<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Onur KARAKAYALI &#8211; Afet Komisyonu</title>
	<atom:link href="https://tatd.org.tr/afet/author/onurkarakayali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tatd.org.tr/afet</link>
	<description>TATD</description>
	<lastBuildDate>Sat, 15 Oct 2022 14:21:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>BARTIN, AMASRA; YÜREĞİMİZ KÖMÜR KARASI</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/bartin-amasra-yuregimiz-komur-karasi/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/bartin-amasra-yuregimiz-komur-karasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur KARAKAYALI]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2022 14:21:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=593</guid>

					<description><![CDATA[14.10.2022 saatler 18.15’i gösterirken yer altında büyük bir patlama ile hayat bir kez daha durdu. Yürek sızımızın adresi bu sefer Bartın Amasra&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>14.10.2022 saatler 18.15’i gösterirken yer altında büyük bir patlama ile hayat bir kez daha durdu. Yürek sızımızın adresi bu sefer Bartın Amasra maden ocağı. Soma’dan sonra yüreklerimiz hala kömür karası iken bugün Amasra’da  güneş yine karanlığa doğdu. Emeğin, alın terinin simsiyah olduğu emekçilerimiz yer altında ki o büyük patlama ile karanlıkta kaldı. Türkiye’nin dört bir yanında; Balıkesir Odaköy, Zonguldak Kozlu, Edirne Keşan, Şırnak Dağkonak, Karaman Ermenek, Siirt Madenköy, Manisa Soma ve bugünde Bartın Amasra ile yine yüreklerimiz bir kez daha yandı. Yazımıza tüm emekçilerimize başsağlığı dileyerek başlıyoruz. Kelimeler zor dökülürken kalemimizden bugün onları anmak ve gelecekte önlenebilir maden kazalarında olay yeri yönetimi üzerine sizlerleyiz.</p>
<p>Doğal afetler Ülkemizin önlenemez kaderi ancak maden kazalarını tam olarak doğal afet olarak sınıflandırmamak gerekli. Grizu patlaması gibi kısmi önlemez durum olsa da birçok önlem ile maden kazalarını azaltmak elimizde.</p>
<p>Madenlerdeki tehlikelerin başında patlamalar gelmektedir. Metan, etan, propan, bütan ile hidrojen, karbonmonoksit gibi bütün yanıcı gazları bünyesinde bulunduran hava patlayıcı özellik gösterir. Bunların en önemlisi hidrokarbonlar ve özellikle metan olup, metan ile havanın karışımı madencilikte “grizu” olarak isimlendirilir. <strong>Metanın tek başına yanması (metan patlaması) sırasında karbonmonoksit oluşmaz. Ancak metanın yanması kömür tozunun bulunduğu ortamda meydana gelirse, son aşamada kömür tozu patlaması olur ve bol miktarda karbonmonoksit oluşur.</strong></p>
<p>Kömür madenlerindeki kömür damarlarından metan gazı açığa çıkabilmektedir. Bu nedenle madenlerde metan gazı dedektörleri bulunmakta ve metan gazı seviyesi belli bir değerin altında tutulmaya çalışılmaktadır. Madenlerin havalandırılması, metan gazı yoğunluğunun belirli bir seviyenin altında tutulması ve oksijen miktarının belirli bir seviyenin üzerinde tutulması açısından yaşamsal önem taşımaktadır. Madenlerde metan gazı birikmesini engellemek için kullanılan bir diğer yöntem metan drenajlarıdır. Metan drenajı, kömür ocaklarında tabakalardan ocak atmosferi içine nüfuz eden grizunun çalışma alanı dışına atılmasında kullanılan bir yöntemdir.</p>
<p><strong>Kısa Bir Madencilik Tarihi</strong></p>
<p>İnsanoğlu hayati ihtiyaçlarını karşılayabilmek için varoluşunun başından beri tarım ve madenciliğe yönelmiştir. Bu sebeple madenciliğin tarihi insanlık tarihi kadar eskiye dayanmaktadır. Bilinen ilk madencilik faaliyetlerinin kesin bir tarih olmamakla birlikte M.Ö.’ye dayandığı ve bu tarihte insanoğlunun silah ve çeşitli araç gereç yapımı için sileks, çakmaktaşı ve obsidiyen çıkarmaya ihtiyaç duyduğu belirtilmektedir. 1960’lı yıllara kadar kayıtlara geçen ilk madencilik faaliyetinin Sina Yarımadası’nda gerçekleştirilen turkuaz madenciliği olduğu öne sürülmekteydi ancak, 20. Yüzyılın ortasında yapılan keşifler sonucunda ilk madencilik faaliyetinin Svaziland’daki hematit ocağı olduğu ve M.Ö. 43.000 yılında işletildiği sonucuna varılmıştır</p>
<p>Öte yandan Dünya tarihinde oldukça önemli bir yer tutan ülkemizin de içinde bulunduğu Anadolu topraklarında da madenciliğin oldukça eskilere dayandığı bilinmektedir. 1970 yılında gerçekleştirilen Diyarbakır yakınlarındaki Çayönü tepesi arkeolojik kazılarının sonucunda bulunan, bakırdan yapılmış olan araç gereçlerin M.Ö. 6000 yıllarına ait olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda Anadolu’da madencilik faaliyetlerinin M.Ö 6000’li yıllara dayandığı ihtimali düşünülebilirse de kesin olarak işletildiği belirlenen ilk maden işletmesi Tokat Erbaa’daki Kozlu Eski Gümüşlük Madenidir.</p>
<p><strong>Olayın Tanımı</strong></p>
<p>Yirminci yüzyılın ilk yarısındaki maden felaketleri, her kazada yüzlerce ölüme neden oldu. Maden teknolojisi vegüvenliğindeki ilerlemeler, ilk günlerden beri yer altı mesleklerinin tehlikesini büyük ölçüde azalttı, ancak tehlikeyitamamen ortadan kaldırmadı. Daha 2010 yılında, Batı Virginia&#8217;daki Upper Big Branch Madeninde meydana gelen kömür tozu patlamasında 29 madenci öldü. Bu, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde son 40 yıldaki en kötü madencilik felaketiydi.Çin şu anda madencilik ölümlerinde dünyaya öncülük ediyor; 2009 yılında maden kazalarında 2631 madenci öldü, bu sayı sadece 2002&#8217;de 6995 idi.</p>
<p><strong>Bir maden kazasının hemen ardından, mahsur kalan madencilerin ilk önceliği kurtarılana kadar hayatta kalmaktır</strong>. <strong>Hayatta kalmanın önündeki engeller, zayıf iletişim, aşırı karanlık, kapalı alan, hipotermi, toksik atmosfer ve yaralanmaları içerir. Kapana kısılmış madenciler için solunabilir hava, su, yiyecek ve sıhhi tesisler sağlayan şişirilebilir güvenlik odalarının geliştirilmesi gelecekte birçok hayat kurtarabilir.</strong></p>
<p>Herhangi bir kurtarma operasyonunun en zorlu yönlerinden biri, hayatta kalanların varlığını, yerini ve durumunubelirlemektir. Bir afet durumunda maden iletişim sistemleri genellikle hasar görür veya ulaşılamaz. Düşük frekanslı radyodalgaları kayaları delebilir ve mayın çapında alarm ve iletişim cihazları için umut verebilir. Sismik konum belirleyicilerbazı durumlarda kapana kısılmış madencilerin ürettiği titreşimleri algılayabilir.</p>
<p>Ateşleme kaynaklarını yangın veya patlamaları azaltmak için elektriği kapatmak, genellikle bir maden kazasındansonraki ilk eylemdir. Mutlak karanlığa gömülen madenciler, sınırlı süreli, pille çalışan kask ışıklarına güvenmek zorunda kalıyor ve bu da hayatta kalma çabalarını daha da zorlaştırmaktadır.</p>
<p>Soğuk ortam sıcaklıkları, maden operasyonlarından, akiferlerden, yağmurdan veya selden gelen su ile birleştiğinde ıslanan madenciler için büyük bir sorun oluşturur. <strong>Suya daldırma, iletken ısı kaybını beş kata kadar artırarakhipoterminin başlamasını hızlandırır.</strong> Uyarlanabilir hayatta kalma mekanizmaları (örneğin, titreyen termojenez) metabolik ısı üretimini iki ila beş kat artırır, ancak aynı zamanda oksijen tüketimini ve karbondioksit üretimini önemli ölçüde artırır, küçük, hava geçirmez alanlarda büyük bir sorundur. Hipotermi merkezi sinir sistemini baskılar, yargıyı bozar ve uygun hayatta kalma eylemlerinin gerçekleştirilmesini engeller.</p>
<p>Bir madendeki atmosfer birçok gazdan oluşur. İlk madenciler kanaryaları biyolojik atmosfer monitörleri olarak kullandılar çünkü kuşlar nispeten az miktarda zararlı gazlar veya rutubetlere yenik düşüyorlardı. Başlangıçta &#8220;sis&#8221; veya &#8220;buhar&#8221; anlamına gelen Almanca dampf kelimesinden türetilen nemli kelimesi, bir yeraltı madenindeki, genellikle zehirli veya oksijen eksikliği olan herhangi bir gaz karışımını tanımlamak için kullanılan madencilik dilidir. Anoksik bir ortamdakömür veya diğer karbonlu maddelerin ayrışması ve havada %5 ila %15 konsantrasyonlarda bulunduğunda patlayıcıdır.En eski algılama cihazlarından biri olan Davy emniyet lambası, %1&#8217;e kadar düşük konsantrasyonları algılar. Alev rengi ve yüksekliği mevcut metan miktarını gösterir. Düşük oksijen seviyeleri alevi tamamen söndürür. Artık özel kolorimetrik dedektörler kullanılmaktadır.</p>
<p>Afterdamp, bir patlamanın ürettiği gazdır. Neredeyse her zaman, akciğerlerde nitrik asit oluşturabilen nitrojen dioksit cinsinden rapor edilen, tehlikeli miktarlarda karbon monoksit ve nitrojen oksitleri içerir. Stinkdamp veya hidrojen sülfür gazı, karakteristik keskin bir çürük yumurta kokusuna sahiptir. Organik ayrışmanın yan ürünü, maden asidinin kükürt mineralleri üzerindeki etkisi veya kara barut veya dinamit gibi kükürt içeren patlayıcıların yanması, sudaçözünür ve bir maden havuzu çalkalandığında serbest bırakılabilir. Son derece zehirlidir ve siyanüre benzer bir etki mekanizmasına sahiptir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yüksek konsantrasyonlar, sadece birkaç nefesle bilinç kaybı, nöbetler ve ölüme neden olur.</strong></p>
<p>Diğer gazlar arasında pil şarj istasyonlarından gelen yüksek derecede patlayıcı hidrojen gazı; akciğerlerde sülfürik asit oluşturan kükürt dioksit; ve düşük oksijenli bir atmosferde ısıtılan metandan veya kalsiyum karbürün suile etkileşiminden kaynaklanan asetilendir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Madenlerde Meydana Gelen İş Kazaları</strong></p>
<p><strong>Madencilik sektörü iş kazaları ve meslek hastalıklarının en fazla görüldüğü sektörlerdendir</strong>. Ülkemizde maden kazaları denildiğinde öncelikle yeraltı kömür madenlerinde yaşanan kazalar akla gelmektedir <strong>(Tablo 1)</strong>. Ölümcül yaralanmaların yaygın nedenleri arasında çatı çökmesi, kaya düşmeleri, yangınlar, patlamalar, gaz zehirlenmesi, mobil ekipman kazaları ve elektrik çarpması yer alır. Patlama tehlikesi taşımaları, oksijen tüketmeleri ve duman, gaz ve ısı üretmeleri nedeni ile madenlerdeki yangınlar özellikle tehlikelidir. Kömür madenlerindeki patlamaların en sık nedeni metan gazı, kömür tozu veya ikisinin birleşimidir. Maden kazaları ile meydana gelen ölümler dışında, kazalar ve meslek hastalıkları sonucunda sürekli iş göremez duruma gelen kişilerin sayısı da oldukça fazladır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="pcrstb-wrap"><table>
<tbody>
<tr>
<td width="282"><strong>Tablo 1. </strong>Başlıca maden kazası türleri.</td>
</tr>
<tr>
<td width="282">• Grizu patlaması</p>
<p>• Kömür tozu patlaması</p>
<p>• Göçük</p>
<p>• Ocak yangınları</p>
<p>• Su baskını</p>
<p>• Şev kaymaları</td>
</tr>
</tbody>
</table></div>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Grizu Patlaması</strong></li>
</ul>
<p><strong>Grizu, metan gazı ile hava karışımı olarak tanımlanır</strong>. Metan gazının havadaki kontrasyonu %5.4 ile %14.8 arasında olduğunda patlayıcı hale gelir. Genellikle en şiddetli patlama %9-10 arasındaki metan konsantrasyonunda meydana gelir. Grizu yeraltı kömür işletmeleri için en büyük riski oluşturan etmendir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Kömür Tozu Patlaması</strong></li>
</ul>
<p>Yeraltı kömür işletmelerinde sık karşılaşılan bir diğer kaza türüdür. Kömür taneciklerinin boyutunun 0.3 mm altında olması kömür tozu olarak tanımlanır. Kömür tanecikleri sadece yanıcı özelliğe sahipken kömür tozu tutuşmaya ve patlamaya yatkındır. Havada asılı şekilde olan ya da yerde birikmiş olan kömür tozlarının ateşlenmesini sağlayacak bir ısı kaynağının olması durumunda kömür tozu patlaması meydana gelebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Göçük</strong></li>
</ul>
<p>Tahkimatın yetersizliği veya taşıma gücünü kaybetmesi sonucu tavanın çökmesi durumu olarak tanımlanır.</p>
<ul>
<li><strong>Ocak Yangınları</strong></li>
</ul>
<p>Kömür ya da maden ocağı içindeki yanıcı özellikteki malzemelerin alev alması sonucu meydana gelir. Kontrol altına alınamaması durumunda grizu patlamalarına neden olabilir. Kömürün kendiliğinden yanması sonucu ortamda oluşan gazlar zehirlenme ve patlamalara yol açarak birçok madencinin ölümü ile sonuçlanan kazalara neden olmuştur.</p>
<ul>
<li><strong>Su Baskını</strong></li>
</ul>
<p>Yeraltında inşa edilen boşlukların su ile dolması beraberinde göçük riskini de getiren ve gerekli önlemlerin alınmaması durumunda birçok can kaybına neden olabilen maden kazalarından biridir. Su ile temas eden madencilerde hipotermi ve buna bağlı bilişsel değişikler ile su baskını nedenli yeraltı maden ocaklarına ulaşım yollarının kapanması kurtarma sonuçlarını olumsuz olarak etkileyebilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Şev Kaymaları</strong></li>
</ul>
<p>Doğal olarak bulunan ya da madencilik gibi çeşitli alanlarda kullanılmak amaçlı yapay olarak oluşturulan eğimli ya da inişli yamaçlar şev olarak tanımlanır. Şev stabilitesinin bozulması durumunda şevi oluşturan malzemeler aşağı yönde hareket eder ve sonuçta şev kayması ile sonuçlanır.</p>
<p><strong>Maden Kazalarının Yönetimi</strong></p>
<p>Büyük felaketler nispeten nadirdir, ancak ortaya çıktıklarında, kurtarma ekibinden beklenen pratik beceri seviyesi oldukça yüksektir. Maden kazalarında yeraltında bulunan, etkilenen ve/veya yaralanan vakaları tahliye etmek ve tedavi etmek, tüm kurtarma organizasyonları için bir sorundur ve bu tür olaylara yönelik iyi bir planlama yapılmasını gerektirir. Maden kazaları ve kurtarma operasyonları olay öncesi, sırası ve sonrasındaki birçok faktörden etkilenebilmektedir <strong>(Tablo 2)</strong>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="pcrstb-wrap"><table>
<tbody>
<tr>
<td colspan="5" width="649"><strong>Tablo 2.</strong> Maden kazalarına etki eden faktörler.</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="92"></td>
<td rowspan="2" width="123"><strong>İnsan Faktörleri</strong></td>
<td rowspan="2" width="144"><strong>Teknik Faktörler</strong></td>
<td colspan="2" width="290"><strong>Çevresel Faktörler</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="150"><strong>Fiziksel</strong></td>
<td width="140"><strong>Sosyoekonomik</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="92"><strong>Olay öncesi</strong></td>
<td width="123">·      Bilgi / Tecrübe</p>
<p>·      Hazırlıklı olma</td>
<td width="144">·      Makinelerin özellikleri ve kondisyonları</p>
<p>·      Koruyucu ekipmanlar</td>
<td width="150">·      Kaya özellikleri</p>
<p>·       Coğrafik durum</p>
<p>·       Yapı ve güvenlik planı</td>
<td width="140">·       Havalandırma güvenliği</p>
<p>·       Yerüstü ve yeraltı hazırlıklar</td>
</tr>
<tr>
<td width="92"><strong>Olay anı</strong></td>
<td width="123">·      Koruyucu araçların kullanımı</p>
<p>·       Stres yönetimi</td>
<td width="144">·      Yaralamayı önleyici teknoloji ve otomatik koruma cihazları</td>
<td width="150">·       Kayanın stabilitesi</p>
<p>·      Yangın, su baskını, göçük ve gaz tehditi</td>
<td width="140">·       Kaza koruyucuların akut işletilebilirliği</td>
</tr>
<tr>
<td width="92"><strong>Olay sonrası</strong></td>
<td width="123">·      İlk yardım malzemelerine ulaşma</p>
<p>·      Psikolojik sağlamlık</td>
<td width="144">·       Yangın söndürme ve etkilerini azaltma</p>
<p>·      Ventilasyon ve pompa kontrolü</p>
<p>·       Kurtarıcı ekipman ve odalar</td>
<td width="150">·      Madene ulaşım kolaylığı</p>
<p>·       Madenden tahliye kolaylığı</td>
<td width="140">·      Kurtarma organizasyonunun işletilebilirliği</td>
</tr>
</tbody>
</table></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Olaydan sonraki ilk birkaç saat en kritik olan zaman dilimini oluşturur. İletişim ekipmanı, yeraltı şemaları ve yerel alan haritalarını içeren komuta merkezi, maden kurtarma operasyonlarının merkezidir. Kurtarma operasyonlarının başarılı şekilde sonlanması için tıbbi hizmet ekibinin komuta merkezi ve kurtarma ekipleri ile tam entegrasyonu gereklidir. Maden kurtarma ekipleri oluşturulurken, hangi takımın arama ekibi, hangilerinin yedek ve destek ekip olacağını belirten bir rotasyon programı hazırlanır. Kurtarma ekipleri için yolların açık tutulması ve çevredeki meraklı insanların kurtarma çalışmalarını engellemelerini veya yaralanmalarını önlemek amaçlı çevre güvenliğinin sağlanması gereklidir. Afet bölgesinde bir basın merkezi kurulmalı ve haber medyasının bilgi aldığı tek alan burası olmalıdır. Eldeki bilgilerin bir kamu yetkilisi tarafından doğruluğu ve kesinliği kontrol edilip düzenlendikten sonra açıklanması önemlidir. Aile bekleme alanı, kurtarma faaliyetinin yapıldığı alandan ve medya merkezinden uzakta olmalıdır.</p>
<p>Maden arama kurtarma operasyonu, yer altı koşullarını değerlendirme ve madencilerin yerini tespit etme sürecidir. Madene giden en güvenli rota, yeraltına girmeden önce belirlenmelidir. Yeraltına gitmeden önce, her takım madende hangi koşulların mevcut olduğu hakkında bilgilendirilmelidir. Ekipmanlı yedek ekipler, kurtarma operasyonu sırasında hazır bulunmalıdır. Maden kuyusu gaz, duman veya su varlığı açısından test edilir. Gaz analizi sonucunda zararlı veya patlayıcı gazların veya oksijen eksikliğinin varlığı tespit edildiğinde veya dumanla karşılaşıldığında arama operasyonuna ara verilir. Koşulların aramaya izin vermediği noktada taze hava odaları kurulur.</p>
<p>Maden kazalarında genellikle haberleşme sistemleri hasar görmekte ve işlevsiz kalmaktadır. Bu nedenle herhangi bir kurtarma operasyonunun en zorlu yönleri hayatta kalanların varlığını, yerini ve durumunu belirlemektir. Maden kazası sonrasında bir madencinin kurtarılıncaya kadar geçen sürede önündeki engeller arasında aşırı karanlık, kapalı alan, zayıf iletişim, hipotermi, toksik bir atmosfer ve yaralanmalar sayılabilir. Maden kazasından sonra ateşleme kaynaklarının yangın veya patlamaya neden olmasını engellemek için elektriğin kesilmesi, aynı zamanda aşırı karanlık bir ortam oluşturmakta ve bu durum madencinin hayatta kalma mücadelesini oldukça zorlaştırmaktadır. Soğuk hava ortamı ile birlikte akiferlerden, yağmurdan veya taşkınlardan gelen su ıslanan madenciler için önemli bir sorun oluşturmaktadır. Su ile temas hipoterminin başlangıcını hızlandırarak iletken ısı kaybını beş kat artırır. Hipotermi ise merkezi sinir sisteminde depresyon ile bilinç bozukluğuna neden olarak kişinin sağkalım eylemlerini önler. Bu durum aynı zamanda küçük ve hava geçirmez alanlarda önemli bir sorun olan oksijen tüketimini ve karbondioksit üretimini de önemli ölçüde artırır.</p>
<p>Günümüzde kurtarma ekipleri madencileri bulmak için modern gaz algılama ve iletişim ekipmanlarını, sismik konum belirleyicilerini, jeofonları ve diğer cihazları kullanmaktadır. Maden kurtarma ekipleri, madencilere ulaşmak için yüzeyden sondaj delikleri ile küçük çaplı bir hayatta kalma deliği açarak, madencilerin yerini tespit etmek, durumlarını belirlemek ve mikrofonları, ışıkları ve kameraları madene indirebilirler. Tipik maden kurtarma ekipmanları arasında gaz dedektörleri, oksijen göstergeleri, haberleşme cihazları, termal görüntüleme cihazları veya ısı algılama cihazları, bağlantı hattı, harita kartı ve işaretleyici, ölçekleme çubuğu, baston, sedye, ilk yardım çantası, yangın söndürücü araçlar, battaniyeler ve solunum cihazları yer alır. Yeraltında ve keşif devam ederken kurtarma ekibinin güvenliğini sağlamak için ana fandaki basınç farkı yakından takip edilmeli ve değişiklikler sadece komuta merkezi tarafından yapılmalıdır.</p>
<p>Madencilerin bir patlama, göçük, su baskını veya yangın sonrası yeraltında mahsur kaldığı veya yaralanmaların meydana geldiği felaket durumlarında geçici bir tıbbi tedavi tesisi kurulmalıdır <strong>(Şekil 1)</strong>. Kurtarma organizasyonlarının acil durumlarda hızlı, etkili bir yanıt vermesi ve bu yönde çaba sağlaması beklenir. <strong>Acil sağlık hizmetleri personeli arasında madencilik olaylarına ilişkin yapılan anketin sonuçları personelin bu konuda ki hazırlık seviyesinin düşük olduğunu ve ek eğitime ihtiyaç olduğu sonucunu göstermiştir</strong>. Felaket durumunda acil sağlık hizmetlerinin hazırlıkları, etkilenen kişilerin bakımı için gerekli olan tüm çalışmaları ve felaketin fiziksel ve psikolojik sonuçlarını en aza indirmeyi içerecek şekilde planlanmalıdır. Mesleki sağlık mevzutlarındaki ilerlemelere rağmen, kazalar meydana geldiğinde akut tıbbi müdahale anlayışı ile ihtiyaç arasında boşluklar olduğu saptanmıştır. Bu nedenle kurtarma operasyonlarının planlanması aşamasında tıbbi yönlere odaklanmaya ağırlık verilmeli ve kurtarma operasyonlarının hazırlık aşamasına entegre edilmelidir.</p>
<p><strong>Zehirli gazlar, hipotermi ve yetersiz beslenmenin sinerjik etkilerinin yanı sıra kontamine yaralar ve ezilme yaralanmaların tedavisindeki gecikmeler maden kazası kurbanlarının tıbbi yönetimini önemli ölçüde etkiler</strong>. Uzun süre yeraltında mahsur kalanlarda dekontaminasyon esastır. Karbonmonoksit zehirlenmesi hiperbarik oksijen tedavisi gerektirebilir. Dikkatle değerlendirilen ve ilk tıbbi uygulamaları yapılarak stabil hale getirilen hastalar kara veya hava ambulansları ile uygun merkezlere nakil edilir. Takip ve tedavisi ayaktan düzenlenebilecek hastalara olay yerinde kurulmuş olan geçici tıbbi tesislerde gerekli tedaviler uygulanabilir ve takipleri yapılabilir. Madenden çok sayıda ceset çıkartılması durumunda geçici morg ihtiyacı olacaktır.</p>
<p>Kurtarma personelinin beslenmesi ve ihtiyaçlarının sağlanması için gerekli önlemler alınmalıdır. Yiyecekler yakındaki lokantalardan sağlanabilir. Uyku alanları için yakındaki moteller ya da mevcut değilse, kurtarma alanına kurulacak olan çadırlar kullanılabilir. Yeterli hijyen alanlarının sağlanması, kurtarma personeli arasında bulaşıcı hastalık salgınlarını önlemede kritik öneme sahiptir.</p>
<p><strong> </strong><strong>Özel Durumlar</strong></p>
<p>Maden işçilerinde farklı birçok hastalık saptanmakla birlikte bazı hastalıklar daha sık görülmektedir <strong>(Şekil 2)</strong> .</p>
<ol>
<li><strong> Mekanik Yaralanmalar</strong></li>
</ol>
<p>Kömür madeni kazalarında madencilerin maruz kalabilecekleri belirli yaralanma tipleri arasında ekstremite ve pelvis yaralanmaları (ezilme şeklinde yaralanmalar, kesi, yumuşak doku yaralanması, kırık ve çıkıklar), bir veya daha fazla uzuv kaybı, beyin ve kafa yaralanmaları (travmatik subaraknoidal kanama, intrakraniyal kanama, skalp kesisi, kafatası ve kafa tabanı kırıkları), servikal ve spinal kord yaralanmaları, batın ve toraks yaralanmaları (hemotoraks, pnömotoraks, kot fraktürleri, yelken göğüs) ile diğer kemik kırıkları bulunmaktadır.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Termal Yaralanmalar</strong></li>
</ol>
<p>Maden kazalarındaki yangınlarda her dereceden yanıklar meydana gelebilir. Yanıklar genellikle el, yüz ve boyun gibi açık temasta olan vücut alanlarında yerleşim gösterir. Yüksek derece sıcaklığa maruz kalan madencilerde ciddi dehidratasyon ve sıcak çarpmalarına bağlı klinik bulgular saptabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<ol start="3">
<li><strong> Zehirli Gaz ve Solunum Sistemi İlişkili Yaralanmalar</strong></li>
</ol>
<p>Yeraltındaki madenlerde bulunan tehlikeli gazların etkileri maruz kalınan gazın tipi, havadaki konsantrasyonu, maruz kalınma süresi ve ortamda bulunan oksijen miktarına göre değişim göstermektedir. Oda sıcaklığında, deniz seviyesinde solunan havanın %21&#8217;i oksijendir. Argon, nitrojen, hidrojen, helyum, metan, etan ve karbondioksit normalde hava içeriğinde bulunabilir ancak belirli bir yoğunluğa ulaştıklarında havadaki oksijen hacmi azalır. Solunulan havadaki oksijen azaldığında, alveollerdeki kısmi oksijen basıncı ve dolayısıyla dokulara olan oksijen sunumu azalır. Sonuçta oksijen miktarı ile ilişkili farklı birçok semptom ve klinik bulgu ortaya çıkar. Havadaki oksijen miktarının giderek azalması takipne (%15-17), taşikardi, yorgunluk, bulantı, kusma, baş ağrısı (%9-15), senkop, bilinç kaybı ve ölüme (&lt;%8) neden olabilir. Yeraltı maden ortamında %19’dan düşük oksijen konsantrasyonunda çalışmak yasaktır.</p>
<p><strong>3.1. Karbonmonoksit</strong></p>
<p>Bu renksiz, tatsız, kokusuz gaz hemoglobin bağlama bölgeleri için oksijen ile rekabet eder ve yaklaşık 220 kat daha fazla bir afinite ile bağlanır. Oksihemoglobin dissosiyasyon eğrisini sola kaydırır ve şeklini sigmoidal görünümden hiperbolik görünüme çevirir. Kronik sigara içen kişilerde düzey %10’a kadar yükselebilir, sigara içmeyen kişilerde %3 ve üstü düzeyler toksik kabul edilir. Karbonmonoksit düzyi %20’nin üzerine çıktığında ciddi zehirlenme bulguları ortaya çıkmaya başlar. Bu değer %40’lara ulaştığında semptomlar şiddetlenir ve %60’ın üzerindeki değerler ölümle sonuçlanabilir. Yüksek oksijen ihtiyacı olan dokular (beyin ve kalp) ilk etkilenenler arasındadır. Yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi, hipotansiyon, senkop, nöbet, bilinç kaybı ve ölüme neden olabilir. Karbonmonoksit için çalışma ortamlarında izin verilen üst sınır değeri 8 saatlik bir çalışma için %0.005’dir (50 ppm).</p>
<p><strong>3.2. Karbondioksit</strong></p>
<p>Havadan daha ağır, renksiz ve kokusuz bir gazdır. Havadan ağır olması nedeni ile dipte toplanır. Solunum ve karbon içeren maddelerin tam olarak yanması sonucu oluşur. Patlayıcı veya yanıcı etkisi yoktur. Çalışma ortamında izin verilen azami konsantrasyonu %0.5’dir (5000 ppm). Havadaki miktar ve maruz kalınan süreye göre etkileri farklılık gösterir. Karbondioksit düzeyi %10 ve üzerindeki değerlerde nefes darlığı, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma, görme bozukluğu, titreme, kulak çınlaması, terleme, kan basıncında yükselmeye neden olurken, %20 ve daha yüksek değerlerde ise hipotansiyon, solunum sayısında azalma, bilinç kaybı, koma ve ölüme neden olabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>3.3. Hidrojen Sülfür (Kükürtlü Hidrojen)</strong></p>
<p>Kimyasal yolla asfiksi oluşturan zehirli gazlardan biridir. Renksiz, havadan ağır, bozuk yumurta kokusuna benzeyen kötü kokulu, kara barut patlaması ve sülfatlı madenlerin patlatılması sonucu ortaya çıkar. Ortamda %4.4–44.5 arasında bulunduğunda patlayıcıdır. Çalışma ortamında izin verilen azami konsantrasyonu 10 ppm’dir. Havadaki konsantrasyonu 20 ppm olduğunda klinik etkileri başlamakla birlikte 100 ppm ve üzerinde klinik bulgular daha da belirginleşir. Mukozadaki irritan etki sonucu kornea ve konjonktivada yüzeyel inflamasyona, nörotoksik etkiye bağlı koku duyusunda azalmaya, düşük çözünürlüklü olması sonucu akciğer ödemine, yoğun maruziyet sonucu akut merkezi sinir sistemi toksisitesine bağlı gelişen reversible bilinç kaybına ve daha yüksek konsantrasyonlarda nöbet ve ölüme neden olabilir.</p>
<p><strong>3.4. Sülfür Dioksit (kükürt dioksit)</strong></p>
<p>Havadan ağır, renksiz, keskin kokulu ve suda çözünürlüğü yüksek olan bir gazdır.  Kükürt içeren yakıtların yanması sonucu ortaya çıkar. Havadaki konsantrasyonu 5 ppm olduğunda semptomlar oluşmaya başlar. 10 ppm’de hapşırma, öksürme ve gözlerde irritasyon, 20 ppm ve üzerinde ise akut solunum sıkıntısı, alveolar hemoraji ve ölüme neden olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Olay Öncesi Önlemler</strong></p>
<p>Maden kurtarma operasyonlarındaki en önemli ilerlemelerden biri, 1856&#8217;da bağımsız solunum cihazının kullanıma sunulmasıyla meydana geldi ve bu da kurtarma görevlilerinin operasyonları daha güvenli bir şekilde yürütmesine olanak sağladı. Gelişmiş ekip eğitimi ve iyileştirilmiş ekipman ile modern maden kurtarma, kaotik, koordine olmayan kurtarma girişimlerini verimli, iyi koordine edilmiş grup çabalarına dönüştürdü. Tıbbi unsurların takıma tam entegrasyonu, başarılı bir sonuç için esastır.</p>
<p>Kurtarma Operasyonları İçin;</p>
<p>Günümüz ekipleri madencileri bulmak için modern gaz algılama ve iletişim ekipmanları, sismik konum belirleyiciler,jeofonlar ve diğer cihazları kullanmaktadır Kurtarma minibüsleri, solunum cihazı, şarj tesisleri, el aletleri, tıbbimalzemeler ve gaz analiz ekipmanları ile donatılmıştır. Madendeki gazların niteliksel ve niceliksel bilgisi, yangını düşündüren yüksek karbon monoksit seviyeleri gibi mevcut atmosfer koşullarının yanı sıra geçmiş olaylara ilişkin önemli ipuçları sağlar.</p>
<p>Maden acil durum operasyon ekipleri, madencilere ulaşmak için yüzeyden sondaj kuyuları açabilir. Küçük çaplı bir &#8220;hayatta kalma deliği&#8221; Kurtarma ekipleri, madencilerin yerini belirlemeye, durumlarını belirlemeye ve bir kurtarma deliği açılırken destek ve yardım sağlamaya yardımcı olmak için mikrofonları, ışıkları ve kameraları madene indirebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Olay Sonrası Önlemler</strong></p>
<p>Acil durumdan sonraki ilk birkaç saat en kritik olanıdır. Maden kurtarma ekiplerinin, maden personelinin ve yerel yetkililerin koordinasyonu esastır. Bir komuta merkezi, kurtarma operasyonlarının merkezini oluşturur ve iletişim ekipmanı, yer altı şemaları ve yerel alan haritaları içerir. Maden kurtarma ekipleri geldiğinde, hangi ekiplerin arama ekibi, yedek ekip ve yedek ekip olacağını belirleyen bir rotasyon programı hazırlanır. Akan su bulunan bir tezgah alanı, solunum cihazının temizlenmesini, test edilmesini ve hazırlanmasını sağlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Acil durum personeli için yolları açık tutmak ve çevredeki meraklı kişilerin kurtarma çabalarını engellememesini veya maden arazisindeyken yaralanmamasını sağlamak için çevre güvenliğinin sağlanması esastır. Şirket personeli veya polis memurları, madene giden tüm yolları korumalıdır.</p>
<p>Acil bir durumda kurtarma personelini beslemek ve barındırmak için hazırlık yapılmalıdır. Yiyeceklerhazırlanabilir veya yakındaki bir restorandan getirilebilir. Yakındaki moteller genellikle uyku odaları sağlayabilir veya yoksa, kurtarma alanında çadır kurulabilir. Yeterli saha hijyeninin sağlanması, kurtarma personeli arasında bulaşıcı hastalık salgınlarını önlemek için kritik öneme sahiptir.</p>
<p>Maden arama, bir kurtarma veya kurtarma operasyonu sırasında yer altındaki koşulları değerlendirme ve madencileri bulma sürecidir. Madene giden en güvenli yol, kimse yer altına inmeden önce belirlenir. Bir kuyu madeninde, kafes (yani asansör) düzgün çalışması için kapsamlı bir şekilde test edilir ve kuyuda gaz, duman veya su olup olmadığı test edilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bazı afet durumlarında koşullar, bağımsız solunum cihazı olmadan ilk araştırmaya başlamayı mümkün kılabilir. Bu &#8220;çıplak&#8221; keşif, yalnızca havalandırma sistemi düzgün çalıştığında ve gaz testleri güvenli bir atmosfer gösterdiğinde gerçekleştirilir. Cihazlı yedek ekipler yakınlarda konuşlanmış, gerekirse bir kurtarma işlemi gerçekleştirmeye hazır. Gaz analizi, zararlı veya patlayıcı gazların varlığını veya oksijen eksikliğini gösterdiğinde veya duman veya hasarla karşılaşıldığında, havalandırmadaki kesintilerin keşfedildiği yerde çıplak yüzle keşif durur. Bir “temiz hava üssü” genellikle koşulların artık yüzsüz keşiflere izin vermediği noktada kurulur. Solunum cihazı bulunan ekipler, temiz hava üssünden keşif çalışmalarına devam etmektedir. Tipik maden kurtarma ekipmanları arasında gaz dedektörleri, oksijen göstergeleri, iletişim ekipmanı, termal görüntüleme kameraları veya ısı algılama cihazları, bağlantı hattı, harita tahtası ve işaretleyici, ölçekleme çubuğu, baston, sedye, ilk yardım çantası, yangın söndürücü, aletler, battaniyeler bulunur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yeraltına gitmeden önce, her takıma madende neler olduğu ve şu anda hangi koşulların mevcut olduğu hakkında bilgi verilir.Her yeraltı kömür madeni zararlı gazlar, toz dumanları ve duman içerdiğinden, bir havalandırma sistemi ana giriş şaftı aracılığıyla yüzeyden hava çeker. Havalandırma kontrolleri, havayı belirli aralıklarla hareket etmeye zorlar. Madenin tüm bölümlerini güvenli bir şekilde havalandırmak için yönlerde ve belirli hızlarda sağlanmalıdır. Ana fan bir basınç farkı yaratır ve temiz hava üssü kurulduktan ve keşif başladıktan sonra yer altındayken kurtarma ekibinin güvenliğini sağlamak için izlenmeli veya korunmalıdır. Havalandırmadaki değişiklikler sadece komuta merkezi tarafından yapılır. Ekip madende ilerlerken tüm havalandırma kontrolleri incelenir. Ekip üyeleri, hasarlı havalandırma kontrollerini tanıyabilmeli, bir anemometre veya duman tüpü kullanarak havalandırma havasının yönünü ve hızını belirleyebilmeli, bir maden girişinin kesit alanını ölçebilmeli ve alanı kullanarak havanın hacmini hesaplayabilmelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yeraltı madenlerindeki yangınlar, patlama tehlikesi oluşturmaları, oksijen tüketmeleri ve duman, zehirli gazlar ve ısı üretmeleri nedeniyle özellikle tehlikelidir. Yangın sırasında patlayıcı gazları ve damıtıkları yangın alanından uzaklaştırmak ve dumanı, ısıyı ve alevleri ekipten uzaklaştırmak için havalandırma her zaman sağlanır. Kömür madenlerindeki patlamaların en sık nedeni metan gazının, kömür tozunun veya ikisinin birleşiminin tutuşmasıdır. Patlamalar çatı desteklerini havaya uçurabilir, havalandırma kontrollerine zarar verebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yaralıların Tıbbi Tedavisi</strong></p>
<p>Madencilerin yeraltında mahsur kaldığı veya bir patlama, çatı düşmesi veya yangın sonrası yaralanmaların meydana geldiği bir felakette, geçici bir tıbbi tedavi tesisi kurulmalıdır. İlk stabilizasyondan sonra, olay yerinde ilk tıbbi müdahaleleri yapılan yaralıların, kara ve hava ambulansları ile çevredeki hastanelere nakilleri gerekir. Madenden çoksayıda ceset çıkarılıyorsa, geçici bir morg gereklidir. Çevredeki soğuk hava depoları kullanılabilir. Uzun süre sonra çıkarılan cesetlerde yanık ve sıcağa bağlı deformasyon ve madencilerin genelde kimliksiz çalıştırılmaları nedeniyle kimliklendirme yapılması zorlaşmaktadır.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Maden kazaları nadir ancak sonuçları oldukça yıkıcı olabilen afet durumlarıdır. Maden kazalarının öncesinde gerekli eğitimin verilmesi, koruyucu önlem ve ekipmanların hazır olması ve maden kazası sırası ile sonrasında izlenmesi gerekli olan yol haritasının belirlenmesi gereklidir. Kurtarma organizasyonu planlanırken maden kazaları konusunda eğitim almış sağlık ekiplerinin de maden kurtarma ekibi ile yeterli entegrasyonunun sağlanmasına özen gösterilmelidir.İlk müdahalede en önemli sorunlar; olay yeri güvenliği, kimliklendirme ve kurtarmaya müdahale eden ekiplerin uzun süre madende kalmaları sonucu gazdan etkilenmeleridir.</p>
<p>Afetlerin coğrafyamızın kaderi olmayacağı, afet sonrasında değil afet öncesinde gerekli önlemlerin alınacağı günlere…</p>
<p><strong><em>BAŞIMIZ SAĞOLSUN</em></strong></p>
<p><strong><em>Doç.Dr.Onur KARAKAYALI</em></strong></p>
<p><strong><em>Dr.Turhan SOFUOĞLU</em></strong></p>
<p><strong> <img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-600" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/8e220990907f9c228561955a2d84a9b4-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/8e220990907f9c228561955a2d84a9b4-300x200.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/8e220990907f9c228561955a2d84a9b4-768x512.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/8e220990907f9c228561955a2d84a9b4-946x630.jpg 946w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/8e220990907f9c228561955a2d84a9b4.jpg 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /> <img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-599" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/8bd3419c44cd87b5c60c99234958a459-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/8bd3419c44cd87b5c60c99234958a459-300x225.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/8bd3419c44cd87b5c60c99234958a459-768x576.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/8bd3419c44cd87b5c60c99234958a459-840x630.jpg 840w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/8bd3419c44cd87b5c60c99234958a459.jpg 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /> <img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-598" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/c2811f9dbbc0c966b63c0e8f33c7f6e2-225x300.jpeg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/c2811f9dbbc0c966b63c0e8f33c7f6e2-225x300.jpeg 225w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/c2811f9dbbc0c966b63c0e8f33c7f6e2-473x630.jpeg 473w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/c2811f9dbbc0c966b63c0e8f33c7f6e2.jpeg 768w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-595" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/367c553b8f24c763546c183808450063-300x169.jpeg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/367c553b8f24c763546c183808450063-300x169.jpeg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/10/367c553b8f24c763546c183808450063.jpeg 640w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p>1.Afet Yönetimi ve Tıbbi Uygulamalar; Maden Kazaları</p>
<ol start="2">
<li>Ciottone’s Diseaster Medicine; Mining Accident</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>Görseller Dr.Turhan Sofuoğlu&#8217;nun izni ile yayınlanmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/afet-yazi-dizisi/bartin-amasra-yuregimiz-komur-karasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağustos Güzeldir 17’si Olmasa</title>
		<link>https://tatd.org.tr/afet/genel/agustos-guzeldir-17si-olmasa/</link>
					<comments>https://tatd.org.tr/afet/genel/agustos-guzeldir-17si-olmasa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur KARAKAYALI]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Aug 2022 00:02:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlama ve Anma]]></category>
		<category><![CDATA[17 agustos]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[marmara depremi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/afet/?p=567</guid>

					<description><![CDATA[Takvim 17 Ağustos 1999; sıradan bir gün olarak başlayan gece saat 03.02’yi gösterdiğinde kara bir gün olarak tarihte yerini aldı. Kocaeli halkı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Takvim <strong>17 Ağustos 1999</strong>; sıradan bir gün olarak başlayan gece saat <strong>03.02</strong>’yi gösterdiğinde kara bir gün olarak tarihte yerini aldı. Kocaeli halkı sıradan bir günün sonunda uykuya daldıklarında bambaşka bir hayata gözlerini açtı. Uykularında büyük bir gürültü ile gözlerini açtıklarında kör bir karanlığın kucağında inleyen son umut çağrıları ile buldular kendilerini. Körfezin mavi yeşil rengi ile doğan güneş bu sabah kendini simsiyah bir güne hazırlıyordu. Yıkıntıların arasında son umut sözleri artık tüm körfezde kulaklarda çınlıyordu; <strong><em>‘’Sesimi duyan var mı?’’</em></strong>. Hem şiddetle unutmak, hem de unutmamak istiyor insan bu sözleri. Hala bazı yüreklerde bu sesler çınlıyor, bazı kabusların bir parçası oluyordu. Yeniden duymak istemediğimiz bu sözler yeniden söylenmesin, boğazlara düğümlenmesin diye Coğrafyamızın kaderi ‘’<strong>DEPREM</strong>’’ bu yazı dizimizin konusu oldu.</p>
<p>Hemen her coğrafya kendine özgü doğal tehditler barındırmaktadır. Deprem, yaşandığı bölge- de çok yönlü etki meydana getirmektedir. Bu çok yönlü etki; can kaybı ve yaralanmaların doğurduğu fiziksel ve psikolojik etkileri içermenin yanı sıra mal kaybının yaşanmasıyla ekonomik etkileri, tarihsel yapılarda oluşan tahribat ile kültürel etkileri ve uzun dönemde ortaya çıkan toplum davranışları değişikliğine neden olan sosyolojik etkileri olarak görülebilmektedir. Bu nedenle depremi tanımak öncesi ve sonrası için alınabilecek önlemleri uygulamak büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Deprem ve Türkiye </strong></p>
<p>Türkiye’de en sık gerçekleşen doğal afet heyelandır (%45), ikinci sıklıkta yer alan depremler (%18) ise can ve mal kaybı açısından en yıkıcı hasarı oluşturmakta iken AFAD 2020 Doğa kaynaklı olay istatistiklerinde deprem ilk sıraya yerleşmiştir (Şekil 1).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-568" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e.jpg" alt="" width="950" height="558" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e.jpg 1386w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e-300x176.jpg 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e-1024x602.jpg 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e-768x452.jpg 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/a757de703f41f2fd02b5e9ea6674b31e-1071x630.jpg 1071w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Şekil 1. AFAD 2020 Yılı Doğa Kaynaklı Olay İstatistikleri (Veriler AYDES-Afet Yönetim ve Karar Destek Sistemi’nden derlenmiştir.)</strong></p>
<p>Ülkemiz yaşadığı depremler ile toplam etkilenen insan sayısı açısından beşinci sırada yer alırken, insan kaybı açısından ise dokuzuncu sırada yer almaktadır. Yurdumuz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmiş tarihimize baktığımızda ülke olarak birçok yıkıcı deprem deneyimlerimiz mevcuttur. Ve bu da maalesef bize ilerde yaşayacağımız deprem gerçeğini hatırlatmaktadır. 1996 yılında yayınlanan Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası’na göre, yurdumuzun toprak bakımından %92’sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu ve nüfusumuzun %95’inin deprem tehlikesi altında yaşadığı,  büyük sanayi merkezlerinin %98’i ve barajlarımızın da %93’ünün deprem bölgesinde bulunduğu ayrıca bilinmektedir. Her yıl yurdumuzda ortalama olarak büyüklüğü 5 ila 6 arasında olan bir deprem yaşanmaktadır.</p>
<p>Yurdumuzda yaşanan son 58 yıl içerisinde meydana gelen depremlerden, 58.202 can kaybı yaşanmış, 122.096 kişi yaralanmış ve yaklaşık olarak 411.465 konut ve işyeri yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Bu da demektir ki depremlerde her yıl ortalama 1.003 can kaybı yaşanmakta ve 7.094 konut ve işyeri yıkılmaktadır.</p>
<p>En son ‘’2018 Türkiye Deprem Tehlike Haritası’’ AFAD Ulusal Deprem Araştırma Programı tarafından desteklenen ‘’Türkiye Sismik Tehlike Haritasının Güncellenmesi’’ başlıklı proje kapsamında hazırlanmıştır. Daha önce yayınlanan haritalar ‘’ Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası’’ olarak yayınlanırken son harita ‘’2018 Türkiye Deprem Tehlike Haritası’’ olarak yayınlanmıştır. Yeni haritada, önceki haritalardan farklı olarak deprem bölgeleri yerine en büyük yer ivmesi değerleri gösterilmiş ve “deprem bölgesi” kavramı ortadan kaldırılmıştır. Deprem tehlike haritası bir RİSK haritası değildir. Tehlike haritası üzerindeki yapıları, yaşayan nüfusun deprem anında etkilenme durumunu, ekonomik kayıpları ve depremin çevreye vereceği zarar sonuçlarını göstermekle ancak bir risk haritası olabilir (Şekil 2)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-569" src="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa.png" alt="" width="918" height="529" srcset="https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa.png 1387w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa-300x173.png 300w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa-1024x590.png 1024w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa-768x442.png 768w, https://tatd.org.tr/afet/wp-content/uploads/sites/31/2022/08/ef3ca190ed0a04a9152f817979ae82aa-1094x630.png 1094w" sizes="(max-width: 918px) 100vw, 918px" /></p>
<p><strong>Şekil 2. Türkiye Deprem Tehlike Haritası (AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı)</strong></p>
<p><strong>Deprem Öncesi, Anı ve Sonrası Alabileceğiniz Önlemleri Biliyor Musunuz? </strong></p>
<p>Günümüzde afet müdahalesinde en önemli kavramlardan biri komuta ve kontroldür. Afet müdahalesini denetleyen ve genel operasyonları, iletişimi, lojistiği, kaynak taleplerini ve dağıtımını, bilgi dağıtımını, arama ve kurtarma ekiplerinin tahsisini kontrol eden merkezi bir otorite olmalıdır. Ülkemizde bu otorite görevi AFAD tarafından yürütülmektedir.</p>
<p><strong>Deprem Öncesı̇ Alınacak Önlemler </strong></p>
<p>Afetlerde yıkımları, hasarı azaltacak en önemli unsur afet öncesi alınacak önlemlerdir. Bu doğrultuda alınacak önlemler;</p>
<ul>
<li>Depremin oluşumunu önleyemeyiz ancak yaşadığımız bölgeyi seçmek, depremde hasarı en aza indirmek elimizde. Bu nedenle yaşayacağımız bölgeyi titizlikle belirlemeliyiz. Kaygan ve ovalık bölgeler iskana açılmamalıdır. Konutlar gevşek toprağa sahip meyilli arazilere yapılmamalıdır.</li>
<li>Yapılar deprem etkilerine karşı dayanıklı inşa edilmelidir. Her birey kendi oturduğu binanın depreme karşı dayanıklılığını öngörememekle birlikte, daha önce yüksek ölçekli depreme maruz kalınma öyküsü, taşıyıcı kolonlarda çatlaklar, binanın zemini gibi unsurları göz önünde tutmalıdır. Özellikle 1.kuşak deprem bölgelerinde tercih imkanınız varsa dikey binalardan daha çok az katlı yatay ve kayalık zeminde yapılmış binalar tercih edilmelidir.</li>
<li>Dik yarların yakınına, dik boğaz ve vadilerin içine bina yapılmamalıdır. Çok kar yağan ve çığ gelen yamaçlarda bina yapılmamalıdır.</li>
<li>Mevcut binaların dayanıklılıkları artırılmalıdır.</li>
<li>Konutlara deprem sigortası yaptırılmalıdır.</li>
</ul>
<p>Bu önlemlerin yanı sıra, yapısal olamayan, yani binadan değil de eşyalardan kaynaklanacak hasarlardan korunmak için günlük kullandığımız eşyalarımızın ev içerisine yerleştirilmesinde aşağıda sayılan önlemleri almalıyız:</p>
<p>Dolap üzerine konulan eşya ve büro malzemeleri kayarak düşmelerini önlemek için plastik tutucu malzeme veya yapıştırıcılarla sabitlenmelidir. Dolaplar ve devrilebilecek benzeri eşyalar birbirine ve duvara sabitlenmelidir. Eğer sabitlenen eşya ve duvar arasında boşluk kalıyorsa, çarpma etkisini düşürmek için araya bir dolgu malzemesi konulmalıdır. Rafların önüne elastik bant ya da tel eklenebilir. Küçük nesneler ve şişeler, birbirlerine çarpmayacak ve devrilmeyecek şekilde, kutuların içine yerleştirilmelidir.</p>
<p>Gaz kaçağı ve yangına karşı, gaz vanası ve elektrik sigortaları otomatik hale getirilmelidir.<br />
Binadan acilen çıkmak için kullanılacak yollardaki tehlikeler ortadan kaldırılmalı, bu yollar işaretlenmeli, çıkışı engelleyebilecek eşyalar çıkış yolu üzerinden kaldırılmalıdır.<br />
Geniş çıkış yolları oluşturulmalıdır. Dışa doğru açılan kapılar kullanılmalı, acil çıkış kapıları kilitli olmamalıdır. Acil çıkışlar aydınlatılmalıdır. Karyolalar pencerenin ve üzerine devrilebilecek ağır dolapların yanına konulmamalı, karyolanın üzerinde ağır eşya olan raf bulundurulmamalıdır. Tüm bireylerin katılımı ile (evde, iş yerinde, apartmanda, okulda) “Afete hazırlık planları” yapılmalı, her altı ayda bir bu plan gözden geçirilmelidir. Zaman zaman bu plana göre nasıl davranılması gerektiğinin tatbikatları yapılmalıdır. Bir afet ve acil durumda eve ulaşılamayacak durumlar için aile bireyleri ile iletişimin nasıl sağlanacağı, alternatif buluşma yerleri ve bireylerin ulaşabileceği bölge dışı bağlantı kişisi (ev, işyeri, okul içinde, dışında veya mahalle dışında) belirlenmelidir.</p>
<p>Bireysel olarak alınacak önlemler;</p>
<p>Deprem anında kaosu azaltmanın en önemli unsuru deprem öncesinde bireylerinde deprem anında kendi yaklaşımlarını oluşturmalarıdır. Bulundukları evin konumuna göre kendi afet hazırlık senaryolarını oluşturulmalıdır. Depremin yıkıcı özelliği ortalama 15-20 saniye kadar sürmektedir. Bu doğrultuda deprem öncesi oturdukları binadan dışarı çıkma sürelerini hesaplamaları en önemli unsurdur. Özellikle zemin katta oturanlar depremin yıkıcı etkisi henüz başlamadan binayı boşaltma imkanı varsa tüm önlemler bu doğrultuda alınmalıdır. Yüksek binada oturanlar deprem anında kendileri için yıkılsa da ezilmeyecek olan kolonları belirleyerek kendi hazırlık senaryolarını oluşturmalıdır. Bu doğrultuda tüm aile bireyleri hazırlanmalıdır. Son dönemlerde popüler olan deprem çantaları birçok otorite tarafından önerilmektedir. Büyük anlamda gerekliliği kabul edilmekle birlikte deprem sonrası enkaz altında Robinson Crusoe hayatı yaşanmayacağı da göz önünde bulundurularak ortalama 10-15 kilo olan bu çantaların pratik olmadığı da unutulmamalıdır. Bu doğrultuda daha sadeleştirilmiş az yer kaplayan, pratik kendi çantalarınızın oluşturulması daha uygun olacaktır. Bu doğrultuda yanı başınızda radyo, konserve, ışık kaynakları gibi unsurlar yerine <strong>telefon, su ve harici şarj aleti</strong> bulundurmak daha etkin olabilecektir.</p>
<p><strong>DEPREM ANINDA YAPILMASI GEREKENLER </strong></p>
<p><strong>DEPREM ANINDA BİNA İÇERİSİNDEYSENİZ; </strong></p>
<ul>
<li>Kesinlikle panik yapılmamalıdır. Sabitlenmemiş dolap, raf, pencere vb. eşyalardan uzak durulmalıdır. Daha önce planladığınız senaryo doğrultusunda yaklaşım gösterilmelidir.</li>
<li>Baş iki el arasına alınarak veya bir koruyucu (yastık, kitap vb) malzeme ile korunmalıdır. Sarsıntı geçene kadar bu pozisyonda beklenmelidir. Güvenli bir yer bulup, diz üstü <strong>ÇÖK, </strong>Başını ve enseni koruyacak şekilde <strong>KAPAN, </strong>Düşmemek için sabit bir yere <strong>TUTUN </strong>pozisyonu alınmalıdır.</li>
<li>Merdivenlere ya da çıkışlara doğru koşulmamalıdır. Balkona çıkılmamalıdır.</li>
<li>Balkonlardan ya da pencerelerden aşağıya atlanmamalıdır. Kesinlikle asansör kullanılmamalıdır.</li>
<li>Telefonlar acil durum ve yangınları bildirmek dışında kullanılmamalıdır.</li>
<li>Kibrit, çakmak yakılmamalı, elektrik düğmelerine dokunulmamalıdır. Tekerlekli sandalyede isek tekerlekler kilitlenerek baş ve boyun korumaya alınmalıdır.</li>
<li>Mutfak, imalathane, laboratuvar gibi iş aletlerinin bulunduğu yerlerde; ocak, fırın ve bu gibi cihazlar kapatılmalı, dökülebilecek malzeme ve maddelerden uzaklaşılmalıdır.</li>
<li>Sarsıntı geçtikten sonra elektrik, gaz ve su vanalarını kapatılmalı, soba ve ısıtıcılar söndürülmelidir.</li>
<li>Diğer güvenlik önlemleri alınarak gerekli olan eşya ve malzemeler alınarak bina daha önce tespit edilen yoldan derhal terk edilip toplanma bölgesine gidilmelidir.</li>
<li>Okulda sınıfta ya da büroda ise sağlam sıra, masa altlarında veya yanında; koridorda ise duvarın yanına hayat üçgeni oluşturacak şekilde <strong>ÇÖK- KAPAN-TUTUN </strong>hareketi ile baş ve boyun korunmalıdır.</li>
<li>Pencerelerden ve camdan yapılmış eşyalardan uzak durulmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>DEPREM ANINDA AÇIK ALANDAYSANIZ; </strong></p>
<ul>
<li>Enerji hatları ve direklerinden, ağaçlardan, diğer binalardan ve duvar diplerinden uzaklaşılmalıdır. Açık arazide çömelerek etraftan gelen tehlikelere karşı hazırlıklı olunmalıdır.</li>
<li>Toprak kayması olabilecek, taş veya kaya düşebilecek yamaç altlarında bulunulmamalıdır. Böyle bir ortamda bulunuluyorsa seri şekilde güvenli bir ortama geçilmelidir.</li>
<li>Binalardan düşebilecek baca, cam kırıkları ve sıvalara karşı tedbirli olunmalıdır.</li>
<li>Toprak altındaki kanalizasyon, elektrik ve gaz hatlarından gelecek tehlikelere karşı dikkatli olunmalıdır. Deniz kıyısından uzaklaşılmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>DEPREM ANINDA ARAÇ KULLANIYORSANIZ; </strong></p>
<ul>
<li>Sarsıntı sırasında karayolunda seyir halindeyseniz;
<ul>
<li>Bulunduğunuz yer güvenli ise; yolu kapatmadan sağa yanaşıp durulmalıdır. Kontak anahtarı yerinde bırakılıp, pencereler kapalı olarak araç içerisinde beklenmelidir. Sarsıntı durduktan sonra açık alanlara gidilmelidir.</li>
<li>Araç meskun mahallerde ya da güvenli bir yerde değilse (ağaç ya da enerji hatları veya direklerinin yanında, köprü üstünde vb.); durdurulmalı, kontak anahtarı üzerinde bırakılarak terk edilmeli ve trafikten uzak açık alanlara gidilmelidir.</li>
</ul>
</li>
<li>Sarsıntı sırasında bir tünelin içindeyseniz ve çıkışa yakın değilseniz; araç durdurulup aşağıya inilmeli ve yanına yan yatarak ayaklar karına çekilip, ellerle baş ve boyun korunmalıdır. <strong>(ÇÖK-KAPAN-TUTUN)</strong></li>
<li>Kapalı bir otoparkta iseniz; araç dışına çıkılıp, yanına yan yatarak, ellerle baş ve boyun korunmalıdır. Yukarıdan düşebilecek tavan, tünel gibi büyük kitleler aracı belki ezecek ama yok etmeyecektir. Araç içinde olduğunuz takdirde, aracın üzerine düşen bir parça ile aracın içinde ezilebilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong>METRODA VEYA DİĞER TOPLU TAŞIMA ARAÇLARINDAYSANIZ: </strong></p>
<ul>
<li>Gerekmedikçe, kesinlikle metro ve trenden inilmemelidir. Elektriğe kapılabilirsiniz veya diğer hattan gelen başka bir metro yada tren size çarpabilir. Sarsıntı bitinceye kadar metro ya da trenin içinde, sıkıca tutturulmuş askı, korkuluk veya herhangi bir yere tutunmalı, metro veya tren personeli tarafından verilen talimatlara uyulmalıdır.</li>
</ul>
<h2><strong>YARALILARIN TIBBİ TEDAVİSİ</strong></h2>
<p>Bir depremin hemen ardından yaralıların bakımı,tipik olarak ortopedik ve yumuşak doku travmalarına odaklanır, buna kırık tedavisi de dahildir. Kafa travmalarının yaygınlığı nedeniyle cerrahi prosedürler, cerrahlar ve anestezistler, erken tıbbi müdahalenin önemli bileşenleridir. Ayrıca derin sedasyon ve narkotik ilaçlarla ağrı tedavisi tedavide önemlidir.</p>
<p>Kurtarılsalar bile, genellikle ezilme sendromu ve akut böbrek yetmezliği travma sonrasında görülen en önemli mortalite sebeplerindendir. Geniş vücut yanıklarına veya dumana maruz kalınması ciddi morbidite ve mortaliteye yol açar. Üçüncü bir grup akut ve kronik solunum yolu hastalığına yakalanan hastaların aerosol haline getirilmiş büyük miktarda partikül maddenin solunması da mortaliteyi arttırmaktadır.İklime bağlı olarak koşullar, hipotermi de dikkate alınabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>ÖNEMLİ HUSUSLAR</strong></h2>
<ol>
<li>Küçük ama kurtarılabilir sayıda insan genellikle bir depremde bina enkazında düşerek mahsur kalır. Köpekler ve yüksek teknoloji ile uygun şekilde eğitilmiş arama ve kurtarma ekiplerinin hızlı bir şekilde konuşlandırılması, bu kişileri bulmak ve kurtarmak için dinleme cihazları gereklidir.</li>
<li>Bir depremde en sık görülen yaralanmalar travmatik yaralanmalardır. Kapalı kafa yaralanması ve ortopedik yaralanmalar dahil olmak üzere baş ve vücut yaralanmaları sık görülmektedir. Afet tıbbi müdahale ekipleri müdahale bu yaralanmalara müdahale etmeye hazır olmalıdır. Ezilme sendromu daha çok</li>
</ol>
<p>depremlerde diğer afetlerden daha yaygındır. Ekip uygun intravenöz solüsyonlara ve doku kompartman sendromlarını değerlendirebilecek donanıma ve becerilere sahip olmalıdır. Böbrek fonksiyonunu izlemek ve gerekirse diyaliz sağlamak için laboratuvar kapasitesi gereklidir.</p>
<p>3-Depremlerde, özellikle kentsel alanlarda yaygın olarak görülen diğer yaralanmalar, yanıklar, dumandan kaynaklanan solunum  yaralanmaları  ve toz, duman ve döküntülerin solunmasından kaynaklanan astım da dahil olmak üzere kronik veya subakut solunum yolu hastalıklarının alevlenmesidir</p>
<p>4- Depremler altyapıyı büyük ölçüde tahrip ederek hastaneleri ve tıbbi klinikleri çalışmaz ve kullanılamaz hale getirir. Gaz hatları, su şebekeleri, kanalizasyon tesisleri ve elektrik santralleri de dahil olmak üzere temel hizmetler de genellikle harap olur. Afet müdahale ekibi, su, barınma ve enerji gibi bu temel hizmetleri ve ayrıca geçici donanımlı tıbbi tesisleri sağlamaya hazır olmalıdır. Hastaneler ve klinikler depremden sonra ayakta kalsalar bile yapısal olarak kullanılamaz ve girilmesi son derece tehlikeli olabilir.</p>
<p>5-Deprem bölgesi kurtarma görevlileri için oldukça tehlikelidir. Bina enkazı, gevşek teller ve sızıntı yapan gaz, su ve kanalizasyon yaygındır.Arama ve kurtarma operasyonlarını gerçekleştirmek veya gömülü yaralıları ortaya çıkarmak için binalara giren kurtarma görevlileri, binaların yapısal olarak dengesiz olması durumunda genellikle kendilerini riske atmaktadır. Bir depremin ilk etkisinden sonra artçı şoklar yaygındır ve ayakta kalan yapıların çökmesini tetikleyebilir.</p>
<p>6-Barınma sisteminin, etkilenen nüfusun sağlık sonuçları üzerinde de etkisi vardır. Geçici barınaklarda yaşayan insanların bakım arama olasılığı, kalıcı barınaklarda yaşayanlara göre neredeyse 1,7 kat daha fazlaydı. 2010&#8217;daki Haiti Depremi, daha kalıcı barınma seçeneklerine duyulan ihtiyacın bir başlıca örneğidir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ANAHTAR NOKTALAR</strong></p>
<p>Arama kurtarma operasyonlarını erken uygulamamak, afet öncesinde gerekli hazırlıkları yapmamak deprem sonrasında müdahalenin en önemli kısıtlayıcısıdır. Ağır hafriyat ekipmanına sahip arama ve kurtarma personeli, zamanında harekete geçirilirse ve depremin etkisine yakın bir yerde hazır bulunursa çok etkili olabilir. Bu operasyonlar, molozda mahsur kalan hayatta kalanları keşfetti ve ortaya çıkardı; ancak, afet müdahalesinin bu kısmı çok maliyetlidir ve genellikle kurtarılan kurbanların sayısı, yoğun kısa ve uzun süreli tıbbi bakım gerektiren toplam yaralı sayısına göre küçüktür.</p>
<p>Ezilme sendromu, küçük veya büyük miktarlarda enkaz altında ve uzun süreler boyunca sıkışıp kalan ve sabitlenmiş ekstremitelerin nekrozuna  yol açan hastalarda yaygındır. Kurtarma görevlileri tam olarak eğitilmeli ve potansiyel olarak ezilme sendromu ve yeni başlayan böbrek yetmezliği olan hastalara nasıl düzgün yanıt verileceği konusunda protokoller taşımalıdır. Müdahale ekibinin diyaliz ve nefroloji konsültasyonuna erişimi olmalıdır. Büyük ortopedik yaralanmalar, ezilme sendromu, hemodiyaliz ve diğer önemli tıbbi alt uzmanlık müdahaleleri ilgi çekici ve çoğu zaman medyanın ilgisini çekse de, depremlere tıbbi müdahalenin en önemli kısmı halk sağlığı ve birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamındadır. Bir depremden kurtulanların çoğunun karşılaştığı en önemli sorun, su, barınak, gıda, sanitasyon ve temel sağlık tesisleri ile temel sağlık hizmetleri dahil olmak üzere altyapının restorasyonudur. Bu sorunları göz ardı eden herhangi bir yardım çabası, etkilenen nüfusun kısa, orta veya uzun vadeli sağlığı üzerinde herhangi bir kalıcı etki olmaksızın, az sayıda hasta için yalnızca kısa ve pahalı bir etkiye sahip olacaktır. Erken dikkat afetin dayattığı kaygı ve psikolojik stres, TSSB, kronik kaygı ve nüfus üzerindeki depresyon ile ilişkili uzun vadeli engelliliği ve işlevsel kapasitedeki bozulmayı iyileştirebilir. Afet tıbbi müdahale ekipleri, yanıtın en başından itibaren aktif olarak katılmaları için psikologları ve psikiyatristleri görevlendirmek önemlidir.</p>
<p>İnsan doğasının acil bir aktif müdahale gerektirmesine rağmen, bir depreme  karşı en iyi afet tıbbi müdahalesi, bilgi iletişimi ile hızlı ve acil bir değerlendirme gerektirir. Sonuç olarak yaşadığımız Coğrafyada Deprem bir gerçektir ve önlenemez, ancak deprem sonrasında riskleri en aza indirmek gerekli ön hazırlık ile mümkündür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KAYNAKLAR</strong></p>
<p>1-Afet Yönetimi ve Tıbbi Uygulamalar. Serkan Emre Eroğlu; EMA Tıp Yayınevi; Ankara; 2019; 445-459</p>
<p>2-https://www.afad.gov.tr/kurumlar/afad.gov.tr/e_Kutuphane/Istatistikler/ 2020yilidogakaynakliolayistatistikleri.pdf (Erişim Tarihi:01.08.2022)</p>
<p>3-https://www.afad.gov.tr/deprem-oncesi-ani-ve-sonrasi-alabileceginiz-onlemleri-biliyor-musunuz (Erişim Tarihi:01.08.2022)</p>
<p>4-Ciottone&#8217;s Disaster Medicine; Gregory R Ciottone; 2015; 572-574</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tatd.org.tr/afet/genel/agustos-guzeldir-17si-olmasa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
