<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Afet Komisyonu</title>
	<atom:link href="https://tatd.org.tr/afet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tatd.org.tr/afet</link>
	<description>TATD</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 08:05:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Savaş ve Silahlı Çatışma Ortamlarında Sivil Sağlık Hizmetlerinin Sürekliliği ve Etik</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/savas-ve-silahli-catisma-ortamlarinda-sivil-saglik-hizmetlerinin-surekliligi-ve-etik/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/savas-ve-silahli-catisma-ortamlarinda-sivil-saglik-hizmetlerinin-surekliligi-ve-etik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MERVE TÜRKER KÖŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 05:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[silahlı atışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[sivil]]></category>
		<category><![CDATA[sivil sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1734</guid>

					<description><![CDATA[Giriş Savaş, tarih boyunca ekonomik, dini, siyasi çıkarlar gibi nedenlerden dolayı başlayan ve sonuçlarını ise çoğunlukla sivillerin yaşadığı insan eliyle ortaya çıkarılmış&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Giriş</strong></h2>



<p>Savaş, tarih boyunca ekonomik, dini, siyasi çıkarlar gibi nedenlerden dolayı başlayan ve sonuçlarını ise çoğunlukla sivillerin yaşadığı insan eliyle ortaya çıkarılmış bir afettir(1). Tüm afet durumlarında olduğu gibi savaş ve silahlı çatışma ortamında da sağlık çalışanları insan yaşamını korumaya ve sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürmeyi amaçlamaktadır. Bu durum özellikle sağlık hizmetlerinin sürekliliği, sağlık personelinin ve hastaların korunması açısından etik ve hukuki sorunları beraberinde getirmektedir (2). Savaş ve çatışma ortamında sağlık hizmetlerinin sürekliliği birçok şekilde kesintiye uğrayabilir: Hastanelerin veya nakil araçlarının bombalanması; sağlık personelinin kaçırılması, öldürülmesi, tutuklanması; ilaç, kan ürünlerinin stoklarının tükenmesi… gibi nedenler sayılabilir (3). Afetlerde yaralanma sonrasında yaralıların tedavisi öncelik olmasına rağmen, doğum, kronik hastalıkların alevlenmesi, aşılama programları, hasta takipleri bir yandan devam etmektedir (4). Bu yüzden afetler öncesindeki hazırlık planları ortaya çıkan afetin sağlık hizmetlerinin kesintiye uğratmaması temelleri ve hedefleri ile oluşturulur (5). Birçok afette uluslararası bileşenler bir araya gelerek afetin etkilediği toplum üzerindeki etkisini azaltmaya çalışırken; savaşlar ve çatışmalarda bu durum biraz daha farklı olabilmektedir.</p>



<p>Günümüzde yürürlükte olan Cenevre Sözleşmeleri ve bunlara ek protokoller kapsamında, savaş ve silahlı çatışma ortamlarında sağlık hizmeti sunan kişi ve kuruluşların korunması uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerinden biri olarak kabul edilmektedir (6). Bu çerçevede; <strong><em>sivil hekimler, askerî tabipler, sağlık personeli, insani yardım faaliyetlerinde bulunan sivil toplum kuruluşları ile yaralı ve hastalara yardım ulaştıran sağlık birimleri</em></strong> özel olarak korunmaktadır. Söz konusu düzenlemelere göre, <strong><em>bu kişi ve kuruluşlar çatışmanın tarafı olarak kabul edilmez; görevlerini yerine getirirken hedef alınmamaları, engellenmemeleri ve zarar görmemeleri</em></strong> uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınmıştır. Ayrıca sağlık personelinin yaralı ve hastalara taraf gözetmeksizin tıbbi yardım sunabilmesi, tıbbi tesislerin ve ambulansların korunması ve sağlık hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması da bu sözleşmelerin temel hükümleri arasında yer almaktadır. Fakat bu sözleşmelere uyumu, korumayı ve hesap verebilirliği artırmaya yönelik stratejiler eksiktir ve ihlallerin düzenli olarak raporlanması söz konusu değildir (7).</p>



<p>Silahlı çatışmalarda sağlık hizmetlerine yönelik saldırılar, insan haklarının ve Uluslararası İnsani Hukukun temel ilkelerini ihlal etmektedir (8).Fakat yakın tarihli savaşlarda tanık olunduğu gibi, özellikle coğrafyamıza yakın bölgelerde gerçekleşenler olmak üzere dünya genelindeki savaşlarda, hastanelerin bombalandığı, insani yardımların engellendiği, sağlık çalışanlarının hayatını kaybettiği yönündeki olayların uluslararası raporlar ve medya aracılığıyla sıklıkla gündeme geldiği görülmektedir (9). Çatışma Ortamında Sağlığı Koruma Koalisyonu tarafından oluşturulan <strong><em>Şiddet Salgını: Çatışmalarda Sağlık Personeline Yönelik Şiddet | 2024 raporuna göre:</em></strong> 2024 yılında sağlık hizmetlerine yönelik şiddet ve sağlık hizmetlerini engelleme amaçlı 3623 olay tespit edilmiştir; Sağlık tesislerine yönelik hasar verici ya da yıkıcı olay sayısı 1100 olarak bildirilmiştir ve çoğunlukla Lübnan, Myanmar, Filistin, Sudan, Suriye ve Ukrayna’da gerçekleşmiştir (10). Bu rapora göre: 2024 yılı kayıtlı olarak sağlık çalışanlarının en fazla öldüğü yıl olmuş, En çok ölüm vakası 642 sağlık çalışanı ile Filistin’de gerçekleş; Nijerya ve Myanmar ağırlıklı olmak üzere toplam 140 sağlık çalışanının kaçırıldığı rapor edilmiş; 470’ten fazla sağlık çalışanının tutuklandığı bildirilmektedir ve çoğunluğu Filistin’de yaşanmıştır. İngiliz Tıp Birliği’nin, <strong><em>Tıbbın Hedef Alınması: Çatışma bölgelerinde sağlık hizmetlerine yönelik artan saldırılar </em></strong>raporu da bu verileri destekler niteliktedir (11). Lancet’te 2010 yılında yapılan bir derlemede (7): Çatışmalarda sağlık sistemine yapılan saldırılarda üç ana eğilim tespit etmiştir: 1) Tıbbi işlevlere yönelik saldırılar, sivillere yönelik geniş bir saldırının parçası gibi görünmektedir; 2)Tıbbi işlevlere yönelik saldırılar askeri avantaj elde etmek için kullanılıyor; 3)Savaşçılar, sağlık çalışanlarının mensubiyetlerine bakılmaksızın hastalara bakım sağlama yönündeki etik görevine saygı göstermemektedir. Derleme bu sonuçları ile DSÖ’nü bu ihlallerin sağlam ve sistematik bir şekilde belgelenmesine öncülük etmeye ve ülkelerin ve tıp camiasının uyumluluk, koruma ve hesap verebilirliği geliştirmek için adımlar atmasını önermektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Silahlı Çatışmaların Sağlık Sistemine Olan Etkisi</strong></h2>



<ol class="wp-block-list">
<li></li>
</ol>



<p>Sağlık hizmetlerinin kesintisiz biçimde sürdürülebilmesi, güvenli sağlık tesislerinin varlığı kadar bu tesislerde güvenli koşullar altında görev yapabilen nitelikli sağlık personelinin bulunmasına da bağlıdır. Uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde sağlık tesisleri; hastaneler, klinikler, laboratuvarlar, acil servisler, kan transfüzyon merkezleri ile tıbbi ve farmasötik malzemelerin depolandığı lojistik birimleri kapsamaktadır (12). Bunun yanı sıra, uluslararası insancıl hukuk kapsamında koruma işareti olarak kabul edilen ve sağlık hizmetleri ile insani yardım faaliyetlerini tanımlamak amacıyla kullanılan bazı amblemler bulunmaktadır. Bu bağlamda <strong><em>Red Cross emblem, Red Crescent emblem ve Red Crystal emblem</em></strong> amblemlerini taşıyan ve insani yardım faaliyetleri kapsamında görev yapan tıbbi birimler de sağlık tesisleri kapsamında değerlendirilmektedir. Beyaz zemin üzerine kırmızı haçtan oluşan Kızılhaç amblemi, çatışma ortamlarında tıbbi hizmetlerin, yaralı ve hastaların bakımını üstlenen sağlık personelinin ve tarafsız insani yardım faaliyetlerinin ayırt edilmesini sağlayan ve uluslararası düzeyde tanınan bir koruma sembolüdür (13). Benzer şekilde Kızıl Hilal amblemi de uluslararası insancıl hukuk tarafından korunan bir işaret olup özellikle Müslüman ülkelerde Kızılhaç ambleminin kültürel olarak kabul edilebilir eşdeğeri olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, 2005 yılında kabul edilen Üçüncü Ek Protokol ile uluslararası insancıl hukuka dâhil edilen Kızıl Kristal amblemi ise dinî veya kültürel çağrışımlardan arındırılmış, tarafsız bir alternatif koruma sembolü olarak kabul edilmiştir (14). Bu amblemler, silahlı çatışma ve afet durumlarında sağlık hizmeti sunan birimlerin tarafsızlığını ve korunmasını göstermek amacıyla kullanılmakta olup, bu işaretleri taşıyan tıbbi tesisler ve sağlık hizmeti sağlayıcıları uluslararası hukuk çerçevesinde özel koruma statüsüne sahiptir. Bu yapıların temel amacı<strong><em>, silahlı çatışma veya olağanüstü durumlar sırasında yaralı ve hastalara ayrım gözetmeksizin tıbbi bakım sağlanmasını mümkün kılmak ve sağlık hizmetlerinin sürekliliğini güvence altına almaktır</em></strong>.</p>



<p>Bu konuda yayınlanmış en güncel ve kapsamlı raporlardan birisi Uluslararası Kızılhaç Komitesi (International Committee of the Red Cross) tarafından yayımlanan, sağlık hizmetlerine yönelik şiddet ve saldırılar silahlı çatışma ve diğer acil durumlarda ciddi bir sorun olarak öne çıkaran <strong><em>Health Care in Danger</em></strong>’dır (15). Tehlike Altındaki Sağlık Hizmetleri, 2012 yılında başlatılan Kızılhaç ve Kızılay Hareketi&#8217;nin Uluslararası Kızılhaç Komitesi liderliğindeki bir projesidir. Silahlı çatışma ve diğer acil durumlarda etkili ve tarafsız sağlık hizmetlerinin verimliliğini ve sunumunu geliştirmeyi amaçlamaktadır (16). Bu raporlar detaylı olarak incelendiğinde aşağıdaki tanım ve olgular öne çıkmaktadır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Raporlarda sağlık personeli kavramı;</strong> doktorlar, hemşireler, paramedikler, fizyoterapistler, eczacılar, ambulans sürücüleri, silahlı kuvvetlere bağlı sağlık personeli ile sağlık hizmeti sunan uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütlerinde görev yapan sağlık çalışanlarını kapsamaktadır. Bunun yanında hastanelerde görev yapan idari ve destek personeli de sağlık hizmetlerinin sürekliliğinde kritik rol oynayan sağlık personeli kapsamında değerlendirilmektedir.</li>



<li><strong>Tıbbi ulaşım araçları</strong> ise sivil ya da askerî nitelikte olmasına bakılmaksızın yaralı ve hastaların taşınması amacıyla kullanılan ambulanslar, hastane gemileri ve tıbbi amaçlı uçakları içermektedir. Ayrıca hasta, sağlık personeli, tıbbi malzeme veya ekipman taşınması amacıyla kullanılan özel ulaşım araçları da uluslararası insancıl hukuk kapsamında tıbbi ulaşım aracı olarak tanımlanmaktadır.</li>



<li><strong>Sağlık hizmetlerine yönelik saldırılarda,</strong> Ocak 2012 ile Aralık 2014 tarihleri arasında toplam 2398 şiddet olayı rapor edilmiştir. Bu olayların 728’i tıbbi ulaşım araçlarını etkilemiş, 1222’si ise doğrudan sağlık tesislerini veya çevresini hedef almıştır</li>



<li>Bu saldırıların sonuçları yalnızca sağlık altyapısına verilen fiziksel zararlarla sınırlı kalmamış; hasta ve hasta yakınlarının yaralanması, darp edilmesi veya hayatını kaybetmesi gibi ciddi insani sonuçlara da yol açmıştır. Sağlık personeli tehdit edilmiş, tıbbi etik ilkelerine aykırı davranmaya zorlanmış ve bazı durumlarda hastalara ücretsiz tedavi uygulamaları için baskı görmüşlerdir. Ayrıca sağlık çalışanlarının hasta veya hasta yakınları tarafından fiziksel saldırıya uğradığı vakalar da rapor edilmiştir.</li>



<li><strong>Sağlık tesisleri</strong> bazı durumlarda doğrudan hedef alınarak kurşunlanmış, bombalanmış veya yakılmış; bazı durumlarda ise devam eden çatışmalar nedeniyle dolaylı olarak zarar görmüştür. Bunun yanında sağlık tesislerine silah kullanılarak zorla girilmesi, hastanelerin askeri amaçlarla işgal edilmesi, silah depolama alanı veya barınak olarak kullanılması gibi vakalar da bildirilmiştir. Bu süreçte birçok sağlık tesisinde tıbbi malzeme ve ekipmanların yağmalandığı, bunun sonucunda sağlık hizmetlerinin ciddi biçimde aksadığı rapor edilmiştir.</li>



<li><strong>Ambulans ekiplerinin</strong> sağlık tesislerine ulaşımının engellenmesi veya geciktirilmesi, yaralı ve hastaların zamanında sağlık hizmetine erişimini zorlaştıran önemli bir diğer sorun olarak öne çıkmaktadır. Bazı olaylarda ise sağlık tesislerine yönelik saldırıların ardından yardım amacıyla olay yerine gelen ekiplerin hedef alındığı <strong>ikincil saldırılar</strong> da gözlemlenmiştir.</li>
</ul>



<p>Saldırılarda sağlık tesislerinin doğrudan veya dolaylı olarak zarar görmesi, sağlık sisteminin işleyişini ciddi şekilde sekteye uğratmaktadır. Bu tür durumlarda öncelikle sağlık tesislerinin fiziksel altyapısı zarar görmekte; telekomünikasyon, ulaşım yolları, su, elektrik ve gaz gibi temel hizmetlerin kesintiye uğraması sağlık hizmetlerinin sunumunu güçleştirmektedir. Bunun yanı sıra sağlık çalışanlarının yaşam güvenliğinin tehdit altında olması, yoğun stres ve tükenmişlik ile mücadele etmek zorunda kalmaları ve sterilizasyon koşullarının bozulması gibi faktörler bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini artırarak sağlık hizmetlerinin sürekliliğini olumsuz etkilemektedir. Bu durum aynı zamanda hastaların tedavilerinin eksik veya yetersiz kalmasına, hayatta kalan sağlık çalışanlarının personel yetersizliği nedeniyle birden fazla rol üstlenmek zorunda kalmasına ve bazı hastaların güvenlik kaygıları nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurmaktan kaçınmasına neden olmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sağlık Tesisleri ve Sağlık Çalışanlarının Hedef Alınması ve Nedenleri</strong></h2>



<p>Cenevre Sözleşmesi 3 Numara Madde 19’da ‘<strong><em>’Sağlık servisine bağlı sabit müesseseler ve seyyar sıhhiye birlikleri hiçbir suretle tecavüze maruz bırakılmayarak muharipler tarafından hürmet görecek ve himaye olunacaklardır. Bu müessese ve birlikler muhasım tarafın eline düşerlerse hasta ve yaralıları için gereken ihtimam ve tedavi esir eden devlet tarafından sağlanmadıkça işlerine devam edeceklerdir. Yetkili makamlar; yukarıda mezkûr sıhhi birlik ve müesseselerinin, mümkün mertebe, askeri hedeflere yapılması muhtemel taarruzlardan tehlikeye düşmeyecek yerlerde bulundurulmalarına dikkat edeceklerdir.</em></strong>’’ şeklinde sağlık tesislerinin korunduğu açıkça belirtilmiştir (17,18). Yine 4 Numara Madde 24’te ‘’Münhasıran hasta ve yaralıların araştırılması, kaldırılması, nakli, tedavisi veya hastalıkların önlenmesi ile vazifelendirilen personel, sıhhiye birlik ve müesseseleri idaresi, personeli, silahlı kuvvetlere bağlı imam ve rahipler her zaman ve yerde himaye edilecek ve saygı göreceklerdir.’’ şeklindedir (5). Sağlık personelinin de savaş esnasında korunduğu net bir şekilde anlaşılmaktadır. Buna rağmen sağlık tesisleri doğrudan ya da dolaylı bir şekilde saldırılara hedef olmaktadır.&nbsp; Geçmiş savaşlar incelendiğinde sağlık tesislerinin yanlışlıkla hedef alındığı, tarafsızlık ihlaline karşı tepki olarak misilleme yapıldığı, düşmanın moralini bozmak için hastane gibi savunmasız yerlerin hedef gösterilmesi, kültürel küçümseme, ırksal şartlanma sonucunda saldırı yapılması, farklı ülkelerin hükümet çıkarları doğrultusunda medyada hastane saldırılarını haber yapma özgürlüklerinin derecesine göre kamuoyu tepkilerinin de farklı olması, uluslararası hukukun galip gelen devlete farklı davranması gibi nedenler sağlık tesisi ve sağlık çalışanlarını hedef haline getirme sebepleri olarak belirtilmiştir (19).</p>



<p>Sağlık tesislerine ilişkin korumanın sona ermesi Cenevre Sözleşmesi Numara 1 Madde 21’de “<strong><em>Sağlık hizmetlerine bağlı seyyar sağlık birlikleri ve sağlık kuruluşları, insani görevleri dışında düşmana zarar vermek amacıyla kullanılmadıkları sürece uluslararası insancıl hukuk kapsamında korunmaktadır. Bununla birlikte, bu birimlerin insani görevleri dışında askeri amaçlarla kullanıldığının tespit edilmesi durumunda, öncelikle makul bir süre tanıyan bir uyarı yapılması gerekmektedir. Yapılan uyarıya rağmen söz konusu faaliyetlerin devam etmesi halinde, bu koruma statüsü kaldırılabilmektedir.</em></strong><em>’’</em> Belirtilmiştir (18,20).</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Etik Kurallar</strong></h2>



<p>Savaşın yıkımlarının aşırıya kaçmaması savaşın da sınırları olması gerekliliği savaş hukukuna dair ilk yazılı belge, M.Ö 1740 Hammurabi Kanunlarıdır (20,21). Günümüzde Cenevre Sözleşmesi ile sağlık çalışanları, hastaneler ve siviller koruma altına alınmıştır (22). Ayrıca 2016 yılında 2286 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararında Cenevre Sözleşmesi ve 2005 ek protokollerinin maddeleri vurgulanmıştır (23).</p>



<p>Bu maddeler incelendiğinde: Hastalar, yaralılar, tıbbi bakım veren personeller, insani yardım kuruluşları, tıbbi birimler ve tıbbi nakil araçlarına olan saldırıları kınama ve koruma ile ilgili maddeler belirtilmiştir. Cenevre Sözleşmesi dünya çapında kurallar belirtmiş olsa da uygulamasında birtakım sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunlarda ilki özellikle ABD, Rusya, Çin gibi güçlü devletler iş birliği yapmamaları durumunda bu devletleri yargılayabilecek bir üst kurul/güç bulunmamaktadır.</p>



<p>Her zaman ülkeler veya devletler çatışmamaktadır. Uluslararası statüsü olmayan devlet dışı silahlı gruplar da bu çatışmaya katılmaktadır. Bu silahlı gruplar da savaş hukukuna uymak zorundadır (3). Cenevre Sözleşmesi Numara 1 Madde 3’te belirtilmiştir (20).</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç</strong></h2>



<p>İngiliz tıp cemiyeti tarafından 2025 yılında uluslararası hukukun açık bir ihlali olmasına rağmen, sağlık hizmetlerine çatışma bölgelerinde giderek daha fazla saldırılar nedeniyle hazırladığı <strong><em>Tıp Hedef Tahtında: Çatışma bölgelerinde sağlık hizmetlerine yönelik artan saldırılar</em></strong> raporunda, sağlık çalışanları bu zorlu savaş ve çatışma koşullarında sağlık hizmetlerini sürdürürken (11):</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>En başta karşısındaki yaralının veya hastanın insan olmasından dolayı saygıyı hakkettiği bilincinde olması</li>



<li>Milliyet, din, cinsiyet ya da sınıf ayırımı yapmadan tıbbi ihtiyaç doğrultusunda hastaya yaklaşması,</li>



<li>Özellikle insani yardım kuruluşları yansızlık ilkesi ile hareket etmesi,</li>



<li>Sağlık çalışanları her türlü tehdit, siyasi, ekonomik güçten bağımsız hareket etmesi</li>



<li>Hasta mahremiyetine savaş ve silahlı çatışma durumlarında da dikkat etmesi önerilmiştir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynaklar</h2>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p><em>1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; War | History, Causes, Types, Meaning, Examples, &amp; Facts | Britannica [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.britannica.com/topic/war</em></p>



<p><em>2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Respecting and Protecting Health Care in Armed Conflicts and in Situations Not Covered by International Humanitarian Law.</em></p>



<p><em>3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; MARTINI M, VALCHI L, MASSARO E, PARRELLA R, ORSINI D. War and Health: the devastating impact of conflict on Wellbeing and Humanitarian Crises. J Prev Med Hyg. 31 Ekim 2024;65(3):E464-8. doi:10.15167/2421-4248/jpmh2024.65.3.3412 PubMed PMID: 39758762; PubMed Central PMCID: PMC11698113.</em></p>



<p><em>4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aydin ÖF, Yilmaz S, Ulusoy M, Polat M. Analyzing emergency department presentations linked to secondary earthquake effects. The American Journal of Emergency Medicine. 01 Mart 2025;89:61-6. doi:10.1016/j.ajem.2024.12.037</em></p>



<p><em>5.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Khirekar J, Badge A, Bandre GR, Shahu S. Disaster Preparedness in Hospitals. Cureus. 15(12):e50073. doi:10.7759/cureus.50073 PubMed PMID: 38192940; PubMed Central PMCID: PMC10771935.</em></p>



<p><em>6.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Protocol Additional to the Geneva Conventions of 12 August 1949, and relating to the Protection of Victims of International Armed Conflicts (Protocol 1) | OHCHR [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.ohchr.org/en/instruments-mechanisms/instruments/protocol-additional-geneva-conventions-12-august-1949-and</em></p>



<p><em>7.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rubenstein LS, Bittle MD. Responsibility for protection of medical workers and facilities in armed conflict. The Lancet. 23 Ocak 2010;375(9711):329-40. doi:10.1016/S0140-6736(09)61926-7 PubMed PMID: 20109960.</em></p>



<p><em>8.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yayin 1949 Tarihli Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokoller [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://insanhaklariizleme.org/vt/yayin_view.php?editid1=485.</em></p>



<p><em>9.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Haar RJ, Read R, Fast L, Blanchet K, Rinaldi S, Taithe B, vd. Violence against healthcare in conflict: a systematic review of the literature and agenda for future research. Confl Health. 07 Mayıs 2021;15:37. doi:10.1186/s13031-021-00372-7 PubMed PMID: 33962623; PubMed Central PMCID: PMC8103060.</em></p>



<p><em>10.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Epidemic of violence: Violence against health care in conflict 2024 &#8211; World | ReliefWeb [Internet]. 2025 [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://reliefweb.int/report/world/epidemic-violence-violence-against-health-care-conflict-2024</em></p>



<p><em>11.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; The British Medical Association is the trade union and professional body for doctors in the UK. [Internet]. 2025 [a.yer 14 Mart 2026]. Medicine under attack: the increasing assault on healthcare in conflict zones. Erişim adresi: https://www.bma.org.uk/what-we-do/working-internationally/our-international-work/medicine-under-attack-the-increasing-assault-on-healthcare-in-conflict-zones</em></p>



<p><em>12.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Stopping attacks on health care [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.who.int/activities/stopping-attacks-on-health-care</em></p>



<p><em>13.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Our emblems | ICRC [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.icrc.org/en/our-emblems</em></p>



<p><em>14.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; IFRC Branding | cadrim [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.cadrim.org/ifrcbranding</em></p>



<p><em>15.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; WMA &#8211; The World Medical Association-Health Care in Danger [Internet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://www.wma.net/what-we-do/campaigns/health-care-in-danger/</em></p>



<p><em>16.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ICN &#8211; International Council of Nurses [Internet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Health Care in Danger. Erişim adresi: https://www.icn.ch/how-we-do-it/campaigns/health-care-danger</em></p>



<p><em>17.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çamyamaç DA. ULUSLARARASI HUKUKTA BARAJLAR VE SİLÂHLI ÇATIŞMALAR HUKUKU. C. 6. 2024;6.</em></p>



<p><em>18.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayrıntılar: 12 Ağustos 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokolleri / › AVUKAT YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN KÜTÜPHANESİ katalog [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: http://kutuphane.ankarabarosu.org.tr/cgi-bin/koha/opac-detail.pl?biblionumber=5688</em></p>



<p><em>19.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Crowley J, Wells JSG. Assaulting Medical Neutrality: Reflections on Attacks on Healthcare and Clinicians in the Two World Wars and Implications for Contemporary Conflicts. Nurs Inq. Ekim 2025;32(4):e70052. doi:10.1111/nin.70052 PubMed PMID: 40917073; PubMed Central PMCID: PMC12415934.</em></p>



<p><em>20.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Işık A. Uluslararası Silahlı Çatışmalar Hukukunda Hastanelerin, Tıbbi Personelin ve Tedavi Görenlerin Korunması. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi [Internet]. 15 Mayıs 2017 [a.yer 14 Mart 2026];23(1):159-93. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/tr/pub/maruhad/article/332719</em></p>



<p><em>21.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ogmmateryal.eba.gov.tr/panel/panel/ZamanCizelgesiOnizle.aspx?alistirmaId=15142 [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://ogmmateryal.eba.gov.tr/panel/panel/ZamanCizelgesiOnizle.aspx?alistirmaId=15142</em></p>



<p><em>22.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Convention (IV) relative to the Protection of Civilian Persons in Time of War. Geneva, 12 August 1949. [Internet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://ihl-databases.icrc.org/en/ihl-treaties/gciv-1949/article-18/commentary/2025</em></p>



<p><em>23.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Security Council Adopts Resolution 2286 (2016), Strongly Condemning Attacks against Medical Facilities, Personnel in Conflict Situations | UN Meetings Coverage and Press Releases [İnternet]. [a.yer 14 Mart 2026]. Erişim adresi: https://press.un.org/en/2016/sc12347.doc.htm</em></p>
</div>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/savas-ve-silahli-catisma-ortamlarinda-sivil-saglik-hizmetlerinin-surekliligi-ve-etik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahra Hastanesi Tecrübesi</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/sahra-hastanesi-tecrubesi/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/sahra-hastanesi-tecrubesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa POLAT]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Feb 2025 06:30:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[sahra hastanesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1661</guid>

					<description><![CDATA[Asrın felaketi olarak değerlendirilen 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi bahçesinde kurulup hizmet veren sahra hastanesi ile&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Asrın felaketi olarak değerlendirilen 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi bahçesinde kurulup hizmet veren sahra hastanesi ile ilgili tecrübeler bu yazı ile aktarılmaya çalışılmıştır.</p>



<p>6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan deprem sonrasında hastanede bir yıkım meydana gelmemişti ancak binanın sağlamlığı ile ilgili bir rapor olmadığı için hastane boşaltılmış, hastalar sevk edilmişti. Giriş katta bulunan acil serviste ise hasta karşılama ve tedavileri devam etmekteydi. Hem şehrin diğer hastanelerinde ciddi yıkımlar olduğu için hem de acil servisin çalışmaya devam edebilmesi için üniversite hastanesi hızlı bir tadilat sürecine girmiş ve 18 Şubat tarihinde poliklinik binası, zemin katta bulunan iki servis koridoru, 1 ameliyathane, 1 anjiyo masası ve 3 yoğun bakım salonu hizmete hazır hâle getirilmişti. Bu süreçte UMKE ve gönüllü ekiplerin desteği ile sürdürülen sağlık hizmetleri kapsamında hastalara hizmet verilmişti. Ancak 20 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ikinci depremle birlikte hastane binası tamamen boşaltıldı ve sağlık hizmeti verilmemeye başlandı. Acil servis otoparkında bulunan 3 şişme UMKE çadırı ile acil müdahale gerektiren hastaların müdahalesi ve triyajı yapılmaktaydı.</p>



<p>1 Mart tarihinde Amerika Birleşik Devletleri ordusuna ait çadır hastanenin kurulmasına karar verildi. 1 koridor ve bu koridora bağlı 14 çadırdan oluşan bir ana yapı ve bu ana yapının arkasında bulunan iki sıra halindeki 13 tane destek çadırdan oluşan sahra hastanesi; Birleşik Devletlere ait askeri personel tarafından 1 günde kuruldu ve Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi personeli tarafından çalıştırılmak üzere sağlık bakanlığına teslim edildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="945" height="727" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image.png" alt="" class="wp-image-1662" style="width:709px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-300x231.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-768x591.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-100x77.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-585x450.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Tarih sahnesinde sahra hastaneleri askeri amaçlarla kurulmuş ve o ülkenin taktik ve muharebe anlayışına göre farklılıklar göstermiştir. Her ne kadar başlangıç amacı savaş alanlarındaki yaralılara yardım etmek olsa da modern dünyada afetlerde de kullanılan bir sağlık tesisi olarak kabul edilmiştir. &nbsp;Savaş alanında hızlı müdahale triyaj ve hastaların sevki amacıyla kullanıma başlanmıştır. Hastaların triyajı sevki ve basit müdahaleler sonrası tekrar cepheye dönmesini sağlayacak kapasitede olan rol 1 sahra hastaneleri ile başlayan bu süreç özellikle Vietnam savaşında Amerika Birleşik Devletleri tarafından kullanılan rol 3 hastanelerle birlikte çeşitli tıbbi operasyonlar yürütülebilir kapsamlı ameliyatlar yapılabilir hâle gelmiştir. Böylelikle cerrahi operasyonları destekleyen ameliyathane odası, yanıklar, uzuv kurtarma ve beyin ameliyatı gibi işlemlerin yapıldığı sahra hastaneleri anlayışı başlamıştır.&nbsp;</p>



<p>6 Şubat Depremi sonrası Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi bahçesine kurulan sahra hastanesi de bu rol 3 hastanelerden biriydi.</p>



<p>Kurulduğu 12.03.2023 tarihinden Nisan ayı sonuna kadar sadece çadırlarda hizmete devam edilirken mayıs ayından itibaren hasta yatışlarını yapabilmek için hastane binasının acil servis katı ve görüntüleme imkanları da kullanılmaya başlandı. Bu sürede acil serviste karşılanan hasta sayısı 47.159 iken diğer bölümlerin de açılması ile poliklinik hizmeti verilen hasta sayısı 81.486 oldu. Sadece çadırların kullanıldığı Mart ve Nisan aylarında yatarak tedavi gören hasta sayısı sırasıyla 39 ve 36 iken yoğun bakım yatışı hiç yapılmadı. Yatarak tedavi alan hastaların yatış günleri de ortalama 2,25 ve 2,58 gündür. Bu aylarda toplam 77 E grubu ameliyat için ameliyathane kullanıldı, diğer grup ameliyatlar yapılmadı.</p>



<p>12 Şubat 2023 tarihinde Fransa’dan yola çıkan ve 36 saatlik bir çalışmanın ardından kurulabilen, başka bir EMT-2 (Emergency Medical Team Level 2) tipi hastane, 14.02.2024 tarihinde ilk hastasını kabul etmiştir. Fransız sivil koruma ekibinin personeli ile çalışan sahra hastanesinin verilerine bakıldığında hizmet verdiği 19 günde 2014 acil servis başvurusu karşılanmış 2si majör olmak üzere toplam 23 cerrahi işlem yapılmıştır. Cerrahi müdahalelerden biri esnasında meydana gelen elektrik kesintisi ve buna bağlı teknik aksaklıklar sonrasında cerrahi işlemler hasta stabilizasyonu olacak şekilde sınırlandırılmış ve hastaların yakın şehir hastanelerine sevki şeklinde hizmete devam edilmiştir.(1)</p>



<p>Sahra hastanelerinin afet bölgelerindeki etkinliği ile ilgili yapılan bir çalışmada Haiti depreminde kullanılan bir sahra hastanesinin 10 gün boyunca hizmet etkinliği değerlendirilmiş ve 1111 hastayı tedavi ettiği 737 hastaya yatarak tedavi hizmeti verdiği ve 244 ameliyat yapıldığı saptanmıştır. Bununla birlikte hastanenin bölgedeki en geniş hizmet kapasiteli bir sevk merkezi haline geldiği vurgulanmaktadır.(2)</p>



<p>Afet sonrasında sahra hastaneleri deneyimini paylaşan bir yayında; hastanelerin depremlerden 89 ila 262 saat sonra faaliyete başladığı, boyutlarının 25 – 72 yatak arasında değiştiği ve personelinin 34 – 100 arasında olduğu, tedavi edilen hasta sayısının 1111 – 2400 arasında değiştiği bildirilmiştir. Depremle ilgili tanıların oranı %28 ile %67 (P &lt; .001) arasında, hastaneye yatış oranları %3 ile %66 arasında (P &lt; .001) ve cerrahi oranlar %1 ile %24 arasında değişmektedir (P &lt; .001).(3)</p>



<p>Sahra hastanelerinin kullanımında ve hizmet ettiği hasta gruplarında bu denli farklılıklar olmasının sebebi neydi acaba? Sahra hastanelerinin etkin kullanılmasını etkileyen faktörleri, kendi tecrübemizi ve yaşadığımız problemleri aktararak cevap bulmaya çalışacağız.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>1 Mart 2023:&nbsp; </strong>USAID (United States Agency For International Devolopment) yetkilileri tarafından sağlık bakanlığı yetkilileri ile iletişime geçildiği ve Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi bahçesine sahra hastanesi kurulacağı bilgisi geldi.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>4 Mart 2023:&nbsp; </strong>USAIDtarafındangörevlendirilmiş 3 kişilik bir ekip hastanenin kurulacağı yeri görmek için geldi. Ekip yeri belirledi ve kendi merkezleri ile iletişime geçti.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>7- 8 Mart 2023: </strong>Taşıma konteynerleri içinde paketlenmiş halde sahra hastanesi kamyonlarla geldi, kurulacağı yere taşındı. USAID tarafından görevlendirilmiş askeri personeller kurulum işlemlerine başladı. 2 gün içerisinde hastanenin kurulumu tamamlandı. Taşıma konteynerlerinden teknik ekipmanları içerenler açıldı. Kurulum ekibi biyomedikal teknisyenleri askerler ve iki hekimden oluşuyordu.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>9 Mart 2023</strong>: Kurulum işlemi tamamlandı ve biyomedikal teknisyenleri tarafından çalışacak ekibe ve hastane teknik ekibine bilgi verilmeye başlandı. 2 günlük bir oryantasyon sonrasında sahra hastanesi teslim edildi.</li>
</ul>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-ad2f72ca wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1.png" alt="" class="wp-image-1663" style="width:559px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-1-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2.png" alt="" class="wp-image-1664" style="width:561px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-2-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Sahra hastanesi ve teknik ekipman konteynerleri.</p>
</div>
</div>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3.png" alt="" class="wp-image-1665" style="width:562px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-3-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Tedavi çadırları</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4.png" alt="" class="wp-image-1666" style="width:565px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-4-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Çadır içindeki aydınlatma ve oksijen sistemi.</p>
</div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sahra Hastanesinin Tesliminden Hemen Sonra Yaşananlar</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Başlangıç</strong></h3>



<p>Sahra hastanesinin yeri<strong>, </strong>gelen yabancı yetkililer tarafından seçilmişti. Kurulacak olan hastanenin büyüklüğü ve imkanları ile ilgili yeterli bir bilgiye sahip olmadığımız için hazırlıklar yetersiz kalmıştı. Hastanenin kapasitesi hakkında kesin veriler hastane kurulumu ile elimize ulaştı. Hastanede çalışacak olan personelin kalacağı yerler hızla hastanenin kurulumundan sonra oluşturuldu. Hastane askeri disiplinle kullanılmak için planlandığından personel için kalacak yerler planlanmamıştı.</p>



<p>Hastaların ve personelin kullanabileceği bir tuvalet olmadığından seyyar tuvaletler oluşturuldu. Sonrasında da barınma alanlarına ve sahra hastanesine kullanabilecek kadar yakın ancak kanalizasyon giderine ulaşılabilecek yerler seçildi. Seyyar tuvaletler yaşlı ve engelli hastalar için uygun değildi.</p>



<p>Çadırlar içerisinde el yıkamak için küçük lavabolar vardı ancak su akış hızı ve gider tahliyeleri oldukça yavaştı. Zorunlu kalınmadıkça kullanılamadı.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-ad2f72ca wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5.png" alt="" class="wp-image-1667" style="width:436px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-5-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6.png" alt="" class="wp-image-1668" style="width:440px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-6-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>
</div>



<p>Çadırların kullanım suyunu sağlayan sistem. Temiz suyun lavaboya gelişi ve lavabolardan kullanılan suların dönüşü bu pompalar aracılığı ile oluyordu. Ancak şebekedeki borular elastik hortum şeklinde olduğu için basınç sağlanamıyordu. Düşük bir debi ile akıyordu.</p>
</div>



<p>Çadırların zemininde sedyelerin hareketi çok zordu ve sedyelerin tekerlekleri ezerek zarar veriyordu. Hastaların bir çadırdan diğerine transportu mevcut sedyelerimizle ve 112 ekiplerinin sedyeleri ile sağlanamadı. Sahra hastanelerinin sedyeleri bu iş için kullanılabilirdi ancak o sedyeler de tek tekerli olduğu için en az iki kişi tarafından kontrol edilebiliyordu ve hastaların yatarak takip edilmesi için uygun değildi.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1670" style="width:434px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-8.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Sahra hastanesi zemini</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="694" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9.png" alt="" class="wp-image-1671" style="width:444px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9-300x220.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9-768x564.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9-100x73.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-9-585x430.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Sahra hastanesinde kullanılan tek destek noktalı sedye</p>
</div>



<p>Sahra hastanesinin bir otomasyon sistemi yoktu. Veri girişi için hastanenin mevcut sistemi kullanılacaktı ancak bunun için de internet bağlantısı gerekiyordu. Kullanılan çadırlara internet bağlantıları çekilmek zorunda kalındı. Sahra hastanesinin internet için de bir alt yapısı yoktu, hastanenin interneti o bölgeye taşındı.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Zamanlama</strong></h3>



<p>Sahra hastanesi yaşanan büyük felaketten yaklaşık 1 ay sonra kurulmuştu. Sahra hastanesine başvuran hasta profili değişmiş afetin ilk günlerindeki travma hastalarının çoğu sevk olmuştu. Artık hastaneye o bölgede yaşamak zorunda kalan hastalar geliyordu. Ameliyathane afetin ilk dönemlerinde hayat kurtarıcı müdahaleler için kullanılabilirdi belki ancak kurulduğu günlerde gelen hastalar için sevk edilerek çevre hastanelerde bu tip operasyonların yapılması hastalar için daha uygun olacağından ameliyathane çadırı kullanılmadı. Lokal müdahaleler için ortopedi, kalp &#8211; damar cerrahi ve plastik cerrahi ekipleri sınırlı vakalarda kullandı.</p>



<p>Benzer şekilde direkt grafi cihazı sahra hastanesinde bulunuyordu ancak röntgen çadırının özel bir izolasyonu yoktu. Sadece röntgen teknisyenini koruyabilecek 150 cm x 150 cm boyutlarında kurşun perde vardı. Çekilen görüntüler sisteme atılamıyordu. Akut dönemde kullanılabilirdi ama rutinde kullanılmadı.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10.png" alt="" class="wp-image-1672" style="width:554px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-10-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Sahra hastanesi röntgen çadırı ve kurşun perde</p>
</div>



<p>Sahra hastanesinde çalışılabilen laboratuvar tetkikleri oldukça sınırlıydı ve gelen hastalar için yetersiz kalıyordu. Hastane laboratuvar cihazları ihtiyaç olan tetkikleri yapmak için sahra hastanesine taşındı. Ancak çadırlarda cihazların sağlıklı çalışmasını etkileyen uygun zemin ve düşük oda sıcaklığı sağlanamadığı için acil çadırına yakın bir yerde laboratuvar konteyneri kuruldu.&nbsp; Laboratuvar cihazları için uygun elektrik ve çalışma ortamının sağlanması çok zor oldu. Sarsıntı, hava sıcaklığı, voltaj değişikliği ve topraklama hataları yağmur yağdığı anlarda su sızıntıları gibi planlanması zor problemler yüzünden ilk günlerde laboratuvar hizmetleri sık sık aksadı. &nbsp;</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-ad2f72ca wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11.png" alt="" class="wp-image-1673" style="width:469px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-11-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12.png" alt="" class="wp-image-1674" style="width:470px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-12-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>
</div>



<p>Kurulan geçici laboratuvar.</p>
</div>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Teknik problemler</strong></h3>



<p>Sahra hastanesi içinde kullanılan tüm cihazlar 110 volta uygun yapılmıştı. Uygun voltaj elektrik hatları ile sağlanamadığı için sahra hastanesinin jeneratörleri kullanılmak zorunda kalındı. Ancak bilgisayarlar ve laboratuvar gibi hastaneye ait cihazlar için de 220 volt ihtiyacından dolayı ikinci bir hat çekilmek zorunda kalındı.</p>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-ad2f72ca wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="709" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13.png" alt="" class="wp-image-1675" style="width:484px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13.png 945w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13-300x225.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13-768x576.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13-100x75.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-13-585x439.png 585w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1676" style="width:273px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-14.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</div>



<p>Sadece jeneratörler ile beslenen cihazlar için günlük akaryakıt tüketimi 750 litre kadardı. Buna dış ortamların aydınlatılması ve çekilen ek hat da eklendiğinde enerji ihtiyacı çok pahalı bir hâl alıyordu. Elektrik kesintisi olduğu durumlarda hem 110 volt için hem de 220 volt için iki farklı jeneratör çalışıyordu. Çok fazla ikmal gerektiren akaryakıt için ek bir depo alındı.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1677" style="width:439px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-15.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Jeneratörler ve ek yakıt deposu</p>
</div>



<p>Oksijen akımının sağlanması sahra hastanesinin hatları ile olurken cihaz uyum problemleri nedeniyle oksijen girişlerinin bazıları değiştirildi. Çadırlarda bulunan oksijen kaynakları kontrol etmek zor olduğundan sık sık basınç düşüyor ve acil ihtiyaç duyulduğu anlarda cihazlara ulaşması sorun oluyordu. Bu nedenle acil çadırında oksijen tüpleri ile bu akım sağlandı.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1679" style="width:438px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-17.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Oksijen çıkışlarını ventilatörlere uygun hale getirmek için yapılan eklemeler</p>
</div>



<p>Havalandırma ve aydınlatma ile ilgili çadırlar yeterli aydınlığı ve havalandırmayı sağlıyordu. Ancak kontrol panelleri farklı olduğundan kullanımda zorluk çekiliyordu. Kullanılan kablo ve sigorta gibi bileşenlerin farklı olması nedeniyle çoğu zaman meydana gelen arızaları gidermek teknik personeli zorluyordu.&nbsp;</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1681" style="width:469px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-19.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Aydınlatma tesisatı kontrol paneli.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1683" style="width:467px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-21.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Klima sistemi kontrol paneli</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23-768x1024.png" alt="" class="wp-image-1685" style="width:470px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23-768x1024.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23-225x300.png 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23-75x100.png 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23-585x780.png 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2025/02/image-23.png 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p>Klima üniteleri</p>
</div>



<p>Klima dış üniteleri için özel bir yer olmadığı ve bağlantı boruları kısa olduğu için her çadırın önüne bu cihazlar yerleştirildi. Çıkarttıkları gürültü ve dönen pervaneleri nedeni ile uzun dönemde hasta güvenliği için bir risk teşkil ediyordu.</p>



<p>Öncesinde yoğun yağış, sonrasında da sıcaklık ve güçlü rüzgarlar nedeni ile çadırların bakımı her gün teknik personel tarafından yapılmak zorundaydı. Gevşeyen bağlama aparatları, yağmur suyu nedeniyle biriken sular, güçlü rüzgarlar nedeniyle bozulan üst koruma tentesi gibi sık sık müdahale gerektiren durumlar ortaya çıkmaktaydı.&nbsp; Toplam 12 kişiden oluşan bir teknik ekip 24 saat görevlendirildi ve bu süre içerisindeki tek sorumlulukları çadırların bakımı oldu.</p>



<p>Artan hasta başvurusu nedeniyle yatarak tedavi gerektiren hastaların sevki mümkün olamamaya başlamıştı. Ana binanın acil servisi yaklaşık 30 yataklı bir ortak servis haline dönüştürüldü.&nbsp; Yaz mevsimi ve yüksek hava sıcaklığı nedeni ile çadırlarda hasta yatışı mümkün olmuyordu.&nbsp; Kısa süreli yatarak tedavi gerektiren hastaların tedavisi burada yürütülmeye çalışıldı. Tomografi ihtiyacı olan hastaların görüntülemesi acil servis radyoloji alanında yapılıyordu. Sahra hastanesi ile acil servis arasındaki mesafede hastalar hastanenin hasta nakil ambulansı ile transfer ediliyordu. Çekilen tomografilerin sisteme düşmesi için sahra hastanesi ile ana bina arasına veri kablosu çekildi. Bu kablonun rüzgâr gibi dış etkilerden zarar görmemesi için uğraşıldı ancak buna rağmen birkaç defa bu veri kablolarının yenilenmesi gerekti.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sahra Hastanesinin İşleyişi</strong></h2>



<p>İşleyişin acil servis üzerinden yürütülmesi gibi bir fikir var olsa da pratikte bu pek de mümkün olmamıştı. Çevrede tıbbi hizmet alınacak bir merkez olmaması, afet alanında ulaşımın ciddi bir problem olması nedeniyle kısa bir süre sonra sahra hastanesi acil durumlar haricinde de birçok tıbbi bakımı vermek zorunda kalmıştı.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kronik hastalıkları olan hastaların ilaç temini ve takibi</li>



<li>Çocuk ve gebe takibi ve aşıları</li>



<li>Ölüm raporları adli vakaların raporları</li>



<li>Afet öncesinde yapılmış olan biyopsi, görüntüleme, laboratuvar sonuçları gibi işlemlerin takibi.</li>



<li>Afet döneminde çevre hastanelere sevk edilerek yapılmış olan tıbbi müdahalelerin kontrolleri</li>



<li>Değişen çevre şartlarına bağlı olarak ortaya çıkan halk sağlığını ilgilendiren risklerin analizi sağlık müdürlüğü ile olan koordinasyonu</li>



<li>Çevrede yeteri kadar eczane olmaması nedeni ile yazılan reçetelerin temini</li>



<li>Gelmeye devam eden tıbbi yardımların başvuru merkezi olarak sahra hastanesinden koordinasyonu</li>
</ul>



<p>Kısa bir sürede benzer sorunların çözüm merkezi sahra hastanesi oldu. Bu nedenle sadece acil servis tarafından yürütülemeyecek bir yerleşik hastane konumuna geldi. Ancak personelin gözünde hala sahra hastanesi eşittir acil servis anlayışı devam etmekteydi. Bu tip bir durumda önceden belirlenen iş akış planlarının olmaması nedeniyle ihtiyaç duydukça yeni birimler açılmaya çalışıldı. Cerrahi ve dahili bölümler için poliklinik çadırları açıldı. Hekim ve sağlık personelleri bu çadırlara görevlendirilmeye başlandı. Bu durum daha fazla personel ihtiyacı doğurdu. Ancak barınma problemi nedeni ile personele dönüşümlü bir iş dağılımı yapıldı. Mesai saatleri dışında da hizmet vermek gerektiği için personel vardiyalı çalıştırıldı. Sahra hastanesi olmasına rağmen yerleşik bir hastaneden beklenen hizmetler karşılanmaya çalışıldı. Bu çalışma temposu birçok personelin sözleşmesine aykırıydı. Mesai dışı çalışma saatleri bu personellerin mesai dışı ücretlerinin karşılanması, yasal bir zemine dayandırılmaya uğraşıldı.&nbsp; Destek için farklı hastanelerden gelen personelin özlük hakları sahra hastanesinin çalışma şekline uydurulmaya çalışılsa da mağduriyetler yaşandı. Uzun çalışma saatleri, dinlenme alanlarının ve zamanlarının ayarlanmasını gerektirdi. Bir haftalık görevlendirmelerle gelen destek sağlık ekipleri döndüklerinde kendi hastanelerinin yoğun çalışma programlarına dahil edildi. Ortaya çıkan fazla mesai ücretleri için sonradan düzenlemeler yapılsa da mağduriyetler tam anlamıyla giderilemedi.</p>



<p>Her anabilim dalı için yeterli personel sayısı sağlanamadı. İş yükü artan bölümler olduğu gibi iş yükü hafifleyen bölümler de oldu ancak bu bölümlerin birbirine destek olma prosedürü önceden belirlenmediği için her bölüm kendi çalışma planını yaptı. Sonuç olarak da bazı bölümler iş yükünü kaldıramayacak hâle geldi. Yeterli personeli olmayan bazı bölümlerin bu problemlerinin büyük kısmı destek ekiplerle çözüldü ancak bu durum geçici gelen sağlık personelinin kullanılan hastane bilgi sistemine kaydı olmaması nedeniyle veri girişi problemlerine yol açtı. Standart bir veri giriş ve saklama prosedürü uygulanana kadar geçen dönemde yapılan işlemler kayda geçemedi. Adli makamlar tarafından o döneme ait istenen bazı verilere ulaşılamadı.</p>



<p>Mutfak olmadığı için personelin yemek ihtiyacı dışardan sağlandı, ancak afet bölgesinde bunu karşılayabilecek tek kurum Kızılaydı . Kızılay yemek ihtiyacını karşılamak için hastane çevresine ayrı bir mutfak kurmak zorunda kaldı çünkü hastalar ve personel için günlük tüketim 500 kişiyi bulmuştu.&nbsp;</p>



<p>Çok sayıda tıbbi cihaz ve ilaçların bulunduğu sahra hastanesi alanının güvenliğinin sağlanması kolay olmadı. Sınırlarını çevreleyen bir bariyer olmaması sebebi ile farklı noktalardan hastane alanına girişler oldu. Gece ve gündüz güvenlik personeli sayısı arttırıldı. Giriş ve çıkışların tek noktadan olması için yönlendirmeler yapıldı. Bazı alanlar bariyerlerle kapatılmaya çalışıldı.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç</strong></h2>



<p>Sahra hastanesi mevcut şartlarda hedeflenen sağlık hizmetine göre daha sınırlı bir hizmet verebildi. Personel işleyişi ve teknik konularda ortaya çıkan bu sınırlılıklarla ilgili önceden yapılacak bazı planlamalar olumlu sonuçlar verebilirdi.</p>



<p>&nbsp;Özellikle sahra hastanelerinin afet bölgesine kurulum <strong>zamanlaması</strong> sağlık hizmetleri üzerinde en önemli etkiye sahiptir. Afetin erken döneminde acil müdahalelerin daha önemli olduğu anlarda kurulan bir sahra hastanesi daha fazla yarar sağlayabilirdi. Afetin ilerleyen dönemlerinde gelen hastalar daha yerleşik imkanları olan sağlık tesislerine ihtiyaç duyarken, özellikle cerrahi hekimler yapacakları işlemler için afetin erken döneminde göstermiş oldukları becerilerini daha elektif vakalarda gerçekleştirmek istemediler. Hayati tehlike arz eden müdahaleler haricindeki işlemler için şartların daha uygun olduğu hastanelere sevk etmeyi tercih ettiler. Kurulum zamanı kadar hizmet süresi de önemliydi. Genelde çadır ve portatif yapılardan oluşan sahra hastaneleri kolay deforme olmakta, bu yüzden hizmet vereceği süre önceden planlanmalı ve bu süre içerisinde yapılacak bakım ve onarımlar için hazırlıklar yapılmalı.</p>



<p>Tüm sağlık kuruluşları tarafından, ihtiyaç anında kullanılabilecek sahra hastanesi için önceden bir alan ve bu alanların ihtiyaçları belirlenmeli.</p>



<p>Başta iklim ve coğrafya şartları olmak üzere yatarak tedavinin sahra hastanelerinde yürütülmesi çeşitli faktörlere bağlıydı. Hava sıcaklığı, rüzgâr, yağış… gibi etkenler nedeniyle hastalar kendilerini daha güvende hissedecekleri yerlere gitmek istiyordu.</p>



<p>Farklı ülkelerden gelen sahra hastaneleri için oluşturulacak teknik destek ekipleri kurulacak sahra hastanesini önceden tanıyor olmalı. Ülkelere ve disiplinlere göre farklılık gösteren teknik alt yapıların önceden tanınıyor olması sahra hastanelerinde mutlak bir ihtiyaç. Teknik cihazlar gibi biyomedikal cihazlarda da farklılıklar bulunabileceği için sağlık ekibinin de önceden bilgilendirilmesi gerekmekte. En azından daha uzun bir oryantasyon eğitimi verilmeli.</p>



<p>Askeri amaçla tasarlanmış sahra hastanelerinin yaşlı ve kırılgan bir hasta kitlesi tarafından da kullanılabileceği göz ardı edilmemeli. Sağlık hizmeti verilen alanlar dışındaki kısımlar için de bu hasta grubuna yönelik düzenlemeler yapılmalı.</p>



<p>Giriş ve çıkışların kontrollü yapılacağı belirli noktalar önceden belirlenip etrafı tel çitlerle çevrilmeli. Hatta hastane çevresine kameralı güvenlik sistemleri yerleştirilmeli. Hastaların ve personelin özellikle afet anında ortaya çıkabilecek güvensiz ortamdan korunması gerekir.</p>



<p>Sahra hastanelerinin enerji ihtiyacı için genelde fosil yakıtlı jeneratörler kullanılmaktadır. Uzun süre görev yapacak sahra hastaneleri için alternatif bir enerji kaynağı düşünülmelidir. Uzun süre jeneratörlerle sağlanan enerji çok maliyetli ve sürdürülmesi zor olmakta ve sık sık kesintilere uğramaktadır.</p>



<p>Sahra hastanelerinin işleyişinde sadece sağlık problemleri değil özellikle teknik olmak üzere farklı birçok sıkıntı da ortaya çıkmaktadır. Bu problemlerin önceden kestirilip, kurulum aşamasındayken çözüm çalışmaları başlatılmalı. Afet döneminde hayati önem taşıyan ve büyük maliyetlerle üretilen ve afet alanlarına taşınan, afet bölgesindeki sağlık hizmetleri için hayati önem arz eden sahra hastanelerinin daha verimli kullanabilmesi için dikkatli bir planlamaya ihtiyaç vardır. Bu planlama sağlık hizmetleri, kurulum alanı, personel yönetimi, enerji sağlanması, teknik alt yapı, hasta profili… gibi birçok değişkene bağlıdır ve hepsinin göz önünde bulundurulması gerekir.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kaynak:</strong></h2>



<p>1. Kedzierewicz R, Couret A, Cazes N, Süsler A, Arvieux C, Arnaud I, Agopian P, Boutillier-du-Retail C, Travers S, Aydin ME, Pourret D, Bancarel J. Deployment of the French Civil Protection Field Hospital (ESCRIM) in Gölbaşi, Turkey after the February 2023 Earthquake: Lessons Learned. Prehosp Disaster Med. 2023 Aug;38(4):522-528. doi: 10.1017/S1049023X23005873. Epub 2023 Jun 15. PMID: 37317865.</p>



<p>2. Kreiss Y, Merin O, Peleg K, Levy G, Vinker S, Sagi R, Abargel A, Bartal C, Lin G, Bar A, Bar-On E, Schwaber MJ, Ash N. Early disaster response in Haiti: the Israeli field hospital experience. Ann Intern Med. 2010 Jul 6;153(1):45-8. doi: 10.7326/0003-4819-153-1-201007060-00253. Epub 2010 May 4. PMID: 20442270.</p>



<p>3. Bar-On E, Abargel A, Peleg K, Kreiss Y. Erken afet müdahalesinin zorluklarıyla başa çıkmak: Depremlerden sonra 24 yıllık sahra hastanesi deneyimi. Afet Tıp Halk Sağlığı Hazırlığı. 2013 Ekim;7(5):491-8. doi: 10.1017/dmp.2013.94. Epub 2013 18 Ekim. PMID: 24135315.</p>
</div>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/sahra-hastanesi-tecrubesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>21. Yüzyılda Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer (KBRN) Olaylarına Yaklaşım</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/21-yuzyilda-kimyasal-biyolojik-radyolojik-nukleer-kbrn-olaylarina-yaklasim/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/21-yuzyilda-kimyasal-biyolojik-radyolojik-nukleer-kbrn-olaylarina-yaklasim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esra ERSÖZ GENÇ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jan 2025 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[21.yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[kbrn]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[radyolojik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1656</guid>

					<description><![CDATA[GİRİŞ 21. yüzyıl, insanlığın karşı karşıya kaldığı güvenlik tehditlerinin çeşitlilik ve karmaşıklık bakımından önemli dönüşümlere uğradığı bir dönemdir. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>GİRİŞ</strong></h2>



<p>21. yüzyıl, insanlığın karşı karşıya kaldığı güvenlik tehditlerinin çeşitlilik ve karmaşıklık bakımından önemli dönüşümlere uğradığı bir dönemdir. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve uluslararası politik çatışmalar, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) olayları gibi çok boyutlu tehditleri dünya gündeminde daha merkezi bir konuma taşımıştır. Bu olaylar, sadece askeri alanlarda değil, endüstriyel kazalar, biyoterörizm, nükleer enerji kazaları ve halk sağlığı krizleri gibi birçok farklı bağlamda da karşımıza çıkmaktadır (1,2).</p>



<p>KBRN olaylarının etkileri, yalnızca bu olaylara maruz kalan bireylerin fiziksel sağlığını değil, aynı zamanda toplumsal güvenliği, ekonomik yapıyı ve çevresel dengeleri de derinden etkilemektedir (3). Örneğin, 1986 Çernobil ve 2011 Fukuşima nükleer santral kazaları, yalnızca yerel halkı değil, uluslararası toplumu da uzun vadeli etkileriyle sarsmıştır (4,5). Benzer şekilde, COVID-19 pandemisi gibi biyolojik tehditler, halk sağlığı açısından büyük krizler yaratmış ve küresel dayanışma ihtiyacını artırmıştır (6).</p>



<p>Bu tür olaylara yönelik etkili müdahale stratejileri geliştirmek için, yalnızca teknik bilgi ve altyapının güçlendirilmesi yeterli değildir. Aynı zamanda, bireylerin ve toplumların bu tür olaylara hazırlık düzeylerini artırmak ve doğru bilgiye erişimini sağlamak da kritik öneme sahiptir. Sağlık okuryazarlığı, burada belirleyici bir unsur olarak öne çıkmakta ve bireylerin riskleri anlaması, değerlendirmesi ve doğru kararlar alabilmesi için gerekli temeli oluşturmaktadır (7,8). Araştırmalar, düşük sağlık okuryazarlığı düzeyine sahip bireylerin KBRN olaylarına ilişkin bilinç eksikliğinden kaynaklanan hatalı davranışlar sergileme olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir (9).</p>



<p>Bu makalede, KBRN olaylarının tarihsel arka planı, bu olayların sağlık üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri ile modern teknolojiler ve politika çerçeveleri kullanılarak geliştirilen müdahale yaklaşımları ele alınacaktır. Ayrıca, sağlık okuryazarlığının önemi ve bu kavramın toplum düzeyinde güçlendirilmesi için alınması gereken tedbirler incelenecektir. Bu bağlamda, KBRN olaylarının yönetimine dair kapsamlı bir değerlendirme sunulması hedeflenmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>KBRN OLAYLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ VE TANIMI</strong></h2>



<p>KBRN olaylarının kökeni, insanlık tarihindeki bilimsel ilerlemeler ve savaş stratejilerindeki dönüşümlerle yakından ilişkilidir. Özellikle 20. yüzyılda, kimyasal ve biyolojik silahların yanı sıra radyolojik ve nükleer teknolojilerin askeri ve endüstriyel amaçlarla kullanımı artmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında kullanılan hardal gazı gibi kimyasal silahlar, yalnızca savaş alanlarında değil, siviller üzerinde de yıkıcı etkiler bırakmıştır(2). Bu süreç, KBRN tehditlerinin hem savaş hukukunu hem de insan haklarını tartışmaya açmasına neden olmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombaları ise nükleer teknolojilerin insanlık üzerindeki etkisini dramatik bir şekilde göstermiştir (10).</p>



<p>20. yüzyılın ikinci yarısında, Soğuk Savaş döneminde yaşanan teknolojik gelişmeler ve silahlanma yarışı, KBRN tehditlerinin kapsamını daha da genişletmiştir. Bu dönemde birçok ülke, kimyasal, biyolojik ve nükleer silahların üretimine ve stoklanmasına ağırlık vermiştir (11). Ancak bu durum, yalnızca ulusal güvenlik değil, aynı zamanda çevresel ve halk sağlığı tehditlerini de beraberinde getirmiştir. Örneğin, Sovyetler Birliği tarafından geliştirilen Noviçok gibi sinir ajanları hem askeri hem de siyasi krizlerin odağında yer almıştır (12).</p>



<p>Sivil alanda ise KBRN tehditlerinin boyutları, endüstriyel kazalar ve çevresel felaketlerle daha belirgin hale gelmiştir. Çernobil (1986) ve Fukuşima (2011) nükleer kazaları, nükleer teknolojilerin enerji üretiminde kullanımı sırasında yeterli güvenlik önlemlerinin alınmamasının sonuçlarını ortaya koymuştur. Bu olaylar, yalnızca yerel halk üzerinde sağlık etkileri yaratmakla kalmamış, aynı zamanda uluslararası kamuoyunda radyasyon güvenliği konusundaki endişeleri artırmıştır (4,5).</p>



<p>Biyolojik tehditler açısından değerlendirildiğinde, 2001 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleşen şarbon saldırıları, biyoterörizmin gerçek bir tehdit olduğunu gözler önüne sermiştir. Bu olay, biyolojik ajanların terörist gruplar tarafından kullanılma potansiyelini ortaya koyarak, küresel güvenlik ve halk sağlığına yönelik yeni bir tehdit türünü işaret etmiştir (3). Daha yakın tarihte ise COVID-19 pandemisi, biyolojik ajanların yalnızca kasıtlı saldırılarla değil, doğal yollarla da küresel sağlık krizlerine yol açabileceğini göstermiştir (6).</p>



<p>Radyolojik tehditler, nükleer silahların yanı sıra tıbbi ve endüstriyel kullanım alanlarındaki kazalarla da ilişkilendirilmiştir. Üç Mil Adası (1979) ve Tokaimura (1999) gibi kazalar, radyasyonun çevresel ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini daha geniş bir şekilde ele almayı gerektirmiştir (10). Bu olaylar, radyasyon güvenliği ve halkın bilinçlendirilmesi konusundaki açıkları da ortaya koymuştur.</p>



<p>Modern çağda KBRN tehditleri, doğası gereği küresel bir nitelik kazanmıştır. Gelişen teknoloji ve artan uluslararası bağlantılar, bu tehditlerin sınır tanımayan etkiler yaratmasına neden olmuştur. Buna karşın, uluslararası hukuk, halk sağlığı politikaları ve teknolojik yenilikler, KBRN olaylarının önlenmesi ve etkilerinin azaltılması için önemli araçlar sunmaktadır. Bununla birlikte, KBRN tehditlerinin kapsamı ve karmaşıklığı, bu alanlarda daha bütüncül ve disiplinler arası yaklaşımlara olan ihtiyacı artırmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>KBRN OLAYLARININ SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u>Kimyasal Maddelerin Sağlık Üzerindeki Etkileri</u></strong></h3>



<p>Kimyasal maddeler, maruz kalındığında ciddi akut toksisiteye neden olabilir. Özellikle sinir ajanları, organofosfatlar ve hardal gazı gibi kimyasal savaş maddeleri hem askeri hem de sivil alanlarda büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Sinir ajanları, asetilkolin esteraz enzimini inhibe ederek merkezi sinir sisteminde ciddi hasara yol açar ve ani ölümlere neden olabilir (11). Hardal gazı gibi kimyasal maddeler ise ciltte yanıklar, solunum yollarında hasar ve kansere yol açabilecek uzun vadeli etkilerle ilişkilidir (13). 1988 yılında Halepçe’de gerçekleşen kimyasal saldırılar, bu tür maddelerin siviller üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyi gözler önüne sermiştir (14).</p>



<p>Kimyasal maddelere maruziyet sonrası, hızlı ve etkili tıbbi müdahale, ölüm oranlarını azaltmak ve uzun vadeli sağlık sorunlarını önlemek için kritik öneme sahiptir. Bununla birlikte, kimyasal maddelere yönelik halk eğitimi ve farkındalık programları, bu tür olayların etkisini en aza indirmek için bir önlem olarak değerlendirilmelidir.</p>



<p><strong>Kimyasal Maddelerin Sınıflandırılması ve Maruziyet Türleri</strong><br>Kimyasal ajanlar genellikle sinir ajanları (ör. sarin, soman), deri tahriş ediciler (ör. hardal gazı), pulmoner ajanlar (ör. fosgen) ve kan ajanları (ör. hidrojen siyanür) olarak sınıflandırılır. Maruziyet türleri solunum, cilt teması veya yutma yoluyla olabilir. Özellikle sinir ajanları, asetilkolinesteraz inhibitörleri olarak merkezi sinir sistemi üzerinde ciddi etkiler yaratır ve hızlı müdahale gerektirir.</p>



<p><strong>Acil Müdahale Algoritması</strong></p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Olay Yerinde Dekontaminasyon:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Maruziyetin ciddiyetine bağlı olarak dekontaminasyon, kimyasal etkilerin azaltılmasında kritik bir adımdır. Cilt ve giysilerin temizlenmesi önceliklidir.</li>



<li><strong>Dekontaminasyon Solüsyonları:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Sabun ve su.</li>



<li>%0.5 hipoklorit solüsyonu (hassas cilt bölgelerine dikkat edilmelidir) (15).</li>
</ul>
</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Havayolu Güvenliği ve Destek Tedavisi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Solunum sıkıntısı olan hastalarda oksijen tedavisi.</li>



<li>Bronkospazm varlığında bronkodilatörler (ör. salbutamol).</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Antidot Tedavisi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Sinir Ajanları:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Atropin: 2-6 mg IV, belirtiler düzelene kadar tekrar edilebilir.</li>



<li>Pralidoksim: 30 mg/kg IV bolus, ardından 8-10 mg/kg/saat infüzyon (16).</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Hardal Gazı:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Spesifik antidotu bulunmamakla birlikte semptomatik tedavi önemlidir. Yanıklar için lokal antiseptik solüsyonlar kullanılabilir.</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Hidrojen Siyanür:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Hidroksikobalamin: 5 g IV yavaş infüzyon (17).</li>
</ul>
</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Göz ve Solunum Yolları Temizliği:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Göz yıkama için steril su veya salin solüsyonu önerilir.</li>



<li>Solunum yolu maruziyetinde bronkodilatörler ve mekanik ventilasyon gerekebilir.</li>
</ul>
</li>
</ol>



<p><strong>Hastane Öncesi ve Hastane İçi Yönetim</strong><br>Hastane öncesinde hızlı triyaj yapılmalı, kimyasal ajana maruz kalan hastalar için uygun koruyucu ekipman kullanılmalıdır. Hastanede ise dekontaminasyon sonrası yoğun bakım gerektiren hastalar izole edilerek multidisipliner bir yaklaşım sağlanmalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u>Biyolojik Tehditlerin Sağlık Üzerindeki Etkileri</u></strong></h3>



<p>Biyolojik tehditler, enfeksiyon hastalıklarının yayılmasını hızlandırarak halk sağlığı sistemlerini ciddi şekilde zorlayabilir. Biyolojik ajanlar, bakteri, virüs veya toksin gibi patojenlerden oluşur ve geniş kitlelere yayılabilir. 2001 şarbon saldırıları ve 2020 yılında başlayan COVID-19 pandemisi, biyolojik tehditlerin doğrudan etkileri hakkında önemli örnekler sunmaktadır (1,3).</p>



<p>COVID-19 pandemisi, biyolojik tehditlerin küresel ölçekteki etkilerini en çarpıcı şekilde ortaya koymuştur. Bu durum yalnızca enfekte bireyler üzerinde akut solunum yolu semptomları gibi sağlık sorunlarına yol açmakla kalmamış, aynı zamanda sağlık sistemlerini, ekonomik yapıları ve sosyal yaşamı derinden etkilemiştir (6). Biyolojik tehditlerin yönetiminde sağlık sistemlerinin dayanıklılığı, hızlı teşhis yöntemleri ve etkili aşılama programları gibi stratejiler hayati öneme sahiptir.</p>



<p><strong>Biyolojik Ajanlar ve Etki Mekanizmaları</strong></p>



<p>Biyolojik ajanlar genellikle bakteriler (ör. şarbon), virüsler (ör. Ebola, COVID-19) ve toksinler (ör. botulinum toksini) olarak sınıflandırılır. Bu ajanlar, insanlarda ciddi enfeksiyonlara ve toksik etkilere yol açar. Özellikle biyoterörizm senaryolarında kullanılan ajanlar, geniş kitleler üzerinde yıkıcı etkilere sahip olabilir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Şarbon:</strong> Bacillus anthracis’in sporları, solunum yoluyla alındığında ölümcül bir akciğer enfeksiyonuna yol açabilir.</li>



<li><strong>Botulizm:</strong> Clostridium botulinum toksini, nöromüsküler iletiyi bloke ederek paraliziye neden olur.</li>



<li><strong>COVID-19:</strong> SARS-CoV-2, hem solunum yolu hem de sistemik komplikasyonlara yol açan bir pandemiye neden olmuştur.</li>
</ul>



<p><strong>Acil Müdahale Algoritması</strong></p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Triyaj ve İzolasyon:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Hastalar hızlı şekilde enfeksiyon kontrol önlemlerine göre sınıflandırılmalı.</li>



<li>Solunum yoluyla bulaşan hastalıklar için negatif basınçlı odalar kullanılmalı (18).</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Erken Tanı:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Hızlı tanı testleri (ör. PCR) enfeksiyonun kaynağını belirlemek için kritik öneme sahiptir.</li>



<li>Klinik şüphe durumunda kan kültürleri, biyolojik numuneler ve toksin analizleri yapılmalıdır.</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Spesifik Tedavi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Şarbon:</strong> Erken dönemde siprofloksasin veya doksisiklin önerilir (10-14 gün)(19).</li>



<li><strong>Botulizm:</strong> Antitoksin uygulanmalı; solunum yetmezliğinde mekanik ventilasyon sağlanmalı (20).</li>



<li><strong>Viral Enfeksiyonlar (ör. COVID-19):</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Antiviral tedavi (remdesivir gibi) ve destekleyici bakım.</li>
</ul>
</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Koruyucu Önlemler:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Temas eden sağlık personelinin kişisel koruyucu ekipman (maske, eldiven, koruyucu gözlük) kullanması zorunludur.</li>



<li>Aşı ile koruma, biyolojik tehditlere karşı en etkili yöntemlerden biridir. (21).</li>
</ul>
</li>
</ol>



<p><strong>Hastane Öncesi ve İçi Yönetim</strong></p>



<p>Hastane öncesinde, bulaşıcı biyolojik ajanların yayılmasını engellemek için hızlı izolasyon sağlanmalıdır. Hastanede ise multidisipliner bir yaklaşımla enfeksiyon kontrol önlemleri ve destek tedaviler uygulanmalıdır.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Epidemiyolojik İzleme:</strong> Potansiyel biyoterörizm olaylarında vaka takip ve raporlama sistemleri hızlıca devreye alınmalıdır.</li>
</ul>



<p><strong>Psikososyal Etkiler ve Halk Sağlığı Yönetimi</strong></p>



<p>Biyolojik tehditler yalnızca fiziksel sağlığı değil, toplumun ruh sağlığını da etkiler. Pandemi dönemlerinde kaygı, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik sorunlar yaygın olarak gözlemlenmiştir. (22) Halk sağlığı eğitimi ve doğru bilgilendirme stratejileri bu etkilerin azaltılmasında önemlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u>Radyolojik ve Nükleer Tehditlerin Etkileri</u></strong></h3>



<p>Radyolojik ve nükleer tehditler, kısa ve uzun vadeli sağlık riskleri taşır. Akut dönemde radyasyon maruziyeti, radyasyon hastalığına (akut radyasyon sendromu) yol açabilir. Belirtiler arasında mide bulantısı, kusma, deri lezyonları ve bağışıklık sisteminde ciddi hasar yer alır (23). Çernobil (1986) ve Fukuşima (2011) nükleer santral kazaları, radyasyonun çevresel ve insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini göstermiştir. Çernobil kazasından sonra tiroid kanseri vakalarındaki artış, nükleer tehditlerin uzun vadeli sağlık etkilerine dikkat çekmiştir (4,5).</p>



<p>Düşük doz radyasyonun sağlık üzerindeki etkileri ise hala tartışılmakta olan bir konudur. Araştırmalar, düşük doz radyasyona maruziyetin uzun vadede kansere yol açabileceğini, ancak bu riskin kesin mekanizmalarının daha fazla araştırılması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, radyasyon kaynaklı kaygı ve psikolojik etkiler, radyolojik tehditlerin toplum üzerindeki geniş kapsamlı etkilerine işaret etmektedir (23). Bu bağlamda, halkın radyasyon konusunda bilinçlendirilmesi ve sağlık okuryazarlığının artırılması kritik öneme sahiptir.</p>



<p><strong>Radyasyonun İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkileri</strong></p>



<p>Radyasyon maruziyetinin etkileri, maruz kalınan radyasyon türüne, dozuna ve süresine bağlıdır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Akut Radyasyon Sendromu (ARS):</strong> 1 Gy üzerinde radyasyon dozu alındığında görülür ve hematopoetik, gastrointestinal ve kardiyovasküler sistemleri etkiler. Belirtiler arasında bulantı, kusma, cilt lezyonları ve bağışıklık sistemi hasarı bulunur.</li>



<li><strong>Kronik Etkiler:</strong> Uzun süreli maruziyetler, kanser riski (özellikle tiroid kanseri) ve genetik mutasyonlara neden olabilir. (24)</li>
</ul>



<p><strong>Acil Müdahale Algoritması</strong></p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Dekontaminasyon ve İzolasyon:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Maruziyet sonrası kıyafetlerin çıkarılması ve cildin temizlenmesi radyasyon dozunu %90&#8217;a kadar azaltabilir.</li>



<li>Dekontaminasyon sırasında sabun ve su kullanımı önerilir. (25)</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Havayolu Yönetimi ve Destekleyici Tedavi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Solunum sıkıntısı olan hastalara oksijen tedavisi uygulanır.</li>



<li>ARS’li hastalarda hematopoetik büyüme faktörleri (ör. filgrastim) önerilir. (26)</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Spesifik Tedaviler:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>İyot-131 Maruziyeti:</strong> Tiroid koruması için potasyum iyodür (KI) kullanılmalı. Önerilen doz: Yetişkinlerde 130 mg/gün.(27).</li>



<li><strong>Plütonyum ve Uranyum Maruziyeti:</strong> DTPA (diethylenetriamine pentaacetate) ajanı ile şelasyon tedavisi uygulanabilir.</li>



<li><strong>Sezyum-137 ve Talyum:</strong> Prusya mavisi oral olarak uygulanır (doz: 1 gram x 3/gün).</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Radyasyon Dozunun Ölçülmesi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Geiger-Müller sayacı gibi cihazlarla bireysel radyasyon ölçümü yapılmalıdır.</li>



<li>Radyasyon maruziyetine göre triyaj:
<ul class="wp-block-list">
<li>Hafif maruziyet: &lt;1 Gy.</li>



<li>Orta: 1-2 Gy.</li>



<li>Şiddetli: &gt;4 Gy (Yüksek mortalite riski). (28)</li>
</ul>
</li>
</ul>
</li>
</ol>



<p><strong>Hastane Öncesi ve Hastane İçi Yönetim</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Hastane Öncesi:</strong> Radyasyon alanından hızlı tahliye, uygun kişisel koruyucu ekipman (KKE) kullanımı.</li>



<li><strong>Hastane İçi:</strong> ARS&#8217;li hastaların yoğun bakım ünitelerine alınması. Multidisipliner ekiplerle destek tedaviler (ör. sıvı resüsitasyonu, kan transfüzyonu).</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u>Psikolojik ve Sosyal Etkiler</u></strong></h3>



<p><strong>Psikolojik Etkiler</strong></p>



<p>KBRN olaylarının ardından bireylerde yaygın olarak gözlemlenen psikolojik etkiler şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB):</strong> KBRN olaylarına maruz kalan bireylerde sıklıkla ortaya çıkar. Belirtiler arasında uyku bozuklukları, flashbackler ve kaçınma davranışları yer alır. (28)</li>



<li><strong>Anksiyete ve Panik Bozuklukları:</strong> Özellikle radyolojik ve biyolojik tehditlerde, halk arasında yanlış bilgi nedeniyle gereksiz panik yaygın bir sorun haline gelir. (22)</li>



<li><strong>Depresyon:</strong> Kayıplar, ekonomik zorluklar ve izolasyon nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu, COVID-19 pandemisi sırasında yaygın olarak gözlemlenmiştir. (29)</li>
</ul>



<p><strong>Sosyal Etkiler</strong></p>



<p>KBRN olayları toplumsal düzeyde çeşitli sosyal sorunlara neden olabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Toplumsal Güvensizlik:</strong> Halk arasında bilgi eksikliği ve iletişim yetersizlikleri nedeniyle oluşan güvensizlik, olay yönetimini zorlaştırır.</li>



<li><strong>Stigmatizasyon:</strong> Biyolojik tehditlere maruz kalan bireyler, bulaş riski nedeniyle damgalanabilir. Bu durum, özellikle enfeksiyon hastalıkları sırasında sık görülür.</li>



<li><strong>Toplumda Ayrışma:</strong> Karantina veya izolasyon önlemleri, toplumun sosyal bağlarını zayıflatabilir.</li>
</ul>



<p><strong>Acil Müdahalede Psikososyal Yaklaşım</strong></p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Psikolojik İlk Yardım:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Olay yerinde acil müdahale sırasında bireylerin güvenliğinin sağlanması.</li>



<li>Temel ihtiyaçların (su, gıda, barınma) karşılanması.</li>



<li>Empati ve destekleyici iletişimle bireylerin sakinleştirilmesi. (30)</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Bilgilendirme ve Risk İletişimi:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>Halkın doğru bilgilendirilmesi ve paniğin önlenmesi için şeffaf ve güvenilir iletişim stratejileri geliştirilmelidir.</li>



<li>Yanlış bilgilerin yayılmasını engellemek için sağlık yetkilileri tarafından düzenli basın toplantıları yapılmalıdır.</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Uzun Vadeli Psikososyal Destek:</strong>
<ul class="wp-block-list">
<li>TSSB ve depresyon belirtileri gösteren bireyler için psikiyatri ve psikoloji hizmetlerine erişim kolaylaştırılmalıdır.</li>



<li>Toplum tabanlı ruh sağlığı programları başlatılmalıdır. (31)</li>
</ul>
</li>
</ol>



<p><strong>Halk Sağlığı Perspektifi</strong></p>



<p>Psikolojik ve sosyal etkilerin yönetiminde halk sağlığı stratejileri büyük önem taşır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Eğitim Kampanyaları:</strong> Halkın KBRN tehditleri ve etkileri hakkında bilinçlendirilmesi.</li>



<li><strong>Toplum Temelli Müdahaleler:</strong> Yerel liderler ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle toplumun dayanıklılığının artırılması.</li>



<li><strong>Ruh Sağlığı Hizmetlerinin Güçlendirilmesi:</strong> Özellikle afet sonrası bölgelerde psikiyatri uzmanlarının görevlendirilmesi.</li>
</ul>



<p><strong>Özel Gruplar ve Hassasiyetler</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Çocuklar:</strong> KBRN olayları sırasında çocuklar psikolojik olarak daha hassas bir gruptur. Çocuklar için özel psikolojik destek programları geliştirilmelidir.</li>



<li><strong>Yaşlılar ve Engelliler:</strong> Bu gruplar sosyal izolasyona daha yatkındır ve müdahale ekiplerinin öncelikli olarak ele alması gereken gruplardır.</li>



<li><strong>Sağlık Çalışanları:</strong> KBRN olayları sırasında sağlık çalışanlarında tükenmişlik ve ikincil travma riski yüksektir. Bu nedenle, destek programları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi gereklidir. (32)</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>KBRN TEHDİTLERİNİN SAĞLIK SİSTEMİNE YÜKÜ</strong></h2>



<p><strong>Acil Servis ve Yoğun Bakım Kapasiteleri</strong></p>



<p>KBRN olayları, sağlık sistemlerinde ani bir hasta yüküne yol açarak acil servislerin ve yoğun bakım ünitelerinin kapasitesini hızla aşabilir. Özellikle biyolojik ve radyolojik tehditler, geniş ölçekli bulaşıcı hastalıkların yayılmasına ve kritik hasta yönetim ihtiyacına neden olabilir. (33)</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Ani Hasta Artışı:</strong> Örneğin, COVID-19 pandemisi sırasında birçok ülkede yoğun bakım yataklarının tükenmesi, sağlık sisteminin dayanıklılığını sınamıştır.</li>



<li><strong>Ekipman ve Malzeme Eksikliği:</strong> Kişisel koruyucu ekipman (KKE), ventilatör ve ilaç tedariğindeki eksiklikler, sağlık hizmetlerini aksatmıştır.</li>
</ul>



<p><strong>Sağlık Çalışanlarının Yükü</strong></p>



<p>KBRN olayları sırasında sağlık çalışanlarının yükü, fiziksel ve psikolojik olarak artar:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tükenmişlik Sendromu:</strong> Uzun çalışma saatleri, yüksek bulaş riski ve vaka yükü nedeniyle sağlık çalışanları arasında tükenmişlik yaygın bir sorun haline gelir. (34)</li>



<li><strong>Eğitim Eksikliği:</strong> Sağlık çalışanlarının, KBRN olaylarına özgü tedavi protokolleri ve koruyucu önlemler konusunda yeterince eğitilmemiş olması, müdahale etkinliğini azaltır.</li>
</ul>



<p><strong>Triyaj ve Yönetim Zorlukları</strong></p>



<p>KBRN olaylarında triyaj, sınırlı kaynakların en etkin şekilde kullanılmasını sağlamak için kritik öneme sahiptir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Triyaj Kriterleri:</strong> Hastalar, maruz kaldıkları ajanlara göre (ör. radyasyon dozu, kimyasal maddenin türü) sınıflandırılmalıdır.</li>



<li><strong>Hastane Kapasitesinin Yönetimi:</strong> Ani hasta akışını yönetmek için kriz müdahale ekipleri ve geçici triyaj alanları kurulmalıdır.(35)</li>
</ul>



<p><strong>Uzun Vadeli Etkiler</strong></p>



<p>KBRN olaylarının sağlık sistemi üzerindeki etkileri sadece akut dönemle sınırlı değildir. Uzun vadeli etkiler arasında şunlar yer alır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kronik Hastalık Yükü:</strong> Radyasyon maruziyeti sonrası artan kanser vakaları ve biyolojik tehditlerin neden olduğu enfeksiyonlar, sağlık sisteminde uzun vadeli bir yük oluşturur.</li>



<li><strong>Psikososyal Etkiler:</strong> Sağlık çalışanları ve toplum üzerindeki psikolojik etkiler, sağlık sistemine olan güveni zayıflatabilir. (23)</li>
</ul>



<p><strong>Koruyucu Önlemler ve Hazırlık Stratejileri</strong></p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Kişisel Koruyucu Ekipman (KKE):</strong> Sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak için yüksek kaliteli KKE temin edilmelidir.</li>



<li><strong>Eğitim ve Tatbikatlar:</strong> Sağlık personelinin KBRN tehditlerine yönelik müdahalelerde bilgi ve becerilerini artırmak için düzenli eğitim programları ve tatbikatlar yapılmalıdır.</li>



<li><strong>Ulusal ve Uluslararası İş birliği:</strong> KBRN olaylarına hazırlık, sağlık sistemleri arasında koordinasyonu gerektirir. Özellikle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi kuruluşlarla iş birliği, sağlık sisteminin dayanıklılığını artırabilir. (36)</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>SAĞLIK OKURYAZARLIĞI VE KBRN OLAYLARI</strong></h2>



<p>Sağlık okuryazarlığı, bireylerin sağlık bilgilerini anlama, değerlendirme ve bu bilgileri günlük yaşamlarında kullanma yeteneğidir (39). KBRN olaylarında bu kavram, bireylerin doğru bilgiye ulaşmasını ve bu bilgiyi kriz anında etkili bir şekilde uygulamasını sağlamak açısından kritik bir öneme sahiptir. Özellikle kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditlerin genellikle karmaşık bilimsel içeriklere sahip olması, halkın bu tehditlere karşı bilinç düzeyini artırmayı zorunlu kılmaktadır (40).</p>



<p>Düşük sağlık okuryazarlığı düzeyine sahip bireylerin, özellikle biyolojik ve radyolojik olaylar gibi karmaşık tehditlerde, yanlış bilgiye dayalı davranışlar sergileme ve gereksiz paniğe kapılma riski oldukça yüksektir. Örneğin, radyasyon kazaları sırasında, halk arasında bilgi eksikliği nedeniyle yersiz kaygılar ortaya çıkabilir ve bu durum acil durum yönetimini olumsuz etkileyebilir (9).</p>



<p>Araştırmalar, sağlık okuryazarlığının bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini, bu hizmetleri kullanma biçimlerini ve acil durumlara yönelik tepkilerini doğrudan etkilediğini göstermektedir (8). Türkiye’de yapılan bir çalışma, sağlık okuryazarlığı düzeyi yüksek bireylerin, sağlık sistemini daha etkili kullandığını ve KBRN gibi olaylarda daha bilinçli davrandığını ortaya koymuştur. Benzer şekilde, İran’da yapılan bir araştırmada, sağlık okuryazarlığının radyasyon kaygısını azalttığı ve bireylerin daha rasyonel kararlar almasını sağladığı saptanmıştır. (41)</p>



<p>Halkın sağlık okuryazarlığını artırmak için yürütülen programlar, KBRN tehditleriyle başa çıkma kapasitesini güçlendirmek adına önemli bir araçtır. Özellikle KBRN’ye özgü bilgiler içeren farkındalık kampanyaları ve eğitim programları, halkın tehditleri daha iyi anlamasını ve doğru tepkiler geliştirmesini sağlayabilir. Bu süreçte sade ve anlaşılır bir dil kullanılarak hazırlanan eğitim materyalleri, toplumun genelinde daha etkili bir bilgilendirme yapılmasını sağlar (42).</p>



<p><strong>Modern Yaklaşımlar ve Teknolojik İlerlemeler</strong></p>



<p>KBRN olaylarının yönetiminde, modern teknolojilerin kullanımı risklerin azaltılması ve krizlerin etkin bir şekilde yönetilmesi açısından büyük bir avantaj sunmaktadır. Günümüzde kimyasal ve biyolojik tehditlerin tespiti için kullanılan ileri teknoloji sensörler, tehdit maddelerini erken evrede tespit ederek müdahale süreçlerini hızlandırmaktadır (43). Benzer şekilde, radyolojik ve nükleer olaylara karşı kullanılan radyasyon izleme sistemleri hem bireysel hem de çevresel güvenliği artırmaktadır.</p>



<p>Yapay zekâ (YZ) ve büyük veri analitiği, KBRN olaylarına yönelik risk analizi ve karar destek sistemleri geliştirme süreçlerinde kullanılmaktadır. YZ tabanlı simülasyon sistemleri, kimyasal ve biyolojik maddelerin yayılma hızını ve etkilerini modelleyerek olayların boyutunu önceden tahmin etme imkânı sağlamaktadır (5). Örneğin, bir biyolojik ajanın salgın yaratma potansiyeli, YZ destekli algoritmalarla değerlendirilerek olası senaryolara karşı hazırlık yapılabilir.</p>



<p>Bununla birlikte, bu teknolojilerin uygulanabilirliği her zaman eşit dağılım göstermez. Gelişmekte olan ülkelerde teknolojiye erişimdeki eşitsizlikler, bu yeniliklerin evrensel düzeyde kullanımını sınırlamaktadır. Ayrıca, bu sistemlerin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için insan kaynakları kapasitesinin artırılması, teknoloji altyapısının güçlendirilmesi ve kullanıcıların yeterli düzeyde eğitilmesi gereklidir (38).</p>



<p>KBRN olaylarında kullanılan mobil laboratuvarlar, sahada hızlı analiz yaparak tehditlerin kaynağını ve etkisini belirleme sürecini hızlandırmaktadır. Bu tür yenilikler, özellikle biyolojik ajanların neden olduğu tehditlerin kontrol altına alınmasında kritik bir rol oynar. Ayrıca, dron teknolojisi, yüksek riskli bölgelerde uzaktan analiz ve izleme için kullanılmaktadır (10).</p>



<p><strong>Eğitim ve Farkındalık</strong></p>



<p>KBRN olaylarına yönelik eğitim ve farkındalık programları, toplumun direnç kapasitesini artırmanın temel yollarından biridir. Sağlık personeli ve acil durum çalışanlarına yönelik düzenlenen özel eğitimler, bu bireylerin olaylara müdahale becerilerini geliştirmektedir. Özellikle KBRN tehditlerine yönelik koruyucu ekipman kullanımı, dekontaminasyon prosedürleri ve olay yerinde risk analizi gibi pratik becerilerin kazandırılması, müdahale süreçlerinin başarısı için kritik öneme sahiptir (1).</p>



<p>Toplum düzeyinde ise, sağlık okuryazarlığı kampanyaları ve kamu hizmeti duyuruları bireylerin KBRN olaylarına hazırlıklı olmalarını sağlar. Fukuşima nükleer kazasının ardından Japonya’da uygulanan halk sağlığı programları, düşük doz radyasyonun etkileri hakkında halkın bilinç düzeyini artırmış ve gereksiz panik ortamının önlenmesine yardımcı olmuştur (4).</p>



<p>Eğitim ve farkındalık programlarının başarısını artırmak için dijital teknolojilerden yararlanmak etkili bir yöntemdir. Sanal gerçeklik (VR) simülasyonları ve çevrimiçi eğitim platformları, bireylerin olayları uygulamalı olarak deneyimlemesini sağlayarak öğrenme sürecini destekler. Ayrıca, sosyal medya ve mobil uygulamalar, geniş kitlelere ulaşarak KBRN tehditleriyle ilgili doğru bilgiye hızlı erişim sağlar (7).</p>



<p>Eğitim programları hazırlanırken, farklı grupların ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi savunmasız gruplara yönelik özel bilgilendirme ve hazırlık programları geliştirilmelidir. Örneğin, çocuklar için çizgi filmler veya interaktif oyunlar, KBRN olaylarına karşı bilinç kazanmalarını eğlenceli bir şekilde sağlayabilir (6).</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>YASAL VE POLİTİK ÇERÇEVE</strong></h2>



<p>KBRN olaylarına karşı etkili bir yaklaşım, sağlam bir yasal ve politik çerçeve gerektirir. Türkiye’de KBRN tehditleriyle ilgili çeşitli yönetmelikler ve rehberler bulunmaktadır. Özellikle Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer Tehdit ve Tehlikelere Dair Görev Yönetmeliği, ulusal düzeyde bir çerçeve sunmaktadır (43). Ancak bu düzenlemelerin uygulanabilirliği ve denetimi, güçlendirilmesi gereken alanlardır.</p>



<p>Uluslararası düzeyde ise, Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlar, KBRN tehditlerine yönelik uluslararası iş birliği ve kapasite geliştirme faaliyetlerini desteklemektedir. Biyolojik Silahlar Sözleşmesi ve Nükleer Güvenlik Konvansiyonu gibi uluslararası anlaşmalar, bu tehditlerin kontrol altına alınmasında önemli bir zemin oluşturmaktadır (3). Ancak politik çıkarların çatışması ve ülkeler arasındaki ekonomik farklılıklar, bu iş birliğini sınırlayabilir.</p>



<p>Yerel düzeydeki yasal düzenlemeler, KBRN olaylarının yönetiminde daha hızlı ve etkili çözümler sunabilir. Bu nedenle, yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının da bu sürece dahil edilmesi gereklidir. Yasal çerçevenin yanı sıra, toplum düzeyindeki uygulamaların etkin bir şekilde denetlenmesi ve raporlanması, politikaların başarıya ulaşmasında kritik bir rol oynar.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>SONUÇ</strong></h2>



<p>KBRN olayları, 21. yüzyılda küresel güvenlik ve halk sağlığı için giderek artan bir tehdit oluşturmaktadır. Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehlikeler, yalnızca belirli bölgeleri değil, dünya genelini etkileyen krizlere yol açabilir. Bu nedenle, bu olaylara yönelik bütüncül yaklaşımlar benimsenmesi hem bireylerin hem de toplumların bu tehditlere karşı daha dirençli hale getirilmesi açısından zorunludur.</p>



<p>Sağlık okuryazarlığı, bireylerin doğru bilgiye erişim sağlayarak kriz anlarında etkin kararlar almasına olanak tanıyan önemli bir araçtır. Toplumun sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik kampanyalar, yalnızca bireysel farkındalığı güçlendirmekle kalmayıp, halk sağlığı sistemlerinin yükünü de hafifletebilir. Sağlık okuryazarlığının yanında, modern teknolojilerin kullanımı ve yenilikçi çözümler, KBRN olaylarının etkilerinin azaltılmasında kilit rol oynamaktadır. Yapay zekâ, büyük veri analitiği ve simülasyon teknolojileri, olayların daha etkili bir şekilde yönetilmesine imkân tanımaktadır.</p>



<p>Eğitim ve farkındalık çalışmaları, KBRN olaylarına karşı toplumların dayanıklılığını artıran temel yapı taşlarından biridir. Sağlık personeli ve acil durum çalışanlarının uzmanlaşmış eğitimlerle donatılması, olası olaylarda müdahale süreçlerini güçlendirmektedir. Aynı zamanda, toplum düzeyindeki eğitim kampanyaları ve bilgilendirme faaliyetleri, bireylerin bu tür tehditlere karşı daha hazırlıklı olmasını sağlamaktadır.</p>



<p>KBRN tehditlerine karşı etkili bir yanıtın sürdürülebilir olması, sağlam bir yasal ve politik çerçeveye dayanmalıdır. Ulusal düzeydeki düzenlemeler, yerel yönetimlerin kapasitesini artırırken, uluslararası iş birliği bu tür olaylara küresel bir perspektifle yaklaşılmasını sağlar. Ancak, politik irade ve ekonomik kaynakların bu alanda daha etkin bir şekilde kullanılması gerekmektedir.</p>



<p>Gelecekte KBRN tehditlerine karşı daha dirençli bir toplum oluşturmak için, eğitim, sağlık okuryazarlığı, teknoloji entegrasyonu ve yasal düzenlemelerin bir arada ele alındığı kapsamlı stratejiler benimsenmelidir. Bu sayede, bireylerin ve toplumların KBRN olaylarına karşı bilinçlenmesi ve dayanıklılığı artırılabilir. Uluslararası iş birliği ve kolektif çabalar ise, bu süreçte temel bir yapı taşı olmaya devam edecektir.</p>



<p>KBRN olaylarına karşı hazırlanmış, bilinçli ve dayanıklı bir toplum oluşturmak, yalnızca güvenlik açısından değil, aynı zamanda insanlık onurunu koruma ve sürdürülebilir bir geleceği garanti altına alma yolunda atılmış önemli bir adım olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKLAR</strong></h2>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li>Dökmeci AH, Çavlan B. Biyolojik Silah; Biyolojik Savaşlar, Pandemiler ve COVID-19. EJONS Int J Math Eng Nat Sci. 2020;16:841-59.</li>



<li>Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda zehirli gaz mücadelesi. Tarih Haber. 4 Mayıs 2015. [Erişim tarihi: 5 Aralık 2024]. Erişim linki: <a href="http://www.tarihhaber.net/birinci-dunya-savasinda-zehirli-gaz-mucadelesi/">http://www.tarihhaber.net/birinci-dunya-savasinda-zehirli-gaz-mucadelesi/</a></li>



<li>Yüksel O, Erdem R. Biyoterörizm ve Sağlık. Hacettepe Sağlık İdaresi Dergisi. 2016;19(2):203-22.</li>



<li>Pflugbeil S, et al. Çernobil’in İnsan Sağlığına Etkileri. Gesellschaft für Strahlenschutz; 2011.</li>



<li>Moriyama N, et al. Associated Factors Related to Low-Dose Radiation Exposure on Health. Prevent Med Reports. 2019;20:1-7.</li>



<li>Tercan B. Biyolojik Afetler ve COVID-19. Paramedik ve Acil Sağlık Hizmetleri Dergisi. 2020;1(1):41-50.</li>



<li>Sezgin D. Sağlık Okuryazarlığını Anlamak. İletişim Dergisi. 2014;3(Özel Sayı):71-91.</li>



<li>Özkan S, et al. Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörleri. Özyurt Matbaacılık; 2018.</li>



<li>Gözlü K. Sağlığın Sosyal Bir Belirleyicisi: Sağlık Okuryazarlığı. Süleyman Demirel Tıp Dergisi. 2020;27(1):137-44.</li>



<li>Three Mile Island kazası. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD). [Erişim tarihi: 5 Aralık 2024]. Erişim linki: https://www.afad.gov.tr/kbrn/three-mile-island-kazasi</li>



<li>Yaren H, Kenar L, Karayılanoğlu T. Önemli Bir Kimyasal Silah Grubu: Sinir Ajanları. TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni. 2007;6(6):491-500.</li>



<li>Sovyetler Birliği&#8217;nin geliştirdiği Noviçok zehirli gazı nedir? Euronews Türkçe. 3 Eylül 2020. [Erişim tarihi: 5 Aralık 2024]. Erişim linki: <a href="https://tr.euronews.com/2020/09/03/sovyetler-birligi-nin-gelistirdigi-novicok-zehirli-gaz-nedir-">https://tr.euronews.com/2020/09/03/sovyetler-birligi-nin-gelistirdigi-novicok-zehirli-gaz-nedir-</a></li>



<li>Sezigen S, Kenar L. Hardal Gazına Maruz Kalmış Kimyasal Yaralıların Tıbbi Yönetimi. Osmangazi Tıp Dergisi. 2020;42(1):93-102.</li>



<li>Bozarslan M. Halepçe&#8217;nin bitmeyen acısı. Al Jazeera Türk. 15 Mart 2014. [Erişim tarihi: 5 Aralık 2024]. Erişim linki: <a href="https://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/halepcenin-bitmeyen-acisi">https://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/halepcenin-bitmeyen-acisi</a></li>



<li>Sidell FR, Takafuji ET, Franz DR, editors. <em>Medical aspects of chemical and biological warfare</em>. Office of the Surgeon General; 1997.</li>



<li>Marrs TC, Maynard RL, Sidell FR. <em>Chemical warfare agents: toxicology and treatment</em>. John Wiley &amp; Sons; 2007.</li>



<li>Hall AH, Dart RC, Bogdan GM. Sodium thiosulfate or hydroxocobalamin for the empiric treatment of cyanide poisoning? <em>Ann Emerg Med</em>. 2007;49(6):806–13.</li>



<li>Rotz LD, Khan AS, Lillibridge SR, Ostroff SM, Hughes JM. Public health assessment of potential biological terrorism agents. <em>Emerg Infect Dis</em>. 2002;8(2):225–30.</li>



<li>Inglesby TV, Henderson DA, Bartlett JG, et al. Anthrax as a biological weapon, 2002: updated recommendations for management. <em>JAMA</em>. 2002;287(17):2236–52.</li>



<li>Shapiro RL, Hatheway C, Swerdlow DL. Botulism in the United States: a clinical and epidemiologic review. <em>Ann Intern Med</em>. 1998;129(3):221–8.</li>



<li>Brachman PS, Friedlander AM. Anthrax. In: Zajtchuk R, Bellamy RF, editors. <em>Medical Aspects of Chemical and Biological Warfare</em>. Office of the Surgeon General; 1997. p. 467–78.</li>



<li>Pfefferbaum B, North CS. Mental health and the COVID-19 pandemic. <em>N Engl J Med</em>. 2020;383(6):510–2.</li>



<li>Hall EJ, Giaccia AJ. <em>Radiobiology for the Radiologist</em>. 7th ed. Philadelphia: Wolters Kluwer; 2011.</li>



<li>United Nations Scientific Committee on the Effects of Atomic Radiation (UNSCEAR). Sources and effects of ionizing radiation. <em>UNSCEAR 2008 Report</em>.</li>



<li>Waselenko JK, MacVittie TJ, Blakely WF, et al. Medical management of the acute radiation syndrome: recommendations of the Strategic National Stockpile Radiation Working Group. <em>Ann Intern Med</em>. 2004;140(12):1037–51.</li>



<li>Wolff J. Perchlorate and the thyroid gland. <em>Pharmacol Rev</em>. 1998;50(1):89–105.</li>



<li>Dainiak N, Ricks RC. The evolving role of haematopoietic stem cell transplantation in radiation injury: potentials and limitations. <em>BJR Suppl</em>. 2005;27:169–74.</li>



<li> Bisson JI, Cosgrove S, Lewis C, Roberts NP. Post-traumatic stress disorder. <em>BMJ</em>. 2015;351:h6161.</li>



<li>Brooks SK, Webster RK, Smith LE, et al. The psychological impact of quarantine and how to reduce it: rapid review of the evidence. <em>Lancet</em>. 2020;395(10227):912–20.</li>



<li>Everly GS, Lating JM. <em>The Johns Hopkins guide to psychological first aid</em>. 2nd ed. Baltimore: Johns Hopkins University Press; 2017.</li>



<li>North CS, Pfefferbaum B. Mental health response to community disasters: a systematic review. <em>JAMA</em>. 2013;310(5):507–18.</li>



<li>Shanafelt TD, Ripp J, Trockel M. Understanding and addressing sources of anxiety among health care professionals during the COVID-19 pandemic. <em>JAMA</em>. 2020;323(21):2133–4.</li>



<li>Burkle FM. Population-based triage management in response to surge-capacity requirements during a large-scale bioevent disaster. Acad Emerg Med. 2017;24(11):1235–43.</li>



<li>Shanafelt TD, Ripp J, Trockel M. Understanding and addressing sources of anxiety among health care professionals during the COVID-19 pandemic. JAMA. 2020;323(21):2133–4.</li>



<li>Koenig KL, Schultz CH, editors. Koenig and Schultz&#8217;s disaster medicine: comprehensive principles and practices. Cambridge University Press; 2016.</li>



<li>World Health Organization. Hospital preparedness for epidemics: focus on COVID-19. WHO; 2020.</li>



<li>Kuroda Y, et al. Association between Health Literacy and Radiation Anxiety after a Nuclear Accident. Int J Environ Res Public Health. 2018;15:1-12.</li>



<li>Simonds SK. Health education as social policy. Health Educ Monogr. 1974;2:1–25.</li>



<li>Can B. COVID-19 Salgını ve Sağlık Okuryazarlığının Önemi. Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Dergisi. 2020;1(2):31-7.</li>



<li>Hagdoost AE, et al. İran Sağlık Okuryazarlığı Anketi (IHLQ). Iran Red Crescent Med J. 2015;17(6).</li>



<li>Yoshida Y, et al. Limited Functional Health Literacy and Behavior. Hindawi Publ Corp. 2014;6:1-6.</li>



<li>Okan O, et al. International Handbook of Health Literacy. Policy Press, Bristol; 2019.</li>



<li>Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı. Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer Tehdit ve Tehlikelere Dair Görev Yönetmeliği. Resmî Gazete. 1 Ekim 2020; Sayı: 31261. [Erişim tarihi: 5 Aralık 2024]. Erişim linki: https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/21.5.3033.pdf</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/21-yuzyilda-kimyasal-biyolojik-radyolojik-nukleer-kbrn-olaylarina-yaklasim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Afet Tıbbı Eğitimi ve Afet Tıbbı Yan Dalı</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/akademik-blog-yazisi/turkiyede-afet-tibbi-egitimi-ve-afet-tibbi-yan-dali/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/akademik-blog-yazisi/turkiyede-afet-tibbi-egitimi-ve-afet-tibbi-yan-dali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şennaz Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Dec 2024 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[TATDakademik]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE]]></category>
		<category><![CDATA[yan dal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1640</guid>

					<description><![CDATA[Afet tıbbı, afetlerden etkilenen toplumun sağlığı üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri önlemek ve azaltmak için afet öncesi dönemde afet risk yönetimi çalışmaları&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Afet tıbbı, afetlerden etkilenen toplumun sağlığı üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri önlemek ve azaltmak için afet öncesi dönemde afet risk yönetimi çalışmaları yapmayı ve afet sonrası dönemde sağlık hizmetleri ve tesislerinin işlerliğini sağlamayı ve ayrıca sağlık hizmetlerini yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde dayanıklı bir yapıya dönüştürmeyi ve böylece kıt kaynaklardan en fazla sayıda insanın yararlanmasını sağlamayı amaçlamaktadır (1). Afet tıbbı kavramının bilimsel gelişimi dünyada yaklaşık 50 yıl önce başlamıştır. Halk sağlığı, acil sağlık hizmetleri, afet yönetimi, acil tıp ve askeri tıp gibi farklı disiplinlerin afet tıbbı kavramı çerçevesinde çalışmalar yaptığı görülmektedir.</p>



<p>Afet tıbbı alanına yönelik Birleşmiş Milletler tarafından 2015-2030 dönemi için yayınlanan Sendai Afet Risk Azaltma Çerçeve Eylem Planı’nda önemli hedefler bulunmaktadır. Afet tıbbı açısından küresel hedefler arasında yer alan ölüm ve yaralanma sayılarının azaltılması, etkilenen insan sayısının azaltılması, kritik tesislerin alt yapılarının güçlendirilmesi ve afetlerde sürdürülebilir bir şekilde fonksiyonlarına devam edebilmesi yer almaktadır. Bu hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için kurumsal ve akademik olarak afet tıbbının hızlı bir şekilde gelişmesi beklenmektedir (2).</p>



<p>Afet tıbbı bazı temel bileşenlerini özellikle acil tıp anabilim dalından almaktadır. Afet tıbbı acil tıp bilgisinin yanı sıra acil tıbbın teknik becerilerine de ihtiyaç duymaktadır. Acil tıp hekimleri belirsizlik ve stresin yoğun olduğu iş koşullarında çalışmaya yatkındırlar (3- 4).</p>



<p>Türkiye’de Afet tıbbı ve Acil Tıp becerilerinin birlikteliğini güçlendirmek ve afet sırasında etkili müdahale ve yanıt yapmalarını sağlamak, aynı zamanda afet tıbbının farklı disiplinlerle birlikteliğini sağlamak amacıyla çok sayıda eğitim programları bulunmaktadır.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p>Türkiye’de isminde Afet geçen programların isimleri,</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Acil Durum ve Afet Yönetimi Ön Lisans Programı</li>



<li>Acil Yardım ve Afet Yönetimi Lisans Programı</li>



<li>Afet Yönetimi Tezsiz YLP (Yüksek Lisans Programı)</li>



<li>Afet Yönetimi Mühendisliği Tezsiz YLP</li>



<li>Afet Yönetimi Tezli YLP</li>



<li>Afetlerde Sağlık Yönetimi Tezli YLP</li>



<li>Afet Eğitimi ve Yönetimi Tezli YLP</li>



<li>Doğal Afetlerin Riski Yönetimi Tezli YLP</li>



<li>Afet Tıbbı Doktora Programı</li>



<li>Afet Yönetimi Doktora Programı YLP (5)</li>
</ul>
</div>



<p>Acil Durum ve Afet Yönetimi programları Türkiye&#8217;de Boğaziçi Üniversitesi, SabancıÜniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi gibi birçok fakülte ve üniversitenin mühendislik, işletme ve benzeri bölümlerinde bulunmaktadır (5).</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p>Türkiye&#8217;de afet tıbbı ve hemşirelik ile ilgili bölümler genellikle sağlık bilimleri fakültelerinde ve hemşirelik fakültelerinde yer almaktadır. Bu bölümler, afet tıbbı ve hemşirelik konularını kapsayan dersler ve araştırmalar sunmaktadır (5).</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Acil Durum ve Afet Yönetimi Bölümü</li>



<li>Sağlık Yönetimi ve Acil Durum Bilim ve Uygulama Merkezi</li>



<li>Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü, Halk Sağlığı Hemşireliği ABD</li>



<li>Hemşirelik Fakültesi, Halk Sağlığı Hemşireliği ABD</li>
</ul>
</div>



<p>Afet programlarının %45,5’i multidisipliner bir afet eğitim ve öğretimi yapmaktadır. Bu programların %66,7 sağlık, %27,3 eğitim, %39,4 mühendislik alanında bir afet eğitimi ve öğretimi sunar. Afet programlarının %39,4’ü tehlike ve zarar azaltma, %33,3 araştırma yöntemleri, %21,2’si lojistik ve nakliye, %42,4’ü hukuk ve etik, %21,2’si sivil savunma ve kentsel arama kurtarma, %27,3’ü halk sağlığı çekirdek disiplinlerinde eğitim ve öğretim yapmaktadır (5). Afet yönetiminde, farklı disiplinler arasındaki koordinasyon ve iş birliğini artırarak tüm bireylerden maksimum yararı sağlayabilir. Bu nedenle tüm uzmanlardan kendi disiplinleri özelinde standart bir akredite edilmiş müfredat ile eğitim ve öğretimi almaları beklenmektedir (5). Dünya genelinde özellikle son 20 yılda afet alanında ciddi gelişmeler yaşanırken, artan arama kurtarma ekiplerinin yanı sıra standart bir tıbbı bakım yaklaşımının hedef olarak belirlenip sahaya yansıtılması gerekmektedir.</p>



<p>Avrupa ve Türkiye’nin de içinde olduğu birçok üniversitede doktora veya yüksek lisans olarak Afet Tıbbı eğitimi veren kurum bulunurken, Amerika’da Acil tıp uzmanlarının liderlik ettiği uzmanlık sonrası 1 ile 3 yıl arasında süren yan dal eğitimi olarak verilmektedir (6). Amerikan Acil tıp doktorları Birliği’ne (ACEP) göre 17 acil tıp programı afet tıbbı yan dal eğitimi vermektedir. Bu programlarda 1 yıl afet tıbbı eğitimi, 2 yıllık programlarda hastane öncesi acil sağlık hizmetleri (<strong>EMS</strong>) eğitimi beraber verilmektedir.&nbsp; 3 yılık programlar, Halk sağlığı yüksek lisansı (<strong>MPH</strong>) eklenerek alınabilmektedir. Tüm bu programlara katılmak için Amerikan Acil Tıp Yeterlilik belgesini (<strong>ABEM</strong>) almış olmak gerekmektedir. Acil Tıp Uzmanları dışında da afet tıbbı doktora ve eğitim programları mevcuttur (6).</p>



<p>Türkiye’de yaşanan afetler ve zararları göz önüne alındığında afet tıbbı için yan dalın gerekliliği günümüzde sık tartışılan konular arasındadır. Türkiye’de afet eğitimi ve öğretimi yapan programların birçoğunda, yeterliliğe dayalı bir müfredat tasarımı ile tehlike ve zarar azaltma ve araştırma yöntemleri çekirdek disiplinleri altında bir eğitim programları olsa da gerekli müfredat standardizasyonun konusunda endişeler mevcuttur. Afet tıbbı şemsiyesi altında toplanan dernek ve kuruluşların bir bakanlık öncülüğünde aynı çatı altına toplanması birçok kuruluşun ayrı hiyerarşi ile hareket etmesini önceleyerek afet eğitiminde ve yönetiminde gerekli olan bütüncül bir yaklaşım ortaya çıkarabilir. Temel yaşam desteğine, ilk yardıma benzer şekilde afet tıbbı alanında toplum kampanyalarla kamu farkındalığı sağlanmaya çalışılırken özellikle yüksek öğretim düzeyinde birçok meslek grubunun eğitiminde afet tıbbı bilim dalını entegre edebilerek afetler sonrasında cevap aşamasında birçok meslek grubunun profesyonel ve etkin görev alması sağlanabilir. Bunun yanında Yüksek Öğretim Kurulu’nun başkanlığında bölüm başkanlıkları, meslek dernekleri ve mezunların aynı platformda buluştuğu bir çalıştay organize edilerek; programların eğitim ve öğretim müfredatları standart hale getirilebilir ve akreditasyon çalışmaları başlatılabilir (5).</p>



<p>Ülkemizin fay hatları ve jeopolitik konumu düşünüldüğünde coğrafi ve sosyal olarak afetler için risk hatları üzerinde yer aldığı görülebilir. Bu nedenle afet eğitimlerinin merkezi koordine olacak şekilde enstitüleşmesi, profesyonel arama kurtarma, medikal arama kurtarma, lojistik birimlerinin oluşturulması için afetin tüm bileşenlerini kapsayıcı bir yaklaşım ülkemizin afet dayanıklılığını artırabilir.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h3 class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKLAR:</strong></h3>



<p>1-Burkle FM Jr, Greenough PG. Impact of public health emergencies on modern disaster taxonomy, planning, and response. Disaster Med Public Health Preparedness 2008; 2: 192‐199.</p>



<p>2-The Science of Disaster Medicine: From Response to Risk Reduction, Huseyin KOCAK, Kerem KINIK, Cuneyt CALISKAN, Kurtulus ACIKSARI, DOI: 10.4274/MMJ.galenos.2021.50375 Medeni Med J</p>



<p>3- SAEM Disaster Medicine White Paper Subcommittee. Disaster Medicine: Current Assessment and Blueprint for the Future. Acad Emerg Med 1995; 2: 1068‐1076.</p>



<p>4- Lennquist S. Education and training in disaster medicine. Scandinavian Journal of Surgery 94: 300–310, 2005</p>



<p>5- Hastane Öncesi Dergisi, HOD, EKİM 2018, 3(2):131-139, Mehmet KOZYEL Cüneyt ÇALIŞKAN, Hüseyin KOÇAK, Bektaş SARI</p>



<p>6- Recep Dursun 2022, TATD Afet Komisyonu Yazı Dizisi</p>
</div>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/akademik-blog-yazisi/turkiyede-afet-tibbi-egitimi-ve-afet-tibbi-yan-dali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Değişikliğinin Acil Servis Üzerine Etkileri</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/iklim-degisikliginin-acil-servis-uzerine-etkileri/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/iklim-degisikliginin-acil-servis-uzerine-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Cankut Tatlıparmak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Nov 2024 05:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[acil servis]]></category>
		<category><![CDATA[acil tıp]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[İklim değişiklikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1628</guid>

					<description><![CDATA[Jonathan, sabah gözlerini açar açmaz yüzünü yakan kavurucu güneş ışığını hissetti. Güneşin altında bir sabaha uyanmayalı uzun zaman olmuştu ve doğrusu, bunu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<blockquote class="wp-block-quote has-text-align-center is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Jonathan, sabah gözlerini açar açmaz yüzünü yakan kavurucu güneş ışığını hissetti. Güneşin altında bir sabaha uyanmayalı uzun zaman olmuştu ve doğrusu, bunu özlediği de pek söylenemezdi. Artık geceleri -60°C’ye kadar düşen soğuklardan koruyan yüksek izolasyonlu kıyafetleri ve hidrojen enerjili ısıtıcıları vardı. Ancak önünde uzanan 6 aylık 70°C’yi bulacak kavurucu sıcaklarda, ultraviyole koruyucular içinde terlememeyi başaramayacaktı. Su kıtlığı nedeniyle duş yasağı vardı ve günlük 700 ml içme suyu sınırını düşündükçe moralini toparlamakta zorlanıyordu. Çay ve kahve? Onları en son ne zaman içtiğini bile unutmuştu, su içeren tüm içeceklerin yasaklanmasının üzerinden tam 12 yıl geçmişti. Uyku pod’unun kapağını kapatırken içini bir sıkıntı kapladı: &#8220;Dehidratasyon salgını kapıda&#8221; diye düşündü. &#8220;Acildeki son rahat nöbetlerimiz olabilir.&#8221; Tercüman ekibinin bugün en azından zamanında işbaşı yapmasını diledi; çünkü onlarca farklı dilin yankılanacağı bir acil serviste zorlu bir nöbet onu bekliyordu.</em></p>
</blockquote>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="275" height="275" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/11/image.png" alt="" class="wp-image-1629" style="width:365px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/11/image.png 275w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/11/image-150x150.png 150w" sizes="(max-width: 275px) 100vw, 275px" /></figure>
</div>


<p>Birçoğumuz için iklim değişikliğinin acil servisler üzerindeki etkileri, yukarıdaki kısa hikayede anlatılan senaryo kadar uzak görünebilir. Peki gerçekten bu etkiler o kadar da uzak mı, yoksa yakında günlük hayatımızın bir parçası haline mi gelecek? Gelin, bu sorunun cevabını birlikte inceleyelim.</p>



<p>Öncelikle konuyu anlamak için terminolojiye ve tarihsel gelişimine kısaca göz atalım. “<em>Küresel ısınma</em>” terimi, ilk kez 1975 yılında Columbia Üniversitesi’nde Amerikalı jeokimyacı Wallace Smith Broecker tarafından ortaya atılmış<sup>1</sup>. Bu kavram, “insan faaliyetleri sonucu atmosfere yayılan gazların sera etkisi yaratarak dünya yüzeyindeki sıcaklıkları artırması” anlamına geliyor.<sup>2</sup>&nbsp;“<em>İklim değişikliği</em>” ise 1980’lerde giderek daha sık kullanılmaya başlanmış. Bu terim, yalnızca sıcaklık değişikliklerini değil, deniz seviyesindeki artış gibi insan yaşamını doğrudan etkileyen diğer çevresel değişiklikleri de kapsadığı için özellikle tercih ediliyor. “<em>İklim krizi</em>” ifadesi ise 2009’dan itibaren bilimsel makalelerde yer almaya başladı. Son yıllarda ise özellikle Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar tarafından, acil çözüm ve eylem gerektiren bir durumun önemini vurgulamak amacıyla sıklıkla kullanılmakta.<sup>3</sup></p>



<p>Kağıt üzerinde 50 yıllık bir kavram gibi görünse de, iklim değişikliğine dair ilk bilimsel kanıt 1938&#8217;de Guy Callendar tarafından sunulmuştur.<sup>4</sup> Callendar, son 50 yılda yeryüzü sıcaklığının 0.3°C arttığını dolaylı yöntemlerle ispatlamıştır. 1967&#8217;de ise Syukuro Manabe ve Richard Wetherald, dünyanın ilk iklim modellemesini gerçekleştirmiştir; bu çalışma, 2021&#8217;de Syukuro Manabe&#8217;ye Nobel Fizik Ödülü&#8217;nü kazandırmıştır.<sup>5</sup> Hatta 1896’da İsveçli bilim insanı Svante Arrhenius&#8217;un atmosferdeki karbon dioksitin yeryüzü sıcaklığını etkileyebileceğine dair öngörüsünü düşündüğümüzde, iklim değişikliği konusunun köklü bir akademik ve sosyal geçmişe sahip olduğu daha net ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde ise bu konuya olan ilgi giderek artmaktadır. 2021 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın adı “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı” olarak değiştirilmiş, aynı yıl Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İklim Değişikliği Başkanlığı kurulmuştur.<sup>6,7</sup>&nbsp;Daha önce farklı kurumlar altında yürütülen iklim değişikliği çalışmalarını tek çatı altında birleştiren başkanlık, ülkemizin bu alandaki çabalarını koordine etmektedir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’na bağlı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bünyesindeki Çevre Sağlığı Dairesi Başkanlığı, İklim Değişikliği ve Çevresel Etkileri İzleme Birimi ile bu sürece katkı sağlamaya devam etmektedir.<sup>8</sup>&nbsp;</p>



<p>Günümüzde, iklim değişikliğine dair artan kanıtlara rağmen, iklim krizini inkâr edenlerin sayısının hâlâ artmakta olduğunu gözlemliyoruz. Bu tavır; 1970&#8217;lerde büyük petrol şirketlerinin, tıpkı tütün firmalarının sigaranın zararlarını ortaya koyan bilimsel makalelere karşı çıkışı gibi, iklim değişikliğini küçümseyen çalışmalar yayımlamasıyla başladı ve hâlâ devam ediyor. Ancak bu inkârcılık; 1990&#8217;larda “şüphecilik” olarak anılan küçük bir azınlıktan, 2014 yılında Amerikan sivil toplum örgütü “Şüpheci Soruşturma Komitesi”nin bu görüşlerin “şüphecilik” değil, “inkârcılık” olarak adlandırılmasını talep etmesiyle daha belirgin bir kimlik kazandı.<sup>9</sup></p>



<p>“Peki bunları neden okuduk?” diye soranlar için kısa bir açıklama yapayım. Karşı karşıya olduğumuz tehdit yalnızca yaptığımız işi değil, aynı zamanda bizi de etkileyecek; işimizi zorlaştıracak ve konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan, internetten okuduklarıyla “bu konuda çok araştırma yaptığını” iddia eden kişiler tarafından eleştirileceğiz. (<em>Pandemiden tanıdık geldi mi?</em>) Peki, bu iklim krizinin etkileri neler olacak? Gerçekten merak ediyor musunuz? İklim krizi etkilerini görmek için hemen tıklayın. <em><u><em>İklim krizi</em></u></em>&nbsp;….</p>



<p><em>(İklim değişikliği inkârcılarını da bu yöntemle geride bıraktığımıza göre, yazımıza kaldığımız yerden devam edelim.)</em><em></em></p>



<p>İklim değişikliği; insanlığın daha önce karşılaşmadığı, küresel boyutta bir fenomen olarak neredeyse tüm sektörlerde henüz tam olarak kestirilemeyen etkiler yaratacak gibi görünüyor. Bu sektörlerin başında ise sağlık sektörü geliyor. Acil servislerde geçirdiğim 11 yıl boyunca öğrendiğim tek bir şey varsa, o da Afrika&#8217;da kanat çırpan bir kelebeğin bile bizim acil servis başvurularımızı etkileyebileceğidir. Yine de, bilim ışığında acil servis projeksiyonlarını değerlendirelim.</p>



<p>Dünya Sağlık Örgütü, 2030 ve 2050 yılları arasında her yıl ısı stresi, malnütrisyon, sıtma ve ishal kaynaklı 250.000 ek ölüm beklediğini öngörüyor. Bu sayı abartılı görünebilir; ancak yalnızca 2022 yılında İngiltere&#8217;de sıcaklık kaynaklı 2.985 ek ölüm bildirildiği akılda tutulmalı.<sup>10</sup></p>



<p>İklim değişikliğinin; kardiyovasküler (<em>batı dünyasında en sık ölüm nedeni ve önemli bir acil başvuru sebebi</em>), solunum (<em>hava kirliliğinde artış, hava durumu değişiklikleri ve sıcaklık artışları</em>), gastrointestinal (<em>su kalitesi ve gıda güvenliği sorunlarıyla ilişkili ishal hastalıkları</em>) ve vektör kaynaklı (<em>artan sıcaklıklarla birlikte kene ve sivrisinek sayısında artış</em>) etkileri, sağlıkla ilgili bilgilerimizi, epidemiyolojik verilerimizi ve alışkanlıklarımızı yeniden şekillendirecek.<sup>11</sup>&nbsp;Sağlık sisteminin hem bel kemiği hem de en hassas noktası olan acil servisler, bu değişimlerden en yoğun etkilenecek alanların başında geliyor.</p>



<p>Bunların dışında artan sıcaklıkların ve ekstrem hava koşullarının travma kaynaklı acil başvurularda artışa yol açması, iklim krizinin mental etkileri (<em>güneşe ateş eden Adanalı örneğinde olduğu gibi</em>) ile nörolojik, endokrin, dermatolojik, renal ve ürogenital sağlık üzerindeki etkileri de acil servis başvuru sayısında ve epidemiyolojisinde değişiklikler yaratacaktır.</p>



<p>Prof. Dr. Neşe Çolak Oray ve arkadaşlarının sıcak dalgaları sırasında acil servislerde mortalitenin arttığını gösteren çalışmaları bulunsa da, bilim bize “korelasyon nedensellik göstermez” der.<sup>12,13</sup>&nbsp;Nasıl ki “Covid aşılarından sonra gençlerde kalp krizi arttı” iddiasına korelasyon üzerinden cevap vermek yanıltıcıysa, ilerleyen yıllarda da “acilde ölümler arttı, küresel ısınmaya önlem alınmalı” demenin aynı zorlukla karşılanacağını öngörebiliriz.</p>



<p>Evet, acil servislerin giderek daha yoğun hale geleceğini tahmin etmek zor değil (<em>zaten kıdemlilerimizin “biz eskiden 23:30’da yeşil alanı kapatırdık” anılarını, sabaha karşı 04:00’te sırada bekleyen yeşil hastalarını bitirmeye çalışırken dinleyen bir nesiliz</em>). Peki, afetler söz konusu olduğunda durum nasıl?</p>



<p>İklim değişikliğinin sıcak dalgaları, orman yangınları, seller, tropik fırtınalar ve hortumlar gibi doğal olayları daha sık insani krizlere dönüştürmesi bekleniyor. Şimdi bu olayları biraz detaylandıralım ve son yıllarda neler yaşandığına bir göz atalım.<sup>14</sup></p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Orman Yangınları</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p>İklim değişikliğinin sıcak ve kurak hava koşullarını daha da ağırlaştırarak yangınların hem başlamasını hem de yayılmasını kolaylaştırması bekleniyor. Önümüzdeki yıllarda orman yangınlarının boyutunun, sıklığının ve ciddiyetinin artacağı öngörülüyor. Nitekim, dünyanın bazı bölgelerinde bu artışlar şimdiden gözlemlenmeye başladı. 2020, 2021 ve 2023 yılları, sırasıyla en fazla küresel orman yangını yaşanan 4., 3. ve 1. yıllar olarak kayıtlara geçti. 2023 yılında yaklaşık 12 milyon hektar ormanlık alanın (Nikaragua büyüklüğünde bir alan) yandığı tespit edildi; bu, daha önceki rekordan yaklaşık %24 daha fazla bir alan anlamına geliyor.<sup>15</sup></p>



<p>Türkiye’de de durum farklı değil. 1997-2011 yılları arasında yılda ortalama 2000 orman yangını görülürken, 2012-2022 yılları arasında bu sayı ortalama 2600&#8217;e yükseldi. Ancak daha çarpıcı olan, yanan alanın büyüklüğü: 1997-2011 yılları arasında yılda ortalama 9000 hektar ormanlık alan yanarken, 2012-2022 yılları arasında bu ortalama 21700 hektara çıktı.<sup>16</sup>&nbsp;2023 yılında ise 15520 hektar alan yandı; bu düşüş belki de bu yazının en önemli noktasıdır çünkü iklim değişikliği tamamen ortadan kaldırılamasa da, insanlara olan etkilerini azaltmak için alınabilecek kısa ve uzun vadeli önlemler bulunmakta.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Seller</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p>Sellerden en çok etkilenen ülkeler arasında Somali, Çin, Filipinler, Pakistan, Kenya, Etiyopya, Hindistan, Brezilya, Bangladeş ve Malezya öne çıkmaktadır.<sup>17</sup>&nbsp;Küresel İç Göç Veritabanı&#8217;na (Global Internal Displacement Database &#8211; IDMC) göre; seller nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kalan kişi sayısı 2013 yılında 3.5 milyon iken, 2023 yılında bu sayı 7.9 milyona yükselmiştir.<sup>18</sup>&nbsp;2013 yılında sellerden en çok etkilenen ülkelerde yaşanan sel sayısı 24 iken, 2023&#8217;te bu sayı 656’ya çıkmıştır.</p>



<p>Türkiye’de ise bugüne kadar durum nispeten daha kontrollü görünmekteydi. 2019 yılında yayımlanan bir habere göre, Türkiye’de son 39 yılda 1242 kişi sel nedeniyle yaşamını yitirmiştir.<sup>19</sup>&nbsp;AFAD verilerine göre 2020 yılında doğa kaynaklı 905 olayın 177’si, 2022 yılında yaşanan 22982 olayın 450’si, ve 2023 yılında yaşanan 5233 olayın 2028&#8217;i sel veya su baskını olarak kaydedilmiştir.<sup>20</sup>&nbsp;Türkiye’de son yıllarda sel felaketleri basında daha sık yer almaya başlamıştır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne göre 2010 yılından sonra haziran aylarında yağış %65 artış göstermiştir.<sup>21</sup>&nbsp;Bu durumda, ülkemizin “sel tehdidi altında” olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.</p>



<p><em>Evet, gülerken bir anda yazının tonu ciddileşti. Hani iklim değişikliğinin etkilerini torunlarımızın torunları kapsül gıdalarla beslenirken konuşmaya başlayacaktık? Konu ne ara 2023 Adıyaman – Şanlıurfa sel felaketine geldi? Neyse, bizden uzak afetlerden bahsedelim de rahatlayalım; nasıl olsa bir süre sonra unutup yokmuş gibi davranacağız.</em><em></em></p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Hortumlar</strong></u></strong><strong>&nbsp;</strong><strong><u><strong>(Tornado)</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p>Kasırgalar, ılık okyanus suları etrafında oluşan büyük ve yoğun fırtınalardır; bu yüzden ülkemizde görülme ihtimali terminolojik olarak oldukça düşüktür. Batı Pasifik Okyanusu&#8217;nda meydana gelenler “tayfun,” Güney Pasifik ve Hint Okyanusu&#8217;nda olanlar ise “siklon” olarak adlandırılır. ABD&#8217;de iklim değişikliği nedeniyle okyanus ve atmosfer sıcaklıklarının artışıyla birlikte deniz seviyeleri yükselmekte. Bu durum ise ilerleyen yıllarda daha sık, yoğun ve uzun süren kasırgalar yaşanmasına neden olabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><u><strong>Kasırgalar</strong></u></strong><strong>&nbsp;</strong><strong><u><strong>(Hurricane)</strong></u></strong><strong><u><strong></strong></u></strong></h3>



<p>Kasırgalar, bir fırtınadan Dünya yüzeyine doğru hızla dönen bir hava sütunu olarak meydana gelir ve sıklıkla Amerika kıtasında gözlemlenir. Genellikle sıcak okyanus suları kaynaklı olduğundan, Avrupa&#8217;da nadiren görülür. İklim değişikliği ile Avrupa’da kasırga sıklığının artabileceği öne sürülse de, mevcut koşullar nedeniyle bu bölgenin odak noktası olmaktan uzak gibi görünüyor. (<em>Genel öneriler, kasırga bölgelerinde bina yapılarının güçlendirilmesi ve sığınaklarda bulunulması yönünde olsa da; Türkiye’de deprem gerçeği varken kasırgadan korkup binasını güçlendirecek birilerinin olacağını sanmıyorum</em>).</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong><u>NE YAPABİLİRİZ?</u></strong><strong><u></u></strong></h2>



<p>Her ne kadar başlık, bir bağış çağrısı yapacakmışım gibi görünse de, maalesef bu sorunun net bir cevabı bende de yok. Elbette kıdem sınavında takılan heyecanlı bir asistan gibi &#8220;güvenlik çemberine alırım&#8221; demek istiyorum; &#8220;hazırlıklı olmalıyız&#8221; diyorum ama &#8220;nasıl&#8221; diye sorulmasından da çekiniyorum. Belki de iklim değişikliği kampanyalarının siyasi düzeyde yeterince destek bulamamasının nedenlerinden biri bu belirsizlik. Şu anda, &#8220;İklim Krizi&#8221; diyenlerin karşısında tüm liderler bütçeler açarak bir çözüm arayışında, fakat yapılan kampanyaların çoğu hâlâ sadece “farkındalık artırma” seviyesinde kalıyor.</p>



<p>Benim görüşüme göre, acil tıp hekimleri olarak iklim değişikliğinin etkilerini toplumun diğer kesimlerinden daha yoğun göreceğiz; ancak bu etkileri azaltma sorumluluğumuz diğer meslek gruplarından fazla olmayacak. Bu konuda American College of Emergency Medicine (ACEM) ile fikir ayrılığı yaşıyorum. ACEM, Acil Tıp Kliniklerinin kültürel değişim yaratmada ve sağlık sistemi içindeki çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarını teşvik etmede önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyor. Örnek teşkil ederek meslektaşlarımızı sürdürülebilir bir düşünce yapısını benimsemeye teşvik edebileceğimizi, karar mekanizmalarında sürdürülebilirlik kültürünü destekleyebileceğimizi savunuyorlar.<sup>22</sup></p>



<p>Yarın, daha kötü sonuçlanma ihtimali olan hastalıklarla daha sık karşılaşacağız ve afetlerle daha yoğun bir etkileşim içinde olacağız. Eğer hazırlanabileceğimiz bir şey varsa, öncelikle bu fikre zihinsel olarak hazırlanmamız gerekiyor. </p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKÇA</strong><strong></strong></h2>



<p><em>Not: Kaynakça için akademik kurallara dikkat edilmemiş, konu başlığı ve yazının ulaşılabilir linki paylaşılmıştır.</em><em></em></p>
</div>



<ol class="wp-block-list">
<li>Wallace Broecker, Prophet of Climate Change &#8211; <a href="https://news.climate.columbia.edu/2019/02/19/wallace-broecker-early-prophet-of-climate-change/"><u>https://news.climate.columbia.edu/2019/02/19/wallace-broecker-early-prophet-of-climate-change/</u></a></li>



<li>What is Global Warming &#8211; <a href="https://science.nasa.gov/climate-change/what-is-climate-change/"><u>https://science.nasa.gov/climate-change/what-is-climate-change/</u></a></li>



<li>The Climate Dictionary: An everyday guide to climate change &#8211; <a href="https://climatepromise.undp.org/news-and-stories/climate-dictionary-everyday-guide-climate-change"><u>https://climatepromise.undp.org/news-and-stories/climate-dictionary-everyday-guide-climate-change</u></a></li>



<li>A brief history of climate change &#8211; <a href="https://www.bbc.com/news/science-environment-15874560"><u>https://www.bbc.com/news/science-environment-15874560</u></a></li>



<li>The most influential climate change papers of all times &#8211; <a href="https://www.carbonbrief.org/the-most-influential-climate-change-papers-of-all-time/"><u>https://www.carbonbrief.org/the-most-influential-climate-change-papers-of-all-time/</u></a></li>



<li>ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK ve İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI &#8216; NIN TARİHÇESİ &#8211; <a href="https://csb.gov.tr/tarihcemiz-i-7012"><u>https://csb.gov.tr/tarihcemiz-i-7012</u></a></li>



<li>İklim Değişikliği Başkanlığı &#8211; <a href="https://iklim.gov.tr/hakkimizda-i-4"><u>https://iklim.gov.tr/hakkimizda-i-4</u></a></li>



<li>İklim Değişikliği ve Çevresel Etkileri İzleme Birimi &#8211; https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/birimler-cevresagligi/iklim-degisikligi-cevresel-etkileri-izleme-birimi.html</li>



<li>Deniers are not Skeptics &#8211; https://centerforinquiry.org/news/deniers_are_not_skeptics/</li>



<li>World Health Organization. World Health Organization. Available online: <a href="#tab=tab_1"><u>https://www.who.int/health-topics/climate-change#tab=tab_1</u></a></li>



<li>Impact of climate change in emergency medicine: a narrative review &#8211; https://jphe.amegroups.org/article/view/10131/html</li>



<li>The impact of a heat wave on mortality in the emergency department &#8211; https://journals.lww.com/md-journal/fulltext/2018/12280/the_impact_of_a_heat_wave_on_mortality_in_the.50.aspx</li>



<li>Causal implicatures from correlational statements &#8211; <a href="https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0286067"><u>https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0286067</u></a></li>



<li>The implications of climate change for emergency planning &#8211; https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2212420922006446</li>



<li>The Latest Data Confirms: Forest Fires Are Getting Worse &#8211; https://www.wri.org/insights/global-trends-forest-fires#:~:text=Record%2Dsetting%20forest%20fires%20are,previous%20record%20by%20about%2024%25.</li>



<li>İnsan Faktörü ve İklim Krizi Bir Araya Gelince: Orman Yangınları &#8211; <a href="https://ipa.istanbul/wp-content/uploads/2024/03/KENT-GUNDEMI-ORMAN-YANGINLARI-1.pdf"><u>https://ipa.istanbul/wp-content/uploads/2024/03/KENT-GUNDEMI-ORMAN-YANGINLARI-1.pdf</u></a></li>



<li>In ten worst-hit countries, increasing floods and drought have forced people to flee 8 million times last year – over twice that of a decade ago &#8211; <a href="text=Climate%20change%20has%20increased%20the,2013%2C%20to%20656%20last%20year"><u>https://www.oxfam.org/en/press-releases/ten-worst-hit-countries-increasing-floods-and-drought-have-forced-people-flee-8#:~:text=Climate%20change%20has%20increased%20the,2013%2C%20to%20656%20last%20year</u></a>.</li>



<li>2023 Global Report on Internal Displacement &#8211; <a href="https://www.internal-displacement.org/global-report/grid2023/"><u>https://www.internal-displacement.org/global-report/grid2023/</u></a></li>



<li>Türkiye&#8217;de 39 yılda bin 242 kişi sele kurban gitti &#8211; https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/turkiyede-39-yilda-bin-242-kisi-sele-kurban-gitti/1561215</li>



<li>Afet İstatistikleri &#8211; <a href="https://www.afad.gov.tr/afet-istatistikleri"><u>https://www.afad.gov.tr/afet-istatistikleri</u></a></li>



<li>Türkiye&#8217;de seller neden en çok Haziran ayında görülüyor? &#8211; <a href="text=%22Ani%20sellerse%20havalar%C4%B1n%20%C4%B1s%C4%B1nd%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20ilkbahar%C4%B1n,y%C3%BCzeylerin%20oldu%C4%9Fu%20yerler%20yani%20kentler"><u>https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-65854046#:~:text=%22Ani%20sellerse%20havalar%C4%B1n%20%C4%B1s%C4%B1nd%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20ilkbahar%C4%B1n,y%C3%BCzeylerin%20oldu%C4%9Fu%20yerler%20yani%20kentler</u></a>.</li>



<li>Climate Change and Emergency Medicine &#8211; https://acem.org.au/Content-Sources/Advancing-Emergency-Medicine/Better-Outcomes-for-Patients/Climate-Change-and-Emergency-Medicine</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/iklim-degisikliginin-acil-servis-uzerine-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelecekte Beklenen Afetler</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/gelecekte-beklenen-afetler/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/gelecekte-beklenen-afetler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Orak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[küresel yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[siber afet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1605</guid>

					<description><![CDATA[Çok eski zamanlardan beri insanlar afetleri, gezegenlerin, yıldızların hareketleri ile ilişkilendirerek yıldızların kötü bir pozisyonda ise çok kötü bir şey; afet olacağı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çok eski zamanlardan beri insanlar afetleri, gezegenlerin, yıldızların hareketleri ile ilişkilendirerek yıldızların kötü bir pozisyonda ise çok kötü bir şey; <em>afet</em> olacağı anlamını çıkarmaktaydılar. Daha sonraları afetleri, toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olaylar olarak tariflemişlerdir. Son zamanlarda ise aslında doğal afetler yerine <em>doğal tehlike</em> teriminin kullanılmasının daha uygun olacağı, bu doğal tehlikenin afete dönüşmesinin nedeni ise önlemlerini almayan veya alamayan insan nedenli olduğu düşünülmektedir. Bu durumda afetlerin sebebinin insan kaynaklı olduğundan söz edebiliriz.</p>



<p>Küresel felaket riski, küresel ölçekte insan refahına zarar verebilecek, hatta modern uygarlığı tehlikeye atabilecek veya insan neslinin yok olmasına neden olabilecek veya insanlığın potansiyelini kalıcı ve büyük ölçüde azaltabilecek -yok edebilecek olaylardır. Olası küresel felaket riskleri, insanların neden olduğu teknolojik riskler, yıkıcı yapay zeka, biyoteknoloji veya nanoteknolojinin yaratılması, nükleer soykırım, genetiği değiştirilmiş organizmalarının kullanımı ile yapılan biyoterörizm, elektrik şebekesi gibi kritik altyapıyı tahrip eden siber terörizm, doğal bir pandemiyi yönetememe, küresel ısınma, türlerin neslinin tükenmesi de dâhil çevresel bozulma, eşit olmayan kaynak dağılımının bir sonucu olarak kıtlık, aşırı insan nüfusu, mahsul kıtlığı ve sürdürülebilir olmayan tarım sayılabilir. 2008 yılında, İnsanlığın Geleceği Enstitüsü&#8217;nün ev sahipliğinde düzenlenen bir konferansta uzmanlarla yapılan resmî olmayan bir ankette, 2100 yılına kadar insanlığın yok olma riskinin %19 olduğu tahmin edilmektedir. Nedenler arasında ise en sık sebep olarak teknolojik nedenler gösterilmiştir.</p>



<p>Bugün milyarlarca kişinin kullandığı internet 1960 yılında bilgi paylaşmak amacı ile kurulmuştur. İlerleyen zamanlarda internetin bu denli yaygınlaşacağı beklenmediğinden ve insanların sisteme zarar verebilecekleri düşünülmediğinden güvenlik geri planda bırakılmıştır. Teknolojik gelişmeye paralel olarak küreselleşme ve getirdiği iş kolaylığı gibi nedenlerden ötürü bu geçiş hızlanarak internet dünyası dediğimiz yeni görünmeyen sanal bir kıta keşfedilmiştir. Böylece küreselleşme hız kazanmış, ülke sınırları küçülmüş, rekabet ortamı şiddetlenmiş, bölgesel gruplaşmalar başlamış ve bugün için ülkelerin fiziksel alan dâhil tüm etki alanları siber alandaki yetkinliklerine göre sınırlanmıştır. Bilgi toplumuna hızlı geçiş süreci ile birlikte, zararlı yazılımların oranında büyük artış meydana gelmiş; ülkelerin kurum ve kuruluşları siber saldırıların hedefi olmuştur. Düşük giriş maliyeti, anonimlik ve tehdit eden coğrafi alanın belirsizliği siber uzayın hükümetler için yeni güvenlik sorunu olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kamunun siber uzayda etkinliğinin fazla olamaması siber afet tehdidini artıran nedenlerdir. Siber saldırılar; fiziksel savaşın başlamasını kolaylaştırmaya, uluslararası düzeyde ülkenin imajına yönelik yıkıcı hasara, ülkenin siyasi ve ekonomik ilişkilerinde hasara, kapsamlı insan kayıpları veya halk sağlığı ve güvenliğine yönelik tehlikeye, iç kaosa, kamu güvenini veya dini, ulusal ve etnik inançları yok etmeye, ulusal ekonomiye ciddi zararlara, ulusal siber varlıkların performansının kapsamlı şekilde yok edilmesi veya bozulmasına neden olur.</p>



<p>Siber saldırıların kullanıldığı alanlardan biri de savaşlardır. 18 Mayıs 2007 Rusya’nın Estonya’ya tarihin ilk siber saldırısını düzenleyerek haberleşme, bankacılık ve bürokrasisini 13 gün süreyle kullanılamaz hâle getirmesidir. Şu an devam etmekte olan Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta da Rusya, Ukrayna topraklarına hareketi başlatmadan önce siber saldırı düzenleyerek savunma sistemlerinin geçici olarak etkisiz hale gelmesini sağlamıştır. Üçüncü dünya savaşına doğru gidişin olduğu düşünüldüğü bugünlerde, İsrail’in yeni istihbarat operasyonu: Pager ve Walkie-Talkie saldırıları bir siber savaş örneğidir. Lübnan’da Hizbullah üyelerinin kullandığı pager’ların 17 Eylül günü, walkie-talkie cihazlarının ise 18 Eylül’de patlamasının bilançosu 37 ölü ve 3000’e yakın yaralı idi.</p>



<p>Microsoft&#8217;a siber güvenlik yazılımı sağlayan CrowdStrike&#8217;in sistemlerine 19.07.2024’de yapılan siber saldırı nedeni ile dünya genelinde ABD merkezli hava yolu şirketleri başta olmak üzere şirketler, havalimanları, bankalar, bazı medya kuruluşları ve Londra Borsası&#8217;nda sistemlerindeki sorun nedeniyle teknik aksaklıkların yaşanmasına neden oldu. CrowdStrike yazılımına olan siber saldırı sonrası dünya genelinde hava, kara ve demiryolu ulaşımında aksaklıklar yaşandı. İngiltere&#8217;deki sağlık ocağı randevu sistemleri Ulusal Sağlık Sistemi&#8217;nden (NHS) yapılan açıklamada, randevu ve hasta kayıt sistemlerinin etkilendiği, işlemlerin elle yapıldığını, Hollanda&#8217;nın Achterhoek bölgesindeki Slingeland Hastanesinin internet sayfasında yayımlanan mesajda, küresel yazılım sorunu nedeniyle yerel saatle 11.30&#8217;a kadar, çok acil hastalar dışında, hizmet verilmeyeceği, ayakta tedavi hizmetlerinin iptal edildiği ve yeni hasta kabul edilmeyeceği belirtildiği örneklerde olduğu gibi sağlık erişimleri ile ilgili sorunların oluşmasına neden oldu. Bankacılık ve basın sektörü de olumsuz etkilendi. Buradaki örneklemelerden de anlaşılacağı gibi yapılan siber saldırı nedeni ile hayatın her aşamasının etkilenerek kriz ve kaosun oluşmasına neden olabilmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="584" height="349" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image.png" alt="" class="wp-image-1606" style="width:780px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image.png 584w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-300x179.png 300w" sizes="(max-width: 584px) 100vw, 584px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="559" height="355" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-1.png" alt="" class="wp-image-1607" style="width:779px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-1.png 559w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-1-300x191.png 300w" sizes="(max-width: 559px) 100vw, 559px" /></figure>



<p>Dünyanın var oluşundan bu yana iklimin değişiyor olmasına rağmen, iklim değişikliği günümüzde insan faaliyetleri dolayısıyla oldukça hızlı gerçekleşmektedir. Hükûmetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 5. Değerlendirme Raporu da küresel ortalama sıcaklıklardaki artışın endüstri öncesi dönemden itibaren fosil yakıtların kullanılması, sanayileşme, nüfus artışı, kentleşme, arazilerin amaçları dışında kullanılması, tarım ve hayvancılık faaliyetleri, ormansızlaşma, çimento üretimi ve atıklar nedeniyle karbondioksit (CO<sub>2</sub>), metan (CH<sub>4</sub>), diazot monoksit (N<sub>2</sub>O) gibi insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının atmosferdeki yoğunlukları büyük ölçüde artması nedenleri ile olmaktadır. Küresel çapta bir sıcaklık artışı, buzulların erimesine neden olarak okyanuslara büyük oranda tatlı su karışması ile tatlı ve tuzlu su dengesinin bozulması sonucu okyanus akıntılarını etkileyerek ciddi düzeyde iklim değişimlerine, birçok canlı türünün yok olmasına, denizlerin taşmasına ve birçok ada devletinin su altında kalmasına neden olacaktır. Sıcaklık artışını daha da tetikleyerek küresel çapta bir kuraklığa neden olacaktır. Dünyadaki insanlar, evrendeki bütün canlıların yalnız %0.01’ini oluşturmasına karşın medeniyetlerin varoluşundan bu yana insanların vahşi memeli hayvanların %83’ünün, deniz memelilerinin %80’inin, bitkilerin %50’sinin, balıkların %15’inin yok olmasına neden olduğu bilinmektedir.&nbsp;&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796.webp" alt="" class="wp-image-1614" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796.webp 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796-300x300.webp 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796-150x150.webp 150w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796-768x768.webp 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/876251bd-2366-47c4-861f-a9997c334796-585x585.webp 585w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>IPCC (Intergovernmental Panel on Climate Change) 2007 araştırma sonucuna göre; dünya sıcaklığını gelecek 50 yılda 1,5<sup>o</sup>C ile 4<sup>o</sup>C aralığında arttıracaktır. Bu değer, gözümüze çok yüksek görünmüyor olabilir. Ancak 1500’lü yıllarda başlayıp 1800’lü yıllara kadar devam eden ve Avrupa’da Küçük Buz Çağı olarak anılan soğuk dönemde, ortalama küresel sıcaklık, bugünkü değerinin yalnızca 1<sup>o</sup>C altında olması, aynı şekilde 12.000 yıl kadar önce sona eren son buzul çağında ise, dünyanın ortalama sıcaklığı bugünkü düzeyinden yalnızca 5<sup>o</sup>C daha düşük olması sayısal olarak küçük olan sıcaklık değişimleri, iklim kuşakları ve canlıların doğal yaşam alanları üzerinde gerçekte çok büyük etkilere sahip olacağı aşikardır.</p>



<p>National Aeronautics and Space Administration (NASA)’a göre, deniz seviyeleri son 25 yılda 83,5 mm yükselmiştir. Küresel ısınma bu şekilde devam edecek olur ise 2050 yılı itibarı ile düşük rakımlı yerleşim alanları ile birçok adanın sular altında kalacağı tahmin edilmektedir. 2100 yılı itibarı ile yüksek deniz seviyesi ile birçok kara parçasının sular altında kalacaktır. Hükümetler arası iklim değişikliği panelinin (Intergovernmental Panel On Climate Change/IPCC) raporuna göre sıcaklık ortalamasının yükselmesi ekstrem sıcak günlerin sıklığının artması ile kış gece sıcaklıklarının yükselmesi ve yağışların şiddetinin artışı arasında doğrudan bir ilişki bulunduğu atmosfer sıcaklığının 1°C artmasıyla ekstrem yağış toplamlarında %7’lik bir artış meydana geleceği beklenmektedir. Küresel ısınma nedeni ile ortaya çıkan sıcak hava dalgaları, sel, kuraklık, tayfunlar ve orman yangınları gibi doğal tehlikelerin artmasına neden olacaktır. Bu durumda, ekosistem bozulmasına, gıda ve temiz suya erişimde problemler, hastalık ve ölümlerde artış, mecburi göç gibi sebepler ile insanların yaşam kalitesinin azalmasına neden olacaktır. Dünya’da yaşanan göçlerin %61’inin iklim kaynaklı olup, Dünya Göç Raporu 2020&#8217;ye göre, Haziran 2019 itibarıyla uluslararası göçmenlerin sayısının 272 milyon olduğu bu sayının da 2010 yılına göre 51 milyon daha fazla olduğu bildirilmiştir.</p>



<p>Yaşanan büyük depremler, tektonik hareketler ve küresel ısınma nedeni ile meydana gelen heyelanlar volkanların tekrar aktif hâle gelmesine neden olabilecektir. Dünya, çekirdek, manto ve kabuk katmanlarından oluşur. Çekirdek, bu yapının en iç kısmında yer alır ve sıcaklığı yaklaşık 4000 °C ila 5500 °C arasındadır. Çekirdeğin etrafında ise yaklaşık 2900 kilometre kalınlığa sahip sıcaklık ve yoğunluk farkları dolayısıyla sürekli hareket hâlinde olan manto yer alır.&nbsp; Mantonun üzerinde manto ile yapışık olan ve ortalama 40-50 kilometre kalınlığa sahip yer kabuğu yer alır. Mantonun içerisinde sıcak-eriyik hâldeki magma yer alır. Magma, tektonik hareketlerle kırılan yer kabuğundaki boşluklardan yüzeye çıkar ve kabuğu delerek yeryüzünde akmaya başlatarak volkanik faaliyetleri aktifleştirir.</p>



<p>Volkanlar, durumlarına göre aktif, uykuda veya sönmüş olarak üçe ayrılır. Bir volkan son 10.000 yıl içinde faaliyet göstermişse aktif volkan, günümüzde aktif olmayan fakat gelecekte aktif olması muhtemel volkanlara uykuda volkan, gelecekte tekrar aktif hâle gelmesi beklenmeyen volkanlar sönmüş volkan olarak adlandırılır. Ülkemizde jeolojik olarak 10 civarı aktif volkan bulunmaktadır. Bu aktif volkanik alanlar Acıgöl (Nevşehir), Ağrı Dağı (Ağrı), Erciyes Dağı (Kayseri), Göllü Dağı (Niğde), Hasan Dağı (Aksaray-Niğde), Karaca Dağ (Diyarbakır), Karapınar volkanik alanı (Konya-Aksaray), Kula (Manisa), Nemrut Dağı (Bitlis), Tendürek Dağı (Van-Ağrı) şeklinde sıralanabilir. 6000 yıl önce Hasan Dağı, 47000 yıl önce Kula, 1840 ve 1855’te Ağrı ve Tendürek dağlarının volkanik patlaması gerçekleşmiştir. Ağrı Dağı volkanik patlaması nedeni ile eteklerindeki Ahura Köyü yok olmuş, bin 900 kişi hayatını kaybetmişti. Bu afetin üzerinden çok zaman geçmeden Ahura Köyü’nün eski yerine ‘Yenidoğan Köyü’ kurulmasının meydana gelecek olan afetlerin sorumlusunun doğadan ziyade insan kaynaklı olduğunun ispatlarından biridir. Ülkemizde Süphan Dağı ve Gölcük volkanları uykuda olan volkanlara, Kapadokya’daki volkanik bölge, sönmüş volkanlara örnek olarak gösterilebilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="530" height="293" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-2.png" alt="" class="wp-image-1608" style="width:780px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-2.png 530w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/image-2-300x166.png 300w" sizes="(max-width: 530px) 100vw, 530px" /></figure>



<p>Gelecekte beklenen afetler içinde siber saldırılar, mega depremler, volkanik patlamalar ve küresel ısınma nedeni ile sel, kasırga, tsunami, kuraklık, göç, kıtaların sular altında kalması gibi afetler ile karşılaşacağımızı beklediğimiz gibi dev solar patlama, dünyamızın manyetik alanında yer değişikliği ve göktaşı yağmuru gibi durumlar ile de karşılaşabileceğimizi unutmamalıyız.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynaklar:</h2>



<ol class="wp-block-list">
<li>Afet Yönetimi ve Tıbbi uygulamalar. Temel Başvuru Kitabı. Editörler: SE Eroğlu, S Yılmaz, R Dursun, O Karakayalı.</li>



<li>AU Öktem. “Küresel Bir Risk: İklim Değişikliği”. Akademik İncelemeler.Cilt:3 Sayı:1 Yıl:2008</li>



<li>Dameff C,&nbsp; Farah J,&nbsp; Killeen J, Chan T. “Cyber Disaster Medicine: A New Frontier for Emergency Medicine”. Ann Emerg Med. 2020;75:642-647.</li>



<li>Dedeoğlu HN. “21. Yüzyılda Afetler”. Piyal B,editör. 21. Yüzyılda Halk Sağlığı: Değişen Dünya, Değişen Sorunlar. 1. Baskı. Ankara:Türkiye Klinikleri; 2019. p.61-70.</li>



<li>G Göçmengil. “Uyuyan Volkanlar Neden Aktifleşir?”. https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/uyuyan-volkanlar-neden-aktiflesir</li>



<li>H Yiğitbaşoğlu. “Süper Volkanlar ve Küresel Etkileri”. Jeomorfolojik Dergiler Araştırması. 2018(1):80-86.</li>



<li>“İsrail’in yeni istihbarat operasyonu: Pager ve Walkie-Talkie saldırıları”.&nbsp;&nbsp; https://fikirturu.com/jeo-politika/israilin-yeni-istihbarat-operasyonu/ “Küresel &#8216;restart&#8217;: Dünya çapında işletmeleri etkileyen büyük bir yazılım sorunu yaşanıyor.”https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kuresel-restart-dunya-capinda-isletmeleri-etkileyen-buyuk-bir-yazilim-sorunu-yasaniyor/3279453#</li>



<li>Marşap, G.(2023 )Afet Yönetimi ve Kentlerde Afetler Açısından Geliştirilen Gelecek Odaklı Dinamik Yönetim Anlayışları, Journal of Environmental and Natural Studies, 5 (3), 235-246. DOI: https://doi.org/10.53472/jenas.1389621</li>



<li>M. Demirbaş, R. Aydın. “21. Yüzyılın En Büyük Tehdidi: Küresel İklim Değişikliği”. Ecological Life Sciences (NWSAELS), 5A0143, 2020; 15(4):163-179.</li>



<li>Ökten Sipahioğlu, B. (2024). Göç ve doğal afet ilişkisi: Deprem göçü. Akademik Yaklaşımlar Dergisi, 15(1)- Deprem Özel Sayısı-, 292-313.</li>



<li>Strupczewski G.” Defining cyber risk”. Safety Science 135 (2021) 105143. https://doi.org/10.1016/j.ssci.2020.105143.</li>



<li>Türk M. “Acil Tıp İçin Yeni Bir Kabus: Siber Afet”. https://acilci.net/acil-tip-icin-yeni-bir-kabus-siber-afet/.</li>



<li>ZD Akyürek. “Kula ve Hasan Dağı gerçeği! Patlarsa peşinden gelen deprem yıkacak: &#8216;Tek çözümü var”. <a href="https://www.milliyet.com.tr/gundem/kula-ve-hasan-dagi-gercegi-patlarsa-pesinden-gelen-deprem-yikacak-tek-cozumu-var-7207053">https://www.milliyet.com.tr/gundem/kula-ve-hasan-dagi-gercegi-patlarsa-pesinden-gelen-deprem-yikacak-tek-cozumu-var-7207053</a></li>
</ol>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/gelecekte-beklenen-afetler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Bölgesinde Hasar Görmüş Acillerde Deprem Dışı Hastaların Yönetimi</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/deprem-bolgesinde-hasar-gormus-acillerde-deprem-disi-hastalarin-yonetimi/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/deprem-bolgesinde-hasar-gormus-acillerde-deprem-disi-hastalarin-yonetimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Dursun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2024 06:04:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[deprem dışı hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1593</guid>

					<description><![CDATA[Bölüm 1: Giriş Ve Temel Yaklaşımlar Deprem felaketleri, acil sağlık hizmetlerini ciddi şekilde etkileyen doğal afetlerdir. Acil servisler, deprem yaralılarının yanı sıra&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bölüm 1: Giriş Ve Temel Yaklaşımlar</strong></h2>



<p>Deprem felaketleri, acil sağlık hizmetlerini ciddi şekilde etkileyen doğal afetlerdir. Acil servisler, deprem yaralılarının yanı sıra deprem dışı hastaların da başvurduğu kritik sağlık merkezleridir. Ancak, hasar görmüş acil servislerde sağlık hizmetlerinin sunumu oldukça karmaşık hale gelir. Başta Acil Uzmanlarını ilgilendiren bu konu yönetimsel bazda ele alınmalı Hastane Afet ve Acil Durum Planları( HAP ) ona göre düzenlenmelidir. Bu yazı dizisinde, deprem bölgesinde acil servislerin yeniden yapılandırılması ve deprem dışı hastaların etkili bir şekilde yönetimi için uygulanabilecek stratejilere odaklanacağız.</p>



<p>Konuya geçmeden önce Van depremi ile ilgili bazı tecrübeleri ve yaşanmışlıkları anlatarak giriş yapmak istiyorum. Afet yaşayan Acil Tıp Uzmanları (ATU) uzun dönem askerlik yapanlar gibi hatıralarını hep anlatırlar. Bence her afet yaşamış ATU bir diğerine aktararak afeti yaşamadan deneyimleri ve tecrübeleri ile farkındalık oluşturabilir.</p>



<p>Uzmanlık sonrası mecburi hizmetimde Van Devlet Hastanesine atanmıştım. Başladığım hastanede 4 acil uzmanı olmuştuk, beraber çalıştığımız pratisyen hekim arkadaşlarımız da vardı.&nbsp; acilden sorumlu çok değerli naif göğüs bir cerrahisi uzmanı vardı. İlk hafta çalışma programı hazırlanırken arkadaşlarla toplandık ve acilden sorumlu hekimin acil uzmanı olması gerektiğini bu şartlarda gerekirse başhekimlikle görüşeceğimi bildirdim. Nitekim gittik konuştuk ve sorumluluğu aldık. Etik olarak en kıdemlimiz sorumlu olmasını istedim ancak fikir senden çıktı sen ol dediler. Mecburen kabul ettim. Tam da bu dönemde Yeni yapılan Eğitim ve Araştırma Hastanesine geçiş sürecinde idik. Cumhurbaşkanımızın açılış programına yetiştirilmesi için yönetim çok hızlı çalışıyor ve bir an önce taşınmamız isteniyordu. Önce acil taşınsın sonra diğer bölümler taşınır dediler. Yaptığım kontrollerde henüz radyoloji tam oturmamış, labaratuvar eksik idi. Bir de acil yanısıra acil cerrahi gereken durumlarda ilgili bölümlerin taşınması gerektiğini vurguladım ve bunlar olmadan asla taşınmayacağım noktasında direttim. Bizim bu duruş ve kesin kararlılığımızı gören yönetim eksiklikleri hızla tamamladı. Cuma günü taşındık Pazar günü öğle saatlerinde merkezi Erciş ilçesi olan ilk depreme yakalandık. İlin tek çalışan ve hasar görmemiş acili idik ve tüm isteklerimiz yerine gelmiş ve eksiğimiz yoktu. Hasar görmemiş bir acilin vermiş olduğu güven ile iyi bir hizmet verildi. Daha sonra deprem dışı hastaların gidecek başka hastane olmadığı için acile başvuruların arttığını gördük. Sağlık Bakanlığı ve UMKE desteği ile hastane bahçesinde kadın doğum çadırı, ayaktan başvuran yeşil hastalar ve sarı hastalar için çadırlar kurduk. Kırmızı hastalar sağlam olan acile aldık. Aradan 2 hafta geçmişti bu sefer merkezi Edremit olan hastaneye 1km mesafede bir yer olunca hastanemiz kısmi hasar aldı. Dökülen sıvalar ve çatlayan duvarlar olunca sağlam raporu çıkana kadar mevcut çadırların yanına ek mobil alanlar oluşturduk. Burada önemli olan diğer husus deprem hastası ve deprem dışı hastaların veri girişleri karışmaması gerekmektedir. Bunun önüne geçmek için triaj alanı oluşturmak ve iyi kayıt tutmak gerekir. Bilgisayar sistemleri bir süre çalışmadığı için kayıtlar manüel olarak defterlere yazıldı sonra sisteme aktarıldı.</p>



<p>Her afette yaşanan sorunlar aslında benzer 6 Şubat Maraş Depreminde de benzer sorunlar yaşandı. Sorunların önüne geçmek için temel yaklaşımları ve planlamaları yapmak gerekir. Şimdi bu temel yaklaşımları maddeler halinde vurgulayalım.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Triyaj</h3>



<p>Deprem sonrası kaotik ortamda, hem depremden etkilenen yaralılar hem de deprem dışı hastalar acil servislere başvurur. Bu nedenle, etkili bir triyaj sistemi hayati önem taşır. Triyajın amacı, sınırlı kaynakların en verimli şekilde kullanılması ve hastaların öncelik sırasına göre sınıflandırılmasıdır. Deprem yaralıları öncelikli olmakla birlikte, deprem dışı hastalar da dikkate alınarak uygun müdahalelerin planlanması gerekir. Örneğin, akut kronik hastalıkları olan bireyler acil tedaviye ihtiyaç duyabilir.</p>



<p>Deprem bölgesinde deprem dışı acil vakalar, normal şartlarda görülen acil durumların büyük bir kısmını içerir. Bu tür vakalar, mevcut hastane kapasitesini zorlayabilir ve uygun bir triaj sürecinin yürütülmesini zorunlu kılar. Deprem bölgelerinde bu tür acil vakaların yönetimi, deprem sonrası yetersiz kaynaklar ve tıbbi ekipmanla daha da karmaşık hale gelir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Deprem Dışı Acil Vaka Türleri</strong></h4>



<p>Deprem bölgesinde karşılaşılabilecek deprem dışı acil vakalar şunlar olabilir:</p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Kardiyak Aciller</strong>: Kalp krizi, anjina, kalp yetmezliği gibi durumlar.</li>



<li><strong>Solunum Problemleri</strong>: Astım krizi, KOAH atakları, akciğer embolisi gibi solunum yetmezliği vakaları.</li>



<li><strong>Nörolojik Aciller</strong>: İnme (felç), epileptik nöbetler, akut bilinç kaybı gibi vakalar.</li>



<li><strong>Gastrointestinal Aciller</strong>: Şiddetli karın ağrısı, apandisit, safra kesesi krizi, bağırsak tıkanıklığı.</li>



<li><strong>Travmatik Yaralanmalar</strong>: Trafik kazaları, düşmeler, endüstriyel kazalar.</li>



<li><strong>Zehirlenmeler</strong>: Kimyasal maddeler, gıda zehirlenmeleri, ilaç aşırı dozları.</li>



<li><strong>Enfeksiyonlar</strong>: Sepsis, menenjit, akut enfeksiyon atakları.</li>



<li><strong>Psikiyatrik Aciller</strong>: Akut psikoz, intihar girişimleri, şiddetli anksiyete ve panik ataklar.</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Triaj Süreci</strong></h3>



<p>Deprem bölgesindeki triaj süreci, sınırlı kaynaklar ve depremzedelerin yoğunluğu nedeniyle daha dikkatli ve sistematik yapılmalıdır. Deprem dışı acil vakaların önceliklendirilmesi, kaynakların en etkin şekilde kullanılması için kritik öneme sahiptir. Triajda şu adımlar izlenmelidir:</p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Hasta Stabilizasyonu</strong>: İlk aşamada, hastanın genel durumu ve hayati bulguları hızlı bir şekilde değerlendirilmeli (ABC: Airway, Breathing, Circulation), kritik durumda olan hastalar hemen stabilize edilmelidir.</li>



<li><strong>Hızlı Klinik Değerlendirme</strong>: Hastaların şikayetlerine göre hızlı bir şekilde değerlendirilmesi yapılmalıdır. Özellikle kardiyak ve nörolojik aciller gibi hayatı tehdit eden durumlar en üst öncelikte ele alınmalıdır.</li>



<li><strong>Renk Kodlu Triaj Sistemi</strong>:
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kırmızı (Acil)</strong>: Hayati tehlikesi olan ve hemen müdahale gerektiren vakalar (örneğin kalp krizi, inme).</li>



<li><strong>Sarı (Öncelikli)</strong>: Durumu ciddi olan, ancak acil müdahale gerektirmeyen vakalar (örneğin apandisit, enfeksiyonlar).</li>



<li><strong>Yeşil (Daha Az Acil)</strong>: Hayati tehlikesi olmayan, gecikmeli müdahale yapılabilecek vakalar (örneğin küçük yaralanmalar, hafif solunum sıkıntıları).</li>



<li><strong>Siyah (Kurtarılamaz)</strong>: Tıbbi açıdan müdahale edilmesi zor olan ve hayatta kalma şansı düşük olan vakalar.</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Kaynak Yönetimi</strong>: Mevcut kaynaklar (ilaç, personel, tıbbi ekipman) depremzedeler ve acil vakalar arasında dikkatli bir şekilde paylaştırılmalıdır. Deprem dışı vakalar, depremzedelere müdahale sürecini aksatmadan, gerekli görüldüğünde sevk edilerek yönetilmelidir.</li>



<li><strong>İkincil Triaj ve Sevk</strong>: İlk triaj sonrası, bazı vakalar ileri tetkik ve tedavi için sevk edilebilir. Özellikle uzmanlık gerektiren vakalarda (örneğin kompleks cerrahi müdahaleler), hastaların daha donanımlı merkezlere nakli organize edilmelidir.</li>
</ol>



<p>Deprem bölgesinde deprem dışı acil vakaların yönetimi, sınırlı kaynaklar ve yoğun hasta başvurusu nedeniyle daha sistematik bir triaj gerektirir. Depremle ilgili yaralanmaların yanı sıra, kardiyak, solunum ve nörolojik aciller başta olmak üzere geniş bir spektrumda hastalar değerlendirilmeli, kaynaklar verimli bir şekilde kullanılmalı ve triajda hızla karar verilmelidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-1595" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1024x576.jpg 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-300x169.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-768x432.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-100x56.jpg 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1536x864.jpg 1536w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-1170x658.jpg 1170w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022-585x329.jpg 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/IMG-20181029-WA0022.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bölüm 2: Alternatif Tedavi Alanlarının Oluşturulması</strong></h2>



<p>Hasar görmüş hastanelerde acil servislerin etkin bir şekilde çalışamaması durumunda, alternatif tedavi alanlarının oluşturulması hayati önem taşır. Bu tedavi alanları, acil sağlık hizmetlerinin sürekliliğini sağlamak için geçici çözümler sunar. Alternatif tedavi alanlarının planlanmasında izlenecek bazı stratejiler şunlardır:</p>



<p><strong>1. Geçici Çadır Hastaneler</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Çadır hastaneler hızlıca kurulabilen ve sahra hastanesi işlevi görebilen birimlerdir. Genellikle deprem bölgelerinde ilk etapta tercih edilen çözüm yöntemidir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Deprem bölgesindeki büyük açık alanlarda (örneğin spor sahaları, parklar, okul bahçeleri) hızlı şekilde kurularak, temel acil hizmetler burada sunulabilir. Kardiyak, solunum ve travmatik yaralanmalar gibi acil vakalar bu alanlarda stabilize edildikten sonra sevk edilebilir.</li>



<li><strong>Ekipman ve Personel</strong>: Temel sağlık ekipmanları ve ilaçlar bulunmalı; yeterli sayıda sağlık personeli bu alanlarda görev almalıdır.</li>
</ul>



<p><strong>2. Mobil Sağlık Üniteleri</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Mobil sağlık araçları, kısa süreli müdahale için özellikle acil durumlarda yararlı olan bir alternatiftir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Bu üniteler, acil tıbbi müdahaleleri gerçekleştirebilecek şekilde donatılmıştır. Kardiyak aciller, travmalar, solunum problemleri gibi durumlara yönelik temel müdahaleler yapılabilir.</li>



<li><strong>Avantajı</strong>: Bölgeden bölgeye hareket edebilmeleri, geniş bir hasta kitlesine ulaşılmasını sağlar. Özellikle ulaşılamayan ya da ulaşımı zor olan bölgelerde kritik önem taşır.</li>
</ul>



<p><strong>3. Yerel Sağlık Merkezlerinin Dönüştürülmesi</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Deprem nedeniyle hasar görmemiş, mevcut küçük sağlık merkezleri veya aile sağlığı merkezleri hızlıca acil müdahale merkezlerine dönüştürülebilir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Bu merkezlerde kardiyak ve solunum acilleri, küçük yaralanmalar ve enfeksiyonlar gibi daha hafif acil durumlar tedavi edilebilir. Daha karmaşık vakalar ise stabilize edildikten sonra sevk edilebilir.</li>



<li><strong>Personel ve Ekipman</strong>: Ek sağlık personeli ve ekipman takviyesi ile bu merkezlerin kapasitesi artırılabilir.</li>
</ul>



<p><strong>4. Sahra Hastaneleri</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Sahra hastaneleri, büyük bir hasta kapasitesine hizmet verebilecek geçici sağlık tesisleridir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Bölgeye taşınabilir yapıdaki sahra hastaneleri, tıbbi cerrahi müdahaleler ve ileri düzeyde acil bakım için donatılabilir. Bu hastaneler, deprem dışı vakaların yönetiminde kritik rol oynar ve multidisipliner ekiplerle çalışabilir.</li>



<li><strong>Avantajı</strong>: Sahra hastaneleri, yüksek teknoloji ve tıbbi cihazlarla donatılabildiği için kapsamlı tedaviler sunabilir. Deprem sonrası uzun vadeli tedavi ve bakım için ideal çözümlerden biridir.</li>
</ul>



<p><strong>5. Geçici Rehabilitasyon Merkezleri</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kapsamı</strong>: Acil servis dışı hastaların tedavi sürecinin yönetilebilmesi için orta ve hafif şiddetteki acil vakalar bu merkezlerde takip edilebilir.</li>



<li><strong>Uygulama</strong>: Özellikle psikiyatrik aciller ve kronik hastalık yönetimi için daha düşük yoğunluklu tedavi alanları olarak işlev görebilirler.</li>



<li><strong>Personel ve Ekipman</strong>: Psikologlar, fizyoterapistler ve hemşireler bu merkezlerde destek sunabilir.</li>
</ul>



<p><strong>6. Uygun Sevk ve Koordinasyon</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Sevk Ağının Kurulması</strong>: Hastaneler arası sevk ve koordinasyon sistemi, hastaların uygun merkezlere en hızlı şekilde transfer edilmesi için etkin bir şekilde çalışmalıdır. Sağlık Bakanlığı veya yerel yetkililer tarafından koordine edilen bir sevk ağı, hastaların duruma uygun tedavi merkezlerine yönlendirilmesini sağlar.</li>



<li><strong>Helikopter veya Ambulans Desteği</strong>: Özellikle ağır travmalar ve kardiyak vakalar için hava ambulansları veya kara ambulansları aktif olarak kullanılmalıdır.</li>
</ul>



<p>Deprem bölgesinde hasar görmüş acil servislerde deprem dışı acil vakaların yönetimi için alternatif tedavi alanlarının oluşturulması ve etkin bir triaj sistemi uygulanması, sağlık hizmetlerinin devamlılığı açısından kritik öneme sahiptir. Geçici çadır hastaneler, mobil sağlık üniteleri ve yerel sağlık merkezlerinin dönüştürülmesi gibi stratejiler, bu süreçte hem kısa hem de uzun vadeli çözümler sunabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Sağlık Personeli ve Kaynak Yönetimi</strong></h3>



<p>Deprem bölgesinde sağlık personeli ve tıbbi malzeme kısıtlı olabilir. Bu nedenle, kaynakların dikkatli bir şekilde yönetilmesi gerekir. Sağlık personelinin görevlendirilmesinde, deprem dışı hastaların bakımını üstlenecek bir ekibin oluşturulması önemlidir. İlaç ve tıbbi malzeme dağıtımı da dengeli bir şekilde yapılmalı, her iki hasta grubu için yeterli kaynak ayrılmalıdır.</p>



<p><strong>Personel Yönetimi</strong></p>



<p>Deprem bölgesinde sağlık personelinin en etkin şekilde kullanılması için bir dizi strateji uygulanmalıdır. Bu stratejiler, personelin yeteneklerine göre en uygun şekilde yönlendirilmesini sağlar.</p>



<p><strong>a. Görev Dağılımı ve Uzmanlaşma</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Uzmanlık Alanlarına Göre Personel Dağılımı</strong>: Kardiyologlar, nörologlar, travma cerrahları ve genel pratisyenler gibi sağlık personeli, vakaların önceliklendirilmesine göre farklı görevlerde yer almalıdır. Örneğin, kalp krizi gibi kardiyovasküler acil vakalar, mümkünse kardiyologlar tarafından yönetilmelidir.</li>



<li><strong>Triage Yetkisi Olan Personel</strong>: Triaj sürecinde görev alacak personelin bu konuda eğitimli olması gerekir. Acil tıbbi müdahale gereken vakaların hızlıca tespit edilip müdahale edilmesi, triaj ekiplerinin işlevselliği ile yakından ilişkilidir.</li>
</ul>



<p><strong>b. Personel Takviyesi ve Dönüşümlü Çalışma</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yerel ve Ulusal Takviyeler</strong>: Deprem bölgesinde yerel sağlık personeli yetersiz kalıyorsa, diğer illerden veya ülkelerden uzman sağlık ekipleri gönderilmelidir. Sağlık Bakanlığı ve ilgili acil durum ekipleri, bölgede görev yapan personelin takviyesini koordine etmelidir.</li>



<li><strong>Vardiya Sistemi</strong>: Personelin aşırı yorulmasını önlemek ve sürekli hizmet sunmak için vardiyalı çalışma sistemi uygulanmalıdır. Dönüşümlü çalışma, sağlık personelinin fiziksel ve psikolojik dayanıklılığını artırır.</li>



<li><strong>Psikolojik Destek</strong>: Sağlık personeli, büyük stres altında çalıştığı için, psikolojik destek hizmetleri sağlanarak moral ve motivasyonlarının korunması önemlidir.</li>
</ul>



<p><strong>&nbsp;Kaynak Yönetimi</strong></p>



<p>Deprem sonrası tıbbi kaynaklar genellikle sınırlıdır. Bu yüzden kaynakların yönetimi, hastaların öncelik sırasına göre yapılmalı ve her hasta için gerekli olan minimum kaynak kullanılmalıdır.</p>



<p><strong>a. İlaç ve Ekipman Yönetimi</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Önceliklendirme</strong>: Kardiyovasküler ve nörolojik aciller gibi hayatı tehdit eden vakalar öncelikli olarak ele alınmalı ve bu hastalar için gerekli ilaç ve ekipman ayrılmalıdır. Örneğin, oksijen tedavisi, kardiyak monitörler ve defibrilatör gibi kritik ekipmanlar öncelikle hayati tehlike taşıyan vakalar için kullanılmalıdır.</li>



<li><strong>Sınırlı Kaynakların Kullanımı</strong>: Deprem sonrasında tıbbi malzeme ve ilaçlar sınırlı olabilir. Bu nedenle, her bir vaka için minimum gerekli malzeme kullanılmalı ve gereksiz tüketimden kaçınılmalıdır. Alternatif tedavi yöntemleri (örneğin, fiziksel müdahale veya basit tıbbi cihazlar) kullanılabilir.</li>
</ul>



<p><strong>b. Malzeme Temini ve Sevkiyat</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yerel ve Ulusal Destek</strong>: Deprem sonrası ihtiyaç duyulan tıbbi malzeme ve ilaçlar, hızlı bir şekilde deprem bölgesine ulaştırılmalıdır. Ulusal sağlık kuruluşları ve sivil toplum örgütleri, bu sevkiyatın planlanmasında ve organizasyonunda yer almalıdır.</li>



<li><strong>İkmal ve Depolama</strong>: Kritik ilaçlar (örneğin, kardiyak ilaçlar, antibiyotikler, analjezikler) ve tıbbi malzemeler (örneğin, IV sıvıları, dikiş malzemeleri, ventilatörler) deprem bölgesine sürekli olarak sağlanmalı ve güvenli bir şekilde depolanmalıdır.</li>
</ul>



<p><strong>c. Hasta Sevki ve Tedavi Planlaması</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Hasta Sevk Ağı</strong>: Durumu ağır olan hastalar, en uygun tedavi merkezine sevk edilmelidir. Örneğin, kalp krizi geçiren bir hasta, sahra hastanesi veya mobil sağlık ünitelerinde stabilize edildikten sonra kardiyolojik müdahale yapabilecek bir merkeze gönderilmelidir.</li>



<li><strong>Tele-Tıp ve Uzaktan Destek</strong>: Uzman sağlık personelinin eksik olduğu durumlarda, tele-tıp yoluyla uzman desteği sağlanabilir. Bu sayede, kritik vakalar uzaktan destek alarak yönetilebilir.</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2.jpg" alt="" class="wp-image-1596" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2.jpg 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-300x225.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-768x576.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-100x75.jpg 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/hap-foto-2-585x439.jpg 585w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bölüm 3: Halk Sağlığı Ve Psikososyal Destek</strong></h2>



<p>Deprem sonrasında halk sağlığı riskleri artar. Enfeksiyon hastalıklarının yayılma riski, özellikle hijyen koşullarının bozulduğu alanlarda ciddi bir sorun olabilir. Deprem dışı hastaların yönetiminde bu risklerin önlenmesi için enfeksiyon kontrol önlemleri alınmalı, halk bu konuda bilgilendirilmelidir.</p>



<p>Ayrıca, deprem gibi travmatik olaylar sonrasında psikososyal desteğin önemi de artar. Deprem dışı hastaların psikolojik durumu göz önünde bulundurularak stres ve kaygı azaltıcı yaklaşımlar uygulanmalıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-1597" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-768x1024.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-225x300.jpg 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-75x100.jpg 75w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-1152x1536.jpg 1152w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-1170x1560.jpg 1170w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-585x780.jpg 585w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-cadir-ziyareti-rotated.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç: Afetlere Hazırlıklı Olmak</strong></h2>



<p>Deprem gibi büyük afetler sonrası, acil servislerde sadece deprem yaralıları değil, deprem dışı hastalar da göz ardı edilmemelidir. Bu yazı dizisinde ele alınan stratejiler, kriz durumlarında etkin bir sağlık hizmeti sunumu için rehber niteliğindedir. İyi planlanmış triyaj, alternatif tedavi alanlarının oluşturulması, personel ve kaynak yönetimi ile uzaktan tıp hizmetleri, deprem dışı hastaların yönetiminde başarılı sonuçlar alınmasını sağlayabilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="480" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti.jpg" alt="" class="wp-image-1598" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti.jpg 640w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti-300x225.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti-100x75.jpg 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/10/van-bakanlik-ziyareti-585x439.jpg 585w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/deprem-bolgesinde-hasar-gormus-acillerde-deprem-disi-hastalarin-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saha Raporlarının Afetlerdeki Önemi</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/saha-raporlarinin-afetlerdeki-onemi/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/saha-raporlarinin-afetlerdeki-onemi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sarper Yilmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 05:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[saha raporları]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1581</guid>

					<description><![CDATA[Yazar Prof. Dr. Figen Ünal ÇolakAnadolu Üniversitesi Giriş Sağlık araştırmaları, tıp ve sağlık alanındaki önemli konular hakkında sağlam kanıtlar üretmeyi amaçlayan sistematik&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading">Yazar</h2>



<p><strong>Prof. Dr. Figen Ünal Çolak</strong><br><strong>Anadolu Üniversitesi</strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote has-text-align-center is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p></p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading">Giriş</h2>



<p>Sağlık araştırmaları, tıp ve sağlık alanındaki önemli konular hakkında sağlam kanıtlar üretmeyi amaçlayan sistematik bir soruşturmadır. Nitel araştırma, sağlık araştırmaları alanında geniş olanaklara sahiptir. Nicel yaklaşım kullanılarak açıklanamayan çok çeşitli olgular nitel bir yöntem kullanılarak araştırılabilir ve iletilebilir. Nitel araştırma tasarımlarının başlıca türleri durum çalışması, olgubilim araştırması, gömülü kuram, etnografik araştırma, tarihsel araştırma ve eylem araştırmasıdır. Nitel araştırma yaklaşımının en büyük gücü, verilerinin zenginliğinde ve derinliğinde yatmaktadır. Nitel yöntemler insanların düşüncelerini ve eylemlerini keşfetmenin ve açığa çıkarmanın en hümanist ve kişi merkezli yolu olarak kabul edilir [1]</p>



<p>Sağlık araştırmalarında üç temel yaklaşım; nicel, nitel ve karma yöntem yaklaşımıdır. Nicel araştırma yöntemi, değerlerin ve sayıların ölçüleri olan ve genellikle araştırmacının çıkarımlar yapmasına yardımcı olan istatistiksel yöntemler kullanılarak açıklanan verileri kullanır. Nitel araştırma, insan deneyimlerinin ve davranışlarının daha derin anlamlarını ortaya çıkarma girişimiyle sayısal olmayan verilerin kaydedilmesini, yorumlanmasını ve analiz edilmesini içerir. Karma yöntem araştırması, üçüncü metodolojik yaklaşım, farklı ancak ilişkili soruları veya bazen aynı soruları çözme amacıyla hem nitel hem de nicel bilgilerin toplanmasını ve analiz edilmesini içerir [2, 3, 4].</p>



<p>Her türlü sağlık hizmetlerinde nitel araştırmalar; sağlık davranışları modellerini anlamak, yaşanmış deneyimleri tanımlamak, davranış teorileri geliştirmek, sağlık hizmetleri ihtiyaçlarını keşfetmek ve müdahaleler tasarlamak için yaygın olarak kullanılabilir. Sağlık hizmetlerindeki geniş uygulamaları nedeniyle, nitel yöntem kullanılarak gerçekleştirilen sağlık araştırma çalışmalarının sayısı giderek artmaktadır.</p>



<p>Sağlık alanında nitel araştırma verilerini kullanmanın çeşitli boyutlarda yararı olacaktır. Nitel verilerin rehberlik edebileceği çeşitli boyutlardan bahsetmek gerekirse [5, 6];</p>



<p><strong><em>Hasta Deneyimlerini Anlamak</em></strong>: Hasta deneyimlerinin, algılarının ve duygularının derinlemesine incelenmesine olanak tanır ve bu durumlarla nasıl başa çıktıklarına dair içgörüler sunar.</p>



<p><strong><em>İletişimi Geliştirmek</em></strong>: Nitel araştırmalar, hastalar ve sağlık hizmeti sağlayıcıları arasındaki etkili iletişimin önündeki engelleri belirlemeye yardımcı olur. Hastaların bilgileri nasıl algıladıklarını anlamak, daha iyi iletişim stratejileri ve müdahalelerin yolunu açabilir.</p>



<p><strong><em>Hizmet Sürecindeki Zorlukları Belirlemek</em></strong>: Araştırmacılar, nitel yöntemler kullanarak, zaman kısıtlamaları, kaynak kısıtlamaları ve ekip çalışması dinamikleriyle ilgili sorunlar da dahil olmak üzere, sağlık hizmeti sağlayıcılarının karşılaştığı karmaşıklıkları ve zorlukları ortaya çıkarabilir.</p>



<p><strong><em>Bakım Uygulamalarını Geliştirmek</em></strong>: Nitel araştırma, iyileştirme alanlarını vurgulayarak uygulamaların ve protokollerin geliştirilmesine veri sağlayabilir ve hasta bakımı ve tedavisine ilişkin ışık tutabilir.</p>



<p><strong><em>Kültürel ve Sosyal Bağlamları Keşfetmek</em></strong>: Nitel araştırmalar; kültürel, sosyal ve çevresel faktörlerin hastaların kendi durumlarına ve tedaviye verdiği tepkileri nasıl etkilediğini inceleyebilir.</p>



<p><strong><em>Politika Geliştirmek</em></strong>: Nitel çalışmalardan elde edilen içgörüler, politika yapıcılara hastaların ve klinisyenlerin ihtiyaçları ve öncelikleri hakkında bilgi verebilir ve daha etkili sağlık politikalarına rehberlik edebilir.</p>



<p>Genel olarak nitel araştırmalar, sağlık alanında insan deneyimlerine ilişkin daha zengin ve daha ayrıntılı bir anlayış sağlayarak nicel yaklaşımları tamamlar. Nicel ve nitel araştırmalar birbirine zıt değildir, gerçekliğe farklı bakarlar. Farklı yöntemler araştırmacının değişik bilgi türlerine erişmesini sağlar. Nicel ve nitel araştırmalar gerçeği anlamaya dair daha iyi bir resim sağlamak için birbirini tamamlayıcı olarak düşünülmeli ve zengin bir anlayış ve yorumlama üretmek için kullanılmalıdır.</p>



<p>Bu makale, nitel araştırmaların doğasını ve önemini vurgulamak, acil tıp ve sağlık alanında afet sonrası kullanılabilirliğine ilişkin farkındalık oluşturmak ve uygulamaya dönük pratik öneriler vermeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırmaların bazı temel özellikleri, nitel saha çalışması, gözlem tekniği ve afetler bağlamında kullanılabilirliğine yönelik başlıklar aşağıda yer almaktadır.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Nitel Araştırmaların Temel Özellikleri</strong></h2>



<p>Çeşitli akademik ve akademik olmayan disiplinler, insan davranışlarını ve deneyimlerini anlamak için bir sorgulama yöntemi olarak nitel araştırmayı kullanır. Munhall&#8217;a göre, &#8220;Nitel araştırma, insan deneyimleri ve gerçeklikleri hakkında geniş bir şekilde ifade edilmiş soruları içerir, bireyle doğal ortamlarında sürekli temas yoluyla incelenir ve bu bireylerin deneyimlerini anlamamıza yardımcı olacak zengin, tanımlayıcı veriler üretir.&#8221;[7]</p>



<p>Nitel sorgulama yöntemi, &#8216;ne zaman&#8217;, &#8216;ne&#8217; ve &#8216;nerede&#8217; yerine karar almanın &#8216;nasıl&#8217; ve &#8216;neden&#8217;ini inceler. Nicel yöntemlerin aksine, nitel sorgulamanın amacı olguları keşfetmek, anlatmak ve açıklamak ve karmaşık gerçekliği anlamlandırmaktır [8, 9]. Nitel araştırmanın bir sonucu olarak sağlık müdahaleleri, açıklayıcı sağlık modelleri ve tıbbi-sosyal teoriler geliştirilebilir. İnsan davranışının zenginliğini ve karmaşıklığını anlamak nitel araştırmanın özüdür.</p>



<p>Nicel ve nitel sorgulama biçimleri, altta yatan hedeflerine göre değişir. Hiçbir şekilde birbirlerine zıt değillerdir; bunun yerine, bu iki yöntem bir madalyonun iki yüzü gibidir. Nicel ve nitel paradigmalar çeşitli boyutlarda nasıl farklı bakar? sorusuna karşılaştırmalı bir cevap için aşağıdaki tablo yardımcı olacaktır [2, 3, 9, 10]</p>



<figure class="wp-block-table"><div class="pcrstb-wrap"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>&nbsp;</strong></td><td><strong>Nicel</strong></td><td><strong>Nitel</strong></td></tr><tr><td><strong>Gerçekliğin doğası</strong></td><td>Tek bir gerçeklik olduğunu varsayar.</td><td>Dinamik ve çoklu gerçekliklerin varlığını varsayar.</td></tr><tr><td><strong>Amaç</strong> <strong>&nbsp;</strong></td><td>Hipotezleri test etme ve sınama</td><td>Olayları keşfetme ve anlama</td></tr><tr><td><strong>Veri toplama yöntemleri</strong></td><td>Anketler, envanterler ve ölçekler gibi oldukça yapılandırılmış yöntemler.</td><td>Derinlemesine görüşmeler, gözlemler ve odak grup tartışmaları gibi yarı yapılandırılmış.</td></tr><tr><td><strong>Tasarım</strong></td><td>Önceden belirlenmiş ve katı tasarım.</td><td>Esnek ve ortaya çıkan tasarım.</td></tr><tr><td><strong>Yaklaşım</strong></td><td>Hipotezi test etmek için tümdengelim yaklaşımı</td><td>Teoriyi veya hipotezi geliştirmek için tümevarım</td></tr><tr><td><strong>Odak</strong></td><td>Nedensel ilişkilerin sonuçları ve tahmini ile ilgili</td><td>Sonuçlar veya ürünlerden ziyade öncelikle süreç ile ilgili</td></tr><tr><td><strong>Örnekleme</strong></td><td>Büyük ölçüde temsili örnekleme yöntemleri</td><td>Amaçlı örnekleme yöntemleri</td></tr><tr><td><strong>Örneklem büyüklüğü belirleme</strong></td><td>A-priori örneklem büyüklüğü hesaplaması</td><td>Veri doygunluğuna ulaşılana kadar veri toplama</td></tr><tr><td><strong>Örneklem büyüklüğü</strong></td><td>Nispeten büyük</td><td>Derinlemesine incelenen küçük örneklem büyüklüğü</td></tr><tr><td><strong>Veri analizi</strong></td><td>Değişken tabanlı ve istatistiksel veya matematiksel yöntemlerin kullanımı.</td><td>Vaka tabanlı ve istatistiksel olmayan tanımlayıcı veya yorumlayıcı yöntemlerin kullanımı.</td></tr></tbody></table></div></figure>
</div>



<p>Nitel araştırma, araştırma sorusunun toplumsal ve kültürel durum bağlamında süreçleri, olayları ve ilişkileri anlamayı gerektirdiği durumlarda tercih edilen yöntemdir. Kesin hipotezleri destekleyen veya çürüten sayısal veriler üretmek yerine nitel araştırma, bireylerin ve toplumsal grupların doğal ortamlarında yüz yüze bilgisine dayalı olgusal açıklamalar üretmeyi amaçlar. Nitel araştırma, kişinin çok az bilgi sahibi olabileceği durumlar ve sorunlar hakkında içgörü elde etmek için yararlıdır. Bu yöntem, sağlık sorunlarıyla ilgili prosedürlerin, inançların ve bilginin derinlemesine açıklamasını sağlamak veya katılımcıların belirli konular hakkındaki görüşleri de dahil olmak üzere belirli davranışların nedenlerini araştırmak için yaygın olarak kullanılır [2, 9, 10, 11]</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="997" height="501" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1.jpg" alt="" class="wp-image-1587" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1.jpg 997w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1-300x151.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1-768x386.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1-100x50.jpg 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/saha-raporlama-1-585x294.jpg 585w" sizes="(max-width: 997px) 100vw, 997px" /></figure>



<p>Nitel veriler, metinler ve davranış ve eylem veya uygulamaların açıklamaları biçimindedir. Olguların sözlü ifadeleri ve davranışları yorumlamak için analiz edilmektedir. Veri toplama, kişilerin çevrelerindeki ifadelerinin, faaliyetlerinin ve görünümlerinin nesnel ve doğru bir şekilde raporlanmasını içerir. Araştırmacı, belirli bir ortamda durumlarıyla başa çıkan bireylerin düşüncelerini, duygularını ve deneyimlerini anlamaya çalışır. Gözlemcinin rolü çok önemlidir. Genellikle sosyal ve fiziksel yakınlık yoluyla çalışılan olguyla ilişki kurmayı içerir.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Gözlem</strong></h2>



<p>Nitel araştırmaların temel veri toplama tekniklerinden biri gözlemdir. Saha gözlemi, topluluk ve ortam hakkında içeriden bir görüş edinmeye yardımcı olan nitel bir araştırma yöntemidir. İlgi duyulan olgu ya da sorunlu konu hakkında kişileri gözlemleyerek ve onlarla konuşarak, sorunların (yerel) bağlamlarında daha derin bir anlayış sağlar [8, 12].</p>



<p>Gözlem, nitel araştırmacılar için çoğu zaman birincil veri toplama biçimi olmuştur. Sahadaki bir olgunun gözlemcinin beş duyusu aracılığıyla çoğu zaman bir aletle not edilmesi ve bilimsel amaçlarla kaydedilmesi eylemidir. Gözlemler, temel olgunuz hakkında bilgi edinebileceğiniz bir yer bulmaya dayanır. Gözlem sırasında kendi davranışlarınızın yanı sıra fiziksel ortamı, katılımcıları, etkinlikleri, etkileşimleri ve konuşmaları gözlemleyebilir ve not edebilirsiniz. İyi gözlemciler görme, duyma, dokunma, koklama ve tatma dahil olmak üzere tüm duyularını kullanırlar. Gözlemlediğinizde gördüğünüz her şeyi yazmak zordur. Nitel gözlemciler genellikle geniş gözlemlerle başlarlar ve daha sonra görüşlerini yanıtlayacak bilgilere daraltırlar [2, 8, 13].</p>



<p>Gözlemin amacı, incelenen kültürü, ortamı veya sosyal olguyu katılımcıların bakış açılarından anlamaktır. Gözlem, bir yer bulmayı, bilgiyi kaydetmek için bir protokol geliştirmeyi, olaylara odaklanmayı, temel olguyu açıklamaya yardımcı olacak etkinlikleri aramayı, bir gözlemci olarak uygun rolü belirlemeyi, gözlem protokolüne “tanımlayıcı” ve “yansıtıcı” alan notlarını kaydetmeyi içerir [2, 8, 13] &#8220;Açıklayıcı&#8221; notlar; olayın ne olduğuna dair, bağlam bilgilerini de içeren betimsel somut notlardır. &#8220;Yansıtıcı&#8221; notlar ise gözlemcinin deneyimlerini, önsezilerini ve süreçte öğrendiklerine ilişkin notlardır. Yansıtma, kişinin kendi önyargıları, değerleri, tercihleri ve araştırılan olgu hakkındaki ön yargıları hakkında öz değerlendirmesini ifade eder. Creswell&#8217;e göre, &#8220;Yansıtma, daha tarafsız yorumları geliştirerek çalışmanın güvenilirliğini artırır.&#8221; [13]. Aşağıda açıklayıcı ve yansıtıcı notlara ilişkin yazılabilecek öneriler yer almaktadır [13]. Bunlar elbette öneri niteliğindedir. Gözlemci başlangıçta bu önerileri temel alabilir ve gözlem süreci içinde kendisine yeni stratejiler geliştirebilir.</p>



<figure class="wp-block-table"><div class="pcrstb-wrap"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>Açıklayıcı Not</strong></td><td><strong>Yansıtıcı Not</strong> <strong>&nbsp;</strong></td></tr><tr><td>Ne gördüğünüzü yazın. Etrafınızda olup biten hareketi kaydedebilirsiniz.</td><td>Olguya dair kendinize notlarınız gibi düşünün. Ne hissettiğinizi de yazabilirsiniz.</td></tr><tr><td>Beş duyunuzu kullanarak betimlemeler yapın. Gördükleriniz, duyduklarınız, dokunduğunuz (tam anlamıyla), tattığınız, kokladığınız şeyler. &nbsp;</td><td>Olguya ilişkin önceki deneyimlerinizi kendinize not düşebilirsiniz</td></tr><tr><td>Fiziksel çevreye ve kişilere ilişkin bilgileri yazın. Fiziksel veriler için gerektiğinde çizimlerden ya da fotoğraflardan yararlanabilirsiniz.</td><td>Gördüğünüz sorunları ya da vurgulamak istediklerinizi yazın</td></tr><tr><td>Zamana ilişkin bilgileri yazın</td><td>Gözlemci olarak gözlemlediklerinizden öğrendiğiniz “yeni” bilgiyi yazın</td></tr><tr><td>Kronolojik akışı yazın. Olayların oluş sırası akışa ilişkin açıklayıcı veriler elde etmenize yardımcı olur.</td><td>Sonraki durumlar için dikkat çekmek istediğiniz kendinize notları yazabilirsiniz. Yeni karşılaştığınız durumlar, hep gözlemlediğiniz durumlar, etik açıdan düşünceleriniz vb</td></tr></tbody></table></div></figure>



<p>Buraya kadar nitel araştırmaların doğasından ve gözlem tekniğinden bahsedildi. Bu genel bakış, çeşitli sahalarda nitel yaklaşımın ve gözlemin uygulanmasına ilişkin başlangıç noktası olarak düşünülebilir. Bir afet sonrasında örneğin erken dönem koşullar düşünüldüğünde, nitel verilerin toplanması araştırmacılar ve uygulamacılar için zengin veri sağlayacak ve sonraki süreçlerin iyileştirilmesi için yaşamsal veriler sunacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Nitel Saha Araştırmaları ve Afetler</strong></h2>



<p>Afetler; bireyleri ve toplulukları derinden etkiler ve nitel araştırma verileri, etkilenenlerin yaşanmış deneyimlerine dair derin içgörüler sağlar. Nicel yöntemlerin gözden kaçırabileceği duygusal, psikolojik ve sosyal tepkileri yakalayabilir. Afetler farklı insan gruplarını çeşitli şekillerde etkiler. Nitel araştırma, afetler sırasında ve sonrasında farklı zorluklarla karşılaşabilecek kırılgan gruplar (örneğin çocuklar, yaşlılar, engelli bireyler) dahil olmak üzere çeşitli gruplar arasında benzersiz deneyimlerin keşfedilmesine olanak tanır. Nitel veriler, afet sonrası iyileşme dönemlerinde bireylerin ve toplulukların kaynaklara, desteğe ve sağlık hizmetlerine erişimde karşılaştıkları engelleri ortaya çıkarabilir. Nitel verilerden elde edilen içgörüler, acil durum hazırlığı ve müdahale stratejilerinin afetlerden etkilenen grupların ihtiyaçlarına uygun olmasını ve toplum ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacak şekilde uyarlanmasını sağlayabilir. Bireylerin ve toplulukların afet sonrası süreci nasıl yönettiğine yönelik karşılaştıkları zorluklar ve kullandıkları stratejiler dahil olmak üzere içgörüler sağlayabilir. Nitel veriler, toplulukların bir afetin ardından nasıl harekete geçtiğini ve birbirlerini nasıl desteklediğini anlamaya yardımcı olur. Topluluk dayanıklılığını artıran mevcut sosyal ağları, kaynakları ve güçlü yönleri belirleyebilir. Afetler genellikle bir topluluktaki mevcut kültürel ve sosyal dinamiklerle etkileşime girer. Nitel araştırma, kültürel inançların, değerlerin ve sosyal normların her türlü müdahalelerin kabulünü nasıl etkilediğini ortaya çıkarabilir. Nitel veriler, toplulukların riski nasıl algıladığını, bilgiye nasıl eriştiğini ve afetler sırasında nasıl iletişim kurduğunu inceleyerek hedef kitleyle yönelik etkili iletişim stratejilerinin geliştirilmesine yardımcı olabilir. Nitel bulgular, politika yapıcıları ve planlamacıları sahadaki gerçekler hakkında bilgilendirebilir ve afetlerden etkilenen toplulukların özel ihtiyaçlarını ele alan daha etkili politikalar ve programların geliştirilmesini sağlayabilir. Afet gibi değişken ve dinamik bir süreçte nitel yöntemler nicel yöntemlere göre esnektir ve nitel veri toplama sürecinde uyarlamalar mümkün olabilir. Bunların yanı sıra nitel veriler, afetler bağlamında olguları keşfetmek ve içgörü sağlamak amacıyla kullanılarak sonraki olası nicel yöntemlere temel oluşturabilir.</p>



<p>Saha araştırmaları, bireylerin deneyim ve eylemlerinin kişisel anlamlarını, içinde bulundukları toplumsal ve kültürel çevre bağlamında inceleyen disiplinli bir sorgulamadır. Burada kişisel anlam kavramı; bireylerin deneyimlerini, eylemlerini ve sosyal çevrelerini öznel olarak algılama ve açıklama biçimini ifade eder. Tüm bu kavramları bir araya getiren nitel saha araştırması, kişilerin dünyaya bakış açılarına ilişkin sistematik kanıtlar sağlamayı amaçlamaktadır.</p>



<p>Saha araştırması, kontrollü laboratuvar ortamları yerine, olgunun meydana geldiği olağan ortamda yapılan bir araştırmadır. Toplanan verilerin niteliği gereği niteldir; genellikle araştırmacı tarafından kaydedilen ayrıntılı açıklamalardır. Saha araştırması, kontrollü laboratuvar ortamları yerine, olgunun meydana geldiği olağan ortamda yapılan bir araştırmadır. Disiplinlidir çünkü araştırma, sorunları tanımlama, kanıtları toplama ve analiz etme, teoriler oluşturma konusunda açık metodolojik ilkeler tarafından yönlendirilir.</p>



<p>Nitel araştırmada, &#8220;saha” ya da “alan” araştırmanın yürütüldüğü doğal ortamı veya bağlamı ifade eder. Araştırmacıların incelenen bireylerin veya grupların deneyimleri, davranışları ve etkileşimleri hakkında veri topladığı ortamdır. &#8220;Saha&#8221; kavramı, araştırmanın odak noktasına ve konuya bağlı olarak büyük ölçüde değişebilir ve tek başına nicel bakış açısıyla elde edilemeyecek verilerdir. Gözlem çalışmalarında saha kavramına afetler bağlamında bakacak olursak [2, 11, 12, 14]</p>



<p><em><strong>Fiziksel Konum</strong></em>: Saha olgusuna öncelikle fiziksel konum açısından bakılabilir. Saha, öncelikle verinin toplandığı ya da araştırmanın gerçekleştiği belirli yer veya konum anlamına gelir. Bu, çalışma için anlamlı bir bağlam sağlayan bir topluluk, kuruluş, ev, hastane, bekleme salonu, park, okul, pazar yeri veya başka herhangi bir ilgili ortam olabilir. Afetler açısından düşündüğümüzde gözlemci deprem, sel, yangın, kaza, salgın gibi bir afet durumunun gerçekleştiği fiziksel ortamda veri topluyor olabilir. Bu fiziksel ortam bir hastane binası, afet koordinasyon merkezi, çadırkent, sahra hastanesi ya da bir ambulans olabilir. Örneğin; bir acil tıp uzmanının sahası afet sonrası hizmet verdiği fiziksel koşullar olabileceği gibi, kendi çalışmakta olduğu acil servis de olabilir.</p>



<p><strong><em>Doğal Çevre</em>:</strong> Nitel araştırma, bireyleri yapay veya kontrollü ortamlarda incelemekten daha çok günlük yaşamlarında ve doğal akışlarında incelemenin önemini vurgular. Amaç, gerçek davranışları ve deneyimleri yakalamaktır. Bir olgunun kendiliğinden akışını detaylı anlamak değerlidir. Afetler bağlamında düşünüldüğünde doğal çevre aslında olayların gerçekleştiği tüm doğal ortamlardır. Bir kaza sonrası toplu yaralanmaların olduğu bir ortam ya da bir deprem sonrası ilk yardım ve kurtarma çalışmaları birer örnektir. Afetler, doğa kaynaklı da olsa insan kaynaklı olsa da, bireylerin kişisel yaşamlarında deneyimledikleri kötü olaylar olarak günlük akışlarını bozan gerçekliklerdir.&nbsp;</p>



<p><em><strong>Sosyal Bağlam</strong></em>: Bir ortamdaki sosyal dinamikler ve ilişkiler de “saha”nın konusu olabilir. Bu bakış,&nbsp; katılımcılar (sosyal ortamdaki aktörler de diyebiliriz) arasındaki etkileşimleri, normları, değerleri ve davranışları etkileyen kültürel geçmişi anlamayı işaret eder. Dolayısıyla; etkileşimler, normlar, değerler fiziksel çevreden etkilenebileceği gibi aynı zamanda bağımsızdır da. Etkileşim ve normlar, sözlü, sözsüz ya da yazılı tüm iletişim biçimlerini kapsar. Saha olarak bireylerin davranış, norm ve değerlerine odaklanmak ve herhangi bir afet durumundaki davranış ve değerlerini anlamak yaşamsal bilgileri ortaya çıkaracaktır. Yakın geçmişte yaşadığımız COVID-19 pandemisi sürecinde vatandaşların, sağlık görevlilerinin, yöneticilerin ve geleneksel/sosyal medya içeriklerinin ortaklaştığı ya da ortaklaşamadığı norm ve değerlere hep birlikte tanık olduk.</p>



<p><em><strong>Zamansal Bağlam</strong></em>: Bir saha çalışmasının zamanlaması gözlemleri etkileyebilir. Bu, araştırma konusuyla ilgili belirli olayları ya da evreleri içerebilir. Bir deprem sonrası kritik saatlerde sahanın durumuyla sonraki günlerdeki durumu mutlaka farklı olacaktır. Bir pandeminin başlangıcı dönemindeki “saha” olgusu ilerleyen zamanda ve evrelerde mutlaka değişecektir.</p>



<p><em><strong>Katılım ve Erişim</strong></em>: &#8220;Saha&#8221; araştırmacının aktif katılımını ve gözlemini içerir; araştırmacı katılımcı gözlem, görüşmeler, odak grupları gibi çeşitli teknikleri kullanarak ortamdaki bireyleri daha iyi anlayabilir.&nbsp; Araştırmacılar, bazen resmi olmayan ağlar ya da yerleşik topluluk yapıları aracılığıyla ilişki kurarak alana erişim sağlayabilir. Katılımcılarla kendi ortamlarında etkileşim kurmak doğru veri toplama için çok önemlidir. Özellikle afet durumları gibi beklenmedik ve henüz yapılanmış bilgilerin elde edilemediği durumlarda toplanan saha verileri çok değerlidir.</p>



<p><em><strong>Çoklu Perspektifler</strong></em>: Farklı paydaşların aynı alandaki farklı deneyimleri ve bakış açıları olabilir. Bu bakış açılarını kabul etmek, incelenen olguların anlaşılmasını zenginleştirebilir. Afetler söz konusu olduğunda, ilgili tüm paydaşların deneyim ve bakış açılarını öğrenmek önleyici tedbirler almak ya da çözüm önerilerine ulaşmak konusunda yararlı olacaktır.</p>



<p>Özetle, gözlem çalışmalarındaki &#8220;saha&#8221;, araştırmacıların doğal ortamlardaki insan deneyimlerini ve etkileşimlerini anlamaya ve yorumlamaya çalıştıkları fiziksel, sosyal ve zamansal bağlamları kapsayan çok yönlü bir kavramdır. Afetler söz konusu olduğunda; araştırmanın ve veri toplamanın amacına göre çeşitli bakış açılarıyla fiziksel koşullar, sosyal koşullar, zamansal koşullar gibi çok farklı sahalar ortaya çıkabilir. Herhangi bir afet olgusu ele alındığında farklı disiplinler, farklı paydaşlar, farklı saha bakışlarıyla binlerce saha verisi toplayabilir. Afet sonrası dönemde sahada hizmet veren sağlık görevlilerinin afetzedelerle birebir deneyimleri, afet sahasındaki diğer paydaşlarla iletişimleri, yaşadıkları sorunlar gibi konular birer saha araştırmasının konusu olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Afetlerde Saha Gözlem Raporlarının Önemi</strong></h2>



<p>Bir afet sonrasında acil tıp uzmanlarının sahadaki içgörüleri ve uzmanlığı, afetlerin etkilenen nüfus üzerindeki acil ve uzun vadeli sağlık etkilerinin azaltılmasında yaşamsal bir rol oynamaktadır. Acil tıp uzmanlarının afet sonrası yaşanan çalkantılı ortamdaki saha gözlemleri ve deneyimleri, afetten etkilenen topluluklar için iyileştirme çabalarının kolaylaştırılması açısından çok önemlidir. Saha gözlem raporlarının önemine ilişkin dikkat çekilebilecek bazı boyutlar aşağıda yer almaktadır [3, 4, 5].</p>



<p><strong><em>Uzman Tıbbi Değerlendirmesi</em></strong><strong>:</strong> Acil tıp uzmanları, afet sonrası yaralanmalar ve sağlık durumları hakkında üst düzeyde eğitimli ve yerinde değerlendirmeler sağlar. Uzmanlıkları, afetin tıbbi yönlerinin iyice anlaşılmasını ve belgelenmesini sağlar.</p>



<p><strong><em>Anında Değerlendirme ve Yanıt</em></strong>: Sahada gerçek zamanlı veriler sağlayarak afetin boyutları hakkında anında doğru ve hızlı bilgi sağlar. Bu, hızlı ve uygun bir acil müdahaleye olanak sağlar.</p>



<p><strong><em>Doğru Triyaj</em></strong>: Doğru triyajın yapılması afet sonrası sınırlı kaynakların onlara en acil ihtiyaç duyanlara etkili bir şekilde tahsis edilmesini sağlar.</p>



<p><strong><em>Halk Sağlığı Tehditlerinin Belirlenmesi</em></strong>: Uzmanlar, salgın hastalıklar gibi potansiyel halk sağlığı acil durumlarının belirtilerini tespit edebilir. Raporlara dayalı erken uyarılar, zamanında müdahaleyi sağlayabilir.</p>



<p><strong><em>Kırılgan Grupların Belirlenmesi</em></strong>: Saha gözlem raporları, çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler gibi hassas grupların özel ihtiyaçlarını vurgulayarak onların uygun bakım ve yardım almalarını sağlayabilir.</p>



<p><strong><em>Kaynak Tahsisine İlişkin Rehber</em></strong>: Ayrıntılı raporlar, gereken belirli tıbbi malzeme, ilaç ve ekipmanın anlaşılmasına yardımcı olur. Uzmanlardan alınan doğru veriler, doğru türde desteğin talep edilmesini ve dağıtılmasını sağlar.</p>



<p><strong><em>Diğer Tıbbi Ekiplerle Geliştirilmiş Koordinasyon</em></strong>: Acil tıp uzmanlarından gelen raporlar, çeşitli tıbbi ekipler ve kurumlar arasındaki koordinasyonu geliştirebilir. Uzmanlıkları, çabaların uyumlu hale getirilmesine, tutarlı ve etkili tıbbi müdahalelerin sağlanmasına yardımcı olur.</p>



<p><strong><em>Eğitim ve Mentorluk</em></strong>: Uzmanların gözlemleri daha az deneyimli tıbbi personel ve gönüllüler için eğitici olabilir. Gerçek zamanlı içgörülerin paylaşılması, tıbbi müdahale ekibinin genel etkinliğini artırır.</p>



<p><strong><em>Hazır Bulunuşluk için Belgeler</em></strong>: Ayrıntılı raporlar, gelecekteki afetlere yönelik eğitim ve hazırlık için kullanılan bilgi birikimine katkıda bulunur. Anlayışı ve hazırlık düzeyini geliştirebilecek vaka çalışmaları ve referans materyalleri sağlarlar.</p>



<p><strong><em>Uzun Vadeli Sağlık İhtiyaçlarının Belirlenmesi</em></strong>: Acil tıp uzmanları, afetin daha da kötüleştirmiş olabileceği kronik durumları tespit edebilir. Raporları uzun vadeli tıbbi bakım ve takibin planlanmasına yardımcı olur.</p>



<p><strong><em>Yetkililerle Etkili İletişim</em></strong>: Açık ve tıbbi açıdan doğru iletişim, yerel ve ulusal yetkililerin sağlık hizmeti ihtiyaçlarını anlamalarına, politika kararlarını etkilemelerine ve kaynakların harekete geçirilmesine yardımcı olur.</p>



<p><strong><em>Psikolojik Yardım</em></strong>: Uzmanların afetzedelerin psikolojik travma belirtilerine ilişkin gözlemleri ruh sağlığı destek hizmetlerinin sağlanmasını teşvik edebilir.</p>



<p><strong><em>Toplum Sağlığı Eğitimi</em></strong>: Raporları, daha fazla sağlık komplikasyonunu önlemek için toplum sağlığı eğitiminin ve önleyici tedbirlerin gerekli olduğu alanları vurgulayabilir.</p>



<p><strong><em>Kalite Güvencesi</em></strong>: Uzmanların ayrıntılı gözlemlerine sahip olmak, değerlendirmeleri derinlemesine tıbbi bilgiye dayandığından, genel afet müdahalesinde belirli bir düzeyde kalite ve doğruluk sağlar.</p>



<p><strong><em>Sağlık Altyapısı</em></strong>: Yerel sağlık tesislerinin durumunun değerlendirilerek bakıma uygun olup olmadığının belirlenmesine ve alternatif bakım bölgelerinin belirlenmesine yarar.</p>



<p><strong><em>Sahra Hastaneleri ve Kliniklere Destek</em></strong>: Acil uzmanları, sahra hastanelerinin ve geçici kliniklerin uğraştığı hasta yükü, yaralanma türleri ve sağlık koşulları hakkında kritik bilgiler sağlayabilir. Bu, operasyonlarda düzenlemeler yapılmasına ve bu ortamlarda hasta bakımının iyileştirilmesine yardımcı olur.</p>



<p><strong><em>Etik Gözetim</em></strong>: Belirli notlar ve raporlar, zorlu koşullarda bile afet müdahalesi sırasında hasta gizliliği ve bilgilendirilmiş onam gibi tıbbi etiğin korunmasını sağlayabilir.</p>



<p><strong><em>Kanıta Dayalı Müdahaleler:</em></strong> Uzmanların saha raporları, bir afet senaryosunda sonuçları önemli ölçüde iyileştirebilecek kanıta dayalı tıbbi müdahalelerin uygulanmasını destekleyecektir.</p>



<p><strong><em>Multidisipliner Koordinasyon</em></strong>: Acil tıp uzmanlarının afet sonrası süreçte genellikle tedarikçiler, mühendisler, lojistik uzmanları, halk sağlığı uzmanları gibi diğer alanlarla yakın işbirliği içinde çalışmaları gerekebilir. Raporları, tıbbi perspektiflerin daha geniş afet yönetimi çabalarına entegre edilmesine yardımcı olarak müdahale ve iyileştirme konusunda bütünsel bir yaklaşım sağlar.</p>



<p><strong><em>Lojistik ve Erişilebilirlik</em></strong>: Afet bölgesine erişim ve yaralıların ulaşımı gibi lojistik zorlukları değerlendirme olanağı sağlar. Zamanında tıbbi bakımın sağlanmasına yönelik engelleri belirlemeye yarar.</p>



<p><strong><em>Karşılaştırma ve Sorumluluk</em></strong>: Ayrıntılı uzman gözlemleri, tıbbi müdahalenin etkinliğini değerlendirmek için kriterler sağlar. Ayrıca ekipleri yüksek kalitede sağlık hizmeti verme ve sürekli iyileştirme konusunda sorumlu tutar.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Saha Gözlemi İçin Protokol Geliştirme</strong></h2>



<p>Acil tıp uzmanlarının afet sonrası saha gözlem raporları, acil bakımı ve uzun vadeli iyileşme çabalarını geliştiren paha biçilmez bilgiler sağlayacaktır. Afet sonrası karmaşık ve hekimin kendisinden de hizmet beklenen ortamda saha raporu tutmak kolay değildir. Ancak başlangıç için bu konuda dikkat edilmesi gereken bazı noktalara değinmekte yarar vardır [4, 13].</p>



<p><em><strong>Sistematik ve Yapılandırılmış Olun</strong></em>: Tutarlılığı sağlamak için notlar tutarken standartlaştırılmış bir format kullanın. Uzmanların karmaşık ortamda öncelikle yapılandırılmış gözlem yaklaşımıyla veri toplaması durumun güçlüğünü biraz azaltabilir. Bu nedenle yapılandırılmış/standartlaştırılmış bir format belirlemek daha yararlı olacaktır. Aşağıda tabloda bir format önerisi bulunmaktadır. Bu tablo elbette geliştirilebilir ancak başlangıç noktası kabul edilebilir.&nbsp; Standart format, ekipler ve kurumlar arasında daha kolay iletişim ve veri paylaşımını kolaylaştırabilir.</p>



<p><em><strong>Ayrıntılı ve Spesifik Olun</strong></em>: Tarihler, saatler, konumlar ve belirli gözlemler dahil olmak üzere kesin ayrıntıları kaydedin. Tıbbi durumlar için semptomları, teşhisleri, uygulanan tedavileri ve sonuçlarını not edin.</p>



<p><strong><em>Temel Bilgilere Öncelik Verin</em>:</strong> Öncelikle acil bakımı ve kaynak tahsisini etkileyen en kritik gözlemlere odaklanın. Acil ihtiyaçlar ile daha az kritik konular arasında net bir ayrım yapın.</p>



<p><em><strong>Açık ve Kısa Bir Dil Kullanın</strong></em>: Jargondan veya belirsiz terminolojiden kaçının. Afet sürecinde&nbsp; gerektiğinde notları okuyan herkesin anlayabileceğinden emin olmak için açık ve kısa olun. Kağıt formları kullanıyorsanız okunaklı bir şekilde yazın. Mümkünse elektronik yöntemleri kullanmayı düşünün.</p>



<p><strong><em>Zamana İlişkin Bilgileri Kaydedin</em>:</strong> Doğruluk ve eksiksizliği sağlamak için gözlem zamanına mümkün olduğunca yakın notlar alın. Güncel bilgileri korumak için notları düzenli olarak güncelleyin ve inceleyin.</p>



<p><strong><em>Objektif ve Subjektif Verileri Dahil Edin</em>:</strong> Hem nesnel bulguları (örneğin , yaşam belirtileri, görünür yaralanmalar) hem de öznel verileri (örneğin, hasta tarafından bildirilen semptomlar, gözlemlenen sıkıntı) belgeleyin. Gözlemlenen gerçekler ile kişisel yorum veya izlenimler arasında ayrım yapın. Bu, yukarıda bahsettiğimiz açıklayıcı ve yansıtıcı veriler ayrımını yapmak demektir. Aşağıdaki öneri tabloda da her bir gözlem boyutu için açıklayıcı ve yansıtıcı notlar bölümü yer almaktadır.</p>



<p><em><strong>Gizlilik ve Etik</strong></em>: Notlarda hasta mahremiyetini sağlayın. Gerekirse tam adlar yerine kodları veya tanımlayıcıları kullanın. Hassas bilgilerin işlenmesiyle ilgili mesleki ve alana ilişkin düzenlemeler ve yönergelere uyun.</p>



<p><em><strong>Devredilebilirlik</strong></em>:&nbsp; Diğer sağlık hizmeti sağlayıcılarının bunları kullanması gerekebileceğini bilerek notlar yazın. Başka bir doktora devretmeniz gerekirse, bakımın sürekliliğini sağlamak için gerekli tüm ayrıntıları ekleyin.</p>



<p><em><strong>Sürekli İyileştirme ve Ekip Desteği</strong>: </em>Not alma sürecinizi düzenli olarak gözden geçirin ve iyileştirin. Niteliği artırmak için meslektaşlarınızdan gelen geri bildirimleri alın. Bir afet sonrası ortamda hizmet vermek zorundayken ayrıca ayrıntılı notlar tutmanın zihinsel ve fiziksel olarak güç olduğunu kabul etmek gerekir. Gerektiğinde ara verin ve ekip desteğini teşvik edin. Tükenmişliği önlemek ve yüksek kaliteli gözlemleri sürdürmek için mümkünse not alma sorumluluklarını dönüşümlü olarak kullanın.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p>Gözlemcinin sahada belirli rolleri olabilir. Bir afet sahasında hangi gözlemci rolünü üstlenebileceğinizi belirleyin. Bu rol, tam bir katılımcı rolünden (yerli ve sahanın içinde olma) tam bir gözlemcinin rolüne kadar değişebilir. Gözlem sırasında süreç içinde rolünüz değişebilir. Örneğin, sahada başlangıçta “dışarıdan biri” iken süreç içinde&nbsp; “içeriden biri” yani tam katılımcı olabilirsiniz. Afet sonrası karmaşık süreçler düşünüldüğünde nitel veri toplamada esnekliğin olması araştırmacının işini nispeten kolaylaştırabilir. Tabi sürecin esnek olması disiplinsiz ya da sistematik olmayan veriler toplanabileceği anlamına gelmemelidir. Gözlemcinin üstlenebileceği rollerden bahsetmek gerekirse çeşitli gözlemci rolleri vardır ve farklı sahalarda değişebilir [3, 4, 11, 13, 14]:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p>• Tam katılımcı: Araştırmacı gözlemlediği insanlarla tamamen meşguldür.</p>



<p>• Tam gözlemci: Araştırmacı dikkat çekmeden sadece gözlem yapar. Bir odanın arka tarafında ya da kolayca fark edilemeyecek bir yerde oturmayı gerektirebilir. Araştırmacı, incelenen grubun dışındandır, uzaktan izler ve alan notları alır. Faaliyetle veya insanlarla doğrudan etkileşime girmeden verileri kaydedebilir. Araştırmacı hiçbir şey söylemez, sadece saha notlarını kaydeder.</p>



<p>• Gözlemci olarak katılımcı: Araştırmacı alanda etkinliğe katılmaktadır. Katılımcı rolü araştırmacı rolünden daha belirgindir. Bu, araştırmacının içeriden görüş ve öznel veriler elde etmesine yardımcı olabilir.</p>
</div>
</blockquote>
</div>



<p>Sahada gözlem yoluyla veri toplama sürecinde yapılandırılmış ya da yapılandırılmamış gözlemler gerçekleştirilebilir. Yapılandırılmış gözlem önceden tanımlanmış bir plan ve amaçlar doğrultusunda gerçekleşir. Yapılandırılmamış gözlemde ise gözlem, önceden tanımlanmış bir plan ve spesifik amaç ya da araştırma soruları olmadan gerçekleşir. Yapılandırılmış gözlemde gözlemci; bir yapı, bir protokol hazırlayarak gözlem verisini toplayabilir [3, 4, 11, 13]. Süreç içinde bu yapıyı da geliştirebilir. Saha çalışmasında başlangıçta gözlemci yapılandırılmamış gözlem ile başlayarak süreç içinde yapılandırarak da gözlemini sürdürebilir. Aslında tüm bunlar nitel araştırmaların esnekliğine vurgu yapar. Araştırmacı verilerinin geçerliğini sağlamak için araştırma desenini, örneklemini, veri toplama tekniğini esnetebilir. Bu da “geçerlik” açısından nitel araştırmaları nicel araştırmalara göre üstün kılan özelliklerden biridir.</p>



<p>Afet sonrası karmaşık süreçte saha çalışmalarında gözlem notlarını kaydetme yöntemi olarak öncelikle bir gözlem protokolü tasarlayabilirsiniz . Bu protokole hem &#8220;açıklayıcı&#8221; (örneğin, ne olduğuna dair notlar) hem de &#8220;yansıtıcı&#8221; (yani deneyimleriniz, önsezileriniz, yorumlarınız ve öğrendikleriniz hakkında notlar) notları ekleyin. Protokolde gözlem tarihi, yeri ve saati gibi bilgilere de yer verilmelidir. Aşağıda olası afet sonrası saha gözlem protokolü olarak kullanılabilecek örnek bir tablo bulunmaktadır. Bu tablo örnek niteliğindedir, geliştirilebilir. Her nitel saha araştırmasında olduğu gibi afet sonrası da her saha kendine özgü özellikler taşıyacağından standart tek bir gözlem formundan bahsetmek mümkün değildir. Yapılandırılmış bir gözlem yapmak için sahadaki araştırmacı için bir başlangıç noktası olarak kabul edilebilir. Tablodaki her bir öge, gözlemcinin sahadaki gereksinimine göre değiştirilebilir.</p>



<figure class="wp-block-table"><div class="pcrstb-wrap"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong></strong><strong>&nbsp;</strong></td><td>&nbsp;</td><td><strong>Açıklayıcı Notlar</strong></td><td><strong>Yansıtıcı Notlar</strong></td></tr><tr><td rowspan="4"><strong>Tanımlayıcı Bilgiler</strong></td><td>Doktorun adı</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Gözlemin tarihi ve saati</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Gözlemin yeri</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Duruma Genel Bakış</strong></td><td>Afetin kısa açıklaması (örneğin deprem , sel, yangın)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Etkinin kapsamı ve ölçeği (örneğin etkilenen kişi sayısı, fiziksel hasar)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Hasta Demografisi</strong></td><td>Gözlemlenen veya tedavi edilen hasta sayısı</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Yaş, cinsiyet ve diğer ilgili demografik bilgiler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="4"><strong>Sağlık Koşulları</strong></td><td>Yaygın yaralanmalar (örneğin kırıklar , yırtılmalar, yanıklar)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Akut tıbbi durumlar (örneğin , solunum sıkıntısı, kardiyak olaylar)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Kronik durum alevlenmeleri (örneğin , diyabet, hipertansiyon)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Ruh Sağlığı Gözlemleri</strong></td><td>Travma veya psikolojik sıkıntı belirtileri</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Davranışsal sağlık ihtiyaçları</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="4"><strong>Mevcut ve İhtiyaç Duyulan Kaynaklar</strong></td><td>Mevcut tıbbi malzeme ve ekipmanlar mevcut</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Kıtlıklar veya kritik ihtiyaçlar (örneğin ilaçlar , bandajlar, serum sıvıları)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Personel seviyeleri ve gereksinimleri</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Çevre Koşulları</strong></td><td>Gözlem alanındaki güvenlik endişeleri (örneğin , yapısal hasar, kirlenme)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Erişilebilirlik sorunları (ör . kapalı yollar, kesintiye uğrayan kamu hizmetleri)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Acilen Alınan Önlemler</strong></td><td>Yerinde uygulanan tedaviler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Triyaj süreçleri ve önceliklendirme kararları</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Koordinasyon ve İletişim</strong></td><td>Diğer tıbbi ve acil müdahale ekipleriyle etkileşimler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Yerel hastaneler, klinikler ve yardım kuruluşlarıyla koordinasyon</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="4"><strong>Öneriler</strong></td><td>Derhal harekete geçilmesi gerekiyor (örn . tahliye, ilave personel)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Uzun vadeli takipler ve önleyici tedbirler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Gelecekteki yanıtlar için önerilen iyileştirmeler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td rowspan="3"><strong>Ek Notlar</strong></td><td>Yukarıdaki kategorilerin kapsamına girmeyen gözlemler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Genel değerlendirmeye yardımcı olabilecek (varsa) kanıtlar veya kişisel düşünceler</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr></tbody></table></div></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç</strong></h2>



<p>Nitel araştırmalar sağlık araştırmaları alanında geniş olanaklara sahiptir. Nicel yaklaşım kullanılarak açıklanamayan çok çeşitli olgular nitel bir yöntem kullanılarak derinlemesine araştırılabilir ve ortaya konulabilir. Nitel veriler doğası gereği gerçek ortamda ve olayların oluşu sırasında toplandığı için afet sonrası süreçlerde yararlanılabilecek araştırma yöntemleridir. Afet sonrası karmaşık süreçte saha çalışmalarından elde edilecek saha gözlem raporlarıyla uzmanların sahadaki deneyim ve içgörüleri, afetlerin etkilenen nüfus üzerindeki acil ve uzun vadeli sağlık etkilerinin azaltılması ve afetten etkilenen topluluklar için iyileştirme çabalarının kolaylaştırılması açısından yaşamsal bir rol oynamaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kaynaklar</strong></h2>



<ol class="wp-block-list">
<li>Sorrell JM (2013). Qualitative research in clinical nurse specialist practice. Clin Nurse Spec., 27:175–8.</li>



<li>Creswell, J. W. (2009).&nbsp;Research design: Qualitative, quantitative, and mixed methods approaches&nbsp;(3rd ed.). Sage Publications.</li>



<li>Morse, J. M. (2015). Qualitative health research: One quarter of a century. Qualitative Health Research, 25(1), 3-4.</li>



<li>Mukherji, A., Ganapati, N. &amp; Rahill, G.. (2014). Expecting the unexpected: Field research in post-disaster settings. Natural Hazards. 73. 805-828.</li>



<li>Pyo, J., Lee, W., Choi, E. Y., Jang, S. G., Ock, M. (2023). Qualitative Research in Healthcare: Necessity and Characteristics. Journal of Preventive Medicine and Public Health, 56(1), 12–20.</li>



<li>Tavakol M, Sandars J. (2014) Quantitative and qualitative methods in medical education research: AMEE Guide No 90: Part I.&nbsp;Med Teach.&nbsp;36:746–56.&nbsp;</li>



<li>Munhall, P.L. (2007) Nursing&nbsp;Research&nbsp;A&nbsp;Qualitative&nbsp;Perspective. 4th Ed., Jones &amp; Bartlett Publishers.</li>



<li>Creswell JW (2013) Qualitative Inquiry &amp; Research Design: Choosing among Five Approaches (3rd ed) California: SAGE.</li>



<li>Denzin NK, Lincoln YS. (2005) The Sage Handbook of Qualitative Research. Thousand Oaks: Sage.</li>



<li>Patton, M. Q. (2015). Qualitative Research &amp; Evaluation Methods: Integrating Theory and Practice. SAGE Publications.</li>



<li>Yildirim, A. Simsek, H. (2011). Sosyal bilimlerde nitel araştırma yöntemleri (8th baskı). Seçkin Yayınevi.</li>



<li>Hatch, J. A. (2023). Doing qualitative research in education settings. State university of New York press.</li>



<li>Creswell, J. W. (2016). 30 essential skills for the qualitative researcher. Thousand Oaks, California, SAGE.</li>



<li>Bailey, C. (2018). A guide to qualitative field research. (Vols. 1-0). SAGE Publications.</li>
</ol>
</div>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/saha-raporlarinin-afetlerdeki-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afetlerde Göçmen Etkisi Ve Dil Bariyeri</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetlerde-gocmen-etkisi-ve-dil-bariyeri/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetlerde-gocmen-etkisi-ve-dil-bariyeri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa İpek]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2024 07:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[dil problemi]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1570</guid>

					<description><![CDATA[Kişilerin bulundukları yerden başka bir yere taşınması veya yerleşmesi anlamına gelen göç, genelde farklı coğrafî bölgeler asındaki yer değişikliğini belirtmek için kullanılır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kişilerin bulundukları yerden başka bir yere taşınması veya yerleşmesi anlamına gelen göç, genelde farklı coğrafî bölgeler asındaki yer değişikliğini belirtmek için kullanılır. Uluslararası Göç Örgütü (IOM, International Organization for Migration) Göç Terimleri Sözlüğünde göç terimini; “<em>Bir kişi ya da bir grup insanın bulundukları ülke içinde ya da ülke sınırlarını aşarak başka ülke topraklarında ikamet etmesi</em>” olarak tanımlamıştır (<em>IOM, 2019</em>).</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="605" height="340" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image.png" alt="" class="wp-image-1571" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image.png 605w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-300x169.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-100x56.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-585x329.png 585w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></figure>



<p>Kaynak: <a href="https://www.sozcu.com.tr/deprem-bolgesinden-buyuk-goc-wp7594311">https://www.sozcu.com.tr/deprem-bolgesinden-buyuk-goc-wp7594311</a></p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Göç Çeşitleri</strong></h2>



<div class="wp-block-group"><div class="wp-block-group__inner-container is-layout-constrained wp-block-group-is-layout-constrained">
<ul class="wp-block-list">
<li>Gerçekleşme nedenine göre<ul><li>gönüllü göç</li></ul>
<ul class="wp-block-list">
<li>zorunlu göç</li>
</ul>
</li>



<li>Hedef yerine göre<ul><li>iç göç</li></ul>
<ul class="wp-block-list">
<li>dış göç</li>
</ul>
</li>



<li>Yasal durumuna göre<ul><li>düzenli göç</li></ul>
<ul class="wp-block-list">
<li>düzensiz göç</li>
</ul>
</li>



<li>Hacmine göre<ul><li>bireysel göç</li></ul>
<ul class="wp-block-list">
<li>kitlesel göç</li>
</ul>
</li>



<li>Süresine göre uzun<ul><li>vadeli göç</li></ul>
<ul class="wp-block-list">
<li>kısa vadeli göç</li>
</ul>
</li>
</ul>



<p>Türkiye, son zamanlarda göç yönetimi ile ilgili ileri düzey planlama ve politika geliştirme çabalarını artırmıştır. Göç ve mülteci koordinasyonu, 2013 yılında kurulan Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yapılmaktadır. Türkiye, uluslararası koruma ihtiyacı olan sığınmacıları ve göçmenleri kabul etmektedir. Özellikle Suriyeli sığınmacıların büyük çoğunluğu Türkiye’de bulunmaktadır. Türkiye bu göçmen kabullerini yaparken dil kursları, eğitim olanakları ve istihdam destekleri gibi hizmetleri de sunmaktadır. Ayrıca göç yönetimi ve sığınma konularında diğer ülkeler ve uluslararası toplumla işbirliği yapmaktadır.</p>



<p>Dünya çapında 258 milyondan fazla uluslararası göçmen bulunmaktadır. Özel durumları nedeniyle bir salgın veya afet sırasında acil bakıma ihtiyaç duyan en savunmasız kişiler göçmenler ve mültecilerdir. Çoğu ülkede hiçbir veri tabanı bu kişiler hakkında güvenilir, güncel ve doğru istatistikler sağlamamaktadır. Mülteciler genellikle sınır dışı edilme korkusu nedeniyle savunmasızlıklarını ifade etmekten ve hizmet almaktan çekinmektedir. Zaten mülteci olarak kırılganlığı olan biri aynı zamanda afetzede, kadın, yaşlı, çocuk veya engelli olabilir. &nbsp;</p>



<p>Mart 2024’te Mohammad Mahdi Doust Mohammadi ve ark. Yaptığı bir çalışmaya göre mültecilerin karşılaştığı temel zorluklardan bazıları dil problemi, duygusal ve sosyal destek eksikliği ile kalabalık yerlerde yaşamak gibi sosyoekonomik sorunlardır.</p>



<p>Japonya’da 2022’de afetlerden bağımsız olarak yapılan bir çalışmada 3. basamak bir hastanenin acil bakım merkezine başvuran Japon ve göçmen hastalar arasında karşılaştırma yapılmış. Göçmen hastaların yanık, bulaşıcı hastalık ve anafilaksiye yakalanma oranları daha fazla çıkmış. Ancak hastaların hastanede kalma süreleri açısından bir farklılık yokmuş. Bu durumu afet zamanı için düşündüğümüzde bu durumun çok daha kötü bir duruma evirileceğini tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek.<strong></strong></p>



<p><em>Afetlerde ‘görünür olmak’ göçmenler için diğer bireylere nazaran çok daha zordur.</em> Zira kırılgan gruplardan olan göçmenler için, özellikle yetişmiş bireylerin ve özellikli kurumların afetlerde yardımı gereklidir.</p>



<p>Ülkemizde 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremin etkilerinin en çok hissedildiği yerler, aynı zamanda mülteci ve göçmen nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehirlerdir. Resmi kayıtlara göre, deprem bölgelerinde Geçici Koruma Statüsüyle (GKS) bulunan Suriyelilerin nüfusu 1.738.035 olarak kayıtlara alınmıştır. Yani kayıtlı GKS sahibi Suriyeli göçmenlerin neredeyse yarısı. Bazı baroların ve sivil toplum örgütlerinin ilk tuttukları raporlara göre 6 Şubat depremi sonrasında göçmenlerin görünmez olarak değerlendirildiği ve ayrımcılığa maruz bırakıldıkları tespit edilmiş.</p>



<p>Afetlerde çoğu zaman görmezden gelinen ya da ayrımcı söylemlere maruz bırakılan mülteci ve göçmenlerin durumunu tespit etmek amacıyla bazı raporlar kaleme alınmış. Göç araştırma derneğinin yazdığı ilk durum tespit raporlarına göre afetlerde göçmenlerin karşılaştığı 2 ana problemin <em>nefret söylemi/düşmanlaştırma</em> ve <em>barınma</em> olduğu belirlenmiş. Her iki sorunun <em>bireylerin afetten sonra göç ettikleri yerlerde ayrışma ve ötekileştirmeye yol açabileceği belirtilmiş.</em></p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bir Göçmen Problemi Olarak ‘Barınma’</strong></h2>



<p>Barınma başta olmak üzere yaşanılan çoğu soruna acil kamusal yanıtların alınmadığı zamanlarda, afetzedeler kendi sorunlarını kendi kaynaklarını kullanarak çözmek zorunda kalırlar. Geçmiş afetlerde; özellikle yurt dışına yoğun göç vermiş bölgelere, yurt dışında organize olmuş kişiler tarafından çok sayıda yardım iletildiği tespit edilmiş. Nefret söylemlerine maruz kalmamak için afetlerde barınmaya çalışırken <strong>‘görünmez olmaya’</strong> çalışan göçmenlerin olduğu da tespit edilen durumlardan biridir. Buna örnek olarak 6 Şubat depreminden sonra geçici tarım işçisi olarak çalışan Suriyeli bazı ailelerin barınma sorununu çözmek için çalıştıkları seralarda, sağlığa uygunluk koşullarının kötü olmasına aldırış etmeden kaldıkları tespit edilmiştir. Öte yandan Suriyeli göçmenlerin daha önce savaş deneyimi yaşadıkları ve bu durumun onları daha dayanıklı hâle getirdiği, daha önce evsiz oldukları için kolayca afetlerde paniğe kapılmadan soğukkanlılığını koruyarak, mantıklı hareket etme yeteneği kazandıkları ve zor koşullara daha iyi uyum sağladıkları tespit edilen durumlardan biridir. Yine çadır kentlere yerleşimde önceliğin mülteci göçmenler olmadığını, olsa da çadır kentlerin biraz daha arka tarafında daha izole kaldıklarını veya yerleştikten sonra yaşadıkları ayrımcılık ve nefret söylemleri üzerine çadır kentleri terk eden çok sayıda depremzede mülteci olduğu 6 Şubat depremi sonrası yayınlanan ilk raporlarda tespit edilmiş.</p>



<p>Barınma sorunu ile karşılaşan çocuk, engelli, kadın, yaşlı ve göçmen gibi kırılgan gruplara dâhil bireyler özel ve özgün ihtiyaçlarının karşılaması için çareyi tekrar göç etmekte bulabilirler.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Dil Bariyeri</strong></h2>



<p>Ülkelerin çoğunun mevcut afet ve acil durum müdahale planlamaları, kısıtlı İngilizce bilgisine sahip (Limited English Proficiency – LEP) toplulukların gereksinimlerini yeterince karşılayamamaktadır. Dil ve kültürel farklılıkların karmaşıklıkları, ilk müdahale ekiplerinin ve acil durum sağlayıcılarının LEP topluluklarına ulaşmalarında ciddi engeller oluşturmaktadır. LEP popülasyonları, direktifleri ve uyarıları anlama olasılıkları daha düşük olduğundan artan bir savunmasızlığa sahiptir. Bu konu ile ilgili özel eğitilmiş tıbbi tercümanlar, LEP toplulukları ile kültürel ve dilsel bağlantı kurabilirler. Amerikan toplum anketi verilerine göre Washington Eyaleti&#8217;nin en kalabalık ilçesi olan King County&#8217;de, 5 yaş ve üzeri kişilerin %21,7&#8217;si evde İngilizce dışında bir dil konuşmaktadır. LEP popülasyonları için afet hazırlığı, planlaması ve müdahalesinin yeterince ele alınmasındaki boşluk, 2005’teki 1836 kişinin ölümüne neden olan Katrina Kasırgası (Amerika Birleşik Devletleri)  göz önüne alındığında özellikle kritiktir. Katrina Kasırgasında tahliye planlarının bazı nüfus gruplarının (göçmen, LEP popülasyonları vb.) demografik ve sosyal özellikleri dikkate alınmadan devreye sokulması neticesinde, zarar görebilir grupların tahliyesinin yapılamaması, merkezi hükümet ve sorumlu kurum FEMA’nın (Federal Emergency Management Agency) büyük bir zafiyeti olarak değerlendirilmiştir.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="605" height="284" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-1.png" alt="" class="wp-image-1572" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-1.png 605w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-1-300x141.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-1-100x47.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-1-585x275.png 585w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></figure>



<p>Kaynak: <a href="https://www.trthaber.com/haber/dunya/dunyayi-sarsan-olaylar-katrina-kasirgasi-336485.html">https://www.trthaber.com/haber/dunya/dunyayi-sarsan-olaylar-katrina-kasirgasi-336485.html</a></p>



<p>Özellikle Kasırga güzergâhındaki Latinolar arasında, yaklaşan fırtına hakkında bilgi edinme ve tahliye veya acil barınaklara ulaşmadaki engeller arasında yetersiz İngilizce düzeyi ve bireysel ulaşım eksikliği mevcut olduğu rapor edilmiştir. Ayrıca sınır dışı edilme korkusu veya tehdidi, belgesiz veya statüsüz Latino göçmenler arasında yardım ve destek aramanın önündeki bir diğer bildirilen engeldi.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ülkemizde Afet Bölgelerinde Dil Bariyeri Nasıl Aşılmaktadır?</strong></h2>



<p>Ülkemizde afet durumlarında çeviri gereksinimi için akla ilk Afette Rehber Çevirmenlik (ARÇ) gelmektedir. 1999 Marmara depreminden sonra yurt dışından gelen yabancı arama kurtarma ekipleri ve yardım kuruluşları ile uluslararası iletişimi sağlamak için kurulan ARÇ, İstanbul Üniversitesi Çeviri Bilim Bölümü girişimiyle Çeviri Derneği’nin çatısı altında 2001 yılında kuruldu. ARÇ gönüllülük esasına dayanarak çalışmaktadır. 2011 yılında Van Depremi sonrası ARÇ’lerin görünen faydalarından dolayı il AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) kurumları kendi bünyesinde çevirmenler istihdam etmeye başlamıştır.</p>



<p>Diyarbakır Tabip Odası tarafından yeterli seviyede Türkçe bilmeyen hasta ile iletişimin sağlanabilmesi için doktorun Kürtçe de sağlık hizmeti sağlaması amacıyla 227 sayfalık <em>Kürtçe Anamnez </em>adlı dilbilgisi, hasta öyküleri, sözlük gibi başlıklar içeren iki dilli bir kitap yayımlanmıştır. Ancak hiç Kürtçe bilmeyen bir hekimin bu tıbbi çeviri kitabını okuyup hastalarla ne derece iletişime geçebileceği ise tartışma söz konusudur. Sağlık Bakanlığı’nın 2012’de Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü çatısı altında kurulan Uluslararası Hasta Destek Birimi’nin hizmete girmesiyle sağlık çevirileri için kurumsallaşma süreci başlanmış oldu. Ayrıca Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan 444 47 28 telefon hattı üzerinden 7 gün 24 saat İngilizce, Almanca, Arapça, Rusça, Farsça ve Fransızca gibi birçok dilde çağrı hizmeti veren Uluslararası Hasta Destek Hattı mevcuttur. Aynı zamanda ülkemizdeki Suriye’den göç etmiş kişilere koruyucu sağlık hizmetleri ile temel sağlık hizmetlerini daha etkin ve verimli bir şekilde sunabilmek, dil ve kültür bariyerinden kaynaklanan sorunları aşabilmek, sağlık hizmetlerine erişimi artırabilmek için bu kişilerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde, <em>Göçmen Sağlığı Merkezleri</em> kurulmuştur. Sağlık Bakanlığı’nın Sıhhat Projesi bilgilendirme sayfasında Suriyelilerin sağlık hizmetlerine erişimi artırıldığı, Sıhhat Projesi kapsamında göçmen nüfusun yoğun olduğu 29 ilde 177 Göçmen Sağlığı Merkezi faaliyetlerini sürdürdüğü ve 790 Göçmen Sağlığı Biriminin kurulması planlandığı belirtilmektedir. Göçmen sağlığı merkezleri genelde ağırlıklı olarak 1. basamak sağlık merkezi olarak çalışmaktadır.</p>
</div>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="605" height="308" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-2.png" alt="" class="wp-image-1573" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-2.png 605w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-2-300x153.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-2-100x51.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/09/image-2-585x298.png 585w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Peki Ne Yapılması Gerekir?</strong></h2>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p><strong>Öneriler;</strong></p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Göçmenlere özel halk sağlığı kampanyaları ve onlara ulaşılabilecek bir platformda duyurular yapılmalı.</li>



<li>Küresel göçmen nüfusu artmaya devam edecek. Ev sahibi ülkeler, gelecekteki afetler sırasında halkın refahını korumak için kurumlara olan güveni arttırmak adına eğitime destek vermek için yeterli sağlık tanıtım kampanyalar koordine edilmeli.</li>



<li>Bürokrasiye ulaşılabilirlik kolaylaştırılmalı.</li>



<li>Göçmen afetzedelerle birlikte toplum temelli sağlık ve dil eğitimi programları geliştirerek, toplum-katılımlı bir ortaklık oluşturma süreciyle, kuruluşlar ve topluluklar oluşturulmalı.</li>



<li>Ülkelerin anadilleri dışındaki bir dili konuşan popülasyonlar için acil planlama tatbikatları, masa üstü tatbikatlar ve hastane afet tatbikatları gibi ihtiyaçları karşılamaya yönelik bir yaklaşım sergilenmeli.</li>



<li>Ülkeler anadilleri dışındaki bir dili konuşan popülasyonları için Tıbbi Tercüman yetiştirmeli.</li>



<li>Sağlık çevirmenlerini eğitmek üzere üniversiteler büyük bir görev bilincinde çalışmalı.</li>



<li>Sadece ülkemize göç eden topluluklar değil ayrıca Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ikamet eden ve Türkçe dışında sadece Kürtçe, Zazaca ve Arapça gibi dilleri konuşan kişilere de bu minvalde çeviri hizmeti verilmelidir.</li>



<li>Göçmen Sağlığı Merkezleri sayıca yeterli hale getirilmeli ve buralarda çalışan personel sayısının iyileştirilmelidir.</li>
</ol>
</div>
</blockquote>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading"><strong>K</strong>aynakça</h2>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-68afab4e wp-block-group-is-layout-flex">
<p>1. Duruel, Mehmet. &#8220;Afetlerde göçmen olmak: 6 Şubat depremi Hatay örneği.&#8221; Mukaddime 14.2 (2023): 227-255.</p>



<p>2.Semerci, Pınar Uyan, et al. &#8220;Deprem bölgesinde göçmen/sığınmacı/mülteci olmak.&#8221; Reflektif Sosyal Bilimler Dergisi 4.2 (2023): 469-483.</p>



<p>3. Wang, Cheng, et al. &#8220;Disease knowledge and attitudes during the COVID-19 epidemic among international migrants in China: a national cross-sectional study.&#8221; International Journal of Biological Sciences 16.15 (2020): 2895.</p>



<p>4. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Katrina_Kas%C4%B1rgas%C4%B1">https://tr.wikipedia.org/wiki/Katrina_Kas%C4%B1rgas%C4%B1</a></p>



<p>5. Düzel, Mehmet , Yüksek Lisans Tezi: Türkiye’deki Sağlık Çevirmenlerinin Rol Belirsizliği Ve Rol Çatışması: Antalya, Ankara Ve İstanbul’da Bulunan Sağlık Çevirmenlerinin Erving Goffman’ın Rol Modeli Eşliğinde İncelenmesi.</p>



<p>6. Nepal, V., Banerjee, D., Slentz, M., Perry, M., &amp; Scott, D. (2010). Community-based participatory research in disaster preparedness among linguistically isolated populations: A public health perspective. Journal of empirical research on human research ethics, 5(4), 53-63.</p>



<p>7. Baechler, N. C. (2018, May). Afet risk ve zarar azaltmada iletişim stratejisinin rolü. In 2nd International Symposium on Natural Hazards and Disaster Management, Sakarya University Culture and Congress Center, Sakarya-Turkey 04-06 May 2018.</p>



<p>8. Doust Mohammadi, M. M., Salmani, I., &amp; Farahmandnia, H. (2024). Social vulnerabilities among immigrants and refugees in emergencies and disasters: a systematic review. Frontiers in Public Health, 11, 1235464.</p>



<p>9. <a href="https://www.trthaber.com/haber/dunya/dunyayi-sarsan-olaylar-katrina-kasirgasi-336485.html">https://www.trthaber.com/haber/dunya/dunyayi-sarsan-olaylar-katrina-kasirgasi-336485.html</a></p>



<p>10. Küçük, A. (2020). TÜRKİYE’DE GÖÇ VE SAĞLIK POLİTİKALARI ANALİZİ:“SIHHAT PROJESİ” ÖRNEĞİ. Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 20(47), 473-496.</p>



<p>11. Ishii, E., Nawa, N., Matsui, H., Otomo, Y., &amp; Fujiwara, T. (2022). Comparison of disease patterns and outcomes between non-Japanese and Japanese patients at a single tertiary emergency care center in Japan. Journal of Epidemiology, 32(2), 80-88.</p>



<p>12. Messias, D. K. H., Barrington, C., &amp; Lacy, E. (2012). Latino social network dynamics and the Hurricane Katrina disaster. Disasters, 36(1), 101-121.</p>
</div>
</div>
</div>
</div></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/afetlerde-gocmen-etkisi-ve-dil-bariyeri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beklenen İstanbul Depremi Ve Acil Tıp</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/kutlama-ve-anma/beklenen-istanbul-depremi-ve-acil-tip/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/kutlama-ve-anma/beklenen-istanbul-depremi-ve-acil-tip/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Ferudun ÇELİKMEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Aug 2024 05:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlama ve Anma]]></category>
		<category><![CDATA[17 agustos]]></category>
		<category><![CDATA[acil tıp]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afet tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[marmara depremi]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=1553</guid>

					<description><![CDATA[Neden “Beklenen İstanbul Depremi”? İstanbul, son yıllarda öylesine büyüdü, öylesine betonlaştı ki, bina stokunun yenilenmesini, deprem dirençli konutlarla değişimi beklerken; önüne gelenin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong><em>Neden “Beklenen İstanbul Depremi”?</em></strong></h2>



<p>İstanbul, son yıllarda öylesine büyüdü, öylesine betonlaştı ki, bina stokunun yenilenmesini, deprem dirençli konutlarla değişimi beklerken; önüne gelenin inşaat yaptığı, kentsel dönüşüm yerine rantsal dönüşümün alıp başını gittiği bir yer hâline geldi. Kent göz göre göre büyük bir yıkımı bekliyor. Özellikle 1999 öncesi inşa edilen binalar günümüzde kendiliğinden yıkılmaya başladı desek yalan olmaz. Dünyanın en gözde kentlerinden olan İstanbul, başta KAF gibi bilinen fay hatlarının bileşenlerine çok yakın, hatta yeni banliyöleri ile direk üzerinde yer almakta.<sup>1</sup> 1999 Marmara depreminde yıkımların ve can kayıplarının olduğu Avcılar’da, 17 Ağustos’ta günün ilk ışıkları ile birlikte başlayan A/K (Arama –Kurtarma) çalışmalarında, 26 vatandaşımızı enkaz altından kurtaran ekibin bir üyesiydim. İstanbul’un birçok semtinin, gerek zemin gerekse de bina inşaat kalitesi olarak, deprem açısından çok riskli olduğunu, 1999 depremi sonrası görevlendirme ile birçok ilçede yaptığımız incelemelerde tespit ettik, konun uzmanları da riskin büyüklüğünü belirtmektedirler.</p>



<p>Maalesef 1999 sonrası çıkarılan ve kâğıt üzerinde oldukça iyi hazırlanmış deprem yönetmeliğine rağmen gerek denetim gerekse de yönetimsel hatalardan dolayı; dere yatağı, kurutulmuş bataklık, deniz dolgusu gibi zeminlere, kimi yerde de büyük bir ihtiras ve açgözlülükle deprem gerçeğini umursamazca yapılan deprem dirençsiz, kötü binaların, beton duvarlardan oluşan dikey mimarinin alıp başını gitmesi, “ <em>Beklenen İstanbul Depremi</em>” farkındalığının önemini vurgulamamızı gerektirmekte.</p>



<p>Yıllardır vurgulamaya çalıştığımız “Doğal Afet”” deyiminin yanlışlığı üzerine Birleşmiş Milletler Afet Riskini Azaltma Ofisi (United Nations Office for Disaster Risk Reduction – UNDRR) güzel bir tanımlama getirmiş; <em>“<strong>Bir tehlike ancak toplumu veya topluluğu etkilediğinde afet haline gelebilir. Tehlike doğaldır, afetler değildir” </strong>(A hazard can only become a disaster once it impacts on society or community. A hazard is natural, disasters are not)</em>.<sup>2</sup></p>



<p>İstanbul’un bulunduğu coğrafyada tarihsel yıkımlara yol açmış KAF (Kuzey Doğu Anadolu Fay Hattı) gibi devasa kırıklar vardır. KAF başta olmak üzere yer kabuğunun kilometrelerce derinine inen bu kırıklar; stratigrafik gerçekler, tarihsel veriler ve istatistiksel öngörüler ışığında Türkiye’nin bu en kalabalık ve en stratejik kenti için tehlike oluşturmaktadır. Bu tehlikeyi afete dönüştürecek olan ise gerek yer seçimi gerekse de kötü bina stoku ile sonuçlanan imar hataları başta olmak üzere yıllardır süregelen kentsel yanlışlardır.</p>



<p>Birçok semtte bina stoku eski ve deprem direnci düşük yapılar ağırlıklı. Kentsel dönüşüm ve binaların yenilenmesi, merkezi idare ve yerel yönetim cephesinde yavaş ilerliyor. İnsanlar ya çaresizlikten ya da son depremin trajedilerini unuttuklarından binalarının yenilenmesinin aciliyetini önemsemekten uzaklar, sürekli öteliyorlar. Depremin randevusu ise yok maalesef!</p>



<p>Bunlara bir de ekonomik kriz ve kamu yatırımlarının 6 Şubat deprem bölgesine öncelikle aktarılması eklenince İstanbul da hastane yenilenmeleri de durma noktasına geldi. İstanbul’da birçok hastane halen tarihi binalarında hizmet vermekte. 1999 öncesi yapılan ve o zamanın yönetmeliğine göre inşa edilmiş yakın tarihin hastanelerinde de deprem direnci açısından sıkıntılar var. Hastaneler gibi 24 saat kesintisiz hizmet veren ve içerisinde deprem esnasında bir yere kıpırdayamayacak hastalar olan yapıların deprem direncinin yüksek olmasından başka çaresi yok.</p>



<p>Son dönemde gündeme gelen sismik izolatörler 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde ayakta kalan hastanelerin de deneyimiyle en azından yeni yapılan şehir hastaneleri gibi yapılar da mutlak gözetilmesi gereken bir konu. Zira bilinen ve bilinmeyen diri fay hatları ile ülkemizin her yöresi gibi İstanbul da deprem bölgesi. Ve maalesef İstanbul’un finans, sanayii, ekonomi vs birçok kritik saha gibi sağlık alanında da ülkenin hassas merkezi olması, başta 24 saat hizmet veren hastaneler olmak üzere, insanların toplu olarak bulundukları mekânları çok sağlam yapmayı zorunlu kılmakta.</p>



<p>Büyük afetlerde cadde ve sokaklara yıkılan binalar, üst geçitlerin çökmesi, yolların yarılması gibi alt yapıyı tahrip eden durumlarda kara yolu ile hasta transferi imkânsız hâle gelmektedir. Aynı nedenlerle sağlık personelinin özellikle İstanbul gibi büyük kentlerde çalıştıkları sağlık kurumuna ulaşması da zor hatta olanaksız olabilir. İstanbul gibi bir deniz şehrinin deprem sonrası ulaşımda denizi mutlak kullanması gerekir. 17 Ağustos 1999 Marmara depreminde onlarca yaralı depremzede o zaman çalıştığım hastanenin deniz ambulansı sayesinde kara yolu ile ulaşımın mümkün olmadığı Yalova-Çınarcık bölgesinden hastanemize getirilmiş ve sağaltımları sağlanmıştır. Yine 12 Kasım 1999daki Düzce Depreminde TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) envanterinde bulunan UH60 (Sikorsky diye bilinir) ve Eurocopter AS332 (Süper Puma) gibi gece görüş sistemi bulunan helikopterlerle, enkazdan çıkarılan çok sayıda yaralı başta Crush sendromundan kurtarılabilmek için diyaliz imkanı olan hastanelere ve yine kış ortamı nedenli devrilen soba yanıkları için yanık merkezlerine nakledilebildiler. Ama ne yazık ki Düzce – Bolu bölgesinden stadyum benzeri alanlardan alınan bu yaralıları ancak o zamanki GATA Hastanesi ve 1. Ordu Selimiye Kışlasındaki büyük helikopter pistlerine indirebilmek mümkün oldu. Yine arada kara transferi gerekti.</p>



<p>İstanbul’da 1999’dan 25 Yıl sonra bugün hâlâ uzman hekimlerin, akademisyenlerin bulunduğu son derecede donanımlı “deniz kenarı“ hastanelerde dahi denizden hasta alınabilecek yanaşma iskeleleri, yeni yapılan Şehir ve Üniversite hastaneleri dahil çoğu hastane de çok sayıda hastayı nakledebilecek çift palli (üstteki büyük pervane) CH 47 ve yine büyük palli UH 60 inişine elverişli helikopter pisti bulunmamakta. 2023 Depreminde yüzlerce yaralının transferinin sağlandığı TSK (Jandarma dahil) envanterinde aynı anda 20 hastayı nakledebilecek (oturur durumda 55 kişi) çift palli CH 47 Chinook helikopterleri bulunmaktaydı. Maliyeti fazla olmayan, havadan hasta nakline imkân veren bu heliportların mutlaka düzenlenmesi gerekmekte.</p>



<p>Acil Tıpçılar, deyim yerindeyse her gün mini afet yaşanan, özellikle çok sayıda hastanın baş vurduğu eğitim ve araştırma hastaneleri başta olmak üzere, hasta yoğun ortamlarda adli süreçlerden de ödün vermeden çalışma konusunda yetkindirler. Son yaşadığımız 6 Şubat depreminde de olduğu gibi hızla deprem bölgesine intikal ederek yaraların sarılmasında büyük rol oynamışlardır. Beklenen İstanbul Depreminde de Acil Tıpçılara çok iş düşeceği kesindir.</p>



<p>Enkazdan depremzede yaralıyı çıkarmak ile kurtarmak arasında ilk ve acil yardımın ötesinde “<strong><em>Afet Tıbbı</em></strong>” bilgisine, deneyim ve uygulama becerisine sahip olmak gerekir. Yaşanan son depremler de göstermiştir ki hastanelerin de yıkıldığı ya da kullanılamaz hale geldiği büyük afetlerde ister TUN (Tıbbi Uç Nokta) ister az hasarlı hastane, isterse de sahra hastanesi gibi geçici sağlık birimleri olsun, eğitimli – deneyimli sağlık profesyonellerinin buralarda yaralı depremzedelerin kendilerine gelmelerini ya da getirilmelerini beklemeleri can kayıplarının artmasına neden olmaktadır. Çünkü iyi niyetle de olsa ileri ilk yardım ve afet tıbbı bilgi ve becerisine sahip olmayan kişilerce hatta arama kurtarma ekiplerince enkazdan çıkarılan kişiler; yanlış ya da eksik yapılan ve hatta hiç yapılmayan zorunlu tıbbi uygulamalar sonrası sadece enkazdan çıkarılmakta ama kurtarılamamakta, sonuçta kalıcı sakatlıklar oluşabilmektedir. Bu nedenlerle afetler de A/K için eğitilmiş ve donatılmış ekipler de mutlaka afet tıbbı bilgisine sahip sağlık profesyonelleri bulunmalı ya da bu elemanların bulunduğu ekiplerle birlikte canlı ihbarı olan enkazlara gidilmelidir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center">Kısaca söylemek gerekirse <strong><em>Acil Tıpçılar enkaza girmeseler bile içinde yaralı, sıkışmış depremzede ihbarı olan enkazlara yakın olmalıdırlar</em></strong><em>.</em></p>
</blockquote>



<p>İstanbul UMKE’nin başında iken geçmiş afet deneyimlerimizin ışığında özellikle Marmara Depremi gibi çok büyük çaplı yıkımlara yol açan depremlerde; enkazlarda imdat çığlıklarını duyduğumuz sıkışmış deprem kurbanlarını çıkarmak için İtfaiye, AFAD, STK, TSK, yabancı arama kurtarma ekiplerini vs beklemedeki çaresizlikten ötürü UMKE bünyesinde de basit kurtarma araç – gereçleri ile donatılmış, <em>UMKE-ATİK (Afetlerde Tıbbi İyileştirme ve Kurtarma) ekiplerini</em> önermiştim. 10 yıl sonra çok büyük yıkıma yol açan Kahramanmaraş depreminde de benzer zorluklar oluşunca UMKE – ATAK ekiplerinin oluşturulmasına karar verildi. Bu ekipler beklenen İstanbul depreminde Acil Tıpçıların da yer alması gereken ekiplerdir.</p>



<p>6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok sıkıntı çekilen konulardan biri de GSM operatörlerinin baz istasyonlarının yıkılan binalarla birlikte devre dışı kalması sonucu mobil haberleşmenin günlerce sağlanamaması olmuştur. İstanbul’da da günümüzde baz istasyonları çoğunlukla deprem direnci sorgulanması gereken eski yapıların üzerinde yer almaktadır. Yakın zaman da ülke genelinde olduğu gibi İstanbul’da da merkezi tek numaradan acil çağrı sistemi hizmeti veren ve başta deprem olmak üzere afetlerde kritik önem sahip 112’ye erişim için baz istasyonlarının mutlak sağlam yapılar üzerine alınması gerekmektedir. Gerek UMKE bünyesinde görev alacak Acil Tıpçılar gerekse de sismik güvenliği sağlanmış Şehir hastaneleri, Üniversite hastaneleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri gibi kurum ve kuruluşlardaki afet ekipleri için; 112, AFAD, TRAC (Telsiz-Radyo Amatörleri Cemiyeti) ile beklenen İstanbul depremi için, kapalı ortak frekans belirlenmesi, GSM Şebekesinin çok büyük olasılıkla devre dışı kalacağı afeti izleyen süreçte yaşamsal önem arz eder.</p>



<p>MTA tarafından yakın zamanda 2023 Şubat ayında güncellenen yeni Türkiye Diri Fay haritasına göre İstanbul ile aynı fay hatları üzerinde olmayan Karadeniz’e kıyısı bulunan yerleşimler afet grup destek iller seçilmelidir.<sup>1 </sup>Deniz yolu ile kara yollarını bypass ederek katamaran feribotlarla oldukça hızlı destek alınabilir (Depremde karayollarının hasarlanma olasılığı yüksektir ve yoğun araç akışına uğrayacaktır).</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="605" height="344" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image.png" alt="" class="wp-image-1554" style="width:778px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image.png 605w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-300x171.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-100x57.png 100w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-585x333.png 585w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></figure>



<p>İstanbul’un 2022’de revize edilen Türkiye Afet Müdahale Planındaki (TAMP)<sup>3 </sup>destek illerin çoğu aynı diri fay hatlarına yakındır ve bu destek il seçimi planının yeniden gözden geçirilmesi şarttır. Örnek vermek gerekirse göçük, deprem gibi afetlerde dar alan kurtarmasında, tahkimat yapmakta çok usta ve yetkin olan taş kömürü ocağı çalışanlarının yoğun yaşadığı ve KAF’dan farklı faylara yakın olan, bugüne kadar İstanbul’u etkileyen depremlerden etkilenmeyen sahil şeridindeki Batı Karadeniz illerinden katamaran gemilerle süratle deniz yoluyla intikal edebilecek ekiplerden destek alınabilir.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="560" height="317" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-1.png" alt="" class="wp-image-1555" style="width:779px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-1.png 560w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-1-300x170.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-1-100x57.png 100w" sizes="(max-width: 560px) 100vw, 560px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p><strong>Magnitüd 7.4 ve üzeri Bir Depremin Gece Olması Durumunda İstanbul’un Risk Durumu:</strong></p>



<p><strong>(Kaynak: İBB – JICA ortak çalışmaları)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>70 – 90 bin ölü, 130 bin ağır yaralı, 400 bin hafif yaralı</li>



<li>2 bin noktada su kaçağı, 30 bin noktada doğalgaz kaçağı, 140 milyon ton enkaz</li>



<li>2 milyon kişi için kurtarma operasyonu</li>



<li>Hastanelerin %85’inde ciddi hasar</li>



<li>İletişim hatlarında kesilme, enerji nakil hatlarında hasar</li>



<li>1 Milyon evsiz aile</li>



<li>Rafineri ve dolum tesislerinde yangın</li>



<li>100 milyar USD dolayında maddi kayıp</li>
</ul>
</div>
</blockquote>
</div>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-ad2f72ca wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="304" height="304" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-4.png" alt="" class="wp-image-1558" style="width:421px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-4.png 304w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-4-300x300.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-4-150x150.png 150w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-4-100x100.png 100w" sizes="(max-width: 304px) 100vw, 304px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="298" height="309" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-5.png" alt="" class="wp-image-1559" style="width:398px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-5.png 298w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-5-289x300.png 289w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/image-5-96x100.png 96w" sizes="(max-width: 298px) 100vw, 298px" /></figure>
</div>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="603" height="837" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/tamp.png" alt="" class="wp-image-1561" style="width:660px;height:auto" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/tamp.png 603w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/tamp-216x300.png 216w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/tamp-72x100.png 72w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2024/08/tamp-585x812.png 585w" sizes="(max-width: 603px) 100vw, 603px" /></figure>



<p></p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading">Sonuç:</h2>



<p>Depremlerde en az zarar görme sağlam zeminde sağlam binada yaşamaya çalışmakla mümkün olmakla beraber; kısa vadede beklenen İstanbul depremine hazırlıkta sağlıkçılar olarak yapabileceklerimizi aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.</p>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p>Acil Tıpçıların bizzat yapabilecekleri ya da içine bulundukları sağlık kuruluşunun sistemini harekete geçirmeleri için bazı öneriler;</p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow" style="flex-basis:100%">
<ol start="1" style="list-style-type:upper-alpha" class="wp-block-list">
<li>Afet Tıbbını öğrenmeli ve en azından UMKE – ATAK bünyesindeki eğitimlere katılarak temel Arama/Kurtarma bilgi ve becerisine de sahip olmalıdırlar.</li>



<li>Deprem anında çalıştığı hastaneye ulaşamayacağını varsayarak en yakınındaki sağlık kuruluşunu da tanımalı, kapasite ve imkânlarını öğrenmelidir.</li>



<li>HAP (Hastane Afet Planları) İstanbul’daki tüm hastaneler için güncellenerek büyük bir depreme karşı gözden geçirilmelidir.</li>



<li>AFAD, UMKE, 112, TRAC gibi deprem başta olmak üzere afetlere yönelik yapılanması olan kurum ve kuruluşlarla afet anında ortak telsiz frekansları belirlenmeli, özel afet röleleri oluşturulmalıdır.</li>



<li>İşletmesi ucuz olsun diye deprem direnci düşük binaların tepelerine konuşlandırılan GSM baz istasyonlarının sağlam yerlere alınması için müracaat edilmelidir.</li>



<li>Deprem kış koşullarında da olabilir. Depremzedelere yardım ederken açık alanda barınmada kullanacağınız uyku, yemek, tuvalet ihtiyaçları içinde kendinize ait 2 – 3 kişilik kamp çadırı, en az -10 konfor derecesine sahip uyku tulumu, alta sermek için mat, portatif wc (wc mahremiyeti için duş çadırı), kafa feneri, su matarası gibi basit malzemeleri araba ya da sağlam bir mekanda hazır bulundurmakta yarar var.</li>



<li>Acil Tıp Uzmanları depremlerde çok önemli olan Sedo-Analjezi konusunda rutin eğitim ve uygulamalarının bir parçası olarak oldukça yetkindirler. Acil Tıp Uzmanları aynı zamanda Periferik Sinir Blokları, sahada cep telefonu – tablet benzeri cihazlarla FAST USG gibi uygulamaları da iyi öğrenmelidirler.</li>



<li>Şehir hastaneleri ve Üniversite hastaneleri başta olmak üzere büyük sağlık kuruluşlarının çok sayıda yaralının getirilmesine olanak sağlayan gece görüş sistemi olan çift palli ve büyük helikopterlerin inişine imkan sağlayan uygun aydınlatmalı, çevresinde yükselti olmayan büyük heliportlara sahip olması sağlanmalıdır.</li>



<li>Bir deniz kenti olan İstanbul’da beklenen deprem sonrası yine eski dinginliğine dönecek deniz üzerinden hasta nakli için başta denize kıyısı olan hastaneler olmak üzere yola yakın hastane erişimleri için sahillere yanaşma iskeleleri yapılmalı. Yerel yönetim bünyesindeki deniz taksisi, katamaran deniz araçlarında gereğinde sedye sabitlenecek aparatlar bulundurulmalı.</li>



<li>Depremlerde baş-boyun travmaları ve solid organ yaralanmalarından sonra en çok can kaybına yol açan Crush Sendromunun sağaltımında altın standart olan erken dönem intermittant hemodiyaliz için diyaliz merkezleri arasında, gerek yetişmiş diyaliz hemşiresi gerek cihaz kapasitesi açısından bir görev gücü ve network oluşturulmalıdır.</li>
</ol>
</div>
</div>
</div>
</div>



<ol class="wp-block-list"></ol>
</div>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<h2 class="wp-block-heading">Kaynaklar</h2>



<div class="wp-block-group is-vertical is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8cf370e7 wp-block-group-is-layout-flex">
<p>1- <a href="https://www.mta.gov.tr/">https://www.mta.gov.tr/</a>&nbsp;&nbsp; MTA Türkiye Güncel Fay Haritaları</p>



<p>2- <a href="http://www.undrr.org/our-impact/campaigns/no-natural-disasters">http://www.undrr.org/our-impact/campaigns/no-natural-disasters</a>&nbsp; UNDRR</p>



<p>3- <a href="https://www.afad.gov.tr/turkiye-afet-mudahale-plani">https://www.afad.gov.tr/turkiye-afet-mudahale-plani</a>&nbsp; AFAD</p>
</div>
</div>
</div>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/kutlama-ve-anma/beklenen-istanbul-depremi-ve-acil-tip/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
