Afet Komisyonu https://tatd.org.tr/afet TATD Tue, 26 Apr 2022 08:36:24 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.9.3 Afet Triyajı https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afet-triyaji/ https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afet-triyaji/#respond Sun, 01 May 2022 03:30:37 +0000 https://tatd.org.tr/afet/?p=531

‘’Tren ton balığı konservesi gibi kesilerek açıldı. İlk önce kimi tedavi edeceğimizi bilmiyorduk. Çok fazla kan vardı, çok fazla kan…’’

Madrid merkezindeki Atocha istasyonunda görevli ambulans şoförü Enrique Sanchez 2004 yılında, Avrupa’nın en kanlı saldırılarından biri olan, 190 kişinin ölümüne ve 1.247 kişinin yaralanmasına neden olan Madrid eşzamanlı bomba patlamaları sonrası bu sözleri söylemiştir.

  • İlk önce kimi kurtarmalıyız? En ağır yaralıları mı, en genç olanları mı? İnsanlık için faydalı olabilecek birinin, ünlü bir sanatçının, çok zengin bir iş adamının hayatı diğer insanlardan kıymetli midir? Afetlerde mevcut kaynaklarımız yeterli olsaydı, sistemin gücünü aşan kaos haline yanıt verebilecek koordinasyon yeteneğimiz olsaydı, bu rahatsız edici soruları düşünmemize gerek kalmazdı.

“Seçmek” anlamına gelen Fransızca “trier” fiilinden köken alan triyaj terimi, ilk olarak on beşinci yüzyıl İngiltere ve Fransa pazarlarında malların kalite ve fiyata göre gruplandırılmasına gönderme yapmak için kullanılmıştır. Triyajın fiil formu olan Fransızca ‘’trier’’ kelimesi, on ikinci yüzyıla dayanan Gallo- Romance kökenli ‘’triare’’ kelimesi kökenlidir. Üçe bölmek, kategorilere ayırmak, inceltmek, önseçim, seçim anlamlarını da barındırır. Afet triyajının kökleri, on sekizinci yüzyıl askeri yaralı bakımına kadar uzanır. Tarihi belgeler incelendiğinde, ilk triyaj türünün 1797 ile 1801 yılları arasında Napolyon’ un ordusunda geliştirildiği düşünülmüştür. Bu triyaj yöntemi ile öncelik, savaş alanında tekrar savaşabilecek hasta ve yaralı askerlerin tedavisine verilmiştir. Böylece tedavide, modern tıpta olduğu gibi, hayatın kurtarılması amacına değil, askeri bakış açısına öncelik verilmiştir.

1846’da İngiliz donanma doktoru John Wilson, ilk olarak, hafif veya ölümcül yaralanmaları olan yaralılar için tedavinin ertelenmesini önermiş, böylece tedaviden en çok yarar sağlayacak olan ağır yaralılara tedavi sağlanabilmiştir. İkinci Dünya Savaşında yaralanmadan kesin bakıma kadar geçen ortalama süre 12 ile 18 saatti. Vietnam Savaşı ile, geliştirilmiş triyaj ve hava ambulansı kullanımı bu süreyi iki saatten daha az bir süreye indirmiştir.

Günümüze gelecek olursak Pandemi döneminde triyaj, hastanelerde enfeksiyon kontrolü işlevi üstlenmiştir. Ateş, solunum yolu enfeksiyonu bulguları, hasta ile temas öyküsü gibi parametreler tüm Dünyada triyaj için kullanılmıştır. Covid 19 pozitif hastaların, diğer hastalar ile aynı fiziki alanlar içinde bulunmamasını sağlamak için triyaj yapılmıştır. Bu süreçte hangi hastalara, öncelikli mekanik ventilatör desteği verileceği ile ilgili zor kararlar da verilmiştir.

Bu yazıda çoklu yaralanmalarda hastane öncesi triyajdan bahsedeceğiz. Birkaç yaralı varlığında etkilenen hastaların bakımı için standart bir plana gerek duyulmayabilir. Ancak kitlesel kayıplar, mevcut kaynakları ve personeli tüketir. Ciddi ve öngörülemez oldukları için, yanıt basitçe daha fazla personel, ekipman ve kaynağın seferber edilmesi değildir. Hangi hastalara öncelik vermemiz gerektiği, hangi hastaları bekletmemizin zararlı olmayacağı ve hangi hastaların tedaviden fayda görmeyeceğini belirlememiz gerekir.

Genel olarak kabul edilmiş dört standart triyaj kategorisi vardır. Birincisi; hipotansiyon, hava yolu sorunu, aktif dış kanama, açık göğüs yaraları ve  yanıklar gibi acil tedavi gerektiren yaralılar, ikincisi; açık ekstremite kırıkları, ekstremite vasküler yaralanmaları ve yumuşak doku yaraları gibi tedavi gerektiren ancak gecikmenin kabul edilebilir olduğu yaralanmalar üçüncüsü; tedavi gerektirmeyen minimal yaralanmalar, yürüyen yaralılar, dördüncüsü ise çok ağır olan, zaman ve kaynak gerektiren, kurtarılabilir diğer kurbanları tehlikeye atmadan bakım sağlamanın mümkün olmadığı , beyin ekstrüzyonu, kardiak arrest, geniş ve derin yanıklardır. Bu kategori normal travma yönetimine göre kitlesel kayıp yönetiminde gerekli olan temel yaklaşım değişikliğini temsil eder. Bir topluluğun tedavisi, bireylerin tedavisinin yerini almalıdır. Bu, sağlık hizmetlerinin sunulması konusundaki eğitimimize yabancı bir kavram olsa bile, hayatta kalanlardan bazılarının tedavi edilmemesi gerekliliğini zorunlu kılmaktadır. Bu kategoriyi hangi özellikte hastaların oluşturduğuna ilişkin karar, kazazedelerin sayısına, yaralanma türüne ve mevcut kaynaklara göre planlanmalıdır.

Kitlesel kazazede durumlarının yönetimi, afet mahallinde saha triyajı ile başlar. Terör saldırıları ve doğal afetlerden kazanılan deneyimler, iletişim sistemleri eksikliği ve yetki sınırlarının net olmamasının, etkili triyajın önündeki önemli engeller olduğunu göstermiştir. Triyaj sorumlusu tarafından yapılan ilk değerlendirme, yaşamı tehdit eden yaralanmalar için acil bakıma ihtiyacı olanları, daha az kritik yaralanmaları olan hastaları ve açıkça kurtarılamaz olan mağdurların tespitini içermelidir. Bu noktada tıbbi bakım, “asgari kabul edilebilir bakım” veya basit ilk yardım olarak adlandırılabilir.

 

ŞEKİL 1 MODİFİYE START TRİYAJ SİSTEMİ

 

Basit Triyaj ve Hızlı Tedavi (START), Dünyada çoklu yaralanmalarda en sık kullanılan triyaj sistemidir, START, fizyolojik parametreleri kullanır ve 60 saniyeden daha kısa sürede hasta değerlendirmesi yapmak ve acil tıbbi ihtiyacı olan hastaları belirlemek için tasarlanmıştır. Her hasta, yaralanmalarına bağlı olarak dört renk kategorisinden birine atanır.

START sistemi kategorileri şunlardır:

  • Acil önceliğe sahip olanlar (renk kodu kırmızı)
  • Beklemesi gereken yaralılar (renk kodu sarı)
  • En az ağır yaralanmaları olanlar (genellikle yürüyenler, yeşil renk kodlu olarak adlandırılır)
  • Prognozu çok zayıf olan ve kaynak harcamak için hiçbir gerekçe bulunmayan kayıplar (siyah renk kodu).

START, triyaj işlemi sırasında yalnızca kanama kontrolü için doğrudan bası uygulama ve temel hava yolu açma manevrası müdahalelerinin yapılmasına izin verir. Hasta koşulları değişebileceğinden, tekrar değerlendirmelerin mümkün olduğunca sık yapılması önerilir.

START kullanıcı dostu ve en çok bilinen triyaj sistemi olmasına rağmen, yaralı prognozu ile ilgili olasılık tahminlerinin olmaması, travma türleri arasında ayrım yapılamaması, nükleer, biyolojik veya kimyasal senaryolar için tasarlanmaması, kapiller dolum zamanı parametresinin soğuk ve karanlıkta uygun sonuç vermemesi bilinen olumsuzluklarıdır. START, çocukların fizyolojisi, gelişimi veya anatomisindeki farklılıkları özel olarak ele almaz. Bu nedenla Jump START geliştirilmiştir.

ŞEKİL 2 Jump START TRİYAJ SİSTEMİ

 

Çocuklar kafa travmalarına, hava yolu tıkanmalarına ve hipotermiye daha yatkındır. Yetişkinlere göre daha az kan hacmine sahiptirler, çok küçük çocuklar yürüyemeyebilir, sözlü olarak iletişim kuramayabilir ve talimatlarla iş birliği yapamayabilir. Çocuklara triyaj uygulamak, kurtarıcılar için stresli olan afet triyaj senaryosunun ötesinde duygusal zorluklara neden olabilir. Bu farklılıklar göz önünde bulundurularak, özellikle pediyatrik hastalarda kullanılmak üzere birkaç triyaj sistemi geliştirilmiştir. JumpSTART, 8 yaşından küçük çocukların triyajını yapmak için fizyolojik olarak uygun bir araç olacak şekilde tasarlanmıştır. Çocukların solunum durması olasılığının yetişkinlerden daha fazla olmasına, farklı solunum hızlarına sahip olmalarına ve küçük çocukların komutları takip edememesine bağlı olarak START sisteminde üç temel değişiklik yapılmıştır.

JumpSTART sisteminde, bir çocuğun nabzı olduğu ancak nefes almadığı belirlendiğinde, kurtarıcıya hava yolunu açarak beş kurtarma nefesi vermesi (hızlı başlangıç nefesleri denir) talimatı verilir. Kurtarma nefeslerinden sonra hala nefes almayan bir çocuk siyah olarak etiketlenirken, bu noktada solunumu olan bir çocuk kırmızı olarak etiketlenir. Çocuklar için, solunum hızının 15’in altında veya 45’in üzerinde olması, kırmızı bir etiketin atanması gerektiğini gösterir. Solunum hızı 15 ile 45 arasındaysa sarı etiket uygulanır. Çocuklarda normal solunum hızları yaşa göre değişmekle birlikte, bu basitleştirilmiş kural kafa karışıklığını en aza indirmek ve faydayı en üst düzeye çıkarmak için seçilmiştir. Mental durumu değerlendirmesi yapılırken, küçük çocuklar komutlara cevap verme yeteneğinden yoksun olabilir. Bu nedenle, JumpSTART, komutlara yanıt vermek yerine AVPU (Uyanık / Sözlü uyaranla uyanır / Ağrılı uyaranla uyanır / Yanıtsız) yöntemini kullanır.

Sieve Triyajdan türetilen Pediatrik Triyaj Tape (PTT), mevcut herhangi bir triyaj etiketleme sistemini tamamlayacak şekilde tasarlanmıştır. Çocuk yürüyorsa veya bebek uyanıksa ve tüm uzuvlarını hareket ettiriyorsa, bant gerekli değildir, hasta bekletilebilir” (yeşil) olarak etiketlenir. Bir çocuk uygun şekilde yürümüyor veya hareket etmiyorsa, bant çocuğun uzunluğunu ölçmek için Broselow Bant veya diğer uzunluk tabanlı algoritmalara benzer şekilde kullanılır. PTT beş uzunluk bloğuna bölünmüştür, her blok Sieve için yaşa uygun solunum ve kalp hızı parametreleri için modifiye edilmiş algoritmayı içerir. Böylece JumpStart için önemli bir handikap olan yaşa göre solunum sayısı farklılığının değerlendirilmemesi aşılmış olur.

ŞEKİL 3 SALT TRİYAJ SİSTEMİ

 

SALT, kitle kazalarında daha iyi bir triyaj sistemi için oluşturmak için CDC tarafından, geliştirilmiştir.  SALT sisteminde, değerlendirme ve hayat kurtarıcı müdahaleler birlikte yapılır. SALT sisteminde nabız varlığı veya süresi ya da solunum sayısına bakılmaz, komutlar daha basittir, sadece basit evet ve hayır sorularına cevap verilir. Bu süreç, hastaları basit sesli komutlara göre üç gruba ayırarak başlar. Birincisi, triyaj yapan kişinin talep ettiği alana yürüyebilen yaralılar grubunu içerir. İkinci grup sadece el ve ayaklarını hareket ettirebilen yaralılar, üçüncü grup ise herhangi bir hareketi olmayan veya hayati tehlike arz eden yaralı hastalardan oluşmaktadır. Bu üçüncü grup, bireysel değerlendirmelerin ilk grubu olacaktır. Bu tür triyajda önerilen girişimler, hava yolunun açılması, dış kanama kontrolü, bazı zehirlenmeler için antidot enjeksiyonları ve pnömotoraks için iğne torakostomisi uygulanmasıdır. Buradaki kural, bir hastanın hayat kurtarıcı girişimlere ihtiyacı varsa ve bunlar hemen sağlanabilecek ise bir an önce yapılarak bir sonraki hastaya geçilmesidir. Hastalar zaman kaybetmeden sonraki yaralı toplama noktasına, daha sonra tedavi alanına ve en sonunda servislere taşınmaya devam etmelidir.

Tüm Dünyada çok sayıda triyaj sistemi olmasına rağmen, çoğu ortak özelliklere sahiptir. Bu sistemlerin çoğu, daha az ağır yaralı hastaları hızlı bir şekilde belirlemek ve onları acil afet bölgesinden çıkarmak için bir “yürüyebilme süzgeci” kullanır. Hayatta kalması beklenmeyen hastalar genellikle “bekleyen”, “morg” veya “siyah” olarak etiketlenir. Kalan hastalar daha sonraki triyaj seviyelerine göre sınıflandırılır. Renk kodları, genellikle siyah (ölü), gri (ölümü beklenen), kırmızı (en ciddi), sarı (orta) ve yeşil (en az ciddi) olarak kullanılır.   Sistemler arasındaki farklar, hastaların her seviyeye nasıl triyaj edildiğine bağlıdır. Ek olarak, bazı sistemler hastaları daha fazla katmana bölmek için ek seviyeler, renkler veya sınıflandırmalar kullanır. Bugüne kadar, hastaların klinik sonuçları, alan yönetimi ve kaynak kullanımı açısından hiçbir sistemin diğerinden kesin olarak daha iyi olduğu gösterilmemiştir.  Hastaların ve yaralıların nasıl triyaj edilmesi gerektiği konusunda genel bir uzlaşmaya varılamamıştır. Bu nedenle farklı ülkelerin kendi koşullarına ve afet türlerine göre triyaj sistemi oluşturması doğaldır.

Tüm Dünyada beklenmeyen afetler incelendiğinde çoğu kez etkisiz triyaj uygulandığı görülecektir. Afet sonrası yürüyebilen hafif yaralıların ambulans sistemi kullanmadan genellikle en yakın hastaneye ilk ulaşan grup olması, neredeyse tüm yaralıların afet alanına en yakın hastaneye götürülmesi sık yapılan yanlışlardır. Hafif yaralıların afet alanında, triyaj görevlileri tarafından doğru yönlendirilmesi, acil bakım görmesi gereken hastaların bölgedeki tüm hastanelere dağıtılmaya çalışılması, planlanması gereken önemli konulardır.

  • Her ölçekteki ve koşuldaki afet için tek bir triyaj planı uygun değildir. Büyük afetleri takip eden acil durumların hepsinin, travma ile ilişkili olacağını varsayarsak, enfeksiyon hastalıkları, KBRN tehditlerine karşı gereken planları yapmamış oluruz.
  • Büyük afetlerde yaşanan başarısızlıklar, geçmişe dönük olarak irdelendiğinde, komuta merkezi olarak, olay yerinde uygun, güvenli yerleri seçmenin, alternatif iletişim araçları kullanmanın hem afet yönetimi hem de sağlık personeli ve arama kurtarma personelinin yaşamı için önemli olduğu görülecektir.
  • Triyajın dinamik bir süreç olduğu hastaları tekrar değerlendirmenin hataları azaltacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Kalabalık kontrolünün uygun bir şekilde yapılmamasının, yaralananların sayısını arttırabileceği, yaralılara ulaşmayı güçleştirebileceği, kaosu arttırarak sağlık personelinin çalışmasını zorlaştırabileceği unutulmamalıdır.
  • Birçok triyaj sistemi hastaları değerlendirmek için vital bulguları kullanır. Afet dışı hallerde dahi bu ölçümlerin doğruluğu subjektiftir. Vital bulguların ölçümü eğitimleri de afet öncesi değerlendirilmelidir.
  • En iyi öğretebileceğimiz, tecrübemizin olduğu triyaj sistemi ile ilgili masa başı ve saha tatbikatları yapmak afet sırasında etkili triyaj yapmamızı sağlayacaktır.

 

 

KAYNAKLAR

1.Ciottone’s Disaster Medicine Edward J. Otten, MD, FACMT, FAWM Published:February 15, 2016

2.A review of the history of the origin of triage from a disaster medicine perspective Hiroyuki Nakao,Isao Ukai,  Joji Kotani Acute Medicine and Surgery 2017; 4: 379–384

3.Afetlerde Triaj, Disasters Triage, Özüçelik DN. Afetlerde triaj. Özüçelik DN, editör. Afetlerde Acil Tıp Hizmetleri. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri; 2019. p.32-9.

4.Triage Systems in Mass Casualty Incidents and Disasters: A Review Study with A Worldwide Approach Jafar Bazyar, Mehrdad Farrokhi, Hamidreza Khankeh Macedonian Journal of Medical Sciences. 2019 Feb 15; 7(3):482-494.

5.Koenig and Schultz Disaster Medicine Comprehensive Principles and Practice Second Edition Edited by Kristi L. Koenig,Carl H. Schultz Cambridge Medicine 2016

6.START versus SALT Triage: Which is Preferred by the 21st Century Health Care Student? Brian N Fink Paul P Rega Martha E Sexton Carolina Wishner   Prehosp Disaster Med 2018 Aug;33(4):381-386.

7.Comparing the Accuracy of Mass Casualty Triage Systems When Used in an Adult PopulationCourtney H. McKee, MD, Robert W. Heffernan, BS, Brian D. Prehospital Emergency Care 2020, VOL. 24, No. 4, 515-524

8.Disaster medicine. Editors, David E. Hogan, Jonathan L. Burstein.–2nd ed. Lippincot Williams and Wilkins 2007

]]>
https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afet-triyaji/feed/ 0
Sağlıkta Korkutan Gelecek Siber Afetler https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/saglikta-korkutan-gelecek-siber-afetler/ Fri, 01 Apr 2022 03:30:58 +0000 https://tatd.org.tr/afet/?p=520

Tanım ve Tarihçesi

Afet teriminin karşılığı İngilizcede “disaster”, Fransızcada “desastre”, İtalyancada “disastro” sözcükleridir. Hepsi bir dilden diğerine geçmiştir. “Dis-” negatifleştiren bir ektir. “Astro” kelimesi kökünü; Latince’deki “Astrum” Grekçe’deki “Astron” kelimelerinden almakta ve “yıldız” anlamına gelmektedir. Yani, ‘’disastro” sözcüğünden; “eğer yıldızların kötü bir pozisyonda ise çok kötü bir şey; afet olacaktır” anlamı çıkmaktadır. Bu insanların afetleri, çok eskilerden beri, gezegenlerin, yıldızların hareketleri ile ilişkilendirdiğini göstermektedir. Günümüzde de benzer yaklaşımlar vardır.

Toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olaylar “afet” olarak kabul edilmektedir.

Yirmi birinci yüzyılda iklim değişikliği, nüfusun artması ve yaşlanması, plansız kentleşme, salgın hastalıklar ve çevre kirlenmesi gibi faktörlerin afetlerin sayısını artırarak önemli oranda can ve mal kaybına neden olmaktadır. Teknolojik gelişmeler,  okyanuslarda yüzen algılayıcılar erken dönemde tsunami uyarısı yapabilmeleri, uydulardan elde edilen görüntülerle kasırgalar önceden fark edilebilmesi, duman alarmları sayesinde bina içindeki yangını erkenden fark etme gibi örneklerde olduğu gibi afet zararların azaltılması için fırsat yaratabildikleri gibi kendileri de afet nedeni olabilirler. Teknolojik afet bir insan hatasına bir teknik arızaya bağlı olarak görülebildiği gibi, bir doğal afet nedeni ile de tetiklenebilmektedir. Bunlara “Natech” olay denmekte olup zararlı maddelerin yayılımı, yangın, patlama gibi nedenlerle çevredeki ve insan sağlığındaki olumsuz etkileri arttırabilirler.

Bugün üç milyardan fazla kişinin kullandığı internet 1960 yılında bilgi paylaşmak amacı ile kurulmuştur. İlerleyen zamanlarda internetin bu denli yaygınlaşacağı beklenmediğinden ve insanların sisteme zarar verebilecekleri düşünülmediğinden güvenlik geri planda bırakılmıştır. Teknolojik gelişmeye paralel olarak altyapıların bilişim sistemlerine bütünleşme çabaları artmış, küreselleşme ve getirdiği iş kolaylığı gibi nedenlerden ötürü bu geçiş hızlanmıştır. Dünyada ortaya çıkan bu yeni durum ekonomik, siyasal ve sosyal olarak uluslararası alanda yeni bir yapı yani küreselleşmeyi meydana getirmiştir. Bundan dolayı küreselleşmeye yön verebilmek için bilgi teknolojileri önemli bir aktör olarak kullanılmaktadır. Bilgisayar teknolojisi sayesinde internet dünyası dediğimiz yeni görünmeyen sanal bir kıta keşfedilmiştir. Böylece bilgi teknolojileri ve iletişim sistemleri ile küreselleşme hız kazanmış, ülke sınırları küçülmüş, rekabet ortamı şiddetlenmiş, bölgesel gruplaşmalar başlamış ve bugün için ülkelerin fiziksel alan dâhil tüm etki alanları siber alandaki yetkinliklerine göre sınırlanmıştır. Ülkemizde ve dünyada yaşanan tüm bu bilgi toplumuna geçiş süreci ile birlikte, bu sürece karşı olarak kişisel, ticari ve politik motivasyonlar barındıran zararlı yazılımların oranında büyük artış meydana gelmiş; ülkelerin kurum ve kuruluşları siber saldırıların hedefi olmuştur.

Siber terimi sibernetik kökeninden gelmektedir. İlk olarak 1958  yılında, canlılar ve/veya makineler arasındaki iletişim disiplinini  inceleyen Sibernetik biliminin babası sayılan Louis Couffignal  tarafından kullanılmıştır. İnternet’i etkin olarak  kullandığımız son 15-20  sene gibi bir süre  zarfında içerisinde “Siber” kelimesi geçen  birçok yeni kavram  daha ortaya çıkmıştır. Siber güvenlik, siber uzay, siber savaş, siber silah ve siber casusluk gibi.

Siber Güvenlik: Siber ortamda, kurum, kuruluş ve  kullanıcıların varlıklarını korumak  amacıyla kullanılan araçlar,  politikalar, güvenlik kavramları,  güvenlik teminatları, kılavuzlar,  risk  yönetimi yaklaşımları, faaliyetler, eğitimler, en iyi uygulamalar ve teknolojiler bütünüdür.

Siber Uzay: İnternet’in bulunduğu,  telekomünikasyon ağları  ve bilgisayar sistemlerini  de içine alan, birbirine  bağlı bilgi teknolojileri  altyapılarının olduğu  küresel bir alandır. Siber uzay, terimi bilgisayarların ve onu kullanan insanların internet ve benzeri ağlar içinde kurduğu iletişimden doğan sanal gerçeklik ortamını anlatan metaforik bir soyutlamadır. Siber uzay kavramı Türkçede zaman zaman “siber ortam” olarak da kullanılmaktadır.

Robert Tappan Morris 1988 yılında tarihin ilk siber saldırısını düzenleyerek interneti çökerterek tarihte ilk kez internet suçuyla yargılanan kişidir. Şu anda dünyanın en iyi teknik üniversitesi olarak gösterilen MIT’de profesörlük yapıyor.

Siber Savaş: Bir devletin, başka bir devletin bilgisayar  sistemlerine veya ağlarına hasar vermek  ya da kesinti yaratmak üzere  gerçekleştirilen sızma faaliyetleridir. Siber uzayı ve içindeki  varlıkları korumak için  yürütülen harekatların  tümüdür.

İlk siber savaş 18 Mayıs 2007 Rusya’nın Estonya’ya tarihin ilk siber saldırısını düzenleyerek haberleşme, bankacılık ve bürokrasisini 13 gün süreyle kullanılamaz hale getirmesidir. Rusya’nın bu saldırısı bir devlet tarafından bir başka ülkenin bilgisayar sistemlerine karşı siber ortamda yapılmış ilk baskın olarak kayıtlara geçmiştir. Şu an devam etmekte olan Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta da Rusya Ukrayna topraklarına hareketi başlatmadan önce siber saldırı düzenleyerek savunma sistemlerinin geçici olarak etkisiz hale gelmesini sağlamıştır.

Estonya’ya yapılan siber saldırılar, uluslararası güvenlik açısından bir milat oldu. Siber saldırının hangi durumlarda savaş sebebi sayıldığı ve nasıl algılamamız gerektiği konularında tartışmaların başlamasını sağladı. Başta İngiltere ve ABD olmak üzere pek çok ülke de siber güvenlik stratejisi belirlenmeye başlandı. Dolayısıyla Estonya siber saldırısının “ilk” olarak kabul edilmesinin altında, küresel ölçekli devletlerin savunma politikalarını revize ettirebilme kapasitesi yatar.

Düşük giriş maliyeti, anonimlik ve tehdit eden coğrafi alanın belirsizliği siber uzayın hükümetler için yeni güvenlik sorunu olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kamunun siber uzayda etkinliğinin fazla olamaması siber afet tehdidini artıran nedenlerdir. Siber saldırılar; fiziksel savaşın başlamasını kolaylaştırmaya, uluslararası düzeyde ülkenin imajına yönelik yıkıcı hasara, ülkenin siyasi ve ekonomik ilişkilerinde hasara, kapsamlı insan kayıpları veya halk sağlığı ve güvenliğine yönelik tehlikeye, iç kaosa, kamu güvenini veya dini, ulusal ve etnik inançları yok etmeye, ulusal ekonomiye ciddi zararlara, ulusal siber varlıkların performansının kapsamlı şekilde yok edilmesi veya bozulmasına neden olur.

Siber saldırlar farklı amaçlar nedeni ile yapılmaktadır (Şekil 1). Yabancı istihbarat servisleri, istihbarat toplama ve casusluk faaliyetlerinin bir kısmını gerçekleştirmek için siber araçları kullanır. Bir diğer saldırı kaynağı da para kazanmak için siber sistemlere saldıran insan gruplarıdır ve bu grupların saldırıları giderek artmaktadır. Ayrıca hackerlar bazen kendilerini ifade etmek için ağa girerler. Bu arada, siyasi amaçlı başka bir grup (Hacktivism olarak adlandırılır) popüler web sayfalarına veya e-posta sunucularına saldırır. Bu gruplar genellikle e-posta sunucularına daha fazla yük bindirir ve web sitelerine sızarak siyasi mesajlarını duyururlar. Kurum içinde faaliyet gösteren iç ajanlar siber suçların ana kaynağı olabilmektedir. Teröristler, ulusal güvenliği tehdit etmek, ağır kayıplar vermek, ülke ekonomisini zayıflatmak ve kamu zihniyetini ve güvenini baltalamak için hayati altyapıyı yok etmeye, devre dışı bırakmaya veya kötü niyetli olarak istismar etmeye çalışan başka bir tehdit kaynağıdır.

Şekil 1: Siber Saldırı Nedenleri

Siber Saldırı Yöntemleri

En önemli siber saldırı yöntemleri (Şekil 2); Hizmet Reddi (Yetkili kullanıcıların sisteme erişimi veya tam tersi şekilde erişimleri kaybedilir), mantıksal bomba (bir programcının belirli bir olay durumunda programın otomatik olarak yıkıcı bir faaliyet gerçekleştirdiği bir programa kod girdiği başka bir saldırı türüdür), kötüye kullanım araçları, sniffer (yönlendirilmiş bilgileri gizlice dinleyen ve veri akışındaki her paketi inceleyerek şifreler gibi belirli bilgileri arayan bir programdır), truva atı, virüs, solucan, istenmeyen posta gönderme ve botnet(kötü amaçlı yazılımları dağıtmak, saldırıları koordine etmek, istenmeyen e-posta göndermek ve mesajları çalmak için kullanılan virüslü uzaktan kontrol sistemlerinden oluşan bir ağdır.)’tir.

Şekil 2: Siber saldırı Yöntemleri

Güvenlik açıklarından kötü niyetli aktörlerin yararlanması teknolojiye olan bağımlılığının artarak devam ettiği sağlık sektörünün de siber saldırıların hedefi haline gelmesine neden olmaktadır. 2017’de ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Kongresinde, sağlık hizmetlerinin siber güvenliğinin kritik durumda olduğunu, siber güvenliği sağlayabilecek profesyonel önlemlerin alınması gerektiği ve siber saldırı yapanların sistemi kullanan yetkililerden daha donanımlı olduğu sonucuna varmışlardır.

Bağlı bilgisayarlı sistemlere yapılan saldırılar, genellikle kötü niyetli aktörün amacına ve becerisine bağlı olarak, etki, gelişmişlik ve ölçek açısından büyük ölçüde farklılık gösterir. Geleneksel olarak, bu saldırılar “CIA üçlüsü” tarafından tanımlanmıştır. Bu model, saldırıları gizlilik, bütünlük ve kullanılabilirlik olmak üzere 3 kategoride gruplandırır (Şekil 3). Gizlilik, yetkisi olmayan kişilerden veri erişiminin korunmasını içerir. Örneğin, bilgisayar korsanları hastaların adları, adresleri ve ilaç listeleri gibi korunan sağlık bilgilerini ifşa ederse, bu bir gizlilik saldırısı olarak sınıflandırılır. Bütünlük, bir konumdan depolanan veya iletilen verilerin yetkisiz değişiklikten arınmış olduğunun güvencesidir. Bir veri tabanındaki laboratuvar testlerinin değerlerini anormalden normale değiştiren veya bir hastanın kritik ilaç alerjilerini elektronik tıbbi kayıttan silen bir saldırı, bütünlük saldırısı olarak sınıflandırılır. Bilgisayarlı sisteme sürekli erişimin sağlanması veya işlevinin korunması, kullanılabilirlik olarak adlandırılır. Bir bilgisayar korsanı bir eczane sistemine, eczacılara veya doktorlara erişilemezlik ile sonuçlanan bir saldırı başlatırsa, buna erişilebilirlik saldırısı denirdi. Kötü niyetli aktörler bu saldırı türlerini tek başlarına veya birlikte kullanabilirler.

Şekil 3: CIA Üçlüsü

Kötü amaçlı yazılım olarak bilinen kötü amaçlı bilgisayar programları, son 20 yılda internette çoğaldı. Saldırgana finansal bir ödeme yapılana kadar verileri erişilemez hale getiren programlar olan fidye yazılımları, yakın zamanda yüzlerce sağlık sistemine bulaştı. Bu olayların belki de en yıkıcısı, Mayıs 2017’de, WannaCry fidye yazılımının 80’den fazla Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmeti hastanesindeki sistemlere bulaştığı ve bazı acil servislerin kapatılmasına, ameliyatların iptal edilmesine ve ayakta tedavi gören klinik bakımın kesintiye uğramasına neden olduğu görüldü.

Kötü amaçlı yazılımların ötesinde, kötü niyetli bilgisayar korsanları, korunan sağlık bilgilerinin çalınmasını hedefleyen dijital saldırılar başlatabilir. Yalnızca 2017’de, Amerika Birleşik Devletleri’nde 477 ihlale ait 5,6 milyon hasta kaydının güvenliğinin ihlal edildiği bilinmektedir. Bu kayıtlar, kimlik ve mali hırsızlık yapmak için gerekli tüm bilgileri içerir ve hasta şantajı için kullanılabilecek potansiyel olarak hassas tıbbi bilgileri (HIV durumu gibi) içerir. Bu soruna önemli ölçüde kaynak tahsis edilmesine rağmen, ihlaller sağlık hizmeti sunan kuruluşlar için önemli bir yasal ve mali sorumluluk oluşturmaya devam etmektedir.

Birçok bağlantılı tıbbi sistem, felç, travma, kalp durması ve sepsis gibi zamana bağlı tıbbi durumların klinik tedavi iş akışları için hayati öneme sahiptir. Bu sistemlerden birinin bile başarısız olması hasta için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Örneğin, rapor edilmemiş olmasına rağmen, bilgisayarlı tomografi (BT) tarayıcısının işletim sisteminin bir bilgisayar virüsü nedeniyle başarısız olması, inme tanısını uzatabilir, hastayı trombolitik tedavi penceresinin dışına itebilir veya kafa içi kanamanın beyin cerrahisi müdahalesini geciktirebilir. Hastaneler ayrıca, geleneksel olarak doğası gereği klinik olarak düşünülmeseler de, klinik bakımı etkileyebilecek geniş bağlantılı cihaz ve sistem ağlarını da kullanırlar. Örneğin, bir hastane çağrı sistemine veya telefon sistemine yapılan bir hizmet reddi saldırısı, hızlı iletişimin hayati önem taşıdığı ST segment yükselmeli miyokard enfarktüsü ve travma iş akışlarında uzman müdahalesini geciktirebilir. Ayrıca, elektrik şebekeleri veya su temini gibi kritik hastane tesisi altyapısına yönelik saldırılar, klinik bakımı etkileyebilir.

Siber saldırılar, ilk bulaşma veya ilerleme için öngörülebilir bir model izlemez ve genellikle geniş bant internet hızında ayrım gözetmeksizin yayılır. Kasırgalar veya depremler gibi birçok doğal afet, belirli bölgelerdeki hastanelerin sağlam afet müdahale planlarına hazırlanmalarına ve bunları test etmelerine olanak tanıyan, coğrafi bir tercihe ve tarihsel bir emsale sahiptir. Tersine, kötü amaçlı yazılımlar veya diğer siber saldırılar, internet bağlantısının olduğu her yeri etkileyebilir. Bir hastaneden diğerine hızla yayılma riski, tek bir enfeksiyonun tüm sağlık sistemine hızla bulaşabileceği ve düzinelerce hastanenin klinik bakım kapasitesini hızla azaltabileceği anlamına gelir. Ayrıca, siber saldırılara karşı savunma, genellikle karmaşık ve maliyetli güvenlik sistemleri gerektirir. Güvenli altyapıya yatırım yapmayan kritik erişimli hastaneler ve kaynakları kıt olan sağlık hizmeti sunum sistemleri özellikle risk altındadır.

Bu sağlık hizmetleri siber saldırılarının resmileştirilmiş yönetimi emekleme aşamasındadır. Bu yeni tehditlerin benzersiz doğası nedeniyle geleneksel afet tıbbı ilkelerinin yanı sıra yeni stratejilerin uygulanmasını gerektirecektir. Acil tıp alanında en iyi siber afet uygulamalarının ve resmi eğitimin geliştirilmesi bir öncelik olmalı ve ulusal ve bölgesel afet kurumlarının desteğiyle oluşturulmalıdır. Mevcut hastane afet planları, doğal afetler (örneğin, depremler, orman yangınları, kasırgalar) veya terör eylemleri (örneğin, toplu ateş etme, bombalamalar) için çok uygulanabilir olmasına rağmen, bu model bir siber saldırıyı etkili bir şekilde yönetme yeteneği bakımından yetersizdir. Hasta bakımındaki aksaklıkları önlemeye çalışırken teknolojik problemleri düzeltmeye çalışmak zordur Siber afetlere müdahale için standartlaştırılmış en iyi uygulamaların geliştirilmesi, büyük olasılıkla, hastane bilgi teknolojisi ve bilgi sistemleri ekipleri tarafından yaygın olarak kullanılan olay müdahale taktikleri ile geleneksel acil durum yönetimi olay komuta sistemlerinin araçlarından yararlanan hibrit bir yaklaşım gerektirecektir.

Siber Acil Durum Yönetimi

Organize bir afet müdahalesinin yaygın uygulaması, mümkün olduğunca çok sayıda eğitimli profesyoneli hızla göndermek ve onlara belirli görevler vermektir. Ancak bir siber saldırı durumunda kaynak ihtiyaçları çok farklıdır. Artan hasta talebini karşılamak için insan gücü ve malzemeleri sağlamak yerine, hasta akışını ve tedavisini sürdürmek için alternatif, bilgisayarsız sistemleri uygulamaya hazır bilişim uzmanları ve önceden eğitilmiş bireyler gerektirecektir. Bu hastanelerimizde hazırlanmış olan hastane afet planına tam olarak uymayan özel bir afet planı gerektirir. Bu nedenle, acil tıp eğitimcileri, bir hastanenin hastane afet planına dahil edilebilecek siber saldırı planları oluşturmalıdır.

Hastaneler, sağlık hizmetlerine yönelik siber saldırıların azaltılması, hazırlık, müdahale ve kurtarma konularında Ulusal Acil Durum Yönetim Ajansı’nın acil durum yönetimi aşamalarının ilkelerini uygulayabilir ( Şekil 4 ).

“Mitigation-Hafiletme” sürecine klinisyenlerin dahil edilmesi, sınırlı kaynakları güvence altına almak için en yüksek öncelikli klinik sistemleri ve cihazları belirlemede sağlık hizmetlerinin güvenlik durumunu iyileştirebilir.

Şekil 4: Siber acil durum yönetiminin aşamaları.

“Preparedness-Hazırlık”, bilgi teknolojisi sistemlerinin yanı sıra acil durum yönetimini de içermelidir, bilgi teknolojisinin olay müdahalesini ve geleneksel sağlık olayı komutasını uyumlu hale getirmek için birlikte çalışmalıdır.

Siber afetlere gerçek zamanlı “Response-Müdahale”, diğer afet müdahalelerinden benzersiz prosedürler gerektirir ve genellikle 3 hedefi içerir.

  • Birincisi, sürekli güvenli klinik bakımı sağlamak için dijital klinik iş akışlarını manuel süreçlerle değiştirmek.
  • İkinci amaç, belirli siber tehdidi belirlemek ve yayılmasını ve ağ üzerindeki etkisini sınırlamaktır.
  • Üçüncü amaç, ayrıcalıklı Sağlık Bilgi Paylaşımı ve Analiz sistemi aracılığıyla İç İşleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve diğer sağlık kuruluşları gibi ilgili dış kurum ve kuruluşlarla iletişim kurmaktır.

Tıbbi siber felaketlerden “Recovery-Kurtarmak” da bazı benzersiz hususları gerektirir. Saldırıdan etkilenen klinik sistemleri yeniden başlatırken, bilgi teknolojisi ekiplerinin saldırılara izin veren güvenlik açıklarının kapatıldığından emin olması gerekecek; aksi takdirde, sistemden yararlanan aynı virüs, kötü amaçlı yazılım veya saldırgan, sistemler yeniden başlatılır başlatılmaz geri dönebilir.

Sağlık kuruluşlarının afet planlarını yılda en az iki kez test etmelerini gerekmektedir. Çoğu doktor bu tatbikatlara aşinadır, çünkü sahte hastaların triyajına katılmaları istenir. Triyaj uygulaması en yaygın olarak bir doğal afetten kaynaklanan hasta akışı bağlamında gerçekleştirilir. Bu senaryo sırasında, bir doktordan hastaları triyaj ve tedavi etmek için teknikler geliştirmesi istenebilir. Peki ya felaket bir hasta akını değil de herhangi bir elektronik iletişim biçiminin, hasta takibinin veya teşhis testlerinin engellenmesi ise? Bir teknoloji arızasının doğal bir felaketin geçici olumsuz etkisi olması yerine, ya felaket olsaydı? Bir hastanenin elektronik tıbbi kayıt sisteminde kesinti yaşayan herkes bu savunmasız duruma aşinadır. Yine de bu senaryo felaket tatbikatlarına ne sıklıkla uygulanıyor? Kesinti süresi, bir siber felaketi gerçekçi bir şekilde simüle etmek için tek zaman olabilir. Bu kesinti sürelerine manuel hasta bakım süreçlerini uygulama ve iyileştirme çabaları eklenebilir.

2017 yılında Healthcare Information and Management Systems Society, çeşitli ABD sağlık kuruluşlarından 126 bilgi güvenliği uzmanıyla bir anket gerçekleştirdi. Bu anket, acil durum tatbikatlarının sıklığı, olay müdahale politikalarının doğası ve fon tahsisi gibi siber güvenlik konularını araştırdı. Bu sağlık kuruluşlarının büyük bir yüzdesinin (%40 ila %60) teknoloji kaynaklarının başarısızlığını test etmek için tatbikatlar yapmadığını ortaya koydu. Ne yazık ki bu anket, birçok sağlık kurumunun siber bir felakete hazırlıklı olmadığının aydınlanmasına neden oldu.

Acil Servis Hekimlerine Siber Afet Hazırlık Önerileri

Her acil servis hekimi için yoğun teknik siber güvenlik afet eğitimini zorunlu kılmak mümkün değildir ancak bölüm liderliği ve afet odaklı doktorlar siber afetlere hazırlık çalışmalarına öncülük edebilir. Siber afetlere hazırlık için acil hekimlerine özel önerileri şu şekilde sunabiliriz.

Herhangi bir afetten başarılı bir şekilde en az hasar ile çıkabilmenin yolu düzgün planlamanın yapılmasıdır. Bundan dolayı hastanelerimizde hazırladığımız hastane afet planlarına siber saldırıların yaratacağı afet senaryoları planlayarak tatbikatlar yaparak hazırlık planları organize etmeliyiz.

Kaynaklar

  1. Özakın E. “Afet, Acil Durum Kavramı ve Afet Tipleri”. Eroğlu SE,editör. Afet Yönetimi ve Tıbbi Uygulamalar. 1. Baskı. İstanbul:Ema Kitabevi; 2020. p.3-5.
  2. Dameff C, Farah J,  Killeen J, Chan T. “Cyber Disaster Medicine: A New Frontier for Emergency Medicine”. Ann Emerg Med. 2020;75:642-647.
  3. Li Y, Liu Q. “A comprehensive review study of cyber-attacks and cyber security; Emerging trends and recent developments”. Energy Reports(2021), https://doi.org/10.1016/j.egyr.2021.08.126.
  4. Dedeoğlu HN. “21. Yüzyılda Afetler”. Piyal B,editör. 21. Yüzyılda Halk Sağlığı: Değişen Dünya, Değişen Sorunlar. 1. Baskı. Ankara:Türkiye Klinikleri; 2019. p.61-70.
  5. Strupczewski G.” Defining cyber risk”. Safety Science 135 (2021) 105143. https://doi.org/10.1016/j.ssci.2020.105143.
  6. Türk M. “Acil Tıp İçin Yeni Bir Kabus: Siber Afet”. https://acilci.net/acil-tip-icin-yeni-bir-kabus-siber-afet/.

 

]]>
Acil Durum Ve Afetlerde Yeni Nesil Teknolojiler https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/acil-durum-ve-afetlerde-yeni-nesil-teknolojiler/ https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/acil-durum-ve-afetlerde-yeni-nesil-teknolojiler/#respond Tue, 15 Mar 2022 03:30:16 +0000 https://tatd.org.tr/afet/?p=494

Bir yandan atmosferdeki sera gazlarındaki artışa bağlı iklim değişikliği sonucu kuraklık, seller, şiddetli kasırgalar gibi aşırı hava olaylarının sıklığındaki artış, diğer yandan artan nüfus, hareketlilik ve kentleşmenin getirdiği olaylar genel olarak dünyamızdaki acil durum ve afetlerde bir artışı da beraberinde getirmektedir.

Acil Durumlar, “Büyük ölçekli fakat genellikle yerel imkanlarla baş edilebilen düzeyde, ivedilik gerektiren tüm durum ve haller” olarak tanımlanmaktadır1. Uçak ve tren kazası, bölgesel salgın hastalıklar, terör saldırıları bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Afeti “İnsanlar için can ve mal kayıplarına neden olan toplumu fiziksel, psikolojik ve ekonomik yönleriyle etkileyen ve yerel imkanlar ile baş edilemeyen her türlü doğa veya insan kaynaklı olaylar” şeklinde tanımlamıştır2. İki tanım arasındaki temel fark yerel imkanlar ile baş edilme durumudur. Örneğin bir şehir veya bölgede meydana gelen büyük çaplı bir ulaşım kazasına başka şehirler hatta ülkelerden yardım istenmeden müdahale edilip kısa sürede olayın etkileri ortadan kaldırılıyorsa bunu afet sınıfına sokamayız. Yine bir doğa olayı (fırtına veya deprem) çevreye ve canlılara zarar vermeden sonuçlanıyorsa buna afet denemez. Fakat 1999 Marmara depremi, 2 yılı aşan bir süredir devam eden pandemi, geçtiğimiz yıl yaşanan orman yangınları, savaşlar çevreye verdikleri zarar, insan ve canlı kayıpları nedeniyle doğa ve insan kaynaklı afetler için tipik örneklerdir. Son yaşadığımız Ukrayna’da devam eden savaşta insan kaynaklı afetlerin en kötülerinden birisidir.

Afet yönetimi sistemi; birbirinden ayrı ama birbirini tamamlayan iki yönetim sisteminden oluşur. Risk Yönetimi ve Kriz Yönetimi. Doğa ve insan kaynaklı tüm afet olayları ile ilgili faaliyetler, aşağıdaki dört ana aşamada sürdürülür: Risk ve Zarar azaltma, Hazırlık, Müdahale, İyileştirme.

Afet Yönetim süreci bir döngüyü belirtmektedir, risk ve zarar azaltma ardından hazırlık aşaması ile başlayan bu döngü, afetten sonra müdahale, iyileştirme ile devam etmektedir. Tehlikeleri belirleme, afet önlemleri, zarar azaltma faaliyetleri, güçlendirme, hazırlık, eğitimler, erken uyarı ve alarm, analiz ve zarar belirleme, afete müdahale, destek, normale dönüş, rehabilitasyon ve iyileşme gibi faaliyetler bu döngü içinde yerini bulmalıdır. Afet yönetim döngüsü Şekil-1’deki gibi gösterilebilir.

Şekil-1. Afet yönetim döngüsü

Risk Yönetiminin yani “Risk ve Zarar Azaltma” ve “Hazırlık” çalışmalarının afetlerin yarattığı yıkım ve zararı önlemede etkisi son yıllarda daha bir önem kazanarak ülkeler ve kurumlar bu konuda çalışmalarını artırmışlardır.

Bunların yanında teknolojideki gelişmelere bağlı olarak acil durumlara ve afetlerin risk ve kriz yönetimindeki tüm aşamalarında yeni nesil teknolojilerin yer alması kaçınılmazdır. Geçmişte uydu sistemleri, televizyon, kısa mesaj sistemi (SMS), internet ve telsiz sistemleri afet yönetiminde etkili olurken son yıllarda; dijitalizasyon, robotlar, insansız hava araçları (İHA), bulut bilişim, büyük veri, blok zincir (blockchain), nesnelerin interneti (IoT), sensörler, giyilebilir teknolojiler (VR), mobil uygulamalar, artırılmış ve sanal gerçeklik (AR,VR), yapay zeka (AI), derin öğrenme (DL) ve makine öğrenmesine (ML) kadar birçok yeni teknoloji, sanayiden, ekonomiye, eğitimden tıp alanına kadar her alanda hayatımızda yer almaya başladı. Acil durum ve afet yönetimi de bundan payını aldı. Yıkıcı yeniliklere (disruptive innovation) en çarpıcı örnek olan akıllı telefonlar, mobil uygulamalar ve sosyal medyanın da bunlara eklenmesi ile artık her alanda ve her düzeyde teknolojiyi kullanmaya başladık. İşte bu yazıda, teknolojik gelişmelerin ışığında afet yönetim döngüsüne göre acil durum ve afetlerde yeni nesil teknolojilerin kullanımı, gelecekte kullanılacak yeniliklerden bazılarına değineceğim.

 

1-Risk Belirleme ve Zarar Azaltma Aşamasındaki Teknolojiler

Bu aşamada teknoloji Coğrafik Bilgi Sistemleri (CBS), Küresel Konumlama Sistemi (GPS), Büyük Veri (Big Data); risklerin tespit edilmesi, değerlendirilmesi ve azaltılması için son derece değerlidir.

Afet yönetimi bağlamında afet verileri (yaşanmış afetlere yönelik), nüfus verileri (nüfusun mekânsal dağılımı, adresleri), çevresel veriler (su kaynakları, arazi kullanımı, parklar), yerleşim verileri (yurtlar, eczaneler gibi mekânlar), ihtiyaç verileri (gıda ve malzeme depoları) ve altyapı verileri (terminaller, arıtma tesisleri, doğalgaz hatları) gibi verilerin varlığı CBS’de önemsenmektedir. Bu anlamda Büyük Veri (Big Data) insan ve doğa kaynaklı afetleri tahmin etme konusunda son derece yardımcıdır. Deprem verileri, bir sonraki depremler hakkında bizlere değerli bilgiler verir. Çok uzun yıllardan beri tutulan deprem verilerini düzenlemek ve işlemek için Big Data kullanılmaktadır.

Yine bu aşamada sosyal medya araçları üzerinden farklı kişilere, resim ve videolara erişim sağlanarak acil durum ve afetlerle ilgili risk analizleri yapılabilir. Ancak bu kaynakların güvenilir olduğundan emin olmak gerekir. Güvenilir bir kaynağa örnek, Virtual Operations Support Team (VOST, @VOSTeurope), Avrupa çapında Sanal Operasyonlar Destek Ekiplerinden oluşan bir federasyondur. Bu kuruluşun amacı, Avrupa ülkelerinde kurulmuş VOST alt grupları ile acil durumlarda anlık olarak sosyal medya üzerinden halkı bilgilendirmek ve uyarmaktır.

Yer sensörleri, depremleri işaret edebilecek yer hareketlerini tespit edebilir. Nehir seviyeleri, olası su basmalarını önceden teşhis için sensörler tarafından izlenebilir. Ağaç sensörleri, sıcaklık, nem ve karbondioksit seviyelerini test ederek yangının nereden ne zaman patlak verebileceğini ne tarafa doğru hangi hızla ilerlediğini tespit edebilir.

Deprem ve Tsunami erken uyarı sistemleri ve sensörler deprem hareketlerini saniyeler öncesinde bildirerek, patlama, yangın, ulaşım kazaları gibi tehlikelerin ortaya çıkma potansiyeli olan tesislerde (endüstriyel alanlar, termik santraller, barajlar, hızlı trenler, havalimanları), enerji kaynağının otomatik kesilmesini, ulaşımın ve üretimin durdurulmasını sağlayabilmektedir. Aynı şekilde tsunami, büyük fırtına ve hava kirliliğini önceden bildiren sistemler birçok ülkede kullanılmaktadır.

 

2-Hazırlık Aşamasındaki Teknolojiler

Bu aşamada kullanılan teknolojilerin çoğu, bir doğal afet meydana gelmeden önce belirli bir sistemin hazırlık ve dayanıklılığını değerlendirmede farklı seviyelerde karar vericileri destekleyen simülasyon özelliklerine dayanmaktadır. Simülasyon, sanal bir ortamda potansiyel bir afetin sonuçlarıyla deney yapılmasını sağlar. Bu deney, doğal afetlerle etkin bir şekilde mücadele etmek için gereken afet riskini azaltmayı hedefler.

Coğrafik Bilgi Sistemleri (CBS), hazırlık planlarının oluşturulması, toplanan verilerin yönetilmesi ve veri analizinden elde edilen sonuçları harita ve çizelge şeklinde sunarak çok önemli bir rol oynar. Aynı zamanda uzaktan algılama, izleme, tahmin etme, öngörme, ölçme ve haritalama açısından da önemlidir. İnsansız hava araçları, afetlerin hem öncesi hem sonrasında erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde yapılacak haritalama faaliyetlerinde işe yaramaktadır. Bu araçlardan yararlanılarak afet bölgesinde ki erişim ve ulaşım riskleri en aza indirilerek ve doğru hazırlık ve müdahale imkânları kazanılmaktadır.

Afetin hazırlık aşamasında afet ve acil durum ekiplerinin eğitimleri için kullanılan yazılımlar, gerçekleştirilen çalışmaların ve teknolojilerin denenmesi, öğrenilmesi ve kullanımında son derece yararlıdır. Bu amaçla farklı müdahale ekipleri için arttırılmış gerçeklik (Augmented Reality/AR) ve sanal gerçeklik (Virtual Reality/VR) gibi uygulamaların eğitimlerde gerçeğe yakın senaryolarla birlikte kullanılması, afete müdahale eden ekiplerin etkinliği artırabilmektedir.

Akıllı telefonlar, erken uyarı sistemlerini tamamlayan, en önemli araçlardır. Bu telefonlara önceden indirilen uygulamalar ile çok kısa sürede o bölgedeki herkese ulaşılabilmekte ve önceden uyarılabilmektedir. Eskiden sadece kısa mesaj (SMS) ile kişiler yazılı olarak bilgilendirilirken artık CBS ve internet üzerinden çalışan sistemler ile olay yerinin tam koordinatları, tehlikeli bölgeler ve kaçış noktaları uygulama üzerinden gönderilebilmektedir.

Yüzen Sığınaklar

Tsunami en ölümcül doğa kaynaklı afetlerden biridir. Örneğin 2011 yılında Japonya’da yaşanan tsunami yaklaşık 16 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştu. Zhou Ying ve Niu Yuntao tarafından geliştirilen yüzen sığınak bu soruna çare bulma amaçlı. Kısa sürede kolayca kurulabilen çadır şeklindeki sallar, dalgalardan etkilenmeden ilerlerken deniz suyunu da içme suyuna çevirebilmektedir.

Sosyal Medya

Afetleri öngörerek önlem alınmasını sağlayan teknoloji, önlenmesi mümkün olmayan afetler sırasında da arama ve kurtarma çalışmalarının en önemli destekçisi konumunda. Facebook, Twitter, WhatsApp gibi uygulamalar anında bilgi akışı sağlanması, yardım çalışmalarının ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirilmesi gibi konularda oldukça işlevsel sonuçlar sağlayabiliyor.

3-Müdahale Aşamasındaki Teknolojiler

Nesnelerin interneti (IoT) odaklı oluşturulacak yönetim platformları sayesinde elde edilen veriler üzerinden hasar durumu ve afetten etkilenen kişilerin sayısı ve yerleri, daha hızlı ve kolay bir şekilde tespit edilmektedir. Oluşturulacak bu gibi yeni platformlar sayesinde hem afet anında hem de afet sonrası iyileştirme çalışmalarında doğru ve tam veriler üzerinden hareket etmek mümkün hale gelmekte, elde edilen veriler üzerinden yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi, afetlerin tespiti ve yayılması konusunda önemli faydalar sağlayabilmektedir.

Pandemi sürecinde Çin’de geliştirilen blok zincir tabanlı izleme uygulaması ve 5G teknolojisinden etkin bir şekilde yararlanıldığı bilinmektedir. Aynı zamanda bu teknolojilerin yardımı ile yapımı süren hastanelerin gerçek zamanlı olarak görüntülenmesi, uzaktan danışma sistemi, özellikle kalabalık noktalarda bulunarak ortam verisinden (maske takmayan, ateşi bulunan) hareketle etkinlik gösteren 5G devriye robotları, geniş alanlara dezenfekten püskürten ve termal kameralarla birlikte vücut sıcaklığı tespit eden drone’lar ve insan hareketliliğini takip eden uygulamalardan yararlanıldığı anlaşılmaktadır. Benzer şekilde Güney Kore ve Singapur’da da salgın sürecinde büyük veri ve yapay zekâ uygulamalarından yararlanılarak tanı testleri geliştirilmiş, termal ısı ölçer, danışma robotları (ChatBot), virüsün yayılımıyla ilişkili olarak kişilerin hareketliliğini ve etkileşimini takip eden ve ihtiyaç duyulan bilgilerin paylaşımını sağlayan uygulamalar kullanılmıştır

Uçan gözler denilen Drone’lar; hızlı ve güvenli lojistiğin sağlanması, arama-kurtarma çalışmaları, gerekli görsel verilerin sağlanması, ambulans hizmetlerinin daha etkin sunulması gibi alanlarda kullanmaktadır. Drone’ların nesnelerin internetiyle entegre edilmesi ile daha etkin lojistik faaliyetleri gerçekleştirilebilmektedir. İnsansız hava araçlarının hem arama kurtarma faaliyetlerine yardımcı olması hem de zarar görenlere yönelik lojistik kullanımları mevcuttur. Havadan çekilen görüntülerdeki binalar ve yollar, yapay zeka ve makine öğrenmesi ile çıkarımlar yapılarak haritalar daha hızlı oluşturulabilir.

 

 

 

İnsansız hava araçları (İHA) ve Drone’lar ile bugüne dek 2013’teki Haiyan tayfununun ardından Filipinler’de, Sandy kasırgasının ardından Haiti’de, Harvey kasırgasının ardından ABD’de, 2014’teki sel baskınının ardından Bosna’da, yine 2014’te meydana gelen büyük depremin ardından Çin’de kullanılmıştır. Ülkemizde de 2020 yılında merkez üssü Samos adası açıklarında olan depremden sonra İzmir şehir merkezinde hasar gören bölgelerdeki enkazlardaki arama kurtarma çalışmaları ve çadırkentlerde pandemi ortamındaki kalabalık ve sosyal mesafenin takip edilebilmesi için gece görüş kameralı drone’lar kullanılmıştır. Afetzedelerin yerinin belirlenmesinden hasar tespitine dek birçok alanda kullanılan drone’lar yardım çalışmalarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumdadır. Ayrıca drone yardımı ile itfaiye araçlarındaki merdivenlerin ulaşamayacağı yüksekliklerdeki binalardaki yangınlara drone yardımı ile söndürme çalışmaları yapılabilmektedir. Teknoloji devi Google da yardım malzemelerinin afet bölgesine İHA’larla ulaştırılmasına yönelik bir çalışmayı sürdürmektedir.

 

 

Afet ve acil durumlardan sonra yaralıların tespiti ve kurtarılması için robotların kullanılması ile ilgili çalışmalara son yıllarda hız verilmiştir. Robotlar yardımı ile arama ve kurtarma, enkazın uzaklaştırılması, yapısal ve adli inceleme, tıbbi yardım, yaralıların sıcak bölgeden uzaklaştırılması, lojistik destek sağlama gibi işlemler daha güvenli bir şekilde yapılabilmektedir. Özellikle patlama, kimyasal ve biyolojik tehlikelerin olduğu güvensiz alanlar, dar ve riskli alanlarda robotlar hayat kurtarıcı görevler yapabilmektedir. Arama-kurtarma robotları ilk olarak Eylül 2001’de New York’taki terörist saldırılarda yıkılan Dünya Ticaret Merkezinin enkazını temizlemek için kullanıldı ve daha sonraki afetlerde kullanılmaya başlandı.

Afete müdahale etme sürecinde CHIP-RFID-NFC gibi teknolojiler özellikle acil tıbbi müdahale ekibine ve sonrasındaki tedavi sürecine doğru ve güvenli verilerin taşınmasında (afetzede giriş-çıkış, sağlık ve kimlik bilgileri kayıtları, acil müdahale merkezinin gerçek zamanlı takibi, yaralı durum takibi, donanım ihtiyacının belirlenmesi gibi) katkı sağlamaktadır.

Bunların yanında geleceğin savaşlarının süper askerlerini yaratmak için geliştirilen dış iskelet (exoskeleton) teknolojisi, enkaz altında kalan insanları kurtarmak için de denenmeye başlandı. Bu mekanik dış iskeletler, kullanıcının gücünü ve çevikliğini artırarak zorlu koşullarda daha rahat hareket etmelerini sağlıyor. ABD’de itfaiyeciler üzerinde test edilmeye başlanan exoskeleton, gelecekte afet kurtarma çalışanlarının temel yardımcılarından biri olacak gibi görünüyor.

 

Afetin Müdahale döneminde yönetim son derece önemlidir. Merkezi, il ve kurum düzeyindeki bu yönetim sırasında Operasyon, Planlama, Lojistik ve Finans birimleri görev almaktadır. Bu birimlerde kullanılabilecek teknolojileri aşağıdaki şekilde gösterebiliriz.

 

4-İyileştirme Aşamasındaki Teknolojiler

Afetin bu son döneminde bozulan alt yapının düzeltilmesi, kurumların tekrar eski işlevlerine kavuşturulması, oluşan zarar ve hasarın yerine konulması için çalışmalar yapılmaktadır. Bu dönemde de büyük veri, yapay zeka ve CBS önem kazanmaktadır. Diğer taraftan sahip olunan veriler üzerinden gerçekleştirilecek farklı veri analizleri iyileştirme sürecinde önemli katkılar sağlayabilmektedir.

 

YENİ NESİL TEKNOLOJİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ PROJELERİ

Bu bölümde Avrupa Birliği Güvenlik çağrıları doğrultusunda hazırlanan ve fonlanması kabul edilen, ülkemiz adına partner olarak Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği (AAHD) nin yer aldığı bazı uluslararası projelerden bahsedeceğim.

SOTERIA

SOTERIA projesi 2015-2018 yılları arasında gerçekleştirildi. Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği (AAHD) AB 7. Çerçeve Programının Güvenlik Çağrısından katıldığı “Online and Mobile Communications for Emergencies” (SOTERIA) adlı AB projesi, 10 ülkeden 17 partnerin katılımı ile toplam 30 ayda tamamlandı. Proje, sosyal medyanın (Facebook, Twitter, Linkedin, Hyves vb.) acil hizmet çalışanlarının (ambulans, polis, itfaiye, kurtarma personeli) vaka öncesi, vaka sırası ve sonrasında etkili şekilde müdahalede bulunabilme becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca vatandaşların da acil durum müdahale sürecinde aktif rol oynama kapasitelerini arttırmayı sağlayarak acil olayların yönetimini geliştirmeyi hedeflemektedir.

Acil hizmet çalışanları için kritik konu, vatandaştan sosyal ve mobil medya aracılığı ile zamanında, doğru ve güvenilir bilgiyi almak, uygun müdahaleyle iletişim kurabilmeyi başarabilmektir. Bu projede geliştirilecek bir yazılım ile sosyal medya üzerinden acil çağrıların alınabilmesi, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, mobil teknolojiler üzerinden veri transferi, coğrafik bilgi sistemlerinin kullanımı ile acil olayların yerinin tespiti, acil durumlarda vatandaşlara geri mesaj gönderebilmek ve tahliye planlamalarının yapılması hedeflenmektedir. AAHD bu projede son kullanıcı olarak görevi, geliştirilen yazılımlar üzerinden hazırlanan senaryolara ve yapılacak tatbikatlara medikal destek sağlamak olmuştur.

 

 

NEXES (Next Generation Emergency Services Project)

AB’nin Güvenlik Çağrılarından Horizon 2020 projesi 11 ülkeden 17 Ortak ile hazırlanmıştır. Projede amaç, daha güvenli bir toplum oluşturabilmek için; İtfaiye, polis, ambulans, kurtarma vb. acil      hizmetlerde çalışanların; acil hizmetlere gereksinimi olan kişiler ile iletişiminin daha hızlı ve etkin olmasına yönelik akıllı sistemlerin geliştirilmesidir. Sonuç olarak akıllı telefonlar için NEXES vatandaş ve NEXES ilk müdahaleci uygulamaları geliştirmektir.

Araştırmalar bilişim ve iletişim teknolojilerinin (ICT) acil ve afetlerdeki iletişimi geliştirdiğini göstermektedir. IP tabanlı iletişim teknolojilerinin birleştirilmesi ve bunların geleneksel acil servislerle iş birliği içerisinde olmasının umut verici yararları bulunmaktadır. Özellikle, bu birleşim Acil Çağrı Merkezlerinde (PSAP) acil durum aramalarının nasıl cevaplandırılacağı ve acil durum bilgi değişiminde gelişimi hedeflemektedir. Acil Müdahale Kuruluşları (EROs) ve İlk Müdahale Ekipleri (FRs) gereksinimi olan vatandaşlara karşı yükümlülüklerini, iletişim kanallarının çokluğu (IP üzerinden) sayesinde daha iyi yerine getirebilirler ve bu kanallar ses, gerçek zamanlı mesaj, video ve data gibi zengin iletişim ve (sosyal medya ve telefon uygulamaları da dahil olmak üzere) çeşitli platformlarda multimedya bilgilerine ulaşımı sağlamaktadır.

NEXES Araştırma ve Yenilik Hareketi, IP tabanlı iletişim teknolojilerinin birleştirilmesi ve yeni nesil acil durum hizmetleriyle olan iş birliğini araştıracak, test edecek ve geçerli kılacaktır. Böylece, verimlilik ve performansta artış elde edilecektir. Kısaca NEXES sonuçları şunları içermektedir:

NEXES Sistemi Acil Çağrı Merkezleri (PSAP) ve vatandaş arasında bireysel, medikal ve bölgesel verilerle birlikte çift yönlü toplam konuşma (TC) sunacaktır. Daha sonra ise acil çağrı merkezlerinin kendi arasında, acil çağrı merkezi ile acil müdahale kuruluşları ve ilk müdahale ekipleri arasındaki iletişim akışını ve durumsal farkındalığı destekleyecektir.

NEXES Telefon Uygulamaları, vatandaşlar için tam ve etik açıdan bir uçtan diğer uca kullanılabilen ve IP tabanlı iletişim sistemleri ile güçlendirilen yeni işlevselliklere müsaade edecektir. Bu sistemden engeli ve özel ihtiyaçları olan vatandaşlarımız da yararlanacaktır ve böylece vatandaş ile acil durum hizmetleri arasında çift yönlü ve kullanıcı sezgisel bir bağlantı oluşturulacaktır. Bu proje kapsamında Türkiye’de de AAHD tarafından akıllı telefonlar yardımı ile görüntülü ilkyardım, yer tespiti, engelliler ile iletişim denemeleri yapılmıştır. NEXES projesi 2015-2018 yılları arasında başarı ile tamamlanmış ve birçok Avrupa ülkesinde benzer sistemler kullanıma girmiştir.

 

ASSISTANCE

AAHD; Avrupa Birliği Horizon 2020 Programı Projesi olan ASSISTANCE “İlk Müdahalecilerin Korunması ve Yeteneklerinin Arttırılması için Uyarlanmış Durumsal Farkındalık Araçları ve Özel Eğitim Müfredatı Oluşturma” programına ortak olarak katılmıştır. 9 ülkeden 19 partner ile birlikte hazırlanan projedeki tek sağlık ekibi AAHD’dir. Proje 2019 Mayıs ayında başlamış olup 36 ay sürecektir.

ASSISTANCE projesinin temel amacı iki yönlüdür.  Bir yandan, hafiflettikleri afet / kriz türünü göz önünde bulundurarak birlikte çalışan farklı türdeki ilk müdahaleci (Ambulans, İtfaiye, Polis, Kurtarma) kuruluşlara yardım ve koruma sağlamak, diğer yandan olayın türüne bağlı olarak gerçek ihtiyaçlarına göre, Sanal Gerçeklik (VR), Mix Gerçeklik (MR) ve Artırılmış Gerçeklik (AR) temelli gelişmiş eğitimler sağlayarak karmaşık durumlarla yüzleşme yeteneklerini geliştirmek.

ASSISTANCE projesi ile yeni teknolojileri (UAV, Robots, Drone’lar) kullanan ve veri açısından ihtiyaçlarını dikkate alarak ilk müdahalecilerin durumsal farkındalığını (SA) arttırmak için VR, MR ve AR temelli ileri eğitimler (örneğin gerçek zamanlı video, kişi ve nesnelerin yerleri, tahliye yolları durumu, geçici şebeke kapsama alanı vb.) geliştirilecektir.   Farklı ilk müdahaleci kuruluşlar tarafından ihtiyaç duyulan sensörler için farklı türlerde uyarlanmış durumsal farkındalık modülleri geliştirilecektir (örneğin, itfaiyeciler için gerçek zamanlı video ve kaynaklar konumu, acil sağlık hizmetleri için tahliye yolları durumu vb.)

Çözümler, gizlilik ve kişisel verilerin korunması da dahil olmak üzere, AB toplumsal değerleri, temel haklar ve geçerli mevzuat ile uyumlu olarak geliştirilecektir. Toplumsal yönler (örneğin, güvenlik algısı, teknolojik çözümlerin toplumsal esneklik üzerindeki olası etkileri, cinsiyet çeşitliliği) kapsamlı ve eksiksiz bir şekilde dikkate alınacaktır.

ASSISTANCE projesi sonuçları ve geliştirilen yazılımlar, teknolojik cihaz ve ekipmanlar, üç farklı ülkede 3 farklı senaryolu pilot uygulama ile test edilecektir. Bu pilot uygulamalar İspanya, Hollanda ve Türkiye’de gerçekleştirilecektir. 24-28 Şubat 2022 tarihleri arasında proje kapsamında geliştirilen yazılım ve donanımların ilk denmesi İzmir’de İtfaiye Yangın ve Doğal Afet Eğitim Merkezinde (İYDEM) yurt dışından 6 ülkeden katılan itfaiye, kurtarma, polis ve teknik ekiplerin katılımı ile deprem senaryosu üzerinden gerçekleştirildi. Enkaz altındaki yaralıların konumları drone’lar ve CBS yardımı ile tespit edildi. Müdahale eden ekiplerin sağlık ve çevresel riskleri giyilebilir teknolojiler ile takip edildi. Geliştirilen sanal eğitimler medikal, itfaiye ve güvenlik ekipleri tarafından denenerek geri bildirimler verildi. Önümüzdeki aylarda Hollanda ve İspanya’da farklı senaryolar ile geliştirilen sistemlere son şekilleri verilerek proje Haziran 2022^de tamamlanacak. Geliştirilen eğitimler ve teknolojik çözümler proje sonuçlandığında AB’ne detaylı olarak raporlanacaktır.

 

 

TEAMAWARE

AB Horizon 2020 TeamAware projesi, acil müdahale ekiplerini uzaktan takip eden, kapalı alanda yerlerini belirleyen, giyilebilir sensörler ve yapay zeka ile aktivitelerini tespit eden, giyilebilir kimyasal biyolojik radyolojik nükleer (KBRN) sensörler, akustik sensörler, drone’lar içeren bir sistem olacak. Drone görüntülerinden yangın/duman tespit edilmesi, binanın yapısal olarak riskinin belirlenmesini de kapsayacak.

5G ve taktik iletişim altyapısı sağlanarak toplanan veriler, gerçek zamanlı durumsal farkındalık resminin oluşturulmasını ve tüm acil müdahale ekibinin uzaktan takip edilmesini ve yönetilmesini sağlayacak.

Ülkemizden HAVELSAN’ın koordinatörü olduğu “TeamAware” projesi, Avrupa Birliği Güvenlik çağrılarından Araştırma ve İnovasyon konusunda toplamda 92 proje arasında 15 üzerinden 15 tam puan alarak başarılı projeler arasında ilk sırada desteklenmeye değer görülen proje önerisi olarak büyük bir başarıya imza atmıştır.  Proje kapsamında acil müdahale ekiplerine durumsal farkındalık sağlanması ve karar destek sistemi ile ekiplerin güvenliğini artırılması planlanmaktadır. Yapay zeka, artırılmış gerçeklik, sensor füzyon teknolojileri ve 5G teknolojilerini konu edinen projenin 36 ayda tamamlanması bekleniyor.

Ülkemizden Havelsan ile birlikte SRDC Yazılım Araştırma ve Geliştirme ve Danışmanlık Ticaret Anonim Şirketi, Sabancı Üniversitesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi ve Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği’nin de ortak olarak yer aldığı projede Avrupa’dan ortak olarak Fraunhofer, Thales gibi büyük kuruluşlarla birlikte 13 farklı ülkeden toplam 24 kurum (KOBİ, üniversite, son kullanıcılar) yer alıyor. TeamAware projesi için AB’den 7 milyon avroluk bütçe kullanılacak.

PROJENİN HAZIRLANMA AMACI

İlk müdahale ekipleri, görevi ilk önce acil bölgeye varmak, arama, kurtarma ve kurtarma operasyonları yapmak ve doğal veya insan kaynaklı afetlerde kriz yönetimi gerçekleştirmek olan, uzmanlık becerilerine ve niteliklerine sahip kişi, hizmet ve kuruluşlardan oluşan gruplardır. İlk müdahale ekipleri, toplulukları koruyarak, afetlere müdahale ederek ve hayatları kurtararak güvenli ve güvenli toplumlar sağlamasına rağmen, operasyonlarda genellikle verimsiz, zayıf ve eski teknolojileri kullanırlar.

Mevcut durumla ilgili olarak, ilk müdahale ekiplerinin operasyonel yetenekleri, akıllı sensör sistemleri, giyilebilir cihazlar, veri işleme, veri füzyonu, veri analitiği, iletişim altyapısı ve yapay zeka araçları gibi teknoloji ve mühendislik alanlarındaki gelişmelerle önemli ölçüde artırılabilir. TeamAware Projesi’nin temel amacı, farklı sektörlerden ilk müdahale ekipleri için drone monteli, giyilebilir ve harici sensör sistemleri, mevcut ilk müdahale hizmetleri ve operasyon merkezleri dahil olmak üzere heterojen ve neredeyse birlikte çalışabilen sensör birimleri ile entegre ve uygun maliyetli bir durumsal farkındalık sistemi geliştirmektir. Amaç, yüksek düzeyde standartlaştırılmış artırılmış gerçeklik ve mobil insan makine arayüzleri kullanarak gerçek zamanlı, kaynaştırılmış, iyileştirilmiş, filtrelenmiş ve yönetilebilir bilgiler aracılığıyla farklı sektörlerden ilk müdahale ekiplerinin kriz yönetimini, esnekliğini ve tepki kabiliyetini artırmaktır.

HAVELSAN projenin teknik koordinatörlüğü yanında Vücut Hareket Analizi (BMA-Body Motion Analysis) sistemindeki giyilebilir sensörlerle acil müdahale ekibinin hareketlerini uzaktan takip ve yapay zekayla aktivitesini tespit etmek, yorgunluk tespiti yapmak, KBRN modülü ile kimyasal bir saldırının yayılımını modellemek gibi sorumluluklar üstlenecek. Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği (AAHD), Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi ile birlikte Yunanistan, Avusturya, İrlanda, Romanya ve Portekiz’den kurtarma ve medikal ekipleri ile birlikte geliştirilen giyilebilir teknolojiler ve sistemleri tatbikatlarda deneyerek geri bildirim verecektir. Proje 2021-2023 yılları arasında uygulanacaktır.

 

 

 

 

Doğa ve insan kaynaklı Afet ve Acil Durumlar, yaşamın kaçınılmaz bir gerçekliğidir. Meydana gelen Afet ve Acil Durumlara hazırlıklı olmak ve etkin bir müdahale için iyi bir afet yönetimi, eğitimli insan kaynağı ve ileri teknoloji kullanımı gerekmektedir. Gelişen teknolojiler, afet yönetiminin tüm aşamalarında önemli fırsatlar sunabilmektedir. Bu teknolojilerin afet yönetim sistemine adaptasyonu, kullanımı sırasında kazanılan avantajlar, gelecekte Afet ve Acil Durumlara daha hazırlıklı bir toplum yaratılmasına neden olacaktır.

 

KAYNAKLAR:

  1. AFAD Açıklamalı Afet Yönetimi Terimleri Sözlüğü.
  2. International Federation of Red Cross and Red Crescent Societies (2020). World Disaster Report 2020. [Cited 23 December 2020]. Available from: https://media.ifrc.org/ifrc/wpcontent/uploads/2020/11/20201116_World-Disasters_Full.pdf
  3. Disaster management and emerging technologies: a performance-based perspective Meditari Accountancy Research, ISSN: 2049-372X, Article publication date: 19 August 2021
  4. Acar, M., & Çağdaş, D. Y. (2019). Endüstri devriminin ışığında “Afet 4.0”. E. S. Bayrak Meydanoğlu, M.Klein, & D. Kurt (Ed.), Dijital dönüşüm trendleri kitabı içinde (s. 231—257). İstanbul: Filiz Kitapevi.
  5. Memiş, L. & Babaoğlu, C. (2020). Acil durum ve afet yönetiminde süreç yaklaşımı ve teknoloji. Ömer Halisdemir Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 13(4), 776-791.
  6. Disruptive technologies and their use in disaster risk reduction and management, ITUGET 2019
  7. VOST EUROPE (https://vosteurope.org/vosteurope-team/)
  8. Deloitte (2020, 24 Nisan). Yeni Nesil Teknolojilerin COVID-19 Mücadelesindeki Önemi – Ülke Örnekleri.https://www2.deloitte.com/content/dam/Deloitte/tr/Documents/consulting/yeni nesilteknolojilerin-covid-19-mucadelesindeki-onemi.pdf
  9. https://www.aahd.org.tr/kategori/projeler/

 

Yazar: Dr. Turhan SOFUOĞLU

Uludağ Üniversitesi Tıp Fak. Mezunu. Halen Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği (AAHD) Yönetim Kurulu Başkanı. 1994 yılından bu yana Sağlık Bakanlığında yöneticilik ve danışmanlık yapmış, 112 ambulans sisteminin kuruluşunda yer almıştır. Hastane Öncesi Acil Sağlık Hizmetleri ve Afet Tıbbı alanlarında çok sayıda ulusal ve uluslararası projede görev almış olup, yayınlanmış çok sayıda bilimsel yayın ve araştırması bulunmaktadır. Halen bu konularla ilgili 4 Avrupa Birliği projesinin ulusal koordinatörlüğünü yürütmektedir.

Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği, 8001/3 sok. No:7/1 Kaşarcı Sitesi B Blok D:12, Çiğli, İzmir, TÜRKİYE, turhans112@gmail.com, ORCID ID: 0000-0003-1352-8456, turhans112@twitter.com, www.aahd.org.tr

]]>
https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/acil-durum-ve-afetlerde-yeni-nesil-teknolojiler/feed/ 0
Sel Kaderiniz Olmasın https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/sel-kaderiniz-olmasin/ https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/sel-kaderiniz-olmasin/#respond Tue, 01 Mar 2022 03:30:24 +0000 https://tatd.org.tr/afet/?p=482

Sel; sürekli bir biçimde yağan yağmurdan ya da eriyen karlardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su olarak tanımlanır. Hidrolik felaketlerden sayılan sel; nehir taşkınları, sel baskını, fırtına dalgası ya da kıyı seli şeklinde farklı mekanizmalarla oluşabilmektedir.

Ülkemizde görülen doğal afetler içinde sel felaketi, depremden sonra en büyük can ve mal kaybına neden olmaktadır. Örneğin 11 Ağustos 2021’de Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz bölümünde etkili olan aşırı yağış sonucu meydana gelen sel, su baskını ve heyelanlar; Kastamonu, Sinop ve Bartın illerini etkileyerek can ve mal kaybına neden olmuştur.

Resim 1. 2021 – Kastamonu (Kaynak:  https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/karadeniz-felaketi-yasiyor)

Resim 2. 2021- Kastamonu sel (Kaynak: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58187729)

 

Şekil 1. 1940 – 2020 yılları arası görülen sel afetleri (Kaynak: Meteoroloji Genel Müdürlüğü)

Şekil 2: 1950 – 2019 yılları arasında meydana gelen sellerin il bazında sayıları (Kaynak: AFAD Afet İstatistikleri – 2020)

 

Şekil 3: 2020 yılı doğa kaynaklı olay istatistikleri (Kaynak: AFAD 2020 Yılı Doğa Kaynaklı Olay İstatistikleri)

Şekil 4: 2020 yılında görülen sel afetlerinin aylık dağılımları (Kaynak: Meteoroloji Genel Müdürlüğü)

Şekil 5: 2020 yılı sel afeti dağılımı (Kaynak: Meteoroloji Genel Müdürlüğü)

 

Şekil 6: 2020 yılı meteorolojik afetler dağılımı (Kaynak: Meteoroloji Genel Müdürlüğü)

 

Ülkemizde 2020 yılı içinde en fazla meydana gelen meteorolojik karakterli doğa kaynaklı afet şiddetli yağış/sel olayıdır. 2020 yılı içerisinde toplam 297 adet şiddetli yağış/sel afeti rapor edilmiştir.

Ormansızlaştırma, doğallığın bozulması ve benzeri insan eliyle yapılan uygulamaların, sel oluşumuna etki edebildiği gibi gelişebilecek bir selin boyutunu da arttırabileceği bilinmektedir. Bu bağlamda, sel felaketlerinin önüne geçilmesi ya da olası durumda boyut ve şiddetinin en aza indirgenmesi için devletlere, yerel idarelere önemli görevler düşmektedir. Sadece sel oluşumunu önleyecek faaliyetler değil, izlem faaliyetleri de bu kapsamdadır. İzlem faaliyetleri sayesinde 12 – 36 saat içinde sel olasılığı, oluşumundan 30 dakika öncesinde de felaketin olası boyutu anlaşılabilmektedir.

Diğer pek çok felaket gibi sel felaketinde de etkiler uzun bir süre devam eder. Bu esnada afet müdahale ekipmanları ve su başta olmak üzere ihtiyaçların yeterli oranda afet bölgesinde bulundurulması önemlidir. Afet sonrası dönemde tüm medya araçlarının anlık bilgilendirme yapması ve uyarıları yayabilmesi sağlanmalıdır. Sel bölgesindeki acil sağlık çalışanları afet planlarına sadık kalarak afetle olan mücadelesini uygun lokalizasyonda sürdürmek zorundadır.

15 cmlik bir su akışının insanı düşürebileceğini, 60 cmlik bir su akışının araçları sürükleyebileceği unutulmamalıdır.

SELLERE KARŞI ALINMASI GEREKEN GENEL ÖNLEMLER

  • Her tip meteorolojik afet için, günümüzde yağış alanları ve yağış yoğunluklarının belirlenmesinde oldukça etkili bir biçimde kullanılan radar sistemleri ve uydu verileri ile çalışan erken uyarı birimleri oluşturulmalıdır.
  • Bu uyarı birimi ile koordineli olarak çalışacak il ve ilçelerde kurtarma birimleri oluşturulmalıdır.
  • Bölgesel radyolar herhangi bir tehlike anında halkı bilgilendirerek uygulayacakları yöntemler konusunda uyarıda bulunmalıdırlar.
  • Yerel yönetimler dere yataklarına yerleşim yapılmaması konusunda titizlik göstermeli, buralarda yerleşim önlemelidir.
  • Yerleşim yerleri içinden geçen dere yatakları ve drenaj kanallarında, ayrıca dere ve nehirlerin denizle birleştiği noktalardaki kanallarda zamanla oluşabilecek tıkanmalar düzenli olarak temizlenmeli, drenaj kanallarının sürekli açık olmaları sağlanmalıdır.
  • Yerleşim yerleri içinden geçen dere yatakları ıslah edilmelidir.
  • Çevredeki yeşil alanlar korunarak ve artırılarak erozyon ve sel önlenmelidir.
  • Sel tehlikesi bulunan eğimli yamaçlarda teraslama ve ağaçlandırma yapılmalıdır.
  • Çukur alanlarda, binaların bodrum katlarına su basma tehlikesi yüksek olduğundan, bu türlü yerlerde bodrum yapılmamalı, su basma kotu yüksek tutulmalıdır.
  • Şehir içlerinde yeterince yağmur suyu kanalı olmalı ve bunların sürekli bakımları yapılmalıdır.
  • Bulunduğumuz yerleşim yerlerindeki sel uyarı işaretleri ve uyarı sistemleri öğrenilmelidir.
  • Konutlar diğer afetlerde olduğu gibi sele karşı da sigortalatılmalıdır.

SEL UYARISI YAPILDIĞINDA YAPILMASI GEREKENLER

  • Ani su baskınının oluşabileceğini unutmayın. Böyle bir olasılık baş gösterirse yüksek bir yere çıkmak üzere harekete geçin. Bunun için bir talimat beklemeyin.
  • Dere yatağı, nehir, hendek, vadi ve kanyon gibi yerlerden uzak durun.
  • Her an tahliye olabilecek şekilde hazırlıklı olun; afet ve acil durum çantanızı yanınıza alın.
  • Şebeke suyunun kirlenme ihtimaline karşı evde temiz su bulundurun.
  • Elektrikli ev aletlerini fişten çekin; sigortaları ve vanaları kapatın.
  • Uyarıların yapıldığı tarihlerde, yanınıza değerli eşya ve evraklarınızı da alarak, mümkünse yüksek kesimlerde yaşayan yakınlarınıza kısa süreliğine misafir olun.
  • Komşularınızı ve yakınlarınızı uyarın.
  • Aracınız varsa güvenli yere alın.
  • Evcil hayvanlarınızın güvende olduğundan emin olun.

TAHLİYEYE HAZIRLANIYORSANIZ YAPILMASI GEREKENLER

  • Evinizi emniyete alın. Zamanınız varsa dış mekan mobilyanızı toplayın.
  • Özel eşyalarınızı üst katlara çıkarın.
  • Ana şalter veya vanalardan tüm tesisatları kapatın.
  • Elektrikteki fişleri çekin. Islaksanız veya sudaysanız elektrikli ekipmana asla dokunmayın.
  • Yanınıza afet ve acil durum çantanızı alın. Çantanızda mutlaka bir miktar kuru gıda ve içecek; ilk yardım malzemeleri, ailenizin ihtiyaç duyabileceği veya kullandığı ilaçları bulundurun.

SEL SIRASINDA YAPILMASI GEREKENLER

  • SAKİN OLUN!
  • Pencere ve kapıları korumak için taşınabilir engeller yerleştirilebilir.
  • Suyla sürüklenen enkazın yönü kum torbalarıyla değiştirilerek konutlardan uzak tutulabilir.
  • Bazı durumlarda bütün kapıları açarak suyun binanın içinden akmasına izin vermek çok daha iyidir; böylece su basıncının yapının taşıyıcı sistemine zarar vermesi önlenebilir.
  • Su yatağı ve çukur bölgeler hemen terk edilmelidir.
  • Sel bölgesini hemen terk ederek yüksek ve güvenli bölgelere gitmeli ancak asla sudan karşıdan karşıya geçmeye çalışılmamalıdır, çünkü su aniden derinleşebilir.
  • Elektrik kaynaklarından uzak durulmalıdır, elektrik çarpabilir!
  • Özellikle geceleri, selin tehlikelerini görmek güçleşeceğinden daha dikkatli olunmalıdır.
  • Selden ölümlerin çoğu sel sularına girilmesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü ayak bileğimize kadar olan sel suyu bizi; dizimize kadar olan sel suları ise otomobillerimizi sürükleyip götürebilir. SELDEN KAÇMAK İÇİN SEL SULARINA KESİNLİKLE GİRMEYİN!
  • Sel suları ayrıca kanalizasyon ve zehirli kimyasal maddeler de içerirler. Çocukların sel suları ile oynamasına müsaade edilmemelidir.
  • Konutu terk ederken elektrik ve su vanaları kapatılmalıdır.
  • Sel sırasında elektrikleriniz kesilebilir. Binada gaz sızıntısı olduğunu düşünüyorsanız, herhangi bir elektrikli alet ve ışık kullanmayın. Işığa ihtiyacınız olduğunda pilli fener kullanın.
  • Evinizdeki küvet ve bidonları şebeke suyunun kirlenme ihtimaline karşı temiz su ile doldurun.

SEL SIRASINDA ARAÇ İÇİNDEYSENİZ;

  • Asla su ile kaplı yoldan gitmeye çalışılmamalıdır. Ani sellerin meydana getirdiği ölümlerin yarısı araç içindedir. Asla sel sularının bulunduğu bölgelerde araç kullanmayın!
  • Araçta herhangi bir arıza oluştuysa hemen terk edilerek yüksek bir yere çıkılmalıdır. Yollar akan sular tarafından doldurulacağı için eğer araç 60cm yükseklikteki hareket eden suda kalmışsa su onu kaldırıp sürükleyebilecektir.

SEL SONRASINDA YAPILMASI GEREKENLER

  • Sel felaketi suların geri çekilmesi ile sona ermeyebilir. Dolayısı ile otoritelerin geri dönün uyarısı alınmadan ve herhangi bir hasarı olup olmadığı kontrol edilmeden binalara kesinlikle girilmemelidir.
  • Binalar kontrol edilirken su geçirmez ayakkabı ve pille çalışan el fenerleri kullanılmalıdır.
  • Konutların duvarlarında, katlardaki zeminlerde ve pencerelerdeki hasarlar, tavan, sıva vb. malzemelerin dökülmesi riskinin olup olmadığı kontrol edilmelidir.
  • Sigorta işlemleri için zarar gören yerlerin fotoğrafı çekilmelidir.
  • Sel sonrasında da ikincil afet olarak yangınlar çıkabilir. Bu nedenle evde gaz sızıntısı, suyun altında kalmış elektrik aksamı, fırın, ocak ve elektrikle çalışan eşyaların olmadığına emin olun.
  • Sel sırasında evinizde kalmış yiyecekler varsa bunları kesinlikle kullanmayın. (Konserveler de dahil)
  • Konuttaki sel suları binanın daha fazla zarar görmemesi için yavaş, yavaş boşaltılmalıdır.
  • Lağım çukurları, mikroplu tanklar ve atık su sistemleri sel sonrası insan sağlığına zarar vermemeleri için mutlaka yetkililere kontrol ettirilmelidir.
  • Konuta sel sırasında yılan ve benzeri zararlı hayvanlar girebilir. Bu konuda da dikkatli olmak gerekir.
  • Özel ilgiye ihtiyacı olan afetzedelere -yaşlılar, bebekler, engelliler- yardımcı olunmalıdır.

Sel sonrası dönemdeki sağlık sorunları

  • İlk dönem
    • Boğulma
    • Travma
    • Hipotermi
    • Elektrik yaralanması
    • Karbonmonooksit zehirlenmesi
  • Erken dönem
    • Kutanöz infeksiyon
    • Aspirasyon pnömonisi
    • Viral solunum yolu infesksiyonları
    • Gastroenterit
  • Geç dönem
    • Leptospiroz
    • Sivrisinek aracılı infeksiyonlar
    • Atipik mikroorganizmalara bağlı kutanöz infeksiyonlar (mantar, mikobakteri vs)
    • Hepatit A ve E virüs enfeksiyonu
    • Mental durum bozuklukları
    • Kronik hastalık alevlenmeleri ve ilişkili sorunlar

Afetzedeleri Bekleyen Sağlık Sorunları

Sel felaketlerindeki ölümlerin en sık nedeni boğulmadır. Diğer tüm afetlerde olduğu gibi selde de akut dönemde travma ilişkili yaralanmalar ön plandayken; sonraki dönemde sel ilişkili kontaminasyon aracılı enfeksiyon, kaynak yetersizliği ilişkili sağlık durumları ve sivrisinek, böcek ısırıkları ile gelişen enfeksiyonlar öne çıkmaya başlar. Sudaki ya da suda sürüklenmekte olan canlılara ait ısırıklara ait yaralanmalar gerçekleşebilir. Su içine karışan kimyasallarla ilgili sorunlar yaşanabilir. Organik ya da inorganik kimyasalların sulara karışması insan sağlığını tehdit eder.

Afetlere ait genel önemli bir sorun ise kronik hastalıklara sahip afetzedelerin gereksinimi olan ilaç ve ekipmanlara ulaşamamasıdır.

Kurtarıcıları Bekleyen Sağlık Sorunları

Laserasyon, abrazyon benzeri yaralanmalardan gastroenterit, tetanoz, pnömoni gibi enfeksiyonlara; boğulma ve hayatı tehdit edici yaralanmalara kadar geniş bir aralıkta sorunlar ortaya çıkabilir.

Su dışındaki ekiplerin sağlık risklerine ek olarak su altı kurtarma ekipleri için ayrı riskler de vardır. Rutinde kullanılan alışılagelmiş dalgıç takımları dalgıçların burun ağız ve açık yaralarından fekal kontaminasyona maruz kalmalarına engel olamaz. Bu rutin giysiler cilt ve mukozayı koruyamazken kullanılmakta olan regülatörler ortaya çıkardıkları küçük damlacıklar aracılığıyla kontamine suyun inhalasyonuna neden olabilir. Alg ve siyanobakterilerin ürettiği toksinlerden de koruyamaz. Siyanobakteriyel nörotoksinlerle diyare, kramp, kusma, tremor, paralizi ve hatta boğulma gerçekleşebilir. Sitotoksin nedenli karaciğer ve böbrek yetmezliği gelişebilir.

Dalgıçları bekleyen bir diğer tehdit hidrokarbon (solvent, yağ, petrol vb) içeren sularda yaptıkları kurtarma çalışmalarıdır. Hidrokarbon maruziyeti neopren dalgıç kıyafetlerini tahrip ederek dalgıçları dış tehditlere açık hale getirmektedir. Yüksek oranda hidrokarbon varlığı riskinde bu kıyafetler kullanılmamalıdır.

Hem afetzedeleri hem kurtarıcıları etkileyebilecek yaralanma biçimi elektrik yaralanmaları ve jeneratörlere bağlı karbonmonooksit zehirlenmeleridir.

Özellikle afetzedeleri etkileyen anksiyete ve depresyon başta olmak üzere post travmatik stres bozukluğu yine her iki grubun da yaşayabileceği önemli bir sağlık sorunudur.

Olası Sağlık sorunlarının Yönetimi

Hipotermili hastaya iç ve harici ısıtma teknikleri gereksinimi göz önünde bulundurulmalıdır. Arrest hasta yönetimi sırasında tam nörolojik sağkalım açısından, hipotermi saptanan hastaların uzamış kardiyopulmoner resusitasyona cevap verebileceği akılda tutulmalıdır. Bu hastaların vücut sıcaklığı 32 – 35 °C‘ye getirilinceye kadar resusitatif uygulamalara devam edilmelidir.

İçme suyu vb ihtiyaçların eksikliği ve kontaminasyona bağlı sorunların ortaya çıkmaması için belirlenmiş lokalizasyonlarda acil ve yaşamı idame ettirici ihtiyaç maddelerinin geçici ve korunaklı birimler içinde hazır tutulması önemlidir.

Su içi kurtarma faaliyetleri sırasında özellikle yoğun kontaminasyon düşünülen bölgelerde kuru takım (su geçirmez giysi) ile çalışılmalıdır. Herhangi bir nedenle bunun haricinde kıyafetlerle kurtarmaya katılmış olanlar akan su altında temizlenmeli, uygun dezenfektanlarla fekal kontaminasyon/ toksin maruziyeti vb. tehditlerden uzaklaştırılmalıdırlar. Çamaşır suyu ve iodin solüsyonlarının çok etkili olduğu ancak insan cildine zarar verebilecekleri akılda tutulmalıdır.

Laserasyon, abrazyon varlığında cilt enfeksiyonlarından korumak için ilk fırsatta yara yeri akan su ile temizlenmeli ve gerekliyse antibiyoterapi başlanmalıdır.

Cilt enfeksiyonlarının yanı sıra afet bölgesinde grip benzeri hastalıklar, solunum yolu hastalıkları, gastroenteritler, sivrisinek – böcek kaynaklı enfeksiyonlar saptanabilir.

Endemik bölgelerde dışarıdan gelen kurtarıcıların aşılamalarının yapılması önemlidir. Yine tetanoz proflaksisinin yapılması önemli bir noktadır.

 

KAYNAKLAR

  1. Afet Yönetimi ve Tıbbi Uygulamalar Temel Başvuru Kitabı – TATD
  2. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırmaları Enstitüsü Meteoroloji Laboratuarı ( meteoroloji.boun.edu.tr )
  3. Türk Tabipleri Birliği ( ttb.org.tr )
  4. AFAD ( afad.gov.tr ) AFAD Planlama ve Risk azaltma Daire Başkanlığı 2020 Yılı Doğa Kaynaklı Olay İstatistikleri
  5. AFAD Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı 2020 Afet İstatistikleri
  6. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ( mgm.gov.tr ) 2020 Yılı Meteorolojik Afetler Değerlendirmesi
]]>
https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/sel-kaderiniz-olmasin/feed/ 0
Afet Tıbbı Yan Dal mı Doktora mı? https://tatd.org.tr/afet/akademik-blog-yazisi/afet-tibbi-yan-dal-mi-doktora-mi/ https://tatd.org.tr/afet/akademik-blog-yazisi/afet-tibbi-yan-dal-mi-doktora-mi/#respond Tue, 15 Feb 2022 03:30:05 +0000 https://tatd.org.tr/afet/?p=471

Afet tıbbı; Afet tıbbı, afet öncesi hazırlık ve planlama, afet sırasında müdahale ve yanıt ile afet sonrası yeniden iyileşme sürecinden oluşan afet yaşam döngüsü boyunca tıbbı olarak liderlik yapan ve afet mağdurlarına sağlık hizmeti sağlayan tıbbi uzmanlık alanıdır. Dünya çapında Acil Tıp, afet tıbbını sırtında taşıyan bir ana bilim dalıdır. Türkiye, coğrafyası dolayısıyla hem doğal afetlerin hem de savaş, göç ve terör sonucu meydana gelen tıbbi sorunların oldukça sık ve yüklü olduğu bir ülkedir.

Yabancı kaynaklarda;  Nuh’un ilk felaket yöneticisi olduğunu belirtmiştir. Potansiyel bir felaketin bilgisini aldıktan sonra bir gemi inşa ederek ve kitlesel bir göçü örgütleyerek tufanın etkilerini azaltmak için plan yapmıştı. Gıda, su, barınak, tıbbi bakım, atık imha ve tüm tahliye edilenlerin diğer ihtiyaçlarını planlamak zorunda kalmıştır.

Dünya da güncel Tokyo metrosunda sârin gazı saldırısı, Amerika da ikiz kulelere yapılan saldırılar başta olmak üzere hemen hemen her gün meydana gelen deprem sel volkanik patlamalar ile sınanmakta Afet tıbbının ve afetlere hazırlıklı olmanın önemi anlaşılmaktadır.

Resim 1. 2020 yılından afet görüntüleri ( https://www.aa.com.tr/tr/dunya/2020de-dunya-dogal-afetlerle-sarsildi/2089949 )

Afetler konusunda ne kadar hazırlıksız yakalandığımızı, ne yazık ki, 1999 yılında yaşadığımız ve yaklaşık 17 bin insanımızı kaybettiğimiz Marmara depremi ile öğrendik. Bu acının hem maddi hem de manevi toparlanması çok uzun yıllarımızı aldı. Bundan sonraki süreçte alınan önlemlerin başında, 2009 yılında Sağlık Afet Koordinasyon Merkezi (SAKOM) ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) resmi yollardan kurulması oldu. Yapılan iyileştirme ve planlamalara rağmen halen afet konusunda yeterli bir konumda maalesef değiliz. En son yaşadığımız 2011 Van depremi ve 2020 yılında yaşanan Elazığ ve İzmir depremlerinde, 99 yılına göre çok daha hızlı müdahale edildiğini gördük, kaynaklarımız daha fazlaydı ve birçok grup depreme eş zamanlı hazırlandı veya müdahale etti. Buna rağmen görev alan ekipler arasında koordinasyonun yetersiz olması, lokal kaynaklara ulaşım problemi ve triaj uygulamasında aksaklıklar yine karşılaşılan sorunlar oldu.

Afetlerde en çok görev alan sağlık ekipleri, sıklıkla acil ve kritik bakım sağlayan gruplardan oluşmaktadır. Acil tıp hekimlerinin ise hem acil servis gibi savaş benzeri koşullarda çalıştığı hem de triaj uygulamasını rutin olarak yaptığı için, Amerikan Acil Tıp Doktorları Birliği (ACEP) tarafından afetlerde aktif rol oynaması önerilmektedir. Ülkemizde bu konuda ilerlemek isteyen kişiler için doktora (Phd) yapmak dışında başka bir seçenek bulunmamaktadır.

Dünyada ise, afet tıbbının uzmanlık olarak ortaya çıkması 1980’li yıllarda meydana gelmiştir. Acil tıp, halk sağlığı, afet yönetimi ve hastane öncesi acil tıp gibi farklı disiplinlerin ilkelerini birleştirmeyi amaçlamıştır. Dünya da afet tıbbı eğitimi veren üniversitede doktora ve yüksek lisans programları Amerika’da en fazla iken afetlere en sık maruz kalan Asya ülkelerde ise afet tıbbı eğitimi en azdır. Amerika’da Acil tıp uzmanlarının liderlik ettiği uzmanlık sonrası 1 ile 3 yıl arasında süren yan dal eğitimi olarak verilmektedir. ACEP’e göre 17 acil tıp programı afet tıbbı yan dal eğitimi vermektedir. Bu programlarda 1 yıl afet tıbbı eğitimi, 2 yıllık programlarda hastane öncesi acil sağlık hizmetleri (EMS) eğitimi beraber verilmektedir. Bununla birlikte 3 yılık programlar ise Halk sağlığı yüksek lisansı(MPH) eklenerek alınabilmektedir. Tüm bu programlara katılmak için Amerikan Acil Tıp Yeterlilik(ABEM) almış olmak gerekmektedir. Acil Tıp Uzmanları dışında da afet tıbbı doktora ve eğitim programları mevcuttur. Onlarda da yeterlilik almak için belli bri eğitim müfredatından geçmek gerekmektedir. Avrupa ve Türkiye’nin de içinde olduğu birçok üniversitede doktora veya yüksek lisans olarak Afet Tıbbı eğitimi veren kurum bulunmaktadır. Avrupa ülkelerinde verilen eğitim European Master Program in Disaster Medicine (EMDM) müfredatlarına online erişim ile de ulaşılabilmektedir.

Resim 2. European Master Program in Disaster Medicine (EMDM) internet sitesi  ( https://www.vub.be/en/study/disaster-medicine#about )

Son olarak, afet tıbbının ülkemizde hem daha bilimsel hem de daha kapsayıcı olması açısından bir uzmanlık alanı, yani yan dal, olması için acil uzmanları olarak çaba sarf etmek zorundayız. Amerikan modeli gönlümüzden geçen modeldir. Türkiye Acil Tıp Derneği (TATD) başta olmak üzere diğer acil dernekler ininde bu konuda girişimlerinin olduğunu bilmekteyiz. Bu safhada bir yan dal kurulması durumunda diğer ana bilim dallarının dışlanması açısından en iyi sonuç olmayabilir. Ülkemiz koşullarında afet tıbbı önemli bir gereksinimdir. Acil tıbba bağlı veya değil, yan dal veya ayrı bir branş olarak Afet Tıbbına ihtiyaç olduğu ortadadır. Ülke olarak birçok bilim dalını entegre edebilecek ve gerektiğinde bütün birimler arasında (arama-kurtarma, eğitim vb.) koordinasyonu sağlayacak bir afet tıbbına ihtiyacımız vardır.

Resim 3. Türkiye Acil Tıp Derneği Afet Komisyonu tarafından hazırlanan “Afet Yönetimi ve Tıbbi Uygulamalar Temel Başvuru Kitabı”

 

Kaynaklar

  1. Afet Yönetimi ve Tıbbi Uygulamalar Temel Başvuru Kitabı
]]>
https://tatd.org.tr/afet/akademik-blog-yazisi/afet-tibbi-yan-dal-mi-doktora-mi/feed/ 0
Çığ: Beyaz Tehlike! https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/cig-beyaz-tehlike/ https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/cig-beyaz-tehlike/#respond Tue, 01 Feb 2022 03:30:34 +0000 https://tatd.org.tr/afet/?p=449

İki hafta önce sitemizde yayınladığımız afet yazı dizimizin ilk serisi ‘’2020’de Türkiye ve Dünyada En Sık Görülen Doğal Afetler’’ yazımızdan sonra bu hafta siz değerli okurlarımıza Türkiye’de coğrafyanın kaderi olarak her sene genellikle kış aylarında karşımıza çıkan, bazen büyük kayıplara neden olan beyaz tehlikeden, çığ afetinden bahsedeceğiz.

Çığ, genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve/veya dış kuvvetlerin etkisi ile başlayan bir ilk hareket sonucu (tetiklenen), yamaçtan aşağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanır. En büyük tehlike, yerdeki sıkışmış kar örtüsünün üzerinde tipi sonucu taze kar yığılmasıyla yeni bir tabaka oluşması ve genellikle tipi sonrası gelen sıcak hava akımının bu iki tabaka arasında erime sonucu kaygan bir yüzey oluşturmasıdır.

Şekil 1.  Çığ hareketi (https://www.dunyaatlasi.com/cig-nedir-nasil-olusur)

Şekil 2. Çığ patikasının bölümleri (https://www.afad.gov.tr/afet-istatistikleri)

Çığ gibi meteorolojik afetlerin önceden tahmin edilerek erken uyarılarının yapılabilmesi, deprem vb. diğer doğal afetlerden onları farklı kılan en önemli özelliktir. Dünyada çığ sonucunda ölen kişi sayısının yıllık ortalama 250 kişi civarında olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde kış sporlarına olan ilginin artması sonucu çığdan etkilenen kişi sayısı da artmıştır.

Şekil 3. 1950-2019 Türkiye’de meydana gelen çığların illere göre dağılımı( https://www.afad.gov.tr/afet-istatistikleri )

Ülkemizde 1950 yılından günümüze meydana gelen çığ olayları incelendiğinde Bingöl 274 olay ile ilk sırada yer almakta iken bunu 265 çığ ile Bitlis, 170 çığ ile Tunceli ve 81 çığ ile Malatya takip etmektedir. Bu dört ilde meydana gelen çığlar, toplam çığların yüzde 49’unu oluşturmuştur. Ayrıca çığ afeti en fazla 2020 yılında rapor edilmiştir(13 olay)

Şekil 4. 1940-2020 Yılları arasında meydana gelen çığ afetinin yıllara göre dağılımı (https://mgm.gov.tr/site/yardim2.aspx?=CIG)

 

Şekil 5. Türkiye’de 2020’de Meydana Gelen Çığ Afetinin İllere Göre Dağılımı (https://mgm.gov.tr/site/yardim2.aspx?=CIG)

2020 yılında çığ afeti tüm afetlerin %1.22’sini oluşturmasına rağmen, Van’ın Bahçesaray ilçesinde 4-5 Şubat tarihlerinde düşen iki çığdan dolayı toplamda 42 kişi hayatını kaybetmiş, 84 kişi ise yaralanmıştır. Türkiye’de son 50 yılda ise en fazla ölümlü çığ afeti 1992 yılında Şırnak’ta 151 kişinin hayatını kaybetmesiyle görülmüştür.

Şekil 6. Van’da 2020’de olan çığ afeti (Anadolu ajansı)

Çığ Altında Kalan Hastaya Yaklaşım

Tamamen gömülü olan çoğu çığ kurbanı boğulma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu hastaların hayatta kalabilmesi esas olarak çığda gömülme sürelerine bağlıdır. Çığ altında kalan hastaları 3 fazda inceleyebiliriz. Ana ölümler travmatik yaralanmaya bağlı ilk fazda oluşur. İkinci fazda asfiksi, üçüncü fazda ise hipotermi, hipoksi ve hiperkapni gelişerek ölüme yol açabilir. Tabi bunları dördüncü bir faz olarak kabul edilebilen uzun süreli hayatta kalma aşaması takip edebilir. İlk 60 dakika tam gömülmeden sonra hayatta kalma şansı dramatik bir şekilde %21’ düşerken, 60 ile 180 dakika arasında 4. fazda ise düşen eğri plato çizebilir. Kardiyak arrest geçiren çığ kurbanlarının hayatta kalma olasılığı düşük olsa da, uzun süre gömülü kalan ve şiddetli hipotermisi olan kurbanlarda tam resüsitasyon ve ekstra korporeal yaşam desteği (ECLS) ile yeniden ısınmasından sonra iyileşme gözlenmiş.

Avrupa Resüsitasyon Konseyi 2021 Kılavuzu çığ altındaki hasta resüsitasyonu için şunları önermektedir:

1- En çok hipoksi nedenli kardiyak arrest olduğu için kardiyopulmoner resüsitasyona 5 ventilasyon ile başla,

2- Çığ altında kalma süresi <60 dakika ise standart ileri yaşam desteği uygulayın,

3- Çığa gömülme süresi >60 dakika olan çığ kurbanları için, hava yolunun tıkanmasına veya ilave kurtarılamaz yaralanmalara dair kanıt olmaksızın, ECLS’yi yeniden ısıtma da dâhil olmak üzere tam resüsitatif önlemler sağlayın.

4- Çığa gömülme süresi >60 dakika olan ve hava yolunun tıkalı olduğuna dair ek kanıtları olan kardiyak arrest hastaya suni teneffüs gereksizdir.

5- Hastanedeki başarılı yeniden ısıtmanın prognozu HOPE (Hypotermia Outcome Prediction after ECLS) skoruna dayanmalıdır. Geleneksel serum potasyum düzeyi ve santral ateş eşik değerleri( sırasıyla 7 mmol/L ve 30 °C) daha az güvenilirdir.

 

Çığ Oluşmadan Önce Alınabilecek Tedbirler

Çığa yatkın bölgelerde veya geçmişinde çığ afeti bulunan bölgelere yapılacak seyahatlerde yükseklik, eğim, bakı, yamaç şekli ve arazi kullanımı (bitki örtüsü) gibi parametreler kullanılarak çığa yatkın bölgelerin çığ duyarlılık haritasını çıkarmak hayat kurtarıcı olabilir.

Eğer Çığa Yakalanırsanız?

Çığ genellikle çok hızlı gelişir ve durma bölgesine gelene kadar hareket eder. Bu yüzden, çığın oluşması fark edildikten sonra mümkün olduğunca seri ve soğukkanlı olunmalıdır. Çığın başlangıç anından sonra, eğer bina içinde değil dışarıda bulunuyor iseniz;

Şekil 7. Çığ altında kalan kişi (https://www.haberler.com/ )

 

-Çığ başladığında, çığın büyüklüğüne, hızına, patikanın genişliğine, etrafta bulunan araçlara ve var olan daha güvenli yerlere (büyük ve sabit kayalar, yamaç aşağı girintiler vb.) bağlı olarak, o alandan çok hızlı bir şekilde ayrılmaya karar vermek gerekir.

-Çığın daha yavaş hareket ettiği ve yüksekliğinin az olduğu kenar kısımlarına ulaşmaya çalışmak,

-Bağırarak veya başka ses kaynaklarını (korna, çan, ıslık, siren) kullanarak, diğer insanları uyarmak,

-Eğer çığa yakalanmamız kesin ise veya o anda kayak yapıyor iseniz, kayak sopalarını (bastonlar bileğe bağlı olmamalıdır) ve kayakları çıkarıp atmak, sabit bir ağaç (yeterince güvenilir olmasa da çığın büyüklüğüne göre çare olabilir), kaya veya başka bir cisme tutunmaya çalışmak,

-Kırılmış ağaç ve kaya parçalarından uzak kalmaya veya korunmaya çalışmak,

-Yerden de destek alarak yüzme hareketi yaparak akan karın üstünde kalmaya çalışmak,

-Ağzı sıkıca kapatmak, eğer mümkünse kafa karın altında kaldığı anda uzun süre nefesi tutmaya çalışmak,

-Çığ akışı sırasında oturma pozisyonu almak. Bu yöntemde bacaklar ve kollar birbirlerine yapıştırılır ve çığ durmadan kısa süre önce, bacaklar ile yeri sertçe iterek (eğer zemin altta ise veya zemin üzerindeki kar sertleşmeye başlamış ise) kalkmaya çalışmak. Çünkü çığ durduktan sonra, betonumsu bir özellik kazanacak olan kar içinde, değil kalkmak parmağımızı oynatmak imkânsız olacaktır!

-Çığ durmadan önce mutlaka bir el yüzün önünde (ağız ve burnu kapatacak şekilde), diğer el de başın üstünde (yüzeye doğru uzatarak) tutmak.

-Kar altında kalınan zaman boyunca bizim için hayati önem taşıyacak olan nefes alınan boşluğu (hava kesesi) genişletmek. Bu hava kesesi, çok küçük olsa bile ağız ve burnun kar ile dolmasını engelleyecektir. Kesenin varlığı, kazazedenin her zaman kurtulma şansının olduğunu ümit etmesini sağlar.

-Bazı araştırmalarda sırt çantası taşıyan insanların çığın topuğu civarında yüzeyde kalma şansları, taşımayanlardan daha fazladır.

Eğer bir aracın içinde bulunuyorsanız;

-Motoru durdurup, ışıkları söndürmeli,

-Araçtaki oksijen miktarını korumak için sigara içmemeli ve kibrit yakmamalı,

-Eğer telsiz varsa çağrı yapmalı ve telsizi alıcı konumunda sürekli açık tutmalı,

-Ses (korna vb.) ve ışık verecek herhangi bir alet (fener vb.) faydalı olabilir,

-Eğer araçta bir çubuk veya benzeri bir alet var ise, bunu kar içine yukarı doğru batırıp kurtarmaya gelecek olanların çubuğu görmelerini ümit etme şansımız da olabilir

-En son olarak da çevreleyen karı kazmaktır. Ancak, kazarken kişi kendini kesinlikle güvende hissetmiyorsa araç içinde kalmanız daha emniyetlidir.

-Son olarak çığdan sonra eğer yardıma ihtiyacınız varsa mutlaka ulusal acil çağrı merkezi (112) aranıp yardım istemek gerekir.

Olay yeri yönetimi için öneriler;

1- Çığ riski olan arazide seyahat edecek kişiler, eğitim kurslarına katılarak, eğitim kitapları ve videoları kullanarak ve güvenli seyahat ve kurtarma becerilerini düzenli olarak uygulayarak çığ eğitimi almalıdır.

2- Çığa yakalanırsa ve hareket eden kardan kaçamazsa, kazazedeler kayak ve snowboard’larından kurtulmalıdır. Sırt çantası bulundurmak travmayı hafifletmeye yardımcı olabilir

3- Çığ riski olan araziye giren gezginler, çığ hava yastığı kullanmayı düşünmelidir. Hava yastıklarına aşinalık ve düzenli uygulama çok önemlidir

4- Çığın olduğu arazide seyahat ederken kask düşünülmelidir

5- Çığ arazisine giren gezginler Yapay hava cebi cihazları (YHCC) 

kullanmayı düşünmelidir

6- Bir çığ kazası sonrasında, kurtarıcılar ilk olarak bir lider belirlemelidir. Olay yeri emniyete alınmalı; yüzeyde verici sinyali ve probe aramaları yapılmalı ve uygun olduğunda acil durum hizmetlerine haber verilmelidir

7- Çığ tehlikesi olan bir bölgedeki tüm gezginler çığ alıcı-vericileri taşımalı, etkili aramaları nasıl yapacaklarını bilmeli ve bu becerileri düzenli olarak uygulamalıdır

8- Kurtarıcılar, alıcı-vericileri, verici modundayken diğer elektronik ve metal nesnelerden en az 20 cm, alıcı modundayken ise en az 50 cm mesafede tutmalıdır

9- Çığ tehlikesi olan arazide tüm gezginler sonda araması için 3 m’lik katlanabilir bir sonda taşımalı ve nasıl kullanılacağını bilmelidir. Teknik olarak sonda kara dik olarak iletilmeli ve 25 cm’lik aralıklarla tarama yapılmalıdır

10- Çığ arazisindeki tüm yolcular metal bir kürek taşımalı ve nasıl kullanılacağını bilmelidir. Çığ kurtarma dizisi. Kürekle sürme teknikleri, yokuş aşağı kar sürmek için kürek gibi kullanmayı içermelidir. Birden fazla kurtarıcı mevcutsa bir konveyör bant kullanılmalıdır

11- Sınır kontrolü ve sahne işaretleme gibi aktif saha yönetimi teknikleri kullanılmalıdır

12- Sondaj hatları adım başına üç delik yöntemi kullanılarak 1,5 m derinlikle sınırlandırılmalıdır

13- Profesyonel kurtarma ekipleri, açıklanan dezavantajlara rağmen, özellikle mağdur bir alıcı verici takmıyorsa ve ilk arama kurtarma sekansı başarısız olursa, çığa gömülü bir kişiyi aramayı kolaylaştırmak için çığ kurtarma eğitimi almış köpekleri kullanmayı düşünmelidir

14- Profesyonel kurtarma ekipleri, varsa çığdan kurtarma konusunda özel olarak eğitilmiş helikopter ekiplerini kullanmayı düşünmelidir, Kurtarıcılar, helikopter kullanımından önce bir risk değerlendirmesi yapmalı ve katı güvenlik kurallarına uymalıdır.

 

KAYNAKLAR

  1. KADIOĞLU, Mikdat. Sel, Heyelan ve Çığ Đçin Risk Yönetimi. M. Kadıoğlu ve E, 2008.
  2. C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü: https://mgm.gov.tr/site/yardim2.aspx?=CIG
  3. PERKINS, Gavin D, et al. European Resuscitation Council Guidelines 2021: Executive summary. Resuscitation, 2021, 161: 1-60.
  4. KADIOĞLU, Mikdat. Sel, Heyelan ve Çığ için Risk Yönetimi. M. Kadıoğlu ve E, 2008.
  5. AVŞİN, Nurcan; ÇAKI, Dilan Tansu. Çatak-Bahçesaray (Van) Karayolu Üzerindeki Çığa Duyarlı Alanların Belirlenmesi. Jeomorfolojik Araştırmalar Dergisi, 2021, 7: 30-47.
  6. ARPACI, Hande. İlk yardım ve acil müdahale.
  7. C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı: https://www.afad.gov.tr/afet-istatistikleri
  8. EKINCI, Rezzan, et al. Bitlis ilinin doğal afet çeşitliliğinin değerlendirilmesi. Doğal Afetler ve Çevre Dergisi, 2020, 6.1: 1-11.
  9. EIDENBENZ, David, et al. Survival probability in avalanche victims with long burial (≥ 60 min): a retrospective study. Resuscitation, 2021.
  10. https://acilci.net/wms-cig-iliskili-ve-iliskisiz-kar-altinda-kalma-kazalarina-yaklasim-kilavuzu-2017/
]]>
https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/cig-beyaz-tehlike/feed/ 0
2020’de Türkiye ve Dünyada En Sık Görülen Doğal Afetler https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/2020de-turkiye-ve-dunyada-en-sik-gorulen-dogal-afetler/ https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/2020de-turkiye-ve-dunyada-en-sik-gorulen-dogal-afetler/#comments Sat, 15 Jan 2022 03:30:53 +0000 https://tatd.org.tr/afet/?p=411

Dünyada süre gelen doğa olayları, insanların yaşamını önemli ölçüde etkilediğinde bunlar doğa kaynaklı afet olarak nitelendirilmektedir. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından doğa kaynaklı afetler, toplumun sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel faaliyetlerini önemli ölçüde aksatan, can ve mal kayıplarına neden olan fakat yerel imkânlar ile baş edilemeyen doğa olayları olarak tanımlanmıştır.

Dünya genelindeki doğal afetler ele alınınca, 31 çeşit doğal afetin 28’ini meteorolojik afetlerin oluşturduğu görülür. Doğal afetlerin çeşitleri ve önemi ülkeden ülkeye de değişmektedir. Örneğin, Akdeniz Bölgesinde en sık karşılaştığımız doğal afetler; kuraklık, seller, orman yangınları, heyelan, dolu fırtınaları, çığlar, donlardır. Ülkemizde ise en sık görülen meteorolojik karakterli doğal afetler ise; dolu, sel, taşkın, don, orman yangınları, kuraklık, şiddetli yağış, şiddetli rüzgâr, yıldırım, çığ, kar ve fırtınalardır.

Uluslararası ölçekte en büyük afet veri tabanına sahip olan; Afet Araştırma ve Epidemiyoloji Merkezi (Centre for Research on the Epidemiology of Disasters-CRED) tarafından doğa kaynaklı afetler ise; jeofiziksel, hidrolojik, meteorolojik, klimatolojik, biyolojik ve uzay kaynaklı olmak üzere altı ana grupta sınıflandırılmaktadır (Şekil 1).

Şekil 1. Afet Tiplerine Göre Doğal Afetlerin Sınıflandırılması (https://www.emdat.be/classification)

 

1988 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Belçika Hükümeti’nin ilk desteğiyle oluşturulan CRED’in acil durumlar veri tabanında (Emergency Events Database-EM-DAT) son yirmi yılda (2000-2019) dünya çapında 7348 doğal afet olayının rapor edildiği belirtilmiştir

(Şekil 2).

Şekil 2. Dünya genelinde 1980-1999/2000-2019 yıllarında meydana gelen doğal afetlerin neden olduğu kayıplar (Kaynak: EM-DAT/CRED)

Dünya çapında seller en yaygın görülen afet türü olup bunu fırtınalar izlemektedir. 2000-2019 periyodu içinde Dünya genelinde 3254 (%44) sel, 2043 (%28) fırtına, 552 (%8) deprem, 432 (%6) ekstrem sıcaklık, 376 (%5) heyelan ve 338 (%5) kuraklık olayı meydana gelmiştir (Şekil 3).

Şekil 3. Dünya genelinde 2000-2019 yılları arasında meydana gelen doğal afetlerin afet türlerine göre dağılımları (%) (Kaynak: EM-DAT/CRED

Can kayıplarının büyüklüğü; afetin türü, konumu, süresi, zarar gören nüfusun boyutu ve savunmasızlığı olmak üzere birçok faktöre bağlıdır. 2000-2019 yılları arasında Dünya çapında yaklaşık 4 milyar insan afetlerden etkilenmiş bunun sonucunda 1,2 milyondan fazla insan hayatını kaybetmiştir (Şekil 4).

Şekil 4. Dünya genelinde 2000-2019 yılları arasında en fazla can kaybına neden olan 10 büyük doğal afet (Kaynak: EM-DAT/CRED-2020)

2020 yılı, dünyadaki milyonlarca insanı etkileyen, büyük can ve mal kayıplarına yol açan kasırgalar, siklonlar, tayfunlar, fırtınalar, sel felaketleri, orman yangınları ve kuraklık gibi meteorolojik karakterli doğal afetlerin yoğun olarak yaşandığı bir yıl olmuştur. Doğal afetlerden geniş alanlar etkilenmiş, milyonlarca insan yer değiştirmek zorunda kalmıştır (Şekil 5).

Şekil 5. 2020 yılında meydana gelen afetler ve sonuçları(Kaynak: EM-DAT/CRED-2020)

Dünyanın en büyük risk yönetimi ve sigorta şirketlerinden birisi olan Munich Re’nin 2020 yılı doğa kaynaklı afet değerlendirmesinde; Dünya genelinde toplam 980 doğa kaynaklı afetin meydana geldiği, bu afetler sonucunda 8 200 kişinin yaşamını yitirdiği ve 210 milyar ABD doları bir ekonomik kaybın oluştuğu belirtilmiştir.

2020 yılında hem genel kayıplar hem de sigortalı kayıplar önceki yıla göre önemli ölçüde daha yüksekti (2019 yılı küresel ekonomik kayıplar 166 milyar ABD Doları). 2020’deki doğal afet kayıplarının sigortalanmış kısmı yaklaşık 82 milyar ABD Doları (Genel kayıpların %40’ı) oldu. 2020 yılında her biri 1 milyar ABD Dolarından fazla maddi kayıplarla sonuçlanan 50 büyük doğa kaynaklı afet meydana gelmiştir. Büyük çaplı doğa kaynaklı afetler geniş alanları etkilemiş ve önemli zararlar oluşturmuştur (Şekil 6).

Şekil 6. Dünya Genelinde 1992-2020 Periyodunda Meydana Gelen Hava-İklim Kaynaklı En Az 1 milyar ABD Doları Ekonomik Kayba Neden Olan Doğa Kaynaklı Afet Sayıları (Kaynak: Aon. Weather, Climate & Catastrophe Insight, 2020 Annual Report)

“2020 yılındaki can kayıplarının yüksek olmasında; ani taşkın ve sel olayları önemli rol oynamıştır.”

Dünya genelinde tablo böyleyken; ülkeler düzeyinde incelendiğinde 1980’de başlayan ve 2020 ile rekor seviyelere ulaşan ABD’de gerçekleşen 285 hava ve iklim afetleri, toplam hasar maliyetlerinin 1 milyar dolara ulaştı. Bu 285 olayın kümülatif maliyeti 1.875 trilyon doları aştı (Şekil 7).

Temmuz-Ekim aylarında Pakistan’da, mayıs ayında Uganda, Ruanda ve Kenya’da, Haziran ila Ağustos ayları arasında Bangladeş’te ve Ağustos ayında Afganistan’da etkili olan ani taşkın ve sel olayları büyük can kayıplarıyla sonuçlanmıştır. Kasım ayında ABD ve Karayipler’i etkileyen Eta Kasırgası can kaybının yüksek olduğu diğer bir afet olarak sıralamada yer almıştır (Şekil 8).

 

Şekil 7. 2020 yılında ABD’de meydana gelen yüksek maliyetli afetler (Kaynak:Climate.gov)

 

Şekil 8. 2020 Yılında Meydana Gelen En Fazla Can Kaybına Neden Olan Beş Doğal Afet

2020 yılında Çin’de meydana gelen sel olayları; Tayland, Bangladeş, Hindistan ve Sri Lanka’da etkili olan Amphan Siklonu; ABD’de etkili olan Laura Kasırgası, kırsal yangınlar ve ağustos ayında etkili olan konvektif fırtına maddi kaybın en yüksek olduğu afetler olarak bu sıralamada yer almaktadır.

2020 yılında, 1 milyar ABD Doları ve üstü zarara neden olan 50 doğa kaynaklı afet meydana gelmiştir. Özellikle 2010-2020 dönemi, son yirmi dokuz yıl içinde afet kaynaklı ekonomik kayıpların önemli derecede arttığı bir dönem olmuştur (Şekil 9).

Şekil 9. 2020 yılında meydana gelen ve en yüksek ekonomik kayba neden olan beş büyük doğa kaynaklı afet

Dünyada 2020’de afetlerin hasarına baktıktan sonra; Türkiye’deki durumu bakacak olursak, özellikle 2000’li yıllardan sonra meteorolojik afetlerin oluşum sayılarında belirgin bir artış görülmektedir. 2020 yılında ülkemizin farklı kesimlerini farklı ölçülerde etkileyen meteorolojik afetler yaşanmıştır. Ülkemizde, 2020 yılı içerisinde toplam 984 meteorolojik karakterli doğa kaynaklı afet rapor edilmiştir (Şekil 10).

Şekil 10. Türkiye’de 2020 yılında meydana gelen meteorolojik afet dağılımları (Kaynak: 2020 Yılı Meteorolojik Afetler Değerlendirmesi- T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü)

Uzun yıllar dağılımına bakıldığında 2020 yılı içerisinde meydana gelen meteorolojik afet sayısı 1940-2020 periyodu içerisindeki en yüksek değer olarak kayıtlara geçmiştir (Şekil 11).

Şekil 11. Türkiye’de 1940-2020 Periyodunda Gözlenen Meteorolojik Karakterli Doğa Kaynaklı Afetlerin Yıllık Dağılımları (Kaynak: 2020 Yılı Meteorolojik Afetler Değerlendirmesi- T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü)

Hem dünya hem de Türkiye COVID-19 pandemisi ile savaşırken doğal afetler bu savaşın en büyük düşmanı olmuşlardır. Geçmiş yıllar ile karşılaştırıldığında artan afet sayıları ve ekonomik kayıplar ve insan etkilenmelerinin azaltılması için dünyanın birçok ülkesi ile birlikte afetlerin küresel bir sorun olduğunun kabullenilmesi ve ortak mücadele odaklarının aratılması gerekmektedir.

Özellikle 2020 yılında COVID-19 pandemisinin toplumlar üzerindeki etkisi ile küresel iklim değişikliğinden ek olarak toplumların kendi payını alması, kırılgan ekonomik yapılar, dünyadaki siyasi hareketler birçok etmen Afet hazırlıklarının önüne geçtiği görülmektedir. Afet halkasına bakıldığında aslında risk yönetiminden oluşturulmuş bir halka olduğu karşımıza çıkmaktadır (Şekil 12).

Şekil 12.Afet Halkası

2019’da Wuhan’da ilk keşfedilen COVID-19 vakasından sonraki süreçte ortaya çıkan tüm afetleri “Afet içerisinde Afet” olarak nitelendirmek ve daha önceki tecrübelerden ayrı değerlendirmek daha etkin ve güvenilir bir yöntem olacaktır.

Afetler ön görülemez midir? Yoksa doğayı daha çok anlamak toplumların afetleri anlama ve tahmin etme de güç mü verir? Bunu anlamak için Şekil 13’e bakmak gerekir.

                               “Bu haritaya bakınca önümüzdeki en büyük afeti tahmin etmek zor mudur sizce?”

Şekil 13.Türkiye’de 2020 Yılı Normalin Yüzdesi İndeksine Göre Kuraklık Haritası(https://www.mgm.gov.tr/veridegerlendirme/kuraklik-analizi.aspx?d=yillik#sfB)

 

KAYNAKLAR

  1. Centre for Research on the Epidemiology of Disasters (CRED)
  2. C. Tarım ve Orman Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Meteorolojik Afetler Değerlendirmesi Raporu-2021
  3. 2020 Yılı Afet İstatistikleri
  4. Türk Deprem Araştırma Dergisi
  5. Koenig and Schultz’s Disaster Medicine: Comprehensive Principles and Practices
  6. Journal of ADEM
  7. Türk Deprem Araştırma Dergisi
  8. Doğal Afetler ve Çevre Dergisi
  9. Türk Deprem Araştırma Dergisi
  10. Dijitalleşen Dünyada Akıllı Afet ve Acil Durum Uygulamaları
  11. Türk Kızılay Dergisi
  12. Afet ve Risk Dergisi
  13. Disaster Medicine and Global Public Health
  14. https://www.futurelearn.com/info/courses/humanitarian-action-response-relief/0/steps/60986
]]>
https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/2020de-turkiye-ve-dunyada-en-sik-gorulen-dogal-afetler/feed/ 1
Türkiye Afet Eğitimi Yılı 2021 https://tatd.org.tr/afet/etkinlik/turkiye-afet-egitimi-yili-2021/ https://tatd.org.tr/afet/etkinlik/turkiye-afet-egitimi-yili-2021/#respond Fri, 09 Apr 2021 22:00:00 +0000 https://tatd.org.tr/blog/2021/04/10/turkiye-afet-egitimi-yili-2021/ ]]> https://tatd.org.tr/afet/etkinlik/turkiye-afet-egitimi-yili-2021/feed/ 0 Türkiye Afet Eğitimi Yılı 2021 https://tatd.org.tr/afet/etkinlik/turkiye-afet-egitimi-yili-2021-2/ https://tatd.org.tr/afet/etkinlik/turkiye-afet-egitimi-yili-2021-2/#respond Mon, 15 Feb 2021 19:10:55 +0000 https://tatd.org.tr/blog/2021/02/15/turkiye-afet-egitimi-yili-2021-2/

PROGRAM

Oturum 1

Moderatör: Dr. Recep Dursun

13:00-13:30

Çağımızda Afet, Afet Tanımı ve Afet Tıbbı

Dr. Serkan Emre Eroğlu

13:30-14:00

Son 10 yılın Türkiye Afet Verileri: Neler Yaşadık?

Dr. Onur Karakayalı

Kahve Molası

Oturum 2

Moderatör: Dr. Serkan Yılmaz

14:30-15:00

Türkiye’de Afet Tıbbı Eğitim Uygulamaları

Dr. Neşe Nur User

15:00-15:30

Dünya’da Afet Tıbbı Eğitimi ve Kaynakları

Dr. Murat Ersel

15:30-16:00

Sorular ve Katkılar

Tüm Eğitmenler

 

]]>
https://tatd.org.tr/afet/etkinlik/turkiye-afet-egitimi-yili-2021-2/feed/ 0
Sağlıkta Afet Hazırlık Programı (3) Afet Tıbbı Eğitimi I https://tatd.org.tr/afet/etkinlik/saglikta-afet-hazirlik-programi-3-afet-tibbi-egitimi-i/ https://tatd.org.tr/afet/etkinlik/saglikta-afet-hazirlik-programi-3-afet-tibbi-egitimi-i/#respond Tue, 23 Oct 2018 15:49:21 +0000 https://tatd.org.tr/blog/2018/10/23/saglikta-afet-hazirlik-programi-3-afet-tibbi-egitimi-i/ ]]> https://tatd.org.tr/afet/etkinlik/saglikta-afet-hazirlik-programi-3-afet-tibbi-egitimi-i/feed/ 0