<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>acil tıp &#8211; Afet Komisyonu</title>
	<atom:link href="https://tatd.org.tr/afet/tag/acil-tip/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tatd.org.tr/afet</link>
	<description>TATD</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Feb 2025 11:03:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>İklim Değişikliğinin Acil Servis Üzerine Etkileri</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/iklim-degisikliginin-acil-servis-uzerine-etkileri/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/iklim-degisikliginin-acil-servis-uzerine-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Cankut Tatlıparmak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Nov 2024 05:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[acil servis]]></category>
		<category><![CDATA[acil tıp]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[İklim değişiklikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1628</guid>

					<description><![CDATA[Jonathan, sabah gözlerini açar açmaz yüzünü yakan kavurucu güneş ışığını hissetti. Güneşin altında bir sabaha uyanmayalı uzun zaman olmuştu ve doğrusu, bunu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<blockquote class="wp-block-quote has-text-align-center is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>Jonathan, sabah gözlerini açar açmaz yüzünü yakan kavurucu güneş ışığını hissetti. Güneşin altında bir sabaha uyanmayalı uzun zaman olmuştu ve doğrusu, bunu özlediği de pek söylenemezdi. Artık geceleri -60°C’ye kadar düşen soğuklardan koruyan yüksek izolasyonlu kıyafetleri ve hidrojen enerjili ısıtıcıları vardı. Ancak önünde uzanan 6 aylık 70°C’yi bulacak kavurucu sıcaklarda, ultraviyole koruyucular içinde terlememeyi başaramayacaktı. Su kıtlığı nedeniyle duş yasağı vardı ve günlük 700 ml içme suyu sınırını düşündükçe moralini toparlamakta zorlanıyordu. Çay ve kahve? Onları en son ne zaman içtiğini bile unutmuştu, su içeren tüm içeceklerin yasaklanmasının üzerinden tam 12 yıl geçmişti. Uyku pod’unun kapağını kapatırken içini bir sıkıntı kapladı: &#8220;Dehidratasyon salgını kapıda&#8221; diye düşündü. &#8220;Acildeki son rahat nöbetlerimiz olabilir.&#8221; Tercüman ekibinin bugün en azından zamanında işbaşı yapmasını diledi; çünkü onlarca farklı dilin yankılanacağı bir acil serviste zorlu bir nöbet onu bekliyordu.</em></p>
</blockquote>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="275" height="275" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/11/image.png" alt="" class="wp-image-1629" style="width:365px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/11/image.png 275w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/11/image-150x150.png 150w" sizes="(max-width: 275px) 100vw, 275px" /></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Birçoğumuz için iklim değişikliğinin acil servisler üzerindeki etkileri, yukarıdaki kısa hikayede anlatılan senaryo kadar uzak görünebilir. Peki gerçekten bu etkiler o kadar da uzak mı, yoksa yakında günlük hayatımızın bir parçası haline mi gelecek? Gelin, bu sorunun cevabını birlikte inceleyelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öncelikle konuyu anlamak için terminolojiye ve tarihsel gelişimine kısaca göz atalım. “<em>Küresel ısınma</em>” terimi, ilk kez 1975 yılında Columbia Üniversitesi’nde Amerikalı jeokimyacı Wallace Smith Broecker tarafından ortaya atılmış<sup>1</sup>. Bu kavram, “insan faaliyetleri sonucu atmosfere yayılan gazların sera etkisi yaratarak dünya yüzeyindeki sıcaklıkları artırması” anlamına geliyor.<sup>2</sup>&nbsp;“<em>İklim değişikliği</em>” ise 1980’lerde giderek daha sık kullanılmaya başlanmış. Bu terim, yalnızca sıcaklık değişikliklerini değil, deniz seviyesindeki artış gibi insan yaşamını doğrudan etkileyen diğer çevresel değişiklikleri de kapsadığı için özellikle tercih ediliyor. “<em>İklim krizi</em>” ifadesi ise 2009’dan itibaren bilimsel makalelerde yer almaya başladı. Son yıllarda ise özellikle Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar tarafından, acil çözüm ve eylem gerektiren bir durumun önemini vurgulamak amacıyla sıklıkla kullanılmakta.<sup>3</sup></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kağıt üzerinde 50 yıllık bir kavram gibi görünse de, iklim değişikliğine dair ilk bilimsel kanıt 1938&#8217;de Guy Callendar tarafından sunulmuştur.<sup>4</sup> Callendar, son 50 yılda yeryüzü sıcaklığının 0.3°C arttığını dolaylı yöntemlerle ispatlamıştır. 1967&#8217;de ise Syukuro Manabe ve Richard Wetherald, dünyanın ilk iklim modellemesini gerçekleştirmiştir; bu çalışma, 2021&#8217;de Syukuro Manabe&#8217;ye Nobel Fizik Ödülü&#8217;nü kazandırmıştır.<sup>5</sup> Hatta 1896’da İsveçli bilim insanı Svante Arrhenius&#8217;un atmosferdeki karbon dioksitin yeryüzü sıcaklığını etkileyebileceğine dair öngörüsünü düşündüğümüzde, iklim değişikliği konusunun köklü bir akademik ve sosyal geçmişe sahip olduğu daha net ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde ise bu konuya olan ilgi giderek artmaktadır. 2021 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın adı “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı” olarak değiştirilmiş, aynı yıl Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İklim Değişikliği Başkanlığı kurulmuştur.<sup>6,7</sup>&nbsp;Daha önce farklı kurumlar altında yürütülen iklim değişikliği çalışmalarını tek çatı altında birleştiren başkanlık, ülkemizin bu alandaki çabalarını koordine etmektedir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’na bağlı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bünyesindeki Çevre Sağlığı Dairesi Başkanlığı, İklim Değişikliği ve Çevresel Etkileri İzleme Birimi ile bu sürece katkı sağlamaya devam etmektedir.<sup>8</sup>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde, iklim değişikliğine dair artan kanıtlara rağmen, iklim krizini inkâr edenlerin sayısının hâlâ artmakta olduğunu gözlemliyoruz. Bu tavır; 1970&#8217;lerde büyük petrol şirketlerinin, tıpkı tütün firmalarının sigaranın zararlarını ortaya koyan bilimsel makalelere karşı çıkışı gibi, iklim değişikliğini küçümseyen çalışmalar yayımlamasıyla başladı ve hâlâ devam ediyor. Ancak bu inkârcılık; 1990&#8217;larda “şüphecilik” olarak anılan küçük bir azınlıktan, 2014 yılında Amerikan sivil toplum örgütü “Şüpheci Soruşturma Komitesi”nin bu görüşlerin “şüphecilik” değil, “inkârcılık” olarak adlandırılmasını talep etmesiyle daha belirgin bir kimlik kazandı.<sup>9</sup></p>



<p class="wp-block-paragraph">“Peki bunları neden okuduk?” diye soranlar için kısa bir açıklama yapayım. Karşı karşıya olduğumuz tehdit yalnızca yaptığımız işi değil, aynı zamanda bizi de etkileyecek; işimizi zorlaştıracak ve konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan, internetten okuduklarıyla “bu konuda çok araştırma yaptığını” iddia eden kişiler tarafından eleştirileceğiz. (<em>Pandemiden tanıdık geldi mi?</em>) Peki, bu iklim krizinin etkileri neler olacak? Gerçekten merak ediyor musunuz? İklim krizi etkilerini görmek için hemen tıklayın. <em><u><em>İklim krizi</em></u></em>&nbsp;….</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>(İklim değişikliği inkârcılarını da bu yöntemle geride bıraktığımıza göre, yazımıza kaldığımız yerden devam edelim.)</em><em></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">İklim değişikliği; insanlığın daha önce karşılaşmadığı, küresel boyutta bir fenomen olarak neredeyse tüm sektörlerde henüz tam olarak kestirilemeyen etkiler yaratacak gibi görünüyor. Bu sektörlerin başında ise sağlık sektörü geliyor. Acil servislerde geçirdiğim 11 yıl boyunca öğrendiğim tek bir şey varsa, o da Afrika&#8217;da kanat çırpan bir kelebeğin bile bizim acil servis başvurularımızı etkileyebileceğidir. Yine de, bilim ışığında acil servis projeksiyonlarını değerlendirelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Sağlık Örgütü, 2030 ve 2050 yılları arasında her yıl ısı stresi, malnütrisyon, sıtma ve ishal kaynaklı 250.000 ek ölüm beklediğini öngörüyor. Bu sayı abartılı görünebilir; ancak yalnızca 2022 yılında İngiltere&#8217;de sıcaklık kaynaklı 2.985 ek ölüm bildirildiği akılda tutulmalı.<sup>10</sup></p>



<p class="wp-block-paragraph">İklim değişikliğinin; kardiyovasküler (<em>batı dünyasında en sık ölüm nedeni ve önemli bir acil başvuru sebebi</em>), solunum (<em>hava kirliliğinde artış, hava durumu değişiklikleri ve sıcaklık artışları</em>), gastrointestinal (<em>su kalitesi ve gıda güvenliği sorunlarıyla ilişkili ishal hastalıkları</em>) ve vektör kaynaklı (<em>artan sıcaklıklarla birlikte kene ve sivrisinek sayısında artış</em>) etkileri, sağlıkla ilgili bilgilerimizi, epidemiyolojik verilerimizi ve alışkanlıklarımızı yeniden şekillendirecek.<sup>11</sup>&nbsp;Sağlık sisteminin hem bel kemiği hem de en hassas noktası olan acil servisler, bu değişimlerden en yoğun etkilenecek alanların başında geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların dışında artan sıcaklıkların ve ekstrem hava koşullarının travma kaynaklı acil başvurularda artışa yol açması, iklim krizinin mental etkileri (<em>güneşe ateş eden Adanalı örneğinde olduğu gibi</em>) ile nörolojik, endokrin, dermatolojik, renal ve ürogenital sağlık üzerindeki etkileri de acil servis başvuru sayısında ve epidemiyolojisinde değişiklikler yaratacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Prof. Dr. Neşe Çolak Oray ve arkadaşlarının sıcak dalgaları sırasında acil servislerde mortalitenin arttığını gösteren çalışmaları bulunsa da, bilim bize “korelasyon nedensellik göstermez” der.<sup>12,13</sup>&nbsp;Nasıl ki “Covid aşılarından sonra gençlerde kalp krizi arttı” iddiasına korelasyon üzerinden cevap vermek yanıltıcıysa, ilerleyen yıllarda da “acilde ölümler arttı, küresel ısınmaya önlem alınmalı” demenin aynı zorlukla karşılanacağını öngörebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, acil servislerin giderek daha yoğun hale geleceğini tahmin etmek zor değil (<em>zaten kıdemlilerimizin “biz eskiden 23:30’da yeşil alanı kapatırdık” anılarını, sabaha karşı 04:00’te sırada bekleyen yeşil hastalarını bitirmeye çalışırken dinleyen bir nesiliz</em>). Peki, afetler söz konusu olduğunda durum nasıl?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İklim değişikliğinin sıcak dalgaları, orman yangınları, seller, tropik fırtınalar ve hortumlar gibi doğal olayları daha sık insani krizlere dönüştürmesi bekleniyor. Şimdi bu olayları biraz detaylandıralım ve son yıllarda neler yaşandığına bir göz atalım.<sup>14</sup></p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Orman Yangınları</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">İklim değişikliğinin sıcak ve kurak hava koşullarını daha da ağırlaştırarak yangınların hem başlamasını hem de yayılmasını kolaylaştırması bekleniyor. Önümüzdeki yıllarda orman yangınlarının boyutunun, sıklığının ve ciddiyetinin artacağı öngörülüyor. Nitekim, dünyanın bazı bölgelerinde bu artışlar şimdiden gözlemlenmeye başladı. 2020, 2021 ve 2023 yılları, sırasıyla en fazla küresel orman yangını yaşanan 4., 3. ve 1. yıllar olarak kayıtlara geçti. 2023 yılında yaklaşık 12 milyon hektar ormanlık alanın (Nikaragua büyüklüğünde bir alan) yandığı tespit edildi; bu, daha önceki rekordan yaklaşık %24 daha fazla bir alan anlamına geliyor.<sup>15</sup></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de de durum farklı değil. 1997-2011 yılları arasında yılda ortalama 2000 orman yangını görülürken, 2012-2022 yılları arasında bu sayı ortalama 2600&#8217;e yükseldi. Ancak daha çarpıcı olan, yanan alanın büyüklüğü: 1997-2011 yılları arasında yılda ortalama 9000 hektar ormanlık alan yanarken, 2012-2022 yılları arasında bu ortalama 21700 hektara çıktı.<sup>16</sup>&nbsp;2023 yılında ise 15520 hektar alan yandı; bu düşüş belki de bu yazının en önemli noktasıdır çünkü iklim değişikliği tamamen ortadan kaldırılamasa da, insanlara olan etkilerini azaltmak için alınabilecek kısa ve uzun vadeli önlemler bulunmakta.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Seller</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Sellerden en çok etkilenen ülkeler arasında Somali, Çin, Filipinler, Pakistan, Kenya, Etiyopya, Hindistan, Brezilya, Bangladeş ve Malezya öne çıkmaktadır.<sup>17</sup>&nbsp;Küresel İç Göç Veritabanı&#8217;na (Global Internal Displacement Database &#8211; IDMC) göre; seller nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kalan kişi sayısı 2013 yılında 3.5 milyon iken, 2023 yılında bu sayı 7.9 milyona yükselmiştir.<sup>18</sup>&nbsp;2013 yılında sellerden en çok etkilenen ülkelerde yaşanan sel sayısı 24 iken, 2023&#8217;te bu sayı 656’ya çıkmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de ise bugüne kadar durum nispeten daha kontrollü görünmekteydi. 2019 yılında yayımlanan bir habere göre, Türkiye’de son 39 yılda 1242 kişi sel nedeniyle yaşamını yitirmiştir.<sup>19</sup>&nbsp;AFAD verilerine göre 2020 yılında doğa kaynaklı 905 olayın 177’si, 2022 yılında yaşanan 22982 olayın 450’si, ve 2023 yılında yaşanan 5233 olayın 2028&#8217;i sel veya su baskını olarak kaydedilmiştir.<sup>20</sup>&nbsp;Türkiye’de son yıllarda sel felaketleri basında daha sık yer almaya başlamıştır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne göre 2010 yılından sonra haziran aylarında yağış %65 artış göstermiştir.<sup>21</sup>&nbsp;Bu durumda, ülkemizin “sel tehdidi altında” olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Evet, gülerken bir anda yazının tonu ciddileşti. Hani iklim değişikliğinin etkilerini torunlarımızın torunları kapsül gıdalarla beslenirken konuşmaya başlayacaktık? Konu ne ara 2023 Adıyaman – Şanlıurfa sel felaketine geldi? Neyse, bizden uzak afetlerden bahsedelim de rahatlayalım; nasıl olsa bir süre sonra unutup yokmuş gibi davranacağız.</em><em></em></p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Hortumlar</strong></u></strong><strong>&nbsp;</strong><strong><u><strong>(Tornado)</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kasırgalar, ılık okyanus suları etrafında oluşan büyük ve yoğun fırtınalardır; bu yüzden ülkemizde görülme ihtimali terminolojik olarak oldukça düşüktür. Batı Pasifik Okyanusu&#8217;nda meydana gelenler “tayfun,” Güney Pasifik ve Hint Okyanusu&#8217;nda olanlar ise “siklon” olarak adlandırılır. ABD&#8217;de iklim değişikliği nedeniyle okyanus ve atmosfer sıcaklıklarının artışıyla birlikte deniz seviyeleri yükselmekte. Bu durum ise ilerleyen yıllarda daha sık, yoğun ve uzun süren kasırgalar yaşanmasına neden olabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Kasırgalar</strong></u></strong><strong>&nbsp;</strong><strong><u><strong>(Hurricane)</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kasırgalar, bir fırtınadan Dünya yüzeyine doğru hızla dönen bir hava sütunu olarak meydana gelir ve sıklıkla Amerika kıtasında gözlemlenir. Genellikle sıcak okyanus suları kaynaklı olduğundan, Avrupa&#8217;da nadiren görülür. İklim değişikliği ile Avrupa’da kasırga sıklığının artabileceği öne sürülse de, mevcut koşullar nedeniyle bu bölgenin odak noktası olmaktan uzak gibi görünüyor. (<em>Genel öneriler, kasırga bölgelerinde bina yapılarının güçlendirilmesi ve sığınaklarda bulunulması yönünde olsa da; Türkiye’de deprem gerçeği varken kasırgadan korkup binasını güçlendirecek birilerinin olacağını sanmıyorum</em>).</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong><u>NE YAPABİLİRİZ?</u></strong><strong><u></u></strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Her ne kadar başlık, bir bağış çağrısı yapacakmışım gibi görünse de, maalesef bu sorunun net bir cevabı bende de yok. Elbette kıdem sınavında takılan heyecanlı bir asistan gibi &#8220;güvenlik çemberine alırım&#8221; demek istiyorum; &#8220;hazırlıklı olmalıyız&#8221; diyorum ama &#8220;nasıl&#8221; diye sorulmasından da çekiniyorum. Belki de iklim değişikliği kampanyalarının siyasi düzeyde yeterince destek bulamamasının nedenlerinden biri bu belirsizlik. Şu anda, &#8220;İklim Krizi&#8221; diyenlerin karşısında tüm liderler bütçeler açarak bir çözüm arayışında, fakat yapılan kampanyaların çoğu hâlâ sadece “farkındalık artırma” seviyesinde kalıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Benim görüşüme göre, acil tıp hekimleri olarak iklim değişikliğinin etkilerini toplumun diğer kesimlerinden daha yoğun göreceğiz; ancak bu etkileri azaltma sorumluluğumuz diğer meslek gruplarından fazla olmayacak. Bu konuda American College of Emergency Medicine (ACEM) ile fikir ayrılığı yaşıyorum. ACEM, Acil Tıp Kliniklerinin kültürel değişim yaratmada ve sağlık sistemi içindeki çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarını teşvik etmede önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyor. Örnek teşkil ederek meslektaşlarımızı sürdürülebilir bir düşünce yapısını benimsemeye teşvik edebileceğimizi, karar mekanizmalarında sürdürülebilirlik kültürünü destekleyebileceğimizi savunuyorlar.<sup>22</sup></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yarın, daha kötü sonuçlanma ihtimali olan hastalıklarla daha sık karşılaşacağız ve afetlerle daha yoğun bir etkileşim içinde olacağız. Eğer hazırlanabileceğimiz bir şey varsa, öncelikle bu fikre zihinsel olarak hazırlanmamız gerekiyor. </p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-4fc3f8e1 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKÇA</strong><strong></strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Not: Kaynakça için akademik kurallara dikkat edilmemiş, konu başlığı ve yazının ulaşılabilir linki paylaşılmıştır.</em><em></em></p>
</div>



<ol class="wp-block-list">
<li>Wallace Broecker, Prophet of Climate Change &#8211; <a href="https://news.climate.columbia.edu/2019/02/19/wallace-broecker-early-prophet-of-climate-change/"><u>https://news.climate.columbia.edu/2019/02/19/wallace-broecker-early-prophet-of-climate-change/</u></a></li>



<li>What is Global Warming &#8211; <a href="https://science.nasa.gov/climate-change/what-is-climate-change/"><u>https://science.nasa.gov/climate-change/what-is-climate-change/</u></a></li>



<li>The Climate Dictionary: An everyday guide to climate change &#8211; <a href="https://climatepromise.undp.org/news-and-stories/climate-dictionary-everyday-guide-climate-change"><u>https://climatepromise.undp.org/news-and-stories/climate-dictionary-everyday-guide-climate-change</u></a></li>



<li>A brief history of climate change &#8211; <a href="https://www.bbc.com/news/science-environment-15874560"><u>https://www.bbc.com/news/science-environment-15874560</u></a></li>



<li>The most influential climate change papers of all times &#8211; <a href="https://www.carbonbrief.org/the-most-influential-climate-change-papers-of-all-time/"><u>https://www.carbonbrief.org/the-most-influential-climate-change-papers-of-all-time/</u></a></li>



<li>ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK ve İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI &#8216; NIN TARİHÇESİ &#8211; <a href="https://csb.gov.tr/tarihcemiz-i-7012"><u>https://csb.gov.tr/tarihcemiz-i-7012</u></a></li>



<li>İklim Değişikliği Başkanlığı &#8211; <a href="https://iklim.gov.tr/hakkimizda-i-4"><u>https://iklim.gov.tr/hakkimizda-i-4</u></a></li>



<li>İklim Değişikliği ve Çevresel Etkileri İzleme Birimi &#8211; https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/birimler-cevresagligi/iklim-degisikligi-cevresel-etkileri-izleme-birimi.html</li>



<li>Deniers are not Skeptics &#8211; https://centerforinquiry.org/news/deniers_are_not_skeptics/</li>



<li>World Health Organization. World Health Organization. Available online: <a href="#tab=tab_1"><u>https://www.who.int/health-topics/climate-change#tab=tab_1</u></a></li>



<li>Impact of climate change in emergency medicine: a narrative review &#8211; https://jphe.amegroups.org/article/view/10131/html</li>



<li>The impact of a heat wave on mortality in the emergency department &#8211; https://journals.lww.com/md-journal/fulltext/2018/12280/the_impact_of_a_heat_wave_on_mortality_in_the.50.aspx</li>



<li>Causal implicatures from correlational statements &#8211; <a href="https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0286067"><u>https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0286067</u></a></li>



<li>The implications of climate change for emergency planning &#8211; https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2212420922006446</li>



<li>The Latest Data Confirms: Forest Fires Are Getting Worse &#8211; https://www.wri.org/insights/global-trends-forest-fires#:~:text=Record%2Dsetting%20forest%20fires%20are,previous%20record%20by%20about%2024%25.</li>



<li>İnsan Faktörü ve İklim Krizi Bir Araya Gelince: Orman Yangınları &#8211; <a href="https://ipa.istanbul/wp-content/uploads/2024/03/KENT-GUNDEMI-ORMAN-YANGINLARI-1.pdf"><u>https://ipa.istanbul/wp-content/uploads/2024/03/KENT-GUNDEMI-ORMAN-YANGINLARI-1.pdf</u></a></li>



<li>In ten worst-hit countries, increasing floods and drought have forced people to flee 8 million times last year – over twice that of a decade ago &#8211; <a href="text=Climate%20change%20has%20increased%20the,2013%2C%20to%20656%20last%20year"><u>https://www.oxfam.org/en/press-releases/ten-worst-hit-countries-increasing-floods-and-drought-have-forced-people-flee-8#:~:text=Climate%20change%20has%20increased%20the,2013%2C%20to%20656%20last%20year</u></a>.</li>



<li>2023 Global Report on Internal Displacement &#8211; <a href="https://www.internal-displacement.org/global-report/grid2023/"><u>https://www.internal-displacement.org/global-report/grid2023/</u></a></li>



<li>Türkiye&#8217;de 39 yılda bin 242 kişi sele kurban gitti &#8211; https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/turkiyede-39-yilda-bin-242-kisi-sele-kurban-gitti/1561215</li>



<li>Afet İstatistikleri &#8211; <a href="https://www.afad.gov.tr/afet-istatistikleri"><u>https://www.afad.gov.tr/afet-istatistikleri</u></a></li>



<li>Türkiye&#8217;de seller neden en çok Haziran ayında görülüyor? &#8211; <a href="text=%22Ani%20sellerse%20havalar%C4%B1n%20%C4%B1s%C4%B1nd%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20ilkbahar%C4%B1n,y%C3%BCzeylerin%20oldu%C4%9Fu%20yerler%20yani%20kentler"><u>https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-65854046#:~:text=%22Ani%20sellerse%20havalar%C4%B1n%20%C4%B1s%C4%B1nd%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20ilkbahar%C4%B1n,y%C3%BCzeylerin%20oldu%C4%9Fu%20yerler%20yani%20kentler</u></a>.</li>



<li>Climate Change and Emergency Medicine &#8211; https://acem.org.au/Content-Sources/Advancing-Emergency-Medicine/Better-Outcomes-for-Patients/Climate-Change-and-Emergency-Medicine</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/iklim-degisikliginin-acil-servis-uzerine-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beklenen İstanbul Depremi Ve Acil Tıp</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/kutlama-ve-anma/beklenen-istanbul-depremi-ve-acil-tip/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/kutlama-ve-anma/beklenen-istanbul-depremi-ve-acil-tip/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Ferudun ÇELİKMEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Aug 2024 05:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlama ve Anma]]></category>
		<category><![CDATA[17 agustos]]></category>
		<category><![CDATA[acil tıp]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[marmara depremi]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1553</guid>

					<description><![CDATA[Neden “Beklenen İstanbul Depremi”? İstanbul, son yıllarda öylesine büyüdü, öylesine betonlaştı ki, bina stokunun yenilenmesini, deprem dirençli konutlarla değişimi beklerken; önüne gelenin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong><em>Neden “Beklenen İstanbul Depremi”?</em></strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul, son yıllarda öylesine büyüdü, öylesine betonlaştı ki, bina stokunun yenilenmesini, deprem dirençli konutlarla değişimi beklerken; önüne gelenin inşaat yaptığı, kentsel dönüşüm yerine rantsal dönüşümün alıp başını gittiği bir yer hâline geldi. Kent göz göre göre büyük bir yıkımı bekliyor. Özellikle 1999 öncesi inşa edilen binalar günümüzde kendiliğinden yıkılmaya başladı desek yalan olmaz. Dünyanın en gözde kentlerinden olan İstanbul, başta KAF gibi bilinen fay hatlarının bileşenlerine çok yakın, hatta yeni banliyöleri ile direk üzerinde yer almakta.<sup>1</sup> 1999 Marmara depreminde yıkımların ve can kayıplarının olduğu Avcılar’da, 17 Ağustos’ta günün ilk ışıkları ile birlikte başlayan A/K (Arama –Kurtarma) çalışmalarında, 26 vatandaşımızı enkaz altından kurtaran ekibin bir üyesiydim. İstanbul’un birçok semtinin, gerek zemin gerekse de bina inşaat kalitesi olarak, deprem açısından çok riskli olduğunu, 1999 depremi sonrası görevlendirme ile birçok ilçede yaptığımız incelemelerde tespit ettik, konun uzmanları da riskin büyüklüğünü belirtmektedirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Maalesef 1999 sonrası çıkarılan ve kâğıt üzerinde oldukça iyi hazırlanmış deprem yönetmeliğine rağmen gerek denetim gerekse de yönetimsel hatalardan dolayı; dere yatağı, kurutulmuş bataklık, deniz dolgusu gibi zeminlere, kimi yerde de büyük bir ihtiras ve açgözlülükle deprem gerçeğini umursamazca yapılan deprem dirençsiz, kötü binaların, beton duvarlardan oluşan dikey mimarinin alıp başını gitmesi, “ <em>Beklenen İstanbul Depremi</em>” farkındalığının önemini vurgulamamızı gerektirmekte.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllardır vurgulamaya çalıştığımız “Doğal Afet”” deyiminin yanlışlığı üzerine Birleşmiş Milletler Afet Riskini Azaltma Ofisi (United Nations Office for Disaster Risk Reduction – UNDRR) güzel bir tanımlama getirmiş; <em>“<strong>Bir tehlike ancak toplumu veya topluluğu etkilediğinde afet haline gelebilir. Tehlike doğaldır, afetler değildir” </strong>(A hazard can only become a disaster once it impacts on society or community. A hazard is natural, disasters are not)</em>.<sup>2</sup></p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul’un bulunduğu coğrafyada tarihsel yıkımlara yol açmış KAF (Kuzey Doğu Anadolu Fay Hattı) gibi devasa kırıklar vardır. KAF başta olmak üzere yer kabuğunun kilometrelerce derinine inen bu kırıklar; stratigrafik gerçekler, tarihsel veriler ve istatistiksel öngörüler ışığında Türkiye’nin bu en kalabalık ve en stratejik kenti için tehlike oluşturmaktadır. Bu tehlikeyi afete dönüştürecek olan ise gerek yer seçimi gerekse de kötü bina stoku ile sonuçlanan imar hataları başta olmak üzere yıllardır süregelen kentsel yanlışlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok semtte bina stoku eski ve deprem direnci düşük yapılar ağırlıklı. Kentsel dönüşüm ve binaların yenilenmesi, merkezi idare ve yerel yönetim cephesinde yavaş ilerliyor. İnsanlar ya çaresizlikten ya da son depremin trajedilerini unuttuklarından binalarının yenilenmesinin aciliyetini önemsemekten uzaklar, sürekli öteliyorlar. Depremin randevusu ise yok maalesef!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlara bir de ekonomik kriz ve kamu yatırımlarının 6 Şubat deprem bölgesine öncelikle aktarılması eklenince İstanbul da hastane yenilenmeleri de durma noktasına geldi. İstanbul’da birçok hastane halen tarihi binalarında hizmet vermekte. 1999 öncesi yapılan ve o zamanın yönetmeliğine göre inşa edilmiş yakın tarihin hastanelerinde de deprem direnci açısından sıkıntılar var. Hastaneler gibi 24 saat kesintisiz hizmet veren ve içerisinde deprem esnasında bir yere kıpırdayamayacak hastalar olan yapıların deprem direncinin yüksek olmasından başka çaresi yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son dönemde gündeme gelen sismik izolatörler 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde ayakta kalan hastanelerin de deneyimiyle en azından yeni yapılan şehir hastaneleri gibi yapılar da mutlak gözetilmesi gereken bir konu. Zira bilinen ve bilinmeyen diri fay hatları ile ülkemizin her yöresi gibi İstanbul da deprem bölgesi. Ve maalesef İstanbul’un finans, sanayii, ekonomi vs birçok kritik saha gibi sağlık alanında da ülkenin hassas merkezi olması, başta 24 saat hizmet veren hastaneler olmak üzere, insanların toplu olarak bulundukları mekânları çok sağlam yapmayı zorunlu kılmakta.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük afetlerde cadde ve sokaklara yıkılan binalar, üst geçitlerin çökmesi, yolların yarılması gibi alt yapıyı tahrip eden durumlarda kara yolu ile hasta transferi imkânsız hâle gelmektedir. Aynı nedenlerle sağlık personelinin özellikle İstanbul gibi büyük kentlerde çalıştıkları sağlık kurumuna ulaşması da zor hatta olanaksız olabilir. İstanbul gibi bir deniz şehrinin deprem sonrası ulaşımda denizi mutlak kullanması gerekir. 17 Ağustos 1999 Marmara depreminde onlarca yaralı depremzede o zaman çalıştığım hastanenin deniz ambulansı sayesinde kara yolu ile ulaşımın mümkün olmadığı Yalova-Çınarcık bölgesinden hastanemize getirilmiş ve sağaltımları sağlanmıştır. Yine 12 Kasım 1999daki Düzce Depreminde TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) envanterinde bulunan UH60 (Sikorsky diye bilinir) ve Eurocopter AS332 (Süper Puma) gibi gece görüş sistemi bulunan helikopterlerle, enkazdan çıkarılan çok sayıda yaralı başta Crush sendromundan kurtarılabilmek için diyaliz imkanı olan hastanelere ve yine kış ortamı nedenli devrilen soba yanıkları için yanık merkezlerine nakledilebildiler. Ama ne yazık ki Düzce – Bolu bölgesinden stadyum benzeri alanlardan alınan bu yaralıları ancak o zamanki GATA Hastanesi ve 1. Ordu Selimiye Kışlasındaki büyük helikopter pistlerine indirebilmek mümkün oldu. Yine arada kara transferi gerekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul’da 1999’dan 25 Yıl sonra bugün hâlâ uzman hekimlerin, akademisyenlerin bulunduğu son derecede donanımlı “deniz kenarı“ hastanelerde dahi denizden hasta alınabilecek yanaşma iskeleleri, yeni yapılan Şehir ve Üniversite hastaneleri dahil çoğu hastane de çok sayıda hastayı nakledebilecek çift palli (üstteki büyük pervane) CH 47 ve yine büyük palli UH 60 inişine elverişli helikopter pisti bulunmamakta. 2023 Depreminde yüzlerce yaralının transferinin sağlandığı TSK (Jandarma dahil) envanterinde aynı anda 20 hastayı nakledebilecek (oturur durumda 55 kişi) çift palli CH 47 Chinook helikopterleri bulunmaktaydı. Maliyeti fazla olmayan, havadan hasta nakline imkân veren bu heliportların mutlaka düzenlenmesi gerekmekte.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Acil Tıpçılar, deyim yerindeyse her gün mini afet yaşanan, özellikle çok sayıda hastanın baş vurduğu eğitim ve araştırma hastaneleri başta olmak üzere, hasta yoğun ortamlarda adli süreçlerden de ödün vermeden çalışma konusunda yetkindirler. Son yaşadığımız 6 Şubat depreminde de olduğu gibi hızla deprem bölgesine intikal ederek yaraların sarılmasında büyük rol oynamışlardır. Beklenen İstanbul Depreminde de Acil Tıpçılara çok iş düşeceği kesindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enkazdan depremzede yaralıyı çıkarmak ile kurtarmak arasında ilk ve acil yardımın ötesinde “<strong><em>Afet Tıbbı</em></strong>” bilgisine, deneyim ve uygulama becerisine sahip olmak gerekir. Yaşanan son depremler de göstermiştir ki hastanelerin de yıkıldığı ya da kullanılamaz hale geldiği büyük afetlerde ister TUN (Tıbbi Uç Nokta) ister az hasarlı hastane, isterse de sahra hastanesi gibi geçici sağlık birimleri olsun, eğitimli – deneyimli sağlık profesyonellerinin buralarda yaralı depremzedelerin kendilerine gelmelerini ya da getirilmelerini beklemeleri can kayıplarının artmasına neden olmaktadır. Çünkü iyi niyetle de olsa ileri ilk yardım ve afet tıbbı bilgi ve becerisine sahip olmayan kişilerce hatta arama kurtarma ekiplerince enkazdan çıkarılan kişiler; yanlış ya da eksik yapılan ve hatta hiç yapılmayan zorunlu tıbbi uygulamalar sonrası sadece enkazdan çıkarılmakta ama kurtarılamamakta, sonuçta kalıcı sakatlıklar oluşabilmektedir. Bu nedenlerle afetler de A/K için eğitilmiş ve donatılmış ekipler de mutlaka afet tıbbı bilgisine sahip sağlık profesyonelleri bulunmalı ya da bu elemanların bulunduğu ekiplerle birlikte canlı ihbarı olan enkazlara gidilmelidir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">Kısaca söylemek gerekirse <strong><em>Acil Tıpçılar enkaza girmeseler bile içinde yaralı, sıkışmış depremzede ihbarı olan enkazlara yakın olmalıdırlar</em></strong><em>.</em></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul UMKE’nin başında iken geçmiş afet deneyimlerimizin ışığında özellikle Marmara Depremi gibi çok büyük çaplı yıkımlara yol açan depremlerde; enkazlarda imdat çığlıklarını duyduğumuz sıkışmış deprem kurbanlarını çıkarmak için İtfaiye, AFAD, STK, TSK, yabancı arama kurtarma ekiplerini vs beklemedeki çaresizlikten ötürü UMKE bünyesinde de basit kurtarma araç – gereçleri ile donatılmış, <em>UMKE-ATİK (Afetlerde Tıbbi İyileştirme ve Kurtarma) ekiplerini</em> önermiştim. 10 yıl sonra çok büyük yıkıma yol açan Kahramanmaraş depreminde de benzer zorluklar oluşunca UMKE – ATAK ekiplerinin oluşturulmasına karar verildi. Bu ekipler beklenen İstanbul depreminde Acil Tıpçıların da yer alması gereken ekiplerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok sıkıntı çekilen konulardan biri de GSM operatörlerinin baz istasyonlarının yıkılan binalarla birlikte devre dışı kalması sonucu mobil haberleşmenin günlerce sağlanamaması olmuştur. İstanbul’da da günümüzde baz istasyonları çoğunlukla deprem direnci sorgulanması gereken eski yapıların üzerinde yer almaktadır. Yakın zaman da ülke genelinde olduğu gibi İstanbul’da da merkezi tek numaradan acil çağrı sistemi hizmeti veren ve başta deprem olmak üzere afetlerde kritik önem sahip 112’ye erişim için baz istasyonlarının mutlak sağlam yapılar üzerine alınması gerekmektedir. Gerek UMKE bünyesinde görev alacak Acil Tıpçılar gerekse de sismik güvenliği sağlanmış Şehir hastaneleri, Üniversite hastaneleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri gibi kurum ve kuruluşlardaki afet ekipleri için; 112, AFAD, TRAC (Telsiz-Radyo Amatörleri Cemiyeti) ile beklenen İstanbul depremi için, kapalı ortak frekans belirlenmesi, GSM Şebekesinin çok büyük olasılıkla devre dışı kalacağı afeti izleyen süreçte yaşamsal önem arz eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MTA tarafından yakın zamanda 2023 Şubat ayında güncellenen yeni Türkiye Diri Fay haritasına göre İstanbul ile aynı fay hatları üzerinde olmayan Karadeniz’e kıyısı bulunan yerleşimler afet grup destek iller seçilmelidir.<sup>1 </sup>Deniz yolu ile kara yollarını bypass ederek katamaran feribotlarla oldukça hızlı destek alınabilir (Depremde karayollarının hasarlanma olasılığı yüksektir ve yoğun araç akışına uğrayacaktır).</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="605" height="344" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image.png" alt="" class="wp-image-1554" style="width:778px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image.png 605w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-300x171.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-100x57.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-585x333.png 585w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul’un 2022’de revize edilen Türkiye Afet Müdahale Planındaki (TAMP)<sup>3 </sup>destek illerin çoğu aynı diri fay hatlarına yakındır ve bu destek il seçimi planının yeniden gözden geçirilmesi şarttır. Örnek vermek gerekirse göçük, deprem gibi afetlerde dar alan kurtarmasında, tahkimat yapmakta çok usta ve yetkin olan taş kömürü ocağı çalışanlarının yoğun yaşadığı ve KAF’dan farklı faylara yakın olan, bugüne kadar İstanbul’u etkileyen depremlerden etkilenmeyen sahil şeridindeki Batı Karadeniz illerinden katamaran gemilerle süratle deniz yoluyla intikal edebilecek ekiplerden destek alınabilir.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-4fc3f8e1 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-4fc3f8e1 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="560" height="317" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-1.png" alt="" class="wp-image-1555" style="width:779px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-1.png 560w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-1-300x170.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-1-100x57.png 100w" sizes="(max-width: 560px) 100vw, 560px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-4fc3f8e1 wp-block-group-is-layout-flex">
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Magnitüd 7.4 ve üzeri Bir Depremin Gece Olması Durumunda İstanbul’un Risk Durumu:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>(Kaynak: İBB – JICA ortak çalışmaları)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>70 – 90 bin ölü, 130 bin ağır yaralı, 400 bin hafif yaralı</li>



<li>2 bin noktada su kaçağı, 30 bin noktada doğalgaz kaçağı, 140 milyon ton enkaz</li>



<li>2 milyon kişi için kurtarma operasyonu</li>



<li>Hastanelerin %85’inde ciddi hasar</li>



<li>İletişim hatlarında kesilme, enerji nakil hatlarında hasar</li>



<li>1 Milyon evsiz aile</li>



<li>Rafineri ve dolum tesislerinde yangın</li>



<li>100 milyar USD dolayında maddi kayıp</li>
</ul>
</div>
</blockquote>
</div>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-4fc3f8e1 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="304" height="304" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-4.png" alt="" class="wp-image-1558" style="width:421px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-4.png 304w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-4-300x300.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-4-150x150.png 150w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-4-100x100.png 100w" sizes="(max-width: 304px) 100vw, 304px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="298" height="309" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-5.png" alt="" class="wp-image-1559" style="width:398px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-5.png 298w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-5-289x300.png 289w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-5-96x100.png 96w" sizes="(max-width: 298px) 100vw, 298px" /></figure>
</div>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="603" height="837" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/tamp.png" alt="" class="wp-image-1561" style="width:660px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/tamp.png 603w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/tamp-216x300.png 216w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/tamp-72x100.png 72w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/tamp-585x812.png 585w" sizes="(max-width: 603px) 100vw, 603px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-4fc3f8e1 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading">Sonuç:</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Depremlerde en az zarar görme sağlam zeminde sağlam binada yaşamaya çalışmakla mümkün olmakla beraber; kısa vadede beklenen İstanbul depremine hazırlıkta sağlıkçılar olarak yapabileceklerimizi aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-4fc3f8e1 wp-block-group-is-layout-flex">
<p class="wp-block-paragraph">Acil Tıpçıların bizzat yapabilecekleri ya da içine bulundukları sağlık kuruluşunun sistemini harekete geçirmeleri için bazı öneriler;</p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow" style="flex-basis:100%">
<ol start="1" style="list-style-type:upper-alpha" class="wp-block-list">
<li>Afet Tıbbını öğrenmeli ve en azından UMKE – ATAK bünyesindeki eğitimlere katılarak temel Arama/Kurtarma bilgi ve becerisine de sahip olmalıdırlar.</li>



<li>Deprem anında çalıştığı hastaneye ulaşamayacağını varsayarak en yakınındaki sağlık kuruluşunu da tanımalı, kapasite ve imkânlarını öğrenmelidir.</li>



<li>HAP (Hastane Afet Planları) İstanbul’daki tüm hastaneler için güncellenerek büyük bir depreme karşı gözden geçirilmelidir.</li>



<li>AFAD, UMKE, 112, TRAC gibi deprem başta olmak üzere afetlere yönelik yapılanması olan kurum ve kuruluşlarla afet anında ortak telsiz frekansları belirlenmeli, özel afet röleleri oluşturulmalıdır.</li>



<li>İşletmesi ucuz olsun diye deprem direnci düşük binaların tepelerine konuşlandırılan GSM baz istasyonlarının sağlam yerlere alınması için müracaat edilmelidir.</li>



<li>Deprem kış koşullarında da olabilir. Depremzedelere yardım ederken açık alanda barınmada kullanacağınız uyku, yemek, tuvalet ihtiyaçları içinde kendinize ait 2 – 3 kişilik kamp çadırı, en az -10 konfor derecesine sahip uyku tulumu, alta sermek için mat, portatif wc (wc mahremiyeti için duş çadırı), kafa feneri, su matarası gibi basit malzemeleri araba ya da sağlam bir mekanda hazır bulundurmakta yarar var.</li>



<li>Acil Tıp Uzmanları depremlerde çok önemli olan Sedo-Analjezi konusunda rutin eğitim ve uygulamalarının bir parçası olarak oldukça yetkindirler. Acil Tıp Uzmanları aynı zamanda Periferik Sinir Blokları, sahada cep telefonu – tablet benzeri cihazlarla FAST USG gibi uygulamaları da iyi öğrenmelidirler.</li>



<li>Şehir hastaneleri ve Üniversite hastaneleri başta olmak üzere büyük sağlık kuruluşlarının çok sayıda yaralının getirilmesine olanak sağlayan gece görüş sistemi olan çift palli ve büyük helikopterlerin inişine imkan sağlayan uygun aydınlatmalı, çevresinde yükselti olmayan büyük heliportlara sahip olması sağlanmalıdır.</li>



<li>Bir deniz kenti olan İstanbul’da beklenen deprem sonrası yine eski dinginliğine dönecek deniz üzerinden hasta nakli için başta denize kıyısı olan hastaneler olmak üzere yola yakın hastane erişimleri için sahillere yanaşma iskeleleri yapılmalı. Yerel yönetim bünyesindeki deniz taksisi, katamaran deniz araçlarında gereğinde sedye sabitlenecek aparatlar bulundurulmalı.</li>



<li>Depremlerde baş-boyun travmaları ve solid organ yaralanmalarından sonra en çok can kaybına yol açan Crush Sendromunun sağaltımında altın standart olan erken dönem intermittant hemodiyaliz için diyaliz merkezleri arasında, gerek yetişmiş diyaliz hemşiresi gerek cihaz kapasitesi açısından bir görev gücü ve network oluşturulmalıdır.</li>
</ol>
</div>
</div>
</div>
</div>



<ol class="wp-block-list"></ol>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-4fc3f8e1 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-4fc3f8e1 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading">Kaynaklar</h2>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-4fc3f8e1 wp-block-group-is-layout-flex">
<p class="wp-block-paragraph">1- <a href="https://www.mta.gov.tr/">https://www.mta.gov.tr/</a>&nbsp;&nbsp; MTA Türkiye Güncel Fay Haritaları</p>



<p class="wp-block-paragraph">2- <a href="http://www.undrr.org/our-impact/campaigns/no-natural-disasters">http://www.undrr.org/our-impact/campaigns/no-natural-disasters</a>&nbsp; UNDRR</p>



<p class="wp-block-paragraph">3- <a href="https://www.afad.gov.tr/turkiye-afet-mudahale-plani">https://www.afad.gov.tr/turkiye-afet-mudahale-plani</a>&nbsp; AFAD</p>
</div>
</div>
</div>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/kutlama-ve-anma/beklenen-istanbul-depremi-ve-acil-tip/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak Acilleri</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/genel/sicak-acilleri/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/genel/sicak-acilleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet AKÇİMEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2022 03:30:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[acil tıp]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak acilleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=583</guid>

					<description><![CDATA[Şu sıcak yaz günlerinde, ülkemizde yazın en sıcak yaşandığı yerlerden biri olan Antalya’da bu yazıyı yazmak ironik bir durum. Küresel ısınma günümüzün&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şu sıcak yaz günlerinde, ülkemizde yazın en sıcak yaşandığı yerlerden biri olan Antalya’da bu yazıyı yazmak ironik bir durum.</p>
<p>Küresel ısınma günümüzün belki de üzerinde durulması gereken en önemli konularından birisi. Maalesef bu durumu insanoğlu kendi elleriyle oluşturdu ve devam ediyor. Öyle ki; Dünya Doğa Koruma Vakfı (WWF) 5. değerlendirme raporuna göre “1951 &#8211; 2010 dönemindeki küresel ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artış, kesin olarak (%95 &#8211; %100 ihtimalle) insan etkinliklerinden kaynaklandı” denmekte. Yine bu rapora göre, “küresel ortalama yüzey (kara ve okyanus) sıcaklığı verileri, 1901-2012 döneminde yaklaşık 0,9<sup>0</sup>C’lık bir artış göstermiştir. Bu dönem boyunca yerkürenin hemen hemen tüm yüzeyi ısınmıştır. Geçen 30 yıl, küresel ölçekte 1850’den beri kaydedilen en sıcak ardışık 30 yıl, 21’nci yüzyılın ilk 10 yılıysa en sıcak 10 yıldır.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-588" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/3496530daa7ac4decb384a6f0bd5e156.jpg" alt="" width="658" height="409" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/3496530daa7ac4decb384a6f0bd5e156.jpg 1127w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/3496530daa7ac4decb384a6f0bd5e156-300x186.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/3496530daa7ac4decb384a6f0bd5e156-1024x636.jpg 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/3496530daa7ac4decb384a6f0bd5e156-768x477.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/3496530daa7ac4decb384a6f0bd5e156-1014x630.jpg 1014w" sizes="(max-width: 658px) 100vw, 658px" /></p>
<p>Kaynak: https://climate.nasa.gov/effects/</p>
<p>Küresel ısınmanın etkilerinin gün geçtikçe arttığı günümüzde sıcak acilleri daha sık karşılaştığımız bir acil olarak karşımıza çıkmakta. Sadece Temmuz 2022 ilk haftası itibariyle Avrupa genelinde bir haftada 1800’e yakın sıcağa bağlı ölüm gerçekleştiği bildirildi. Yani artık küresel iklim krizini yaşamaya başladık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-587" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/c9623581552f65de67772a0d3749c724.jpg" alt="" width="745" height="373" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/c9623581552f65de67772a0d3749c724.jpg 625w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/c9623581552f65de67772a0d3749c724-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 745px) 100vw, 745px" /></p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.cnnturk.com/turkiye/meteoroloji-uyardi-istanbul-100-yilin-en-sicak-gunlerini-yasayacak">https://www.cnnturk.com/turkiye/meteoroloji-uyardi-istanbul-100-yilin-en-sicak-gunlerini-yasayacak</a></p>
<p>Neden sıcaktan bu kadar çok etkileniyoruz? Bunu anlamak için vücudumuzun ısı düzenleme sistemine bir bakalım. Normal sıcaklık aralıklarında derin dokularımızın ısısı ±0,6<sup>0</sup>C değişimlerle sabittir (oral ısı 36,6<sup>0</sup>C – 37,2<sup>0</sup>C). Bu dengeyi sağlayan termostatımız anterior hipotalamustur. Isı vücudumuzda hücresel metabolizma ve kasların mekanik çalışmasıyla elde edilir. Çevresel ısı değişimleri hipotalamus tarafından takip edilir ve artış durumunda ısı kaybı mekanizmaları devreye sokulur.</p>
<p>Isı 4 temel mekanizmayla düzenlenmeye çalışılır. Birincisi radyasyondur (ışıma) ve toplam ısının %60’ı bu yolla kaybedilebilir. Ancak ortam sıcaklığı 35<sup>0</sup>C’nin üzerine çıktığında ışıma durur. İkincisi buharlaşmadır. Toplam ısının %22 kadarı bu yolla kaybedilebilir. Sıcak havalarda vücudun ısı kaybı için kullandığı birincil yöntem budur. Ancak bağıl nem arttıkça buharlaşma da azaldığı için bu mekanizma nemli sıcak havalarda işlemez hale gelir. Üçüncü mekanizma konveksiyondur, ısının yaklaşık %15’i bu mekanizmayla uzaklaştırılır. Bu rüzgarlı havalarda ısı kaybına yardımcı olur, ancak rüzgar hızı ve ortam sıcaklık-nem durumuna bağımlıdır. Son mekanizma ise kondüksiyondur. Ortamdaki cisimlere doğrudan temas yoluyla ısı aktarımıdır. Yine ortam sıcaklığı yüksek olduğunda işlevsiz hale gelir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-586" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/a53874eb647a7bc57873e8baaaf6c677.jpg" alt="" width="960" height="720" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/a53874eb647a7bc57873e8baaaf6c677.jpg 960w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/a53874eb647a7bc57873e8baaaf6c677-300x225.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/a53874eb647a7bc57873e8baaaf6c677-768x576.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/a53874eb647a7bc57873e8baaaf6c677-840x630.jpg 840w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<p>Kaynak:https://hastane.ksu.edu.tr/depo/belgeler/YA%C5%9EAM%20BULGULARI_1711171152482372.pdf</p>
<p>Ortamdaki ısı arttığında hipotalamus iki mekanizmayla ısıyı sabit tutmaya çalışır. Birincisi deride vazodilatasyon ve neticesinde kalp hızında artma, ikincisi ter bezlerini aktive ederek terleme ve vücut yüzeyinden buharlaşma ile ısı kaybı (terle birlikte elektrolit kaybı da olur).</p>
<p>Mekanizmaların işe yaramadığı ya da çalışmadığı durumlarda sıcaktan etkilenme başlar.</p>
<p><strong>Klinik</strong></p>
<p><strong>Sıcak ödemi:</strong> Ciltte oluşan vazodilatasyona bağlı görülür. Semptomatik yaklaşım yeterlidir.</p>
<p><strong>Sıcak döküntüsü(isilik):</strong> Kaşıntılı, eritemli, makülopapüller döküntülerdir. Ter bezlerinin tıkanması sonucu görülür. Tedavide ılık duş önerilir.</p>
<p><strong>Kramp:</strong> Terlemeye bağlı elektrolit bozukluğu nedeniyle iskelet kaslarında gözlenebilir.</p>
<p><strong>Sıcak bitkinliği:</strong> Ciltteki vazodilatasyon ve kan akımının artmasına bağlı olarak beyne yeterince kan gitmemesi ve sonucunda gelişen halsizlik, güçsüzlük, baş dönmesi, bulantı, baş ağrısı gibi semptomlar. Vücut soğutulmazsa sıcak çarpmasına ilerleyebilir.</p>
<p><strong>Sıcak senkobu:</strong> Beynin kan akımının daha da azalması ve senkop gelişmesi. Hasta soğutulmalıdır.</p>
<p><strong>Sıcak çarpması:</strong> Sıcak bitkinliği bulgularına ek olarak hastalar terlemez, bilinç değişikliği gözlenir ve vücut sıcaklığı 40<sup>0</sup>C üzerindedir. Hastalarda sıcak kırmızı cilt gözlenir. Taşikardi, hipotansiyon, hiperventilasyon olur. Koagülasyon bozuklukları sıktır. Bilinç düzeyleri hafif konfüzyondan dirençli nöbetlere kadar değişebilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-585" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/4f569d53bdf994e351cc63f9823d5827.jpg" alt="" width="810" height="434" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/4f569d53bdf994e351cc63f9823d5827.jpg 810w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/4f569d53bdf994e351cc63f9823d5827-300x161.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/4f569d53bdf994e351cc63f9823d5827-768x411.jpg 768w" sizes="(max-width: 810px) 100vw, 810px" /></p>
<p>Kaynak: https://www.geauxcrossfit.com/wods/heat-exhaustion-or-heat-stroke-know-the-difference</p>
<p>Aşırı sıcağa maruz kalan herkeste bu klinikler gözlemlenebilir. Ancak bazı risk gruplarında kliniğin ortaya çıkması daha kolaydır. Risk grubundakiler:</p>
<ul>
<li>4 yaş altı ve 75 yaş üstü kişiler</li>
<li>Kronik alkol kullananlar</li>
<li>Obezite</li>
<li>Soğutma yapmadan aşırı egzersiz yapanlar</li>
<li>Hipertiroidi</li>
<li>Feokromasitoma</li>
<li>Bazı konjenital hastalıklar</li>
<li>Ter bezi yokluğu</li>
<li>Skleroderma</li>
<li>Bazı kronik hastalıklara bağlı ilaç kullanımı</li>
<li>Antipsikotik ilaçlar</li>
<li>Antikolinerjik ilaçlar</li>
<li>Parkinson ilaçlar</li>
<li>Beta bloker ilaçlar</li>
<li>Ca kanal blokeri ilaçlar</li>
<li>Vazodilatörler</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tedavi </strong></p>
<p>Etkilenen kişinin sıcağa maruz kaldığını ve buna bağlı kliniğinin olduğunu düşünüyorsak ilk yapılacak iş sıcak maruziyetini kesip hastayı soğutmak olmalıdır. Giysileri çıkartılır, mümkünse hasta ıslatılıp fanlarla hızlı bir şekilde soğutulması sağlanabilir. Sıvı alımına erken dönemde başlamak iyidir ancak hastanın bilinci yerinde değilse aspirasyon riski açısından dikkat edilmelidir.</p>
<p>Bu hastalarda antipiretik vermenin herhangi bir yararı yoktur.</p>
<p>Çocuklarda ve egzersize bağlı sıcak çarpması olan kişilerde buzlu suya daldırma da hızlı ısı düşüşü açısından değerlendirilebilir.</p>
<p>Hastalar acil servise geldikten sonra ilk olarak ABC değerlendirilir, monitörize edilir ve sıcaklık takibi yapılır. Sıcaklık takibi için ideal olan rektal ya da özefagial ölçümdür. Hastaların aksilla, kasık, boyun gibi bölgelerine soğuk kompres yapılması işe yarayabilir ancak bu hastaları ajite edebilir, titremelerine neden olabilir. Bu durumda IV benzodiazapin verilebilir. Soğutma için soğuk IV salin verilebilir ancak soğuk gastrik lavaj önerilmemekte.</p>
<p>Özetleyecek olursak:</p>
<ul>
<li>Küresel ısınma ve etkileri tüm hızıyla görülmeye başlandı. Özellikle son iki yıldır yazları bunu daha iyi anlayabiliyoruz.</li>
<li>Sıcağa bağlı oluşan durumları ortaya çıkarmak zor. İyi bir anamnez ve gözlem hayat kurtarıcı.</li>
<li>Meteorolojinin sıcaklık uyarılarını özellikle risk grubundakilerinin dikkate alması önemli.</li>
<li>Sıcak çarpması diyebilmek için sıcak maruziyeti, bilinç değişikliği ve ölçülen vücut sıcaklığının 40<sup>0</sup>C üzerinde olması gerek.</li>
<li>Tedavide öncelik hızlı ve efektif periferik soğutma.</li>
<li>Antipiretiklerin tedavide yeri yok. Hastanın kliniğine göre benzodiyazepinler verilebilir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynaklar:</p>
<ol>
<li>FG. Gaudio, CK Grissom, Cooling Methods in Heat Stroke, Clinical Review, 2016; 50:4, 607–616</li>
<li>WWF 5. Değerlendirme Raporu</li>
<li>Tintinalli&#8217;s Emergency Medicine, <em><strong>A Comprehensive Study Guide,</strong></em><strong> 9th edition</strong>, Judith E. Tintinalli, et. al. ISBN: 1260019934</li>
<li>https://www.tatd.org.tr/files/files/TATD-heatrelatedillnesses-policy.pdf</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/genel/sicak-acilleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet Tıbbı Yan Dal mı Doktora mı?</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/akademik-blog-yazisi/afet-tibbi-yan-dal-mi-doktora-mi/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/akademik-blog-yazisi/afet-tibbi-yan-dal-mi-doktora-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Dursun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Feb 2022 03:30:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[TATDakademik]]></category>
		<category><![CDATA[acil tıp]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[yan dal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=471</guid>

					<description><![CDATA[Afet tıbbının ülkemizde hem daha bilimsel hem de daha kapsayıcı olması açısından bir uzmanlık alanı, yani yan dal, olması için acil uzmanları olarak çaba sarf etmek zorundayız. Amerikan modeli gönlümüzden geçen modeldir. Türkiye Acil Tıp Derneği (TATD) başta olmak üzere diğer acil dernekler ininde bu konuda girişimlerinin olduğunu bilmekteyiz. Bu safhada bir yan dal kurulması durumunda diğer ana bilim dallarının dışlanması açısından en iyi sonuç olmayabilir. Ülkemiz koşullarında afet tıbbı önemli bir gereksinimdir. Acil tıbba bağlı veya değil, yan dal veya ayrı bir branş olarak Afet Tıbbına ihtiyaç olduğu ortadadır. Ülke olarak birçok bilim dalını entegre edebilecek ve gerektiğinde bütün birimler arasında (arama-kurtarma, eğitim vb.) koordinasyonu sağlayacak bir afet tıbbına ihtiyacımız vardır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Afet tıbbı</u></strong>; Afet tıbbı, afet öncesi hazırlık ve planlama, afet sırasında müdahale ve yanıt ile afet sonrası yeniden iyileşme sürecinden oluşan afet yaşam döngüsü boyunca tıbbı olarak liderlik yapan ve afet mağdurlarına sağlık hizmeti sağlayan tıbbi uzmanlık alanıdır. Dünya çapında <strong><u>Acil Tıp</u></strong>, afet tıbbını sırtında taşıyan bir ana bilim dalıdır. Türkiye, coğrafyası dolayısıyla hem doğal afetlerin hem de savaş, göç ve terör sonucu meydana gelen tıbbi sorunların oldukça sık ve yüklü olduğu bir ülkedir.</p>
<p>Yabancı kaynaklarda;  Nuh’un ilk felaket yöneticisi olduğunu belirtmiştir. Potansiyel bir felaketin bilgisini aldıktan sonra bir gemi inşa ederek ve kitlesel bir göçü örgütleyerek tufanın etkilerini azaltmak için plan yapmıştı. Gıda, su, barınak, tıbbi bakım, atık imha ve tüm tahliye edilenlerin diğer ihtiyaçlarını planlamak zorunda kalmıştır.</p>
<p>Dünya da güncel Tokyo metrosunda sârin gazı saldırısı, Amerika da ikiz kulelere yapılan saldırılar başta olmak üzere hemen hemen her gün meydana gelen deprem sel volkanik patlamalar ile sınanmakta Afet tıbbının ve afetlere hazırlıklı olmanın önemi anlaşılmaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-475" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/11c68b9351fea88280d86294877eddaf.jpg" alt="" width="864" height="486" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/11c68b9351fea88280d86294877eddaf.jpg 864w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/11c68b9351fea88280d86294877eddaf-300x169.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/11c68b9351fea88280d86294877eddaf-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 864px) 100vw, 864px" /></p>
<p>Resim 1. 2020 yılından afet görüntüleri ( https://www.aa.com.tr/tr/dunya/2020de-dunya-dogal-afetlerle-sarsildi/2089949 )</p>
<p>Afetler konusunda ne kadar hazırlıksız yakalandığımızı, ne yazık ki, 1999 yılında yaşadığımız ve yaklaşık 17 bin insanımızı kaybettiğimiz Marmara depremi ile öğrendik. Bu acının hem maddi hem de manevi toparlanması çok uzun yıllarımızı aldı. Bundan sonraki süreçte alınan önlemlerin başında, 2009 yılında Sağlık Afet Koordinasyon Merkezi (<strong>SAKOM</strong>) ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (<strong>AFAD</strong>) resmi yollardan kurulması oldu. Yapılan iyileştirme ve planlamalara rağmen halen afet konusunda yeterli bir konumda maalesef değiliz. En son yaşadığımız 2011 Van depremi ve 2020 yılında yaşanan Elazığ ve İzmir depremlerinde, 99 yılına göre çok daha hızlı müdahale edildiğini gördük, kaynaklarımız daha fazlaydı ve birçok grup depreme eş zamanlı hazırlandı veya müdahale etti. Buna rağmen görev alan ekipler arasında koordinasyonun yetersiz olması, lokal kaynaklara ulaşım problemi ve triaj uygulamasında aksaklıklar yine karşılaşılan sorunlar oldu.</p>
<p>Afetlerde en çok görev alan sağlık ekipleri, sıklıkla acil ve kritik bakım sağlayan gruplardan oluşmaktadır. Acil tıp hekimlerinin ise hem acil servis gibi savaş benzeri koşullarda çalıştığı hem de triaj uygulamasını rutin olarak yaptığı için, Amerikan Acil Tıp Doktorları Birliği (ACEP) tarafından afetlerde aktif rol oynaması önerilmektedir. Ülkemizde bu konuda ilerlemek isteyen kişiler için doktora (Phd) yapmak dışında başka bir seçenek bulunmamaktadır.</p>
<p>Dünyada ise, afet tıbbının uzmanlık olarak ortaya çıkması 1980’li yıllarda meydana gelmiştir. Acil tıp, halk sağlığı, afet yönetimi ve hastane öncesi acil tıp gibi farklı disiplinlerin ilkelerini birleştirmeyi amaçlamıştır. Dünya da afet tıbbı eğitimi veren üniversitede doktora ve yüksek lisans programları Amerika’da en fazla iken afetlere en sık maruz kalan Asya ülkelerde ise afet tıbbı eğitimi en azdır. Amerika’da Acil tıp uzmanlarının liderlik ettiği uzmanlık sonrası 1 ile 3 yıl arasında süren yan dal eğitimi olarak verilmektedir. ACEP’e göre 17 acil tıp programı afet tıbbı yan dal eğitimi vermektedir. Bu programlarda 1 yıl afet tıbbı eğitimi, 2 yıllık programlarda hastane öncesi acil sağlık hizmetleri (<strong>EMS</strong>) eğitimi beraber verilmektedir. Bununla birlikte 3 yılık programlar ise Halk sağlığı yüksek lisansı(<strong>MPH</strong>) eklenerek alınabilmektedir. Tüm bu programlara katılmak için Amerikan Acil Tıp Yeterlilik(<strong>ABEM</strong>) almış olmak gerekmektedir. Acil Tıp Uzmanları dışında da afet tıbbı doktora ve eğitim programları mevcuttur. Onlarda da yeterlilik almak için belli bri eğitim müfredatından geçmek gerekmektedir. Avrupa ve Türkiye’nin de içinde olduğu birçok üniversitede doktora veya yüksek lisans olarak Afet Tıbbı eğitimi veren kurum bulunmaktadır. Avrupa ülkelerinde verilen eğitim European Master Program in Disaster Medicine (<strong>EMDM</strong>) müfredatlarına online erişim ile de ulaşılabilmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-476" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/7bd9b4df925f5c3351ca140d8590f297.png" alt="" width="1582" height="758" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/7bd9b4df925f5c3351ca140d8590f297.png 1582w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/7bd9b4df925f5c3351ca140d8590f297-300x144.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/7bd9b4df925f5c3351ca140d8590f297-1024x491.png 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/7bd9b4df925f5c3351ca140d8590f297-768x368.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/7bd9b4df925f5c3351ca140d8590f297-1536x736.png 1536w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/7bd9b4df925f5c3351ca140d8590f297-1200x575.png 1200w" sizes="(max-width: 1582px) 100vw, 1582px" /></p>
<p>Resim 2. European Master Program in Disaster Medicine (<strong>EMDM</strong>) internet sitesi  ( https://www.vub.be/en/study/disaster-medicine#about )</p>
<p>Son olarak, afet tıbbının ülkemizde hem daha bilimsel hem de daha kapsayıcı olması açısından bir uzmanlık alanı, yani yan dal, olması için acil uzmanları olarak çaba sarf etmek zorundayız. Amerikan modeli gönlümüzden geçen modeldir. Türkiye Acil Tıp Derneği (TATD) başta olmak üzere diğer acil dernekler ininde bu konuda girişimlerinin olduğunu bilmekteyiz. Bu safhada bir yan dal kurulması durumunda diğer ana bilim dallarının dışlanması açısından en iyi sonuç olmayabilir. Ülkemiz koşullarında afet tıbbı önemli bir gereksinimdir. Acil tıbba bağlı veya değil, yan dal veya ayrı bir branş olarak Afet Tıbbına ihtiyaç olduğu ortadadır. Ülke olarak birçok bilim dalını entegre edebilecek ve gerektiğinde bütün birimler arasında (arama-kurtarma, eğitim vb.) koordinasyonu sağlayacak bir afet tıbbına ihtiyacımız vardır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-473" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/fbb5481d3b9ce8e6e23679dd19082e72.png" alt="" width="1000" height="1000" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/fbb5481d3b9ce8e6e23679dd19082e72.png 1000w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/fbb5481d3b9ce8e6e23679dd19082e72-300x300.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/fbb5481d3b9ce8e6e23679dd19082e72-150x150.png 150w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/fbb5481d3b9ce8e6e23679dd19082e72-768x768.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/02/fbb5481d3b9ce8e6e23679dd19082e72-630x630.png 630w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<p>Resim 3. Türkiye Acil Tıp Derneği Afet Komisyonu tarafından hazırlanan &#8220;Afet Yönetimi ve Tıbbi Uygulamalar Temel Başvuru Kitabı&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynaklar</p>
<ol>
<li>Afet Yönetimi ve Tıbbi Uygulamalar Temel Başvuru Kitabı</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/akademik-blog-yazisi/afet-tibbi-yan-dal-mi-doktora-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
