<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>maaş &#8211; Acil Tıp Bülteni</title>
	<atom:link href="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/tag/maas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tatd.org.tr/aciltipbulteni</link>
	<description>TATD</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Dec 2019 02:11:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2024/10/mstile-144x144-1.png</url>
	<title>maaş &#8211; Acil Tıp Bülteni</title>
	<link>https://tatd.org.tr/aciltipbulteni</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir Emsal Dava; “Benim Param ile Maaş Alıyorsun”</title>
		<link>https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/2019/12/18/bir-emsal-dava-benim-param-ile-maas-aliyorsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Alp Akın]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Dec 2019 02:11:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk Köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[maaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://acilbulten.net/?p=951</guid>

					<description><![CDATA[Ali Kaan Ataman, Acil Tıp Uzmanı, Koyu Beşiktaşlı, Teknoloji tutkunu. Hayvansever, Sualtı sevdalısı… Adını bilmeyenlerin “o sakallı bey var ya” diye tanımladığı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-group has-pale-cyan-blue-background-color has-background is-layout-flow wp-block-group-is-layout-flow"><div class="wp-block-group__inner-container">



</div></div>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/52/2019/12/Ali-Kaan-Ataman.jpg" alt="" class="wp-image-952" width="145" height="193" srcset="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2019/12/Ali-Kaan-Ataman.jpg 768w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2019/12/Ali-Kaan-Ataman-225x300.jpg 225w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2019/12/Ali-Kaan-Ataman-473x630.jpg 473w" sizes="(max-width: 145px) 100vw, 145px" /></figure></div>



<p class="has-background has-luminous-vivid-amber-background-color wp-block-paragraph"><em>Ali Kaan Ataman,</em> Acil Tıp Uzmanı, Koyu Beşiktaşlı, Teknoloji tutkunu. Hayvansever, Sualtı sevdalısı…  Adını bilmeyenlerin “o sakallı bey var ya” diye tanımladığı bu birey, aynı zamanda; idealisttir, her türlü bilgiye kafa göz dalar, yer-yutar. Dokuz Eylül Ün.’den mezun olup uzmanlığını da aynı hastaneden alan Kaan, Doktor Öğretim Üyesi olarak Okan Üniversitesinde çalışmaya devam etmektedir..<strong>. </strong></p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/52/2019/12/Gonca-Karakaptan.jpeg" alt="" class="wp-image-953" width="189" height="188" srcset="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2019/12/Gonca-Karakaptan.jpeg 960w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2019/12/Gonca-Karakaptan-300x300.jpeg 300w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2019/12/Gonca-Karakaptan-150x150.jpeg 150w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2019/12/Gonca-Karakaptan-768x766.jpeg 768w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2019/12/Gonca-Karakaptan-631x630.jpeg 631w" sizes="(max-width: 189px) 100vw, 189px" /></figure></div>



<p class="has-background has-pale-pink-background-color wp-block-paragraph"><em>Gonca Karakaptan</em>, Çok konuşuyorsun, “sen Avukat ol” lafına inanarak mesleğe adım atmıştır. Yapamazsın diyenlere aldırmadan genç yaşında emsal davaya imza atmıştır, sayesinde artık; kimse, kimsenin vergileriyle maaşını almamaktadır. Haksızlığa gelemez, kolay kolay pes etmez. Kedisinin anası, kendi bürosunun ve de TATD’ nin avukatıdır.</p>



<p class="has-background has-pale-cyan-blue-background-color wp-block-paragraph"><strong><em>BÜLTEN:</em></strong><strong> Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2014
yılı Başkent Hukuk mezunuyum. Sağlık hukukuna olan ilgim sebebi ile bu alanda
ilerlemenin gerekliliğine hep inanmıştım. Ne var ki, 2014’te Ankara’da Sağlık
Hukuku eğitimi veren üniversite yoktu ve yine Türkiye’de sadece 3 üniversitede bu
alan açılmıştı. Yeri gelmişken, maalesef 5 yıllık süreçte de hak ettiği düzeye
ulaştığı söylenemez. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç
olarak, 2014’te Sağlık Hukuku’nun peşine takılıp İzmir’e taşındım. İzmir
Üniversitesi &amp; Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğinde Sağlık Hukuku Yüksek lisans
eğitimi aldım. Kendi büromu da burada açmamla birlikte İzmir’e yerleştim.
2018’den beridir de TATD ile hukuki iş birliği içindeyiz.</p>



<p class="has-background has-pale-cyan-blue-background-color wp-block-paragraph"><strong><em>BÜLTEN:</em></strong><strong> Sağlık hukukuna yönelmenizin sebebi ne idi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Henüz
fakültede öğrenciyken mezun olduğumda spesifik bir alanda uzmanlaşma hayalim
vardı. Sağlık hukukuna ilişkin sempozyumlara denk geldiğimde alanın ilgimi
çektiğini fark ettim, hekim olan ablamın da teşvikiyle bu alana yönelip birçok
eğitim programına katıldım ve yüksek lisans eğitimi aldım. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Hakim,
Savcılar ve meslektaşlarım dahil olmak üzere herkes hastaneye hasta olarak
gittiği için, “olaya hasta gözüyle bakmak kolay, zor olan; hekimi anlamak”.
İçerden görmeyenler, hekim akrabası olmayanlar, hekimlerin idealistliğini, ne
denli zor ve yoğun şartlarda çalıştığını, nasıl bir muameleye maruz kaldığını görmüyor.
Bu sebeple hekimlerle empati kurup mahkemede onları doğru biçimde
yansıtabilmeye çaba gösteriyorum.</p>



<p class="has-background has-pale-cyan-blue-background-color wp-block-paragraph"><strong><em>BÜLTEN:</em></strong><strong> Bir Emsal davanız vardı… <em>“Benim vergilerimle maaş alıyorsun”</em> … &nbsp;Bu dava sonucu ile hakikaten emsal olurken, büyük
de ses getirmişti. <em>“Benim vergilerimle
maaş alıyorsun”</em> sözü, kazandığınız davaya dek hukuken ne olarak
tanımlanıyor idi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bence
bu sözü söyleyen herkesin muhatabını aşağılama, alt konumda hissettirme amacı
gütmesine rağmen; hukuken onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta
olmadığı, ağır eleştiri niteliğinde olduğu kabul ediliyordu. Maalesef ki
mahkemeler beraat veriyordu, mahkeme bir ihtimal ceza verdiğinde de Yargıtay bu
cezayı bozuyordu ve yine sonuç alınamıyordu.</p>



<p class="has-background has-pale-cyan-blue-background-color wp-block-paragraph"><strong><em>BÜLTEN:</em></strong><strong> Bu söz, sizce neden bugüne kadar
hakaret sayılmamıştı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Meslektaşlarımın
bir kısmı bu sözün hakaret olmadığı kanaatinde, bir kısmı ise hakaret olduğunu
düşünse de yerleşik içtihatlara göre bu söz hakaret sayılmıyor diye baştan
kaybedilmiş dava gözüyle bakıyor ve uğraşmıyordu. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben
mesleğimde, <em>öğrenilmiş çaresizliğe</em> yer olmadığına inanıyorum. Her davada,
bence %1 bile olsa; pozitif bir ihtimal, mümkündür. Size gelen müvekkile dürüstlük
ve şeffaflık çerçevesinde, artı eksi ihtimalleri açıkladıktan sonra, müvekkil
arzusuna göre o noktada %1’lik de olsa, olumlu ihtimalin peşine düşmek hukukta
bazı dengeleri değiştirebilir.</p>



<p class="has-background has-pale-cyan-blue-background-color wp-block-paragraph"><strong><em>BÜLTEN:</em></strong><strong> Siz bu davayı üstlenirken bu sonucu
bekliyor muydunuz?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıkçası,
elimde destekleyici hiçbir örnek olmadığından ötürü, olumlu sonuç almayı çok
küçük bir ihtimal olarak görüyordum; ama dediğim gibi bu sözün hakaret olduğuna
inanıyor, bu rutinin değişmesini istiyor ve çıkan olumsuz kararlara hayret
ediyordum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir
davada hakimin bakış açısı, avukatın olaya yaklaşımı ve savunma stratejisi,
müvekkilin davaya ve avukatına inanması, tanık beyanları gibi birçok değişken
vardır. Eğer ki bunların doğru şekilde birleşmesini sağlayabilirseniz baştan
kaybedilmiş dava diye bir şey olduğuna inanmıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hukuk
da tıp gibi sürekli gelişen, değişen, geniş vizyon gerektiren bir alan. Bu
sebeple Yargıtay ya da mahkeme kararları olumsuz yönde diye pes etmedim. Müvekkilim
bana güvendi, sonuna kadar götürdük ve başardık.</p>



<p class="has-background has-pale-cyan-blue-background-color wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;<em>BÜLTEN:</em> Peki, Mahkeme’yi hakaret olduğuna
nasıl ikna ettiniz?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Söyleyemem,
meslek sırrı (gülüşmeler). Şaka bir yana, kelimelerin alt metnine çok dikkat
ederim ve bu sözün son derece aşağılayıcı olduğuna inanıyorum. Bir düşünce,
barındırdığı niyete göre benzer ancak çok farklı şekillerde dile getirilebilir.
</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin,
<em>“ben vergilerini ödeyen bir vatandaşım,
hizmet görmeyi hak ediyorum”</em> cümlesi isyan ve sitem içeriyor iken, <em>“benim paramla maaş alıyorsun, bana bakmak
zorundasın”</em> cümlesi açıkça küçümseme, aşağılama niyeti barındırıyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca
davalarda genellikle sadece ne söylendiğine dikkat edilse de; söylenen sözün
barındırdığı niyet, söyleniş tarzı ve beden dilinden de kısmen yorumlanabilir. Hakimin
sadece söze bakmaması, niyeti anlamak için etraflıca yorumlaması ve avukatın da
bu detaylara özellikle dikkat çekmesi gerekir. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanığın
bu sözü kötü niyetle sarf ettiğini, bu bakış açısıyla ve olay görüntülerindeki
agresif beden dilini vurgulayarak savunduğumdan olacak sanıyorum ki, hakimi
ikna etmem mümkün oldu.</p>



<p class="has-background has-pale-cyan-blue-background-color wp-block-paragraph"><strong><em>BÜLTEN:</em></strong><strong> Emsal davaya meslektaşlarınızın tepkisi
ne oldu?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu
cümleye maruz kalan insanlar bıkmışlar. Bu sebeple sadece tıp camiası değil,
sağolsun her meslek grubundan tebrik ve destek aldım. Maalesef ki,
meslektaşlarımın bir kısmından aynı olumlu tepkiyi göremedim. Yukarıda
bahsettiğim üzere, ne yazık ki bazıları bu sözü kendi kafasında normalleştirmiş,
mahkemenin şans eseri veya yanlışlıkla böyle bir karar verdiğine inandıklarına
dair mesajlar attılar bana. Oysa ki avukatlık mesleği hiçbir şeyi
kanıksamamayı, haksızlıklara baş kaldırmayı içerir. Hiçbir hakaret, hiçbir
haksızlık normalleştirilmemeli diye düşünüyorum.</p>



<p class="has-background has-pale-cyan-blue-background-color wp-block-paragraph"><strong><em>BÜLTEN:</em></strong><strong> Emsal davadan itibaren bu söze ilişkin
tüm davalar kabul görecek mi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Maalesef
ki her dava değil, ama biz bir kapı açmış olduk. Bugüne kadar bu söz kesinlikle
hakaret olarak kabul edilmiyordu. Biz bu davayla bu durumu “hukuken tartışmalı”
konuma getirmiş olduk. Bugüne kadar cevabı <em>“kesinlikle
hayır”</em> olan bir duruma ilişkin <em>“acaba”</em>
şüphesi yaratmış olduk, hukukçuları düşünmeye sevk ettik bu açıdan mutluyum.
İsteyen herkes baro iletişim bilgilerimden bana ulaşıp kararın kopyasını
alabilir, bu kararın tek bir emsal olarak kalmayıp yaygınlaşması beni mutlu
eder.</p>



<p class="has-background has-pale-cyan-blue-background-color wp-block-paragraph"><strong><em>BÜLTEN:</em></strong><strong> Hakaret ve tehdit davaları, neye göre “kabul”
neye göre “red” görüyor?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağılama,
rencide amacı gütmeyen sözler hakaret değildir. Bu sözler Yargıtay tarafından
eleştiri sınırında kabul edilir. Ki bugüne kadar Yargıtay kararlarında <em>“benim paramla maaş alıyorsun”</em> sözü de eleştiri
olarak kabul ediliyordu. Yine aynı şekilde beddualar da hakaret değildir. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir
sözün tehdit olarak kabulü içinse mağdurun, gerçekleşme ihtimali olan bir
zararla korkutulması gerekmektedir. Mesela bahsettiğimiz davada sanık “seni çok
pis yaparım” demişti. Haberi okuyup bu sözden niye ceza almamış diye soranlar
oldu. Seni çok pis yaparım sözü altı çok boş bir laftır. Ne yapmakla korkuttuğu
belli değildir. </p>



<p class="wp-block-paragraph">İlginizi
çekecek bir örnek daha vereyim, <em>“doktor,
çocuğum o ameliyattan sağ çıkmazsa sana gününü gösteririm”</em> sözü kulağa açık
ve net bir tehdit gibi gelse de, her durumda tehdit olmayabilir. Örneğin, hekim
bu sözü duyduğunda beyaz kod vermiştir, operasyon başarılı geçmiştir, şarta
bağlı olan bu tehdidin unsurları oluşmadığı için bu söz artık somut ve
gerçekleşmeye elverişli bir tehdit olarak kabul görmeyecektir. </p>



<p style="text-align:center" class="has-background has-luminous-vivid-amber-background-color wp-block-paragraph"><p class="has-background has-text-align-center has-luminous-vivid-amber-background-color"><strong><em>Bahsettiğim gibi hukuk birçok farklı unsura, birçok değişkene bağlı olarak ilerler. Bu sebeple, “baştan kaybedilmiş dava” umutsuzluğu yanlış yaklaşım olduğu gibi, “havada karada kazanılır bu dava” rahatlığını göstermek de bence yanlıştır.</em></strong></p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
