürdürebilir. Aslında tüm bunlar nitel araştırmaların esnekliğine vurgu yapar. Araştırmacı verilerinin geçerliğini sağlamak için araştırma desenini, örneklemini, veri toplama tekniğini esnetebilir. Bu da “geçerlik” açısından nitel araştırmaları nicel araştırmalara göre üstün kılan özelliklerden biridir.</p>



<p>Afet sonrası karmaşık süreçte saha çalışmalarında gözlem notlarını kaydetme yöntemi olarak öncelikle bir gözlem protokolü tasarlayabilirsiniz . Bu protokole hem &#8220;açıklayıcı&#8221; (örneğin, ne olduğuna dair notlar) hem de &#8220;yansıtıcı&#8221; (yani deneyimleriniz, önsezileriniz, yorumlarınız ve öğrendikleriniz hakkında notlar) notları ekleyin. Protokolde gözlem tarihi, yeri ve saati gibi bilgilere de yer verilmelidir. Aşağıda olası afet sonrası saha gözlem protokolü olarak kullanılabilecek örnek bir tablo bulunmaktadır. Bu tablo örnek niteliğindedir, geliştirilebilir. Her nitel saha araştırmasında olduğu gibi afet sonrası da her saha kendine özgü özellikler taşıyacağından standart tek bir gözlem formundan bahsetmek mümkün değildir. Yapılandırılmış bir gözlem yapmak için sahadaki araştırmacı için bir başlangıç noktası olarak kabul edilebilir. Tablodaki her bir öge, gözlemcinin sahadaki gereksinimine göre değiştirilebilir.</p>



<figure class="wp-block-table"><div class="pcrstb-wrap"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong></strong><strong>&nbsp;</strong></td><td>&nbsp;</td><td><strong>Açıklayıcı Notlar</strong></td><td><strong>Yansıtıcı Notlar</strong></td></tr><tr><td rowspan="4"><strong>Tanımlayıcı Bilgiler</strong></td><td>Doktorun adı</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Gözlemin tarihi ve saati</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Gözlemin yeri</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Duruma Genel Bakış</strong></td><td>Afetin kısa açıklaması (örneğin deprem , sel, yangın)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Etkinin kapsamı ve ölçeği (örneğin etkilenen kişi sayısı, fiziksel hasar)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Hasta Demografisi</strong></td><td>Gözlemlenen veya tedavi edilen hasta sayısı</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Yaş, cinsiyet ve diğer ilgili demografik bilgiler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="4"><strong>Sağlık Koşulları</strong></td><td>Yaygın yaralanmalar (örneğin kırıklar , yırtılmalar, yanıklar)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Akut tıbbi durumlar (örneğin , solunum sıkıntısı, kardiyak olaylar)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Kronik durum alevlenmeleri (örneğin , diyabet, hipertansiyon)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Ruh Sağlığı Gözlemleri</strong></td><td>Travma veya psikolojik sıkıntı belirtileri</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Davranışsal sağlık ihtiyaçları</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="4"><strong>Mevcut ve İhtiyaç Duyulan Kaynaklar</strong></td><td>Mevcut tıbbi malzeme ve ekipmanlar mevcut</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Kıtlıklar veya kritik ihtiyaçlar (örneğin ilaçlar , bandajlar, serum sıvıları)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Personel seviyeleri ve gereksinimleri</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Çevre Koşulları</strong></td><td>Gözlem alanındaki güvenlik endişeleri (örneğin , yapısal hasar, kirlenme)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Erişilebilirlik sorunları (ör . kapalı yollar, kesintiye uğrayan kamu hizmetleri)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Acilen Alınan Önlemler</strong></td><td>Yerinde uygulanan tedaviler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Triyaj süreçleri ve önceliklendirme kararları</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Koordinasyon ve İletişim</strong></td><td>Diğer tıbbi ve acil müdahale ekipleriyle etkileşimler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Yerel hastaneler, klinikler ve yardım kuruluşlarıyla koordinasyon</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="4"><strong>Öneriler</strong></td><td>Derhal harekete geçilmesi gerekiyor (örn . tahliye, ilave personel)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Uzun vadeli takipler ve önleyici tedbirler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Gelecekteki yanıtlar için önerilen iyileştirmeler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Ek Notlar</strong></td><td>Yukarıdaki kategorilerin kapsamına girmeyen gözlemler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Genel değerlendirmeye yardımcı olabilecek (varsa) kanıtlar veya kişisel düşünceler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr></tbody></table></div></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç</strong></h2>



<p>Nitel araştırmalar sağlık araştırmaları alanında geniş olanaklara sahiptir. Nicel yaklaşım kullanılarak açıklanamayan çok çeşitli olgular nitel bir yöntem kullanılarak derinlemesine araştırılabilir ve ortaya konulabilir. Nitel veriler doğası gereği gerçek ortamda ve olayların oluşu sırasında toplandığı için afet sonrası süreçlerde yararlanılabilecek araştırma yöntemleridir. Afet sonrası karmaşık süreçte saha çalışmalarından elde edilecek saha gözlem raporlarıyla uzmanların sahadaki deneyim ve içgörüleri, afetlerin etkilenen nüfus üzerindeki acil ve uzun vadeli sağlık etkilerinin azaltılması ve afetten etkilenen topluluklar için iyileştirme çabalarının kolaylaştırılması açısından yaşamsal bir rol oynamaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kaynaklar</strong></h2>



<ol class="wp-block-list">
<li>Sorrell JM (2013). Qualitative research in clinical nurse specialist practice. Clin Nurse Spec., 27:175–8.</li>



<li>Creswell, J. W. (2009).&nbsp;Research design: Qualitative, quantitative, and mixed methods approaches&nbsp;(3rd ed.). Sage Publications.</li>



<li>Morse, J. M. (2015). Qualitative health research: One quarter of a century. Qualitative Health Research, 25(1), 3-4.</li>



<li>Mukherji, A., Ganapati, N. &amp; Rahill, G.. (2014). Expecting the unexpected: Field research in post-disaster settings. Natural Hazards. 73. 805-828.</li>



<li>Pyo, J., Lee, W., Choi, E. Y., Jang, S. G., Ock, M. (2023). Qualitative Research in Healthcare: Necessity and Characteristics. Journal of Preventive Medicine and Public Health, 56(1), 12–20.</li>



<li>Tavakol M, Sandars J. (2014) Quantitative and qualitative methods in medical education research: AMEE Guide No 90: Part I.&nbsp;Med Teach.&nbsp;36:746–56.&nbsp;</li>



<li>Munhall, P.L. (2007) Nursing&nbsp;Research&nbsp;A&nbsp;Qualitative&nbsp;Perspective. 4th Ed., Jones &amp; Bartlett Publishers.</li>



<li>Creswell JW (2013) Qualitative Inquiry &amp; Research Design: Choosing among Five Approaches (3rd ed) California: SAGE.</li>



<li>Denzin NK, Lincoln YS. (2005) The Sage Handbook of Qualitative Research. Thousand Oaks: Sage.</li>



<li>Patton, M. Q. (2015). Qualitative Research &amp; Evaluation Methods: Integrating Theory and Practice. SAGE Publications.</li>



<li>Yildirim, A. Simsek, H. (2011). Sosyal bilimlerde nitel araştırma yöntemleri (8th baskı). Seçkin Yayınevi.</li>



<li>Hatch, J. A. (2023). Doing qualitative research in education settings. State university of New York press.</li>



<li>Creswell, J. W. (2016). 30 essential skills for the qualitative researcher. Thousand Oaks, California, SAGE.</li>



<li>Bailey, C. (2018). A guide to qualitative field research. (Vols. 1-0). SAGE Publications.</li>
</ol>
</div>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/saha-raporlarinin-afetlerdeki-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afetlerde İlaç ve Tıbbi Ekipman Bağışlarının Yönetimi</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetlerde-ilac-ve-tibbi-ekipman-bagislarinin-yonetimi/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetlerde-ilac-ve-tibbi-ekipman-bagislarinin-yonetimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan BIÇAKÇI]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2024 05:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[tıbbi ekipman yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1540</guid>

					<description><![CDATA[1.Giriş Afetler, bir toplumun kendi kaynaklarını kullanarak başa çıkma kapasitesini aşan, toplumun işleyişinde meydana gelen ciddi kesintilerdir. Afetlerin sonuçları birçok faktörle ilişkili&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>1.Giriş</strong></h2>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color has-normal-font-size wp-elements-35326ac214268bf2445b4b69431d251c">Afetler, bir toplumun kendi kaynaklarını kullanarak başa çıkma kapasitesini aşan, toplumun işleyişinde meydana gelen ciddi kesintilerdir. Afetlerin sonuçları birçok faktörle ilişkili olduğu gibi afete maruz kalan toplumun hazır bulunuşluğu ile de ilgilidir. Hazır bulunuşluk yetersiz ise ulusal ve uluslararası yardımlar afetten etkilenen toplum için seferber edilebilir çünkü ihtiyacı olanlara yardım etmek temel insani bir iç güdüdür(1). Bununla birlikte yardımlar vergi indirimlerinden faydalanmak için, bazen tanıtım amaçlı,&nbsp; bazen de ürünlerin imhası için oluşacak masraftan kaçınmak amaçlı da yapılabilir(2). Yardımlar ayni ve nakdi yardımlar şeklinde afetten etkilen topluma ulaştırılabilir. Nakdi yardımlar para yardımlarını ifade ederken, ayni yardımlar para dışında herhangi bir yardımı içerebilir. Ayni yardımlar oldukça faydalı olmalarına rağmen düzensiz, alıcı taraf bilgisi olmadan ve uygunsuz ulaştırıldıklarında afet ortamında ciddi sorunlara yol açabilirler(1). Bu nedenle yardımlara dair belirlenmiş yönergelere hem bağışçı hem de alıcı toplumların uyması son derece önemlidir.</p>



<p>Büyük ölçekli bir afetin ardından tıbbi acil yardımlar, yardım müdahalelerinin en kritik bileşenlerindendir(3). Biz de bu yazımızda medikal olmayan bir afete sekonder yanıt olarak ortaya çıkan ilaç ve tıbbi ekipman yardımlarının yönetimindeki temel unsurlardan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün konu ile ilgili temel kılavuzlarını esas alarak, bahsetmeye çalışacağız.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>2.Afetlerde Tıbbi Yardımların Temel Prensipleri</strong></h2>



<p>İnsani yardım bağışları, afet mağdurları için düzgün bir şekilde koordine edildiğinde ve gerçek ihtiyaçlara yönelik yapıldığında faydalı olmaktadır. Afet zamanında yapılacak olan bağışlarda hem bağışçılar için hem de yetkili ülkeler için aşağıda belirtilen temel ilkelerin bilinmesi gerekir(4):</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Afetler genelleştirilmemelidir; afetlerin sağlık sektörüne etkileri yaşanılan afet tipine, ülkenin ekonomik ve politik altyapısının özelliklerine göre farklılık gösterebilir.</li>



<li>Sağlık yardımları, sağlıkla ilgili insani yardımları koordine etmek üzere Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen yetkililere danışılarak yapılmalıdır; sağlık afet koordinatörü, acil durumlara hazırlık için odak noktası olarak görev yapan ve sağlıkla ilgili insani faaliyetleri koordine eden kıdemli bir sağlık yetkilisi olmalıdır.</li>



<li>Afetten etkilenen ülkelerdeki yetkililer tarafından oluşturulan iletişim, koordinasyon ve denetim prosedürlerine uyulmalıdır.</li>



<li>Etkilenen ülkenin ulusal sağlık yetkilileri tarafından acil ihtiyaç değerlendirmesi yapılmalıdır; ihtiyaçların belirlenmesi ve yardımın gerçekleşmesi uzayabilir bu yüzden bağışçılar, ihtiyaç duyulan veya duyulmayan belirli yardım türleri hakkında hızlıca bilgilendirilmelidir.</li>



<li>Bağışçılar neyi bağışlamaları, neyi bağışlamamaları gerektiği hakkında bilgilendirilmelidir.</li>



<li>Bağışçılar, acil ihtiyaçları karşılamak için birbirleri arasında rekabete girmemelidir; kalite ve uygunluk yardımın boyutundan, parasal değerinden ve hızından daha çok önem taşımaktadır.</li>



<li>Acil yardımlar, etkilenen ülke tarafından uygulanan önlemlerin aynısını değil, tamamlayıcısını oluşturmalıdır.</li>



<li>Bağışların yönetiminde hesap verebilirliği sağlamak için bilgiler açık bir şekilde dağıtılmalı ve incelemeye tabi tutulmalıdır; bağışçılara ve ulusal makamlara, sevkiyatların durumu ve malzemelerin dağıtımı hakkında doğru raporlar sağlanmalıdır.</li>



<li>Acil uluslararası yardım için medya raporlarına aşırı tepki verilmemelidir; resmi olarak yardım istenilene kadar beklenilmelidir.</li>
</ul>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7b588b7d46538a8b9fc2fbeccdbd9d6f"><a>Uluslararası kaynaklardan tıbbi yardımlar hükümetler, uluslararası organizasyonlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından sağlanabilir. Bu çeşitli kaynakların birbirlerinden farklı alt yapı, imkân ve kısıtlılıklara sahip olabileceği unutulmamalıdır. Afetler ortaya çıktığında ilk planda nakdi yardımlar, ihtiyaçların yerel ve komşu kaynaklardan temin edilebilmesi için daha uygun olabilir. &nbsp;</a></p>
</blockquote>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>3.Afetlerde İlaç </strong><strong>Bağışları</strong></h2>



<p>DSÖ’ye göre ilaç, fizyolojik sistemleri veya patolojik durumları, insan yararı için değiştirmek veya incelemek amacı ile kullanılan herhangi bir madde veya üründür(5). &nbsp;Acil durumlarda iyi planlanmış ve uygulanmış ilaç bağışları, önemli insan ihtiyaçlarını karşılama ve özellikle yoksullar arasında insan refahını iyileştirme potansiyeline sahiptir. Alternatif olarak, uygunsuz veya yetersiz koordineli ilaç bağışları, kafa karışıklığı ve israf yaratabilir, alıcı ülkelerdeki farmasötik ve sağlık sistemlerine önemli maliyetler getirebilir ve olumsuz sağlık sonuçlarına katkıda bulunabilir(6).</p>



<p>İlaç bağışlarında acil yardım, uzun vadeli yardım veya ulusal sağlık sistemlerine veya bireysel sağlık tesislerine yardım gibi birçok farklı senaryo vardır. Bağışlar ilaç şirketlerinden (doğrudan veya özel gönüllü kuruluşlar aracılığıyla) gelebilir, hükümetlerden yardım şeklinde gelebilir veya doğrudan tek bir sağlık kuruluşuna yönelik bağışlar olabilir. Kılavuzlar, iyi ilaç bağışı uygulamasının bu ortak özünü tanımlamayı amaçlamaktadır.</p>



<p>İlaç bağışı rehberi, iyi ilaç bağışı uygulamasının temelini oluşturan dört temel ilkeye dayanmaktadır(7):</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>İlaç bağışları, alıcıya mümkün olan azami ölçüde fayda sağlamalıdır. Tüm bağışlar, ifade edilen bir ihtiyaca dayanmalı, istenmeyen bağışlar caydırılmalıdır.</li>



<li>Bağışlar, alıcının isteklerine, yetkisine saygı gösterilerek ve alıcı ülkenin hükümet politikalarına, idari düzenlemelerine uygun olarak yapılmalıdır.</li>



<li>Her iki taraf ile formüle edilen bir plana göre yapılan tüm bağışlarda, bağışçı ve alıcı arasında etkin bir koordinasyon ile iş birliği olmalıdır.</li>



<li>Kalitede çifte standart olmamalıdır. Bir öğenin kalitesi kabul edilemez ise bağışçı olan ülkede de bağış olarak kabul edilemez.</li>
</ol>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b3bdab84433d2234201669d744b887fa">&#8211;<a><strong>İlaç Bağışları İçin Yönergeler</strong></a></h3>



<p>DSÖ tarafından belirtilen ilaç bağış yönergeleri şunlardır(7):</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Tüm ilaç bağışları, ifade edilen bir ihtiyaca dayalı olmalı ve alıcı ülkedeki hastalık modeliyle ilgili olmalıdır. İlaçlar, alıcının önceden onayı olmadan gönderilmemelidir.</li>



<li>Bağışlanan tüm ilaçlar veya bunların eşdeğerleri, ulusal temel ilaçlar listesinde görünmeli, ulusal bir liste mevcut değilse, DSÖ Temel İlaçlar Model Listesinde görünmesi gerekmektedir.</li>



<li>Bağışlanan ilaçların sunumu, gücü ve formülasyonu mümkün olduğunca alıcı ülkede yaygın olarak kullanılan ilaçlara benzer olmalıdır.</li>



<li>Bağışlanan tüm ilaçlar güvenilir bir kaynaktan alınmalı ve hem verici hem de alıcı ülkedeki kalite standartlarına uygun olmalıdır. Uluslararası ticarette hareket eden ilaç ürünlerinin kalitesine ilişkin DSÖ Sertifikasyon Programı kullanılmalıdır.</li>



<li>Hastalara verilen, eczaneye iade edilen veya sağlık çalışanlarına ücretsiz numune olarak verilen hiçbir ilaç bağışlanmamalıdır.</li>



<li>Bağışlanan ilaçların kalan raf ömrü, alıcı ülkeye vardıktan sonra en az bir yıl olmalıdır. Belirli sağlık tesislerine doğrudan yapılan bağışlar, alıcı taraftaki sorumlu personel tarafından raf ömrünün farkında olunduğu kabul edilirse bu bir istisna sayılabilir ve bu kalan raf ömrü kullanımdan önce uygun uygulamanın yapılmasına izin verir. Her durumda, ilaçların varış ve son kullanma tarihlerinin alıcıya önceden bildirilmesi önemlidir.</li>



<li>Tüm ilaçlar, alıcı ülkedeki sağlık profesyonelleri tarafından kolayca anlaşılabilecek bir dilde etiketlenmelidir. Her bir kap üzerindeki etiket, en azından Uluslararası Tescilli Olmayan Adı (INN) veya jenerik adını, parti numarasını, dozaj formunu, etkisini, üreticinin adını, üretim ülkesini, kaptaki miktarını, saklama koşullarını ve son kullanma tarihlerini içermelidir.</li>



<li>Bağışlanan ilaçlar, alıcıya uygun ve dağıtılacağı ortama uygun paket boyutlarında sunulmalıdır.</li>



<li>Tüm ilaç bağışları, uluslararası nakliye yönetmeliklerine uygun olarak paketlenmeli ve bunun yanında, INN&#8217; ye göre numaralandırılmış her kartonun içeriğini, dozaj formunu, miktarını, parti numarasını, son kullanma tarihini, hacmini, ağırlığını ve herhangi bir özel saklama koşullarını da içermelidir. Karton başına ağırlık 30 kilogramı geçmemelidir. İlaçlar aynı kartonda başka malzemelerle karıştırılmamalıdır.</li>



<li>Alıcılar, düşünülen, hazırlanan veya fiilen yapılmakta olan tüm ilaç bağışları hakkında bilgilendirilmelidir.</li>



<li>Alıcı ülkede, bir ilaç bağışının beyan edilen değeri, alıcı ülkedeki jenerik eşdeğerinin toptan satış fiyatına veya böyle bir bilgi mevcut değilse, jenerik eşdeğerinin toptan dünya pazarındaki fiyatına dayanmalıdır.</li>



<li>Uluslararası ve yerel nakliye, antrepo, liman temizliği ve uygun depolama ve nakliye masrafları, alıcı ile önceden aksi özellikle kararlaştırılmadıkça, bağışçı kurum tarafından ödenmelidir.</li>
</ol>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h3 class="wp-block-heading"><strong>-İlaç Bağışlarına İlişkin Alıcı Politikası</strong></h3>



<p>DSÖ tarafından belirtilen ilaç bağışlarına ilişkin alıcı politikaları aşağıda sıralanmaktadır(7):</p>



<p><strong><em>İlaç bağışları için ulusal yönergeleri tanımlama:</em></strong> Bir alıcının, ulaşmış bir bağışı reddetmesi zor olduğundan dolayı gereksiz bağışları önlemesi gerekmektedir. Alıcılar, bağışçılarına ne tür yardıma ihtiyaç duyduklarını ve bunu nasıl almak istediklerini belirtmeleri gerekir. Bu nedenle, alıcılar ilk önce kendileri için bir ulusal ilaç kılavuzu oluşturmalıdır. Oluşturulan kılavuzlar daha sonra resmi olarak sunulmalı ve bağışçı topluluklara açıklanmalıdır.</p>



<p><strong><em>İlaç bağışlarını almak için idari prosedürleri tanımlama:</em></strong> İlaç bağışlarının potansiyel faydasını en üst düzeye çıkarmak için alıcı tarafından idari prosedürlerin geliştirilmesi gerekmektedir.</p>



<p>Her ülkede ele alınması gereken bu tür önemli konulara örnekler:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İlaç ihtiyaçlarının tanımlanmasından kim sorumlu olmalıdır?</li>



<li>Tüm ilaç bağışlarını kim koordine etmelidir?</li>



<li>Bağış planlanırken hangi belgelere ihtiyaç duyulur?</li>



<li>Bağışlar kurallara uymadığı zamanlarda hangi prosedürler kullanılmalıdır?</li>



<li>Bağışları kabul etme/reddetme kriterleri ne olmalı ve buna kim karar vermelidir?</li>



<li>Bağışlanan ilaçların alımını, depolanmasını ve dağıtımını kim koordine etmelidir?</li>



<li>Bağışlar nasıl değerlendirilmeli ve bütçe/harcama kayıtlarına nasıl işlenmelidir?</li>



<li>Uygun olmayan bağışlar nasıl bertaraf edilmelidir?</li>
</ul>



<p><strong><em>Bağışlanan ilaçlar için ihtiyaçları belirleme:</em></strong> Bu eylem, gerekli miktarları belirterek ve öğelere öncelik vererek talepleri dikkatli bir şekilde hazırlama sorumluluğunu alıcıya yüklemektedir.</p>



<p><strong><em>Son kullanma tarihi bir yıldan az kalmış olan ilaçların yönetimi:</em></strong> İlaçların son kullanma tarihi genellikle üzerindeki etiketlerinde bulunur ve uygun koşullarda saklandığında o tarihe kadar o ürünün belirtilen özelliklerini koruyacağı kabul edilir. Tüm ilaçların alıcı ülkeye ulaştıktan sonra kalan raf ömrünün en az bir yıl olması gerektiği tavsiyesi, ülke içinde çok sık görülen dağıtım gecikmelerine izin vermektedir. Bağışlanan ilaçların hızlıca gümrükten geçirilmesi gerekmektedir. Bu yüzden, bağışlanan tüm ilaçların gümrük işlemleri hazır olmalıdır.</p>



<p><strong><em>Bağışlanan ilaçları dikkatli bir şekilde yönetme:</em></strong> Bağışlanan ilaçların değeri önemli olabilir, bu yüzden gerekli hızla ve özenle gönderilmelidir. Bağışlanan ilaçlar alıcıya ulaştığında özenle incelenmeli ve bağışçı kuruluşa teyit ettirildikten sonra depolanmalı ve dağıtılmalıdır. Bağışlanan ilaçların ihracat, ticari satış veya yasa dışı kanallara yönlendirilmemesini sağlamak için gereken özen gösterilmelidir.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-fc8a2c785723d4c9312991b77ab7dcca">&#8211;<a><strong>İlaç Bağışlarına İlişkin Bağışçı Politikası</strong></a></h3>



<p>Bağışçılar, DSÖ tarafından belirtilen ilaç bağışları için dört ilkeye her zaman saygı göstermelidir. Ayrıca ilaç bağışları için ulusal yönergelere uymalı ve alıcı tarafından belirtilen öncelikli ihtiyaçlara cevap vermelidir. Habersiz bağışlar mümkün olduğunca engellenmelidir(7).</p>



<p><strong><em>Son kullanma tarihi kısa olan ilaç bağışlarından kaçınma:</em></strong> Bağışlanan ilaçlarda temel problem, son kullanma tarihi kısa olan ilaçların bağışlanmasından kaynaklanmaktadır.</p>



<p><strong><em>Kamuoyunu bilgilendirme:</em></strong> Bağış yapan ülkedeki genel halk, ilaç bağışlarıyla ilgili ortak sorunların genelde farkında değildir. Bu nedenle, bağış yapan ülkelerdeki hükümetler “iyi bağışçı uygulamaları’’ konusunda halk bilinci oluşturmalı ve bu konuda çaba sarf etmelidir. Bunun için en uygun ortam, medya aracılığı ile halka yapılan bilgilendirmelerdir.</p>



<p><strong><em>Bağışçı koordinasyonu oluşturma:</em></strong> Bağışçı ülke içindeki farklı bağışçıların bir koordinasyon organı ile iş birliği yapmaları önerilmektedir.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h3 class="wp-block-heading">&#8211;<strong>İlaç Bağışlarının Lojistik Yönetimi</strong></h3>



<p>İlaç tedarik zincir yönetimi için lojistik faaliyetler oldukça önemlidir. İlaçların kendisine özgü nitelikleri sebebiyle uluslararası kabul görmüş sektör standartları bulunmaktadır. İlaç ve farmakolojik ürünlerin, özellikle aşıların ve biyolojik ürünlerin soğuk zincir koşullarında depolanması ve nakledilmesi gerekir(8). Erdal ve Korucuk çalışmalarında başarılı ilaç lojistiği için önemli olan kriterleri; malzeme, ilacın aktif bileşenleri, fiziksel, kimyasal ve biyolojik bulaşma, paketleme malzemeleri, etiketleme, depolama ve depolama sahası, depo koşullarının izlenmesi, raf ömrü, tekrar değerlendirme, tedarikçiler, insan kaynakları, dağıtım ve taşıma olarak değerlendirmişlerdir(8). Bu kriterler birkaç örnek ile açıklanacak olursa;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Paketlemede kullanılan yardımcı malzemeler ve ilaçların spesifik bilgileri, açık, anlaşılır ve belirgin bir şekilde ürünün üzerine etiket halinde yapıştırılmalıdır.</li>



<li>Depolama sahaların, farmasötik ürünler için en ideal depolama koşullarını sağlayacak şekilde dekore edilmesi gerekmektedir. Depolamada, son kullanma tarihleri geçen veya kullanılamaz hale gelen ürünlerin karantinaya alınması ve üzerlerine bilgi veren etiketlerin yapıştırılması gerekmektedir. Depo içi koşulların izlenmesi ve iç ortam sıcaklığının da kaydedilmesi önemlidir. Farmasötik ürünlerin ve ilaçların hastalar tarafından kullanılmadan önce depo ve dağıtım süreçlerinden sonra tekrar kontrol edilmesi gerekmektedir.</li>



<li>Üretim, dağıtım, hastane ve eczaneler gibi lojistik faaliyetleri icra edildiği zamanlarda görev alan personellerin, ürünler hakkında uzmanlaşmış ve eğitimli olması gerekmektedir.</li>



<li>Farmasötik ürünler ve ilaçlar kendilerine özgü niteliklerine göre uygun bir biçimde taşınmalıdır. Taşımada, depo şartlarına uygun koşullar oluşturulması gerekmekte ve soğuk zincirin kırılmaması gerekmektedir. Ürünlerin özelliklerine göre; kuru buz, karyojenik soğutma ve soğuk havalandırma yönteminden birisi kullanılarak ısıl ihtiyaçlar korunmalıdır. Özellikle aşırı soğuk hava durumlarında ürünlerin donması veya kristalize olması engellenmelidir(8).</li>
</ul>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>4.Afetlerde Tıbbi Ekipman Bağışları</strong></h2>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h3 class="wp-block-heading">&#8211;<strong>Tıbbi Ekipmanlar</strong></h3>



<p>DSÖ’ye göre tıbbi ekipman, üretici tarafından tek veya kombinasyon halinde insanlar için kullanılması amaçlanan herhangi bir alet, aparat, makine ve cihazlar şeklinde tanımlanmaktadır(9).</p>



<p>DSÖ’de tıbbi ekipmanların kullanım amaçları(10):</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hastalığın teşhisi, önlenmesi, izlenmesi, tedavisi veya hafifletilmesi,</li>



<li>Bir yaralanmanın teşhisi, izlenmesi, tedavisi veya hafifletilmesi,</li>



<li>Anatomik veya fizyolojik bir sürecin araştırılması ve değerlendirilmesi,</li>



<li>Yaşamı desteklemek veya sürdürmek,</li>



<li>Gebe kalmanın kontrolü,</li>



<li>Tıbbi cihazların dezenfeksiyonu,</li>



<li>İnsan vücudundan elde edilen örneklerin incelenmesi ve bilgi sağlanması şeklinde sıralanmaktadır.</li>
</ul>



<p>Tıbbi cihazların bağışları kaynakların sınırlı olduğu ortamlarda teşhis ve tedaviyi erişilebilir hale getirilebilmektedir. Bağışlanan tıbbi ekipman üzerinde cihazın durumu, geçmişi ve bağışçıların sorumlulukları hakkında net bir dokümantasyon veya etiket bulunmaması önemli bir sorun haline gelebilir. Son kullanma tarihleri geçmiş, kusurlu ekipman ve alıcı tarafından talep edilmeyen gereksiz bağışlar alıcı ülkelerin bakım ve imha için istenmeyen maliyetlere maruz kalmasına neden olabilir. Bu yüzden tıbbi ekipmanların “standartların altında” olduğu ve alıcı ülkeye “atıldığı” izlenimi yaratabildiğinden dolayı kullanılmış ekipmanların bağışlanmasının kabul edilmediği durumlar olabilir. Halk sağlığını korumak için bağışlanan tıbbi ekipmanlar, güvenlik kalite ve performanslarıyla ilgili tüm yasal gerekliliklere uymalı ve düzenli bir tedarik zinciri yoluyla bağışlanan diğer ekipmanlardan farklı olmamalıdır.</p>



<p>Tıbbi ekipman bağışları birçok farklı senaryoda gerçekleştiği için bağışçılar, doğrudan veya özel gönüllü kuruluşlarla hareket eden şirketler veya diğer hükümetlere yardım sağlayan hükümetler olabilir. Bireysel sağlık tesislerinden tüm sağlık sistemlerine kadar çeşitlilik görüldüğünden dolayı senaryolar arasında farklılıklar vardır. Bu yüzden uygun bir bağış olabilmesi için herkes için geçerli olan birçok temel kural vardır. DSÖ, gelişmekte olan ülkelerin sağlık sektöründe tıbbi ekipman bağışlarının kalitesini iyileştirmek amacıyla bir kılavuz hazırlamıştır(11).</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-21b6c4aa690d4ce393219efaeaa382d3"><a><strong>-Tıbbi Ekipman Bağışları için Temel İlkeler</strong></a></h3>



<p>Birinci ilke, mümkün olan maksimum ölçüde sağlık ekipmanı bağışlarının alıcıya fayda sağlaması gerektiğidir. Bu nedenle, tüm bağışlar ifade edilmiş ve onaylanmış bir ihtiyaca dayanmalıdır.</p>



<p>İkinci ilke, yapılan bağışın alıcının isteklerine ve sağlık sistemi içindeki yetkilerine saygı gösterilerek verilmesi ve alıcı taraftaki mevcut hükümet politikalarına, idari sistemlere uygun olması gerektiğidir.</p>



<p>Üçüncü ilke, kalite ile ilgilidir. Bir ürün bağışçı ülkedeki kalite standartlarını karşılamıyorsa, bağış olarak kabul edilemez. Ayrıca, alıcının ucundaki sağlık bakım ekipmanı destek hizmetleriyle ilgili mevcut durum, bağışlanan ekipmanın kalite standartlarının bağış yapan ülkedekinden daha yüksek olmasını bile gerektirebilir.</p>



<p>Dördüncü ilke, bağışçı ve alıcı makamın, son kullanım arasında bağış öncesi, sırası ve sonrasında etkin bir iletişim olması gerektiğidir(11).</p>
</div>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9e3f952f20e0eb6eb1dbb418c04cdf18">&#8211;<a><strong>Tıbbi Ekipman Bağışlarına İlişkin Alıcı Politikası</strong></a></h3>



<p><strong><em>Tıbbi ekipman bağışları için ulusal veya kurumsal yönergeleri tanımlayın: </em></strong>Ulusal ve kurumsal yönergeler, alıcının zor durumlardan kaçınmasına yardımcı olacaktır. Alıcılar, olası bağışçılara ne tür yardıma ihtiyaçları olduğunu ve bunu nasıl almak istediklerini belirtmelidir.</p>



<p><strong><em>Tıbbi ekipman bağışlarını almak için idari prosedürleri tanımlayın:</em></strong> Tıbbi ekipman bağışlarının potansiyel faydasını en üst seviyeye çıkarmak için bağışların idari prosedürlerinin alıcı tarafından geliştirilmesi gerekir.</p>



<p>Aşağıda, her alıcı ülke veya kuruluşta yanıtlanması gereken soruların bir örneği verilmiştir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İhtiyaçları belirlemekten kim sorumludur ve bunların önceliğinden kim sorumludur?</li>



<li>Tüm sağlık bakım ekipmanı bağışlarını kim koordine ediyor?</li>



<li>Bir bağış planlanırken hangi belgelere ihtiyaç vardır ve bunları kim almalıdır?</li>



<li>Bağışlanan sağlık ekipmanının Kılavuza uymaması durumunda hangi prosedür kullanılır?</li>



<li>Bir bağışı kabul etme veya reddetme kriterleri nelerdir ve nihai kararı kim verir?</li>



<li>Bağışlanan sağlık hizmetlerinin alımını, depolanmasını ve dağıtımını kim koordine eder?</li>



<li>Bağışlar nasıl değerlendirilir ve bütçe/harcama kayıtlarına nasıl işlenir?</li>



<li>Tekrarlayan maliyet etkileriyle kim ilgilenmeli ve bu nasıl yapılmalıdır?</li>



<li>Uygunsuz bağışlar nasıl bertaraf edilmelidir?        </li>
</ul>



<p><strong><em>Bağışlanan tıbbi ekipman ihtiyacını belirtin: </em></strong>Alıcı, ihtiyaçları net bir şekilde tanımlamak ve gerekli miktarları doğru bir şekilde belirterek bunları önceliklendiren talebi dikkatli bir şekilde hazırlamaktan sorumludur.</p>



<p><strong><em>Bir lider bağışçı belirleyin: </em></strong>Bağışçılar arasındaki koordinasyon çok önemlidir ve bu amaçla bağışçıların bir öncü bağışçı belirlemesi önerilir. Koordineli bağışlar, ek yardım ihtiyacını belirlemeyi de kolaylaştırabilir.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-e7f8e183984de92c5c760d6333e69141">&#8211;<a><strong>Tıbbi Ekipman Bağış Şartları ve Kriterleri</strong></a></h3>



<p>Bir ekipmanı bağış için hazır hale getirmeden önce, potansiyel bağışçının ekipman hakkında eleştirel bir değerlendirme yapması çok önemlidir. İşe yaramaz ve güvenli olmayan ekipmanı bir yerden başka bir yere taşımak yalnızca değerli kaynakların israfı değildir, aynı zamanda ilgililerin oluşturmaya çalıştığı iyi niyet ve güveni de zedeler(11).</p>



<p><strong><em>Genel kalite:</em></strong><strong> </strong>Bağışçı, bağışlanan sağlık ekipmanının sistem ve alt sistem seviyelerinde tam olarak çalışır durumda olmasını ve gerekli tüm aksesuar ve malzemelerin mevcut olmasını sağlamalıdır.</p>



<p><strong><em>Güvenlik ve standartlar:</em></strong><strong> </strong>Tüm sağlık bakım ekipmanı, üretici tarafından sağlanan mevcut güvenlik ve performans özelliklerini karşılamalı veya aşmalıdır. Gerekirse, Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) ve Uluslararası Elektroteknik Komisyonu (IEC) gibi uluslararası kuruluşlar tarafından ilan edilen standartları karşılamalıdırlar. Bağış yapan ülkenin uygun düzenleyici kurumu tarafından onaylanmamış ekipman bağışlanmamalıdır.</p>



<p><strong><em>Modası geçme:</em></strong><strong> </strong>En az iki yıl, tercihen dört yıl üreticinin satış desteği gereklidir. Bu destek, yedek parçaları, aksesuarları (tekrar kullanılabilir veya tek kullanımlık) ve sorun giderme, onarım ve bakım yardımını içermelidir.</p>



<p><strong><em>Uygun teknoloji:</em></strong><strong> </strong>Gelişmekte olan ekonomilerin tıbbi ekipman sağlamasını değerlendirirken, potansiyel bağışçılar bu tür ekipmanlarda aşağıdaki istenen özellikleri tercih etmelidir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kolay kullanımlı olması,</li>



<li>Minimum sayıda aksesuar içermesi,</li>



<li>Alıcı ülkede uygun maliyetli kullanım malzemelerinin (özellikle tek kullanımlık) olması,</li>



<li>Alıcı ülkenin sağlık sistemine uygun olması,</li>



<li>Düşük enerji tüketimi,</li>



<li>Çevreye karşı zararsız olması,</li>



<li>Bakımının kolay olması.</li>
</ul>



<p><strong><em>Operasyon gereksinimi:</em></strong><strong> </strong>Bağışçı, bağışlanacak ekipmanı çalıştırmak için gerekli olacak kablolar, reaktifler, filtreler, elektrotlar ve kayıt kâğıdı gibi tüm gerekli alt sistemleri alıcıya bildirmelidir. Ekipmanın performansını ve doğruluğunu sağlamak için genellikle test ekipmanı ve kalibrasyon standartları gerekir. Ekipmanın kalan kullanım ömrü boyunca bu öğelerin kullanılabilirliği tespit edilmelidir. Yine, bu tür bir eğitime ihtiyaç duyulacaksa operatör eğitimi açıkça belirtilmelidir.</p>



<p><strong><em>Bakım gereksinimi:</em></strong><strong> </strong>Bağışçı, teknisyen eğitimi, özel aletler, önleyici bakım malzemeleri ve gerekli olan test ve kalibrasyon ekipmanı gibi ayrıntılı bakım gereksinimlerinin yanı sıra önerilen önleyici bilgiler de dahil olmak üzere gerekli belgeleri sağlayabilmesi için kendi hizmet personelinden rehberlik almalıdır.</p>



<p><strong><em>Özel gereksinimler:</em></strong><strong> </strong>Ekipmanın doğru kullanımı için özel gereksinimler tanımlanmalı ve alıcıya iletilmelidir. Bunlara hava veya su soğutması, elektrik gücü, su kalitesi, mekanik yerleşim, radyasyon veya akustik koruma gereksinimleri dahildir, ancak bunlarla sınırlı değildir.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8274dfd3e24c21bd4f9c776ce2eb3922">&#8211;<a><strong>Tıbbi Ekipman Bağışlarının Lojistik Yönetimi</strong></a></h3>



<p>Bağışçılar tarafından tıbbi ekipmanların lojistik yönetimine dair dikkat edilmesi gereken temel unsurlar şunlardır(11):</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bağışçı, bağışlanacak ekipmanı paketlemeden önce, ekipmanın güvenli olduğundan ve üreticinin teknik özellikleri dahilinde çalıştığından emin olmalıdır. Ayrıca tüm aksesuar ve sarf malzemeleri kontrol edilmelidir. Ekipmanın çalışması için gerekli tüm yazılımlar dahil edilmelidir. Varsa slaytlar, kitaplar ve video kasetler gibi eğitim yardımcıları sağlanmalıdır.</li>



<li>Hasta materyali içerebilecek ekipman, paketleme ve nakliye öncesinde uygun şekilde temizlenmelidir. Radyoaktif kaynaklar kaldırılmalı ve özel nakliye konteynırlarında (dışarıda radyoaktif işaretli) uygun şekilde paketlenmelidir. Sıvılar süzülmeli ve kırılgan kısımlar büyük özenle paketlenmelidir.</li>



<li>Bağışlanan ekipmanın, nakliye sırasındaki hasarını en aza indirmek için nakliye yöntemine uygun olarak paketlenmesi gerekmektedir. Yüzey nakliyesi için su geçirmez ambalaj ve tahta sandıklar bir zorunluluktur.</li>



<li>Raf ömrü sınırlı olan malzemeler gerektiğinde ayrıca sevk edilmeli ve alıcı bu durum hakkında bilgilendirilmelidir.</li>



<li>Gönderici, ilgili paketlerin içindeki her şeyi listelemeli ve gönderinin bir bağış olduğunu açıkça belirtmelidir.</li>



<li>Tüm belgelerin, ekipmanı kullanacak ve bakımını yapacak personel tarafından yaygın olarak anlaşılan bir dilde sağlanması gerekmektedir. <strong>Gerekirse çevirileri sağlanmalıdır.</strong> Cihaz kontrollerinin, sayaçların ve etiketlerin aynı dilde olması veya dönüşüm etiketlerinin sağlanması gerekmektedir. En azından çevrilmiş terimlerin bir listesi eklenmelidir.</li>
</ul>



<p>Alıcılar tarafından tıbbi ekipmanların lojistik yönetimine dair dikkat edilmesi gereken temel unsurlar şunlardır(11):</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Gümrük işlemleri alıcının sorumluluğundadır. Özel belgelere ihtiyaç duyulduğunda, alıcının bunu sevkiyattan önce talep etmesi gerekmektedir.</li>



<li>Gönderi alıcıya ulaştığında, alıcının tüm paketleri ve içindekileri hasar açısından incelemeli ve içeriğin sağlam olduğunu ve hiçbir şeyin eksik olmadığını doğrulaması gerekmektedir. Ekipman teknik olarak karmaşıksa, alıcı, hasar riskini azaltmak için ambalajın açılmasını ve doğrulamanın teknik olarak yetkin ve bilgili bir kişi tarafından (gerekirse üreticinin temsilcisi tarafından) yapılmasını sağlamalıdır. Makbuz bağışçıya teyit edilmelidir. Herhangi bir usulsüzlük derhal bağışçıya ve sigorta talepleri için nakliye şirketine bildirilmelidir.</li>



<li>Kurulumun, teknik açıdan yetkin bir kişi tarafından, bağışçıdan alınan talimatlara göre yapılması gerekmektedir. Ekipmanın daha sonra, yeterli eğitime sahip profesyoneller tarafından iyi sağlık bakım teknik hizmetleri uygulamasının normal ilkelerine uygun olarak devreye alınması gerekir.</li>



<li>Ekipman hizmete girdikten sonra alıcının, ekipmanın kalan kullanımını ömrü boyunca güvenli ve etkin bir çalışma koşulunda muhafaza edilmesini sağlamak için bir periyodik muayene, bakım ve kalibrasyon programı dahilinde uygulaması gerekmektedir.</li>
</ul>
</div>



<p></p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>5.Sonuç</strong></h2>



<p>Afetlerde tıbbi ekipman ve ilaç bağışları, afetzedelerin hayatta kalabilirliğini ve esenliğini en temelden etkileyen yardımlardandır. Bu nedenle ilaç ve tıbbi ekipman bağışları için halihazırda bulunan kılavuzlar ve DSÖ yönergeleri yakından takip edilmelidir.</p>



<p>Ulusal veya uluslararası düzeyde acil durum hazırlığının güçlendirilmesi, etkin bir şekilde ilaç ve tıbbi ekipman bağışlarının sağlanmasında önemli bir katkı sağlamaktadır. Alıcının, ihtiyaçlarını belirlemek için bir öncelik listesi oluşturması ve bağışçıların da uygun bir bağış sağlanabilmesi için bu listeye önem göstermesi gerekir.</p>



<p>İlaç bağışlarının kalitesini artırmak için gereksiz ilaç bağışlarından kaçınılmalıdır. <strong>‘Ne kadar çok ilaç bağışlanırsa o kadar iyi olur’ düşüncesi yanlıştır.</strong> Fazladan bağışlanan ilaçlar, durumu zorlaştırarak ikincil bir afet riskine yol açabilir. Bağışlanan tıbbi ekipman ve ilaçların yanında diğer en önemli husus bu bağışların yönetimidir. Bağışlanan malzemeler, doğru kişiye, doğru yerde, doğru zamanda iletilmelidir. Yapılan yardım malzemelerinin organizasyonu, korunması, sınıflandırılması ve depolanması için lojistik faaliyet esasları göz önünde bulundurulmalıdır.</p>
</div>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Yazar Katkısı: Aylin Günsel, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Balıkesir Afet Koordinasyon Merkezi</p>
</blockquote>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>6.Kaynaklar</strong></h2>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p>1. Andrew M, Hitchens J. Volunteers and Donations. In: Ciottone GR, Burkle FM, Al-Ali SF, et al., eds. <em>Ciottone’s Disaster Medicine</em>. Elsevier Inc.; 2023:313-322.</p>



<p class="has-normal-font-size">2. Management Sciences for Health (MSH). Pharmaceutical donations. <em>Manag Access to Med Heal Technol</em>. Published online 2012. https://www.msh.org/sites/msh.org/files/mds3-ch15-donations-mar2012.pdf</p>



<p>3. Dolinskaya I, Besiou M, Guerrero-Garcia S. Humanitarian medical supply chain in disaster response. <em>J Humanit Logist Supply Chain Manag</em>. 2018;8(2):199-226. doi:10.1108/JHLSCM-01-2018-0002</p>



<p>4. PAHO, WHO. Humanitarian assistance in disaster situations : a guide for effective aid. Published online 1999:20.</p>



<p>5. WHO. Safety of Medicines. <em>World Heal Organ Geneva</em>. 2002;2002(2002):20.</p>



<p>6. Govindarajb R, Autier P, Gray R, Nassery HG, Schmets G, Lakshminarayanan R. <em>Drug Donations in Post-Emergency Situations</em>.; 2002. http://documents.worldbank.org/curated/en/2002/06/3424095/drug-donations-post-emergency-situations</p>



<p>7. Health Product Policy and Standards Medicines Selection IP and Affordability. Guidelines for Medicine Donations Revised 2010. <em>WHO Libr Cat Data</em>. Published online 2011. https://www.who.int/publications/i/item/9789241501989</p>



<p>8. Erdal H. İlaç Lojistiği Kapsamında Lojistik Kriterlerin Dematel Yöntemi ile Belirlenmesi : Erzurum İli Örneği İlaç Lojistiği Kapsamında Lojistik Kriterlerin Dematel Yöntemi ile Belirlenmesi : Erzurum İli Örneği. <em>Anadolu Üniveristesi Sos Bilim Derg</em>. 2019;(March):155-166.</p>



<p>9. GHTF. Global Harmonization Task Force Study Group 1: Definition of the Terms ‘Medical Device’ and ‘In Vitro Diagnostic (IVD) Medical Device.’ <em>Force, Study Gr 1 Glob Harmon Task</em>. 2012;(Ivd):6. http://www.imdrf.org/docs/ghtf/final/sg1/technical-docs/ghtf-sg1-n071-2012-definition-of-terms-120516.pdf#search=%22ghtf definition ?Medical Device? 2012%22</p>



<p>10. World Health Organization. <em>WHO Global Model Regulatory Framework for Medical Devices Including in Vitro Diagnostic Medical Devices.</em>; 2017.</p>



<p>11. WHO. Guidelines For Health Care Equipment Donations. <em>World Heal Organ</em>. 2000;(March):1-30.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetlerde-ilac-ve-tibbi-ekipman-bagislarinin-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afetler ve Kırılgan Gruplar</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetler-ve-kirilgan-gruplar/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetler-ve-kirilgan-gruplar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jul 2024 05:30:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[afet ve engelli]]></category>
		<category><![CDATA[afet ve kadın]]></category>
		<category><![CDATA[afet ve kronik hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[afet ve yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[kırılgan gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[özel gruplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1532</guid>

					<description><![CDATA[Çocuklar, Kadınlar, Yaşlılar, Engelliler ve Kronik Hastalığı Olan Hastalar Giriş Afetler, toplumların her kesimini etkileyen ancak bazı grupların daha fazla risk altında&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading"><em><strong>Çocuklar, Kadınlar, Yaşlılar, Engelliler ve Kronik Hastalığı Olan Hastalar</strong></em></h1>



<h2 class="wp-block-heading"><strong><u>Giriş</u></strong></h2>



<p>Afetler, toplumların her kesimini etkileyen ancak bazı grupların daha fazla risk altında olduğu olaylardır. Özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar, engelliler ve kronik hastalığı olanlar afetler sırasında ve sonrasında daha kırılgan hale gelirler. Bazı durumlarda, belirli etnik veya dini azınlıklar da bu risklerle karşılaşabilir. Bu savunmasızlığa katkıda bulunan bazı öznel faktörler olabilir, ancak çoğunlukla çevresel veya toplumsal faktörler bu grupların savunmasız olmalarına yol açan en önemli kaynaklardır. Afet öncesi planlayıcılar kırılgan grupların ihtiyaçlarını gözetmeli ve tüm müdahale ve rehabilitasyon çalışanlarının afet sırasında ve sonrasında bu grupların hassasiyetlerini dikkate alarak sağlık hizmeti önceliklerini değerlendirmeleri önemlidir.</p>



<p><em>Bu makale, bu kırılgan grupların afetler sırasında karşılaştıkları zorlukları ve bu zorlukların üstesinden gelmek için alınabilecek önlemleri inceleyecektir.</em></p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong><u>Çocuklar ve Afetler</u></strong></h2>



<p>Çocuklar afetlerden en çok etkilenen gruplardan biridir. Fiziksel, duygusal ve psikolojik olarak gelişme aşamasında oldukları için afetler sırasında ve sonrasında ciddi riskler altındadırlar.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Fiziksel Etkiler:</strong> Afetler sırasında çocuklar yaralanma ve hastalanma riskleriyle karşı karşıya kalırlar. Barınma, gıda ve temiz su gibi temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan sıkıntılar çocukların sağlıklarını ciddi şekilde tehdit edebilir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Psikolojik Etkiler:</strong> Travmatik olaylar, kayıplar ve belirsizlik çocuklarda korku, kaygı, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi psikolojik sorunlara yol açabilir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Eğitim Üzerindeki Etkiler:</strong> Okulların yıkılması veya eğitim faaliyetlerinin aksaması çocukların eğitim hayatlarını sekteye uğratır. Eğitimden uzak kalan çocuklar hem akademik hem de sosyal gelişim açısından geri kalabilirler.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Korunma ve Güvenlik:</strong> Ailelerinden ayrı düşen çocuklar istismar ve insan ticareti gibi tehlikelerle karşı karşıya kalabilirler. Bu nedenle afet durumlarında çocukların korunması için özel önlemler alınmalıdır.</p>



<p><strong>Tablo 1. Çocukların Afet ve Çatışmalarda Yaşadıkları Zarar Görebilirlik Türleri ve Zarar Görebilirliği Etkileyen Faktörler</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><div class="pcrstb-wrap"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td>&nbsp;</td><td><strong>Fiziksel Kırılganlık</strong></td><td><strong>Psikolojik Kırılganlık</strong></td><td><strong>Eğitimsel Kırılganlık</strong></td></tr><tr><td><strong>Çocukların Afet Durumunda Yaşadıkları Zarar Görebilirlik Türleri</strong></td><td>&#8211; Ölüm&nbsp; &#8211; Yaralanma &#8211; Hastalık ve rahatsızlık &#8211; Yetersiz Beslenme &#8211; Isı stresi &#8211; Fiziksel istismar &#8211; Cinsel istismar</td><td>&#8211; Travma sonrası stres bozukluğu &#8211; Depresyon &#8211; Anksiyete &#8211; Duygusal sıkıntı &#8211; Uyku bozuklukları &#8211; Somatik şikayetler &#8211; Davranışsal sorunlar</td><td>&#8211; Okulu kaçırdı&nbsp; &#8211; Kötü akademik performans &#8211; Gecikmeli ilerleme &#8211; Eğitimin tamamlanamaması</td></tr><tr><td><strong>Afet Durumunda Çocukların Zarar Görebilirliğini Etkileyen Faktörler</strong></td><td>&#8211; Tehlikeye açık bölgelerdeki yoksul topluluklarda yaşamak &#8211; Standartların altındaki yapılarda yaşamak/okula gitmek &#8211; Ebeveyn kaybı &#8211; Aile ayrılığı &#8211; Çocuk özellikleri (ırk, yaş, cinsiyet vb.) &#8211; Boyut, güç, gelişim aşaması &#8211; Kötü beslenme &#8211; Ebeveyn sıkıntısı &#8211; Güvenli olmayan/sağlıksız barınma ortamları</td><td>&#8211; Yaşam tehdidi &#8211; Aile ayrılığı &#8211; Sevilen birinin ölümü &#8211; Maddi kayıp &#8211; Ev/okul hasarı &#8211; Afete doğrudan maruz kalma veya medyaya maruz kalma &#8211; Çocuk özellikleri (ırk, yaş, cinsiyet vb.) &#8211; Afet öncesi kötü işlevsellik &#8211; Ebeveyn sıkıntısı &#8211; Düşük sosyal destek seviyeleri &#8211; Ek yaşam stresörleri &#8211; Olumsuz başa çıkma becerileri &#8211; Başa çıkma yardımı eksikliği &#8211; Yer Değiştirme</td><td>&#8211; Okul binalarının yıkılması &#8211; Öğrenci ve öğretmenlerin yer değiştirmesi &#8211; Hayati kayıtların kaybı &#8211; Gecikmeli kayıt &#8211; Birden fazla okul değişikliği &#8211; Aile istikrarsızlığı &#8211; Hoş olmayan/destekleyici olmayan okul ortamları &#8211; Afet öncesi düşük akademik performans &#8211; Bir ebeveynin / bakıcının kaybı &#8211; Artan iş talepleri</td></tr></tbody></table></div></figure>



<p>ABD dışındaki tüm ülkeler tarafından onaylanan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (BMÇHS), çocuklar için en yüksek koruma ve yardım standartlarını sunan kapsamlı bir haklar kodu sağlamaktadır. UNCRC; ırk, din veya yeteneklerine bakılmaksızın her çocuğun medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını belirleyen yasal olarak bağlayıcı uluslararası bir anlaşmadır ve vatandaşı olsun veya olmasın, her devletin yetki alanındaki tüm çocuklar için geçerlidir. İnsani yardım alanında çalışan kuruluşların çocuk koruma politikaları olmalıdır ve rehabilitasyon uzmanlarının bu çocuk koruma ilkelerine aşina olmaları ve bunlara uymaları hayati önem taşımaktadır.</p>



<p><strong>Çocuklar İçin Afet Öncesi Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Eğitim:</strong> Çocukların afetler konusunda bilinçlendirilmesi ve eğitim verilmesi önemlidir. Okullarda afet eğitimleri düzenlenmeli ve çocukların nasıl davranacakları öğretilmelidir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Aile Planları:</strong> Ailelerin, afet durumunda çocuklarıyla birlikte uygulayacakları acil durum planları oluşturması gereklidir. Bu planlar, toplanma noktaları ve iletişim bilgilerini içermelidir.</p>



<p><strong>Çocuklar İçin Afet Sırasında Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Güvenli Alanlar:</strong> Çocuklar için güvenli toplanma alanları belirlenmeli ve ailelerinden ayrılmamaları sağlanmalıdır. Ailesini kaybeden korumasız çocuklar için mutlaka devlet kontrolünde, görevlendirilmiş koruyucu ekipler oluşturulmalıdır.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Psikolojik Destek:</strong> Afet sırasında çocuklara psikolojik destek verilmelidir. Onların korkularını hafifletmek için profesyonel yardım sağlanmalıdır.</p>



<p><strong>Çocuklar İçin Afet Sonrasında Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Eğitime Dönüş:</strong> Çocukların eğitimlerine hızla geri dönmeleri sağlanmalıdır. Okulların yeniden açılması ve eğitim materyallerinin temin edilmesi önemlidir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Psikolojik Destek:</strong> Afet sonrası çocuklara uzun vadeli psikolojik destek sağlanmalıdır. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) gibi durumlar yakından izlenmelidir.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong><u>Kadınlar ve Afetler</u></strong></h2>



<p>Kadınlar, afetlerden etkilenen diğer bir kırılgan gruptur. Toplumsal cinsiyete ilişkin kültürel ve sosyal uygulamalar, dünya genelinde kadınlar için eşitsizlik ve dışlanmanın başlıca kaynaklarındandır. Bunlar sıklıkla, okul ve üniversiteye kayıt, işgücüne katılım, daha düşük sosyal görünürlükle birlikte varlıklar üzerinde kontrol, daha az özgürlük ve hareketlilik gibi alanlarda toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri de dahil olmak üzere ekonomik ve siyasi sonuçlarla kendini gösterir. Toplumsal cinsiyet rolleri ve sorumlulukları nedeniyle afetler sırasında ve sonrasında da benzersiz zorluklarla karşılaşırlar.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Sorumlulukları:</strong> Kadınlar özellikle ev işleri ve çocuk bakımı gibi sorumluluklarla yükümlüdürler. Afetler sırasında bu sorumluluklar daha da ağırlaşır.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Şiddet ve Güvenlik:</strong> Afetler kadınlara yönelik şiddet riskini artırır. Barınma alanlarının yetersizliği ve güvenlik önlemlerinin eksikliği kadınların cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalma riskini yükseltir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Sağlık ve Hijyen:</strong> Kadınların sağlık ve hijyen ihtiyaçları afetler sırasında önemli bir konudur. Özellikle hamile ve emziren kadınlar afetler sırasında özel sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyarlar.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Ekonomik Etkiler:</strong> Kadınlar genellikle ekonomik açıdan daha kırılgan durumdadırlar. Afetler kadınların işlerini kaybetmelerine veya gelir kaynaklarının kesilmesine neden olabilir.</p>



<p>1979 tarihli Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve 1999 tarihli Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi İhtiyari Protokolü afetler sırasında kadınların haklarını korumaktadır. Uluslararası Kızıl Haç Komitesi tarafından geliştirilen yeni Acil Durumlarda Koruma, Toplumsal Cinsiyet ve Kapsayıcılık için Asgari Standartlar, rehabilitasyon uzmanlarına, insanların şiddet ve istismar risklerine maruz kalmalarını sınırlayan ve acil durum programlarının &#8220;zarar vermemesini&#8221; sağlayan koruma, toplumsal cinsiyet ve kapsayıcılık için bir dizi asgari standart sunmaktadır. Bu, dayanıklılığın artırılmasına ve kadınların güçlendirilmesine yardımcı olacak ve kadınların sadece afetlerde değil, bir bütün olarak toplumdaki rollerine ilişkin klişeleri ve ayrımcılığı azaltacaktır.</p>



<p><strong>Kadınlar İçin Afet Öncesi Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Toplumsal Destek:</strong> Kadınların toplumsal destek ağlarına erişimi artırılmalıdır. Kadınların liderlik ettiği afet hazırlık komiteleri kurulabilir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Sağlık Hizmetleri:</strong> Kadınların sağlık ihtiyaçlarına yönelik özel planlamalar yapılmalıdır. Özellikle hamile ve emziren kadınların ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır.</p>



<p><strong>Kadınlar İçin Afet Sırasında Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Koruma:</strong> Kadınların güvenliği sağlanmalı, özellikle cinsel ve fiziksel şiddete karşı korunmaları için önlemler alınmalıdır.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Temel İhtiyaçlar:</strong> Kadınların hijyen ve sağlık ihtiyaçları karşılanmalıdır. Bu özellikle menstrüel hijyen ürünleri ve doğum kontrol malzemeleri için geçerlidir.</p>



<p><strong>Kadınlar İçin Afet Sonrasında Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Ekonomik Destek:</strong> Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını yeniden kazanmaları için destek sağlanmalıdır. Mikro kredi programları ve meslek edindirme kursları düzenlenebilir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Güvenlik:</strong> Afet sonrası kadınların güvenliği sağlanmalı, barınma alanlarında güvenlik önlemleri artırılmalıdır.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong><u>Yaşlılar ve Afetler</u></strong></h2>



<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne (WHO) göre 2000 yılında 60 yaş ve üzeri 600 milyon kişi bulunmaktaydı ve bu sayının 2025 yılına kadar 1,2 milyara, 2050 yılına kadar ise 2 milyara yükselmesi beklenmektedir. Önceden var olan ve bir krizle daha da kötüleşen koşullar ve pozisyonlar ile acil durumun kendisinin yarattığı özel sorunlar ve riskler, insani krizlerde yaşlıları etkileyen başlıca zorluklar ve koruyucu faktörlerdir. Yaşlılar, afetler sırasında ve sonrasında özel dikkat gerektiren bir diğer kırılgan gruptur. Fiziksel ve sağlık durumları yaşlıların afetlere karşı daha savunmasız olmalarına neden olur.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Fiziksel ve Sağlık Durumu:</strong> Yaşlılar genellikle kronik hastalıklar ve hareket kısıtlılıkları gibi sağlık sorunlarıyla karşı karşıyadırlar.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Sosyal İzolasyon:</strong> Ailelerinden veya topluluklarından ayrı düşmeleri yaşlıların duygusal ve psikolojik olarak zorlanmalarına neden olabilir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Ekonomik Zorluklar:</strong> Sabit gelir kaynaklarına sahip oldukları için afetler sırasında ekonomik zorluklarla karşılaşabilirler.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Bakım ve Destek İhtiyacı:</strong> Yaşlılar afetler sırasında ve sonrasında özel bakım ve destek ihtiyaçlarına sahiptirler.</p>



<p><strong>Tablo 2. Afet ve Çatışmalarda Yaşlı Bireylerin Karşılaştığı Koruma Sorunları</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><div class="pcrstb-wrap"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>Devlet, silahlı gruplar ve uluslararası aktörler düzeyinde</strong></td><td><strong>Bireysel, aile ve toplum düzeyinde</strong></td></tr><tr><td>&#8211; Emniyet ve güvenlik:&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ◦ Fiziksel risk veya zarar &#8211; azalan rejeneratif kapasite ve hareket zorlukları yaşlı kişileri daha fazla yaralanma riskiyle karşı karşıya bırakır ve onları bir yaralanmanın uzun vadeli etkilerine karşı daha savunmasız hale getirir.</td><td>&#8211; Şiddet:&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ◦ Fiziksel, cinsel veya psikolojik istismar eylemi veya tehdidi. Bağımlılık, ayrımcılık ve izolasyon döngüleri yaşlı insanları aile içinde istismar riski altına sokabilir. Toplum içinde, yaşlı insanlar algılanan savunmasızlığın bir sonucu olarak saldırı kurbanı olabilirler.</td></tr><tr><td>&#8211; Konut, arazi ve mülkiyet hakları:&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ◦ Kayıp mülkiyet belgeleri ve yüksek tahliye oranları nedeniyle mülkiyetin kanıtlanmasında yaşanan zorluklarla birlikte, konut, arazi, mülk ve mallarla ilgili müdahale veya ayrımcılık.</td><td>&#8211; İhmal ve yoksunluk:&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ◦ Yaşlı insanların ihtiyaç duydukları mal ve hizmetlere erişimleri engellenebilir. Bu kasıtsız olabileceği gibi kasıtlı bir ayrımcılığın sonucu da olabilir.</td></tr></tbody></table></div></figure>



<p>Halihazırda, bu tür hakları korumak için mevzuat geliştirmede referans olarak kullanılabilecek bir Birleşmiş Milletler Yaşlı Hakları Sözleşmesi veya evrensel olarak uygulanabilir standartlar bulunmamaktadır. 1991 tarihli Birleşmiş Milletler Yaşlılar için İlkeler, yaşlıların bağımsızlık, katılım, bakım, kendini gerçekleştirme ve haysiyet gibi hakları için acil durumlarda ve insani yardım ortamlarında uygulanabilecek yetkili bir çerçeve sunmaktadır.</p>



<p><strong>Yaşlılar İçin Afet Öncesi Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Özel İhtiyaç Planlaması:</strong> Yaşlıların fiziksel ve sağlık durumlarına uygun özel afet planları hazırlanmalıdır. İlaç ihtiyaçları ve sağlık kontrolleri düzenli olarak yapılmalıdır.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Topluluk Desteği:</strong> Komşuluk ve topluluk desteği teşvik edilmeli, yaşlıların yalnız kalmaması sağlanmalıdır.</p>



<p><strong>Yaşlılar İçin Afet Sırasında Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Tahliye:</strong> Yaşlıların hızlı ve güvenli bir şekilde tahliye edilmesi sağlanmalıdır. Onlara yardım edecek kişilerin bulunması önemlidir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Sağlık Hizmetleri:</strong> Afet sırasında yaşlıların sağlık hizmetlerine erişimi sağlanmalıdır.</p>



<p><strong>Yaşlılar İçin Afet Sonrasında Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Topluluk Desteği:</strong> Yaşlıların toplulukla yeniden bağ kurmaları teşvik edilmelidir. Sosyal etkinlikler ve destek grupları oluşturulabilir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Sağlık Hizmetleri:</strong> Yaşlıların sağlık hizmetlerine erişimi devam ettirilmeli, rehabilitasyon ve bakım hizmetleri sağlanmalıdır.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong><u>Engelliler ve Afetler</u></strong></h2>



<p>Engelliler, afetler sırasında ve sonrasında özel zorluklarla karşılaşan bir diğer kırılgan gruptur. Bugün dünyada bir milyardan fazla insanın bir tür engellilikle yaşadığı tahmin edilmektedir; bu da dünya nüfusunun yaklaşık %15&#8217;ine veya her yedi kişiden birine karşılık gelmektedir. Engelli kişilerin, engelli olmayan kişilere kıyasla daha kötü sosyoekonomik sonuçlar ve yoksulluk yaşadıklarını vurgulayan kanıtlar giderek artmaktadır. Engelli insanlar orantısız bir şekilde etkilenebilir. Afet ortamlarında engelli insanlar için ölüm oranlarının genel nüfus için görülenin iki ila dört katına kadar çıktığını göstermektedir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Erişilebilirlik Sorunları:</strong> Barınma, sağlık hizmetleri ve diğer temel hizmetlere erişim konusunda zorluklar yaşayabilirler.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>İletişim Sorunları:</strong> İletişim sorunları yaşayabilirler, özellikle işitme veya konuşma engeli olan bireyler bilgiye erişim konusunda zorluklarla karşılaşabilirler.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Sağlık ve Rehabilitasyon İhtiyaçları:</strong> Özel sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerine ihtiyaç duyarlar.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Sosyal Destek ve Entegrasyon:</strong> Toplumdan izole olmaları duygusal ve psikolojik sorunlara yol açabilir.</p>



<p><strong>Engelliler İçin Afet Öncesi Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Katılım:</strong> Engelli kişilerin insani ihtiyaçları ve gereksinimleri, engellerin çeşitliliğine dikkat edilerek, acil durum ve insani yardım müdahalelerinin tüm aşamalarına dahil edilmelidir. Bu, engelli kişilerin karar alma süreçlerine katılımını sağlamak için var oldukları yerlerde engelli kişi örgütleriyle etkileşimi de içerir.</p>



<p>• <strong>Erişebilirlik:</strong> Engellilerin afet anında güvenli yerlere erişimini sağlamak için altyapı çalışmaları yapılmalıdır. Engelli bireylerin ihtiyaçlarına uygun barınaklar oluşturulmalıdır.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Bilgilendirme:</strong> Engellilere yönelik afet bilgilendirmeleri, onların anlayabileceği şekilde yapılmalıdır.</p>



<p><strong>Engelliler İçin Afet Sırasında Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Destek Personeli:</strong> Engellilerin afet anında yanlarında destek personeli bulunmalıdır. Onların ihtiyaçlarına uygun yardım sağlanmalıdır.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Bilgi Erişimi:</strong> Engellilerin afet hakkında bilgiye ulaşmaları sağlanmalıdır. İşaret dili çevirmenleri veya görsel bilgilendirme materyalleri kullanılmalıdır.</p>



<p><strong>Engelliler İçin Afet Sonrasında Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Rehabilitasyon:</strong> Engellilerin fiziksel ve psikolojik rehabilitasyon hizmetlerine erişimi sağlanmalıdır. Bu süreçte onlara özel destek verilmelidir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Toplumsal Entegrasyon:</strong> Engellilerin topluma entegrasyonu desteklenmelidir. İş bulma programları ve sosyal etkinlikler düzenlenebilir.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong><u>Kronik Hastalığı Olanlar ve Afetler</u></strong></h2>



<p>Kronik hastalığı olan bireyler, afetler sırasında ve sonrasında özel dikkat gerektiren bir diğer kırılgan gruptur.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Sürekli Tıbbi Bakım ve İlaç İhtiyacı:</strong> Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar bu bireylerin sağlık durumlarını ciddi şekilde etkileyebilir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Psikolojik Etkiler:</strong> Belirsizlik, stres ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılar bu bireylerin psikolojik sağlıklarını olumsuz etkileyebilir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Ekonomik Zorluklar:</strong> Sürekli tıbbi bakım ve ilaç masrafları ekonomik olarak zor durumda olmalarına neden olabilir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Sosyal Destek ve Entegrasyon:</strong> Toplumdan izole olmaları duygusal ve psikolojik sorunlara yol açabilir.</p>



<p><strong>Kronik Hastalığı Olanlar İçin Afet Öncesi Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Sağlık Planlaması:</strong> Kronik hastalığı olan bireylerin ilaç ve tedavi ihtiyaçları için yedek planlar oluşturulmalıdır. Sağlık hizmetlerine erişimleri garanti altına alınmalıdır.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Bilgilendirme:</strong> Bu bireylerin afet anında nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.</p>



<p><strong>Kronik Hastalığı Olanlar İçin Afet Sırasında Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>İlaç ve Tedavi:</strong> Bu bireylerin ilaç ve tedavi ihtiyaçları kesintiye uğramadan devam etmelidir. Sağlık ekipleri bu konuda özel eğitim almış olmalıdır.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Güvenli Alanlar:</strong> Kronik hastalığı olan bireyler için sağlık hizmetlerine yakın güvenli barınma alanları oluşturulmalıdır.</p>



<p><strong>Kronik Hastalığı Olanlar İçin Afet Sonrasında Alınması Gereken Önlemler</strong></p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Sağlık Hizmetleri:</strong> Kronik hastalığı olan bireylerin tedavi süreçlerinin aksamaması için sağlık hizmetleri devam ettirilmelidir.</p>



<p>•&nbsp;&nbsp; <strong>Psikolojik Destek:</strong> Bu bireylerin afet sonrası yaşadığı stres ve kaygının yönetilmesi için psikolojik destek sağlanmalıdır.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong><u>Sonuç</u></strong></h2>



<p>Afetler, toplumun her kesimini etkileyen ancak bazı grupların daha fazla risk altında olduğu olaylardır. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, engelliler ve kronik hastalığı olanlar afetler sırasında ve sonrasında özel dikkat gerektiren kırılgan gruplardır. Ancak afet öncesi, sırası ve sonrasında alınacak doğru önlemlerle bu grupların güvenliği ve sağlığı korunabilir. Eğitim, bilgilendirme, sağlık hizmetleri ve toplumsal destek gibi alanlarda yapılacak çalışmalar, kırılgan grupların afetlere karşı dirençlerini artıracak ve afetlerin olumsuz etkilerini en aza indirecektir.</p>



<p>Bu grupların ihtiyaçlarına yönelik özel önlemler alınması afet yönetimi süreçlerinde büyük önem taşır. Bu sayede afetlerin olumsuz etkileri en aza indirilebilir ve kırılgan grupların afetlere karşı dirençleri artırılabilir.</p>
</div>



<p><strong><u>Kaynaklar</u></strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>United Nations Office for Disaster Risk Reduction (UNDRR). “Disaster Risk Reduction and Resilience.” Accessed July 10 2024. https://www.undrr.org/</li>



<li>World Health Organization (WHO). “Health Emergency and Disaster Risk Management Framework.” Accessed July 10 2024. https://www.who.int</li>



<li>International Federation of Red Cross and Red Crescent Societies (IFRC). “Disasters and Emergencies.” Accessed July 10 2024. https://www.ifrc.org/</li>



<li>UNICEF. “Protecting Children in Humanitarian Emergencies.” Accessed July 10 2024. <a href="https://www.unicef.org/">https://www.unicef.org/</a></li>



<li>Peek L. Children and Disasters: Understanding Vulnerability, Developing Capacities, and Promoting Resilience &#8211; An Introduction. Children Youth and Environments. 2008 Jan 1;18(1):1-29.</li>



<li>World Bank. “The Impact of Natural Disasters on Women and Children.” Accessed July 10 2024. https://www.worldbank.org/</li>



<li>Centers for Disease Control and Prevention (CDC). “Emergency Preparedness and Response.” Accessed July 10 2024. https://www.cdc.gov/</li>



<li>Global Facility for Disaster Reduction and Recovery (GFDRR). “Disaster Risk Management and Resilience.” Accessed July 10 2024. https://www.gfdrr.org/</li>



<li>Save the Children. “Children and Disasters.” Accessed July 10 2024. <a href="https://www.savethechildren.org/">https://www.savethechildren.org/</a></li>



<li>United Nations General Assembly. 46/91 Implementation of the international plan of action on ageing and related activities. [Internet]. 1991. p. A/Res/46/91. Available from: www.un.org/documents/ga/res/46/a46r091.htm</li>



<li>HelpAge International. “Older People in Disasters and Humanitarian Crises: Guidelines for Best Practice.” Accessed July 10 2024. <a href="https://www.helpage.org/">https://www.helpage.org/</a></li>



<li>National Disability Authority. “Disability and Disaster Management.” Accessed July 10 2024. <a href="http://nda.ie/">http://nda.ie/</a></li>



<li>World Health Organization, UNICEF. Guidance Note on Disability and Emergency Risk Management for Health. World Health Organization, UNICEF, Geneva, Switzerland. 2013.</li>



<li>Inter-Agency Standing Committee. Inclusion of Persons with Disabilities in Humanitarian Action. 2019 Available from: https://interagencystandingcommittee.org/iasc-task-team-inclusion-persons-disabilities-humanitarian-action/documents/iasc-guidelines</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetler-ve-kirilgan-gruplar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afetlerde Görüntüleme</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetlerde-goruntuleme/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetlerde-goruntuleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin YADİGAROĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jul 2024 08:42:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[görüntüleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1503</guid>

					<description><![CDATA[Sorular Hadi şimdi bu soruların yanıtlarını vermeye çalışalım &#62;&#62;&#62; Giriş Acil servisteki nöbetiniz esnasında bilgisayarlı tomografinin (BT) bozulduğunu düşünün. Bu durum bile&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Sorular</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li><em>Afet sonrası görüntüleme sadece hastane garnizonu içerisinde mi olmalı?</em></li>



<li><em>Hastane öncesi dönemde bir görüntüleme yapılabilir mi?</em></li>



<li><em>Peki hasta hastane bahçesinden içeri girdiği anda?</em></li>



<li><em>Hangi görüntüleme yöntemi, kime, nerede (hastane içi/dışı), kim tarafından yapılacak?</em></li>



<li><em>Yapılan görüntülemenin kime ait olduğu anlaşılabilecek mi?</em></li>



<li><em>Afetzedede görüntülemeye engel bir durum var mı?</em></li>



<li><em>Bulgular hem görsel hem de yazılı olarak kayıt altına alınabilecek mi?</em></li>



<li><em>Herkes afetzede, çevre illerden ya da farklı coğrafyalardan destek istenecek mi?</em></li>



<li><em>Elektrik gerekecek mi? Jeneratör ya da basit bir powerbank iş görebilecek mi?</em></li>
</ul>



<p>Hadi şimdi bu soruların yanıtlarını vermeye çalışalım &gt;&gt;&gt;</p>



<h2 class="wp-block-heading">Giriş</h2>



<p>Acil servisteki nöbetiniz esnasında bilgisayarlı tomografinin (BT) bozulduğunu düşünün. Bu durum bile zaten her gün afet standartlarında hasta bakmaya çalıştığımız acil servislerde bizim için ufak çaplı anksiyete oluşturmaya yetmekte. Basit bir yıldırım düşmesi ya da bir siber saldırı sonucu hasarlanmış BT cihazının rutin hasta hacminin dahi yönetilmesinde güçlük oluşturabildiği bildirilmiştir (1,2). Durum böyle olunca bizim yüksek hacimli acil servis hasta popülasyonumuzdaki halimiz daha da sıkıntılı oluyor aslında. Söz konusu arıza birkaç saat içerisinde giderilecek belki; peki ya daha büyük bir problem söz konusu olursa; <strong><em>AFET</em></strong> <em>gibi</em>…</p>



<p>Afetler, yaralanma şiddetinin ve yaralı sayısının pek çok düzeyde yerel sağlık müdahalesi kapasitesini aştığı durumlardır. Şartların elverişli olmadığı her durum bir nevi afet gibi düşünülebilir aslında. Doğal yoldan, teknolojinin getirisiyle ya da insan eliyle meydana gelebilir bu afetler. Bu afet; bir deprem, bir sel, bir kasırga, bir savaş durumu, bir siber saldırı, bir radyasyon kazası, belki de bir pandemi olabilir ve hepsi görüntülemeleri potansiyel olarak olumsuz şekilde etkileyebilir (<strong>Figür 1</strong>). &nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="531" height="267" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim1.png" alt="" class="wp-image-1504" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim1.png 531w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim1-300x151.png 300w" sizes="(max-width: 531px) 100vw, 531px" /></figure>



<p><strong>Figür 1.</strong> Afetlerdeki görüntülemeleri potansiyel olarak kötü yönde etkileyebilecek doğal, teknolojik ve insan kaynaklı olaylar (1).</p>



<h2 class="wp-block-heading">Zorluklar</h2>



<p>Afetlerin ya da toplu yaralanma olaylarının tanınması, afetlere müdahale ve kurtarma ekiplerine ait işleyişinin bilinmesi, afet lojistiğine hâkim olunması, hastane afet planından haberdar olunması, afetzedelerin kimliklendirilmesi gibi bütün durumlar hastane öncesi dönemde yapılması ya da yapılmış olması gereken afet planlamasına ait konu başlıklarıdır. Bu başlıklara ek başka bir başlık mı olur yoksa bu başlıkların içerisinde kendine ait bir yeri mi olur bilmem ama en önemli başlıklardan biri de <strong><em><u>afet durumlarındaki tıbbi görüntülemelerin planlanması</u></em></strong> üzerine olmalıdır. Karmaşık altyapı gereksinimleri; aciliyet arzeden ve fazlaca görüntüleme ihtiyacının hasıl olabileceği afet durumlarında, radyoloji ünitelerinin sistem arızalarına karşı savunmasız kalabileceğini düşündürmektedir(1). Çünkü bir afet durumunda genel olarak konvansiyonel radyografi (X-ray) de dahil olmak üzere, bilgisayarlı tomografi (BT), ultrasonografi (USG), manyetik rezonans görüntüleme (MRG) hatta gerekirse girişimsel işlemlerin skopi altında yapılabildiği görüntüleme cihazlarına ve tedavi ünitelerine ve bu üniteler için teknik altyapıya ihtiyaç vardır. Afet bölgelerinde hayat kurtaran girişimsel radyolojinin de uygulayıcıları içerisinde olduğu başlıca işlemler, hemopnömotoraks için tüp torakotomi uygulamaları ve santral venöz katater işlemleridir (3).</p>



<p>Sadece teknik altyapı değil aynı zamanda personel ve sarf malzemeleri/ekipmanları da risk altındadır. Bu gibi durumlarda da tıbbi görüntüleme ve görüntü yorumlama işlemleri yapılamayacaktır. Tam da bu noktada görüntüleme talepleri ve yorumlanması için sağlam iletişim modelleri kurmak gerekir. Hastalar için istenen görüntüleme yönteminin, hastaya ait kimlik ve klinik bilgilerin gerekirse manuel olarak yazılması afet durumlarındaki sistemsel kesintilere karşı koruyucu olabilir (4,5).</p>



<p>Afetlerde hastaların tanınması, tanımlanması ve takibi yaralanmaların şekli nedeniyle zor olabilir (1,4,6,7). Toprak kayması nedeniyle çamur ya da balçık ile kaplanmış cilt, tıbbi görüntülemelerde sınırlandırmalar oluşturabilir. Bunun çözümü için triaj alanındaki dekontaminasyon işlemleri için önceden hazırlık yapılmasının önemli olduğu bildirilmiştir (8). Bugün İsrail saldırısı altındaki Filistin’deki çocukların yaralanma durumlarında tanınmaları için önceden vücutlarının çeşitli yerlerine bilgilerin yazıldığını görüyoruz. İlkel görünen ancak işe yarayan bu kimliklendirme yönteminin kullanışlı olduğunu bildiren yayınlar ayrıca mevcuttur (4,9). Hasta triaj alanında kimliklendirilemeyen hastalar için radyo-opak numaralardan oluşan hasta kimlik etiketlerinin hastaların görüntüleri ile eşleştirilmesi açısından kolaylık sağlayacaktır (10) (<strong>Figür 2</strong>). Her şey yolunda gitse ve görüntüleme yapılmış olsa bile PACS arızası, elektrik kesintisi ya da afet ortamının verdiği aciliyet durumu nedeniyle görüntüler arşivlenemeyebilir ve raporlandırma işlemi elektronik olarak yapılamayabilir. Özellikle raporlandırma işlemi için önceden hazırlanmış, çoklu karbon kağıtlarına rapor yazacak hekimin afetzede ile ilgili ilk ve en kritik tıbbi bilgileri yazması görüntü sonuçlarının belgelendirilmesi için klinisyene kolaylık sağlayacaktır (4).</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="360" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim2-1024x360.jpg" alt="" class="wp-image-1505" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim2-1024x360.jpg 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim2-300x106.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim2-768x270.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim2-1170x412.jpg 1170w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim2-585x206.jpg 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim2.jpg 1356w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><a><strong>Figür 2</strong></a>. Prototip radyoopak hasta tanımlama etiketleri (RAPIDS), bir afet durumunda sistem arızası varsa iletişim veya hasta kimliğinin kaydedilmesindeki hataları önlemeye yardımcı olur. (A) Fotoğraf bir fantom üzerindeki RAPIDS&#8217;i gösteriyor. (B) BT topogramı RAPIDS&#8217;in radyografik okunabilirliğini gösteriyor. (C) Aksiyal BT görüntüsü RAPIDS&#8217;ten kaynaklanan intrakraniyal görüntü artefaktının olmadığını gösteriyor (10).</p>



<h2 class="wp-block-heading">Peki Hangi Görüntüleme Yöntemi?</h2>



<p>Yukarıda bahsi geçen tüm bu afet durumlarını konu edinmiş, 2000 yılı ile 2017 yılı arasındaki en çok atıf alan 100 makale taranmış bu makalelerin 59’unun ilk yazarının bir radyolog olduğu görülmüş (11). Bu durum bile afetlerde tıbbi görüntüleme üzerinde ne denli önemle durulması gerektiğini gözler önüne sermekte aslında. Afetlerde en sık kullanılan görüntüleme yönteminin %52,8’lik oranı ile bilgisayarlı tomografi (BT) olduğu, konvansiyonel radyografinin (X-ray) %33,3’lük oranı ile ikinci sırada olduğunu ve ultrasonografinin %9,7’lik oranı ile üçüncü sırada olduğu, MRG çekiminin ise %3’ü geçmediği görülmüş. BT’nin bu denli fazla kullanılmasının nedeni de belki de pandemik durumlar olarak görülmüştür. Merak edenler için bu çalışmaya ait iki güzel özet tablo (<strong>Figür 3</strong>) aşağıda, <em>yorum sizin…</em></p>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-ad2f72ca wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="412" height="360" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim3.png" alt="" class="wp-image-1506" style="width:548px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim3.png 412w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim3-300x262.png 300w" sizes="(max-width: 412px) 100vw, 412px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="483" height="358" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim4.png" alt="" class="wp-image-1507" style="width:649px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim4.png 483w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim4-300x222.png 300w" sizes="(max-width: 483px) 100vw, 483px" /></figure>
</div>



<p><a><strong>Figür 3</strong></a>: Taranmış makalelere ve afet tipine göre görüntüleme özellikleri (11)</p>



<h3 class="wp-block-heading">Bilgisayarlı Tomografi</h3>



<p>Akut aşamada kesitsel görüntülemenin en iyi yapıldığı tetkik olması BT’yi afet görüntülemelerinde ön plana çıkardığı düşünülebilir. 2013 yılında Boston maratonu koşusundaki bombalı saldırı bir afetten ziyade kitlesel etki oluşturan bir olay olarak düşünülebilir aslında (<strong>Resim 1</strong>). Bu saldırıda abdomen ve pelvik bölgelerinden yaralanan 87 hasta herhangi bir sağlık kuruluşuna getirilebilmiş bu hastalar için kullanılan diagnostik görüntüleme yöntemi BT olmuştur (özellikle şarapnel parçalarının tespiti için). Aynı saldırıda alt ekstremite yaralanması olan 115 hastanın değerlendirildiği bir başka çalışama da yine şarapnel parçalarının ve doku bütünlüğünün tespiti için en çok BT ve radyografi (X-ray) görüntülemesi tercih edilmiştir (12, 13).</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="563" height="320" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim5.png" alt="" class="wp-image-1508" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim5.png 563w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim5-300x171.png 300w" sizes="(max-width: 563px) 100vw, 563px" /></figure>



<p><strong>Resim 1:</strong> Boston maratonu esnasındaki bombalı saldırı anı</p>



<p>Afetler travma sebebidir ve travmaya ait patolojileri akut aşamada en iyi gösteren kesitsel görüntüleme yöntemi BT’dir. Bu nedenle BT afetlerde sıkça kullanılmaktadır. Ancak afetlerde olan elektrik kesintileri ve sağlık merkezlerinin hasarlanması BT’nin kullanılmasını engellemektedir. Yukarıda tablo ile sonuçlarını verdiğimiz makalede depremlerde %56’lık oranı ile en sık kullanılan görüntüleme yönteminin BT olduğu bildirilmiş olmasına rağmen depremlerde BT’nin ilk kullanımının depremden sonraki beşinci saate kadar uzayabildiği de belirtilmiştir (14). Kahramanmaraş depremindeki bir afetzedeye ait BT görüntüleri <strong>Figür 4</strong>’te gösterilmiştir. Afetzedelerin çoğuna tüm vücut BT çekilmesi hastanın tedavisinin planlanmasında da klinisyene yol gösterici olabilir ancak burada hasta sayısı göz önünde bulundurularak olası gecikmeler ve yığılmaları da engellemek için öncesinde travmaya odaklı ultrasonografik değerlendirme (FAST/E-FAST) ile hasta seçilmesi daha uygun olabilir (15-17). Çekilmesi planlanan BT’nin de özellikle deprem gibi afetlerde hastalarda crush sendromu ya da kompartman sendromu olabileceğinden kontrastlı çekim hastalar için ayrıca risk faktörü olabilir. Bu aşamada hastalara ait böbrek fonksiyon testlerinden haberdar olmak yararlı olabilir. Yine de büyük damar yaralanması, diseksiyonu ya da pulmoner emboli gibi özellikli durumlar düşünülüyorsa böbrek fonksiyon testleri beklenmeksizin intravenöz kontrast madde BT çekimi için kullanılabilir (18). COVID-19 pandemisi döneminde BT çekimi o kadar yaygın hale geldi ki, üzerine sayısız çalışmalar yapılarak literatür adete COVID-19’a ait toraks BT görüntülemelerinin sınıflandırılması ile doldu taştı. Bugün bile hala COVID-19 pandemisi döneminden kalma bir alışkanlık olarak (<em>bence kötü bir alışkanlık</em>) konvansiyonel radyografi yerine, afet durumundan bağımsız olarak, BT çekimi ön planda tutulmaya devam etmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="810" height="862" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim6.png" alt="" class="wp-image-1509" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim6.png 810w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim6-282x300.png 282w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim6-768x817.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim6-585x623.png 585w" sizes="(max-width: 810px) 100vw, 810px" /></figure>



<p><strong>Figür 4.</strong> Travmatik pnömotoraks, pnömomediastinum hastası: 19 saat boyunca deprem enkazında mahsur kalan 43 yaşında erkek hasta. (a) Üst torakal bölgeden geçen aksiyel görüntülerde mediastende çoklu hava yoğunlukları (ince siyah oklar, pnömomediastinum), sol akciğer üst lobu yakınında hava yoğunlukları (yıldız işareti, pnömotoraks) ve sol akciğerde daha baskın olarak yaygın cilt altı amfizemi görülüyor. Sol hemitoraks görülüyor (kalın siyah oklar). (b) Toraksın orta kısmından geçen aksiyel kesitlerde pnömomediastinum (ince siyah oklar) ve diffüz cilt altı amfizem (kalın siyah oklar). (c,d) Kemik pencere aksiyal kesit görüntülerinde yer değiştirmiş kaburga kırığı ve kemik parçasının akciğer parankimine uzanımı görülüyor (kalın beyaz oklar). (e) Toraks alt kısmından geçen aksiyal kesitlerde yaygın cilt altı amfizemi (kalın siyah oklar) görülüyor. (f) Koronal görüntülerde pnömomediastinum (ince siyah oklar), pnömotoraks (yıldız işareti) ve yaygın cilt altı amfizem (kalın siyah oklar) (15).</p>



<h3 class="wp-block-heading">Konvansiyonel radyografi (X-ray)</h3>



<p>Konvansiyonel radyografi (X-ray), BT’den sonra genel olarak en sık kullanılan görüntüleme yöntemi gibi görünmektedir. Kesitsel görüntü alamaması, ayrıntılı görüntü sağlayamaması BT’ye göre dezavantaj gibi görünse de, mobil cihaz olarak kullanılabilmeleri, enerji gereksiniminin BT’den daha az olması avantajlı yanlarıdır. Pnömotoraks takibinde, ekstremite fraktürlerinin tanısında ve takibinde, afet sonrası süreçte gelişen akciğer ödemi, pnömoni gibi özellikli durumların da takibinde X-ray görüntüleme sıkça kullanılacak gibi duruyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Manyetik rezonans görüntüleme</h3>



<p>Manyetik rezonans görüntüleme (MRG), afet durumlarında genellikle travmatik bir durum hasıl olduğu için akut aşamada çok fazla kullanılan bir görüntüleme yöntemi değildir. Şarapnel parçalarının hastalara ve MRG cihazına verebileceği zararlar düşünüldüğünde bu durum anlaşılabilir. Ayrıca deprem gibi yıkıcı afet durumlarında söndürme adı verilen MRG mıknatısını süper iletken durumunda tutan sıvı kriyojenin hızlı bir şekilde gaz halinde salınması ve bu gazın ortamdan tahliye edilmesindeki problemler boğulma ya da donma tehlikesi oluşturduğundan akut aşamada MRG kullanımı önerilmez (14,16)</p>



<h3 class="wp-block-heading">Ultrasonografi</h3>



<p>Afet durumlarında ortada bir hastane de olmayabilir, var olan hastanede gerekli ekipman da. Var olan ekipman için gerekli elektrik enerjisi de olmayabilir, ekipmanı kullanacak bir sağlık görevlisi de. Bu gibi durumlarda bakım noktası testi (<em>point of care testing</em>) denilen, hastanın olduğu yerde ya da yakınında yapılan tıbbi testler tanımlanmıştır (19). Bakım noktası testlerinin içerisinde ultrasonografi gibi temel görüntüleme yöntemleri, elektrolitler ve metabolitler gibi kan analizleri ve vital bulguların monitörizasyonu bulunmaktadır. 2010 yılındaki Haiti depremi ve 2011 yılındaki Japonya tsunamisi sonrası ön plana çıkan bakım noktası testlerinin kullanımı özellikle tavsiye edilmiş, bu testlerinin kullanımının triyajı hızlandırdığı, ancak daha da önemlisi afet-acil durum-kritik bakım sürekliliği için gerekli olan kanıta dayalı uygulamaları kolaylaştırdığı gösterilmiştir. En temel görüntüleme yöntemi de burada bahsi geçen şekilde ultrasonografi gibi görünüyor.</p>



<p>Bir hekim hele ki acilci bir hekim gözünün gördüğü hiçbir şeyden korkmaz. Tam da bu aşamada bizim hem pratik (olay yerinde ya da yatak başında kullanılabilir), hem gerçek zamanlı, hem hızlı, hem ucuz, hem radyasyon içermeyen, hem de kolay tekrarlanabilir bir görüntüme yöntemimiz var ki; ona, eski ve yeni tüm acilcilerin yeni nesil stetoskobu olarak da nitelenen, ‘’ultrasonografi (USG)’’ diyoruz. Daha önceden radyologlar ya da radyograflar tarafından kullanılıyor olmasına rağmen acilcilerin hayatına 1997 yılında Amerikan Cerrahi Akademisi’nin ileri travma yaşam desteği kılavuzunda travmaya odaklı sonografik değerlendirme (FAST) olarak girmiştir (20). O zamandan beri acil servislerde travma hastalarının acilciler tarafından hem ilk bakısında ve takip eden bakılarında kullanılmış, hem de invaziv prosedürlerin kolaylaştırılması için acilcilere kolaylık sağlamıştır (21). Hatta FAST işlemi genişleterek sadece batın içi ya da perikardiyal alanı değil aynı zamanda toraks boşluklarını hemotoraks/pnömotoraks açısından değerlendirmeyi amaçlayan E-FAST işlemine evrilmiştir. Tüm travma hastalarında olduğu kadar tüm kritik hastalarda da acil servislerde kullanımı önerilmektedir. Hastane öncesi dönemde dahi, acil sağlık hizmetleri tarafından triyaj, tanı ve müdahaleler için giderek daha fazla kullanılmaktadır (22). Son yaşadığımız Kahramanmaraş depremleri ultrasonografinin, özellikle de E-FAST’in, deprem gibi afet durumlarında en erişilebilir ve işlevsel görüntüleme yöntemi olarak öne çıktığını göstermiştir (15). Hatta yapay zeka ile entegre edilmiş portabl USG cihazlarının kullanımının afet bölgelerinde hastane öncesi dönemde afetzedelerdeki patolojileri tanımak açısından oldukça kullanışlı bulunmuştur (23).</p>



<p>Bu bağlamda artık Acil Tıp Uzmanlık Eğitimi Çekirdek Eğitim Müfredatında da USG kullanımı <em>‘Karmaşık olmayan, sık görülen tipik olgularda girişimi uygulayabilme düzeyini ifade eder.’</em> şeklinde acil tıpçının sorumluluğuna verilmiştir (24). Hal böyle olunca sadece radyolog değil artık acilci de USG kullanmaya başlamış; hatta işin içine afet durumlarında da kullanım eklenmiştir.</p>



<p>Afette USG kullanımı ile ilgili en çarpıcı örneklerden biri 1988 yılında Ermenistan’da meydana gelen 25 binden fazla kişinin öldüğü ve 150 binden fazla kişinin yaralandığı 6.9 büyüklüğündeki depremdir. Nispeten daha az etkilenen başkent Yerivan bölgesindeki Cumhuriyet Hastanesine getirilen hastaların acil servis triaj alanında kurulan 2 odada dönüşümlü olarak çalışan 6 hekim yaralıları USG ile değerlendirmiş ve bütün değerlendirmeleri 72 saat boyunca kayıt altına almışlardır. Bu 72 saat içerisinde acil servise getirilen 750 afetzedenin 400’üne toplamda 530 kez acil serviste USG değerlendirmesi yapılmış, neredeyse 4 hastadan birinde (%24, n=96) en az bir patoloji olduğu fark edilmiş. USG değerlendirmesinin hemen ardından direkt olarak ameliyathaneye 16 hasta gönderilmiş olup yapılan tüm USG değerlendirmelerinde sadece 4 hastada (%0,75) yanlış negatif sonuç elde edilmiş ki bu durum da içi boş organ yaralanmaların, retroperitoneal kanamaların ve obezite durumlarından kaynaklanan handikaplara bağlanmış (25). Akabinde hepimizin bildiği 17 binden fazla kişinin öldüğü, 10 binden fazla yaralının olduğu, 1999 yılındaki 7,6 büyüklüğündeki Gölcük depreminde yüzlerce insanın renal komplikasyonlar yaşadığı ve crush yaralanmaya sekonder gelişen akut böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz ihtiyaçlarının olduğu tespit edilmiş. Bu hastaların depremden sonraki 16.saatten itibaren 6.haftaya kadar doppler USG ile renal direnç indeksleri radyologlar tarafından izlenmiş ve yapılan ölçümlerin hemodiyaliz ihtiyacının ve renal yetmezlik prognozunun bir göstergesi olabileceği vurgulanmış (26). O zamanlarda bile sınırlı görüntüleme kaynakların aktif kullanımının hem afet esnasında hem de afetten günler sonra bile getirdiği katkı gözler önüne serilmiş. Tabii bütün bunlar hastane sınırları içerisine getirilebilen hastalarda bildirilmiş. Takip eden süreçte artık cihazlar hastalara hastane öncesi dönemde kullanılmak üzere geliştirilmeye başlanmış. Dean ve arkadaşları 2005 yılında Guatemala’da meydana gelen büyük bir toprak kayması felaketinin ardından yaklaşık 100 hastada tek bir taşınabilir bikonveks prob vasıtasıyla pek çok anatomik lokasyonu değerlendirmiş (27). Diğer görüntüleme cihazlarının (bilgisayarlı tomografi gibi) hasar gördüğü yıkıcı felaketler (deprem, kasırga, tsunami, savaş gibi) taşınabilir USG cihazlarını daha kullanışlı olarak ön plana çıkarmıştır (21,28). Hemodinamik açıdan stabil, yaralı hastalarda USG de bulgu olmaması bile (negatif E-FAST) gerçekten ihtiyaç duyan hastaların BT gibi daha ileri görüntüleme yöntemlerine ulaştırılması için zaman kazandırır. Ya da tam tersi şekilde gereksiz BT taramalarının sayısını da azaltabilir. Yani yapılmış olan USG hastalar için bir nevi cihaz triyajı bile sağlayabilir.</p>



<p>Travmatik pnömotoraks tanısında, uzun kemik kırıklarının tanısında ve tespit sonrası redüksiyonunun değerlendirilmesinde taşınabilir USG cihazları giderek popüler olmaya başladı (29,30) Daha büyük USG cihazları taşınabilir olanlara göre daha az kullanışlıdır. Biyokimyasal laboratuvar testlerinin olmadığı durumlarda bile, taşınabilir ultrasonografi cihazları ayırıcı tanının daraltılmasına veya daha ciddi hastalıkların ekarte edilmesine yardımcı olabilir (15). Afetzede bir gebe ise, ya da bir çocuk ise USG’nin tekrarlanabilir nonradyoaktif bir görüntüleme yöntemi olma özelliği klinisyen için adeta bir çıkış kapısıdır. Kahramanmaraş depremindeki 8 yaşındaki bir hastaya ait olan USG görüntüsü <strong>Figür 5</strong>’te gösterilmiştir. Katrina Kasırgası, New York&#8217;taki 11 Eylül saldırıları, 2006&#8217;daki Lübnan Savaşı ve 2010&#8217;daki İran depreminden sonra FAST, hasta hacminin yüksek olduğu dönemlerde hastaların değerlendirilmesi ve triyajının yapılmasında başarılı bulunmuştur. Afet sonrası akut dönemde hemotoraks/pnömotoraks, solid organ yaralanması, kırıklar, gebelik ve vasküler incelemeler, pediatrik kafa taramaları ve intravenöz erişim yardımını kontrol etmek için kullanılabilir (15). Bir klinisyen bir radyolog kadar iyi E-FAST yapabilir mi sorusu aklınıza gelebilir ancak kendi deneyimlerimden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki temel USG eğitimi almış bir acilci hele ki söz konusu görüntüleme E-FAST ise genellikle sorunsuz tanı koyabilmekte ve hastayı yönetebilmektedir. Kaldı ki bir klinisyen, bir radyoloji asistanına kıyasla FAST&#8217;i aynı duyarlılıkla ancak daha az özgüllükle gerçekleştirebileceği bildirilmiştir (15).</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="907" height="285" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim7.png" alt="" class="wp-image-1510" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim7.png 907w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim7-300x94.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim7-768x241.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/07/Resim7-585x184.png 585w" sizes="(max-width: 907px) 100vw, 907px" /></figure>



<p><strong>Figür 5.</strong> Karın içi kanama. Hasta 12 saat boyunca deprem enkazında mahsur kaldı. Sekiz yaşında erkek çocuk, Travma ultrasonografi görüntüleri için Sonografi ile Odaklanmış Değerlendirme. (a) Alt karın kadranının aksiyal görünümü, inframezokolik bağırsak ansları arasında çoklu iç ekojenitelere sahip yaygın serbest sıvı görülüyor (ince oklar); (b, c) daha alt bölümlerde, alt karın/pelvik bölgede çok sayıda iç ekojeniteye sahip serbest sıvı (ince oklar). Kanama içinde sıvı-sıvı dengelemesi (kalın oklar) (15).</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading">&#8211;<em>Peki ya hastalar radyoloji ünitesine görüntüleme için gidemeyecek durumda ise?</em></h2>



<h2 class="wp-block-heading">&#8211;<em>Peki ya radyoloji ünitesi kullanılamayacak durumda ise?</em></h2>



<h2 class="wp-block-heading">&#8211;<em>Peki ya elektrik kesintisi varsa?</em></h2>
</div>



<p>Portabl konvansiyonel radyografi ve ultrasonografi pil ömrü elverdiği ölçüde elektrik kesintisi durumunda klinisyenin işini kolaylaştırır. Portabl BT cihazları da hastane içerisinde ameliyathane dahil pek çok üniteye gidebilmekte ve hasta transferi ya da enfeksiyon kontrolü ile ilgili handikapların önüne geçebilmektedir (31). Bunların haricinde araçların içerisine yerleştirilmiş mobil BT ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) üniteleri de kullanışlı olabilir.</p>



<p>Ortamda kullanılabilecek hastane de olmayabilir ki bu durumda kullanılan spor salonları, oteller, okullar ya da yeni kurulacak çadır/prefabrik hastaneler alternatif hasta bakım alanları olabilir. Tıbbi görüntüleme altyapısının olmadığı bu yerlerde portabl cihazlar oldukça kullanışlı olacaktır.</p>



<p>Zamansal açıdan klinik aciliyet arz eden durumlarda, mesafenin fazla olduğu ya da hastaneye ulaşımın kısıtlı olduğu durumlarda hasta görüntülemeye gelemiyorsa, görüntüleme hastaya gidebilir. Bunu mobil inme ünitelerinin kullanımı ile zaten sıkça gördük (32,33). Benzeri mobil üniteler, beraberinde ya da uzaktan radyolog/klinisyen desteği alırsa (teleradyoloji) oldukça efektif şekilde kullanılabilir. Teleradyolojiyi yakın tarihte COVID-19 pandemisinde enfeksiyon ortamından uzak kalarak evlerinden raporlama yapan radyologlarda net bir şekilde izleme fırsatı bulduk. Evden tıbbi görüntüleme raporlandırması kılavuzlara dahi girmiş, radyologların iş stresini azaltmış ancak meslektaşları ile olan ilişkilerini bozmuştur (<em>hangi meslektaşları acaba? </em><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f60a.png" alt="😊" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />) (34). Kahramanmaraş depremlerinde de radyologlar ya afet alanlarında, ya teleradyoloji desteği vererek ya da hastaların kabul edildiği üçüncü basamak hastanelerde görev alarak afetlerdeki tıbbi görüntülemelere katkı sağladılar (35).</p>



<p>Afetler sonrası meydana gelen ölümler afetlerin tipine göre (<strong>Figür 1</strong>) değişkenlik göstermektedir. Örneklendirmelerimizi genellikle depremler üzerinden veriyoruz çünkü depremler tüm dünyadaki en ölümcül afetler olarak görülmektedir. Depremler sonrası en sık ölüm nedeninin travmatik yaralanmalar olduğu, ölüm/yaralanma oranının 1/3-4 olduğu bilinmektedir (36). Bir deprem felaketinde ani ölümlerin genel olarak deprem sonrası meydana gelen beyin ve omurilik hasarlanması sonucu meydana geldiği bilinmektedir. Ancak tedavi edilmeksizin birkaç saat yaşayabilen, tedavi ile kurtarılabilme ihtimali olan hastalar vardır ki onlarda da ölümün temel sebebi genellikle travmatik intrakraniyal kanamalar, karaciğer/dalak laserasyonları ve pelvik kırıklar olarak görülür. Takip eden süreçte meydana gelen ölümler ise daha çok enfeksiyonlara sekonder gelişen sepsis, çoklu organ yetmezlikleri ve yaygın damar içi pıhtılaşma sebebiyledir (15). Yine de depreme bağlı travmatik yaralanmaların en sık ekstremitelerde özellikle de alt ekstremitelerde olduğu bilinmektedir. Ekstremite travmalarını sıklık sırasına göre toraks travmaları, omurilik yaralanmaları, pelvik kırıklar, kraniyal ve maksillofasiyal travma birlikteliği ve batın travmaları takip etmektedir (37). <em>Hangi afetlerde hangi yaralanma şekli en sık görülmekte? Hangileri en ölümcül yaralanmalar?</em> vs. sorularının cevapları önceden bilinirse afetzedelere yönelik görüntüleme yöntemlerinin de en uygunu seçilebilecektir. En sık kırılan alt ekstremite kemiğinin femur olduğu, ikinci sırada tibia şaft ve ayak bileği kırıklarının olduğunu; humerusun en sık hasarlanan üst ekstremite kemiği olduğunu; fraktürlerin genel olarak parçalı fraktürler olduğunu; çocuklarda da benzer durumların söz konusu olduğunu; pelvik kırıkların genellikle çoklu kemik ve bilateral olarak görüldüğünü; maksillofasiyal travmalar ile kafatası kırıklarının birlikteliğinin sık olduğunu; kompartman sendromunun sıkça görüldüğünü ve gerekirse vasküler görüntüleme yöntemleriyle (BT anjiografi, Doppler USG gibi) damar lümenindeki daralmaların tespit edilebileceğini bilmek en azından klinisyene hasta yönetimi için görüntülemenin planlanma aşamasında bir öngörücü pencere açabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><em>Ö</em>zetle</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li><em>Afetlerdeki görüntülemeler afetzedelere ait patolojilerin tanınması için gereklidir, bu nedenle afet durumlarındaki tıbbi görüntülemelerin planlanması kendine has bambaşka bir konu olarak değerlendirilmelidir.</em></li>



<li><em>Afet durumunda görüntülemeye hâkim olmak için, afet tiplerine ve hangi afet ya da kitleleri etkileyen durumlar karşısında ne tipte patolojiler olabileceğine önceden hâkim olmak gerekir.</em></li>



<li><em>Afetlerde hastaların kimliklendirilmesi, tıbbi görüntülemelerinin eşleştirilmesi açısından da oldukça önemli ve gereklidir.</em></li>



<li><em>Afetlerdeki sistemsel arızalar, görüntüleme sonuçlarının raporlandırılması aşamasında problem oluşturabilir; bu durumda çoklu manuel yazılabilen karbon kopya kağıtlarının olması klinisyene yardımcı olacaktır.</em></li>



<li><em>Afetlerde en sık kullanılan görüntüleme yöntemi bilgisayarlı tomografi ve konvansiyonel radyografidir. Ancak portabl ultrasonografi hastane öncesi dönemde de rahatlıkla kullanılabildiği başta travmaya odaklı değerlendirme olmak üzere pek çok patolojinin tanınmasında giderek popüler olmaktadır.</em></li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynaklar</h2>



<ol class="wp-block-list">
<li>Gibney BT, Roberts JM, D&#8217;Ortenzio RM, et al. Preventing and Mitigating Radiology System Failures: A Guide to Disaster Planning. <em>Radiographics</em>. 2021;41(7):2111-2126. doi:10.1148/rg.2021210083</li>



<li>Desjardins B, Mirsky Y, Ortiz MP, et al. DICOM Images Have Been Hacked! Now What?. <em>AJR Am J Roentgenol</em>. 2020;214(4):727-735. doi:10.2214/AJR.19.21958</li>



<li>Ferrara S. Radiology afloat: The impact of diagnostic and interventional radiology during the 2005 tsunami relief effort aboard the USNS Mercy. <em>J Vasc Interv Radiol</em>. 2009;20(3):289-302. doi:10.1016/j.jvir.2008.10.026</li>



<li>Bolster F, Linnau K, Mitchell S, et al. Emergency radiology and mass casualty incidents-report of a mass casualty incident at a level 1 trauma center. <em>Emerg Radiol</em>. 2017;24(1):47-53. doi:10.1007/s10140-016-1441-y</li>



<li>Bookman K, Zane R. Expedited electronic entry: a new way to manage mass-casualty radiology order workflow. <em>Prehosp Disaster Med</em>. 2013;28(4):391-392. doi:10.1017/S1049023X13003488</li>



<li>Craigie RJ, Farrelly PJ, Santos R, Smith SR, Pollard JS, Jones DJ. Manchester Arena bombing: lessons learnt from a mass casualty incident. <em>BMJ Mil Health</em>. 2020;166(2):72-75. doi:10.1136/jramc-2018-000930</li>



<li>Gonzalez JF, Thomas J, Decroocq L, et al. The 14 July 2016 terrorist attack in Nice: The experience of orthopaedic surgeons. <em>Orthop Traumatol Surg Res</em>. 2019;105(3):505-511. doi:10.1016/j.otsr.2019.02.009</li>



<li>Sen D. Coping in a calamity: Radiology during the cloudburst at Leh. <em>Indian J Radiol Imaging</em>. 2013;23(1):106-109. doi:10.4103/0971-3026.113629</li>



<li>O&#8217;Neill SB, Gibney B, O&#8217;Keeffe ME, Barrett S, Louis L. Mass Casualty Imaging-Policy, Planning, and Radiology Response to Mass Casualty Incidents. <em>Can Assoc Radiol J</em>. 2020;71(3):388-395. doi:10.1177/0846537120908073</li>



<li>Gibney B, Ryan JW, MacMahon PJ, O&#8217;Connor GS, Bolster F. Assessment of RAdiopaque Patient IDentification Stickers (RAPIDS) for patient-scan correlation in a mass casualty incident. <em>Emerg Radiol</em>. 2020;27(3):293-301. doi:10.1007/s10140-020-01761-w</li>



<li>Gong B, Mohammed MF, Nicolaou S, Nasrullah M, Forster BB, Khosa F. Diagnostic Imaging in Disasters: A Bibliometric Analysis. <em>Disaster Med Public Health Prep</em>. 2018;12(2):265-277. doi:10.1017/dmp.2017.52</li>



<li>Singh AK, Sodickson A, Abujudeh H. Imaging of abdominal and pelvic injuries from the Boston Marathon bombing. <em>Emerg Radiol</em>. 2016;23(1):35-39. doi:10.1007/s10140-015-1354-1</li>



<li>Konwinski RR, Singh A, Soto J. Imaging of lower extremity trauma from Boston Marathon bombing. <em>Emerg Radiol</em>. 2016;23(5):433-437. doi:10.1007/s10140-016-1414-1</li>



<li>Gregan J, Balasingam A, Butler A. Radiology in the Christchurch earthquake of 22 February 2011: Challenges, interim processes and clinical priorities. <em>J Med Imaging Radiat Oncol</em>. 2016;60(2):172-181. doi:10.1111/1754-9485.12315</li>



<li>Aydin S, Kazci O, Ece B, Kantarci M. Earthquakes from a radiological perspective: what is demanded from the radiologists, and what can we do? A pictorial review. <em>Diagn Interv Radiol</em>. 2024;30(1):30-41. doi:10.4274/dir.2023.232157</li>



<li>Kakaei F, Zarrintan S, Rikhtegar R, Yaghoubi AR. Iranian 2012 earthquake: the importance of Focused Assessment with Sonography for Trauma (FAST) in assessing a huge mass of injured people. <em>Emerg Radiol</em>. 2013;20(4):307-308. doi:10.1007/s10140-013-1123-y</li>



<li>Sedlic A, Chingkoe CM, Tso DK, Galea-Soler S, Nicolaou S. Rapid imaging protocol in trauma: a whole-body dual-source CT scan. <em>Emerg Radiol</em>. 2013;20(5):401-408. doi:10.1007/s10140-013-1139-3</li>



<li>Stavrakakis IM, Daskalakis II, Detsis EPS, Karagianni CA, Papantonaki SN, Katsafarou MS. Hand compartment syndrome as a result of intravenous contrast extravasation. <em>Oxf Med Case Reports</em>. 2018;2018(12):omy098. Published 2018 Nov 21. doi:10.1093/omcr/omy098</li>



<li>Tran NK, Godwin Z, Bockhold J. Point-of-Care Testing at the Disaster-Emergency-Critical Care Interface. <em>Point Care</em>. 2012;11(4):180-183. doi:10.1097/POC.0b013e318265f7d9</li>



<li>American College of Surgeons. Advanced Trauma Life Support for Physicians. Chicago: American College of Surgeons; 1997.</li>



<li>Sajed D. The History of Point-of-Care Ultrasound Use in Disaster and Mass Casualty Incidents. <em>Virtual Mentor</em>. 2010;12(9):744-749. Published 2010 Sep 1. doi:10.1001/virtualmentor.2010.12.9.mhst1-1009</li>



<li>Ketelaars R, Reijnders G, van Geffen GJ, Scheffer GJ, Hoogerwerf N. ABCDE of prehospital ultrasonography: a narrative review. <em>Crit Ultrasound J</em>. 2018;10(1):17. Published 2018 Aug 8. doi:10.1186/s13089-018-0099-y</li>



<li>Gao X, Lv Q, Hou S. Progress in the Application of Portable Ultrasound Combined with Artificial Intelligence in Pre-Hospital Emergency and Disaster Sites. <em>Diagnostics (Basel)</em>. 2023;13(21):3388. Published 2023 Nov 6. doi:10.3390/diagnostics13213388</li>



<li><a href="https://tuk.saglik.gov.tr/TR,50050/acil-tip.html">https://tuk.saglik.gov.tr/TR,50050/acil-tip.html</a></li>



<li>Sarkisian AE, Khondkarian RA, Amirbekian NM, Bagdasarian NB, Khojayan RL, Oganesian YT. Sonographic screening of mass casualties for abdominal and renal injuries following the 1988 Armenian earthquake. <em>J Trauma</em>. 1991;31(2):247-250.</li>



<li>Keven K, Ates K, Yağmurlu B, et al. Renal Doppler ultrasonographic findings in earthquake victims with crush injury. <em>J Ultrasound Med</em>. 2001;20(6):675-679. doi:10.7863/jum.2001.20.6.675</li>



<li>Dean AJ, Ku BS, Zeserson EM. The utility of handheld ultrasound in an austere medical setting in Guatemala after a natural disaster. <em>Am J Disaster Med</em>. 2007;2(5):249-256.</li>



<li>Mazur SM, Rippey J. Transport and use of point-of-care ultrasound by a disaster medical assistance team. <em>Prehosp Disaster Med</em>. 2009;24(2):140-144. doi:10.1017/s1049023x00006701</li>



<li>Du MJ, Lin YH, Chen WT, Zhao H. Advances in the application of ultrasound for fracture diagnosis and treatment. <em>Eur Rev Med Pharmacol Sci</em>. 2022;26(21):7949-7954. doi:10.26355/eurrev_202211_30146</li>



<li>Savoia P, Jayanthi SK, Chammas MC. Focused Assessment with Sonography for Trauma (FAST). <em>J Med Ultrasound</em>. 2023;31(2):101-106. Published 2023 Jun 19. doi:10.4103/jmu.jmu_12_23</li>



<li>Bates DDB, Vintonyak A, Mohabir R, et al. Use of a portable computed tomography scanner for chest imaging of COVID-19 patients in the urgent care at a tertiary cancer center. <em>Emerg Radiol</em>. 2020;27(6):597-600. doi:10.1007/s10140-020-01801-5</li>



<li>Nair R, Rempel J, Khan K, et al. Direct to Angiosuite in Acute Stroke with Mobile Stroke Unit. <em>Can J Neurol Sci</em>. 2024;51(2):226-232. doi:10.1017/cjn.2023.36</li>



<li>Fatima N, Saqqur M, Hussain MS, Shuaib A. Mobile stroke unit versus standard medical care in the management of patients with acute stroke: A systematic review and meta-analysis. <em>Int J Stroke</em>. 2020;15(6):595-608. doi:10.1177/1747493020929964</li>



<li>Quraishi MI, Rizvi AA, Heidel RE. Off-Site Radiology Workflow Changes Due to the Coronavirus Disease 2019 (COVID-19) Pandemic. <em>J Am Coll Radiol</em>. 2020;17(7):878-881. doi:10.1016/j.jacr.2020.05.008</li>



<li>Erdemir AG, Yurttutan N, Onur MR, et al. Radiological management and challenges of the twin earthquakes of February 6th. <em>Emerg Radiol</em>. 2023;30(5):659-666. doi:10.1007/s10140-023-02162-5</li>



<li>Bartholdson S, von Schreeb J. Natural Disasters and Injuries: What Does a Surgeon Need to Know?. <em>Curr Trauma Rep</em>. 2018;4(2):103-108. doi:10.1007/s40719-018-0125-3</li>



<li>Dong ZH, Yang ZG, Chu ZG, et al. Earthquake-related injuries: evaluation with multidetector computed tomography and digital radiography of 1491 patients. <em>J Crit Care</em>. 2012;27(1):103.e1-103.e1036. doi:10.1016/j.jcrc.2011.03.007</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetlerde-goruntuleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
