<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aşı &#8211; Acil Tıp Bülteni</title>
	<atom:link href="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/tag/asi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tatd.org.tr/aciltipbulteni</link>
	<description>TATD</description>
	<lastBuildDate>Sat, 05 Feb 2022 23:22:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2024/10/mstile-144x144-1.png</url>
	<title>aşı &#8211; Acil Tıp Bülteni</title>
	<link>https://tatd.org.tr/aciltipbulteni</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aşı Karşıtlığı</title>
		<link>https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/2022/02/11/asi-karsitligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim ALTUNOK]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Feb 2022 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TATDsosyal]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/?p=2582</guid>

					<description><![CDATA[Av. Gonca Karakaptan ile bu ayki sohbet konumuz “aşı karşıtlığı”. Kamuoyunda yıllardır tartışılan bu konuya biz de kendi görüşlerimizle açıklık getirmeye çalıştık,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Av. Gonca Karakaptan ile bu ayki sohbet konumuz <em>“aşı karşıtlığı”</em>. Kamuoyunda yıllardır tartışılan bu konuya biz de kendi görüşlerimizle açıklık getirmeye çalıştık, keyifli okumalar diliyoruz.</p>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color has-medium-font-size wp-block-paragraph"><strong>Aşı karşıtlığı dediğimiz husus sizce tam olarak nedir? &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p>



<div class="wp-block-image is-style-rounded me-3"><figure class="alignright size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2022/01/06250471b4c377f216644ac87c425e71-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2584" width="204" height="203" srcset="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2022/01/06250471b4c377f216644ac87c425e71-1.jpeg 960w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2022/01/06250471b4c377f216644ac87c425e71-1-300x300.jpeg 300w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2022/01/06250471b4c377f216644ac87c425e71-1-150x150.jpeg 150w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2022/01/06250471b4c377f216644ac87c425e71-1-768x766.jpeg 768w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2022/01/06250471b4c377f216644ac87c425e71-1-631x630.jpeg 631w" sizes="(max-width: 204px) 100vw, 204px" /></figure></div>



<p class="wp-block-paragraph">Ben bunu karşıtlık ve kararsızlık olarak geniş anlamda <em>“aşının olası yan etkilerinden korkma, aşıya güvenme konusunda kararsızlık, tereddüt sebebi ile negatif bakış” </em>olarak tanımlarım. Dünya Sağlık Örgütü’nce yapılmış resmi tanım ise <em>“aşı hizmetlerinin varlığına rağmen aşıların kabulünde gecikme veya reddetme” </em>şeklindedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="rounded-3 has-black-color has-light-green-cyan-background-color has-text-color has-background wp-block-paragraph"><strong><em>Gonca Karakaptan</em></strong>, Çok konuşuyorsun, “sen Avukat ol” lafına inanarak mesleğe adım atmıştır. Yapamazsın diyenlere aldırmadan genç yaşında emsal davaya imza atmıştır, sayesinde artık; kimse, kimsenin vergileriyle maaşını almamaktadır. Haksızlığa gelemez, kolay kolay pes etmez. Kedisinin anası, kendi bürosunun ve de TATD’ nin avukatıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color has-medium-font-size wp-block-paragraph"><strong>Aşı karşıtlığı dediğimiz husus nasıl başladı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanıyorum ki aşının keşfinden itibaren bu tereddütler ve karşıt fikirler mevcuttur. Zaman değişti, belki karşıtlık sebepleri de değişti ama tartışmalar hala devam ediyor. Geçmişte aşıların güvenilirliği ispatlanmış olsa da; her yeni hastalık veya salgınla birlikte şüpheler yeniden alevleniyor, bunu da bilinmeyene korku olarak adlandırabiliriz sanırım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada önemli olan, aşı karşıtı olan şahsın, sebep olarak gördüğü noktaların dayanaklarını öncelikle kendi içinde irdelemesidir. Çünkü bazı insanlar bir şeyin zararlı olduğuna inandıysa, karşısında işinin ehli on uzman da konuşsa fikri değişmeyecektir. Bu sebeple önce kendi kendine sormalı, korkusunun ya da iddialarının aslı astarı var mı kendine karşı dürüst olmalı. Doğru ve mantıklı soruları sorduğunda kendisi ve toplum için faydalı olanı zaten görecektir. Asılsız bir korku, bilimsel bir dayanağı olmayan şüphe, insanı paranoyaya kadar götürebilir. Bunun örneğini, dünya çapında milyonlarca ölüme sebep olan gündemdeki Covid hastalığının yalan olduğu ve aşısının kafalarımıza çip takmak için üretildiği teorilerinde görebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Önemli olan bilinçli yaklaşım ve ne iddia ettiğini bilmek</strong><strong>”</strong></p>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color has-medium-font-size wp-block-paragraph"><strong>Halkımızın aşı konusundaki tereddütleri ve bunun sebepleri sizce nelerdir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İçinde bulunduğumuz teknoloji çağı, çok fazla bilgi kirliliği barındırmakta. İnsanlar hastaneye gitmeden önce meraktan fikir edinmek için semptomlarını yazıp araştırabiliyor. Öyle ki bu bilgi kirliliğinden ötürü internete başım ağrıyor yazdığınızda beyin tümörünüz olduğuna ikna olabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Halkımızın bir kısmı dini sebeplerle ya da aşıların içeriğinde bulunan kimyasal maddelerin insan sağlığına zararlı olduğu, aşının etkili olmadığı sadece ilaç firmalarının para kaygısı olduğu, doğal seleksiyonun önüne geçilmemesi gerektiği, doğal yollarla da bu hastalıklardan korunmanın mümkün olduğu vb. düşüncelerle “harekete geçip zarar göreceğime oluruna bırakayım” diyerek kaderci bakış açısıyla aşı konusunda tereddüt yaşıyor, aşı olmaktan kaçınıyor. Bu tereddütlerin çoğunun bilimsel bir kaynağı olmayıp, bahsettiğim üzere internette yer alan korkutucu ve dayanaksız yazılar, öneriler yüzünden başlıyor.</p>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color has-medium-font-size wp-block-paragraph"><strong>Diğer ülkelerde benzer tartışmalar var mıdır?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet tabii ki. Doğal beslenmenin tek başına yeterli olacağını düşünenler, dini inançları sebebi ile karşıt olanlar, aşıyı reddetme özgürlüğünü savunanlar, sosyal medyada duyulan asılsız haberler nedeniyle korku geliştirenler elbette yurtdışında da mevcut.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla beraber, Fransa, İtalya, Yunanistan, Belçika gibi aşı yaptırmak zorunlu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Aşı karşıtlığına imkan tanımayan ülkeler de söz konusu”</strong><strong></strong></p>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color has-medium-font-size wp-block-paragraph"><strong>Çocuklar açısından veli/vasilerin aşı reddi konusunda neler düşünüyorsunuz?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bildiğim kadarıyla İngiltere’de 12 otizmli çocuk üzerinde yapılan ve bilimsel olmayan bir çalışmanın geniş kitlelere hitap eden bir dergide yayımlanması üzerine, aşı ile otizm arası bağ olup olmadığı tartışılmaya başlandı. Bu sansasyonel yazının bilimselliğe sahip olmadığı ve aşının faydaları ile ilgili açıklamalar yapılsa da; su bir kere bulanınca kafa karışıklıkları doğdu. Hatta İngiltere’de kızamık aşısına karşı bu güven kaybı sebebi ile uzun zamandır görülmemesine rağmen yeniden kızamık vakaları görülmeye başlandı. Ülkemizde de hala aşı ile otizm arasında bir bağ olduğu kaygısı yaygın. Bilimsel çalışmalarsa aşı ile otizm arasında hiçbir bağ tespit edilmediğini belirtiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Durum böyleyken, çocuğuna zarar gelecek korkusuyla bile olsa, asılsız sebeplerle yarar yerine zarar veren ebeveynlerin ihmal yoluyla çocuk istismarı suçu işlediğini düşünüyorum. O çocuk veya vasisi olduğunuz o zihinsel engelli birey, sizin bakımınıza muhtaç. Siz dayanağı olmayan korkularınızla onun adına aşıyı reddedip onun sağlığına zarar veriyorsanız sonuçlarının ağırlığıyla da yüzleşmelisiniz. Bu noktada, ebeveynin karar verme özgürlüğü yerine çocuğun yaşam hakkı ve üstün yararı korunmalı, en azından çocuklar açısından bizim ülkemizde de aşı zorunluluğu getirilmeli diye düşünüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“İnternetteki asılsız yazılara kulak asmayın”</strong><strong></strong></p>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color has-medium-font-size wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;Bu konuda halkımıza önerileriniz var mıdır?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda değindiğim gibi öncelikle kendisini sorgulamaktan çekinmemeli, çünkü kendisi için iyi olanı bulmak ancak araştırmayla, sorgulamayla mümkündür. Tabii bu araştırma rastgele olmamalıdır. İnternetteki asılsız yazılara kulak asmayıp bilimsel yazıları esas almalarını öneriyorum. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da elbette ki işinin uzmanı olan doktor ve bilim adamlarının ne dediğini dinlemek önemli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca tarihi bilmenin de bu tarz konularda önemli olduğunu es geçmemek gerek. Çiçek gibi, boğmaca gibi hastalıklara karşı aşıyla mücadelenin ne kadar hayati önemi olduğu düşünülmeli. Tarih ve bilim, aşının halk sağlığı için önemini göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a></a>Aşı olma veya olmama kararımızın sadece bizi değil, tüm toplum bağışıklığını etkileyen bir karar olduğunu, aşı karşıtlığının çoğalmasıyla birlikte bazı ülkelerde uzun zamandır görülmeyen hastalıkların yeniden görülmeye başlandığını da lütfen unutmayalım. Sonuçta Corona Çin’de başladı diye sadece Çin’de kalmadı, tüm dünyaya yayıldı. Mevcut teknolojik imkanlar ve ulaşım araçları sayesinde uluslararası etkileşim giderek daha da yaygınlaşıyor. Aşı hakkında vereceğimiz karar bireysel olsa da; sonuçları bireysel olduğu kadar toplumsal etkiler de gösterir.</p>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color has-medium-font-size wp-block-paragraph"><strong>Covid konusunda aşı çalışmalarına nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilimsel boyutu açısından yorum yapmak bana düşmez elbette, ben de gündemi yakın takipteyim. Okurlarımıza tavsiyelerimi kendim de uygulayıp internet veya politikacılar yerine aşı hakkındaki gidişatı ve etkinliği değerlendiren uzman görüşlerini dinliyorum. Faz çalışmaları tamamlanıp aşılama başladığında bunun hepimiz için kurtarıcı bir gelişme olacağına inanıyorum. Geçmişte ulusları kasıp kavuran ve aşı sayesinde günümüzde tarihe gömülen diğer hastalıklar gibi, Corona’nın da sadece anılarda kalacağını umuyorum.</p>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color has-medium-font-size wp-block-paragraph"><strong><em>Son söz</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Okurlarımız açısından düşündürücü olacağına inandığım verimli bir sohbetti, teşekkür ediyoruz. Halkımızın böyle önemli bir konuya daha bilinçli şekilde yaklaşmasını dileyerek ben de sizlere teşekkür ediyorum. Ayrıca Covid sebebi ile yakınlarını kaybeden okurlarımız ve insan sağlığı için çabalarken vefat eden tüm sağlık çalışanlarına rahmet diliyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşılama Tarihçesi</title>
		<link>https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/2021/12/30/asilama-tarihcesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim ALTUNOK]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Dec 2021 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[TATDsosyal]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/?p=2355</guid>

					<description><![CDATA[COVID-19 pandemisinde bir yılı geride bıraktık. Bu süreçte gündemdeki önemli ve çok tartışılan konulardan biri hiç şüphesiz aşı oldu. Sağlık çalışanları olarak&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-group"><div class="wp-block-group__inner-container is-layout-flow wp-block-group-is-layout-flow"></div></div>



<p class="wp-block-paragraph">COVID-19 pandemisinde bir yılı geride bıraktık. Bu süreçte gündemdeki önemli ve çok tartışılan konulardan biri hiç şüphesiz aşı oldu. Sağlık çalışanları olarak ilk doz COVID-19 aşısını olduğumuz bu günlerde, bilimin ve geliştiricilerinin insanlığa en büyük armağanlarından olan aşıların tarihteki yerine bakmak istedim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Modern anlamda bildiğimiz aşıların geçmişi 18. yüzyıla dayansa da içlerinde tarihçi Joseph Meedham tarafından düzenlenen <em>Science and Civilisation in China </em>adlı serinin bulunduğu bazı kaynaklar, aşıya dair ilk uygulamaların 1500’lü yıllarda görülen çiçek salgını sonucu Çin ve Hindistan’da başlatıldığını söyler. Hatta Ian ve Jennifer Glynn, <em>The Life and Death of Smallpox</em> adlı kitaplarında, 1600 sonlarında İmparator K&#8217;ang Hsi&#8217;nin çiçek hastalığından çocukken kurtulduğunu ve kendi çocuklarına aşı yaptırdığından bahsetmektedir. İlk yöntemlerin, çiçek hastalığı nedeniyle oluşan yara kabuklarının öğütülmesi ve burundan üflenmesi ya da çiçek hastalarının yaralarından alınan içeriğin sağlıklı kişinin cildine inoküle edilmesi olduğu düşünülmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="406" class="wp-image-2358" src="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2021/12/yazi-ile-ilişkili-resim1-1024x406.png" alt="" /></figure>



<p class="rounded-pill has-background wp-block-paragraph" style="background-color: #b3e5fc"><strong>1500’lü yıllarda salgınların farkında olanlar sadece Asyalılar değildi &#8230;</strong></p>



<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full"><img decoding="async" width="341" height="512" class="wp-image-2359" src="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2021/12/yazi-ile-ilişkili-resim-2.jpg" alt="" srcset="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2021/12/yazi-ile-ilişkili-resim-2.jpg 341w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2021/12/yazi-ile-ilişkili-resim-2-200x300.jpg 200w" sizes="(max-width: 341px) 100vw, 341px" /></figure>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Modern epidemiyolojinin kurucusu sayılan Fransız doktor Guillaume De Baillou, Paris’te görülen salgınlar hakkında araştırmalar yapmakta idi. <em>Epidemiorum Et Ephemeridum Libri Duo </em>adlı kitabında veba, difteri ve kızamıktan bahsediyordu, 1578’de ise boğmaca hastalığını tanımlayan ilk kişi oldu. 1613 yılı Doktor Agustino tarafından <em>El Año de los Garrotillos</em> (difteri yılı) ilan edilirken İspanya’da neredeyse bir yüzyıl boyunca sürecek difteri salgını devam etmekteydi. O dönemde de hastalığın bulaşıcı olduğu biliniyordu ancak sahip olunan imkanlar ne hastalığın bulaşmasının ne de ölümlerin önüne geçemiyordu. Eski Dünya kıtaları arasında sürekli olarak hastalıklar taşınıyordu ama 15. ve 17. yüzyıllar arasında devam eden Coğrafi Keşifler, Avrupa’ya ait salgınları her iki Amerika kıtasına da götürdü ve yerel halklar çiçek, kızamık, sarı humma ve veba benzeri hastalıklar nedeniyle oldukça büyük kayıplar yaşadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mart 1718’e gelindiğinde İstanbul’da tarihe geçen bir olay yaşanmaktaydı. İngiliz Büyükelçisi’nin eşi Lady Mary Wortley Montagu, büyükelçilik hekimi Charles Maitland’ın gözetiminde 5 yaşındaki oğlu Edward’ı çiçek hastalığına karşı aşılattı. İstanbullu yaşlı bir Rum kadın tarafından yapılan işlemi İngiltere’deki arkadaşına anlattığı mektubunda &#8220;… burada bir dizi yaşlı kadın var, bu operasyonu gerçekleştirmeyi kendi işleri haline getirmişler &#8230; her sonbaharda binlerce kişiye bunu yapıyorlar &#8230; (ve orada) ölen hiç kimse yok.&#8221; diye yazmıştı. Lady Montagu, Londra&#8217;ya döndüğünde aşı prosedürünü coşkuyla destekledi ancak Doğu halklarına ait bu tedavi süreci başlangıçta büyük bir dirençle karşılaştı. Her şeye rağmen kendi kızına da Doktor Maitland tarafından bu aşıyı uygulattı ve takma isimle de olsa aşıyı destekleyen makaleler yazmaya devam etti.</p>



<p class="rounded-pill has-background wp-block-paragraph" style="background-color: #b3e5fc"><strong>“1751 yılında Londra’da çiçek nedeniyle 3538 kişinin kaybedilmesi Lady Montagu’yu destekliyordu.”</strong></p>



<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="540" height="400" class="wp-image-2360" src="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2021/12/yazi-ile-ilişkili-resim-3.jpg" alt="" srcset="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2021/12/yazi-ile-ilişkili-resim-3.jpg 540w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2021/12/yazi-ile-ilişkili-resim-3-300x222.jpg 300w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" /></figure>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Neyse ki iki yıl önce immünolojinin babası Edward Jenner doğmuştu, büyüyüp 21 yaşına geldiğinde St. George&#8217;s Hospital&#8217;da cerrahi ve anatomi eğitimini tamamlayacak ve çiçek aşısına farklı bir soluk getirmek için çalışmalar yapacaktı. Jenner sütçülerin çiçeği hafif geçirdiklerini, hatta hastalıktan korunduğunu fark etmişti, büyükbaş hayvanlarda görülen inek çiçeği nedeniyle hayvanlardaki lezyonlardan bulaşan irin onları bir şekilde bağışıklıyordu. 14 Mayıs 1796&#8217;da Jenner, ineklerdeki lezyonlardan elde ettiği aşıyı ilk olarak bahçıvanının 8 yaşındaki oğlu James Phipps&#8217;e yaptı. 11 aylık oğlu Robert da dahil olmak üzere 23 vakaya bu aşıyı uyguladı ve bulgularını yayınladı. Latince’de inek anlamına gelen <em>vacca</em> kelimesinin aşı (vaccine) ve aşılama (vaccination) kelimelerine temel oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1800’lerin başında Jenner’in yöntemiyle aşı Avrupa, Rusya ve Amerika’da uygulanır olmuştu. 1836’da Doktor Edward Ballard aşının etkisini arttırmaya çalışırken meslektaşı William Farr, <em>The Lancet</em> dergisindeki yazısında salgınların ileride kendi adıyla anılacak çan eğrisi şeklindeki seyrinden ve aşıya ulaşamadığı için halen Londra’da her gün beş çocuğun öldüğünden bahsediyordu. Bunun üzerine 1840&#8217;ta İngiliz hükümeti ücretsiz olarak çiçek aşısının uygulanmasına, 1853’te ise doğan her çocuğa ilk üç ay içinde aşının yapılmasına karar verdi. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Çiçekle mücadele devam ederken diğer bulaşıcı hastalıklar da hız kesmedi tabi. Asya’da özellikle Hindistan’da bir dizi ölümcül kolera salgını patlak vermiş, İngiliz Doktor John Snow, Londra’daki gözlemlerine dayandığı <em>On the Mode of Cholera</em> adlı yayınında koleranın kirli suyla yayıldığını, ince bağırsakların mukozasına yapışan bir malzeme içerdiğini öne sürmüştü. Snow’un yayınından 5 yıl sonra İtalyan Doktor Filippo Pacini, kolera bakterisini hastaların bağırsaklarından mikroskobik olarak gözlemledi ve hastalığın nedeni olarak ileri sürdü hatta bakterinin virgül şekline oluşuna bile dikkat çekti. Hastalarda büyük sıvı ve elektrolit kaybının olduğunu, onların tuz eklenmiş intravenöz su enjeksiyonları ile tedavi edilmesi gerektiğini söyledi. Söyledi söylemesine ancak o dönemde yeterince dikkate alınmadı.</p>



<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2361" src="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2021/12/yazi-ile-ilişkili-resim-4.jpg" alt="" width="569" height="331" srcset="https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2021/12/yazi-ile-ilişkili-resim-4.jpg 758w, https://tatd.org.tr/aciltipbulteni/wp-content/uploads/sites/3/2021/12/yazi-ile-ilişkili-resim-4-300x175.jpg 300w" sizes="(max-width: 569px) 100vw, 569px" /></figure>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">1850’li yıllarda yıldızı parlayan ancak o dönemki kariyerinde daha çok kimya üzerine ilerleyen Louis Pasteur, 1877 yılında hayvancılığı sarsan şarbon hastalığını ve <em>Bacillus anthracis’i</em> tanımlayarak rotasını Tıp bilimine çevirdi. İki yıl içinde <em>Pasteurella multocida</em> için aşı geliştirdi, bu atenüasyon yöntemi ile laboratuvar koşullarında üretilen ilk aşıydı. Tavuklara canlı bakteri enjekte eden ve hastalığın seyrini inceleyen Pasteur, tatile çıkmadan önce asistanına kültürdeki taze bakterileri enjekte etmesini söyledi ancak asistanı unuttu, aradan geçen zaman sayesinde bakteriler zayıfladı, enjeksiyon yapılan tavuklarda hastalığın hafif seyrettiğini gözlediler. Tavuklar iyileştikten sonra canlı bakteri verdiklerinde ise hiçbirinin hastalanmadığını gözlemlediler. 1880’de ise kuduz üzerine çalışmaya başladı, hatta kuduzun değişen inkübasyon süresini kısaltmak için en virülan suşlarla çalıştı ve enfekte materyalleri doğrudan tavşanların beynine enjekte etti. 1885&#8217;te aşıyı başarılı bir şekilde kullanana kadar kuduz hakkında çalışmaya devam edecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabi ki her şey güllük gülistanlık gitmiyordu. Tarihin ilk aşı karşıtı hareketi olan The Anti-Vaccination Society of America, hastalıkların mikroorganizmalar yoluyla yayılmadığını öne sürdü – ne kadar tanıdık!</p>



<p class="rounded-pill has-background wp-block-paragraph" style="background-color: #b3e5fc"><strong>19. yüzyıl hekimlerinin de aşı konusunda günümüzle benzer sorunlarla mücadele ettiğini söylemek mümkün.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">1890 yılına gelindiğinde ise Shibasaburo Kitasato ve Emil von Behring, kobayları ısıl işlem görmüş difteri toksini ile aşıladılar. Onlardan aldıkları serumlarda difteri toksininin zararlı etkilerini önleyen bir madde olduğunu fark edip, maddeye antitoksin, tedavilerine de serum adını verdiler. Bu sayede 1901&#8217;de Tıpta ilk Nobel Ödülü&#8217;nü kazandılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">19. yüzyıldan sonraki tarihsel seyir güncel aşıların bulunması ile devam ettiği için, yazımı aşıların bulunuş yıllarını paylaşarak bitirmek istiyorum. 1896-tifo, 1900’ler-kolera, 1942-difteri, 1950-BCG ve boğmaca, 1955-inaktive polio, 1961-tetanoz, 1962-canlı oral polio ve influenza, 1968-kızamık, 1970-kızamıkçık, 1970’ler-polisakkarid meningokok aşıları, 1982-hepatit B, 1988-KKK, 1992-konjuge Hib ve hepatit A, 2001-DaBT ve pnömokok aşısı, 2008-HPV, 2013- rotavirus ve zona, 2015- meningokok B ve ACWY.</p>



<p class="rounded-pill wp-block-paragraph"><strong><em>Son söz olarak</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakteriyolojihane Osmanlı Devleti’nde 1892 yılında kuruldu. Aynı yıl ilk çiçek aşısı üretim evinin hizmet verdiğini biliyoruz. Cumhuriyet yıllarında kuduz, kolera, dizanteri, veba, tifüs, difteri, tetanoz ve influenza aşıları ve tetanoz, gazlı gangren, difteri, kuduz, şarbon akrep serumları ülkemizde üretilmektedir. Ancak ülkemizde -maalesef- 1997’de BCG aşı üretiminin kesilmesi ile aşı üretimi tamamen durdu. Aşı üretimine devam edebilmemiz öncelikli temennilerimden biridir.</p>



<p class="rounded-pill has-background wp-block-paragraph" style="background-color: #b3e5fc"><strong>“Çiçek hastalığının eradike edilmesi elde ettiğimiz en önemli küresel başarıydı”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer bir nokta da Dünya’da ilk yok edilmiş hastalık olan çiçek hastalığı&#8230; Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın eradike edildiğini 8 Mayıs 1980&#8217;de 33. Genel Kurulu&#8217;nda resmi olarak duyurdu, onayladı. Bir de çocuk felci aşısının mucidi Jonas Salk’tan bahsetmek istiyorum. 1955’te kullanıma giren inaktive edilmiş aşının patenti üzerine kendisine yöneltilen soruya <strong><em>‘Patent yok. Güneşin patentini alabilir misiniz?’ </em></strong>yanıtını öğrencilik yıllarında duymayan kaldığını sanmıyorum. Modern Tıp ve aşılar konusunda bugüne gelmemizi sağlayan bütün bilim insanlarına şükranla, eradike edilecek nice hastalıklar dileğiyle.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
