Karayolu trafik kazalarının küresel bir boyuta taşınması, gelişmiş ülkelerde 1960’lardan beri etkin önlemler alınmasına rağmen hala ölüm sıralamasında 5. sırada yer  alması nedeniyle 2004 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Bankası tarafından Karayolu Trafik Kazalarındaki Yaralanmaların Önlenmesi ile ilgili Dünya Raporu yayınlanmıştır. Bu raporun amacı hem hükümetleri hem de ilgili kurumları karayolu trafik kazaları ve bunların sonuçları konusunda bilgilendirmek ve bu kazalardan kaynaklanan yaralanma ve ölümlerin azaltılması için gerekli yaklaşımları ortaya koymaktır.

      2009 yılında yayınlanan ve 178 ülke tarafından sağlanan verilerin özetini içeren ilk DSÖ Karayolu Güvenliği Hakkında Küresel Durum Raporunda her ülke kendi karayolu güvenlik önlemlerine ait bir dizi faaliyet önerisinde bulunmuştur. Bu raporda, birçok ülkede karayolu trafik kazalarındaki yaralanmalarla ilgili bilinen temel risk faktörleri için tam bir mevzuat bulunmadığı belirtilmiştir. Özellikle düşük gelirli ülkelerde ise mevcut yasaların uygulanamadığı belirtilmiştir.

         Trafik kazalarındaki yaralanmalarla ilgili bilinen beş temel risk faktörü için koruyucu önlemler alınmasını içeren bu raporda; araç hızı, motorlu araçlardaki her bireyin emniyet kemeri kullanması, çocuk koltuklarının zorunlu hale getirilmesi, bisiklet ile motorsiklet kullanan sürücülerin kask kullanması ve sürücüler için kanda bulunacak maksimum alkol miktarının belirlenmesi ile ilgili mevzuatın değerlendirilmesi ve geliştirilmesi için tavsiyeler bulunmaktadır.

     Mayıs 2010’da, Birleşmiş Milletler Genel Meclisi tarafından “Karayolu Güvenliği İçin On Yıllık Eylem Planı 2010-2020” yapılmış bu plan ile üye devletlerin temel risk faktörleri ile ilgili mevzuat hazırlamaları istenmiş bu risk faktörleri için  ulusal bir karayolu güvenlik mevzuatı yapmayan yada uygulamaya koymayan; mevzuatın uygulanmasını sosyal pazarlama kampanyaları, kamu eğitimleri veya yaptırımlar (sert ve uygun cezalar) ile desteklemeyen ülkelere bu yönde adım atması yönünde uyarıda bulunmuştur.

       Mart 2013’te DSÖ tarafından yayınlanan Karayolu Güvenlik Mevzuatının Güçlendirilmesi başlıklı bir kitap ile hem karayolu güvenlik mevzuatı hakkında bilgi verilmesi hem de varolan yasa ve yönetmeliklerin iyileştirilmesi planlanmıştır. Bu kitap  Türkiye Emniyet Genel Müdürlüğünce 2014 yılında Türkçeye çevrilmiştir.

        Son yıllarda karayolu trafik güvenliğine ilişkin yapılan araştırmaların artmasına rağmen ülkemizde yılda 1 milyonun üzerinde trafik kazası gerçekleşmekte, bu kazalarda olay yerinde yaklaşık 5000 civarında ölüm 225.000 de yaralanma meydana gelmektedir. Bunun nedeni  gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen taşıt sayısı artmazken Türkiye gibi düşük ve orta gelirli ülkelerde araç sayılarının hızla artması bunun sonucunda çarpışma sayısında ve taşıt içinde bulunanların uğradığı zararda artışın gerçekleşmesidir.

          Son 10 yıldaki trafik kazalarına bakıldığında 1 milyon 313 bin 359 kişinin kaza yaptığı bunlardan 7530’unun ölümü ve 304 bin 421 kişinin yaralanması ile sonuçlandığı 2015 yılı, trafik kazalarında en çok hayatını kaybeden yıl olarak kayıtlara geçmiştir.

          Yıllardan beri yaz aylarında özellikle bayram tatili seyahatlerinde gerçekleşen trafik kazaları bu rekorlar içerisinde ayrı bir yere sahiptir. Bunun rekoru ise  1997 yılının kurban bayramına aittir. 7 günlük tatilde 641 kaza meydana gelmiş; 178 kişi ölmüş, 1357 kişi de yaralanmıştır.

    Travma hastasına dair demografik bilgiler, yaralanma bilgileri ve sonuçların kaydedildiği kompüterize bir veri tabanı sistemi olan travma kayıt sistemi uygulamaları henüz Türkiyede sistematik olarak uygulanmadığından trafik kaza nedenlerinin araştırılabilmesi için gerekli, tüm verilere ulaşma imkanı sınırlıdır. Bu konuya Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı trafik kaza verileri kısmen ışık tutsa bile bu veriler ‘’Kaza Yeri Tespit Tutanağı’’ ndaki; yani olay anındaki sayıları içerdiğinden, ambulans- hastane  evde geçen süre zarfında hayatını kaybedenlerin sayısını öngörmek zordur.

     2015 yılı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı trafik kaza verilerine göre ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarına etken yolcu kusurlarına ait bilgilere bakıldığında ölen 960 kişinin 106’sının emniyet kemeri takmaması sonucunda öldüğü görülmektedir.

EMNİYET KEMERİ

       Emniyet kemeri karayollarındaki çarpışmalarda taşıt içinde bulunanların maruz kaldığı yaralanmaların şiddetini azaltan en etkili yöntemdir.

         Emniyet kemeri takmayan kişiler çarpışma anında 3 tür çarpma ile karşı karşıya kalırlar. İlk çarpma, taşıt veya diğer nesneyi kapsar. İkinci çarpma ise emniyet kemeri takmayan kişi ile taşıtın iç yüzeyi arasında meydana gelir. Üçüncü çarpma organların göğüs duvarına çarpması ile oluşur. İkinci çarpma en fazla zararı oluşturan çarpma türü olup emniyet kemeri ile bu zarar büyük oranda azaltılabilmektedir.

        Emniyet kemeri takmayanların maruz kaldığı ön darbeler arasında en sık ve en ciddi olanı kafa travması olup bunu göğüs ve abdomen izler.

         Norveç’te yapılan bir çalışmada emniyet kemeri kullanmayan sürücü ve ön koltuk yolcularındaki kafa travması oranı ile arka koltukta emniyet kemeri kullanmadan seyahat edenlerin  oranının aynı olduğu sonucuna varılmıştır.

        Bir çarpışma olduğunda emniyet kemeri takmayan kişi taşıtın çarpma öncesindeki seyir hızıyla hareketine devam edecek, bunun sonucunda ya taşıtın iç kısımlarına savrulacak yada taşıttan dışarı fırlayacaktır. Çarpışma anında taşıttan dışarı fırlamak, ağır yaralanma yada  ölüm olasılığını arttırmaktadır. Emniyet kemeri takmak araçtan dışarı fırlama riskini %40 ilâ %65 arasında azaltmaktadır.

        The American College of Emergency Physicians (ACEP), emniyet kemerinin bir çarpışma anında taşıttan fırlamaya karşı en iyi koruma olduğunu, taşıttan fırlamayı önleme konusunda etkin olduğunu dile getirmektedir. Emniyet kemeri takmayan yolcuların %44'ü kısmen ya da tümüyle taşıttan fırlarken bu durum emniyet kemeri takanların sadece %5’inde görülmektedir.

     Emniyet kemerleri hem taşıtın iç kısmı ile temas riskini hem de yaralanmaların ciddiyetini azaltmaktadır. Ayrıca emniyet kemeri ile bir çarpışma anında insan vücuduna etki eden kuvvetlerin vücudun en güçlü kısımlarına dağıtmaktadır. Sürücü ve/veya yolcunun taşıttan fırlamasını ve taşıtta bulunan diğer kişilere gelebilecek darbeleri önlemektedir Emniyet kemeri takan kişiler koltuğunda kalacağından, hızı da taşıtla aynı oranda azalacak, böylelikle de vücudun maruz kaldığı mekanik enerji büyük oranda azalmış olacaktır.

     Emniyet kemerlerinin teknik faydaları çok iyi araştırılmış ve kanıtlanmıştır. Doğru tasarlanmış ve doğru monte edilmiş sistemler hayat kurtarmaktadır. Taşıtlara emniyet kemeri konulmasından bir sonraki hedef, yolcuların bu kemerleri kullanmasını sağlamaktır. Emniyet kemeri kullanma oranlarının düşük olduğu gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere bütün ülkelerde kullanım oranlarını arttırmak için yasal zorunluluk getirilmesi en temel adımdır. Emniyet kemerinin yüksek oranda kullanımını sağlamak için öncelikle emniyet kemeri kullanmanın yararları hakkında farkındalık yaratmak sonrasında ise halka yönelik bilgilendirme kampanyaları yapmak, bunları takiben yasal düzenlemeler getirip  ilgili kanununun yürürlüğe girmesini takip eden dönemde sıkı denetimler gerçekleştirmek gereklidir. Üretim ve kullanımı düzenleyen yasalarla birlikte sürdürülebilir bir denetim faaliyeti yürütülen, bunun yanı sıra farkındalığı arttırmak ve yasaya uyulmasını sağlamak için tanıtım ve eğitimden yararlanılan programların, kullanım düzeyini yükseltme konusunda başarılı olduğu kanıtlanmıştır.

   Ülkemizdeki yasal düzenlemeler hala yetersiz olup 18.07.1997 23053 sayılı Resmi Gazetedeki Karayolları Trafik Yönetmeliğindeki Madde 150 (Değişik:RG-9/6/2008-26901) (Sürücülerin ve Yolcuların Koruyucu Tertibat Kullanma Mecburiyeti) ile yerleşim yeri içinde ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapan M2 ve M3 sınıfı minibüs ve otobüsler (umum servis araçları hariç) ile dolmuş otomobillerindeki yolcuların emniyet kemeri takmalarının zorunlu olmadığı ayrıca 1/8/1998 tarihinden sonra ve 13/2/2009 tarihine kadar üretilmiş M2 ve M3 sınıfı minibüs ve otobüslerin bütün koltuklarında emniyet kemeri olmasının zorunlu olmadığı bildirilmektedir.                                                                                  

(http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=7.5.8182&MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=karayollar%C4%B1%20trafik)

        Bu durumda gerek farkındalığın gerekse eğitimin artırılarak yeterli yasal düzenlemelerin yapılması için biz hekimlerin itici güç olması gerektiği aşikardır.

Kaynaklar:

1.Karayolu Güvenliği Mevzuatının Geliştirilmesi: Ülkelere yönelik uygulama ve kaynak el kitabı. Dünya Sağlık Örgütü, 2013. Türkçe çevirisi: Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı Trafik Araştırma Merkezi Müdürlüğü, 2014

2.Emniyet Kemeri ve Çocuk Koruma Sistemleri Karar organları ve uygulayıcılar için karayolu güvenliği el kitabı FIA Otomobil ve Toplum Vakfı, 2009. Türkçe çevirisi: Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı Trafik Araştırma Merkezi Müdürlüğü, 2011.