Sağlıklı bir hayat sürmek, dünya üzerinde yaşayan tüm insanların en büyük dileği. Yaşam bizlere verilen en güzel armağan ve vücudumuz, bu armağanı muhafaza ettiğimiz mabedimiz. Dolayısı ile bedenimize çok iyi bakmalıyız. Maalesef sağlık çalışanları olarak bizler bile sağlığımızın önemini hasta olana kadar pek de kavrayamıyoruz. Aslında birçok kişi kırklı yaşlarda bunu fark ediyor ama harekete geçmek pek kolay olmuyor. Görmezden gelmek, rutini devam ettirmek daha kolay… Farkına varmanın ise sorumluluğu var. İyi beslenmek, spor yapmak, alkol ve sigara tüketmemek, eski alışkanlıkların yerine ne koyacağını öğrenmek ve bunu günlük hayatın rutinine yerleştirmek gerekiyor.

Özellikle son yıllarda sağlıklı yaşam dediğimizde beraberinde gelen yeni bir kavram var: Wellness. Sağlık çalışanları olarak çoğumuzun az çok bu konuda bir fikri var. Fakat tam olarak wellness felsefesini biliyor muyuz? Wellness en basit tanımıyla, “iyi olma durumu” olarak ifade ediliyor. Wellness’i hasta ve güçsüz olmama, sağlıklı beslenmek veya düzenli spor yapmak olarak tanımlamak son derece yanlış olur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), wellness’ı, “Sadece hastalıklardan ve mikroplardan korunma değil, bir bütün olarak kişinin bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyi olma hali” olarak tanımlamıştır.

Wellness, sağlıklı ve tatmin edici bir yaşamın farkında olmaya ve böyle bir yaşam için tercihlerde bulunmaya yönelik dinamik bir değişim ve son noktası olmayan bir gelişim sürecidir. Wellness yaşam için bir yoldur, en yüksek potansiyelimizi elde etmek için tasarladığımız bir yaşam biçimidir. Wellness bir seçimdir, optimal sağlığa doğru hareket etmek için verdiğiniz bir karardır, farkındalığın aktif sürecidir, bütün benliğin bilinçli gelişimidir. Wellness yolculuğu, kişisel tekamül yolunuzda ruhen, bedenen ve zihnen size ivme kazandıracak bir felsefedir. Beden, beyin ve ruhun entegrasyonu; yaşamımızın kıymetini bilmemizi, yaptığınız her şeyde değer artışı algılamamızı sağlar. Yani optimal wellness yaşamın amaçlarını ve anlamını bulmamıza zemin hazırlar.

Wellness’ı daha iyi anlamak için, bileşenlerine bakmamız gerekir. Bu felsefeyi yedi alt başlıkta boyutlandırabiliriz. Wellness’ın birbiri ile ilişkili olan, fiziksel, duygusal (zihinsel), entelektüel (düşünsel ve yaratıcı), ruhsal (spiritüel), sosyal, çevresel ve mesleki wellness gibi boyutları vardır.

Fiziksel boyut; dengeli ve sağlıklı beslenme, düzenli spor, ideal kiloyu koruma, yeterli ve kaliteli uyku, güvenli cinsel hayat, alkol ve sigara gibi toksinlerden uzak kalmayı gerektirir. Sağlık çalışanları olarak belki de en hakim olduğumuz ama maalesef en az uygulayabildiğimiz boyut. Yeterince su içiyor musun? Ne yazık ki çok az insan yeterli su içiyor. Sonra beslenme… Piyasada çok fazla işlenmiş gıda, ilaçlanmış ve mevsim dışı satışa sunulmuş meyve-sebze var. Tahıl tüketimine çok ağırlık verilmiş durumda. İnsanlık, tarih boyunca hiç bu kadar işlenmiş tahıl tüketmedi. Bu nedenle herkesin bağırsaklarında ciddi sorunlar var. Birçok kişi kabızlık çekiyor, vitamin ve mineral emilimi bağırsaklarda yeterince olmuyor. Gıdaların çoğu çok şekerli ve kimyasal içerikli olduğu için vücutta enflamasyon ortaya çıkıyor. Bu enflamasyonlar kemik ve eklem ağrılarına neden oluyor. Vücut sürekli bu enflamasyonu tamir etmeye çalışıyor, bağışıklık sistemimiz ise alarm halinde.

Duygusal (zihinsel) boyut; kendi duygularımızı takip edebilmemizi, alışılmış, ya da öğretilmiş hatta belki de şartlandırılmış duygulanımlardan kurtulup özümüze dokunmamızı sağlar. Yaramaz bir çocuk gibi hiç susmadan konuşan, sürekli isyan halindeki zihnimize dinginliğin, huzurun yolunu açar, spritüal olarak bizi besler. Zihninizi eğitin; olumlu düşünmek zihin için önemlidir. Ama şu da var; zihin ‘olumlu düşün’ deyince düşünebilen bir yapı değil. Eğitim ve toplumsal faktörler de zihnin negatif düşünmesi için zihni eğitiyor. Pozitif düşünebilmek için kişinin kendini güçlendirmesi gerekiyor. Bunun için günde hiç olmazsa üç dakika hayatınızda iyi giden şeyleri düşünebilirsiniz ve zamanla bu süreyi arttırabilirsiniz. Zihninizin imkanlarını keşfedin, sahip olduğunuz en güçlü silah beyninizdir ve onu lehinize nasıl kullanabileceğinizi, insan zihninin sonsuz değişim ve dönüşüm gücünü fark etmeye zaman ayırın. Duygusal yönden iyi olan bir kişi, kendisinin farkındadır ve bu kişi bireysel olarak sürekli gelişmeye devam eder.

Entelektüel (düşünsel ve yaratıcı) boyut; yeni fikirler, özgünlük ve yeniliğin kapılarını aralarız bu boyutta. Bize olaylara karşı eleştirel düşünebilme yetisini kazandırır. Yaptığımız seyahatler, gördüğümüz kültürler, tanıştığımız yeni insanlarla, yeni fikirleri tartışarak ve deneyimlerimizi yaşamın her karesinde paylaşarak ilerlememize yardımcı olur.

Ruhsal (spiritüel) boyut; kendimizi anlamayı, sevmeyi, hayatı sorgulamayı ve içsel bir arınmayı derinlemesine hissetmemizi sağlar. Yaşam anlamlı ve amacı olan bir duygudur. Yaşam büyük bir sevgidir. En önemli sevgi kendini sevmektir, kendini sevmeden başkasını tam olarak sevemezsin. Dünya hayatı ile birlikte iç dünyaya ait ihtiyaçları dengelemek için bu boyuta ihtiyaç duyarız.

Sosyal boyut; çevremiz ile kurduğumuz iletişimi tanımlar. Başkalarına karşı sempatik, dost ve sıcakkanlı olmak için bize huzur ve güven verir. Kendimizi insanlar karşısında doğru tanıtabilme imkanı yakalarız.

Çevresel boyut; kendi dünyamızdan çıkıp dışarıda neler oluyor sorusuna verdiğimiz cevap bizi çevresel boyuta götürür. Kendi dünyamız dışında yaşanan toplumsal olayları, çevremizde olup bitenleri farklı bir bakış açısıyla değerlendirmemize yardımcı olur. Sağlık için zararlı olmayan temiz ve güvenli bir çevrede yaşama yeteneğidir.

Mesleki boyut; iş yaşamında sağlıklı çalışma performansı, keyif, mutluluk ve başarıyı bir arada yürütme yeteneğidir. Birey bu dengeyi sadece kendisi için değil iş ortamındaki diğer bireylerle birlikte yürütme ve sürekli daha iyisini elde etme üzerine odaklanır.

Wellness tüm bileşenleri ile sayfalarca yazılacak, tartışılacak muazzam derin bir konu. Kendimizin ve sevdiklerimizin hayatını anlamlı kılmak en büyük gayemiz. Zaman da bu konuda en büyük düşmanımız. Zamanın hızla akıp gittiği, yaşam mücadelesinin zor olduğunun öğretildiği hayatımızı; evimizde, işyerimizde, sosyal çevremizde tadına varmadan, sevdiklerimizle kaliteli zamanlar geçirmeden, başkalarının isteklerini yerine getirme görev bilinciyle koşuşturma içinde geçiriyoruz. Gün bittiğinde ise yetiştiremediğimiz işlerden dolayı suçluluk duygusu ile mutsuz ve yorgun yataklarımıza giriyoruz. Peki, bu duygu ile günler nasıl geçer? Hayat nasıl devam eder? Kendimizi yalnızca mesleki kimliğimizle ya da anne, baba, eş olarak tanımladığımız sürece mutlu olabilir miyiz? Tamda bu noktada karar verin. İstediğiniz hayatı mı, yoksa razı olduğunuz hayata mı devam etmek istiyorsunuz? Sürekli yüksek sesle konuşan, hatta bağıran, konudan konuya atlayan, sizi sürekli yetersiz bulan, eleştiren, suçlayan zihninizi susturun. Sizin iyiliğinizi isteyen, sizi anlayan o derinlerden gelen, kendini duyurmaya çalışan kısık sese, kalbinizin sesine artık kulak verin.

Hayat zor değil… Hayatı zor kılan bizleriz. Hayatı kolaylaştıracak da bizleriz. Wellness kavramının temelinde her yönüyle daha sağlıklı ve daha uzun bir yaşam sürebilmek amacı yattığına göre; uzatın elinizi, kendi elinizi tutun ve kaldırın.  

Uzm. Dr. Sevilay Karaduman
TATD Sağlıklı Yaşam Komitesi